(AİHS m. 6, 50)
Karar Tarihi: 22.10.1984
Başvuru no: 8790/79
DAVANIN ESASI (ÖZET)
I. Dava konusu olaylar
Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı olan başvurucu Bayan Viera Sramek, Almanyanın Münih kentinde oturmaktadır. Tyrolde bir köy olan Hopfgartende turistik bir tesis yapmak isteyen başvurucunun, o tarihe kadar tarım alanı olan bir parselin sahibi ile 1971de başladığı satış görüşmeleri, 1973te bir satış vaadi sözleşmesiyle (initial contract) sonuçlanmıştır. Başvurucu bir yıl sonra satıcıya satış bedelinin önemli bir bölümünü ödemiş, ancak nihai satış sözleşmesi (definitive contract), 13 Ocak 1977ye kadar tamamlanamamıştır.(8)
1973/1974 tarihli Tyrolean Tapu Kanununun (Real Property Transactions Act) 3. maddesine göre, yerel Tapu Kurulunun (Real Property Transactions Authority) onayı olmadıkça, bir satış sözleşmesi geçerlilik kazanmaz. Bu yasa, tarımsal ve orman alanları ile Avusturya vatandaşı olmayan gerçek bir kişinin üzerinde haklar iktisap ettiği her hangi bir alana da uygulanmaktadır.(9)
Başvurucunun satış sözleşmesi yerel Kurul tarafından 7 Mart 1977de onaylanmıştır; bu karar 31 Mart 1977 tarihlidir.(10)
6 Nisan 1977de, Innsbrucktaki Tyrol Tapu Memuru (Real Property Transactions Officer) (bk. aşağıda parag. 23), bu karara karşı Bölge Tapu Kuruluna itiraz hakkını kullanmıştır. Tapu Memuruna göre başvurucunun sözleşmesi, Yasanın 4(2). fıkrasına aykırıdır. Bu fıkraya göre taşınmazı satın alanın bir yabancı olması halinde, satış sözleşmesi ancak, "hakların iktisabı siyasal, ekonomik, sosyal veya kültürel menfaatlere aykırı olmaması halinde" onaylanabilir. "(a) yabancı malikliğinin boyutları veya yabancı maliklerin sayısı dikkate alındığında, söz konusu belde veya yörede yabancı hakimiyetinin kurulması riski varsa, (b)... ", böyle bir aykırılığın bulunduğu kabul edilir. Tapu Memurunun iddiasına göre, Hopfgarten köyünde 110 yabancı arazi sahibi olup, bu belde yabancı hakimiyetinin yaklaştığı yerlerden biridir. O halde söz konusu sözleşme, yukarıda geçen yasa hükmüne göre sosyal ve ekonomik menfaatlere aykırıdır. Başvurucuya bu itiraz metni tebliğ edilmiş ancak kendisi bir savunmada bulunmamıştır.(11)
Tyrol Tapu Memurluğu bir kaç "grup" şeklinde örgütlenmiş olup, her bir grup bir çok "bölüm" içermektedir. Mevcut olaydaki Tapu Memuru, III. grubun müdürüdür; sekreterlik hizmetleri bu gruptaki yedi bölümden bir tarafından, yani III b. 2 tarafından karşılanmaktadır.(12)
3 Haziran 1977de, Tyrol Valiliğindeki Bölge Tapu Kurulu bir duruşma yapmıştır. Bölge Kurulu, Tapu Memurunun ve başvurucu Sramekin huzuruyla, ama kapalı bir şekilde toplanmıştır. Başvurucu bir avukat yardımı almadan, bizzat kendisi bulunmuştur. Tapu Yasasına göre, Tapu Kurulu şu kişilerden oluşmuştur: Tyrol belediye başkanı, kendisi gayrimenkul işlerinde tecrübeli bir çiftçidir; Innsbruck Üst Mahkemesinden bir yargıç; raportör olarak III. grubun yedi bölümünden biri olan III b. 3 bölümünden bir memur; III f grubunun başkanı olarak Orman İşleri müdürü; bir çiftçi; ve bir avukat. Bu kurula sekreterlik hizmeti, raportörün mensubu olduğu III b. 3 bölümü tarafından sağlanmıştır.(13)
Kurulun duruşma tutanağına göre, raportör olayları sunmuş, soruşturma sırasında alınan bilirkişi raporunu ve mütalaaları okumuştur; mütalaa, Hopfgartenda yabancıların elinde bulunan parsel oranlarını da vermektedir. Bunun ardından Tapu Memuru, bu yörede yabancı egemenliği riski oluşmuş bulunduğu ve söz konusu arazinin temlikinin sosyal ve siyasal menfaatlere aykırı olacağı gerekçesiyle, yaptığı itirazın Kurul tarafından kabul edilmesini istemiştir. Başvurucu ise satış vaadi sözleşmesi ile satış sözleşmesi yaptığını, her şeyin yolunda gideceğine dair güvence aldığını, o tarihten bu yana defalarca Avusturyaya geldiğini, eşinin aileyle birlikte Münihte yaşadığını ve burada çalıştığını, kendisinin Avusturya vatandaşlığı için hazırlık yaptığını, ABDye dönmek istemediğini, ilk taksit olarak 111,591 Şilin ödediğini anlatmış ve satış sözleşmesinin onaylanmasını istemiştir.(14)
Bölge Tapu Kurulu aynı gün, yani 3 Haziran 1977de, söz konusu 1970/1973 tarihli yasanın 4(2)(a) bendine göre itirazı kabul etmiş ve temlikin onaylanması talebini reddetmiştir. Karar 16 Haziran tarihlidir. Kurul kararında, Hopfgarten beldesinde toplam 5.6 hektarlık arazi sahibi 110 yabancının yaşadığını, bu yörede 4,800 kişinin ve 1,100 ailenin ikamet ettiğini, ancak bunların hepsinin arazi sahibi olmadığını not etmiştir. Avusturyalı olmayanların şimdiden yüzde 10 oranını aştığını ve sahip oldukları mülk miktarının, yabancı hakimiyetine doğru bir eğilimin varlığını ortaya koyduğunu belirtmiştir. Kurul, yörede yabancı hakimiyet riski nedeniyle bir kaç yıldan bu yana yabancılara temlik işlemlerini onaylamadığını hatırlatmıştır. Kurulun tecrübelerine göre, bir arazi sahibi ile bir yabancı arasındaki satış sözleşmesinin onaylanması, başka yabancıların da o yöreye akın etmesine yol açmaktadır. Bu durum arazi fiyatlarını, yerli halkın alamayacağı şekilde yükseltmektedir. Bu nedenle bölgede katı bir hukuki denetim yapılmalıdır; alış ve satışlar tarım nüfusunun sürdürülmesine veya yerleşmesine katkıda bulunacak ise veya kamusal veya sosyal ihtiyaçları karşılamaya yarayacak ise, onaylanabilir. Oysa başvurucu Sramek, turistik bir tesis yapmayı planlamaktadır; aslında bu hedef bölgedeki otellerle karşılanabilir, ama yabancılar için villalar yapılmasının bir sonucu olarak oteller potansiyel müşterilerini kaybetmektedir. O halde düşünülen temlik, ekonomik ve sosyal menfaatlere zarar verecektir; bu nedenle 1970/1973 tarihli yasanın 4(2)(a) bendine aykırı düşmektedir.(15/1-4)
Bölge Kurulu, başvurucunun 1973 tarihindeki satış sözleşmesi, Amerikan vatandaşlarını Avusturya vatandaşlarıyla aynı hukuki statüye sokan 1928 tarihli ikili anlaşmaya dayanarak yaptığı savunmasını da reddetmiştir. Kurula göre, kendisinin karar vereceği tarihteki maddi ve hukuki durumu dikkate almak durumundadır. Kurula göre 1928 tarihli anlaşma bu bölgede her iki Devletin vatandaşlarına eşitlik tanımış değildir. Dışişleri Bakanlığının genel mevzuatın yabancılara uygulanacağını belirten 1973 yılı başındaki memorandumuna göre tasarlanan söz konusu temlik, Yasanın 1(2). fıkrasına girmektedir. Kaldı ki başvurucu, 1970/1973 tarihli yasanın 15. maddesine göre sözleşme yaptıktan sonra iki ay içinde bunun onaylanması için başvurmalıydı.(15/5)
22 Ağustos 1977de başvurucu, Bölge Kurulunun kararına karşı Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. Başvurucu, mülkiyet hakkının ve hukuken yetkili bir mahkeme tarafından verilecek bir karar elde etme hakkının ihlal edildiğinden şikayetçi olarak, Anayasanın 5, 83(2) ve Sözleşmenin 6. maddesini ileri sürmüştür. Sramek Anayasa Mahkemesinden bu kararı kaldırmasını veya dosyayı bir İdare Mahkemesine göndermesini talep etmiştir. Başvurucu 9 Mart 1978 tarihli tamamlayıcı dilekçesinde, avukatının Bölge Kurulun müzakere tutanaklarına ulaşamadığını, Kurulun aslında kararını duruşmanın bitimi olan 3 Haziran 1977de vermediğini öğrendiğini belirtmiş ve buradan da söz konusu kararın hukuken yetkili bir mahkeme tarafından verilmediği sonucunu çıkarmıştır. Başvurucu Anayasa Mahkemesinden, söz konusu tutanakların avukatı tarafından okunmasının sağlanmasını istemiştir.(16)
Anayasa Mahkemesi 3 Mart 1979da, bu başvuruyu reddetmiştir. Anayasa Mahkemesine göre Bölge Kurulu, Sözleşmenin 6. maddesi anlamında bir "yargı yeri"dir (tribunal); verdiği kararlar yürütme organı tarafından değiştirilemez veya kaldırılamaz; aralarında bir yargıcın da bulunduğu üyeleri, yargıç gibi bağımsızdırlar; görevlerini yerine getirirken, hiçbir yerden talimat almazlar; üç yıllık görev süreleri içinde görevlerinden alınamazlar. Buna göre Anayasa Mahkemesi, Sözleşmenin 6. maddesinin ihlal edilmediği sonucuna varmıştır. Başvurucunun diğer başvuru sebebi de reddedilmiştir. Anayasa Mahkemesi, Hopfgartende yabancı hakimiyeti tehlikesi bulunduğuna dair 1974 yılında karar verirken yanlış yönlendirilmiş olmadığını, bu görüşünü bugün değiştirmesi için bir sebep bulunmadığını belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi, Bölge Kurulu tarafından saptanan maddi olayların idari bir yargılamanın konusu olmadıklarını da not etmiştir. Anayasa Mahkemesi kapalı olarak toplanmış ve bir duruşma yapmadan karar vermiştir.(17)
Söz konusu parsel, yukarıdaki karardan da önce, bir Avusturya vatandaşına satılmış ve Hükümete göre burası bir otlak haline getirilmiştir. Bölge Kurulu, vereceği kararın Anayasa Mahkemesindeki davanın sonuçlanmasına kadar icra edilmemek üzere, yeni sözleşmeyi inceleyebileceğine karar vermiştir.(18)
Hükümet, Bölge Kurulunun son on yılda Hopfgartende her hangi bir yabancıya temlik işlemini onaylamadığını belirtmiştir. Hükümet 1973ten 1983e kadar verilen on tane red kararı göstermiştir; başvurucuya göre ise bu liste sonuca varmayı sağlayacak kadar ayrıntılı değildir.(19)
II. Konuyla ilgili iç hukuk
Anayasaya göre gayrimenkul işlemeleri konusunda yasal düzenleme yapma yetkisi Eyaletlere (Lander) bırakılmıştır. Bir çok Eyalet, tarım veya orman alanları ile yabancılarla ilgili bazı durumlarda bu işlemleri özel makamların onayına tabi tutmuşlardır. Tyrol Eyaletinin 1970/1973 tarihli Yasası, satış sözleşmesinin onaylanması için alıcının iki ay içinde başvurmasını gerektirmektedir. İşlem yetkili kurullar tarafından onaylanmadan tapu siciline işlenmez. Onay verilmezse, iktisap hükümsüzdür.(20-21)
Tarım veya orman alanlarıyla ilgili bir satış sözleşmesinde ilk derece yetkili makam, Tarım Komisyonudur; Valilikte (District Administration) kurulan bu Komisyon üç üyeden oluşur. Tarım Komisyonu oy çokluğuyla karar alır; kararlarına karşı Bölge Kuruluna taraflar ve Tapu Memuru (Transaction Officer) itiraz edilebilir. Tapu Memuru, Tyrol Hükümeti tarafından üç yıllığına atanır; gayrimenkul işlemlerinde tecrübeli olmalıdır.(22-23)
Meselenin Bölge Tapu Kurulu önüne gelmesi halinde, bu kurul ikinci ve son derece olarak kesin karar verir. Bu Kurulun üyeleri, incelenecek işlemin konusuna göre değişir; tarım ve orman alanları konusunda oy hakkı bulunan yedi üyesi bulunur. Yasanın 13(4). fıkrasına göre bunlar: (a) başkan olarak görev yapacak ve gayrimenkul işlerinde tecrübeli bir kişi; (b) bir yargıç; (c) gayrimenkul işlerinde eğitimli, valilikte görevli raportör olarak görev yapacak bir memur; (d) tarım hizmetleri müdürlüğünde görevli bir memur; (e) orman hizmetleri müdürlüğünde görevli bir memur; (f) bir tarım uzmanı (g) bir hukukçu.(24)
Yukarıdaki hüküm, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin 16 Temmuz 1971 tarihli Ringeisen kararında sonra, Anayasa Mahkemesi tarafından Sözleşmenin 6. maddesine aykırı bulunarak iptal edilen bir hükmün yerine, 28 Kasım 1973te getirilmiştir. Anayasa Mahkemesi sözü edilen kararında, 1970 tarihli Yasadaki Kurulu, Tyrol hükümetinin bir üyesinin başkan olarak yer alması, üyelerin görev sürelerini belirlemiş olmaması, görevden alınma koşullarının gösterilmemiş olması nedeniyle, "bağımsız ve tarafsız" bir yargı yeri görmemiştir.(25)
28 Kasım 1973 tarihli yasa değişikliğine göre, Kurulun yargıç üyesi Federal Adalet Bakanı tarafından, diğer üyeleri bölge Hükümeti tarafından atanır. Her bir üye yerine yedek üye de aynı usulle atanır. Üyeler üç yıllık bir süre için atanırlar. Yeniden atanmak mümkündür. Başkanın, yargıç üyenin, raportörün ve iki üyenin daha bulunması halinde Kurul toplanabilir. Oyçokluğuyla karar alınır. Oylar eşitse, başkanın tarafı ağırlık kazanır. Çekimser oy red sayılır. Bölge Kurulu görevini yerine getirirken her hangi bir yerden talimat almaz; yürütme organı Kurul kararlarını kaldıramaz veya değiştiremez. Kurulun çalışma usulünün ayrıntıları Bölge Hükümetinin çıkaracağı içtüzükle belirlenir. Kurlun memur olmayan üyeleri, çalışmaları karşılığında ücret ve yolluk alır; bunu Bölge Hükümeti belirler. Bir üye, göreve atanma yeterliliğini kaybetmesi veya görevini yerine getiremeyecek durumda olması halinde, görevden alınabilir. Memuriyet görevinden geçici bir süre için uzaklaştırılan bir Kurul üyesi, aynı süre içinde Kurul üyeliğinden de uzaklaştırılmış olur. Anayasanın 20(2). fıkrasına göre, bir Federal yasa veya Eyalet yasası, üyelerinden biri yargıç olan bir organın son derece kurul olarak karar vermesini öngörmüş ve bu organın kararlarının yürütme organı tarafından değiştirilemeyeceğini ve iptal edilemeyeceği belirtmiş ise, Kurulun diğer üyelerine de talimat verilemez. Yine Anayasanın 20(3). fıkrası, Bölge Kurullarının üyeleri görevleri sırasında edindikleri bilgiyi, tarafların veya idarenin menfaatlerinin gerektirmesi halinde açıklayamazlar.(26)
Bölge Tapu Kurulu önündeki usul, 1950 tarihli Genel İdari Yargılama Usulü Kanununda gösterilmiştir. Taraflar dosyayı inceleyebilirler ve savunma yapabilirler. Kurul aleni duruşma yapılmasına karar verebilir; taraflar görüşlerini ve delillerini sunabilirler ve diğer tarafın tanıklarının veya uzmanların görüşlerine karşı kendi görüşlerini bildirebilirler. Belirli bazı koşullarda, kurul üyesi memurun tarafsız olmadığı gerekçesiyle reddi mümkündür.(27)
Tyrol Hükümetinin 13 Eylül 1966 tarihli kararnamesiyle, Kurulun içtüzüğü yayınlanmıştır. Buna göre Kurul, tarafların yokluğunda olayı müzakere eder ve oylama yapar. Kurul müzakeresi tutanağa bağlanır; ancak dosyayı inceleme hakkı tutanakları kapsamaz. Kurulun tavsiye kararları (resolutions) kayda geçirilir; ancak bu kararlar yayınlanıncaya kadar değiştirilebilir. Kurul, bu tavsiyelere dayanarak yazılı karar (decision) verir; ancak acil durumlarda başkan kararı sözlü olarak da verilebilir. Bölge Kurulunda raportör, yapılan araştırmayla varılan sonuçları ortaya koyduktan ve yorumunu açıkladıktan sonra karar önerisini sunar; başka bir karar önermek isteyen üye, bunun gerekçelerini gösterir.(28)
Bölge Kurul kararlarına karşı Anayasa Mahkemesine başvurulabilir; fakat İdare Mahkemesine başvurulamaz.(29)
KOMİSYONDAKİ YARGILAMA
30. Bayan Sramek, 19 Eylül 1979 tarihinde Komisyona yaptığı başvuruda, hukuken kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri tarafından adil ve aleni olarak yargılanmadığını iddia etmiş ve Sözleşmenin 6(1). fıkrasına dayanmıştır.
31. Komisyon 4 Mart 1982de başvuruyu kabuledilebilir bulmuştur. Komisyon 8 Aralık 1982 tarihli raporunda bire karşı on bir oyla, Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
(Dava, süresi içinde Mahkemenin önüne getirilmiştir.)
KARAR GEREKÇESİ
I. Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlali iddiası
33. Sözleşmenin 6(1). fıkrası şöyledir:
"Herkes, kişisel hak ve yükümlülükleri ile hakkındaki bir suç isnadının karara bağlanmasında, hukuken kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri tarafından, makul bir sürede, adil ve aleni olarak yargılanma hakkına sahiptir. Karar aleni olarak açıklanır. Ancak duruşmayı izleyenler ve basın mensupları, çocuk ve gençlerin menfaatlerini veya tarafların özel yaşamlarını korumanın gerektirmesi halinde, ve adaletin zarar göreceği özel hallerde mahkemenin kesinlikle gerekli olduğuna inandığı ölçüde, demokratik bir toplumdaki genel ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik amacıyla duruşmanın tamamından veya bir bölümünden çıkarılabilir."
Başvurucunun iddiasına göre Bölge Tapu Kurulu (Regional Real Property Transactions Authority), "bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri" değildir; ayrıca, "adil" ve "aleni" bir yargılama da yapmamıştır. Hükümet bu iddialara karşı çıkmıştır; Komisyon ise, bağımsızlığın ve tarafsızlığın bulunmadığı iddialarını kabul etmiştir.
A. Sözleşmenin 6(1). fıkrasının uygulanabilirliği
34. Bir parsel arazi satın alan başvurucu Sramekin de ileri sürdüğü gibi, yasal şartları yerine getirmesi halinde, satış sözleşmesini onaylatma hakkına sahiptir. Olayda çıkabilecek ve çıkan aleyhe bir karar, temlik işleminin geçersiz olduğu anlamına gelecektir. Buna göre, söz konusu yargılamanın sonucu, "kişisel haklar ve yükümlülükler için belirleyici" (bk. 16.07.1971 tarihli Ringeisen kararı, parag. 94) olup, bu davada Sözleşmenin 6(1). fıkrasının uygulanabilir olduğu sonucunu doğurmuştur. Aslında Hükümet de bunu kabul etmiştir.
35. Başvurucu Sramekin olayı, üç organ önünde görülmüştür: Hopfgarten Tapu Kurulu, sonra Bölge Tapu Kurulu ve son olarak Anayasa Mahkemesi.
Hopfgarten Kurulu, buradaki incelemeyle ilgili değildir; sözleşmeyi onaylamış olan bu Kurul, başvurucunun şikayetlerinden birine konu olmamıştır.
Anayasa Mahkemesinden uyuşmazlığın esası hakkında karar vermesi istenmemiş, fakat sadece Bölge Kurul kararının anayasaya uygunluğunu incelemesi istenmiştir (bk. ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte, 06.05.1981 tarihli Buchholz kararı, parag. 48).
O halde üzerinde karar verilmesi gereken sorun, Bölge Kurulunun, Sözleşmenin 6(1). fıkrasının gereklerini taşıyıp taşımadığıdır.
B. Sözleşmenin 6(1). fıkrasına uygunluk
1. "Hukuken kurulmuş yargı yeri"
36. Avusturya hukukuna göre Bölge Kurulu, davalı Devletin mahkemelerinden biri olarak nitelendirilmemiştir. Ancak bu Kurul, Sözleşmenin 6. maddesi bakımından, kelimenin maddi anlamında bir "yargı yeri"dir (tribunal); çünkü bu Kurulun işlevi, görevi içine giren meseleler hakkında, öngörülmüş bir usule göre yargılama yaptıktan sonra, hukuk kurallarına dayanarak karar vermektir (bk. Kom. raporu, parag. 71 ve ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte 28.06.1984 tarihli Campbell ve Fell kararı, parag. 76).
Bölge Kurulu ayrıca, "hukuken kurulmuş", yani 1970/1973 tarihli yasayla kurulmuş bir yargı yeri yeridir.
2. "Bağımsız ve tarafsız yargı yeri"
37. Yukarıdakilere ek olarak, Bölge Kurulunun Sözleşmenin 6(1). fıkrasının gerektirdiği bağımsızlık ve tarafsızlığa sahip olup olmadıkları incelenmelidir.
Başvurucu Srameke göre bu şart, başka nedenlerle birlikte, şu nedenlerle yerine getirilmemiştir: Kurulun kompozisyonu ve üyelerinin atanma usulü; olaya taraf olan Eyalet Hükümetini temsil eden Tapu Memurunun (Tranactions Officer) memur üyeler karşısındaki durumu; üyelerin görev süresinin kısalığı (üç yıl); ve Kurulun başkanlığının Eyalet Hükümet binasında bulunması, Kurulun içtüzüğünün Eyalet Hükümeti tarafından yapılması ve Kurul üyelerine Eyalet Hükümeti tarafından ücret ödenmesi şeklinde üçlü bir olgunun bulunması.
Hükümet Tyrolean Bölge Kurulunu, Yukarı Avusturya Bölgesi Tapu Komisyonu ile karşılaştırmıştır. Hükümet, birinci Kurulun bağımsızlığının, yukarıda geçen Ringeisen kararında (bk. Ringeisen kararı, parag. 95) bağımsız olduğu Mahkeme tarafından kabul edilen ikinci organın bağımsızlığından daha fazla olduğunu iddia etmiştir. Hükümete göre Kurulun kompozisyonu, üyelerinin görev süresinin uzunluğu, yasada belirtilen haller dışında görevlerinden alınamamaları, üyelerine talimat verilmesini açıkça yasaklayan kurallar bulunması ve Tapu Memuru ile memur üyeler arasında "işlevsel ve örgütsel bir bağ" bulunmaması, bunu göstermektedir.
Komisyonun görüşüne göre ise mevcut dava, Ringeisen davasından daha fazla prensip meselesi ortaya çıkarmıştır. Komisyon, Hükümet tarafından dayanılan bazı faktörlerin önemsiz olmadığını, fakat yine de Bölge Kurulunun tam bağımsızlığını ve tarafsızlığını sağlayamadığını kabul etmiştir. Özellikle, Bölge Kurulunun kompozisyonu ve Tapu Memurunun raportör karşısındaki durumu, Bölge Kurulunun yürütme organından ve itirazda bulunandan yeterince bağımsız olarak görülmesini önlemiştir.
38. Mahkemeye göre, Anayasa Mahkemesinin bir kararından sonra (bk. yukarıda parag. 25-26) değişik haliyle Tyrolean Yasası, Bölge Kurulunun üyelerinin görev sürelerinin uzunluğu ve görevlerinden alınma ihtimali bakımından, Sözleşmenin 6. maddesinin gereklerini yerine getirmektedir. Yine, 1950 tarihli İdari Yargılama Usulü Kanununa göre uygulanabilir olan usul, her iki tarafın da yargılamaya katılmasını içermektedir (bk. yukarıda parag. 27). Yargıç dışındaki üyeleri atama yetkisi Eyalet Hükümetine verilmiş olmasına rağmen, bu durum kendiliğinden üyelerin bağımsızlık ve tarafsızlığından kuşkulanmak için bir sebep oluşturmamaktadır; çünkü bu üyeler, şahsi sıfatla (individual capacity) görev yapmak üzere atanmakta olup, yasa kendilerine yürütme organı tarafından talimat verilmesini yasaklamaktadır (bk. yukarıda parag. 26).
39. "Yargı yeri" üyeliği bakımından ise Bölge Kurulu, Kurul başkanı olarak bir çiftçi olan Tyrol beldesinin genel oyla seçilmiş belediye başkanından, Innsbruck Üst Mahkemesinden bir yargıçtan, tarım uzmanı olarak başka bir çiftçiden, bir hukukçudan, Eyalet Hükümeti tarafından atanmış biri raportör olarak görev yapan üç memurdan oluşmaktadır (bk. yukarıda parag. 13 ve 24).
40. Kuruldaki yargıcın, bağımsızlığı ve tarafsızlığıyla ilgili bir sorun yoktur. Aynı şey, tarım uzmanı bakımından da geçerlidir. Hukukçu üye konusunda ise başvurucu, eğer bu hukukçu Eyalet Hükümetini daha önce bir davada temsil etmiş ise, bazen Eyalet Hükümetinden talimat alabileceğini iddia etmiştir. Ancak talimat almış ise bile, sırf bu tahmin yüzünden onun tarafsızlığı tartışma konusu yapılamaz; kaldı ki, mevcut davada böyle bir şeyin varlığı anlaşılmadığından, dikkate alınabilecek bir durum yoktur.
Gayrimenkul meselelerindeki tecrübesi nedeniyle, Bölge Kuruluna başkanlık yapan kişinin bir belediye başkanı olması bakımından da bir sorun yoktur. Avusturyadaki belediyelerin hakları olan veya kendilerine devredilen yetkilerini, Eyalet veya Federasyonun denetimine tabi olarak kullandıkları doğrudur (bk. Anayasa md. 119 ve 119(a)); ancak buradan, belediye başkanlarının burada olduğu gibi, söz konusu yetkilerin dışında kalan meselelerde bağımsız hareket etmedikleri sonucuna varılamaz.
41. Geriye, 1970/1973 tarihli Yasaya göre Bölge Kurulu üyeleri arasında bulunmaları zorunlu olan ve Eyalet Hükümetin merkezinden gelen üç memurun durumunu incelemek kalmıştır.
Bu üyelerin durumunu incelerken, Mahkemenin yukarıda geçen Ringeisen kararında (bk. Ringeisen kararı, parag. 95-97), Yukarı Avusturya Bölge Komisyonunda memurların bulunmasını Sözleşmeye uygun görmüş olduğu hatırlatılmalıdır. Dahası Tyrol Hükümetinin, eldeki gibi bir yargılamada, yargısal görevlerini yerine getiren memurlara talimatlar vermesi kanunen yasaklanmıştır.
Ne var ki mevcut dava, Tapu Memuru tarafından temsil edilen Eyalet Hükümetinin başvurucu Sramekin lehine olan ilk derecede verilen karara karşı Bölge Kuruluna başvurduğu zaman olaya taraf statüsü kazanması ve Tapu Memurunun söz konusu üç memurdan birinin hiyerarşik üstü olması (bk. yukarıda parag. 12) bakımından, söz konusu Ringeisen davasından farklıdır. İşte o memur, Kurulda anahtar bir pozisyon işgal etmektedir; bu memur raportör olarak, araştırmanın sonuçlarını anlatmak ve yorumlamak ve ardından verilebilecek kararları sunmakla yükümlüdür; sekreterlik hizmeti bu bölüm, yani III b. 3 bölümü tarafından verilmiştir (bk. yukarıda parag. 13/son, 14 ve 28/son).
Hükümetin de işaret ettiği gibi Tapu Memuru, olayın ele alınış biçimiyle ilgili olarak raportöre talimat vermek için (bk. yukarıda parag. 26) bu hiyerarşik konumundan avantaj sağlayamaz ve mevcut olayda avantaj sağladığını gösteren hiçbir şey yoktur.
42. Bununla birlikte Mahkeme, raportörün Tapu Memuru karşısındaki astlık statüsünün olayla sınırlı olarak yaratabileceği sonuçlara bakmakla yetinemez. Bir yargı yerinin Sözleşmenin 6. maddesi bakımından bağımsız olup olmadığına karar verebilmek için, görünüş de belli bir öneme sahiptir (bk. ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte yukarıda geçen Campbell ve Fell, parag. 78, ve 01.10.1982 tarihli Piersack kararı, parag. 30).
Mevcut davada olduğu gibi, bir yargı yerinde, taraflardan biri karşısında görevleri ve hizmetin organizasyonu bakımından ast konumunda olan bir kimsenin bulunması halinde, bu kimsenin bağımsızlığı hakkında uyuşmazlığın diğer tarafının haklı bir kuşku duyması mümkündür. Böyle bir durum, demokratik bir toplumda mahkemelerin topluma vermeleri gereken güveni ciddi surette etkiler (bk. ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte yukarıda geçen Piersack kararı, parag. 30).
Buna göre olayda Sözleşmenin 6(1). fıkrası ihlal edilmiştir.
3. Adil ve aleni yargılama
43. Başvurucu ayrıca, adil muhakeme edilmediğini iddia etmiş ve yargılamanın aleni olarak yapılmamış olmasına karşı çıkmıştır.
Yukarıdaki paragrafta varılan sonuç, Mahkemenin bu şikayetler konusunda karar vermesini gereksiz kılmaktadır (bk. Kom. raporu parag. 83 ve ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte yukarıda geçen Piersack kararı, parag. 33).
II. Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması
44. Sözleşmenin 50. maddesi şöyledir:
"Mahkeme, Sözleşmeci Tarafların resmi makamları veya diğer makamları tarafından verilen bir kararın veya yapılan tasarrufun tamamen ya da kısmen bu Sözleşmeyle üstlendiği yükümlülüklere aykırı olduğu sonucuna varırsa, ve bu Sözleşmeci Tarafın iç hukuku, bu karar veya tasarrufun sonuçlarını kısmen onarmaya imkan veriyorsa ve gerekli gördüğü takdirde zarara uğrayan tarafa adil bir karşılık ödenmesine hükmedebilir."
45. Başvurucu maddi kayıplarına karşılık tazminat olarak 1,000,000 Şilin talep etmiştir. Başvurucu, söz konusu dönemde 120,000 Şiline karşılık, bugün benzer bir yer alabilmek için 1,200,000 Şilin ödemesi gerekeceğini ve bunun faizi de hesaplandığında bir milyon Şilin maddi kayba uğradığını iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca, yapmayı tasarlamış olduğu tesisin şimdi kendisine 490,000 Şilin daha pahalıya mal olacağını ve bu projeyi gerçekleştirememiş olmasının 500,000 Şilin gelir kaybına neden olduğunu eklemiştir. Ancak başvurucu, bu son iki miktar bakımından kendisine hemen bir ödeme yapılması için bir talepte bulunmamıştır.
Başvurucu Sramek, Avusturya makamları ve özellikle Tyrol Tapu Kurulu, Dışişleri Bakanlığı ve Anayasa Mahkemesi önündeki hukuki giderler ile Strasbourg organları önündeki hukuki giderler için kendisine 100,000 Şilin ödenmesini istemiştir. Başvurucuya göre aslında bu miktardan daha fazla harcamada bulunmuştur.
Hükümet esas itibarıyla, başvurucunun hiç maddi zarara uğramadığını savunmuş, hukuki giderler için bir yorumda bulunmamıştır. Komisyon ise, talepler hakkında bir görüş açıklamamıştır.
46. Mahkeme bu sorunun karara hazır olduğunu kabul etmektedir.
Maddi zararlarla ilgili olarak, başvurucu Sramekin talepleri sadece, Bölge Kurulu eğer Sözleşmenin 6(1). fıkrası anlamında "bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri" olmuş olsaydı, satış sözleşmesini onaylardı, varsayımından hareket etmektedir. Ancak dosyadaki deliller, Bölge Kurulu farklı bir kompozisyona sahip olmuş olsaydı başvurucu Sramekin lehine bir karara varacağını gösteren bir delil bulunmamaktadır; Bölge Kurulunun Avusturya hukukuna göre böyle bir karar vermiş olması gerekip gerekmediğini araştırmak, Mahkemenin görevi değildir. O halde, başvurucunun maddi kayıplarla ilgili iddiaları kabul edilemez.
Öte yandan Mahkeme, Hükümet tarafından itiraz edilmeyen hukuki giderleri kabul etmektedir. Mahkeme, bu giderlerin içtihatlarından çıkan kriterleri (bk. diğer kararlar arasında, ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte, 13.07.1983 tarihli Zimmermann ve Steiner kararı, parag. 38) yerine getirmiş olduğundan kuşkulanmak için bir sebep görmemektedir.
Bu gerekçelerle mahkeme,
1. İkiye karşı on üç oyla, Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlal edildiğine;
2. Oybirliğiyle, giderler ve masraflar için davalı Devletin başvurucuya 100,000 Şilin ödemesine;
3. Bire karşı on dört oyla, adil karşılık konusundaki diğer taleplerin reddine
Karar vermiştir.
SONKARARIN YERİNE GETİRİLMESİ
BAKANLAR KOMİTESİ: DH (85) 6; 13.03.1985
Hükümetin verdiği bilgiye göre: Tyrol Bölge Hükümeti 21 Kasım 1984 tarihli kararnameyle bölgesel idari teşkilat düzenlemesini değiştirmiştir. Buna göre taşınmaz işlemleriyle ilgili makamdaki raportörlük, tapu müdürlüğünden ayrılmıştır. Sonuç olarak taşınmaz işlemleri raportörlüğü tarafından yerine getirilen görevler ve hizmetler artık bundan böyle tapu müdürlüğüne tabi değildir. Bu kararnamenin bir kopyası Avrupa Konseyi İnsan Hakları Müdürlüğüne gönderilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy