(AİHS m. 6, 50)
Karar Tarihi: 23.10.1985
Başvuru no: 8848/80
DAVANIN ESASI
I. Dava konusu olaylar
10. 1927 doğumlu olan başvurucu Albert Benthem, yaşadığı yer olan Noordwoldede, bir garajın sahibi ve işletmecisidir.
11. 5 Nisan 1976da başvurucu, 1952 tarihli Çevresel Rahatsızlık Yasasına (bk. aşağıda parag. 19-22) göre, motorlu araçlar için sıvı petrol gazı ("LPG") dağıtım tesisi işletmek için ruhsat almak üzere belediyeye (municipal authorities) başvurmuştur. Bu tesis 8 metreküp kapasitede yer üstündeki bir depodan meydana gelecektir.
Başvuruya karşı itirazda bulunmak isteyenlere imkan vermek için, böyle bir başvuru yapıldığı çevreye ilan edilmiştir. Başvurucunun üç komşusu, 2 Haziran 1976da, burada meydana gelebilecek bir yangından ve yıldırımın neden olabileceği patlamadan kaygılandıklarını bildirmişlerdir.
12. 11 Ağustos 1976da belediye, söz konusu tehlikeleri karşılayabileceğini düşündükleri elli altı şarta bağlı olarak, ruhsat vermiştir. Belediye, Groningen Çalışma Müfettişliğinden bir görevlinin, bu şartlar altında onay verildiğine dair bir yazısına dayanmıştır.
13. 9 Ağustos 1976da Bölge Sağlık Müfettişi, ruhsat talebinin reddedilmesini tavsiye etmiştir; müfettişe göre çevredeki evler büyük risk altındadır. 17 Eylülde müfettiş, Kraliyete (Crown) itirazda bulunmuştur (bk. aşağıda parag. 24-26).
6 Ekim 1976da belediye bu itirazı Bentheme bildirmiştir. Belediye, itirazın durdurucu bir etkisi olmadığı için Benthemin tesisi kurabileceğini, ancak tesisi kuracak olursa, ruhsatın iptali halinde uğrayabileceği maddi zararlardan belediyenin sorumlu olmayacağını bildirmiştir.
14. Meseleyi soruşturma ve Kraliyete tavsiyede bulunma yetkisine sahip olan Yüksek İdare Mahkemesi İdari Uyuşmazlıklar Bölüm Başkanı (Administrative Litigation Division of the Council of State), bu konuda Sağlık ve Çevre Koruma Bakanlığından görüş istemiştir (bk. aşağıda parag. 24 ve 25; Yüksek İdare Mahkemesi Yasası md. 26 ve 32(c)). Bu konuda, Çevre Koruma Genel Müdürlüğün 7 Şubat 1977 tarihli yazıyla bilgi verilmiştir. Bu yazıya göre itiraz haklı olup, ruhsat için başka şartlar konulması gerekmektedir.
15. 22 Aralık 1977de tarafların hazır bulunduğu ve başvurucunun dinlendiği bir duruşmadan sonra Bölüm Başkanı, Genel Müdürlükten ek bilgiler istemiştir.
Genel Müdürlük 18 Mayıs 1978 tarihli yazıda, durumun değiştiğini, dolum ve dağıtım tesisinin yaratabileceği tehlikelere şimdi daha fazla önem verildiğini bildirmiştir. Genel Müdürlük, Sağlık Başmüfettişliğinin görüşüne katılarak, mevcut tavsiye standartlarındaki değişiklik tasarısına göre, gaz tanklarından ve dolum tesislerinden 150 metre çaplı bir daire içinde yirmi beşten fazla ev bulunamayacağını ve tesis ile en yakın ev arasında 25 metreden daha az bir mesafe olamayacağını belirtmiştir.
Böylece Genel Müdürlük, bu koşulları yerine getirmeyen Benthemin talep ettiği ruhsatın reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
16. 12 Eylül 1978 tarihinde yapılan duruşmada başvurucu, meseleye yeterince odaklanmayan Başmüfettişin "geçici görüşünün" (interim position), yeterince sağlam teknik temellere dayanmadığını iddia etmiştir. Bölüm Başkanı Genel Müdürden görüşünü daha fazla açıklamasını isteyince, Genel Müdür 30 Kasım 1978de, güvenliğe karşı tehlikelerle ilgili daha başka ayrıntılar sunmuştur. Genel Müdür, bir çok itiraz nedeniyle, yapılmakta olan bir çalışmanın sonuçlarına göre bu konuda ruhsat verirken daha dikkatli bir tutum benimsenmesi gerektiğini belirtmiş ve önceki görüşünü sürdürmüştür.
17. 8 Haziran 1979da, İdari Uyuşmazlıklar Bölümü, ruhsatın reddedilmesine ilişkin görüşünü Sağlık ve Çevre Koruma Bakanlığına göndermiştir. Bu konudaki bir Kararname taslağı bu yazıya eklenmiştir.
18. 30 Haziran 1979da Kraliyet, tasarı metnindeki terimleri içen bir Kararnameyle, belediyenin kararını iptal etmiştir. Kraliyet, LPG tesisleri ile komşu evler arasındaki mesafe konusuna farklı bakılması gerektiğini ve söz konusu olayda ek şartlar getirilmek suretiyle, risklerin ortadan kaldırılamayacağını belirtmiştir.
Sonuç olarak belediye, Bentheme tesis işletmesini sona erdirmesini emreden bir karar çıkarmıştır. Benthem bu karara karşı itirazda bulunmuş, ancak karar 13 Haziran 1980de Kraliyet (Crown) tarafından onaylanmıştır. Bu tesisin, belediye tarafından kapatılmasını sağlayan 10 Ekim 1980 tarihli ikinci bir karar, Yüksek İdare Mahkemesi Yargısal Bölümü tarafından 26 Temmuz 1982de şekli sebeplerle iptal edilmiştir. Duruşmalarda Mahkemeye verilen ve itiraz edilmeyen bilgiye göre tesis, Şubat 1984 tarihine kadar kapanmamıştır. 1984 yılı başında Benthem iflasını açıklamıştır.
II. Konuyla ilgili iç hukuk
1. 1952 tarihli Çevresel Rahatsızlık (Nuisance) Yasası
19. 1952 tarihli Çevresel Rahatsızlık Yasası, çevre için tehlike, zarar veya rahatsızlık kaynağı olabilecek belirli tesislerin ruhsatsız olarak kurulmasını, işletilmesini, kullanılmasını, genişletilmesini ve değiştirilmesini yasaklamaktadır (md. 2(1)).
Bu tesisler bir Kararnamede sıralanmış olup, aralarında LPG dağıtım tesisleri de yer almaktadır.
20. Belediyelere yapılan ruhsat başvuruları her şeyden önce, sözlü veya yazılı itirazlarda bulunabilecek olan kamuoyuna duyurulur. Bölge Sağlık Müfettişliği gibi belirli bazı hükümet organlarına da görüşlerini ifade etme imkanı verilir.
Karar verme yetkisi belediyenindir (md. 4). O tarihte yürürlükte olan Yasanın 13(1). fıkrasına göre belediye, bir ruhsat talebini ancak, tesisi kurmak, işletmek, kullanmak, genişletmek veya değiştirmek tehlike yaratacak ise veya mülkiyet, çalışma veya sağlık bakımından zarar veya ciddi sıkıntı yaratacak ise ve böyle bir tehlike, zarar veya rahatsızlık, bazı şartların getirilmesiyle giderilemeyecek ise, reddedebilir.
Bir ruhsat, hem ilk sahibini ve hem de ruhsatı devralanı kapsar (md. 14). Belediye tarafından bir ruhsat, belirli bir süre için veya ruhsat sahibini bağlayan belirli şartlarla verilebilir (md. 16 ve 17).
21. Katılan kişilerin ve makamların karardan haberdar edilmesinden sonra, ruhsat için başvuran kişi, usulüne göre itirazda bulunmuş bir kimse ve ilgili idari makamlar belirli bir süre içinde Kraliyete üst başvuruda bulunabilirler (o tarihte yürürlükte olan md. 20). Kraliyet başvuru hakkında, Yüksek İdare Mahkemesi İdari Uyuşmazlıklar Bölümünün tavsiyesi üzerine karar verir (md. 29).
Üst başvuru yapılmış olması, kararın icrasını durdurmaz; fakat Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 60(a) bendine göre başvuruda bulunan bir kimse, Bölüm Başkanından kararın icrasının ertelenmesi (defer implementatiton) veya bir ihtiyati tedbir kararı (interim measure) vermesini isteyebilir.
22. Bu işlemin sonunda Kraliyet ilk kararı ya onaylar veya değiştirir veya iptal eder.
2. Kraliyet tarafından başvuruların görülme usulü hakkında hükümler
23. Anayasaya göre, Kralın ve Kraliçenin şahsiyeti dokunulmazdır. Kral, kararlarda tasdik imzası bulunan bir Bakanın sorumluluğu altında kararlar verir.
Karar verme yetkileri (decision-making power) kullanılırken "Kraliyet" (Crown) terimi, Bakan veya Bakanlar ile birlikte, Kralı ifade eder.
24. Kraliyet başvuru yoluyla önüne getirilen idari uyuşmazlıklarda karar verir. Kraliyet bu görevini yerine getirirken, Yüksek İdare Mahkemesi İdari Uyuşmazlıklar Bölümü meseleyi araştırıp bir karar taslağı hazırlayıncaya kadar kararını vermez (Yüksek İdare Mahkemesi Yasası md. 26(1)).
Sayısı Kraliyet tarafından tespit edilen ancak Başkan dahil beşten az olmayan Bölüm üyeleri, Yüksek İdare Mahkemesi üyeleri arasından ve yine Şuranın tavsiyesi üzerine Kraliyet tarafından seçilir. İdari Uyuşmazlıklar Bölümü, yetkisine giren davalarda karar veren Yargısal Bölümden ayrı tutulmalıdır.
25. İdari Uyuşmazlıklar Bölümü Başkanı, gerekli resmi belgeleri ister ve ilgili Bakanlığı bundan haberdar eder (md. 32(c)(1)). İlgili taraflar, gerekli gördükleri yazılı delilleri sunabilirler (md. 34). Yapılan aleni duruşmada, isterlerse görüşlerini savunabilirler (md. 45). Bölüm Başkanı gibi taraflar da, tanık veya uzman dinlenmesini isteyebilirler, onlara sorular sorabilirler ve onların ifadeleri hakkında görüşlerini söyleyebilirler (md. 41(4), 46(5) ve (6) ve 48).
Bölüm kapalı olarak müzakerede bulunur (md. 51); keşif (on-site inspection) yapabilir (md. 52); ilave resmi belge isteyebilir; bunlar hakkında ilgili taraflar görüşlerini açıklayabilirler (md. 54); başka duruşma da yapabilir (md. 57).
26. Kraliyet, Bölümün tavsiyesini veya ek tavsiyesini aldıktan sonra altı ay içinde bir Kraliyet Kararnamesi çıkarır. Bu süre üç ay daha uzatılabilir (md 58(1)). Kraliyet bu sürenin sonunda, Bölümün tavsiyesine göre karar vermek durumundadır (md. 58(a)). Karar vermeden önce, ancak ilgili Bakanın önce Adalet Bakanına danışmış olması, eğer Adalet Bakanlığı da işin içindeyse, bu Bakanın Başbakana danışmış olması halinde, tavsiyeye uymaktan uzaklaşabilir (madde 57 ve 58(2)(a) ve (b)). Uygulamada Kraliyet bu yolu ancak çok nadiren kullanır.
İtirazı kabil olmayan Kraliyet kararları, hukukilik veya yerindelik (expediency) düşüncelerine dayanır.
Gerekçeleri de içeren Kararname, hemen ilgili taraflara ve Bölüme gönderilir. Bundan sonra Yüksek İdare Mahkemesi Sekreterliğinde, bir ay süreyle kamuoyunun bilgisine açık tutulur (md. 59(2)). Eğer Kararname tavsiyeden uzaklaşmış ise, Bölümün karar tasarısı, Bakanın Bölüm ve Adalet Bakanı veya Başbakanlıkla yazışmalarını da içeren Bakanlık raporu ile birlikte Resmi Gazetede yayınlanır (md. 58(3)).
KOMİSYONDAKİ YARGILAMA
27. Benthem, Komisyona 21 Aralık 1979 tarihinde başvurmuştur. Başvurucu olayda kişisel haklar ve yükümlülüklerle ilgili bir uyuşmazlığın bulunduğunu ve Sözleşmenin 6(1). fıkrasına aykırı olarak davasının bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri tarafından görülmediğini iddia etmiştir.
28. Komisyon, 10 Mart 1982de başvuruyu kabuledilebilir bulmuştur.
Komisyon 8 Ekim 1983 tarihli raporunda, olayda Sözleşmenin 6(1). fıkrasının uygulanabilir olmadığı (sekize karşı dokuz oyla), şikayet edilen yargılamanın bu fıkranın gereklerine uygun olup olmadığını incelemenin gerekli olmadığı ve dolayısıyla bir ihlal bulunmadığı (altıya karşı on bir oy) görüşünü açıklamıştır.
(Dava, süresi içinde Mahkemenin önüne getirilmiştir).
KARAR GEREKÇESİ
I. Sözleşmenin 6(1). fıkrasının uygulanabilirliği
30. Bentheme göre, alınmak istenen ruhsatın veya buna ilişkin başvurusunun reddedilmesinin, Çevresel Rahatsızlık Yasasına ve daha genel olarak hukukun üstünlüğünün gereklerine uygun olup olmadığı konusunda ciddi bir tartışma vardır.
Başvurucunun görüşüne göre, hem başlangıçta belediye tarafından ruhsatın verilmesi ve hem de daha sonra Kraliyet tarafından reddedilmesi, doğrudan ve kesin olarak mesleki faaliyetlerini ve akdi ilişkilerini ve böylece Sözleşmenin 6(1). fıkrası anlamında kişisel hak ve yükümlülüklerini etkilemiştir. Bu fıkra şöyledir:
"Herkes, kişisel hak ve yükümlülükleri(nin) ... karara bağlanmasında, hukuken kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri tarafından makul bir sürede adil ve aleni olarak yargılanma hakkına sahiptir. ..."
31. Hükümet ise, şu şekilde savunma yapmıştır: Bir kamu makamı tarafından verilen bir kararın Sözleşmenin 6. maddesinin kapsamına girebilmesi için, eğer karar özel hukuk sözleşmelerinin bir sonucu değilse bile, en azında bu tür sözleşmeleri içeren bir faaliyetle doğrudan ilişkili olmalıdır. Buna ek olarak ilgili kişi işini, geri alınamaz bir ruhsat dolayısıyla yürütüyor olmalıdır. Ancak, burada durum böyle değildir. Benthem mülkiyet hakkından tam ve serbestçe yararlanma hakkını da burada ileri süremez, çünkü bu hak da hukuk kurallarıyla çerçevelenmiştir. Yine burada söz konusu olan durum, daha önce verilmiş olan bir hakkın geri alınması veya durdurulması değil, ama bir ruhsat verilmesi suretiyle yeni bir hakkın yaratıldığı bir durumdur. Son olarak, garaj çalıştırma işinin yürütülmesi tehlikede değildir; Benthemin bu işini sürdürmesi ve özellikle komşuları için tehlike bulunmayan bir yerde LPG satmasını engelleyen hiçbir şey yoktur.
Hükümet alternatif olarak, başvurucunun iddia ettiği hakkın belediye tarafından verilmeden önce mevcut olmadığını, bundan sonra bile, bu konudaki karar Kraliyet tarafından iptal edilinceye kadar, geçici bir hak olduğunu ileri sürmüştür.
O halde Hükümete göre, Sözleşmenin 6(1). fıkrası mevcut olayda uygulanabilir değildir.
Komisyon sekize karşı dokuz oyla, aynı sonuca ulaşmıştır.
A. Bir hak üzerinde "uyuşmazlığın" (contestation, dispute) varlığı
1. Mahkeme içtihatlarında benimsenen prensipler
32. Mahkeme içtihatlarından ortaya çıkan prensipler arasında şunlar vardır:
(a) Sözleşmenin ruhuna uygunluk, "uyuşmazlık" kelimesinin "çok da teknik" olmayan bir biçimde ve "biçimsel olmaktan çok maddi bir anlam" verilmesini gerektirir (bk. 23.06.1981 tarihli Le Compte, Van Leuven ve De Meyere kararı, parag. 45).
(b) Bir "uyuşmazlık" sadece "bir .... hakkın fiilen varlığı" ile değil, ama aynı zamanda bu hakkın kapsamı veya kullanılma tarzıyla da ilişkili olabilir (bk. aynı karar, parag. 49). Bu uyuşmazlık hem "maddi sorunlar" ve hem de "hukuki sorunlar" ile ilgili olabilir (bk. aynı karar, parag. 51/son, ve 10.02.1983 tarihli Albert ve Le Compte kararı, parag. 29/son ve 36).
(c) Bir "uyuşmazlık" gerçekten varolmalı ve ciddi bir niteliğe sahip bulunmalıdır (bk. 23.09.1982 tarihli Sporrong ve Lönnroth kararı, parag. 81).
(d) 16 Temmuz 1971 tarihli Ringeisen kararına göre, "kişisel haklar ve yükümlülükler üzerindeki bir uyuşmazlık, sonucu bu tür haklar ve yükümlülükler için belirleyici olan bütün yargılamaları kapsar" (bk. 16.07.1971 tarihli Ringeisen kararı, parag. 94). Ancak "ince bir bağlantı veya uzak sonuçlar Sözleşmenin 6(1). fıkrası için yeterli değildir ...; yani kişisel haklar ve yükümlülükler, uyuşmazlığın konusu veya konularından biri olmalıdır; yargılamanın sonucu, bu tür bir hak için doğrudan belirleyici olmalıdır" (bk. yukarıda geçen Le Compte, Van Leuven ve De Meyere kararı, parag. 47).
2. Bu prensiplerin mevcut davaya uygulanması
33. Mahkeme, başvurucu ile Hollanda makamları arasında başvurucunun iddia ettiği bir ruhsat hakkının "fiilen varlığına" ilişkin "gerçek ve ciddi" bir uyuşmazlığın, en azından Weststellingwerf belediyesi kararına karşı Bölge Müfettişinin itirazından sonra doğduğunu kabul etmektedir. Benthemin belediye makamları tarafından kendisine verilen ruhsatla, 11 Ağustos 1976 ile 30 Haziran 1979 tarihleri arasında kanuna aykırı davranmadan tesisini kullanabilmesi (bk. yukarıda parag. 13/2), bunu göstermektedir. İtiraz konusu kararın iptaline yol açabilen ve olayda yol açmış olan yargılamanın sonucu, söz konusu hak için doğrudan belirleyicidir.
O halde Kraliyet, Benthem tarafından ileri sürülen bir hakla ilgili bir uyuşmazlık üzerinde karar vermek durumundadır.
B. Söz konusu hakkın kişisellik (civil, medeni) niteliği
1. Mahkeme içtihatlarında benimsenen prensipler
34. Mahkeme içtihatlarına göre, "... kişisel haklar ve yükümlülükler kavramı, sadece davalı Devletin iç hukukuna dayanılarak yorumlanamaz" (bk. 28.06.1978 tarihli König kararı, parag. 88-89).
Ayrıca Sözleşmenin 6. maddesi, sadece "geleneksel anlamındaki özel hukuk uyuşmazlıklarını, yani bireyler arasında veya bir birey ile egemen sıfatıyla değil de özel hukuka tabi olarak özel bir şahıs gibi hareket eden Devlet arasındaki uyuşmazlıkları" kapsamaz (bk. aynı karar, parag. 90). Buna göre, "meselenin nasıl çözüleceğini düzenleyen mevzuatın... ve mesele hakkında yetkili kılınmış makamın niteliğinin pek bir önemi yoktur"; bu makam "olağan bir mahkeme, bir idari organ, vd. olabilir" (bk. yukarıda geçen Ringeisen kararı, parag. 94). "Sadece söz konusu hakkın niteliği önemlidir" (bk. yukarıda geçen König kararı, parag. 90).
35. Mahkeme bu vesileyle, "kişisel haklar ve yükümlülükler" kavramının soyut bir tanımını vermesi gerektiğini düşünmemektedir. Mahkemeye göre yukarıda belirtilen prensipler mevcut davaya gereği gibi uygulanır.
2. Bu prensiplerin mevcut davaya uygulanması
36. Başvurucunun hakkı olduğunu iddia ettiği ruhsat, kendisinin bir işadamı olarak faaliyetlerini yürütmesinin şartlarından biridir. Ruhsat, bir kimsenin mal ve mülkünü hukukun gereklerine uygun bir biçimde kullanma hakkıyla yakından bağlantılıdır. Ayrıca bu tür bir ruhsat, başka şeylerle birlikte, üçüncü kişilere devredilebilme özelliğinin de gösterdiği gibi, mülksel (proprietary) niteliğe sahiptir.
Hükümete göre, Behthemin sadece LPG tesisini kendi seçtiği bir yerde kullanması engellenmiş olup, başka bir yer için ruhsat alabilirdi. Mahkeme bu savunmayla ikna olmamıştır; çünkü, başarılı olabileceği önceden garanti edilmemiş yeni bir başvuru yapılmasını gerektirecek olan bu tür bir değişikliğin, işin değeri ve itibarı üzerinde ve ayrıca Benthemin müşterileri ve kendisine mal sağlayanlarla akdi ilişkileri üzerinde menfi etkileri olabilirdi. Bu durum, ruhsat verilmesi ile başvurucunun ticari faaliyetlerinin bütünlüğü arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu teyid etmektedir.
Sonuç olarak tehlikede olan şey, Sözleşmenin 6(1). fıkrası anlamında bir "kişisel" (civil) haktır. O halde bu hüküm, Kraliyete yapılan üst başvuru yargılamasında uygulanabilir.
II. Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlali iddiası
37. Şikayet konusu yargılamanın Sözleşmenin 6(1). fıkrasına uygunluğu hakkında karar verebilmek için, iki kurumun, yani Yüksek İdare Mahkemesi İdari Uyuşmazlıklar Bölümü ile Kraliyetin durumu incelenmelidir.
A. Yüksek İdare Mahkemesi İdari Uyuşmazlıklar Bölümü
38. Başvurucu, Bölümün hiçbir bağlayıcı gücü olmayan, sadece bir tavsiye sunabilmesine dayanmıştır. Ayrıca, başvurucuya göre Bölüm, bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri de oluşturmamaktadır. Teknik konularda yetkili Bakanlığın birimlerine danışmaktadır; Bakanlık birimi, Bölümün hazırlamış olduğu Kararname tasarısını yeniden incelemesini kendisinden talep edebilir ve son bir çare olarak bunu onaylamayabilir. Dahası Bölüm, görüşlerini belirli bir süre içinde vermek zorunda değildir ve kendisinin tavsiye metni gizli olup, ne üst başvuruda bulunana ne ruhsat sahibine ve ne de ruhsatı veren makama iletilir.
39. Hükümete göre, Kraliyete üst başvurulardaki yargılamanın Sözleşmenin 6(1). fıkrasının gereklerini yerine getirip getirmediği hakkında karar verebilmek için, görünüşün ardındaki gerçeklere bakmak gerekir. Bölüm uyuşmazlık hakkında karar verme yetkisine sahip olmamakla birlikte, olayı sadece hukuki sorunlar bakımından değil, ama her yönüyle dinleyebilir; aslında Bölüm bir mahkeme gibi hareket etmektedir; yetkili Bakanlık, çok nadiren Bölümün önerilerini izlememektedir.
40. Mahkeme bu savunmaya katılmamaktadır. Sözleşmedeki hakların ihlal edilip edilmediğine karar verebilmek için, görünüşlerin ve kullanılan dilin ardına geçip, durumun gerçekleri üzerinde yoğunlaşılması gerektiği doğrudur (bk. diğerleri arasında, 5(1). fıkrasıyla ilgili olarak 24.06.1982 tarihli Van Droogenbroeck kararı, parag. 38). Ancak, bir karar verme yetkisi, Sözleşme anlamındaki "yargı yeri" kavramına içkindir (bk. 22.10.1984 tarihli Sramek kararı, parag. 36). Oysa Bölüm, sadece bir tavsiye sunabilmektedir. Kabul edilmelidir ki bu tavsiye, mevcut olayda olduğu gibi, olayların büyük bir bölümünde izlenmektedir; fakat bu durum, bağlayıcılığı olmayan bir tatbikattan ibaret olup, Kraliyet her an bu tatbikattan ayrılabilir (bk. özellikle, ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte, 22.05.1984 tarihli de Jong, Baljet ve van den Brink kararı, parag. 48). O halde Yüksek İdare Mahkemesi İdari Uyuşmazlıklar Bölümü önündeki yargılamada, Sözleşmenin 6(1). fıkrasının gerektirdiği "uyuşmazlık konusu meselelerin bir yargı yeri tarafından karara bağlanması" şartı yerine getirilmemektedir (bk. özellikle yukarıda geçen Albert ve Le Compte kararı, parag. 29/son).
B. Kraliyet
41. Başvurucuya göre, Kraliyete yapılan üst başvurulardaki yargılamada, itiraz konusu kararların sadece hukukiliği değil, ama ayrıca yerindeliği (expedinecy) de incelendiğinden, bu işlem yargısal değil, ama idari niteliktedir.
Mevcut davada itirazda bulunan kişi, Bölge Sağlık Müfettişidir; onun amiri ise
Çevre Koruma Genel Müdürüdür; bu Müdür aynı zamanda Kraliyete yapılan itirazları ele alan bölümden de sorumludur. Yine Kraliyet Kararnamesinin dayandığı teknik görüş, bağımsız ve tarafsız uzmanların görüşünü değil, ama Bakanın ihtiyari görüşünü yansıtmaktadır.
42. Hükümete göre ise, Kraliyet burada esas itibarıyla yargısal nitelikte bir görev yerine getirmektedir. Çok istisnai durumlar bir tarafa bırakılacak olursa Kraliyet, Yüksek İdare Mahkemesi İdari Uyuşmazlıklar Bölümü tarafından sunulan tavsiyeyi izlemek durumunda olup, gerçekten de bu olayda izlemiş bulunmaktadır. Bölge Müfettişi ise, itirazda bulunmak söz konusu olduğunda, Bakandan bağımsız olarak hareket etmektedir.
43. İdari Uyuşmazlıklar Bölümünden farklı olarak, Kraliyetin uyuşmazlık hakkında karar verme yetkisine sahip olduğu doğrudur; ancak Sözleşme bundan daha fazlasını istemektedir. Sözleşme "yargı yeri" (tribunal) kelimesiyle, en önemli özellikleri bağımsızlık ve tarafsızlık ile "yargısal usul güvenceleri" gibi "ortak temel özellikler ... gösteren organları" kastetmiştir. Mahkeme bu noktada yerleşik içtihatlarına ve özellikle 18 Haziran 1971 tarihli De Wilde, Ooms ve Versyp kararına atıfta bulunur (bk. 18.06.1971 tarihli De Wilde, Ooms ve Versyp kararı, parag. 78).
Ne var ki, yürütmenin başı olarak Kraliyetin kararını açıkladığı Kraliyet Kararnamesi, şekli açıdan idari bir işlem olup, Parlamentoya karşı sorumlu bir Bakandan çıkmaktadır. Dahası Bakan, itirazda bulunan Bölge Sağlık Müfettişinin ve Bölüme teknik raporu sunan Bakanlık Genel Müdürünün de hiyerarşik amiridir.
Son olarak Kraliyet Kararnamesi, Sözleşmenin 6(1). fıkrasının gerektirdiği yargısal bir organ tarafından yapılan bir denetime de tabi değildir.
C. Sonuç
44. Buna göre Sözleşmenin 6(1). fıkrası ihlal edilmiştir.
III. Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması
45. Sözleşmenin 50. maddesi şöyledir:
"Mahkeme, Sözleşmeci Tarafların resmi makamları veya diğer makamları tarafından verilen bir kararın veya yapılan tasarrufun tamamen ya da kısmen bu Sözleşmeyle üstlendiği yükümlülüklere aykırı olduğu sonucuna varırsa ve bu Sözleşmeci Tarafın iç hukuku, bu karar veya tasarrufun sonuçlarını kısmen onarmaya imkan veriyorsa ve gerekli gördüğü takdirde zarara uğrayan tarafa adil bir karşılık ödenmesine hükmedebilir."
Benthem iflasının ve boşanmasının doğrudan, Weststellingwerf belediyesi tarafından kendisine verilen ruhsatın iptal edilmesine bağlanabilir olduğunu iddia etmiştir. Başvurucu bu başlık altında maddi tazminat olarak 2.500.000 Gulden, manevi tazminat olarak 1.500.000 Gulden talep etmiştir.
Başvurucu, örneğin yargılama sırasında katlandığı giderler ve masraflar için başka hiçbir talepte bulunmamıştır. "Sözleşmenin 50. maddesi bağlamında Mahkeme normal olarak, sadece gerçekten kendisine yapılmış talepleri ele alır .... ve, burada kamu düzeni söz konusu olmadığından, başvurucunun başka bir şekilde zarar görmüş olup olmadığını resen incelemez" (bk. 06.11.1980 tarihli Sunday Times kararı,parag. 14).
46. Mahkeme, Hükümetin de işaret ettiği gibi, LPG tesisinin 1984 yılı başına kadar kullanımda olduğunu gözlemlemektedir (bk. yukarıda parag. 18/son). Benthemin iflasına ve boşanmasına söz konusu Kraliyet Kararnamesinin sebep olduğunu kanıtlayan hiçbir şey yoktur. Bu koşullarda Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlalinin tespit edilmiş olması, mevcut davada yeterli adil karşılık oluşturur.
Bu gerekçelerle mahkeme,
1. Altıya karşı on bir oyla, Sözleşmenin 6(1). fıkrasının mevcut davada uygulanabilir olduğuna;
2. Altıya karşı on bir oyla, Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlal edildiğine;
3. Oybirliğiyle, yukarıda varılan sonucun Sözleşmenin 50. maddesi bakımından yeterli adil karşılık oluşturduğuna
Karar vermiştir.
SON KARARIN YERİNE GETİRİLMESİ
BAKANLAR KOMİTESİ: DH (88) 6; 26.04.1988
Hükümetin verdiği bilgiye göre: Mahkemenin kararını yerine getirebilmek için Kraliyet önündeki uyuşmazlıklar hakkında Geçici Yasa çıkarılmıştır.
18 Haziran 1987 tarihinde kabul edilen ve 1 Ocak 1988de yürürlüğe giren bu yasa, Kraliyetin yetkili olduğu konularda yargılamayı geçici olarak düzenlemektedir. Bu yasa Yüksek İdare Mahkemesi İdari Davalar Dairesine karar verme yetkisi tanımış ve böylece bu Daire Sözleşmenin 6(1). fıkrası anlamında bir yargı yeri durumuna gelmiştir. Bu yasa Geçici nitelikte olup, bu konudaki mevzuat değişikliği beş yıl içinde yapılacaktır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy