(AİHS m. 6, 50)
Karar Tarihi: 09.04.1984
Başvuru no: 8966/80
DAVANIN ESASI
I. Dava konusu olaylar
10. 1951 doğumlu bir İtalyan vatandaşı olan bay Francesco Goddi, çobandır; Terni iline bağlı San Venanzoda ikamet etmektedir.
11. Başvurucu 6 Haziran 1975te, bay F ile birlikte çeşitli suçlardan Forli Bölge Mahkemesi tarafından yargılanmıştır. Başvurucu silahla tehdit, ruhsatsız silah ve mühimmat bulundurma ve taşıma suçlarından on sekiz ay hapis cezası ve 300,000 Liret ağır para cezası almış, ruhsatsız askeri silah bulundurma ve taşıma, mala zarar verme, meskun mahalde tehlikeli olabilecek bir patlamaya sebebiyet verme suçlarından ise delil yetersizliğinden (for want of sufficient evidence) beraat etmiştir.
12. Sanıklar ile Bologna Üst Mahkeme savcısı ve başsavcı, bu karara itiraz etmişlerdir. Goddinin itiraz dilekçesi, kendisini İlk Derece Mahkemesi önünde savunan iki avukattan biri olan Monteleone tarafından yazılmıştır.
Bologna Üst Mahkemesi duruşma günü olarak 30 Kasım 1976 tarihini belirlemiş, fakat avukat Monteleone kendisine tebligat yapıldığı halde duruşmaya gelmemiştir. Üst Mahkeme avukat Maioyu, başvurucuya müdafi olarak tayin etmiş (officially-appointed lawyer) ve sonra başka usuli sebepler yargılamayı süresiz olarak ertelemiştir. Daha sonra mahkeme Başkanı, duruşmanın 9 Temmuz 1977de yapılmasına karar vermiştir. O gün Üst Mahkeme, bay F.ye tebligat yapılmadığı için bir kez daha duruşmayı ertelemiştir. Duruşma tutanağı (record of sitting) Goddinin duruşmaya kendi seçtiği avukat Bezicheri ile birlikte geldiğini belirtmekte, fakat bu avukatın başvurucuyu o tarihte temsil eden tek avukat olup olmadığını belirtmemektedir.
13. 20 Eylül 1977de Üst Mahkeme Başkanı, ertelenmiş duruşmanın 3 Aralıkta yapılmasına karar vermiştir. Üç gün sonra Bologna Başsavcısı, başvurucunun ikamet ettiği Orvieto savcılığına bir yazı yazarak, bunun başvurucuya tebliğ edilmesini ve başvurucu tutuklu ise Bolognaya getirilmesi için gerekli düzenlemenin yapılmasını istemiştir.
Tebligat memuru (bailiff). bu celpnameyi (summons) Goddiye veya kanunen tebligatı almakla yetkili bir kimseye tebliğ edememiş ve belediyeye bırakmıştır; tebligat memuru başvurucunun evine hem bir not bırakarak ve hem de iadeli taahhütlü bir yazı göndererek başvurucuyu bilgilendirmiştir. 5 Ekim 1977de gönderilen iadeli taahhütlü yazı 7 Ekimde bizzat başvurucu tarafından alınmıştır.
29 Ekimde, Forli savcılığının yakalama müzekkeresi gereğince, başvurucu gözaltına alınmış ve Forli Bölge Mahkemesinin 3 Mayıs 1976 tarihinde verdiği altı aylık hapis cezasını çekmek üzere Orvieto cezaevine konmuştur.
14. 3 Aralık 1977 tarihindeki duruşma, sadece başvurucunun ve avukatının değil, fakat davaya müdahil olanların (party seeking damages), suç ortağı ve avukatının, davet edilen üç tanığın da yokluğunda yapılmıştır. Goddinin kısa bir süre önce gözaltına alınmasından habersiz olan Üst Mahkeme, kendisini mazeretsiz olarak gelmeyen (unlawfully absent) kişi olarak beyan etmiştir.
Başvurucu, hakkında bir ceza davasının sürmekte olduğunu ve duruşma tarihini yetkililere söylediğini iddia etmiş, ancak buna dair bir kanıt göstermemiştir. Bu iddiayı reddeden yetkililer ise başvurucunun duruşmaya gelmesini sağlayacak bir tedbir almamışlardır.
Avukat Bezicheri tebligatı almadığından duruşmaya gelmemiştir. Tebligat, avukat Monteleoneye ve muhtemelen bir de, başvurucuyu İlk Derece Mahkemesi önünde savunmuş olan avukat Ronconiye gönderilmiştir. Avukat Bezicherinin kendi ifadesine göre, duruşmayı iki gün sonra, yani 5 Aralıkta, yargılamanın safahatı hakkında bilgi almak isteyen müvekkilinin akrabalarının kendisine gelmesiyle öğrenmiştir.
15. Üst Mahkeme 3 Aralıktaki duruşmada, Goddi namına hareket etmek üzere avukat Strazianiyi görevlendirmiştir. Savcı, o gün duruşmada bulunması gereken üç tanığın (bk. yukarıda parag. 14) daha sonra dinlenmesi için duruşmanın ertelenmesini talep etmiştir. Üst Mahkeme, kapalı olarak müzakere ettikten sonra, bu talebi reddetmiş ve duruşmaya devam etmiştir.
Savcı, Goddinin Forli Bölge Mahkemesi tarafından delil yetersizliğinden beraat ettiği suçlamalardan da mahkum edilmesini ve İlk Derece Mahkemesi kararının diğer noktalarının onaylanmasını istemiştir. Avukat Straziani, avukat Monteleone tarafından yazılmış itiraz dilekçesindeki sebepleri tekrarlamaktan başka bir şey yapmamıştır.
Yargılama aynı gün sonuçlanmıştır. Üst Mahkeme başsavcılığın taleplerini kabul etmiş ve başvurunun cezasını ağırlaştırarak, dört yıl hapis cezası, üç aylık tutma ile birlikte 500,000 Liret ağır para cezası ve 30,000 Liret hafif para cezası vermiştir.
16. Başvurucu bu kararı temyiz etmiştir. Temyiz sebeplerinden ikisi, kendisinin ve avukatının 3 Aralık 1977 tarihli duruşmada bulunmamalarıyla ilgilidir.
Temyiz Mahkemesi 8 Kasım 1979da temyizi reddetmiştir. Temyiz Mahkemesi, avukat Monteleoneye gönderilen tebligatın, Ceza Usul Kanununun 410. maddesindeki şartları (bk. aşağıda parag. 19) yerine getirdiğini bildirmiştir. Goddinin hukuka aykırı biçimde duruşmada bulunmamasıyla ilgili olarak da, başvurucunun hangi mazerete dayandığının Üst Mahkeme tarafından bilinmediğini not etmiştir.
II. Konuyla ilgili iç hukuk ve kararlar
(a) Sanığın duruşmada bulunması
17. Ceza Usul Kanununun 427. maddesi şöyledir:
"Tutuklu bir sanık, kaçma veya şiddet kullanma riskini engellemek için önceden tedbir alınması gerekmedikçe, fiziksel kısıtlama altında olmaksızın duruşmaya katılır.
Sanığın duruşmaya katılmayı reddetmesi ve 497. maddedeki hallerden birinin bulunmaması halinde, mahkeme sanki sanık duruşmada mevcutmuş gibi yargılamaya devam eder; her halükarda sanık, müdafi (defence councel) tarafından temsil edilir.
..."
Bu yasanın uygulanmasıyla ilgili tüzüğün 22. maddesine göre, tutuklu sanığın duruşmaya getirilmesini istemek, savcını görevidir.
18. Sanık, yazılı bir beyanla duruşmaya gelmek istemediğini bildirebilir. Sanık gelmek istemediğini bildirmezse, duruşmaya katılması ve bir müdafi tarafından temsil edilmesi ve yardım görmesiyle ilgili hükümlere uygun davranılır; uygun davranılmazsa, yargılama hükümsüz sayılır (null and void) (md. 185). Ancak Temyiz Mahkemesi, ilgili kişinin cezaevinde bulunduğunun mahkeme tarafından bilinmemesi halinde, bu geçersizlik sebebinin uygulanmayacağına hükmetmiştir (2. Daire, 30 Ekim 1972, no. 1267, Kararlar 1974, s. 2403).
Ceza Usul Kanununun 497. maddesine göre, cezaevinde olsa bile, bir sanık meşru bir mazereti (legitimate impediment) nedeniyle duruşmaya katılamazsa, duruşmaya devam edilmesine rıza göstermedikçe mahkeme duruşmayı erteler. Ancak 498. maddeye göre, mazeret meşru değilse ve tebligat usulüne uygun olarak gerçekleştirilmişse, mahkeme sanığın yokluğunda karar vermek zorundadır.
(b) Duruşma gününün tebliği
19. Ceza Usul Kanununu, duruşma gününun hem sanığa ve hem de savunma avukatına bildirilmesini öngörmektedir.
Avukata tebliğ ile ilgili olarak 410. madde şöyle demektedir:
"Bölge Mahkemesi, Ağır Ceza Mahkemesi, Üst Mahkeme veya Ceza Üst Mahkemelerindeki davalarda yazı işleri, tespit edilen duruşma gününün duruşmadan en az sekiz gün önce yazılı olarak savunma avukatına tebliğ edilmesini sağlar..."
Bu maddeye uyulmaması halinde, davet geçersiz sayılır (md. 412).
Öte yandan Temyiz Mahkemesi Genel Kurulu, 7 Şubat 1981 tarihli Murdocca ve Diğerleri kararında, birden fazla avukatla temsil edilen bir sanığın sadece bir avukatına tebligat yapılmasının yeterli olduğuna hükmetmiştir.
(c) Savunma avukatının duruşmaya katılması
20. Ceza Usul Kanununun 125. maddesi, başka şeylerle birlikte, sanığın savunma avukatının yardımından yararlanamaması halinde, yargılamanın geçersiz olacağını belirtmektedir. Bunun istisnası, 3,000 Lireti aşmayan para cezası veya bir ayı aşmayan hafif hapis cezası veya her ikisinin de verilebileceği suçlardır. Duruşma sırasında sanık ikiden fazla savunma avukatıyla temsil edilemez.
Aynı Yasanın 133(2). fıkrasına göre, sanık savunma avukatını kendi isteğiyle değiştirirse veya sadece azlederse, bundan yargıç veya soruşturmayı yürüten savcı bilgilendirilmedikçe, değişlik veya azletme sonuç doğurmaz; duruşma sırasında yapılan değişiklik veya azil, duruşma tutanağına geçirilmekle hüküm doğurur.
21. Sanık bir avukat atamaz veya atadığı avukat görevini yerine getirmezse, mahkeme tarafından resmen bir avukat görevlendirilir (Ceza Usul Kanunu md. 128(1) ve son fıkraları).
22. Temyiz Mahkemesi kararına göre bir avukat, duruşmada yer almazsa ve yerine başka bir avukatın duruşmaya çıkmasını sağlamazsa, müdafilik statüsü sona erer (5. Daire, 26 Mart 1975, Canistracci). Temyiz Mahkemesi şöyle demiştir:
"Bu durumda sanık, önceki müdafiinin yetkisini yenilemezse, mahkeme tarafından görevlendirilen bir avukat tarafından savunulur. Yenileme olmadığı takdirde önceki avukat Üst Mahkemelere başvuruda bulunamaz; bu haklar yargılama sırasında sanığa yardım etmiş veya onu temsil etmiş olan müdafiinin olur. Buna göre, sonraki duruşma tebligatı resmen görevlendirilmiş müdafie yapılır..."
KOMİSYONDAKİ YARGILAMA
23. Goddi, 1 Mayıs 1980 tarihinde Komisyona yaptığı başvuruda, adil yargılanmadığını, çünkü kendi seçtiği bir avukatın hukuki yardımını alamadığını ve kendisine göre Bologna Üst Mahkemesi yanlış olarak kendisini duruşmada mazeretsiz olarak bulunmayan kişi ilan ettiğini iddia etmiştir. Başvurucu Sözleşmenin 6(1). fıkrasına ve 6(3)(c) bendine dayanmıştır.
24. Komisyon, 5 Mart 1982de başvuruyu sadece Sözleşmenin 6(3)(c) bendine göre inceleyerek, kabuledilebilir bulmuştur.
Komisyon 14 Temmuz 1982 tarihli raporunda oybirliğiyle, Sözleşmenin ihlal edildiği görüşünü açıklamıştır.
(Dava, süresi içinde Mahkemenin önüne getirilmiştir.)
KARAR GEREKÇESİ
I. Sözleşmenin 6(3)(c) bendinin ihlali iddiası
26. Sözleşmenin 6(3)(c) bendine göre "hakkında bir suç isnadı bulunan bir kimse" şu haklara sahiptir:
"kendisini bizzat veya seçeceği bir avukat aracılığıyla savunma; avukata ödeme yapabilmek için yeterli imkanı yoksa ve adaletin yararı gerektiriyorsa ücretsiz hukuki yardım alma;"
Başvurucuya göre Bologna Üst Mahkemesindeki 3 Aralık 1977 tarihli duruşma, yukarıda geçen bende aykırı bir biçimde yapılmıştır. Başvurucu bunun üç nedenle böyle olduğunu ileri sürmüştür: kendisi duruşmaya çıkabilme durumuna sokulmamıştır; duruşma günü, avukat Bezicheriye değil de artık kendisini temsil etmeyen avukat Monteleoneye tebliğ edilmekle kendi seçtiği bir avukatın hukuki yardımını almaktan yoksun bırakılmıştır; resmen atanmış avukat olan Strazianinin savunması etkili olamamıştır.
Komisyon bu iddiaları esas itibarıyla kabul etmiştir. Öte yandan Hükümet, Goddinin kendi isteğiyle duruşmada bulunmadığını; ikinci olarak avukat Monteleoneyi açıkça azletmediğinden Bologna Üst Mahkemesi tarafından izlenen usulün söz konusu hakka aykırı düşmediğini; son olarak, avukat Strazianinin görevini yerine getiriş tarzını yargıçların denetleyemeyeceklerini savunmuştur.
27. Bu davanın incelenmesine, Sözleşmenin 6(3)(c) bendindeki amacın Bologna Üst Mahkemesi önünde gerçekleştirilemediği gözlemiyle başlanmalıdır. Avukat Bezicheri 3 Aralık 1977 tarihli duruşmaya katılmamış ve başvurucu tarafından kendisine verilen görevi yerine getirmemiştir. Başvurucu da duruşmaya çıkamamıştır; çünkü kendisi Orvieto cezaevindedir. Hemen orada resmen atanmış avukat olarak görevlendirilen avukat Straziani, ne dava dosyası ve müvekkili hakkında bilgi sahibidir ve ne de müvekkilinin 29 Ekimde tutuklandığını biliyordur; ayrıca savunma hazırlamak için gerekli zaman da bulamamıştır, çünkü Üst Mahkeme duruşmanın ertelenmesi talebini reddetmiş ve aynı gün yargılama sona ermiş, ki bu yargılamanın sonucunda İlk Derece Mahkemesinin verdiği cezadan daha ağır bir hapis cezası verilmiştir (bk. yukarıda parag. 15).
Böylece Goddi, 3 Aralık 1977de, Sözleşmenin 6(3)(c) bendinin gerektirdiği "pratik ve etkili" savunma (bk. 13.05.1980 tarihli Artico kararı, parag. 33) yapamamıştır.
28. Bununla birlikte, bu durumun İtalyan Devletine yüklenip yüklenemeyeceği veya hangi oranda yüklenebileceği belirlenmelidir. Mahkeme, Sözleşmenin 6(1). fıkrasındaki genel adil yargılama kavramının unsurlarını oluşturan güvencelerin yer aldığı 6(3)(c) bendinin (bk. aynı karar, parag. 32) ihlal edilip edilmediğine karar verebilmek için, şikayetin her bir parçası incelemiş ve sonra bütüncül bir değerlendirme yapmıştır.
29. Goddi her şeyden önce, Orvieto savcılığının ve cezaevi yetkililerinin, kendisinin 3 Aralık 1977deki duruşma için Bolognaya gidebilmesini sağlamak üzere tedbir almadıklarından şikayetçi olmuştur.
Bologna Üst Mahkeme savcısı, 23 Eylül 1977de Orvieto savcılığından sanığa duruşma tebligatının tebliğ edilmesini, eğer cezaevinde ise Bolognaya getirilmesi için gerekli işlemlerin yapılmasını istemiştir. Ancak başvurucu bu tarihte henüz dışarıdadır; Forli savcılığının talimatı üzerine 29 Ekim 1977de yakalanıncaya kadar serbest kalmıştır (bk. yukarıda parag. 13). Bu aşamada Orvieto savcılığının yapabileceği tek şey, tebligatı başvurucuya tebliğ etmekti. Bu savcılık bu bağlamda gerekli işlemleri yaptığından, yani Goddiye en geç 7 Ekimde tebliğ etmiş olduğundan (bk. aynı yer), başvurucunun Üst Mahkeme önüne çıkamamasından savcılık sorumlu görülemez; Hükümet bu noktaya haklı olarak işaret etmiştir.
Cezaevi yetkilileri bakımından ise; Goddi onlara, hakkında bir ceza davasının bulunduğunu ve duruşma gününü söylediğini iddia etmiş; ancak Hükümet buna karşı çıkmıştır (bk. yukarıda parag. 14). Ne başvurucu ne de Hükümet kendi iddialarını destekleyen delil göstermişlerdir. Mahkemenin önünde bu maddi sorunun çözebilmesine imkan veren başka bir bilgi de bulunmamaktadır. Buna göre bu noktada, İtalyan makamlarının kusurlu olduğu kanıtlanamamıştır.
30. Goddinin seçtiği avukatın duruşmaya gelmemesi konusunda Mahkeme, İtalyan hukukuna göre duruşma gününün avukat Monteleoneye ve avukat Bezicheriye birlikte mi, yoksa sadece bir tanesine mi, bir tanesi ise hangisine tebliğ etme yükümlülüğü bulunduğunu belirlemek durumunda değildir; Mahkeme Sözleşmenin gereklerinin yerine getirilmesini sağlamak zorundadır.
Bu açıdan bakıldığında Mahkeme, avukat Bezicheriye tebligat yapılmamasının, başvurucuyu "pratik ve etkili" bir savunmadan (bk. yukarıda geçen Artico kararı, parag. 33) yoksun bırakan önemli bir unsur olduğu sonucuna varmaktadır. Davanın önceki aşamaları Bologna Üst Mahkemesini sadece avukat Bezicherinin 3 Aralık 1977de bu karakterde bir savunma yapabileceği sonucuna götürmeliydi. Üst Mahkeme önüne çıkmamış avukat Monteleoneden farklı olarak, avukat Bezicheri 9 Temmuz 1977 tarihli duruşmada yer almıştı (bk. yukarıda parag. 12). Buna göre, söz konusu tebligatın kendisine gönderilmesi gerekliydi.
Sözleşme açısından bakıldığında, avukat Bezicherinin duruşmada bulunmaması daha da olumsuz olmuştur; çünkü Goddinin kendisi de bulunmamıştır; sanığın duruşmada bulunmamasının nedenini bilmeyen avukat Straziani, Ceza Usul Kanununun 497. maddesine göre duruşmanın ertelenmesi talebinde de bulunamamıştır (bk. yukarıda parag. 18); son olarak, Forli Bölge Mahkemesi tarafından 6 Haziran 1975te verilen cezalar artırılabilirdi ve aslında artırılmıştır da (bk. yukarıda parag. 11 ve 15).
Başvurucu avukat Monteleoneyi açıkça azletmiş olsaydı, şikayet konusu durumun meydana gelmeyeceği doğrudur. Fakat İtalyan hukukuna göre, yeni bir avukat atamak suretiyle zımni azil de mümkündür. Sözleşmenin 6(3)(c) bendi açısından bakıldığında, başvurucuya bu tutumu yüzünden bir eleştiri yöneltilemez.
31. 3 Aralık 1988 tarihli duruşmada, resmen atanmış avukatın Goddi için yaptığı savunma konusunda ise, adaletin dağıtılmasına katılan biri olarak vicdanının sesine göre hareket eden ve serbest bir mesleğin mensubu olan avukat Strazianinin davadaki davranış tarzı hakkında fikir beyan etmek, Mahkemeye düşmez. Öte yandan Mahkeme, Bologna Üst Mahkemesinin sanığa yeterli savunma fırsatı vermek gibi adil yargılanmasını sağlamak için gerekli işlemleri yapıp yapmadığına karar vermek zorunda da değildir.
Gerçekten de avukat Straziani dosyayı çalışmak, savunma hazırlamak ve gerektiği takdirde müvekkiline danışmak için yeterli zaman ve kolaylıklara sahip olmamıştır. Üst Mahkeme, duruşma gününün avukat Bezicheriye tebliğ edilmemesi karşısında, Baronun bağımsızlığı ilkesine saygı göstermekle birlikte, resmen atanmış avukatın görevini en iyi şekilde yerine getirmesi için en azından bazı olumlu tedbirler alabilirdi (bk. ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte, yukarıda geçen Artico kararı, parag. 33); örneğin, savcılığın talebi üzerine duruşmayı erteleyebilir (bk. yukarıda parag. 15) veya bizzat kendisi resen yeterli bir zaman kadar yargılamanın durdurulmasına karar verebilirdi.
Avukat Strazianinin bu tür bir talepte bulunmamış olmasından bir sonuç çıkarılamaz. Goddinin duruşmada bulunmaması ve avukat Bezicheriye tebligat yapılmaması gibi olayın bu istisnai şartları, Üst Mahkemenin pasif kalmamasını gerekli kılmıştır.
32. Bir bütün olarak ele alınan bu koşullar Mahkemeyi, Bologna Üst Mahkemesi önündeki 3 Aralık 1977 tarihli duruşma aşamasında Sözleşmenin 6(3)(c) bendinin gereklerine uygun davranılmadığı sonucuna götürmektedir. Bu olumsuzluk Temyiz Mahkemesi tarafından da giderilememiştir; çünkü Temyiz Mahkemesi 8 Kasım 1979 tarihli kararında başvurucunun temyiz sebeplerini reddetmiştir (bk. yukarıda parag. 16). Bu nedenle ihlal vardır.
II. Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması
33. Sözleşmenin 50. maddesi şöyledir:
"Mahkeme, Sözleşmeci Tarafların resmi makamları veya diğer makamları tarafından verilen bir kararın veya yapılan tasarrufun tamamen ya da kısmen bu Sözleşmeyle üstlendiği yükümlülüklere aykırı olduğu sonucuna varırsa, ve bu Sözleşmeci Tarafın iç hukuku, bu karar veya tasarrufun sonuçlarını kısmen onarmaya imkan veriyorsa ve gerekli gördüğü takdirde zarara uğrayan tarafa adil bir karşılık ödenmesine hükmedebilir."
34. Başvurucu, "zararları karşılığında 20 milyon Liret (102,000 FF) talep etmiştir. Başvurucu bu talebini 3 Aralık 1977 tarihinde verilen hapis cezalarına dayandırmıştır.
Komisyon bu davada Sözleşmenin 6(3)(c) bendinin, yukarıda geçen Artico davasında olduğu gibi temyiz talebi incelenirken değil, maddi olaylar la ilgili yargılama sırasında ihlal edildiğine işaret etmiş; buradan da Goddi davasında ihlalin etkisinin daha şiddetli bi biçimde hissedilmiş olabileceği sonucuna varmıştır.
Hükümet ise, başvurucunun taleplerinin aşırı olduğunu belirtmiştir.
Yukarıdaki görüşlere rağmen, Mahkeme önünde tarafların hepsi meselenin takdirini Mahkemeye bırakmışlardır.
Buna göre sorun karara hazırdır.
35. Başvurucu, yeterli savunma yapma imkanına sahip olmuş olsaydı, daha hafif bir ceza almış olabileceğini ve Üst Mahkemenin Forli Bölge Mahkemesinin kararını muhtemelen onaylamaktan başka bir şey yapmayacağını ileri sürmüştür.
Mahkeme böyle bir iddiayı kategorik biçimde kabul edemez. Ancak, İlk Derece Mahkemesinin verdiği hapis cezasının Bologna Üst Mahkemesi tarafından önemli ölçüde artırıldığı hatırlanmalıdır; Goddiye pratik ve etkili savunma imkanı verilmiş olsaydı, sonuç muhtemelen farklı olurdu. Bu olayda böyle gerçek bir fırsat kaybı adil bir karşılığa hükmedilmesini gerektirir (bk. yukarıda geçen Artico kararı, parag. 42).
Buna başvurucunun, Sözleşmenin 6(3)(c) bendinin ihlalinin bir sonucu olarak uğradığı manevi zararları da eklemek gerekir.
36. Yukarıdaki zarar unsurlarından hiçbiri, kesin biçimde bir hesaplanmaya imkan vermemektedir. Sözleşmenin 50. maddesinin gerektirdiği hakkaniyet esasına dayanarak bunları birlikte ele alan Mahkeme, Goddiye 5.000.000 Liret ödenmesini takdir etmektedir.
Bu gerekçelerle mahkeme oybirliğiyle,
1. Sözleşmenin 6(3)(c) bendinin ihlal edildiğine;
2. Davalı Devletin başvurucuya 5.000.000 Liret ödenmesine
Karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy