(AİHS m. 5, 50)
Karar Tarihi: 27.06.1988
Başvuru no: 9106/80
USUL VE ESAS (ÖZET)
Mahkeme Esas hakkında verdiği 29 Şubat 1988 tarihli kararda (bk. no. 155), tu başvurucunun ard arda verilen tutuklama kararlarıyla kapalı tutukevinde tutulmasının, Sözleşmenin 5(1). fıkrasına göre hukuka aykırı bir tutma olduğunu ve bu kararların hukukiliğine itiraz için Sözleşmenin 5(4). fıkrasının şartlarını taşıyan bir dava açma imkanı bulunmadığını tespit etmişti. Geriye sadece, Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması sorunu kalmıştı. Başvurucu, uğradığını iddia ettiği zararları için 150,000 Belçika Frangı tazminat istemişti. Belçika Hükümeti ise 22 Eylül 1987 tarihli duruşmada esas itibarıyla, tutuklamayla ilgili 20 Nisan 1874 tarihli Yasanın 13 Mart 1973 tarihli Yasayla değişik biçimiyle, gerektiği taktirde tartışma konusu tedbirler için de tam bir giderim sağladığını savunmuştu; bu yasanın 27. maddesi, "Sözleşmenin 5. maddesine
aykırı bir şekilde özgürlüğünden yoksun bırakılan bir kimseye", "adliye mahkemeleri önünde" ileri sürülebilecek" "bir tazminat hakkı" tanımaktaydı.(1-3)
Mahkeme 29 Şubat 1988 tarihli kararında, Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması sorunu karara hazır olmadığından, bu sorunu saklı tutmuş ve tarafları varabilecekleri bir anlaşma konusunda Mahkemeyi bilgilendirmeye davet etmişti. 1 Haziran 1988de alınan yazıda, Hükümet başvurucuya 150,000 Belçika Frangı ödemeyi kabul ettiğini bildirilmiş, başvurucunun avukatı da bu miktarın ödenmesini kabul ettiklerini belirtmiştir. Komisyon temsilcisinin bir itirazı olmamıştır.(4-7)
KARAR GEREKÇESİ
8. Sözleşmenin 50. maddesi şöyledir:
"Mahkeme bir Sözleşmeci Tarafın resmi makamları veya diğer makamlar tarafından verilen bir kararın veya yapılan bir tasarrufun tamamen veya kısmen bu Sözleşmeyle üstlendiği yükümlülüklere aykırı olduğunu tespit ederse ve bu Sözleşmeci Tarafın iç hukuku verilen kararın veya yapılan tasarrufun sonuçlarını ancak kısmen onarmaya imkan veriyorsa, mahkeme gerekli gördüğü takdirde zarara uğrayan tarafa adil bir karşılık ödemesine hükmedebilir."
Mahkeme, bu davadaki esas konular hakkında verdiği 29 Şubat 1988 tarihli kararından sonra, Hükümet ile başvurucu arasında, Sözleşmenin 50. maddesi bakımından bir dostane çözüme vardıkları konusunda bilgilendirilmiştir. Anlaşma hükümlerini ve Komisyon temsilcisinin bu konuda bir itirazının bulunmamasını göz önünde tutan Mahkeme, Mahkeme İçtüzüğünün 53(4). fıkrası anlamından "hakkaniyete uygun" bir anlaşmaya varıldığını tespit etmektedir. Buna göre Mahkeme, varılan anlaşmayı resmen kaydetmekte ve İçtüzüğe göre davanın düşmesine karar verilmesinin uygun olduğu sonucuna varmaktadır.
Bu Gerekçelerle Mahkeme Oybirliğiyle,
Davanın düşmesine
Karar Vermiştir.
SONKARARIN YERİNE GETİRİLMESİ
BAKANLAR KOMİTESİ: DH (95) 16; 07.02.1995
Hükümetin verdiği bilgiye göre: 2 Şubat 1994 tarihinde kabul edilen ve 27 Eylül 1994 tarihinde yürürlüğe giren yeni yasadaki tedbirlerle birlikte, ağır zarara uğramış gençlerin korunmasıyla ilgili altyapıda yapılan gerekli değişikler, Mahkeme tarafından Sözleşme'nin 5. maddesine ihlal oluşturduğunu tespit ettiği olayların yinelenmesini engelleyecek niteliktedir.
1965 tarihli Çocuk ve Gençlerin Korunması Hakkında Yasanın 53. maddesini değiştiren 1994 tarihli Yasanın 18. maddesine göre, Çocuk Mahkemeleri aynı olayla ilgili olarak bundan böyle bir çocuk hakkında birden fazla tutuklama kararı veremeyecektir. Azami tutukluluk süresi, on beş gün olarak korunmuştur. Yasanın 18. maddesine göre bu tutuklama sadece, Ceza Kanununa göre bir yıl hapis cezası veya daha ağır bir ceza gerektiren suçları işlediğinden kuşkulanılan kişilere uygulanabilecektir; ayrıca kişinin olay tarihinde en az on dört yaşında olması gerekir.
Öte yandan 1965 tarihli Yasanın 53. maddesi, 28 Mart 1990 tarihli Flaman Topluluğu Kararnamesi ve 4 Mart 1991 tarihli Fransız Topluluğu Kararnamesiyle kısmen kaldırılmıştır. Bu nedenle bundan sonra, toplulukların yetki alanına giren olaylarda, yani bir çocuk suç olarak nitelendirilmeyen bir eylemde bulunması halinde, tutuklama kararı verilemeyecektir. Bu tutuklamanın, federal düzeyde de iptal edilmesi öngörülmektedir. 1994 tarihli Yasanın 19. maddesi bu tarihin Kraliyet Kararnamesiyle tespit edileceğini belirtmektedir.
1994 tarihli Yasa, tutuklama usulüyle ilgili güvenceler bakımından şu değişiklikleri getirmektedir. Yasanın 16. maddesine göre Çocuk Mahkemesi tarafından yargılanan bir kimse, avukatın hukuki yardımından yararlanma hakkına sahiptir. Yasanın 21. maddesine göre sanık 18 yaşın altında ise ve bir avukatı yoksa, kendisine bir avukat atanır. Savcı tutuklama kararı talep ettiği zaman, Yasanın 22. maddesine göre taraflar ve avukatları, dosyayı inceleyebilirler. Yasanın 18. maddesine göre tutuklama kararına itiraz. kırk sekiz saat içinde yapılabilir; bu itiraz Üst mahkemenin Çocuklara ilişkin dairesi tarafından incelenir ve itirazdan sonra beş iş günü içinde karar verilir.
Altyapı ile ilgili olarak gelişmeler bakımından ise, üçü Flamanca konuşulan bölgede üç de Fransızca konuşan bölgede olmak üzere, altı kurumda çocuklar için toplam yüz kişilik yer ayrılmıştır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy