(AİHS m. 6)
Karar Tarihi: 23.04.1987
Başvuru no: 9273/81
DAVANIN ESASI
7. Başvurucular, Aşağı Avusturyadaki Obritzbergde ikamet eden Avusturyalı çiftçilerdir. Başvurucular, arazilerinin Temmuz 1973te toplulaştırılması işleminden şikayetçi olmuşlardır.
I. Dava konusu olaylar
1. Toprak reform kurulları önündeki işlemler
8. Aşağı Avusturya Tarım Müdürlüğü, aralarında başvurucuların arazilerinin de bulunduğu Obritzberg için, bir arazi toplulaştırma planı yayınlamıştır. Başvurucular, Aşağı Avusturya Tarımsal Alanların Planlanması Hakkında Yasa (bk. aşağıda parag. 15) gereğince karşılık araziyi alamadıkları iddiasıyla, İl Toprak Reform Kuruluna itiraz etmişlerdir. İtiraz sebepleri, bütünleştirme planının kendi topraklarını etkileme şekline göre, bir başvurucudan diğer başvurucuya değişmektedir.
9. İl Kurulu, tarafları ve başvurucuların istedikleri değişikten etkilenecek diğer bazı toprak sahiplerini dinledikten sonra, 26 ve 27 Mayıs 1975te kararlar vermiştir. Kurul, dosyaya ve bazı Kurul üyeleri tarafından yapılan keşfe dayanarak itirazı karara bağlamış; başvuruculara karşılık olarak verilecek yerlerde bir kaç değişiklik yapmıştır.
İl Kurulu, 1974 tarihli değişik 1950 tarihli Federal Tarımsal Makamlar Yasasının 5(2). fıkrası (bk. aşağıda parag. 15) gereğince, üç yargıçtan -26 Mayıs 1975te her üçünün Üst Mahkemeden ve 27 Mayıs 1975te ikisinin Üst Mahkemeden birinin Bölge Mahkemesinden- ve Aşağı Avusturya Eyalet Hükümeti İdare Merkezinde görevli beş memurdan oluşmuştur. Kurul Başkanı, İdare Merkezinin VI 4. Bölümünün başkanı, Kurul raportörü ise bu Bölümden bir memurdur; Kurulun üçüncü memur üyesi, VI 11. Bölüme mensup bir memurdur. Diğer iki üye, Hükümet tarafından dosyaya sunulan 1975/1976 yılına ilişkin kadro listesinde bulunmamakta, fakat 1976/1977 yılına ilişkin kadro listesinde, yani İl Kurulunun bu davada verdiği kararlardan sonra adları bulunmaktadır. O tarihte başkan ve raportör, Hükümete göre İdare Merkezindeki bölümlerde yeniden yapılandırmanın ardından 1976 kurulan VI 3. Bölümde bulunuyorlardı. Komisyon raporunda (parag. 97), 1975/1976 yılına ait kadro listesine değil, fakat 1976/1977 yılına ait kadro listesine dayanılmıştır; Komisyon, İl Kurulunun kararlarını verdiği tarihte, Kurulun dört memur üyesi ile yedekleri, VI 3. Bölümden gelmekte ve başkan, raportör ve diğer iki üye VI 4. Bölümde çalışmaktadırlar.
10. Başvurucular daha sonra Toprak Reformu Yüksek Kuruluna itiraz etmişlerdir. Yüksek Kurul 6 Ekim 1976da, Ettllerin ve Schalhaslerin itirazlarının, kendi topraklarına karşılık kendilerine tahsis edilen arazinin su baskınına uğrama tehlikesi bulunduğu konusundaki şikayetlerini kabul etmiş ve bazı direnaj tedbirlerinin alınmasına karar vermiştir. Yüksek Kurul bu başvurucuların itirazlarının geri kalan kısmını ve Gunackerler ile Hasslerin itirazlarının tamamını reddetmiştir.
Yüksek Kurul, Yüksek Mahkeme üyesi üç yargıçtan ve Federal Tarım ve Orman Bakanlığı memuru beş memur üyeden meydana gelmiştir (Federal Tarımsal Makamlar Hakkında Yasa, md. 6(2)) (bk. aşağıda parag. 18). Başkan ve raportör olan iki memur üye, başka şeylerin yanında, Kurula sekreterlik hizmeti veren I 7. Bölüme mensupturlar; diğer üç memur üye, II C 7, II C 8 ve V A 3 Bölümlerine mensupturlar.
2. Anayasa Mahkemesinde ve İdare Mahkemesindeki yargılama
11. Başvurucular daha sonra Anayasa Mahkemesine şikayette bulunmuşlardır. Başvurucular özellikle, kanuni yargıç tarafından verilecek bir karar (Federal Anayasa md. 83(2)) elde etme hakkından yoksun bırakıldıklarını, çünkü tarımsal makamların organizasyonuna dair mevzuata göre bir çok uzmanın, İl Kurulunda ve Yüksek Kurulda üye olarak yer aldıklarını belirtmişlerdir. Başvurucular bu üyelerin, görülmekte olan olaylar kendi uzmanlık alanlarının dışında olduğu veya konuyla ilgili uzman görüşünü bizzat kendileri hazırladıkları halde, olaylar üzerinde oy verme haklarının bulunmasını makul görmemişlerdir. Başvurucular ayrıca, Anayasada güvence altına alınmış olan mülkiyet haklarının ihlale edildiğini iddia etmişlerdir. Başvurucular, İnsan Hakları Sözleşmesinin ilgili hükümlerine genel olarak atıfta bulunmuşlardır.
Anayasa Mahkemesi, 1 Şubat 1980de bay ve bayan Haasın davasında, 28 Şubat 1980de bay ve bayan Gunackerin davasında ve 19 Mart 1980de bay ve bayan Ettl ile bay ve bayan Schalhasın davalarında verdiği kararlarda, şikayetleri temelsiz bularak reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi, başka şeylerini yanında, Federal Anayasanın 12(2). fıkrasının, uzmanların katılımını açıkça öngördüğünü belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun talebi üzerine, anayasada bulunmayan hakların ihlal edilip edilmediğine karar vermesi için, dosyayı İdare Mahkemesine göndermiştir.
12. Başvurucular İdare Mahkemesi önünde, kendilerine bu yerlerini karşılık olarak verilmesinin hukukiliğine karşı çıkmışlardır. Başvurucular, Aşağı Avusturya Tarımsal Toprakların Planlanması Hakkındaki Yasaya uygun davranılmadığını ve ayrıca uzmanların mesleki yeterlilikleri dışındaki bir mesele üzerinde oy kullanmış olmaları nedeniyle, Genel İdari Usul Yasasındaki idari makamların bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili hükümlerin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini; uzmanların yazılı mütalaası bulunmadığını; kurullardan hiç birinin, yapılan araştırmanın sonucunu bildirmediklerini iddia etmişlerdir.
İdare Mahkemesi, 11 Kasım 1980de bay ve bayan Ettlin davasında, 25 Kasım 1980de bay ve bayan Schalhas ile bay ve bayan Haas davalarında verdiği kararlarda, başvurucuların usul haklarının ihlal edildiğine, diğer şikayetlerin ise reddine karar vermiştir.
Aynı ifadelerin yer aldığı bu kararlar, aşağıdaki gibi özetlenebilir (Komisyon raporu parag. 52):
- Yüksek Kurulun uzman üyelerinin tarafgir olduklarına dair başvurucuların iddiaları temelsizdir, çünkü Kurul, kanuna uygun olarak kurulmuştur.
- Yazılı uzman mütalaa bulunmaması konusundaki iddia bakımından ise, bu şekilde mütalaaların bulunmaması nedeniyle, hangi maddi konuların Yüksek Kurulun bilgisine sunulmadığı, başvurucular tarafından belirtmemiştir. Buna göre burada usule her hangi bir aykırılık bulunmamaktadır.
- Soruşturma konusunda ise, maddi tespitler ve uzman mütalaaları hakkında başvuruculara bilgi verilmeliydi. Ancak başvurucular, soruşturmanın sonuçlarından haberdar edilmiş olsalardı, hangi ek delilleri göstereceklerini belirtmediklerinden, yine önemli bir usule aykırılık bulunduğunu kanıtlayamamışlardır.
- Son olarak, Tarımsal Toprakların Planlanması Hakkındaki Yasaya uyulmadığına dair şikayetlerin de temeli yoktur. Ancak Yüksek Kurul, yapılacak olan tüm çalışmaları belirtmeden, kararlarına yeterli gerekçe göstermeden ve bütün maddi olayları ortaya koymadan Ettllere, Schalhaslara ve Hasslara tahsis edilen arazinin direnajı ve Gunackerlerin arazisine ulaşım için yol yapılması gibi, bir dizi tedbirin alınmasına karar vermiştir. Kurul, Ettllerin olayında, bazı yerlerin erozyonu sorunu hakkında agronomist üyesinden bir görüş almış, fakat bunu başvuruculara iletmemiş ve dolayısıyla başvurucular da bu konuda bir yorum yapamamışlardır.
İdare Mahkemesi sonuç olarak, itiraz konusu kararları bu noktalardan, usule aykırılık gerekçesiyle iptal etmiş ve dosyayı Yüksek Kurula geri göndermiştir.
13. Yüksek Kurul, başvurucuların itirazlarını 3 Mart 1982de kabul etmiştir. Daha sonra İlçe Müdürlüğü yeni bir toplulaştırma planı yayınlamış, başvurucular bu plana karşı 1985 sonbaharında itiraz etmişlerdir.
Bu işlemlerin gelişimi hakkında Mahkemeye bilgi verilmemiştir.
II. Konuyla ilgili mevzuat
1. Genel olarak
14. Avusturyada toprak reformu konusundaki yetki, Federasyon ile Eyaletler arasında bölünmüştür. Federasyon, genel prensipleri koyan mevzuatı çıkarma yetkisine sahipken, Eyaletler uygulama mevzuatı çıkarma ve kanunları icra etme yetkisine sahiptir (Federal Anayasa md. 12(1) ve (3)). Federal Anayasanın 12(2). fıkrası gereğince, Eyalet düzeyinde ve nihai aşamadaki kararlar, "başkan, yargıçlar, memurlar ve uzmanlardan" oluşan kurullar tarafından verilir; "nihai olarak karar veren kurul, ilgili Federal Bakanlık içinde kurulur". "Kurulların örgütlenmesi, görevleri ve çalışma usulleri ile toprak reformuyla ilgili diğer makamların örgütlenmesiyle ilgili prensipler, bir Federal Yasa tarafından düzenlenir". Bu Yasa, kurullar tarafından verilen kararların yürütme organı tarafından kaldırılamayacağını veya değiştirilemeyeceğini öngörmek zorundadır.
15. Federal Parlamento, bu anayasal çerçeve içinde, aşağıdaki konularla ilgili üç yasa çıkarmıştır:
(i) toprak reformuyla ilgili hukuki prensiplerin yer aldığı, 1951 tarihinde çıkarılan ve 1977de değiştirilen Tarımsal Arazi Planlaması Hakkında Federal Yasa;
(ii) toprak reform kurullarının örgütlenmesi ve ilk derece makamlarının örgütlenme ilkeleriyle ilgili, 1950 tarihinde çıkarılan ve 1974te değiştirilen Tarımsal Makamlar Hakkında Federal Yasa;
(iii) tarım müdürlüklerinin işlem yapma usulüyle olarak, Genel İdari Usul Yasasına atıfta bulunan, 1950 tarihli Tarımsal İşlemler Hakkında Federal Yasa.
Eyalet, Federal mevzuat tarafından görevlendirildikleri konuları, il tarımsal alanların planlanması hakkındaki Yasalarda düzenlemiştir. Aşağı Avusturyada arazi toplulaştırılması, 1975 tarihli Tarımsal Alanların Planlanması Hakkındaki Yasa tarafından düzenlenmiştir. Bu Yasa, 1934 tarihli Yasanın yerine geçmiş ve 23 Şubat 1979 tarihli Yasayla bazı değişiklikler geçirmiştir.
2. Tarımsal makamlar
16. Aşağı Avusturyada konuyla ilgili ilk derece makamı, tamamen idari bir makam olan İlçe Tarım Müdürlüğüdür. Bunun üstündeki makamlar, Yerel Hükümetin bulunduğu yerde kurulu bulunan İl Kurulu ve Federal Tarım ve Orman Bakanlığı için de kurulu bulunan Yüksek Kuruldur.
İlçe Müdürlüğünün kararlarına karşı İl Kuruluna itiraz edilebilir; bu Kurulun kararları kesindir; ancak bu Kurulun, İlçe Müdürlüğünün kararlarını değiştiren ve arazi toplulaştırılması olayında verilecek karşılığın hukukiliği gibi, Federal Tarım Makamları Yasasının 7(2). fıkrasında sıralanan uyuşmazlıklardan biriyle ilgili olan kararlarına karşı Yüksek Kurula itiraz yolu açıktır.
Avusturya hukukunda, üyeleri arasında yargıçların da bulunduğu toprak reform kurulları, bir tür "uzmanlaşmış idari yargı yerleri (tribunal)" olarak nitelendirilirler.
17. İl Kurulunun sekiz üyesi bulunur; bütün üyeler Eyalet Hükümeti tarafından atanır (Federal Tarım Makamları Yasası, md. 5(2) ve (4)); kurul, şu üyelerden oluşur:
- kanuni niteliklere sahip olan ve Kurula başkanlık eden bir Eyalet memuru;
- üç yargıç;
- toprak reformunda deneyimli olan ve Kurulda raportörlük yapan, kanuni niteliklere sahip bir Eyalet memuru;
- agronomi konularında deneyimli kıdemli bir Eyalet memuru;
- orman konularında deneyimli kıdemli bir Eyalet memuru;
- Genel İdari Usul Yasasının 52. maddesi anlamında deneyimli tarım uzmanı.
18. Yüksek Kurulun da sekiz üyesi bulunur (Federal Tarım Makamları Yasası, md. 6(2) ve (4)); kurul şu üyelerden oluşur:
- kanuni niteliklere sahip olan ve Kurula başkanlık eden, Federal Tarım ve Orman Bakanlığından kıdemli bir memur;
- Yüksek Mahkeme üyesi üç yargıç;
- toprak reformu konusunda uzman olan ve Kurulda raportörlük yapan, Federal Tarım ve Orman Bakanlığından kıdemli bir memur;
- orman konusunda deneyimli olan, Tarım ve Orman Bakanlığından kıdemli bir memur; ve
- Genel İdari Usul Yasasının 52. maddesi anlamında deneyimli tarım uzmanı.
19. Federal Tarım Makamları Yasasının 5(2) ve 6(2). fıkralarında geçen Genel İdari Usul Yasasının 52. maddesi şöyledir:
"1. Bilirkişi raporu alınması gerekli olduğu taktirde, yetkili makam, kendisine bağlı olan resmi uzmanların hizmetinden yararlanır.
2. Ancak yetkili makam, resmi bilirkişinin bulunmadığı veya olayın özel şartlarının gerektirmesi gibi istisnai hallerde, bilirkişi yemini eden başka uygun kişilere de danışabilir. ..."
20. Toprak reform kurullarının üyeleri beş yıl için atanırlar ve yeniden atanabilirler (Federal Tarım Makamları Yasası, md. 9(1)). Atama koşullarını artık taşımadıkları anlaşılan üyelerin görevleri sona erer (md. 92(2)). Bir üye, kendi isteğiyle, sağlık nedenleriyle veya görevini gereği gibi yerine getirmesini engelleyen mesleki sebeplerle görevinden ayrılabilir (md. 9(3)). Bir disiplin kurulu kararıyla görevinden uzaklaştırılan bir yargıç veya memur üye, otomatik olarak toprak reform kurulundaki üyeliğinden de uzaklaştırılmış olur (md. 9(4)).
21. Bu kurulların üyeleri, görevlerini bağımsız olarak yerine getirirler; her hangi bir yerden talimat almazlar (Federal Tarım Makamları Yasası md. 8 ve Federal Anayasa, md. 20(2)). Yürütme organı, bu kurulların verdikleri kararları kaldıramaz veya değiştiremez (bk. yukarıda parag. 14), (Federal Yasa md. 8 ve Federal Anayasa 12(2)). Bu kurulların kararlarına karşı İdare Mahkemelerine başvurulabilir (Federal Yasa, md. 8).
22. Yukarıdaki örgütlenme tarzı, 1974 yılında Anayasa Mahkemesinin verdiği bir karardan sonra, aynı yıl yapılan değişiklik sonucunda meydana getirilmiştir.
Anayasa Mahkemesine göre, 1950 tarihli Yasayla oluşturulan toprak reform kurulları, Sözleşmenin 6. maddesi anlamında bağımsız ve tarafsız yargı yerleri sayılamazdı; o tarihte, Yüksek Kurulda Federal Hükümetin bir Bakanı, il kurullarında ilgili yerel hükümetin bir Bakanı yer alır ve kurulun diğer üyeleri yetkili makamlar tarafından her zaman görevlerinden alınabilirdi (19 Mart 1974 tarihli karar, Erkenntnisse und Beschlüsse des Verfassungsgerichtshofes, 1974, c. 39, no. 7284, s. 148-161).
Yeni mevzuat, Federal Hükümetin veya yerel hükümetin üyesi olan kişileri kurullardan çıkarmış, üyelerin görev sürelerini ve görevden alınmalarını düzenleyen hükümler getirmiş ve İdare Mahkemelerine başvuru yolunu açmıştır (Federal Tarım Makamları Yasası 1974, md. 5(2), 6(2), 8 ve 9).
3. Toprak reform kurulları önündeki usul
23. Toprak reform kurulları önündeki usul, Federal Tarım İşlemleri Yasası (bk. yukarıda parag. 15) tarafından düzenlenmiştir. Bu Yasanın 1. maddesi, Genel İdari Usul Yasasının, mevcut davayla ilgili olmayan bir hükmü dışında, Federal Yasadaki değişiklikler ve ek hükümlerle birlikte uygulanacağını öngörmektedir.
Kurullar, işlemlerin yürütülmesiyle görevlidirler (Genel İdari Usul Yasası, md. 39). Federal Yasanın 9(1) ve (2). fıkraları gereğince, kurullar kapalı duruşma yaptıktan sonra karar verirler. Bu duruşmalara normal şartlarda taraflar katılırlar; dosyayı inceleyebilirler (Genel İdari Usul Yasası, md. 17). Taraflar bizzat katılabilecekleri gibi, temsil de edilebilirler (Federal Yasa, md. 9(3)). Başkan tanık davet edebilir ve bilgi elde etmek için, ilk derecede verilen karara katkıda bulunan veya kararı hazırlayan memurları çağırabilir (md. 9(5)).
Duruşma, raportörün raporunu okumasıyla başlar; daha sonra Kurul, tarafların ve tanıkların beyanlarını dinleyerek ve hukuki ve ekonomik duruma daha ayrıntılı bir şekilde bakarak, uyuşmazlık konusunu açıklığa kavuşturur (md. 10(2)). Kurul, alt makamın tespit ettiği olaylar üzerinden ilerlemeye devam eder; fakat Kurul, alt makam tarafından veya Kuruldaki bir veya bir kaç üye tarafından, daha başka araştırmalar yapılmasına da karar verebilir (md. 10(1)). Taraflar, alınan ifadelerin bir sonucu olarak yapılan tespitleri öğrenebilmeli ve bunlar hakkında kendi görüşlerini ifade edebilmelidir (Genel İdari Usul Yasası, md. 45(3)).
Kurullar, tarafların hazır bulunmadığı bir ortamda müzakere ederler ve oylama yaparlar. Duruşmadan çıkan sonuç görüşüldükten sonra, raportör sonuçları sunar; farklı bir sonuç sunmak isteyen üyeler, bunun için gerekçe göstermek zorundadırlar (Federal Yasa, md. 11(1)). Başkan, sonuçların oylamaya sunulma düzenini belirler (aynı yer). Önce raportör, sonra yargıçlar, daha sonra diğer üyeler ve son olarak başkan oyunu açıklar; oyların eşitliği halinde başkanın oyu ağırlık taşır (md. 11(2).
İki haftalık yasal süresi içinde karara itiraz edilmesi (md. 7(3)) ve itirazın kabuledilebilir bulunması halinde, Kurul, maddi olayların tespitinde eksiklik bulunduğunu ve yeni bir duruşma yapılmasının gerekli olduğunu düşündüğü taktirde, itiraz konusu kararı iptal eder ve dosyayı alt makama gönderir; göndermezse, olayın esasını bizzat kendisi tespit eder (Genel İdari Usul Yasası, md. 66(2) ve (4)). Yetkili kurul, itiraz konusu kararın hüküm fıkralarını veya karar için verilen gerekçeleri değiştirebilir (md. 66(4)).
Kurullar, sebepsiz yere geciktirmeden ve her halükarda kendilerine başvuru yapılmasından itibaren altı ay içinde karar vermek zorundadırlar (md. 73(1)). Eğer bir kurulun kararı, ilgili taraflara süresi içinde tebliğ edilmezse, taraflar daha yüksek makama başvurabilirler; bunun üzerine bu makam, olayın esası hakkında karar verme yetkisini kazanır (md. 73(2)). Eğer daha yüksek makam da bir karar veremeyecek olursa, yetki, menfaati bulunan tarafın başvurusu üzerine, İdare Mahkemesine geçer (Federal Anayasa, md. 132 ve İdare Mahkemeleri Yasası, md. 27).
Kurul kararları gerekçeli olmak zorundadır; gerekçede, soruşturma sonunda yapılan tespitlerin açık bir özeti, delillerin takdiri ve dosyadaki belgelere dayanılarak, olayda ortaya çıkan hukuki meseleler hakkında varılan sonuç yer alır. Kararlar taraflara gönderilir; bir kurul, kararını hemen verebilir (Federal Yasa, md. 13).
4. Anayasa Mahkemesine ve İdare Mahkemesine başvurular
24. Toprak reformu kurullarının kararlarına karşı Anayasa Mahkemesine başvurulabilir. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun Anayasadaki haklarının ihlal edilip edilmediğini ve yasanın yetki vermediği bir yönetmeliğin veya anayasaya aykırı bir yasanın veya Avusturya hukukuna aykırı bir uluslararası antlaşmanın uygulanıp uygulanmadığını denetler (Federal Anayasa, md. 144).
25. Federal Anayasanın 133(4). fıkrasındaki genel kuralın bir istisnası olarak, Federal Tarım Makamları Hakkında Yasanın 8. maddesi, toprak reformu kurullarının kararlarına karşı İdare Mahkemesine başvurulabileceğini öngörmektedir. İdare Mahkemesine, Anayasa Mahkemesine başvuru yapılmasından önce veya sonra başvurulabilir; Anayasa Mahkemesi, başvuruda ileri sürülen hakkın ihlal edilmediğine karar verecek olursa ve başvurucu istemiş ise, dosyayı İdare Mahkemesine gönderir (Federal Anayasa, md. 144(3)).
26. Federal Anayasanın 130. maddesine göre İdare Mahkemesi, bir bireye karşı yapılan idari bir işlemin veya uygulanan bir yaptırımın hukuka aykırı olduğunu veya yetkili makamın karar verme görevini yerine getirmediğini iddia eden başvuruları inceler ve karara bağlar. İdare Mahkemesi, toprak reformu kurulları gibi kendilerine yasayla yetki verilmiş olup, üyeleri arasında yargıçların bulunduğu kurulların verdiği kararlara karşı başvuruları da görür (bk. yukarıda parag. 16, 22 ve 25).
İdare Mahkemesi, bir başvuruyu temelsiz bularak reddetmez ise, aleyhine başvurulan kararı iptal eder; sadece yetkili makamın bir karar vermemiş olması halinde, İdare Mahkemesi bizzat esas hakkında karar verir (İdare Mahkemeleri Yasası, md. 42(1)).
İdare Mahkemesi, üyeleri arasında yargıçların bulunduğu bir kurulun idari işleminin veya kararının hukuka uygunluğunu, ilgili makam yetkisi dışında veya usul şartlarıyla bağdaşmayacak şekilde hareket etmiş olmadıkça, ilgili makam tarafından tespit edilen maddi olaylar çerçevesinde ve sadece yapılan şikayetlerin ışığında denetim yapar (İdare Mahkemeleri Yasası, md. 41). Bu bağlamda Yasa, idari makam tarafından tespit edilen maddi olayların, dosyayla önemli bir noktada çelişmesi veya eksik bırakılması halinde veya doğru uygulanmaları durumunda farklı bir kararla sonuçlanacak şekilde kurallara uyulmamış olması halinde, aleyhine başvurulan işlemi, İdare Mahkemesinin usule aykırılık sebebiyle iptal etmesini özel olarak düzenlemektedir (md. 42(2) ve (3)).
Bir davanın görülmesi sırasında, taraflarca daha önce bilinmeyen bir sebebin ortaya çıkması halinde, İdare Mahkemesi taraflara görüşlerinin dinlenmesi imkanı verir; gerektiği taktirde, İdare Mahkemesi yargılamayı erteler (md. 41(1)).
27. Yargılama usulü, esas itibarıyla tarafların birbirlerinin dilekçesine cevap vermesi (md. 36) ve sonra, Yasada öngörülen bazı durumlar hariç, tarafların katıldığı ve kural olarak aleni bir duruşma yapılması (md. 39 ve 40) şeklinde gerçekleşir.
KOMİSYONDAKİ YARGILAMA
28. Başvurucular, 27 Ekim 1980 tarihinde Komisyona başvurmuşlardır. Başvurucular, Sözleşmenin 6(1). fıkrasının gerektirdiği bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri tarafından yargılanmadıklarını iddia etmişlerdir.
29. Komisyon 9 Mart 1984 tarihinde başvuruyu kabuledilebilir bulmuştur. Komisyon 3 Temmuz 1985 tarihli raporunda, ikiye karşı on oyla, Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
(Dava, süresi içinde Mahkemenin önüne getirilmiştir.)
KARAR GEREKÇESİ
31. Başvurucular, "bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri tarafından", "aleni" bir şekilde yargılanmadıklarını iddia etmişlerdir. Başvuruculara göre, Toprak Reformu İl ve Yüksek Kurulları, yürütmeden yeterince bağımsız değildirler; en azından bazı üyelerinin tarafsız oldukları kabul edilemez; duruşmaları aleni değildir. Başvurucuların iddialarına göre, daha sonra İdare Mahkemesi tarafından yapılan denetim de, bu durumu gidermemiştir; çünkü bu denetim, sadece uzun bir idari işlemden sonra yapılabilmiştir; bu denetimin kapsamı da yeterince geniş değildir, çünkü kural olarak, sadece hukuki noktaların incelenmesiyle sınırlıdır. Başvurucular sonuç olarak, Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Bu fıkra şöyledir:
"Herkes, kişisel hak ve yükümlülükleri(nin) ... karara bağlanmasında, bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri tarafından, ... aleni olarak yargılanma hakkına sahiptir. ..."
Hükümet bu iddialara karşı çıkmıştır; Komisyon ise başvurucunun, "bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri" tarafından yargılanma hakkına saygı gösterilmediği konusundaki görüşüne katılmıştır.
1. Sözleşmenin 6(1). fıkrasının uygulanabilirliği
32. Obritzberg tarımsal arazilerin toplulaştırılması planı, başka şeylerin yanında, daha önce diğer mülk sahiplerine ait olan yerlere karşılık Ettl, Schalhas, Gunacker ve Haas ailelerinden alınan yerlerle ilgilidir. Başvurucular, kendilerine verilen karşılığın hukukiliğine itiraz etmişler ve halen itirazlarını sürdürmektedirler. Başvuruculara göre, ister lehte ister aleyhte olsun, ilgili makamlar tarafından verilen kararlar, kendilerinin mülkiyet hakkını etkilemiştir, etkilemektedir ve gelecekte de etkileyecektir. Buna göre şikayet konusu işlemin sonucu, "kişisel haklar ve yükümlülükler bakımından belirleyici"dir (bk. 16.07.1971 tarihli Ringeisen kararı, parag. 94 ve 22.10.1984 tarihli Sramek kararı, parag. 34); o halde Sözleşmenin 6(1). fıkrası mevcut davada uygulanır; dahası, Hükümet de bunu kabul etmektedir.
2. Sözleşmenin 6(1). fıkrasına uygunluk
33. Toplulaştırma planıyla ilgili uyuşmazlık, Aşağı Avusturya Tarım İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından kabul edilmiş ve Temmuz 1973te yayınlanmıştır. Bu konudaki uyuşmazlık, sırasıyla İl Kurulu, Yüksek Kurul, Anayasa Mahkemesi ve İdare Mahkemesi önüne getirilmiştir. O halde başvurulan bu makamların, Sözleşmenin 6(1). fıkrasındaki şartları taşıyıp taşımadığı tespit edilmelidir.
(a) "Bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri"
34. İl Kurulu ve Yüksek Kurul ile İdare Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi, hukuken kurulmuş yargı yerleridir (bk. ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte, yukarıda geçen Sramek kararı, parag. 36). Ancak bu yargı yerlerinin, ayrıca bağımsız ve tarafsız da olmaları gerekir.
35. İdare Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi, hiç kuşku yok ki, bu şartı yerine getirmektedirler; fakat başvurucuların iddiasına göre, esasen kompozisyonları itibarıyla, İl Kurulu ve Yüksek Kurul bakımından aynı şey geçerli değildir; çünkü İl Kurulu ve Yüksek Kurulu, çoğunluğu birbirleriyle hiyerarşik ilişki içinde bulunan memurlardan oluşmakta ve bunlardan üçü uzman, diğer ikisinden biri başkan biri de raportör olmak üzere, kilit konumda bulunmaktadırlar. Başvurucular ayrıca, kurul üyelerinin görev sürelerinin çok kısa olduğunu belirtmişlerdir. Başvuruculara göre, kurul üyelerinin her hangi bir baskıya maruz kalmamaları için, yaşam boyu görev yapmak üzere atanmaları gerekir.
Hükümet bu kurulları, son yüzyıldan beri Avusturyada mevcut "uzmanlaşmış idari yargı yerleri" olarak görmektedir (bk. yukarıda parag. 16). Hükümet, bu kurulların gerekli bağımsızlığa sahip olduklarını savunmuştur; yasama organı, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin 16 Temmuz 1971 tarihli Ringeisen kararında yorumladığı şekliyle, Sözleşmenin 6. maddesinin gereklerine uygunluk sağlayabilmek için, bu kurulların organizasyonunu 1974 yılında yeniden düzenlemiştir.
Öte yandan, Komisyonun görüşüne göre mevcut olayda İl Kurulu ve Yüksek Kurul, yeterli bağımsızlığa sahip değildirler; çünkü bu kurullardaki çoğunluk, bazıları veya tümü aynı kamu kurumunda çalışan ve diğer görevleri bakımından birbirleriyle hiyerarşik bağlılık konumunda bulunan görevlilerden meydana gelmektedir (bk.Komisyon raporu parag. 97 ve 98 ve yukarıda parag. 9 ve 10).
36. Mahkeme, söz konusu dönemde İl Kurulunda üç yargıç, Kurulda başkan olarak Aşağı Avusturya Yerel Hükümet İdare Merkezi VI 4. Bölüm başkanı, raportör olarak aynı bölümden bir üye, VI 11. Bölümden bir üye ve biri tarım uzmanı olmak üzere, Yerel Hükümet İdare Merkezinden iki memurun bulunduğunu (bk. yukarıda parag. 9) kaydeder.
Yüksek Kurulda, Yüksek Mahkemeden üç yargıç, I 7. Bölümden kurul başkanı ve raportör ile II C , II C 8 ve V A 3 Bölümlerinden gelen diğer üç üye bulunmaktadır (bk. yukarıda parag. 10).
37. Yargıç üyelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda bir sorun yoktur.
Geriye, Federal Tarımsal Makamlar Yasası gereğince (bk. yukarıda parag. 17 ve 18) İl Kurulunda ve Yüksek Kurulda üye olarak yer alan memurların durumu kalmaktadır.
38. Her şeyden önce memurların, söz konusu organlarda yer almalarının ve hatta çoğunluğu oluşturmalarının, Sözleşmenin 6(1). fıkrasına kendiliğinden aykırı olmadığı kaydedilmelidir. Federal Anayasada ve Federal Tarımsal Makamlar Yasasında, bu üyelerin bağımsızlığına dair hükümler bulunmakta ve kendilerine yargısal görevleriyle ilgili olarak kamu makamları tarafından talimatlar verilmesi yasaklanmaktadır (bk. yukarıda parag. 21; ve yukarıda geçen Ringeisen kararı, parag. 95-97 ve yukarıda geçen Sramek kararı, parag. 41). Kaldı ki başvurucular, kendilerinin davalarına bakan memurların, uyuşmazlık konusu meseleler hakkında böyle bir talimat aldıklarını iddia etmemişlerdir.
Bu kurullar, sadece yürütme organından değil, ama aynı zamanda davanın taraflarından, yani diğer arazi sahiplerinden de bağımsızdırlar (bk. yukarıda geçen Ringeisen kararı, parag. 95 ve 28.06.1984 tarihli Campbell ve Fell kararı, parag. 78). Yerel Hükümetin veya Federal Hükümetin bu davada taraf olmadığı da vurgulanmalıdır; bu noktada mevcut dava, Ringeisen davasına benzemekte ve Sramek davasından farklılaşmaktadır (bk. yukarıda geçen Sramek kararı, aynı yer).
39. Mevcut davada tespit edilen bu hukuki ve maddi durum karşısında, aynı bölümden memurlar arasında başka bağlamlarda varolan hiyerarşik bağlantılar, Sözleşmenin 6. maddesi bakımından her hangi bir sonuç yaratmamaktadır. Dahası, her iki kurulda da bu tür bağlantıların, sadece başkan ile raportör arasında mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
40. Agronomi, ormancılık ve tarım alanlarındaki deneyimleri nedeniyle, Yasa gereğince üç memurun kurulda üye olarak bulunmaları, kurulun bağımsızlık ve tarafsızlığı konusunda tereddüt uyandırmaz. Bu üyeler, kendi alanlarının uzmandırlar; arazi toplulaştırılması gibi, çok karmaşık meseleler doğuran ve sadece doğrudan ilgilileri değil, ama bir bütün olarak toplumu da etkileyen olaylarda, bu tür uzmanlara ihtiyaç duyulur. Çeşitli menfaatlerin karşı karşıya bulunduğu dikkate alınacak olursa, bu kurulların kompozisyonu, dengeli kararların çıkmasına imkan tanımaktadır. Bunun yanında, Avrupa Konseyine üye Devletlerin ulusal mevzuatlarında, meslekten yargıçların, belirli bir alanda bilgilerine ihtiyaç duyulan ve hatta yargı yerinin yetkisi içindeki uyuşmazlıkların çözümü için bilgileri temel oluşturan belirli alandaki uzmanlarla birlikte yer aldıkları yargı yeri örnekleri bulunmaktadır.
Bu memurlar, belirli bir olayda yazılı bir mütalaa hazırladıklarında, Genel İdari Usul Yasasının 45(3). fıkrası bu mütalaanın, görüşlerini sunmalarına imkan verilmesi gereken taraflara iletilmesini gerektirmektedir (bk. yukarıda parag. 23). Bu durumda, Federal Tarımsal Makamlar Hakkındaki Yasa ile Genel İdari Usul Yasasındaki kurullar önündeki muhakemenin çelişmelilik niteliği (bk. yukarıda geçen Sramek kararı, parag. 38), "memur uzmanlar"ın katılımı nedeniyle hiç de etkilenmemiştir. Gerçekten de İdare Mahkemesi, Ettllerle ilgili davada Yüksek Kurul kararını, sırf agronomi uzmanı üyenin görüşü başvurucuların bilgisine sunulmadığı gerekçesiyle iptal etmiştir (bk. yukarıda parag. 12).
41. Federal Tarımsal Makamlar Hakkındaki Yasa, kurul üyelerinin görev sürelerinin uzunluğu konusunda da, Sözleşmenin 6(1). fıkrasındaki şartları yerine getirmektedir; çünkü, görevden alınma imkanının bulunmadığı beş yıllık görev süresi (bk. yukarıda parag. 20), bu kurulların bağımsızlığı ve tarafsızlığı üzerinde tereddüt yaratmaz (bk. yukarıda geçen Sramek kararı, aynı yer).
(b) "Aleni yargılama"
42. Yasaya göre taraflar, mevcut işlemleri yapan kurulların oturumlarına katılabilmektedirler; fakat bu oturumlar aleni değildir (bk. yukarıda parag. 23).
Aleni duruşma yapılmaması, normal olarak Sözleşmenin 6(1). fıkrasına aykırıdır; fakat bu durum, Avusturyanın Sözleşmeyi onaylarken koyduğu çekinceyle giderilmiştir. Bu noktada Mahkeme, yukarıda geçen Ringeisen kararına atıfta bulunmakta ve bu karardan farklı bir sonuca varmak için bir sebep görmemektedir (bk. aynı karar, parag. 98).
43. Buna göre İl Kurulu ve Yüksek Kurul bakımından Sözleşmenin 6(1). fıkrasına aykırılık bulunmamaktadır. Bu durumda, İdare Mahkemesinin tek başına veya Anayasa Mahkemesi ile birlikte yaptığı denetimin, kapsam bakımından Sözleşmenin 6(1). fıkrasının gereklerine uyup uymadığı hakkında karar vermek gerekli değildir.
Bu Gerekçelerle Mahkeme Oybirliğiyle,
Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlal edilmediğine
Karar Vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy