(AİHS m. 9, 10, 11, 13)
Başvuru no: 10126/82
DAVANIN ESASI
8. Plattform "Arzte für das Leben", doktorların kurduğu, kürtaja karşı mücadele eden ve bu konuda Avusturya mevzuatında değişiklik yapılmasını isteyen bir dernektir. Bu dernek, 1980 ve 1982 yıllarında iki gösteri yürüyüşü düzenlemiş, ancak büyük miktarda polisin varlığına rağmen, bu gösteriler karşı göstericiler tarafından taciz edilmiştir (disrupt).
I. Stadl-Pauradaki gösteri yürüyüşü
A. Gösteri yürüyüşünün planlanması
9. Başvurucu dernek, 28 Aralık 1980 günü Yukarı Avusturyadaki Stadl-Paura Kilisesindeki ibadetten sonra, bir çok kürtaj yapmış olan bir doktorun muayenehanesine doğru yürüyüş yapmaya karar vermiştir. Başvurucu dernek, 1953 tarihli Toplantı Yasasının 2. maddesi gereğince (bk. Komisyon raporu, parag. 40), 30 Kasımda Wels-Land ilçesi emniyet müdürlüğüne bu konuda bir bildirimde (notice) bulunmuştur. Emniyet buna karşı çıkmamış ve katılımcılara anayolu kullanma izni vermiştir. Öte yandan emniyet, kürtaj yanlılarının, daha sonra Plattformun gösteri yürüyüşü yapacağı aynı yerde ve zamanda yapacaklarını ilan ettikleri iki gösteriyi yasaklamak zorunda kalmıştır.
10. Gösteri yürüyüşünü düzenleyenler, yine de olayların çıkabileceğinden çekindikleri için, yürüyüşün başlamasından çok kısa bir süre önce, yetkililere danışarak, yürüyüş planlarını değiştirmek istemişlerdir. Doktorun muayenehanesinin önünde gösteri yürüyüşü yapma düşüncesinden vazgeçmişler ve kiliseden epey uzak mesafedeki bir yamaçta dikilmiş olan bir sunağa doğru yürümeye ve burada bir dinsel tören yapmaya karar vermişlerdir.
11. Emniyet yetkilileri, polis memurlarının büyük bir bölümünün, yürüyüşün ilk planlandığı güzergaha yerleştirilmiş olduğunu ve yeni güzergahtaki arazi yapısının, kalabalığı kontrol için uygun olmadığını belirtmişlerdir. Emniyet yetkilileri koruma sağlamayı reddetmemişler, fakat seçilen veya seçilecek olan güzergah neresi olursa olsun, karşı göstericilerin yumurta atmalarını, yürüyüşü ve dinsel töreni taciz etmelerini engellemenin mümkün olamayacağını söylemişlerdir.
B. Olaylar
12. Kalabalık oluşurken, Toplantı Yasasının gerektirdiği bildirimde bulunmadıkları anlaşılan çok sayıda karşı gösterici, kilisenin dışında toplanmış; fakat bunlar polis tarafından dağıtılmamışlardır. Karşı göstericiler, yürüyüşçülerin arasına karışmak ve göstericilerin ilahi okumalarını yüksek sesle bağırıp bastırmak suretiyle, yamaca doğru yapılacak yürüyüşü kesmeye çalışmışlardır. Aynı şey, açık havadaki tören sırasında da meydana gelmiştir. Yaklaşık beş yüz kadar kişi, hoparlörler kullanarak ve toplantı yerine yumurtalar ve ot demetleri atarak, toplantıyı bölmeye çalışmışlardır.
13. Törenin sonunda, artık neredeyse kavga çıkaracak kadar sinirlerin gerildiği bir sırada, o ana kadar müdahale etmeden duran asayiş özel birimleri, birbirine muhalif guruplar arasında bir kordon oluşturmuştur; böylece, yürüyüş alayının kiliseye dönmelerini sağlamıştır.
14. Dernek başkanı, Yukarı Avusturya Asayiş Müdürlüğüne yazdığı yazıda, karşı göstericilerin bu kez "daha barışçıl" hareket ettiklerini söylemiştir; çünkü önceki olaylarda, Plattformun muhaliflerinin, dernek üyelerine saldırdıklarını ve polislere vurduklarını belirtmiştir.
C. Gösterilerden sonra izlenen iç hukuk yolları
1. Derneğin başvurduğu iç hukuk yolları
(a) Disiplin şikayeti
15. Başvurucu dernek 21 Ocak 1981de, yerel polisin gösteriler için yeterli koruma sağlamadığı iddiasıyla, bir disiplin şikayetinde bulunmuştur (bk. Komisyon raporu, parag. 47-50).
Polisin tutumunda kusur bulunmadığını (irreproachable) düşünen Yukarı Avusturya Asayiş Müdürlüğü, polis hakkında her hangi bir disiplin işlemi yapılmamasına karar vermiştir. Asayiş Müdürlüğü, bir açık hava gösterisini, sözlü saldırılardan ve gösteriye katılanlara fiziksel zarar vermeyen bazı şeylerin atılmasından tamamen korumanın çok güç olduğunu belirtmiştir. Asayiş Müdürlüğü, polisin çok daha ciddi olayların meydana gelebileceğinden kaygı duyarak, olaya müdahale etmediğini eklemiştir.
(b) Anayasa şikayeti
16. Plattform, daha sonra Anayasa Mahkemesine bir şikayette bulunmuştur (bk. Komisyon raporu, parag. 41-43); derneğin iddiasına göre, yerel makamların bu olayda hareketsiz kalmaları, Avusturya Anayasasında güvence altına alınmış olan toplanma özgürlüğüne ve ibadet özgürlüğüne aykırılık oluşturmuştur.
Anayasa Mahkemesi, maddi olayları yeterli açıklıkta ortaya koyabilmek için, 11 Aralık 1981de bazı tanıkları dinlemiştir. Anayasa Mahkemesi 1 Mart 1982de, davayı görmekle yetkili olmadığına ve bu nedenle başvurunun kabuledilemez olduğuna karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi, başvurucu derneğin, Anayasanın 144. maddesi anlamında bir "karara" veya doğrudan idarenin zorlayıcı eylemlerine karşı bir şikayetinin bulunmadığını belirtmiştir (bk. Anayasa Mahkemesi Kararları Resmi Derlemesi, 9334/1982).
2. Resmi soruşturmalar
(a) Adli cezai soruşturma
17. Plattform, şikayette bulunarak veya şahsi ceza davası açarak, adli cezai bir soruşturma açılması istememiştir (bk. Komisyon raporu, parag. 58-64).
Ancak, Yukarı Avusturya Asayiş Müdürlüğü ve yerel polis, bir toplantıyı bozma nedeniyle, kişi veya kişiler aleyhine soruşturma açmıştır. Özel bir örgüt olan "Österreichische Burgerinitiative zum Schutz der Menschenwürde", Ceza Kanununun 188, 189 ve 283. maddelerine ve ayrıca 1953 tarihli Toplantı Yasasının 2. maddesine göre, dini bir töreni engelleme ve kin ve düşmanlığı tahrik suçlarını işlediği iddiasıyla, meclis üyesi bir karşı gösterici aleyhine şikayette bulunmuştur. Ayrıca başka iki kişi aleyhine de şikayette bulunulmuştur.
Ancak Wels savcısı 1 Nisan 1981de, Ceza Usul Kanununun 90. maddesi uyarınca takipsizlik kararı vermiştir (discontinued the proceedings).
(b) İdari ceza soruşturması
18. Yumurta atarken yakalanan bir kişiye, İdari Ceza Yasasının IX. bölümü gereğince (bk. Komisyon raporu, parag. 66), 1,000 Avusturya Şilini para cezası verilmiştir.
II. Salzburgdaki gösteri yürüyüşü
19. Yetkili güvenlik makamı, 1 Mayıs 1982de Salzburg katedral meydanında, kürtaja karşı ikinci bir gösteri yürüyüşüne izin vermiştir. Her yıl bu gün bu meydanda Sosyalist Parti tarafından yapılan toplantı iptal edilmek zorunda kalınmıştır; çünkü bu toplantının bildirimi, başvurucu derneğin kendi toplantısı için verdiği bildirimden sonra verilmiştir.
Gösteri, 14:15te başlamış ve katedralin içinde bir saatlik bir duanın ardından sona ermiştir.
Yaklaşık 13:30da, muhaliflerine kızgın bir şekilde bağıran üç yüz elli kadar kişi, meydana giden üç yol ağzından geçmişler ve katedralin önünde toplanmışlardır. Yüz kadar polis, Plattform göstericilerini doğrudan bir saldırıya karşı korumak üzere çevrelerinde bir kordon oluşturmuştur. Aşırı sağ bir parti olan NDPnin sempatizanları, Plattforma desteklerini yüksek sesle ifade etmek suretiyle, bir başka olay çıkarmışlardır. Polis, dernek başkanından kendi arkadaşlarını dağıtmasını istemiş, fakat olumlu sonuç alamamıştır.
Polis, dini törenin kesilmesini önlemek için, meydanı boşaltmıştır.
20. Bu olaylardan sonra her hangi bir soruşturma açılmamıştır; başvurucu dernek, Anayasa Mahkemesinin 1 Mart 1982 tarihli kararını göz önünde tutarak, ikinci bir başvuruda bulunmanın bir amaca hizmet etmeyeceğini düşünmüştür.
KOMİSYONDAKİ YARGILAMA
21. Plattform "Arzte für das Leben" derneği, 13 Eylül 1982de Komisyona başvurmuştur. Başvurucu, 28 Aralık 1980 tarihinde Stadl-Pauradaki ve 1 Mayıs 1982de Salzburgdaki gösteriler sırasında, polisten yeterli koruma görmediğini ileri sürmüş ve Sözleşmenin 9, 10 ve 11 maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca, söz konusu hakların etkili bir şekilde kullanılması için, Avusturya hukuk sisteminin "bir ulusal makam önünde etkili bir iç hukuk yolu" sağlamadığını ileri sürerek, Sözleşmenin 13. maddesine dayanmıştır.
Komisyon 17 Ekim 1985te, Sözleşmenin 9, 10 ve 11. maddeleri bakımından yapılan şikayetleri açıkça temelsiz görerek kabuledilemez bulmuştur; öte yandan Komisyon, Sözleşmenin 13. maddesiyle ilgili şikayeti kabuledilebilir bulmuştur. Komisyon 12 Mart 1987 tarihli raporunda, oybirliğiyle, Sözleşmenin 13. maddesinin ihlal edilmediği sonucuna varmıştır.
(Dava, süresi içinde Mahkemenin önüne getirilmiştir.)
KARAR GEREKÇESİ
24. Başvurucu dernek, Sözleşmenin 11. maddesi konusundaki şikayeti için Avusturyada etkili bir hukuk yolunun mevcut olmadığını söylemiştir. Başvurucu Sözleşmenin 13. maddesine dayanmıştır. Bu madde şöyledir:
"Bu Sözleşmede düzenlenen hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ihlal fiili resmi sıfatla hareket eden kişilerden başka kimseler tarafından işlenmiş olsa da, ulusal bir makam önünde etkili bir hukuki bir yola başvurma hakkına sahiptir."
25. Hükümetin temel savunmasına göre, Sözleşmenin 13. maddesi sadece, Sözleşmenin maddi bir hükmüne aykırılık bulunduğu zaman uygulanır. Hükümet buna kanıt olarak, Sözleşmenin "are violated" kelimelerinin yer aldığı İngilizce karşılığına göre daha açık olduğunu söylediği "ont été violés" kelimelerini içeren, Fransızca metni zikretmiştir.
Mahkeme bu savunmayı kabul etmemektedir. Mahkemenin içtihatlarına göre Sözleşmenin 13. maddesi, Sözleşmede korunmuş olan hak ve özgürlüklerinin ihlalinden ötürü mağdur olduğunu savunulabilir sebeplerle iddia eden herkese, ulusal bir "makam" önünde etkili bir hukuk yolu sağlamaktadır; başka türlü bir yorum, bu maddeyi anlamsız kılar (bk. en yakın tarihli karar olarak, 27.04.1988 tarihli Boyle ve Rice kararı, parag. 52).
26. Komisyon, Sözleşmenin 11. maddesi bakımından yapılan şikayeti, açıkça temelsiz olduğu için kabuledilemez bulmuş ise de, şikayeti Sözleşmenin 13. maddesi bakımından savunulabilir bulmuştur. Hükümet ise bir şikayeti, maddi bir hükme göre temelsiz bulduktan sonra, aynı şikayeti 13. madde bakımından savunulabilir bulmanın, bir çelişki olduğunu belirtmiştir.
27. Mahkeme, "savunulabilirlik" (arguability) kavramının soyut bir tanımını vermeyi düşünmemektedir. Mevcut davada Sözleşmenin 13. maddesinin uygulanabilir olup olmadığını belirleyebilmek için, Komisyon tarafından açıkça temelsiz bulunup reddedilmiş olsa da, Sözleşmenin 11. maddesinin şartlarına uyulmadığına dair iddianın, davadaki maddi olayların ve ortaya çıkan hukuki meselelerin ışığında, savunabilir olup olmadığını belirlemek yeterlidir. Komisyonun kabuledilebilirlik hakkındaki kararı, söz konusu iddianın savunulabilirliği konusunda Mahkemeye kullanabileceği işaretler sunabilir (bk. yukarıda geçen Boyle ve Rice kararı, parag. 54-55).
28. Başvurucu Plattform, Komisyon önünde, gösterilerinin sorunsuz geçmesini sağlamak için pratik tedbirler almayan Avusturya yetkili makamlarının, toplanma özgürlüğünün doğru anlamını görmezlikten geldikleri gerekçesiyle şikayetçi olmuştur.
29. Hükümete göre Sözleşmenin 11. maddesi, göstericileri koruma şeklinde pozitif bir yükümlülük içermemektedir. 1867 tarihli Avusturya Anayasasının 12. maddesinde düzenlenen toplanma özgürlüğü, esas itibarıyla bireyi doğrudan Devletin müdahalesine karşı korumak istemiştir. Sözleşmenin 11. maddesi, Sözleşmedeki ve Avusturya Anayasasındaki bazı maddelerden farklı olarak, bireyler arasındaki ilişkilerde uygulanmaz. Her halükarda, belirli bir durumda kullanılacak araçların seçimi, Devletin takdir alanına giren bir meseledir.
30. Komisyon, kabuledilebilirlik hakkında verdiği 17 Ekim 1985 tarihli kararında, Sözleşmenin 11. maddesinin, Devletin gösteriye müdahale etmek veya kesmek isteyen kişilere karşı göstericileri korumasını zımnen gerektirip gerektirmediği sorununu uzun uzadıya ele almıştır. Komisyon buna olumlu yanıt vermiştir.
31. Mahkeme, Sözleşmeden çıkarılabilecek pozitif yükümlülüklerin genel bir teorisini yapmak zorunda değildir; fakat başvurucu derneğin iddiasının savunulabilirliği hakkında bir karar vermeden önce, Sözleşmenin 11. maddesini yorumlamak zorundadır.
32. Bir gösteri, geliştirmek istediği düşüncelere ve taleplere muhalif olan kişilerin canını sıkabilir veya kızdırabilir. Ancak gösteriye katılanlar, muhaliflerinin fiziksel saldırısına uğrayabilecekleri korkusu duymadan, gösterilerini yapabilmelidirler; bu tür bir korku, ortak düşünceleri veya menfaatleri destekleyen diğer dernekleri veya gurupları, toplumu ilgilendiren hayli tartışmalı meselelerde görüşlerini aleni olarak ifade etmekten caydırabilecektir. Bir demokraside, karşı gösteride bulunma hakkı, gösteri hakkının kullanılmasını engelleyecek kadar geniş olamaz.
O halde, gerçek ve etkili bir barışçıl toplanma özgürlüğü, Devletin sadece müdahalede bulunmama görevine indirgenemez; çünkü sırf negatif yükümlülük anlayışı, Sözleşmenin 11. maddesinin amacıyla bağdaşmaz. Sözleşmenin 8. maddesi gibi 11. maddesi de, bazen bireyler arasındaki ilişkilerde bile ihtiyaç duyulduğunda, pozitif tedbirler almayı gerektirebilir (bk. ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte, 26.03.1985 tarihli X ve Y -- Hollanda kararı, parag. 23).
33. Mahkeme, Hükümet ve Komisyonun görüşüne katılarak, Avusturya hukukunun bu tür pozitif müdahaleyle, gösterileri korumayı gerektirdiği sonucuna varmaktadır. Örneğin, Ceza Kanununun 284 ve 285. maddeleri, bir kimsenin yasaklanmamış bir toplantıyı taciz etmesini, engellemesini veya dağıtmasını suç saymıştır; ilgili makamlara bir toplantıyı yasaklama, sona erdirme veya zorla dağıtma yetkisi veren Toplantı Yasasının 6, 13 ve 14(2). maddeleri, karşı göstericiler için de uygulanır (bk. Komisyon raporu, parag. 54 ve 40).
34. Kanuni gösterilerin barışçıl bir şekilde yürütülmesi için makul ve gerekli uygun tedbirleri almak Sözleşmeci Devletlerin görevi olmakla birlikte, Sözleşmeci Devletler bunu mutlak surette güvence altına alamazlar; ayrıca, kullanılacak olan araçların seçiminde geniş bir takdire de sahiptirler (bk. ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte, 28.05.1985 tarihli Abdülaziz, Cabales ve Balkandali kararı, parag. 67 ve 17.10.1986 tarihli Rees kararı, parag. 35-37). Bu alanda Sözleşmeci Devletlerin Sözleşmenin 11. maddesi gereğince üstlendikleri yükümlülük, tedbirleri alma yükümlülüğüdür, sonuçları gerçekleştirme yükümlülüğü değil.
35. Başvurucu derneğin iddiasına göre, polis söz konusu her iki gösteride de tamamen pasif kalmıştır. Bu görüşe katılmayan Hükümet ve Komisyona göre ise, ciddi bir saldırı olmadığı için, hemen müdahalede bulunmak gerekmemiştir; bir müdahale, kaçınılmaz olarak fiziksel şiddeti tahrik ederdi.
36. Mahkeme, bu olaylarda polisin kullandığı taktiklerin yerindeliğini veya etkililiğini değerlendirmek zorunda olmayıp, sadece, yetkili makamların gerekli tedbirleri almadıkları konusunda savunulabilir bir iddia bulunup bulunmadığını karara bağlamak durumundadır.
37. 28 Aralık 1980de Stadl-Paurada meydana gelen olaylarla (bk. yukarıda parag. 9-13) ilgili olarak, ilk önce, Plattformun 30 Kasımda bildirimini verdiği gösterinin yapılacağı yerde ve zamanda, kürtaj yanlıları tarafından yapılması düşünülen iki gösterinin yasaklanmış olduğu kaydedilmelidir. Ayrıca, ilk yürüyüşün planlandığı güzergah boyunca, çok sayıda üniformalı ve sivil kıyafetli polis yerleştirilmiştir; polis yetkilileri, başvurucu derneğin güzergahı değiştirme kararına karşı çıkmalarına rağmen, derneğin bu kararından sonra bile, onların korumayı reddetmemişlerdir. Son olarak, ne bir zarar meydana gelmiş ve ne de ciddi bir çatışma olmuştur; karşı göstericiler sloganlar atmışlar, bayrakları sallamışlar, yumurta veya ot demetleri fırlatmışlardır; bunlar yürüyüşün ve açık havadaki dini törenlerin sonuna kadar sürdürülmesini engellememiştir; sinirler şiddetin meydana gelebileceği noktaya kadar yükseldiğinde, asayiş özel birimleri, göstericiler ile muhalif gurupların arasına yerleştirilmiştir.
38. 1982de Salzburgdaki gösteri (bk. yukarıda parag. 19) için, gösteriyi düzenleyenler, Sosyalistlerin geleneksel yürüyüş günü olan 1 Mayıs gününü seçmişlerdir; geleneksel yürüyüş, başvurucu dernek kendi gösterisi için daha erken bir tarihte bildirimde bulunduğu için, katedral meydanı bakımından iptal edilmiştir. Dahası, yüz kadar polis memuru, gösteriye katılanlar ile muhaliflerini ayırmak ve doğrudan saldırı tehlikesini önlemek için olay yerine gönderilmiştir; polis, dinsel törene rahatsızlık verilmesini önlemek için meydanı boşaltmıştır.
39. Bu durumda, Avusturya makamlarının, makul ve gerekli tedbirleri almış oldukları görülmektedir.
Sözleşmenin 11. maddesinin ihlal edildiğine dair savunulabilir bir iddia varlığı ortaya konamamıştır. O halde mevcut davada Sözleşmenin 13. maddesi uygulanabilir değildir.
Bu gerekçelerle mahkeme oybirliğiyle,
Sözleşmenin 13. maddesinin ihlal edilmediğine
Karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy