(AİHS m. 5, 50)
DAVANIN ESASI
I. Dava konusu olaylar
9. 1946 doğumlu bir Arjantin vatandaşı olan başvurucu bay Leandro Sanchez-Reisse, bir kaç yıldan beri ailesiyle birlikte Amerika Birleşik Devletlerinin Florida Eyaletinde yaşamaktadır. Başvurucu, vatandaşı olduğu ülkeye iade edilmek üzere İsviçrede gözaltına alınmış, fakat aşağıda anlatıldığı şekilde, iade kararına itiraz etmiş ve salıverilmeyi talep etmiştir.
A. İade yargılaması
1. Başvurucunun gözaltına alınması
10. Federal Emniyet Müdürlüğünün ("Müdüriyet") talimatı üzerine harekete geçen Vaud Kanton polisi, başvurucuyu 12/13 Mart 1981 gecesi Lozanda gözaltına almış ve hemen Cenevredeki Champ-Dollon cezaevine nakletmiştir.
Arjantin Cumhuriyeti yetkili makamları, 10 ve 11 Mart tarihlerinde, İsviçre Konfederasyonu yetkili makamlarına telgraflar göndererek, Uruguaylı bir banker olan Knın, 19 Şubatta Buoneso Aireste kaçırılmasında sorumlu olduğunu düşündükleri beş kişinin tespiti için yardım talep etmişlerdir. K.yı kaçıranlar, fidye istemişler, K.nın eşi ile kız kardeşinin önce Parise, daha sonra Zürihe gitmelerini, burada Credit Sisse bankasında kendileri adına açılmış olan hesaba parayı yatırdıktan sonra, Cenevreye geçmelerini istemişlerdir.
2. Arjantin makamlarının iade talepleri
(a) Birinci talep
11. Buenos Aires Interpolü, 13 Mart 1981de gönderdiği bir telgrafla, olayla ilgili şüpheli kişilerin iade edilmek üzere gözaltına alınmalarını (provisionol arrest) istemiştir. Buna göre Müdüriyet, Sanchez-Reisse hakkında bir gözaltı müzekkeresi çıkarmış, bu müzekkere 18 Mart 1981de kendisine tebliğ edilmiştir.
12. 16 ve 17 Martta Arjantin Cumhuriyeti Bern Büyükelçiliği, Arjantin vatandaşı beş kişi hakkında, Interpolün gözaltına alma talebini teyid etmiştir. 16 Nisan, 29 Nisan ve 4 Mayıs tarihli tutanaklarla birlikte, bunu destekleyici çeşitli belgeler sunmuştur. Bu notlar ve tutanaklar, resmi iade talebi belgelerini meydana getirmiştir.
13. Müdüriyet, kendisine ulaşan evrakı 13 Mayıs 1981de, başvurucuyla ilgili yapılacak duruşmada dikkate alınmak üzere Cenevre yetkili makamlarına göndermiştir. Bu belgelerin birer kopyası, başvurucunun avukatına ve Cenevre Kantonu Başsavcılığına da gönderilmiştir. Başsavcılık, 18 Mayısta Müdüriyetten, Sanchez-Reisse hakkında İsviçrede çalınmış eşyayı almak suçu isnadı bulunduğunun Arjantin yetkili makamlarına bildirmesini istemiş, fakat o ülkede bu fiillerin bir cezası bulunmadığına işaret etmiştir. Başsavcılık bu konuda bir dava açmamış, 6 Ağustosta da bu Kanton Ceza Mahkemesi (Indictments Chamber), bir soruşturma açılmasına yer olmadığına karar vermiştir.
14. Bu sırada başvurucu, avukatının da katıldığı iade duruşmasında, iade edilmeye itiraz ettiğini söylemiştir. Müdüriyet, 19 Temmuz tarihli bir yazıyla başvurucunun avukatına, müvekkilinin itiraz sebeplerini göstermesi için 17 Ağustos 1981 tarihine kadar süre vermiştir. Müdüriyet bu süreyi önce 17 Eylüle, daha sonra 1 Ekime kadar uzatmıştır.
(b) İkinci talep
15. Bu arada Arjantin Büyükelçiliği, yine aynı kişilerin sorumlu olduğu düşünülen Arjantinli maliyeci C.nin 8 Mayıs 1979da kaçırılması olayıyla ilgili bir talepnameyi (letters rogatory), 26 Mayıs 1981de Müdüriyete sunmuştur. Bu talepname 18 Haziran 1981de icra edilmiştir. Elçilik 8, 10 ve 13 Temmuz tarihli yazılarla (notes verbales), diğerleriyle ile birlikte Sanchez-Reissein iadesi için, resmen ikinci bir talepte bulunmuştur.
16. Müdüriyet, 11 Ağustosta Cenevre Kantonu yetkili makamlarından, bu kez C.nin kaçırılması hakkındaki belgeler nedeniyle, başvurucunun iadesiyle ilgili ikinci bir duruşma yapılmasını istemiştir.
3. Başvurucunun iadeye itirazı
17. Sanchez-Reissein avukatı 25 Eylül 1981de Müdüriyete, başvurucunun iadeye itiraz gerekçelerini gösteren bir dilekçe göndermiştir (bk. yukarıda parag. 14). Bu gerekçeler arasında şunlar yer almaktadır: iade talebini desteklemek için sunulan evrak, İsviçre ile Arjantin Cumhuriyeti arasındaki Suçluların İadesi Anlaşmasında düzenlenen şekil şartlarını taşımamaktadır (bk. aşağıda parag. 32); çünkü bu evrakta, başvurucuya isnad edilen suçlar belirtilmemiştir; Sanchez-Reisse, Arjantin yetkili makamları tarafından suçlandığı iki tane adam kaçırma olayında da masumdur, kaldı ki bunlar siyasal nitelikte olaylardır; iade kararı verilecek olursa, bu karar başvurucuyu insanlıkdışı muamele ile yüz yüze bırakacağı ve adil yargılanma güvencesinden mahrum edeceği için, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 3 ve 6. maddelerini ihlal edecektir.
4. Federal Mahkemenin kararı
18. Federal Mahkemenin 1. Kamu Hukuku Dairesi, 3 Kasım 1982de Sanchez-Reissein itirazını kabul etmiş ve böylece başvurucunun iade edilmemesine karar vermiştir. Federal Mahkemeye göre "bütün bu koşullar, iadeyi talep eden Devlet tarafından itirazda bulunan kişiye, hükümden önce veya cezanın infazı sırasında, yapılabilecek olan muamelenin insan haklarına saygıyı düzenleyen kuralları ihlal edeceğinden kaygılanmak için ciddi sebepler bulunduğunu ortaya koymaktadır". Federal Mahkeme daha sonra, iade talebinde belirtilen suçlardan biri hariç diğer suçların, İade Anlaşmasının IX. maddesinin birinci fıkrası gereğince, Cenevre Kantonu yetkili makamlarının kovuşturmasına ve yargılamasına tabi olduğuna karar vermiştir. Federal Mahkeme son olarak, Cenevre yetkili makamları başvurucu hakkında açılacak olan ceza davasında tutuklanmasına (detention on remand) karar verinceye kadar, kendisinin tutulmasına (detention) karar vermiştir.
5. Başvurucu hakkında İsviçrede açılan ceza davası
19. Ertesi gün savcı, Sanchez-Reisse hakkında cezai soruşturma açılmasına karar vermiş ve soruşturma yargıcı da, diğerlerinin yanında, fidye almaya teşebbüs suçundan da soruşturma yapılmasını kabul etmiştir. Bunun sonucu olarak, iade amacıyla tutma, tutuklamaya dönüşmüştür.
20. 9 Aralık 1982de Federal Mahkeme Ceza Dairesi (Indictments Chamber), Zürih Kantonu yetkili makamlarının başvurucu hakkında kovuşturma (prosecute) ve yargılamada bulunmalarına (bring him to trial) karar vermiştir.
Başvurucu 25 Nisan 1983te, K. ile ilgili olayda fidye almaya teşebbüs ve şantaj suçlamalarını (bk. yukarıda parag. 10) kabul etmiştir. Zürih Kantonu Yüksek Mahkemesi 29 Kasım 1983te, başvurucuyu bu suçlardan dört yıl dokuz ay hapis cezasına mahkum etmiş, tutuklulukta geçen 393 günün bu süreden indirilmesine karar vermiştir.
21. Yarı serbest bir rejim altına konulan başvurucu, Kasım 1985te kaçmıştır. Başvurucu, iade amacıyla tutulurken, salıverilmek için üç kez başvurmuştur.
B. Salıverilme talepleri
1. Birinci talep
22. 9 Kasım 1981de, Sanchez-Reisse ve kendisiyle aynı sebeplerle aynı zamanda gözaltına alınan eşi, Müdüriyetten salıverilmelerini talep etmişlerdir. Müdüriyet, 25 Kasımda, bayan Sanchez-Reissein talebini, 100,000 İsviçre Frangı kefalet ödemesi karşılığında kabul etmiştir. Başvurucu, eşinin salıverilmesini kolaylaştırmak amacıyla, kendi talebini geri almıştır.
2. İkinci talep
23. Sanchez-Reisse 25 Ocak 1982de, Müdüriyetten yeni bir salıverilme talebinde bulunmuş ve şunları ileri sürmüştür: iade kararına itiraz ettiği halde, yaklaşık bir yıldır iade amacıyla tutulu bulunmaktadır; Arjantin yetkili makamları tarafından isnad edilen suçlardan masumdur; bu makamlar tarafından sunulan deliller açıkça yetersizdir; tutulması nedeniyle sağlığı ciddi biçimde kötüleşmiştir.
24. Müdüriyet, 2 Şubat 1982de, salıverilme talebini kabul etmediğini başvurucunun avukatına bildirmiş ve sonuç olarak bu talep Federal Mahkemeye gönderilmiştir (bk. aşağıda parag. 34). Müdüriyet, Champ-Dollon cezaevi sağlık servisi tarafından verilen bilgi ışığında, başvurucunun gördüğü tıbbi ve psikiyatrik tedavinin, cezaevinde tutulmasıyla bağdaşabilir olduğu sonucuna varmıştır. Müdüriyet, Federal Mahkemeye hatırlatıcı bir not ile birlikte, K.yı kaçırmaktan şüpheli beş Arjantinli hakkında 19 sayfalık bir rapor hazırlamıştır.
25. Müdüriyet 15 Şubat 1982de, salıverilme talebini, yukarıda geçen iki belge ile birlikte, "İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 5(4). fıkrası gereğince bir mahkeme tarafından karar verilebilmesi için" Federal Mahkemeye göndermiştir. Müdüriyet aynı zamanda, 22 Ocak 1892 tarihli Yabancı Ülkelere Suçluların İadesi Hakkında Federal Yasanın 25. maddesinin "gerektirdiği şartları" taşımadığı gerekçesiyle, salıverilme talebi hakkında olumsuz görüş bildirmiştir.
26. Federal Mahkeme salıverilme talebini 25 Şubat 1982de reddetmiştir. Kararın hüküm fıkraları ertesi gün, gerekçeleri ise 3 Martta Sanchez-Reissee bildirilmiştir. Federal Mahkeme bu karara varırken, bir çok unsuru dikkate almıştır: Arjantin yetkili makamları tarafından sunulan iade talebi sadece Uruguaylı banker K.nin kaçırılmasıyla değil, ama aynı zamanda Arjantinli maliyeci C.nin kaçırılmasıyla da ilgili olup, başvurucunun bu olaylara karışmış olma ihtimali göz ardı edilemez; başvurucu, vatandaşı olduğu ülkede değil, fakat Amerika Birleşik Devletlerinde ikamet ettiğinden, gerçekten de bir kaçma tehlikesi vardır; tutulmaya elverişli olmadığını gösterememiştir; ayrıca ihtiyaç halinde doktor yardımı alabilir.
27. Bu arada Sanchez-Reisse 18 Şubatta, Cenevre Mahkemesi Başkanına ve Savcılığına derhal salıverilmesini isteyen bir dilekçe göndermiştir. Cenevre Ceza Dairesi Başkanı 23 Şubat tarihli yazısında, iade amacıyla tutulan bir kimse tarafından sunulan salıverilme talebi hakkında karar verme yetkisinin, Federal Mahkemeye ait olduğunu belirtmiştir. Başvurucunun avukatı bu yazıya karşı 9 Mart 1982de verdiği yanıtta, Federal Mahkeme önündeki yargılama sürecinin bütünüyle yazılı olduğunu ve bu mahkemenin ancak bir ayda karar verebildiğini belirtmiştir. Avukata göre Sözleşmenin 5(4). fıkrasındaki şartlara uyulmamıştır; çünkü özellikle, tutulan kişi bizzat mahkeme önüne çıkarılmamış ve karar süratle verilmemiştir. Bu nedenle avukat, salıverilme talebini tekrarlamış ve Kanton Mahkemesinden Sözleşmenin söz konusu hükmünü yorumlamasını istemiştir. Cenevre Ceza Dairesinin üç başkanı tarafından 15 Mart 1982 tarihli yazıda, başvurucu Federal gözaltı müzekkeresi gereğince iade amacıyla tutulmuş olduğundan, bu mahkemenin başvurucunun salıverilme talebini ele almaya yetkili olmadığı belirtilmiştir.
3. Üçüncü talep
28. Başvurucu Sanchez-Reisse 21 Mayıs 1982de, Müdüriyetten bir kez daha salıverilme talebinde bulunmuştur. Başvurucu, sağlık durumunun kötüleşmesi nedeniyle salıverilmesi gerektiğini iddia etmiş ve iki sağlık raporu eklemiştir. Bunlardan 18 Mart tarihli olan birinci raporda, başvurucunun tedavisinin cezaevinde yapılabileceği söylenmesine rağmen, 18 Mayıs tarihli ikinci raporda, sağlığındaki kötüleşme şu şekilde ifade edilmiştir: "Başvurucunun halen içinde bulunduğu tutulu halin bir sınırının olmaması, kendisinin paranoid düşünceler geliştirmesinde ve gerçeği değerlendirmedeki problemlerinde belirleyicidir."
29. Bu salıverilme talebi 24 Mayıs Pazartesi günü Müdüriyete ulaşmıştır. Müdüriyet, iade talebi üzerindeki soruşturmasını henüz bitirmiş ve bu nedenle aynı gün dosyanın tamamını Federal Mahkemeye göndermiştir. Müdüriyet salıverilme talebi hakkında kendi görüşünü eklememiş, ancak Federal Mahkeme 2 Haziran 1982de Müdüriyetten on gün içinde bir görüş bildirmesini istemiştir.
30. Federal Mahkemenin 1. Kamu Hukuku Dairesi Başkanı, salıverilme talebi hakkında Müdüriyetten görüş istendiğini başvurucunun avukatına da bildirmiştir.
31. Federal Mahkeme 6 Temmuz 1982de, Müdüriyetin 9 Haziran tarihli görüşünde tavsiye edildiği şekilde, salıverilme talebini reddetmiştir. Federal Mahkemeye göre başvurucu Sanchez-Reisse, Mahkemenin 25 Şubat 1982 tarihinde verdiği karardan (bk. yukarıda parag. 26) farklı bir karar vermesini gerektirecek önemde yeni bir delil sunmamıştır. Federal Mahkemenin bu kararı, 9 Temmuzda tebliğ edilmiştir.
II. İsviçrede suçluların iadesi hukuku
32. İsviçre ile Arjantin arasındaki suçluların iadesi usulü, ilk olarak ikili anlaşma, sonra da İsviçre ulusal hukuku tarafından düzenlenmiştir.
İsviçre ile Arjantin Cumhuriyeti arasında, 21 Kasım 1906 tarihinde imzalanmış olan Suçluların İadesi Anlaşması, 1912 yılından itibaren her iki ülkeyi de bağlayıcıdır. Bu anlaşma, iki ülke arasında iadeye uygulanacak şekli ve maddi şartları düzenlemekte, fakat ne açıkça ve ne de zımni olarak, iade amacıyla tutmanın denetimi için mahkemeler tarafından uygulanabilecek bir usul göstermektedir. Bu nedenle, bu noktada uygulanacak olan hukuk, İsviçre hukukudur. Olayların geçtiği dönemde ve 31 Aralık 1982 tarihine kadar, 1892 tarihli Yasa uygulanabilir durumdadır.
1. 22 Ocak 1892 tarihli Yabancı Devletlere İade Hakkında Federal Yasa
33. Yabancı Devletlere İade Hakkında 22 Ocak 1892 tarihli Yasa (kısaca "1892 tarihli Yasa"), söz konusu meselede yetkiyi, pratik nedenlerle yetkisini Federal Emniyet Müdürlüğüne devretmiş olan Federal Konsey (Merkezi Hükümet) ile iade konularında tek yetkili yargısal makam olan Federal Mahkeme arasında paylaştırmıştır.
(a) Federal Emniyet Müdürlüğü
34. Resmi iade talepleri ile iade amacıyla tutma taleplerinin yöneltileceği yer, Federal Emniyet Müdürlüğüdür. Müdüriyet, Dışişleri Bakanlığından geçmeden, Berndeki yabancı diplomatik misyonlar ile Interpol Genel Sekreterliği ve merkezi ulusal bürolarıyla doğrudan ilişki kurabilir. Müdüriyet, aranan kişinin gözaltına alınmasını gerektirecek bir durum olup olmadığına karar verir; böyle bir durum varsa, o kişi hakkında "iade amacıyla gözaltı müzekkeresi" çıkarır; bu müzekkere İsviçre toprakları üzerinde derhal uygulanabilir.
Bir kimse gözaltına alındığında, işlemler Müdüriyet tarafından yürütülür. Müdüriyet, bu kimsenin ilgili Kantonun yetkili makamları tarafından dinlenmesine karar verir; gerektiği takdirde bu kimseyi temsil edecek olan bir avukat tayin eder; ilgili avukatla yazışır ve uyulacak olan süre hakkında kendilerine bilgi verir; tutulan kişinin mektuplarını kontrol eder; bu kimseye ziyaret talebini, bu kimsenin telefon görüşmesi yapma isteğini kabul veya reddeder.
Bütün bunların yanında, hemen hemen her olayda, iade talepleri ile salıverilme talepleri hakkında Müdüriyetin kendisi karar verir.
İade talepleri hakkında karar yetkisi, 1892 tarihli Yasanın 22. maddesinde düzenlenmiştir; bu yetki, "gözaltına alınan kimsenin, hiç geciktirilmeden teslim edilmeye rıza göstermesi ve ... iadesi için yasal bir engel bulunmaması veya ... 1892 tarihli Yasada, Anlaşmada veya mütekabiliyet beyanında bulunmayan bir sebeple iadeye itiraz etmesi halinde..." kullanılabilir.
Salıverilme talepleri hakkında karar yetkisi ise, aynı Yasanın 25(2). fıkrasında düzenlenmiştir; bu yetki, meselenin Federal Mahkemeye gönderilmediği her olayda kullanılabilir. Müdüriyet, olaydaki şartların gerektirmesi halinde, kişinin salıverilmesine karar verebilir (Yasa, 25(1)).
Ayrıca, Federal Mahkeme bu konuda ne zaman bir karar verecek olsa, Müdüriyet gerekli soruşturmayı yapar. Federal Mahkeme, iade talebini reddedecek olursa, Müdüriyet bu kararla bağlıdır. Öte yandan Federal Mahkeme iadeye karar verecek olursa, Müdüriyet siyasal yerindelik (expediency) gibi önemli bazı gerekçelerle, söz konusu kişiyi iade etmeyebilir.
Son olarak, iade edilecek kimsenin teslimi için gerekli talimatları vermek, pratikteki ayrıntıları ayarlamak ve talebi üzerine hareket edilen yabancı Devleti bilgilendirmek, yine Müdüriyetin görevidir.
(b) Federal Mahkeme
35. Federal Mahkeme iade sürecinde iki durumda devreye girer.
Gözaltına alınan kimse Yasaya, bir anlaşmaya veya mütekabiliyet beyanına (md. 23) dayanarak iade kararına itiraz etmiş ise, Federal Mahkeme, gerektiği takdirde ek soruşturma yapılmasını (md. 23(2)) ve tutulan kişinin huzura getirilmesini (md. 23(3)) istedikten sonra, iadenin esası hakkında karar vermeye yetkilidir. Çok nadiren de olsa, kişinin huzura getirilmesi istenmiş ise, aksine çok ciddi sebepler bulunmadıkça, aleni bir duruşma yapılır (md. 23(3)); tutulan kişi, gerektiği takdirde mahkeme tarafından atanmış bir avukatın yardımından yararlanır.
Olay, kendisine gönderildiği takdirde (md. 25(2)), yani itiraz, iadenin kendisiyle ilgili ise, Federal Mahkeme, iade amacıyla tutulmuş kişinin salıverilme talebi hakkında da karar vermekle yetkilidir. Federal Mahkeme, olaydaki şartların gerektirmesi halinde (md. 25(1)), bu kimsenin salıverilmesine karar verebilir.
2. Federal Adalet Bakanlığı, Emniyet ve Federal Mahkeme arasında 1976-77 yıllarındaki yazışmalar
36. İsviçre Hükümeti, Federal Meclise gönderdiği 1968 tarihli bir raporda, onaylanması düşünülen İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi bakımından 1892 tarihli Yasadaki bazı eksikliklere şu şekilde dikkat çekmiştir:
"İade talep eden Devletin isteği üzerine, Adalet Bakanlığı ve Emniyet Müdürlüğünün emirleri uyarınca tutulan kimselerin, kendilerini tutma kararına karşı bir mahkemeye başvurma hakları bulunmamaktadır. Ancak, gözden geçirilen Yabancıların İadesi Hakkında Yasada, Sözleşmenin 5(4). fıkrasına göre, tutmaya karşı bir mahkemeye başvurma imkanı sağlayacak şekilde değişiklik yapılması düşünülmektedir." (Federal Bulletin, 1968, c. II, s. 1102-1003)
37. İsviçre Konfederasyonu Sözleşmeyi 28 Kasım 1974 tarihinde onaylamıştır. Lynas -- İsviçre başvurusu (Başvuru no. 7317/75, Decisions and Reports no. 6, s. 141-155), Komisyon tarafından 6 Ekim 1976da kabuledilemez bulunmasına rağmen, suçluların iadesiyle ilgili hukukta Sözleşmenin 5(4). fıkrası bakımından eksiklikler bulunduğunu ortaya çıkarmıştır. Hükümet, cezai konularda karşılıklı adli yardıma ilişkin Federal Yasa yürürlüğe girinceye kadar, karşılaşılan bu güçlüğü gidermek için bir çözüm benimsemesi gerektiğini kabul etmiştir. Sözleşmenin 5(4). fıkrasının İsviçrede doğrudan uygulanabilir olmasını esas alan Federal Adalet Bakanlığı ve Emniyet Müdürlüğü, Federal Mahkemeyle görüş alış verişinde bulunmuşlardır. Bu iki organ, 27 Aralık 1976, 28 Ocak 1977, 29 Nisan 1977 ve 9 Mayıs 1977 tarihli yayınlanmamış yazışmaların sonunda, Yasanın 22-25. maddelerinin ve özellikle 25(2). fıkrasının, Federal Mahkemeye şu konularda genel ve münhasır bir yetki verdiği şekilde yorumlanması gerektiği üzerinde anlaşmışlardır: (1) iade amacıyla tutmaya karşı yapılan itiraz hakkında karar verme (böylece bundan sonra bu hukuki yol, gözaltı müzekkeresinin arkasına açıkça yazılmış olup, bu müzekkerenin tebellüğ edilmesi ilgili kişinin yazılı olarak bu bilgiyi aldığı anlamına gelmektedir); (2) iade talebine itiraz yapılmadığı için Federal Mahkeme olayın esasını incelemekle yetkili olmasa bile, salıverilme talebi hakkında karar verme.
38. Yazışmalar sonucu yapılan geçici düzenlemeler, 20 Mart 1981 tarihinde kabul edilen ve 1 Ocak 1983te, yani mevcut davaya konu yargılamanın sonuçlanmasından sonra yürürlüğe giren Federal Yasada yer almıştır. Federal Mahkeme Ceza Dairesi, sadece iade amacıyla gözaltı müzekkeresine karşı yapılan başvuru hakkında değil (md. 48(2) ile bağlantılı olarak alınan md. 47(1)), fakat Emniyet Müdürlüğünün bir salıverme talebini reddeden kararına (md. 50) karşı yapılan başvuru hakkında da karar vermektedir (8 Nisan 1983 tarihli hüküm, İsviçre Federal Mahkemesi Kararlar Derlemesi, c. 109, kısım IV, s. 60).
İadenin kendisiyle ilgili olarak ise, Müdüriyet, şimdi artık ilk derece makam olarak karar verme yetkisine sahiptir (md. 55(1)). Ancak, ilgili kişi, "siyasal bir suçtan ötürü soruşturulduğunu" iddia ederse, veya "yapılan soruşturma suçun siyasal bir nitelik taşıdığını düşünmek için ciddi sebepler bulunduğunu ortaya koyarsa", kararı Federal Mahkeme verir (md. 55(2)).
Müdüriyetin kararlarına karşı, idari dava yoluyla, Federal Mahkemeye başvurulabilir (md. 55(3)).
KOMİSYONDAKİ YARGILAMA
39. Sanchez-Reisse, 10 Mayıs 1982de Komisyona başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, salıverilme talepleriyle ilgili olarak Federal Mahkemenin uyguladığı usulün, Sözleşmenin 5(4). fıkrasına aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
40. Komisyon 18 Kasım 1983te başvuruyu kabuledilebilir bulunmuştur.
Komisyon 13 Aralık 1984 tarihli raporunda, oybirliğiyle Sözleşmenin 5(4). fıkrasının ihlal edildiğini, çünkü söz konusu yargılamada, bu fıkrada öngörülen usul ve sürat şartlarına uyulmadığını belirtmiştir.
(Dava, süresi içinde Mahkemenin önüne getirilmiştir.)
KARAR GEREKÇESİ
I. Sözleşmenin 5(4). fıkrasının ihlali iddiası
42. Başvurucu Sözleşmenin 5(4). fıkrasına dayanmıştır. Bu fıkra şöyledir:
"Gözaltına alınma veya tutulma nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılan bir kimse, tutulmasının hukukiliği hakkında süratle karar verebilecek ve tutulması hukuki değilse salıverilmesine hükmedebilecek bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptir."
Başvurucu, 25 Ocak ve 21 Mayıs 1982 tarihlerinde yaptığı salıverilme talepleri hakkında yapılan incelemenin, izlenen usul bakımından veya süre bakımından, yukarıda belirtilen fıkradaki şartları taşımadığını ileri sürmüştür. Başvurucu 9 Kasım 1981 tarihli başvurusunu geri aldığı için (bk. yukarıda parag. 22), Mahkeme bunu dikkate almayacaktır.
A. İzlenen usul
43. Sanchez-Reisse, o tarihte İsviçredeki iade amacıyla tutmaya karşı başvuru sisteminin, Sözleşmenin 5(4). fıkrası bakımından ele alındığında, yeterli güvenceler sağlamadığını iddia etmiştir.
1. Mahkemeye doğrudan başvuru imkanı bulunmaması
44. Başvurucu ilk olarak, bir mahkemeye doğrudan başvuramamış olması nedeniyle şikayetçi olmuştur. Başvurucu, iade amacıyla tutulmuş olup da, ilk önce idari bir organa başvurmak zorunda kalmış olan herkes gibi, salıverilme talebini dinleyecek yetkili yargısal makama doğrudan başvuramadığını iddia etmiştir.
Komisyon, mahkemelerin bir salıverilme talebini ancak, niteliği gereği böyle bir talebi reddedecek olan yürütme organının bir görüş eklemesi halinde ele alabilecek olmalarını şaşırtıcı bulmuştur.
Öte yandan, Hükümete göre alınan tedbirler, adaleti gereği gibi dağıtmak için gerekli olduğu sürece, Sözleşmeci Devletlerin mahkemelere başvurmayı düzenlemesini engelleyen hiçbir şey yoktur.
45. Sanchez-Reisse, iade edilmeye karşı olduğunu beyan ettiğine göre, Federal Mahkemenin salıverilme meselesi üzerinde münhasır bir yargı yetkisi vardır (bk. yukarıda parag. 35/3; 1892 tarihli Yasa, md. 25). Salıverilme talebi, hukuken sadece Federal Mahkemeye yöneltilmiş olmasına rağmen, 1981 tarihli Yasaya göre de talep, önce bunu inceleyecek ve görüşünü bildirecek olan Müdüriyete gider.
Mahkemeye göre Müdüriyetin olaya müdahalesi, başvurucunun Federal Mahkemeye başvurma imkanını engellememekte veya bu mahkemenin denetim yetkisini kısıtlamamaktadır. Dahası bu müdahale, haklı bir kaygıyı da karşılamış olabilir; çünkü iade, niteliği gereği, Devletin uluslararası ilişkileriyle alakalı olduğundan, yürütme organının böylesine duyarlı bir alanda etkiye sahip olabilecek bir tedbir hakkında görüşlerini bildirmesi, anlaşılabilir bir durumdur.
2. Bizzat savunma imkanı bulunmaması
46. Başvurucu, olayda sadece bir avukat yardımını zorunlu kılan yazılı bir yargılama usulünün uygulanması nedeniyle, kendini bizzat savunma imkanı bulamamayla ilgili olarak ikinci bir şikayette daha bulunmuştur. Başvurucu, avukatın özellikle Emniyet Müdürlüğü tarafından atanması halinde, tutulan bir kimsenin duruşmaya katılmak suretiyle, avukatının yaptığı işlemi kontrol edebilme ihtiyacı hissettiğini iddia etmiştir.
Hükümet, Sözleşmenin bir kimseye kendini bizzat savunma şeklinde mutlak bir hak tanımadığını, avukat bulunmamasının bazı durumlarda ilgili kişinin zararına olabileceğini söylemekle yetinmiştir. Komisyon bu konuda bir görüş belirtmemiştir.
47. Mahkemeye göre, aslında avukatını kendi seçmiş olan başvurucunun iddiası, incelenmeyi gerektirmemektedir. Bu iddianın Sözleşmenin 5(4). fıkra metni içinde bir temeli yoktur. Dahası bu iddia, bir avukat yardımını gerektiren İsviçre hukukunun, iade sürecindeki ilgili kişiye önemli bir güvence sağlamış olduğunu gözden kaçırmaktadır. Bu amaçla tutulan kimse, tanımı gereği, söz konusu ülkede yabancı olup, o ülkenin hukuk sistemini bilmemektedir. Ayrıca Sanchez-Reisse, taleplerini yazılı olarak etkili bir şekilde sunmak için yeterli hukuk bilgisine sahip olduğuna dair bir delil gösterememiştir.
3. Federal Emniyet Müdürlüğünün görüşüne cevap verememe ve bir mahkeme önüne çıkarılmama
48. Başvurucu Sanchez-Reisse ayrıca, teorik olarak olumsuz olan Müdüriyetin görüşüne karşı, bir cevap verme imkanına sahip bulunması gerektiğini iddia etmiştir.
Başvurucu aynı zamanda, salıverilme talebini savunmak için, bir hakkın gereği olarak veya yaptığı başvuru üzerine bir mahkeme önüne çıkarılmamış olmasından şikayet etmiştir. Başvurucuya göre bu durum, salıverilme talebinin temel sebebi olan sağlık durumunun daha da kötüleşmesine yol açmıştır. Başvurucunun dediğine göre, mahkemeyle hiçbir irtibatının bulunmaması, habeas corpus ilkesiyle bağdaşmaz. İade amacıyla tutma, bir tutuklamaya kıyasla tutulan bir kimseye dayanabileceği daha az dayanak sağladığından, burada durum daha da zordur; çünkü İsviçredeki mahkeme, iadeyle ilgili bir olayda, iade anlaşmasının şartlarına uygunluk bulunup bulunmadığını denetlemekle yetinmekte, suç isnadın esasını ele almamaktadırlar.
49. Hükümet, Müdüriyetin gör üşünün, tutulan kimsenin salıverilme talebini desteklemek için gösterdiği gerekçelere bir karşılık olduğunu savunmuştur. Bu nedenle, burada silahlarda eşitlik vardır.
Hükümet ayrıca, mahkeme önüne çıkarılma hakkının varlığına da itiraz etmiştir. Hükümet, Sözleşmenin 5. maddesinin 3 ve 4. fıkraları arasındaki farklılığı vurgulayarak, 5. maddenin sistematik yorumunu savunmuştur. Hükümet bu bağlamda, Mahkemenin içtihatlarına ve özellikle 23 Ekim 1979 tarihli Winterwerp kararı ile 5 Kasım 1981 tarihli X. - Birleşik Krallık kararına dayanmıştır. Hükümete göre, hakkında iade yargılaması yapılan bir kimseyi özgürlükten yoksun bırakma işlemi, bir uluslararası işbirliği işlemi olup, bu durum, bireyin özel koşullarını ikinci planda bırakmaktadır.
50. Komisyon temsilcisi şu görüşleri ileri sürmüştür: Müdüriyet, salıverilme talebini Federal Mahkemeye iletirken, kendisinin salıvermeye karşı olduğunu belirtebilmiş ve salıvermenin yersizliği konusunda ayrıntılı gerekçeler gösterebilmiştir. İlgili kişi bu görüşün bir kopyasını elde edebilmiş olsa bile, buna yanıt verme imkanına sahip olamamıştır; mahkeme tarafından dinlenmiş olsaydı, pratikte bu, salıverilme talebini sunmaktan öteye gidemeyecekti. Cevap için kanunda bir hüküm bulunmadığından, söz konusu usul dengesizdir; bu usul, Sözleşmenin 5(4). fıkrasının aradığı "asgari çelişmelilik unsuru"nu güvence altına almamıştır.
Komisyon temsilcisi öte yandan, ilgili kişinin bir avukat yardımı alması ve tutulmasının hukukiliğine karşı yetkili mahkemelerde itiraz edebilme imkanına sahip bulunması halinde, bütünüyle yazılı usulde yapılan yargılamanın, Sözleşmenin 5(4). fıkrasındaki şartları taşıyacağını düşünmüştür. Komisyon temsilcisine göre, başvurucunun Federal Mahkeme önüne çıkarılması asli bir unsur değildir.
51. Mahkemeye göre mevcut davada Sözleşmenin 5(4). fıkrası, Sanchez-Reissein şu veya bu şekilde, çelişmeli yargılama usulünden yararlandırılmasını gerektirir.
Müdüriyetin görüşüne karşı başvurucuya yazılı yanıt sunma imkanı verilmesi, bu konuda uygun bir vasıta oluşturacaktır; fakat kendisine böyle bir imkan verilmemiştir. Tabi ki başvurucu talepte bulunurken, kendine göre salıverilmesini haklı kılan koşulları belirtmiştir; fakat bu, zorunlu bir unsur olan "silahlarda eşitliği" sağlamamaktadır; çünkü bunun ardından gelen Müdüriyet görüşünde, tutulan kişinin tepkisini veya eleştirisini ve hatta Federal Mahkemenin kararını vermeden önce dikkate almasını gerektiren, yeni maddi ve hukuki noktalara dayanılmış olabilir.
Başvurucunun cevabının yazılı olması da gerekmez; çünkü Sözleşmenin 5(4). fıkrasının gerektirdiği sonuca, başvurucunun Federal Mahkeme önüne çıkarılmasıyla da ulaşılabilir.
Tutulan bir kimsenin "bizzat veya gerekirse bir biçimde temsil edilerek dinlenmesi" imkanı (bk. yukarıda geçen Winterwerp kararı, parag. 60), "özgürlükten yoksun bırakma hallerinde uygulanan temel usul güvenceleri" arasında öne çıkan bir unsurdur (bk. 18.06.1971 tarihli De Wilde, Ooms ve Versyp kararı, parag. 76). Sözleşmenin 5(3). fıkrası (bir yargıç veya diğer bir görevli önüne çıkarılma hakkı) ile 5(4). fıkrası (başvurma hakkı) arasındaki ifade farklılığına rağmen, Mahkemenin bu iki fıkrayla ilgili önceki kararları, yargısal bir organ önünde bir duruşma yapılması gereğini kabule eğilimlidir (bk. diğerleri arasında, yukarıda geçen Winterwerp kararının yanında, 04.12.1979 tarihli Schiesser kararı, parag. 30-31). Ancak söz konusu kararlar, 1. fıkranın sadece (c) ve (e) bendlerine giren konularla ilgilidir. Aslında "Sözleşmenin aradığı usulün biçimi, ... bir mahkemenin müdahalesini gerektiren her olayda aynı olması gerekmez" (bk. yukarıda geçen De Wilde, Ooms ve Versyp kararı, parag. 78).
Mevcut davada Federal Mahkeme, başvurucunun bizzat mahkeme önüne çıkması lehine ağır basan bir unsur olan sağlık durumunun kötüleşmesini dikkate almaya doğru yönlendirilmiş, fakat aynı zamanda üçüncü salıverilme talebine ekli sağlık raporları da Federal Mahkemenin önüne konmuştur (bk. yukarıda parag. 28). Başvurucunun mahkeme önüne çıkarılmasının, salıverilmesi konusunda Federal Mahkemeyi ikna edeceğine inanmak için bir sebep yoktur.
Bununla birlikte, Sanchez-Reissein gerçekten çelişmeli bir usulden yararlanamamış olması sorunu, olduğu gibi kalmıştır.
4. Özet
52. Özetlenecek olursa, tartışma konusu bu iki durumda izlenen usule, bir bütün olarak bakılacak olursa, Sözleşmenin 5(4). fıkrasının tanımış olduğu güvenceleri taşımadığı görülür.
B. Yargılamanın uzunluğu
53. Kararların "süratle" alınması şartına uygunluk sorununu incelemeden önce, söz konusu yargılamanın süresini tespit etme gereği vardır.
1. Dikkate alınacak süre
54. Dikkate alınacak sürenin başlangıcıyla ilgili olarak başvurucu, bu sürenin salıverilme taleplerini Müdüriyete sunduğu tarihte başladığını ileri sürmüştür. Öte yandan Hükümet ise, sadece Federal Mahkeme önündeki yargılamanın konuyla ilgili olduğunu savunmuştur. Komisyon gibi Mahkeme de, Müdüriyete yapılan salıverilme talebinin, davanın idari aşamasını başlattığını ve Federal Mahkemenin "işlemin hukukiliğinin yargısal denetimi"ni yapabilmesi için, bu idari aşamanın bir ön koşul olduğunu kaydeder (bk. yukarıda geçen De Wilde, Ooms ve Versyp kararı, parag. 76). O halde bu olaydaki söz konusu tarihler, 25 Ocak 1982 ve 21 Mayıs 1982dir.
Söz konusu dönemler, salıverilme taleplerinin reddedildiği 25 Şubat 1982 ile 6 Temmuz 1982de sona ermiştir (bk. yukarıda parag. 26 ve 31).
Dikkate alınacak dönemlerdeki toplam süre, birincisinde otuz bir gün, ikincisinde kırk altı gündür.
2. Kararların "süratle" alınması şartına uygunluk
55. Geriye, bu dönemlerin Sözleşmenin 5(4). fıkrasındaki kararların "süratle" alınması şartına uygun olup olmadığını belirlemek kalmaktadır. Mahkemeye göre bu kavram, soyut olarak tanımlanamaz; bu mesele, Sözleşmenin 5(3). fıkrası ile 6(1). fıkrasındaki "makul süre" deyiminde olduğu gibi (bk. yerleşik kararlar), her bir olayın özel şartları ışığında çözüme kavuşturulmalıdır.
56. Bu bağlamda Hükümet, her iki olayda geçen süreyi yeterince açıkladığını ve mazur gösterdiğini düşündükleri çeşitli faktörlere dayanmıştır. Bu faktörler şunlardır: iade amacıyla tutmanın, iade sürecinden ayrılması pek mümkün olmayan bir niteliğe sahip olması; söz konusu usulün, idari ve yargısal olmak üzere karma bir niteliğe sahip olması; ilgili kişinin suçluluğu veya masumiyeti hakkındaki kararın, kural olarak yabancı bir mahkeme tarafından verilecek olması; mevcut olayda ayrıca, salıverilme taleplerinin gecikmiş olması; başvurucuya isnad edilen suçların ağırlığı ve kaçma tehlikesi gibi, tutmayı haklı kılan gerekçeler bulunması; iade sorununun karmaşıklığı; iade sürecinin ilerlemiş olması; başvurucunun durumu ile suç ortaklarının durumu arasında bağlantı bulunması; başvurucu Sanchez-Reissein iadeye itirazının sonucu ile salıverilme taleplerinin sonucu arasında önem bakımından farklılık bulunması.
57. Tabi ki iade meselesi, salıverilme taleplerinin dekorunu oluşturmuş olup, Müdüriyetin ve daha sonra Federal Mahkemenin konuyla ilgili düşüncesini etkilemiştir. Dahası bu alanda, yabancı bir Devletin iade talebi hemen başlangıçta, ilgili kişinin bulunduğu ülkenin yetkili makamlarına kabuledilemez görünmediği takdirde, tutma kural, salıverme ise istisnadır.
Bununla birlikte başvurucunun, ister olumlu isterse olumsuz olsun, tutulmasının hukukiliği hakkında süratle bir karar elde etme hakkı bulunmaktadır. Dahası, 25 Şubat 1982 ve 6 Temmuz 1982 tarihli kararlar, Federal Mahkemenin söz konusu salıverilme taleplerini incelemekle yetindiğini göstermektedir. Federal Mahkeme olayları az ve öz bir biçimde anlattıktan sonra, Sanchez-Reissein tutulmasını devam ettirme ile salıverme arasındaki riskleri karşılaştırmıştır. Sorunun karmaşık olduğuna, ayrıntılı bir soruşturmaya ihtiyaç gösterdiğine ve uzun uzadıya düşünmeyi gerektirdiğine inanmak için her hangi bir sebep yoktur. Daha özelde, başvurucunun sağlık durumu, diğer unsurlardan hiç kuşkusuz ayrılamaz ama, sağlık dışındaki unsurların yaklaşık bir yıldır incelenmekte olan dosya içinde olduğu görülmektedir.
58. Her iki yargılama için geçerli olan bu yorumlara, her birine özgü yorumlar eklenmelidir.
59. Komisyon, başvurucunun geri aldığı ve konuyla ilgili olmayan birinci salıverilme talebinden (bk. yukarıda parag. 22) sonra yaptığı ikinci talepte yeni olan tek unsurun, Sanchez-Reissein sağlık durumu olduğunu kaydetmiş (bk. yukarıda parag. 23), Hükümet de bu tespite itiraz etmemiştir. Bu durum, Müdüriyetin Champ-Dollon cezaevinin sağlık servisiyle irtibata geçtiği kısa bir araştırma yapmasına yol açmış, yetkili makam hemen bir karar verebilecek bir duruma girmiştir. Buna rağmen, karar vermek için Müdüriyet yirmi bir gün, daha sonra Federal Mahkeme on gün olmak üzere toplam otuz bir güne ihtiyaç duymuşlardır. Mahkeme, bu kadar uzun bir gecikmenin gereksiz olduğunu kabul etmektedir.
60. Üçüncü salıverilme talebi, Müdüriyet tarafından bir görüş ifade edilmeden Federal Mahkemeye gönderilmiştir. Federal Mahkeme, dosyanın tamamı elinde olmasına rağmen, uygulama gereğince, Müdüriyetten görüş gelinceye kadar karar vermeyi ertelemiş ve bu da bir kaç günlük gecikmeye yol açmıştır (bk. yukarıda parag. 29 ve 31).
Hükümet, bu yargılamadaki süreyi izah ederken, öncekiyle ilgili izahının yarısı uzunluğunda, çeşitli noktaları vurgulamıştır. Bu noktalar şöyledir: Federal Mahkeme o sırada çok yoğun bir dönemden geçmektedir; iadenin kendisi hakkında karar verme noktasında olduğundan, bu talebin bir önceliği bulunmadığı anlamına gelmiştir; bu salıverilme talebi bir öncekiyle aynı sebeplere dayandığı için, bunu da reddetmekten başka bir şey yapamazdı.
Mahkeme bu faktörlerin, Sanchez-Reissein Sözleşmenin 5(4). fıkrasında öngörülen sürat güvencesinden yoksun bırakmayı gerektirecek nitelikte görmemektedir. Her şeyden öte, mesele çok açıktır; çünkü başvurucu önceki talebinde yer alan ifadelere benzer ifadelerle başvuru yapmıştır. O halde burada da, Müdüriyette yirmi gün ve Federal Mahkeme önünde yirmi altı gün geçen süre, aşırıdır.
3. Özet
61. Özetlenecek olursa, salıverilme taleplerinin yapıldığı tarihler ile bunlar hakkında kararların verildiği tarihler arasında geçen süre, Sözleşmenin 5(4). fıkrasındaki "sürat" şartını yerine getirmemektedir.
II. Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması
62. Başvurucu ücretler ve masraflar için, Sözleşmenin 50. maddesine göre adil karşılık istemiştir. Bu madde şöyledir:
"Mahkeme, Sözleşmeci Tarafların resmi makamları veya diğer makamları tarafından verilen bir kararın veya yapılan tasarrufun tamamen ya da kısmen bu Sözleşmeyle üstlendiği yükümlülüklere aykırı olduğu sonucuna varırsa, ve bu Sözleşmeci Tarafın iç hukuku, bu karar veya tasarrufun sonuçlarını kısmen onarmaya imkan veriyorsa ve gerekli gördüğü zarara uğrayan tarafa adil bir karşılık ödenmesine hükmedebilir."
3 Nisan 1986da yazılı olarak verilen talep, sadece avukatlık ücreti (5,000 İsviçre Frangı) ve seyahat ve otel masraflarıyla (1,868 İsviçre Frangı) ilgilidir.
Komisyon temsilcisi 24 Nisan tarihinde verdiği görüşünde, bu miktarı makul bulmuştur.
Hükümet ise, bu konudaki görüşünü 24 Ocak 1986da vermiştir. Hükümet, sırf bir alternatif olarak, Mahkemenin Sözleşmenin ihlal edildiğini tespit etmesi halinde, 50. maddenin uygulanmaya hazır olduğunu ve kural olarak Sanchez-Reissein talebine itiraz etmeyeceğini belirtmiştir. Ancak Hükümet, Mahkemeden, uygun gördüğü takdirde, bazı şikayetlerin reddedilmiş olmasını ve hükmedilecek bir miktarın, İsviçre ile ilgili önceki iki kararda (Minelli; Zimmermann ve Steiner) olduğu gibi, makul bir oranı dikkate almasını talep etmiştir.
63. Mahkeme, kendi içtihatlarında ortaya çıkan şartların (bk. diğerleri arasında, 25.03.1983 tarihli Minelli kararı, parag. 45) bu olayda gerçekleştiğini düşünmüş ve başvurucunun talebini kabul etmiştir.
Bu gerekçelerle mahkeme,
1. İkiye karşı beş oyla, usul güvencelerine uyulmaması nedeniyle, Sözleşmenin 5(4). fıkrasının ihlaline;
2. Bire karşı altı oyla, kararların "süratle" alınmaması nedeniyle, Sözleşmenin 5(4). fıkrasının ihlaline;
3. Bire karşı altı oyla, ücretler ve masraflar için davalı Devletin başvurucuya 6,868 İsviçre Frank ödemesine
Karar vermiştir.
Yargıçlar Ganshof van der Meersch ve Walshun aynı yöndeki oyları için birleşik farklı görüşleri; yargıç Bindschedler-Robertin kısmen karşı oy görüşü; yargıç Pingeiro Farinhanın karşı oy görüşü karara eklenmiştir.
SONKARARIN YERİNE GETİRİLMESİ
BAKANLAR KOMİTESİ: DH (87) 12; 25.09.1987
Hükümetin verdiği bilgiye göre: İnsan Hakları Mahkemesinin kararından sonra İsviçre Hükümeti, Mahkemenin kararında öngörülen miktarı başvurucuya ödemiştir.
Ayrıca, kararın verilmesinden bir kaç gün sonra Federal Adalet Bakanlığı, Mahkemenin 21 Ekim 1986 tarihli kararının uygulanmasına ilişkin görüş alış verişinde bulunmak üzere, Federal Yönetimin bütün yetkili birimlerini ve İsviçre Federal Mahkemesinden bir temsilciyi toplantıya davet etmiştir.
Öte yandan Mahkemenin kararının İsviçre hukuk çevrelerinde bilinmesi için, diğer kararlarında olduğu gibi, bu kararın da içtihat dergilerinde yayınlanmasına karar verilmiş ve karar yayınlanmıştır.
Daha genel bir tedbir olarak 1892 tarihli yasada değişiklik yapan 20 Mart 1981 tarihli Cezai Konularda Karşılıklı Yardım Anlaşmasına dair Federal Yasa hükümleri 1 Ocak 1983 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş ve önceki yasada bulunan şikayet konusu hükümler değiştirilmiştir. Yeni hükümler, Sözleşmenin 5(4). fıkrası bakımından sorunlar doğmaması için Federal Emniyet Müdürlüğü ve İsviçre Federal Mahkemesi tarafından katı bir biçimde uygulanmaktadır.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy