(AİHS m. 5, 6)
Başvuru no: 10444/83
DAVANIN ESASI
I. Dava konusu olaylar
8. Bay Jose Lamy, 1932 doğumlu bir Belçika vatandaşıdır. Bir şirket yönetici olan başvurucu, Verviers'te oturmaktadır.
Başvurucunun yöneticisi bulunduğu sanayi tesisleri inşa eden bir özel limited şirket olan "SPRL Lamy", 29 Kasım 1982 tarihinde Verviers Ticaret Mahkemesine borç ödemekten acizlik (insolvency) belgesi almak için başvurmuş, bu mahkeme de aynı gün şirketin iflasına (bankrupt) karar vermiştir.
A. Başvurucunun tutuklanması
1. Tutuklama müzekkeresi
9. 18 Şubat 1983'te, Verviers bölgesi ilk derece mahkemesinden bir soruşturma yargıcı Bay Lamy'i sorgulamış ve tutuklama kararı vermiştir.
Tutuklama müzekkeresinde tutuklama sebebi olarak şunlar gösterilmiştir: suçların ağırlığı ile kamu düzeni ve güvenliği üzerindeki olumsuz sonuçları; iflas eden şirketin borç miktarının 500 milyon Belçika Frangından fazla olması (scale of liabilities); soruşturma yapılması gereği; sanığın alacaklılarını teminattan yoksun bırakmaya yönelik kasdi ve açık teşebbüsleri; sanığın yaptığı masraflar; sanığın yurtdışına kaçma riskinin bulunması.
Tutuklama müzekkeresinin arkasında, başvurucuya isnad edilen suçlar sıralanmıştır:
"I. Verviers Ticaret Mahkemesi tarafından 29.11.1982'de iflasına karar verilen Ensival-Verviers'teki SPRL Lamy şirketinin büyük ortağı olarak ve yine aynı mahkeme tarafından 30.12.1982 tarihinde kişisel olarak iflasına karar verilen bir tacir olarak bizzat, Verviers'te veya ülkenin başka bölgelerinde, belirli bir süre içinde şu suçları işlemiştir:
(a) ... başka fiillerin yanında,
1. 10.000.000 Franktan fazla değere sahip malları başka amaçla kullanmak (misappropriate) veya gizlemek (concealing);
2. defterleri veya diğer hesap belgelerini saklamak veya hileli bir şekilde alıp götürmek, içindekileri silmek veya değiştirmek
suretiyle, hileli iflasta bulunmak (fraudulent bankruptcy);
(b) ... başka fiillerin yanında,
1. aşırı miktarda personel ve aile masraflarında bulunmak;
2. Ticaret Kanununun 440. maddesinde öngörülen süre içinde, ödeme yapamayacağı ihbarında bulunmamak;
3. Ticaret Kanununun 441. maddesine gerektirdiği açıklamaları ve gerçeğe uygun bilgileri, gecikmiş ihbarla bildirmemek;
4. ödemelerin sona ermesinden sonra, diğer alacaklıların aleyhine olacak şekilde, bazı alacaklılara ödemelerde bulunmak veya onların lehine davranmak
suretiyle, adi iflasta bulunmak (ordinary bankruptcy).
II. Asli fail, birlikte asli veya fer'i fail olarak, Verviers'te veya ülkenin başka bir yerinde, 1.1.1980'den bugüne kadar, bir çok kez hileyle (fraudulently) veya kötü niyetle (maliciously) şu suçları işlemiştir:
(a) gerçeğe aykırı imzalar atmak suretiyle, sahte noter belgeleri, kamu belgeleri, özel belgeler ve banka veya ticari belgeler düzenlemek, belgeleri veya imzaları tahrif etmek veya değiştirmek, belgelere yeni hükümler, şartlar eklemek veya senetler vermek, belgelerin göstermesi ve kaydetmesi gereken hükümleri, beyanları veya olayları değiştirmek veya bunlara eklemeler yapmak suretiyle:
(i) 29.11.1982'de gerçeğe aykırı bilanço (balance sheet) sunmak;
(ii) Cezayir ve Libya ile yaptığı işlerde gerçeğe aykırı hesaplar tutmak;
(iii) gerçeğe aykırı olduğunu bildiği belgeleri kullanmak;
(c) kıymetli evrakları, paraları, ticari malları, taahhüt mektuplarını, geri vermesi şartıyla kendisine verilmiş olan faturaları veya belgeleri hileli olarak kötüye veya başkalarının zararına kullanmak, bırakmak, özellikle:
(i) KDV olarak ödemesi gereken 789,000 Frangı ve
(ii) SPRL'nin zararına olarak (inşaat malzemeleri satışı) 10.000.000 Franktan fazla parayı
belirli amaçlarla kullanmak;
(d) farazi isimler veya gerçeğe aykırı sıfatlar kullanmak veya hayali işletmelerin varlığına, gücüne veya kredisine inandırmak için gerçeğe aykırı görünümler oluşturmak, başarı ümidi veya korkusu yaratmak suretiyle bir başkasından taşınmaz alabilmek için, borç paralar, taşınabilir mallar, senetler, faturalar almak veya vermek veya başka hileli yollarla, özellikle:
(i) KDV yetkililerinden SPRL Lamy'nin zararına olarak 1.801.429 Frank almak.
III. Bir tacir olarak, Verviers'te veya ülkenin başka bir yerinde, 14 Ocak 1974'ten bugüne kadar, Ticaret Siciline (Business Register) kaydedilmeden, mesleki faaliyette bulunmak."
Bay Lamy tutuklama müzekkeresini aldıktan sonra, Verviers'teki cezaevine götürülmüştür.
2. Verviers ilk derece mahkemesi chambre du conseil'deki yargılama
10. Başvurucu 22 Şubat 1983 günü, yanında avukatıyla birlikte Verviers ilk derece mahkemesinin chambre du conseil'i önüne çıkmıştır. Başvurucunun avukatı, özellikle 10 Nisan 1874 tarihli Yasanın 2. maddesi (bk. aşağıda parag. 23) anlamında "ciddi ve istisnai şartlar"ın mevcudiyetine itiraz ettiğini belirten bir dilekçe vermiştir. Avukat, başka şeylerin yanında, başvurucunun şahsi iflası konusundaki davayla (bk. aşağıda parag. 17) ilgili bir dosyayı da teslim etmiştir.
11. Chambre du conseil, soruşturma yargıcını, savcı yardımcısını ve savunma tarafını dinledikten sonra, tutuklama kararını onaylamıştır. Bu mahkeme, tutuklama kararında gösterilen gerekçeleri kabul etmiş ve kamu güvenliğinin, başvurucunun tutukluluğunun devamını gerektirdiğini belirtmiştir.
3. Liege Üst Mahkemesi Ceza Dairesindeki yargılama
12. Bay Lamy, chambre du conseil'in kararına karşı, 23 Şubat 1983'te Liege Üst Mahkemesine başvurmuştur. Başvurucu, tutuklama kararı için bir gerekçe gösterilmediğini, chambre du conseil tarafından belirtilen şartların kendisinin tutuklanmasını haklı kılacak nitelikte olmadığını, 18 Şubat tarihli tutuklama müzekkeresinde imza bulunmadığını ve müzekkerede hatalı olarak 18 Mart 1983 tarihi yazıldığı için hukuka aykırı olduğunu iddia etmiştir.
Savcılık buna 28 Şubat 1983'te yazılı cevap vermiştir.
13. Ceza Dairesi 10 Mart 1983'te, başvurucunun savunmalarına karşılık gelmediği gerekçesiyle, tutuklamayı onaylayan kararı iptal etmiş, fakat aynı anda, tutuklama müzekkeresinin yürürlükte kalmasına karar vermiştir.
Ceza Mahkemesi, suça ilişkin yeterli delil ile kamu düzeni bakımından ciddi ve istisnai şartların bulunup bulunmadığı konusundaki kararını, şu gerekçelere dayandırmıştır:
"Sanık, şirketinin durumu hakkında savunma şeklinde verdiği ifadesinde, hile kastının bulunduğunu inkar etmiş ve şirketin alacaklarının doğrulanmasından sonra 220 milyon Frank borcu bulunduğunu söylemiş olmasına rağmen, 29 Kasım 1982 tarihli bilançonun, üçüncü kişiye karşı açacağı bir davanın sonucunda almayı umduğu 300 milyon Frank gösterildiği için gerçekdışı olduğunu kabul etmiştir.
Sanığın Verviers polisinin 317 sayılı raporunda ve 18 Şubat 1983'te soruşturma yargıcına verdiği sorgu tutanağında belirtilen usulsüz muamelelerle ilgili ikrarının, her ne kadar sanık şimdi bunların boyutunu inkar etse de, suç ortağı Jungbluth'un 292 sayılı polis raporundaki ikrarıyla doğrulandığı dikkate alınmalıdır.
Yukarıda anlatılanlar tutuklama müzekkeresini haklı kılan bir suç için yeterli delil oluşturduğundan ve çok büyük miktarların söz konusu olması, sanığın gerek olmadığını söylemesine rağmen soruşturma gereğinin bulunması ve iyi niyetli olduğunu gösterdiğini söylemesine rağmen adaletten kaçma (evade justice) riski bulunması gibi, itiraz konusu müzekkerede belirtilen kaygılar ciddi ve istisnai nitelikte olup, kamu düzeni açısından kendisinin tutuklanmasını gerektirmiştir."
Tutuklama müzekkeresinin hukuka aykırılığı konusunda ise Ceza Dairesi, ilk olarak, başvurucuya verilen kopyada orijinal müzekkerede soruşturma yargıcının kimliğinin yazılı olduğunu ve bu kopyanın kendisi tarafından imzalandığını kaydetmiştir. Ceza Dairesi şöyle devam etmiştir: "Başvurucuya verilen kopyada, 18 Şubat 1983 yerine 18 Mart 1983 yazılmış olmasının hiçbir sonuç doğurmayan bir yazım hatasından ibaret olduğu ... açıktır". Ceza Dairesi, bu şartların tutuklamayı hiçbir şekilde keyfi bir tutuklama durumuna sokmadığı ve savunmanın haklarına zarar vermediği sonucuna varmıştır.
4. Temyiz Mahkemesindeki yargılama
14. Bay Lamy 11 Mart 1983'te, üç sebebe dayanarak Temyiz Mahkemesine başvurmuştur. Başvurucu ilk olarak, tutuklama müzekkeresi imzasız olduğundan ve kendisini cezaevine götüren karar 18 Mart 1983 tarihini taşıdığından, zorunlu şekil şartlarına uyulmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu ikinci olarak, Ceza Dairesi kararının belirsiz ve çelişkili olduğunu belirtmiştir. Başvurucu son olarak, Ceza Dairesinin, Verviers polisinin 292 ve 317 sayılı raporlarına dayandığını, oysa bu belgelerin sanığa iletilmediğini söylemiş; bu bağlamda Sözleşme'nin 6(1) ve (3). fıkralarına dayanmıştır.
15. Temyiz Mahkemesi başvuruyu 4 Mayıs 1983'te reddetmiştir.
Temyiz Mahkemesi, birinci temyiz sebebiyle ilgili olarak, Ceza Usul Kanunundaki tutuklama müzekkeresinin tebliğiyle ilgili şekil şartlarının zorunlu olmadığını ve bunlara uyulmamış olmasının tutuklamayı hükümsüz kılmadığını kaydetmiştir. Temyiz Mahkemesi, müzekkerede imza bulunmaması ve tarihteki hata ile ilgili Ceza Dairesinin sözlerini hatırlatarak, savunma haklarının ve kişi özgürlüğünün ihlal edilmediği sonucuna varmıştır.
Temyiz Mahkemesi, ikinci temyiz sebebiyle ilgili olarak, aleyhine başvurulan kararda gösterilen gerekçelerin belirsiz veya çelişkili olmadığını, çünkü söz konusu kararın sadece 292 ve 317 sayılı raporlarda sözü edilen usulsüz muamelelere ilişkin başvurucunun ikrarına değil, fakat aynı zamanda çok büyük bir miktarın söz konusu olması, soruşturma gereği bulunması ve sanığın adaletten kaçmaya çalışma riski bulunmasına da dayandığını belirtmiştir. Ceza Dairesi, bütün bunlardan, kamu düzenini etkileyen ciddi ve istisnai nitelikte koşulların bulunduğu sonucunu çıkarmıştır.
Temyiz Mahkemesi, üçüncü temyiz sebebiyle ilgili olarak, Sözleşme'nin 6. maddesinin dava mahkemesi önündeki yargılama sırasında savunma haklarının kullanılmasıyla ilgili olduğunu ve tutuklama konusunda uygulanan usulle ilgili olmadığını belirtmiştir. Ayrıca 1874 tarihli Yasa, muhakemenin bu aşamasında dosyanın sanığa veya avukatına iletilmesini engellemektedir; bu Yasanın 5. maddesinin son fıkrasıyla birlikte ele alınan 4. maddesinden anlaşılmaktadır. Buna göre Ceza Dairesi, "dosyanın iletilmemiş olmasından, savunma haklarının ihlal edildiği sonucunu" çıkarabilecek durumda değildir.
5. Salıverilme
16. Chambre du conseil, bay Lamy'nin tutukluluğunu her ay uzatan gerekçeli kararlar vermiştir (bk. aşağıda parag. 23, 1874 tarihli Yasa md. 5(2)). Ceza Dairesinin yerine bakan mahkeme (vacation court), soruşturma gereğinin sanığın salıverilmesini artık engellemediğine karar verdiğinden, başvurucu 18 Ağustos 1983'te özgürlüğüne kavuşmuştur.
B. Başvurucu aleyhindeki davalar
1. Hukuk davası
17. Verviers Ticaret Mahkemesi 4 Aralık 1982'de, SPRL Lamy şirketi için atanmış iflas masası yetkililerinin (trustee in bankruptcy) başvurusu üzerine, başvurucunun şahsen iflasına karar vermiştir.
Bu kararın kaldırılması için Bay Lamy'nin yaptığı başvuru, Ticaret Mahkemesi tarafından 24 Mart 1983'te reddedilmiştir. Fakat Liege Üst Mahkemesi, bu karara karşı yapılan üst başvuru üzerine, 24 Nisan 1985 tarihinde verdiği kararla, 24 Mart 1983 tarihli kararı iptal etmiş (quashed) ve 24 Aralık 1982 tarihli kararı hükümsüz (null and void) saymıştır.
2. Ceza davası
(a) Davaya sevk
18. Verviers ilk derece mahkemesindeki chambre du conceil, 28 Mart 1986 tarihinde, Bay Lamy'i ve beş suç ortağını Ceza Mahkemesinde yargılanmak üzere davaya sevk etmiştir (committal for trial).
19. Bu kararın kaldırılması için Bay Lamy'nin yaptığı başvuru, Ceza Dairesi tarafından verilen 10 Aralık 1986 tarihli kararla kabuledilemez bulunmuştur.
20. Bu karar aleyhine Bay Lamy'nin Temyiz Mahkemesine yaptığı temyiz başvurusu, 4 Şubat 1987'de reddedilmiştir.
21. Başvurucu davaya sevk ile ilgili yargılama boyunca, çeşitli hükümsüzlük sebepleri ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca, tutuklama müzekkeresi başlangıçta chambre du conseil tarafından onaylanırken, avukatına dosyayı inceleme imkanı verilmediğini ve daha sonraki hazır bulunma için sadece kırk sekiz saati bulunduğunu, bunun da savunma hazırlamak için yeterli olmadığını iddia etmiştir.
(b) Verviers Ceza Mahkemesinin kararı
22. Verviers Ceza Mahkemesi 12 Kasım 1987'de, başvurucuyu üç yıl hapis cezasına mahkum etmiş; hapis cezasının tutukluluk süresinden arta kalan kısmını beş yıl süreyle ertelemiş ve 60,000 Belçika Frangı para cezası vermiştir.
Bay Lamy, suç ortaklarından farklı olarak, bu karara karşı başvurmamıştır.
II. Konuyla ilgili iç hukuk
23. Tutuklama, 23 Ağustos 1919 ve 13 Mart 1973 tarihli kanunlarla değişik 20 Nisan 1874 tarihli Kanunla düzenlenmiştir. Bu Kanunun mevcut davayla ilgili temel hükümleri aşağıdadır:
Madde 1
"Suç, üç ay veya daha ağır bir hapis cezasıyla cezalandırılabilen bir suç ise, soruşturma yargıcı sorgulamadan sonra tutuklama kararı verebilir.
Sanığın Belçika'da ikamet ediyor olması halinde, soruşturma yargıcı böyle bir tutuklama kararını ancak, ciddi ve istisnai şartların bulunması ve kamu düzeni bakımından gerekli olması halinde verebilir.
..."
Madde 2
"Birinci maddenin 2. fıkrasındaki durumun gerçekleşmesi halinde, müzekkerede, tutuklamayı haklı kılan kamu düzenini etkileyen ciddi ve istisnai şartlar gösterilir ve olayın veya sanığın kişiliğiyle ilgili özellikler belirtilir."
Madde 3
"İlk kez soruşturma yargıcı önüne çıkarılmasından hemen sonra, sanığın avukatıyla serbestçe görüşmesine izin verilir.
..."
Madde 4
"Chambre du conseil, sorgudan sonraki beş gün içinde, soruşturma yargıcının tutanağını inceledikten ve savcı ile sanığın iddia ve savunmalarını dinledikten sonra tutukluluğu yenilemediği taktirde, tutuklama müzekkeresinin hükmü sona erer.
Bir avukat isteyip istemediği özel olarak sorulan sanık, bir avukatın yardımını talep edecek olursa, bu durum soruşturma yargıcının sorgu tutanağında kaydedilir.
Böyle bir durumda, olayı ele alan chambre du conseil'in başkanı olan yargıç, duruşmanın yerini, tarihini ve zamanını, kırk sekiz saat öncesinden tespit ederek, yazı işlerinin özel defterine kaydeder.
Yazı işleri müdürlüğü, bu ayrıntıları taahhütlü bir yazıyla atanmış avukata bildirir."
Madde 5
"Chambre du conseil, soruşturma yargıcının sorgusundan sonraki bir ay içinde tutuklama hakkında bir karar vermemişse, chambre du conseil savcıyı ve sanığı veya avukatını dinledikten sonra oybirliğiyle vereceği gerekçeli bir kararla kamu düzenini etkileyen ciddi ve istisnai koşulların sanığın tutukluluğunun devamını gerektirdiğine karar vermezse, sanık salıverilir. Böyle bir kararda, konuyla alakalı koşullar ile olayın veya sanığın kişilik özellikleri belirtilir.
Chambre du conseil ay sonuna kadar tutuklama hakkında karar vermemiş ise, aynı şey her ay tekrarlanır.
Chambre du conseil'in ve Ceza Mahkemesinin yapacağı duruşmadan önce, dosya yazı işleri müdürlüğünde sanığın avukatına iki gün için açık tutulur. Yazı İşleri müdürlüğü, bunu taahhütlü bir mektupla avukata bildirir."
Madde 19
"Sanık ve savcı, yukarıdaki 4, 5. ... fıkralarda belirtilen hallerde, chambre du conseil'in kararlarına karşı Ceza Mahkemesine başvurabilir."
Madde 20
"Böyle bir başvuru, savcı tarafından, kararın verilmesinden itibaren, sanık tarafından ise kararın kendisine tebliğ edilmesinden itibaren yirmi dört saat içinde yapılabilir.
Tebliğ yirmi dört saat içinde yapılır. İlgili belgede, sanığa itiraz hakkı bulunduğu ve bu hakkını ne kadar sürede kullanabileceği belirtilir.
Savcı, belgeleri Başsavcılığa havale eder.
Sanığın avukatına bildirimler Yazı İşleri Müdürlüğü tarafından yapılır.
Ceza Mahkemesi, savcıyı ve sanığı veya avukatını dinledikten hemen sonra karar verir.
..."
24. 23 Ağustos 1919 tarihli Yasayla 5. maddeye son fıkra olarak eklenen bir hükmün, Yasanın 4. maddesinde bulunmadığı kaydedilmelidir.
KOMİSYON'DAKİ YARGILAMA
25. Bay Lamy, 20 Haziran 1983 tarihinde Komisyona yaptığı başvuruda, tutuklama kararı ilk olarak Verviers ilk derece mahkemesi chambre du conseil'i tarafından onaylanırken veya Liege Üst Mahkemesi Ceza Dairesine başvururken, kendisinin veya avukatının, soruşturma dosyasını göremediklerinden şikayetçi olmuştur. Başvurucu Sözleşme'nin 5(2), (3) ve (4). fıkraları ile 6(3)(b) bendinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
26. Komisyon 10 Aralık 1985'te, başvuruyu kabuledilebilir bulmuştur. Komisyon, 8 Ekim 1987 tarihli raporunda:
(a) Sözleşme'nin 5(4). fıkrasının ihlal edildiği (üçe karşı yedi oyla);
(b) Sözleşme'nin 5(2) ve (3). fıkralarının ihlal edilip edilmediği konusunda bir görüş belirtmenin gerekli olmadığı (oybirliğiyle); ve
(c) Sözleşme'nin 6(3)(b) bendinin ihlal edilmediği (oybirliğiyle)
görüşünü açıklamıştır.
(Dava, süresi içinde Mahkeme'nin önüne getirilmiştir.)
KARAR GEREKÇESİ
I. Sözleşme'nin 5(4). fıkrasının ihlali iddiası
27. Başvurucu, Sözleşme'nin 5(4). fıkrasının ihlalinden ötürü mağdur olduğunu iddia etmiştir. Bu fıkra şöyledir:
"4. Gözaltına alma veya tutma nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılan bir kimse, tutulmasının hukukiliği hakkında süratle karar verebilecek ve tutulması hukuki değilse salıverilmesine hükmedebilecek bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptir."
Başvurucuya göre, tutukluluğun hukukilik denetimi, objektif ve çelişmeli bir yargılamayla yapılmalıydı. Oysa bütün bunların, soruşturma yargıcının ve savcının dosyanın tamamı hakkında bilgi sahibi olarak görüşlerini ileri sürdükleri halde; savunma tarafının, sadece tutuklama müzekkeresindeki muğlak isnadlara dayanarak savunmasını yaptığı bir olayda bulunduğu düşünülemez.
Ayrıca, sözde yapılan yargılamada, silahlarda eşitlik gerçek anlamda sağlanmamıştır. Bay Lamy, kendisine isnadları okuyan soruşturma yargıcının kısa bir sorgusundan sonra, imzasız ve yanlış tarih taşıyan tutuklama müzekkeresinin bir kopyasını almıştır. Cezaevinde tutulduğu ilk otuz gün boyunca, soruşturma dosyasını görmesine izin verilmemiştir. Daha sonra ise, kendisi değil ancak avukatı dosyayı görebilmiştir; fakat o da, sadece chambre du conseil önüne her bir çıkıştan önce kırk sekiz saat kadar süreyle görebilmiştir.
Son olarak başvurucu kendi ifadelerinin, chambre du conseil tarafından hiç dikkate alınmadığını iddia etmiştir. Başvurucu aynı eleştirileri, basmakalıp sözlerin (stereotyped phrases) ardına sığındığını söylediği Ceza Mahkemesi için de yapmıştır. Ceza Mahkemesi tutuklama müzekkeresini, kendisinin "ikrarları" (confession) ile 292 ve 317 sayılı polis raporlarına dayanarak onaylamıştır. Ancak ortada ikrar mevcut olmayıp, özellikle Bay Lamy, polis raporlarının sadece numaralarının belirtilmiş olmasından raporların içeriğini anlayamayacağından, bu raporlar da suçun varlığını göstermemiştir. Başvurucu, biri yedi sayfalık ve diğeri yirmi bir sayfalık iki savunma dilekçesi yazmış olduğunu kabul etmekle birlikte, savunmasını yeterince hazırlayamadığından ve söz konusu polis raporlarını incelemesine izin verilmemiş olmasından şikayetçi olmuştur.
28. Hükümete göre ise, tutukluluğun ilk otuz gününde dosyanın savunma tarafına açık olmamasının nedeni, soruşturma yargıcının dosyayı henüz açmış olması ve el konulan belgeler, tanık ifadeleri, arama tutanakları, uzman ifadesi gibi, her gün dosyaya yeni bir materyal ekleyecek olmasıdır. Soruşturma yargıcı, dosyanın sanığa veya avukatına açık tutulması için, sürekli olarak yazı işlerinde bulundurulmasını sağlayamaz.
Bu noktanın dışında Bay Lamy, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'nin özellikle 21 Ekim 1986 tarihli Sanchez-Reisse kararında ve 2 Mart 1987 tarihli Weeks kararında getirdiği kriterlere uygun bir çelişmeli yargılamadan yararlanmıştır.
İlk olarak, aleyhindeki deliller kendisine bildirilmiştir. Soruşturma yargıcı tarafından 18 Şubat 1983'te sorgulandıktan sonra, aynı gün, tutuklanma gerekçelerinin uzun uzadıya belirtildiği tutuklama müzekkeresinin bir kopyasını almıştır. İlk kez chambre du conseil'in önüne çıkarıldığında, soruşturma yargıcının raporunu ve savcının iddialarını dinlemiştir. 292 ve 317 sayılı polis raporlarının içeriği hakkında tam olarak bilgilendirilmiş, bu da kendisinin savunmasını hazırlamasına yardımcı olmuştur.
İkinci olarak, Bay Lamy yargısal sürece yeterince katılabilmiştir. Kendisi veya avukatı, hem yazılı hem de sözlü olarak salıverilmesinin lehine olan argümanları ileri sürmüşlerdir. Kendisi biri yedi sayfalık, diğeri yirmi bir sayfalık iki dilekçe vermiş, Belçika mahkemeleri de yapmak zorunda oldukları şekilde, bunlar hakkında karar vermişlerdir; aksi taktirde verdikleri kararlar, üst başvuru üzerine bozulabilir veya kaldırılabilirdi. Tutuklama müzekkeresi yenilenirken, kendisi hazır bulunmuştur. Başvurucunun avukatı, tutukluluğun birinci ayının sonunda dosyaya ulaştığı zaman, dosyadan yeni bir argüman çıkaramamıştır.
Hükümetin daha genel bir iddiasına göre, yargılamanın çelişmeli yapılması gereği, oluşturulmakta olan bir dosyanın tamamının ulaşılabilir hale getirilmesini kapsamaz; Sözleşme'nin 6. maddesinin gerekleri, daha dar olan 5(4). fıkrasıyla aynı değildir. Mahkeme'nin silahlarda eşitlik ilkesinin salıverilme başvurularının incelenmesinde de geçerli olduğuna hükmetmesi, şikayet konusu mevzuatla ve diğer Sözleşmeci Devletlerin mevzuatıyla yürütülen ve soruşturmanın gizliliğine ve tahkikata dayanan bir sistemi mahkum etmek anlamına gelecektir. Bu durumda Belçika iki seçenekle karşı karşıya kalacaktır: chambre du conseil önüne çıkmak için mevcut bekleme süresini korumak, ki bu durumda bütün belgelerin fotokopisini çekmek gerekecek ve bu uygulamada mümkün olmayacaktır veya dosyanın yazı işlerine verilebilmesi için bekleme süresini uzatmak.
29. Komisyon gibi Mahkeme de, yargı organları tarafından yorumlanan mevzuat gereğince, başvurucunun avukatının tutukluluğun ilk otuz gününde dosyadaki herhangi bir belgeyi, özellikle de soruşturma yargıcı ve Verviers polisi tarafından hazırlanan raporları inceleyemediğini kaydeder. Bu durum, özellikle başvurucunun tutuklama müzekkeresinin onaylanması hakkında karar verecek olan chambre du conseil önüne ilk kez çıkarken böyledir (bk. yukarıda parag. 10-11). Başvurucunun avukatı, savcının bu belgelere dayandırdığı sözlerine veya görüşlerine etkili bir şekilde itiraz etme imkanı bulamamıştır.
Ulusal mahkemenin tutukluluğun devamına veya salıvermeye karar vermek durumunda olduğu muhakemenin bu çok önemli aşamasında, başvurucunun bu belgelere ulaşabilmesi çok büyük bir önem taşımaktadır. Bu belgelere ulaşmak, bay Lamy'nin avukatına, suç ortaklarının ifadeleri ve tutumları hakkında mahkemeye görüş bildirme imkanı verecekti (bk. yukarıda parag. 18). O halde Mahkeme'ye göre, tutuklama müzekkeresinin hukukiliğine etkili bir şekilde itiraz edebilmek için söz konusu belgeleri incelemek büyük önem taşımaktadır.
Bir tutukluluğun sürdürülmesi gereğini değerlendirme ile daha sonra suçun takdiri, birincisinde hukuken reddedilen ikincisinde ise hukuken gerekli olan belgelere ulaşmak bakımından birbirleriyle yakından bağlantılıdır.
Savcı dosyanın tamamına hakim olduğu halde uygulanan usul, başvurucuya, tutuklululuğun devamını haklı göstermek için dayanılan gerekçelere gereği gibi itiraz etme imkanı vermemiştir. Bu usul, silahlarda eşitliği sağlamadığından, tamamıyla çelişmeli bir usul değildir (bk. ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte, 21.10.1986 tarihli Sanchez-Reisse kararı, parag. 51).
O halde, Sözleşme'nin 5(4). fıkrası ihlal edilmiştir.
II. Sözleşme'nin 5(2). fıkrasının ihlali iddiası
30. Başvurucu ayrıca, Sözleşme'nin 5(2). fıkrasının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Bu fıkra şöyledir:
"Gözaltına alınan bir kimse, gözaltına alınma nedenleri ile kendisine isnat edilen suç hakkında anlayabileceği bir dilde derhal bilgilendirilir."
Bay Lamy adli soruşturmanın, SPRL Lamy şirketi kayyımları (administrators) tarafından hazırlanan taraflı (tendentious) bir rapor üzerine başladığını, fakat kendisinin bu rapor hakkında bilgi sahip olmadığını iddia etmiştir. Bu durumda, etkili ve yararlı olacak bir savunma hazırlayamamış ve chambre du conseil'e sunamamıştır.
31. Hükümet, Sözleşme'nin 5(2). fıkrasının sadece, bir sanığa hakkındaki isnadların bildirilmesini kapsadığını belirtmiştir.
Bu bilginin, yapılacak savunma üzerindeki etkisi, Sözleşme'nin 5(4). fıkrasına giren bir konu olup, bu hüküm açısından ele alınmalıdır.
Bilginin ne şekilde verileceği, Sözleşme organlarının içtihatlarında açık olup, sözlü veya yazılı olarak verilebilir. Buna göre, incelenmek üzere dosyayı verme yükümlülüğü yoktur. Dahası, 18 Şubat 1983 tarihli duruşma tutanağı, Bay Lamy'nin bazı isnadları kabul ettiğini göstermektedir. Başvurucu, bu belgeyi imzalayıp bir kopyasını da aldığından, tutuklanma sebeplerini bilmediğini iddia edemez. O halde, soruşturma yargıcının yaptığı sorgu, Sözleşme'nin 5(2). fıkrasının gereklerini yeterince yerine getirmiştir.
32. Mahkeme, başvurucunun iddialarının temelden yoksun olduğunu düşünmektedir. Mahkeme, başvurucunun soruşturma yargıcı tarafından sorgulanmasından ayrı olarak, Bay Lamy tutuklandığı gün, kendisine tutuklama müzekkeresinin bir kopyası verilmiştir. Bu belgede, sadece kendisini özgürlükten yoksun bırakma gerekçeleri değil, ama aynı zamanda hakkındaki isnadların ayrıntıları da yer almıştır (bk. yukarıda parag. 9). Buna göre Sözleşme'nin 5(2). fıkrası ihlal edilmemiştir.
III. Sözleşme'nin 5(3). fıkrasının ihlali iddiası
33. Başvurucu ayrıca, Sözleşme'nin 5(3). fıkrasının ihlalinden de şikayetçi olmuştur. Bu fıkra da şöyledir:
"Bu maddenin birinci fıkrasının c) bendine göre gözaltına alınan veya tutulan bir kimse, derhal bir yargıç veya hukuken yargılama yetkisine sahip diğer bir görevlinin önüne çıkarılır; bu kimse makul bir sürede yargılanma veya yargılama sürerken salıverilme hakkına sahiptir. Salıverme, bu kimsenin duruşmada hazır bulunması için güvenceye bağlanabilir."
Başvurucuya göre bu fıkra, tutukluluk muhakemesinin önemini ima etmektedir. Oysa kendisinin savunmaları, ne chambre du conseil ve ne de Ceza Mahkemesi tarafından dikkate alınmıştır.
34. Hükümet bu iddiaya karşı çıkmıştır. Hükümet Sözleşme'nin ve özellikle 5(3). fıkrasının, sanığın savunmaları hakkında bir görüş belirtme veya daha genel olarak bir karara gerekçe gösterme yükümlülüğü içermediğini söylemiştir. Hükümet ayrıca, Ceza Mahkemesinin, Bay Lamy'nin savunmaları hakkında bir görüş belirtmeyen chambre du conseil'in kararını kaldırdığına işaret etmiştir. Böylece başvurucu, Belçika hukukunun ve Belçika mahkemelerin kendisine tanıdığı hukuk yolunu kullanarak olumlu sonuç almıştır. Bu nedenle, başvurucunun Sözleşme'nin 5(3). fıkrasına dayanması için bir sebep yoktur.
35. Mahkeme, Verviers'teki soruşturma yargıcının, Lamy'i sorguladığı gün gerekçeleri gösteren bir tutuklama müzekkeresi verdiğini ve chambre du conseil'in bu tutuklamayı onayladığını ve aynı şekilde bundan sonraki kararlarında da gerekçe gösterdiğini (bk. yukarıda parag. 9, 16 ve 32) kaydeder.
Ayrıca tutukluluğun, davaya sevkten ve daha sonra verilen mahkumiyet kararından çok önce sona erdiği de kaydedilmelidir.
O halde uygulanan usul, Sözleşme'nin 5(3). fıkrasının gereklerine uygundur.
IV. Sözleşme'nin 6(3)(b) bendinin ihlali iddiası
36. Son olarak Bay Lamy, Sözleşme'nin 6(3)(b) bendinin ihlalinden şikayetçi olmuştur. Bu fıkra, "hakkında suç isnadı bulunan herkes"e, "savunmasını hazırlamak için yeterli zamana ve kolaylıklara sahip olma" hakkı tanımaktadır.
37. Bu şikayeti desteklemek için başvurucu tarafından dayanılan maddi olaylar ve argümanlar, Sözleşme'nin 5(4). fıkrası bakımından ileri sürülenler ile aynıdır. Buna göre, olayı bir de Sözleşme'nin 6(3)(b) bendi bakımından incelemek ve özellikle, Mahkeme önünde tarafların uzun savunmalar yaptıkları bu fıkranın ilk soruşturma (investigation) aşamasına uygulanabilirliği meselesini karara bağlamak gerekli değildir.
V. Sözleşme'nin 50. maddesinin uygulanması
38. Başvurucu Sözleşme'nin 50. maddesine dayanmıştır. Bu madde şöyledir:
"Mahkeme, bir Sözleşmeci Tarafın resmi makamları veya diğer makamları tarafından verilen bir kararın veya yapılan bir tasarrufun tamamen veya kısmen bu Sözleşmeyle üstlendiği yükümlülüklere aykırı olduğunu tespit ederse ve bu Sözleşmeci Tarafın iç hukuku verilen kararın veya yapılan tasarrufun sonuçlarını ancak kısmen onarmaya imkan veriyorsa, Mahkeme gerekli gördüğü takdirde zarara uğrayan tarafa adil bir karşılık ödenmesine hükmedebilir."
Başvurucu, zararları ile ücretler ve masraflarının karşılanmasını istemiştir.
A. Zararlar
39. Bay Lamy, tazminat meselesinin karara bağlanmaya hazır olmadığını düşünerek, Mahkeme'den bu meseleyi saklı tutmasını istemiştir. Başvurucu, Mahkeme'nin Sözleşme'nin ihlalini tespit edeceği ve Mahkeme'nin bu hükmünün, Adalet Bakanlığının Temyiz Mahkemesi Başsavcılığından, Verviers Ceza Mahkemesinin 12 Kasım 1987 tarihli kararını (bk. yukarıda parag. 22) Temyiz Mahkemesi önüne getirmesini istemesine yol açacağı varsayımından hareket etmiştir.
40. Hükümet, başvurucunun Komisyona verdiği dilekçede 10 milyon Belçika Frank talebinin, erken bir talep olduğunu düşünmüştür.
41. Komisyon temsilcisi, 22 Şubat 1983 tarihinde Verviers chambre du conseil'i tarafından yapılan duruşmadan önce Bay Lamy dosyayı ve özellikle 292 ve 317 sayılı polis raporlarını inceleyebilmiş olsaydı, şikayet konusu tutukluluğun daha erken bir tarihte sona ereceğini gösteren bir delil bulunmadığını kaydetmiştir. Komisyon temsilcisi, Sözleşme'nin 5(4 ). fıkrasının ihlalinin, başvurucunun maddi zarar görmesine sebep olmadığı sonucuna varmıştır. Öte yandan temsilci, Bay Lamy'nin manevi zarar görmüş olabileceğini ve bunun da ex aequo et bona takdir edilmesi gerektiğini düşünmüştür.
42. Mahkeme, bu meselenin karara bağlanmaya hazır olduğunu kabul etmektedir.
Mahkeme, maddi tazminat konusunda, Komisyon temsilcisinin görüşüne katılmaktadır. Mahkeme, Bay Lamy'nin Verviers Ceza Mahkemesi tarafından mahkum edilmesinin, bu davanın konusu olmadığına işaret etmektedir. Ayrıca Mahkeme, Sözleşme'nin 5(4). fıkrasının ihlali ile Bay Lamy'nin maddi durumunun kötüleşmesi arasında bir nedensellik ilişkisi görmemektedir.
Bay Lamy manevi zarara uğramışsa bile, mevcut karar başvurucu için yeterli bir adil karşılık oluşturmaktadır (bk. özellikle, ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte, 23.02.1984 tarihli Luberti kararı, parag. 41).
B. Ücretler ve masraflar
43. Başvurucu, duruşmada Belçika mahkemeleri ile Sözleşme organları önündeki giderleri için geçici olarak 300,000 Belçika Frangı talep etmiştir. Mahkeme Başkanının istemesine rağmen (bk. yukarıda parag. 7), başvurucu katlandığı masrafların ayrıntılarını şu ana kadar bildirmemiştir.
Bu durumda Mahkeme, başvurucuya bu başlık altında 100,000 Belçika Frangından daha fazla ödenmesine hükmedemeyecektir.
Bu Gerekçelerle Mahkeme Oybirliğiyle,
1. Sözleşme'nin 5(4). fıkrasının ihlaline;
2. Sözleşme'nin 5(2) ve 5(3). fıkralarının ihlal edilmediğine;
3. Sözleşme'nin 6(3)(b) bendi bakımından olayı incelemenin gerekli olmadığına;
4. Belçika'nın başvurucuya, ücretler ve masraflar için 100,000 Belçika Frangı ödemesine;
5. Adil karşılıkla ilgili diğer taleplerin reddine
Karar Vermiştir.
SON KARARIN YERİNE GETİRİLMESİ
BAKANLAR KOMİTESİ: DH (91) 8; 13.02.1991
Hükümetin verdiği bilgiye göre: 20 Temmuz 1990 tarihinde kabul edilen ve 14 Ağustos 1990 tarihinde yayınlanan tutuklamayla ilgili yeni yasanın 18. maddesinin ikinci fıkrasına göre, tutuklama kararı ile birlikte sanığa soruşturma yargıcının yaptığı sorgunun tutanağı ile aynı yasanın 16. maddesinin yedinci fıkrasında belirtilen diğer belgeler de verilecektir. Tutukluluğun kalkmasından sonra mahkemeden yasasının 21. maddesine göre tutukluluğun devamına karar vermesinin istenmesi halinde, yasanın 21. maddesinin üçüncü fıkrasına göre sanığın mahkeme önüne çıkmasından önceki son iş gününde soruşturma dosyası bütünüyle sanığın ve avukatının incelemesine sunulur. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy