(AİHS m. 6, 8, 10, 50)
Karar Tarihi: 07.07.1989
Başvuru no: 10454/83
DAVANIN ESASI
10. Başvurucu Bay Graham Gaskin, 2 Aralık 1959 doğumlu bir Britanya vatandaşıdır. Başvurucu, annesinin ölümünün ardından, 1948 tarihli Çocuklar hakkında Yasanın 1. maddesi uyarınca, 1 Eylül 1960'da Liverpool Belediyesi tarafından koruma (care) altına alınmıştır. Başvurucu, 18 Haziran 1974 tarihine kadar, bir haftadan beş aya kadar değişen sürelerle beş kez babasının yanında kalmanın dışında, sürekli olarak gönüllü koruma (voluntary care) altında bulunmuştur. Bu tarihte Liverpool Çocuk Mahkemesi önüne çıkarılan başvurucu, hırsızlık (theft) ve nitelikli hırsızlık (burglary) suçları dahil, birkaç suçtan suçlu olduğunu kabul etmiştir. Bu mahkeme başvurucu hakkında, 1969 tarihli Çocuklar ve Gençler hakkındaki Yasanın 7. maddesi gereğince koruma kararı vermiştir. Başvurucu 2 Aralık 1977 tarihinde reşit (18) olduğunda, Liverpool Belediyesinin koruması sona ermiştir.
Başvurucu, koruma altında bulunduğu dönemin büyük bir kısmında, 1955 tarihli Çocukların Dışarıda İaşeleri hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde, bakıcı aileler (foster parents) tarafından iaşe edilmiştir (boarded out). Yerel makam bu yönetmelik hükümleri gereğince, başvurucunun korunma durumuyla ilgili bazı gizli kayıtlar tutmakla yükümlüdür (bk. aşağıda parag. 13).
11. Başvurucu, koruma altında bulunduğu sırada kötü muamele gördüğünü iddia etmektedir. Başvurucu ergin olmasından itibaren kendisiyle ilgili problemleri aşabilmek ve geçmişi hakkında bilgi sahibi olabilmek için nerede, kimler tarafından ve hangi koşullarda tutulduğunu öğrenmek istemiştir.
12. 9 Ekim 1978'de, Liverpool Belediye memuru olan bir sosyal hizmet uzmanı, başvurucunun yasa gereği Belediye Sosyal Hizmetler Müdürlüğü tarafından tutulan dosyasını görmesine izin vermiştir. Başvurucu, izin almadan bu dosyayı alıp götürmüş, 12 Ekim 1978 günü Sosyal Hizmetler Müdürlüğü'ne geri getirmiştir.
I. Başvurucunun dosyası ve içindekilerin öğrenilmesi için yapılan başvuru
13. Yerel makamlar, koruma altında bulunan her çocuk için bir dosya (case record) tutmuşlar ve tutmaktadırlar. Bu makamlar, 1948 tarihli Yasanın 14. maddesine göre çıkarılan 1955 tarihli Yönetmelik gereğince, dışarıda iaşe edilen çocuklar için dosya tutmakla yükümlüdürler. 1955 tarihli Yönetmeliğin 10. maddesinin konuyla ilgili hükümleri şöyledir:
"10. (1) Yerel makam:
(a) dışarıda iaşe edilen her bir çocuk için dosya derler;
(b)
(c) ve bu dosyalar güncelleştirilir.
(2)
(3) Bu Yönetmeliğe göre derlenen her bir dosya veya bunların mikrofilmleri, ilgili çocuğun on sekiz yaşına girmesinden itibaren, bu yaşa varmadan önce ölmesi halinde bu tarihten itibaren, en az üç yıl saklanır; bu mikrofilm veya mikrofilm yoksa dosya, Bakanlık tarafından kendisine usulüne göre izin verilen bir kimsenin makul sürelerle incelemesine her zaman açıktır."
14. Uğradığı ihmal nedeniyle yerel makama karşı dava açmak isteyen başvurucu, koruma altında bulunduğu dönemde yerel makam tarafından tutulan dosyanın meydana çıkarılması için, 1970 tarihli Usul Kanununun 31. maddesine göre, 1979 yılında mahkemeye başvurmuştur. 1970 tarihli Yasanın 31. maddesi, İlk Derece Mahkemesine (High Court), başka şeylerin yanında, kişisel zararları nedeniyle bir hukuk davasında taraf olabilecek bir kimseye bu tür şeylerin açıklanmasına (disclosure) karar verme yetkisi tanımaktadır.
15. Bu başvuru, 22 Şubat 1980'de İlk Derece Mahkemesi tarafından görülmüştür. Yerel makam, dosyanın açıklanmasının ve verilmesinin kamu yararına aykırı olduğunu savunarak karşı çıkmıştır. Bu dosyaya başlıca katkıda bulunanlar hekimler, öğretmenler, bakıcı aileler ve okulda kalan görevlilerdir. Bu kişiler tarafından hazırlanıp dosyaya konulan evraklar çok gizli evrak olarak kabul edilmiştir. Koruma sisteminin etkili olması için, bu evrakların mümkün olduğu kadar samimi olmasının gerektiği, dosyanın meydana çıkarılmasına karar verilecek olursa, çocuk koruma hizmetinin tehlikeye gireceği, gelecekte bu konuda evrak düzenleyecek olanların verecekleri raporlarda samimi olmaktan kaçınacakları düşünülmüştür.
16. Başvurucu ise, yerel makam tarafından tutulan dosyanın meydana çıkarmayla ilgili genel prensipler gereğince ve gördüğü zararlar nedeniyle yerel makama karşı açabileceği dava için kendisine verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca, bir yerel makam tarafından koruma altında tutulan çocuğa sağlanan korumanın bir ölçüye kadar denetlenmesinin, kamu yararının da bir gereği olduğunu iddia etmiştir.
17. Yargıç söz konusu dosyayı okumamış, fakat etkili bir çocuk koruma sisteminin sürdürülmesindeki kamu yararı ile başvurucunun dosyasına ulaşmadaki yararını tartmıştır. Yargıç, Re D (infants) davasında ((1970) 1 Weekly Law Reports ("WLR")) Yargıç Denning'in görüşlerine atıfta bulunarak, 1955 tarihli Yönetmeliğin 10. maddesi gereğince derlenen dosyanın kapalı ve gizli olduğu sonucuna varmıştır:
"Çocuk koruma hizmetinin gereği gibi işleyebilmesi için, söz konusu belgelerin gizliliğinin muhafaza edilmesinin gerekli olduğuna dair hiç şüphem kalmadı. Bireylerin menfaatleri de önemli olmakla birlikte, kanaatime göre, bu çok önemli olan hizmet karşısında eğilmelidir. Meydana çıkarmanın reddedilmesiyle kamu yararının daha fazla yerine getirileceğinden kuşkum olmadığı için bu kararı veriyorum."
18. Başvurucu bu karara karşı Üst Mahkemeye (Court of Appeal) başvurmuştur. Üst Mahkeme 27 Haziran 1980'de üst başvuruyu oybirliğiyle reddetmiştir. Üst Mahkemenin görüşüne göre İlk Derece Mahkemesi, yarışan menfaatleri doğru bir şekilde dengelemiştir. Üst Mahkemeye göre, bir mahkemenin bir belgeyi incelemesi bazı hallerde, örneğin kamu yararı ile bireyin yararından hangisinin ağır bastığı konusunda derin bir tereddüdün doğduğu ve belgeleri incelemeksizin düzgün bir karar veremeyeceği zaman yapması gereken bir işlemdir. Ancak bu olay, mahkemenin bizzat belgeleri incelemesini gerektirecek bir tereddüdün doğduğu bir olay değildir. Buna göre İlk Derece Mahkemesinin kararı onanmış ve Temyiz Mahkemesine (House of Lords) başvuruda bulunma talebi reddedilmiştir (Gaskin v. Liverpool Belediyesi (1980) 1 WLR 1549).
II. Livepool Belediyesinin kişisel dosyalara ulaşılmasıyla ilgili kararları
19. Liverpool Belediyesi 21 Ekim 1980'de, kişisel sosyal hizmet dosyalarına ulaşılması ve başvurucunun iddialarının araştırılması konusunda tavsiyelerde bulunmak üzere, bir Çocuk Koruma Dosyaları Alt Komitesi kurmuştur.
20. Alt Komite 17 Haziran 1982'de, sosyal hizmetlerden yararlanmış olan kişilerin dosyalarının, özellikle sağlık ve polis bilgileri konularında kısıtlamalara ve koruyuculara tabi olarak, kendilerine gösterilmesini tavsiye etmiştir. Alt Komite, başvurucuyla ilgili olarak ise, kendisinin koruma altında bir çok yerde tutulmuş olmasından üzüntü duymuş ve bunun bir gencin gelişmesinde zararlı olduğunu kabul etmiş, fakat "memurların görevlerini dikkatsiz bir şekilde yaptıklarını" düşündürecek bir delil bulamamıştır. Alt Komiteye göre, başvurucuya, sağlık ve polis bilgileri dışında dosyasını görebilmesine ve fotokopi almasına izin verilmelidir.
21. Alt Komitenin tavsiyeleri, Sosyal Hizmetler Komitesi tarafından 20 Haziran 1982'de, dosyada evrakları bulunan hekimlerin ve polisin rızası alındıktan sonra bilginin açıklanması şeklinde değişiklik yapılarak kabul edilmiştir. Ancak Alt Komitenin muhalif üyesi Bay Lea, bu karara karşı bir dava açmış ve davanın görülmesine veya başka bir karara kadar, Belediyenin söz konusu kararı uygulamasını engelleyen bir tedbir kararı (interlocutory order) almıştır.
22. Liverpool Belediyesi 26 Ocak 1983'te, bir başka karar daha vermiştir. Bu kararda gelecekteki dosyalar bakımından, 20 Haziran 1982 tarihli tavsiye kararının genel hükümleri hatırlatılarak, gizli olarak verilen bilgilerin korunması ve belirli olaylarda kişisel dosyaların bütünüyle veya kısmen açıklanmamasını sağlamak için başka bazı kısıtlamalar getirilmiş; fakat 1 Mart 1983 tarihinden önce elde edilen ve derlenen bilgiler için, sadece bu bilgileri verenlerin rıza göstermeleri halinde açıklanması karara bağlanmıştır. Bu uygulama gereğince, kararda Belediyenin ilgili memurlarına Gaskin dosyasına katkıda bulunan çeşitli kişilerin verdikleri bilgilerin açıklanması konusunda, derhal kendileriyle temas kurulması talimatı verilmiştir. Ancak yine Belediye memurlarından, Bay Lea tarafından açılan davanın sonuna kadar bu kararı uygulamamaları istenmiştir. Söz konusu dava 13 Mayıs 1983'te düşmüş (discontinue) ve yerel makam 26 Haziran'da verdiği kararla, 26 Ocak'taki tavsiye kararının 1 Eylül 1983'ten itibaren uygulanması gerektiğini teyid etmiştir.
23. Sağlık ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 14 Ağustos 1983'te, 1970 tarihli Yerel Sosyal Hizmetler Yasasının, sosyal hizmetler dosyalarının, bu dosyalara konu olan kişilere açıklanmasının ilkelerini düzenleyen 7. maddesi gereğince, yerel makamlara (83) 14 sayılı genelgeyi göndermiştir. Genelgenin 3. paragrafında getirilen genel uygulamaya göre, sosyal hizmetlerden yararlanan kişiler, yeterli koruyuculara tabi olarak, sosyal hizmetler kurumlarında kendileri hakkında ne söylendiğini öğrenebilmeli ve belirli istisnalarla, bunlara ulaşabilmelerine izin verilmelidir. Genelgenin 5. paragrafı, beş başlık halinde bilgilerin saklı tutulmasının gerekçelerini göstermiştir. Bunlar arasında, gizli bilgi katkısında bulunan üçüncü kişilerin korunması, bilgi kaynaklarının korunması ve gizli yargılarda bulunan sosyal hizmetler görevlilerinin korunması yer almıştır. Genelgenin 6'dan 9'a kadar olan paragrafları, ilgili kişilerin dosyalara ulaşabilmelerini düzenleyen daha özel hükümler getirmiştir. Genelgenin özellikle 7. paragrafı, dosyaya ulaşma konusunda bir başvuru yapıldığında, dengenin diğer tarafına konulması gereken şeyleri tanımlamıştır. Mevcut davayla ilgili kısmı şöyledir: "üçüncü kişiden alınmış olan gizli bilgi, bu üçüncü kişinin rızası olmadıkça, bilgi isteyene açıklanamaz". Öte yandan genelgenin 9. paragrafında, mevcut dosyalar, içeriklerinin hiçbir zaman açıklanmayacağı esasına göre derlenmiş bulunduğundan, yeni uygulamanın başlamasından önce dosyalara giren evraklar, katkıda bulunan kişinin izni olmadıkça, hiçbir şekilde açıklanmayacaktır.
24. İlk Derece Mahkemesi, gerekli sınırları aştığı ve özellikle (83) 14 sayılı genelgede yer alan bazı önemli koruyucuları ihmal ettiği gerekçesiyle, 29 Haziran 1983 tarihli değişik 26 Ocak 1983 tarihli tavsiye kararının yargısal denetimi için savcılığın talebini 31 Ağustos 1983'te kabul etmiştir. Davanın sonuna kadar yerel makamın 26 Ocak 1983 tarihli tavsiye kararını uygulamasını engelleyen bir tedbir kararı da verilmiştir.
25. Liverpool Belediyesi 9 Kasım 1983'te, Sosyal Hizmetler Komitesinin bilginin saklı tutulmasına ilişkin bazı ilave sebepler getiren 18 Ekim 1983 tarihli bir başka tavsiye kararını onaylamıştır. Bu tavsiye kararı, başvurucunun dosyasındaki bilgilerin dosyaya katkıda bulunanların (veya bazı bilgiler bakımından Sosyal Hizmetler Müdürlüğünün) rıza göstermeleri halinde kendisine verilmesini ve bilgi verilmeden önce dosyadaki bilgilere katkıda bulunanların izinlerinin alınmasını öngörmektedir. Hükümetin (83) 14 sayılı genelgesiyle aynı yönde olan bu tavsiye kararının çıkarılmasının ardından, savcılık yargısal denetim başvurusunu (bk. yukarıda parag. 23) geri çekmiştir.
26. Başvurucunun dosyasında, 46 kişinin katkısıyla oluşturulmuş 352 belge bulunmaktadır. Bu dosyada 19 kişinin sağladığı 65 belgenin fotokopisi, 23 Mayıs 1986'da başvurucunun avukatına gönderilmiştir. Bu belgeler, sahiplerinin başvurucuya verilmesine rıza gösterdikleri belgelerdir. Oluşturulan her bir belgenin hacmi, bir veya birçok mektup veya rapor şeklindedir.
27. Katkıda bulunanlardan gizliliğin kaldırılmasına izin vermeyenlerin gerekçe vermesi istenmediği halde, başka şeylerin yanında, üçüncü kişilerin menfaatlerinin zarar göreceğini, bu çerçevenin dışına çıkarılan katkıların hiçbir değerinin kalmayacağını, mesleki gizliliğin devreye gireceğini, raporların isteyenlere verilmesi şeklinde bir uygulamanın bulunmadığını ve katkıda bulunanın bir mektubu veya raporu hatırlaması bakımından çok fazla zaman geçmiş olacağını söylemişlerdir.
Ayrıca, katkıda bulunanlardan biri Haziran 1986'da, açıklamanın başvurucunun menfaatlerine de zarar vereceği gerekçesiyle, açıklamaya rıza göstermemiştir.
28. Liverpool Belediyesi Sosyal Hizmetler Müdürü, başvurucunun avukatına gönderdiği 15 Temmuz 1986 tarihli bir yazıda şöyle demiştir:
"11 Haziran 1986 tarihli mektubunuza yanıt.
Size mümkün olduğu kadar yardımcı olmak isterdim. Fakat en sonunda, gerçekten farklı görüşlere sahip olduğumuzu anladım. En azından sizin sorduğunuz sorulardan bu sonuca vardım.
Bu nedenle, bu yazışmayı yararlı bir şekilde sürdürebileceğimizi düşünmüyorum; çünkü söylediğim gibi, son tahlilde, toplanmış olan bilgilerin geriye dönük olarak açıklanması veya açıklanmaması, 'gizlilik' kaydıyla kendilerinden bilgi sağlanan kişilerin mutlak takdirindedir. Bilginin açıklanması veya açıklanmaması konusunda gerekçe bulunmaması veya gerekçelerin iyi, kötü veya kayda değer olmaması, konuyla alakalı değildir.
Size daha fazla yardım edemeyeceğim için üzgünüm."
III. Daha sonraki yasal gelişmeler
29. 1 Nisan 1989'da, Sosyal Hizmetler alanında Kişisel Dosyalara Ulaşma Yönetmeliği yürürlüğe girmiştir. 1987 tarihli Kişisel Dosyalara Ulaşma Hakkında Yasa gereğince çıkarılan ve daha sonra (89) 2 sayılı Yerel Makamlara Genelge ile açıklanan bu yönetmelik, sosyal hizmetler müdürlüklerini, bir sağlık hizmetinden kaynaklanan sağlık bilgisi hariç ve 9. maddedeki istisnalar dışında, kendisiyle ilgili bilgi tutulan herkese kişisel dosyasına ulaşma imkanı vermekle yükümlü tutmaktadır. Söz konusu 9. madde, başka şeylerin yanında, bilginin açıklanmasına rıza göstermemiş olan bir kimsenin kimliğini ortaya çıkarabilecek veya bilgiye konu olan kişi veya buna ulaşması mümkün olan başka bir kimse tarafından bu kimliğin anlaşılmasını sağlayacak bir bilgiyi açıklama yükümlülüğünden muaf tutmaktadır.
Hükümete göre, Yönetmeliğin 9(3). fıkrası, açıklanması halinde bilgiyi verenin veya üçüncü bir kişinin kimliğini ortaya çıkarma ihtimalinin bulunduğu haller dışında, açıklanabilecek nitelikteki bilgilere dayanılarak dosyaların derlenmesi sonucunu doğuracaktır. Ancak, 1987 tarihli Kişisel Dosyalara Ulaşılması Hakkındaki Yasanın 2(4). fıkrası gereğince, 1989 tarihli Yönetmelik sadece Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 1 Nisan 1989 tarihinden sonra dosyaya giren bilgiler için geçerli olacaktır. Sosyal Hizmetler Alanında Kişisel Dosyalara Ulaşılması Hakkındaki Yönetmeliğin, yukarıda 25. paragrafta sözü edilen tavsiye kararının benimsenmesini düzenleyen (83) 14 sayılı genelgede olduğu gibi, geriye yürürlü bir etkisi yoktur.
KOMİSYON'DAKİ YARGILAMA
30. Başvurucu 17 Şubat 1983'te Komisyona başvurmuştur. Başvurucu, Liverpool Belediyesi tarafından tutulan kendisi hakkındaki dosyanın tamamına ulaşma talebinin reddedilmesinin, Sözleşme'nin 8. maddesindeki özel ve aile yaşamına saygı hakkına ve Sözleşme'nin 10. maddesindeki bilgi edinme hakkına aykırılık oluşturduğunu iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca, Sözleşme'nin 3. ve 13. maddeleri ile Birinci Protokolün 2. maddesini ileri sürmüştür.
31. Komisyon 23 Ocak 1986'da, başvurucunun kendi dosyasına ulaşma talebinin Liverpool Belediyesi tarafından reddedilmesiyle ilgili şikayetini kabuledilebilir bulmuş; fakat başvurunun geri kalan kısmının kabuledilemez olduğunu beyan etmiştir.
Komisyon 13 Kasım 1987 tarihli raporunda, altıya karşı altı oy nedeniyle Başkanın ağırlıklı oyuyla, başvurucunun dosyasına ulaşmasına izin vermeme sonucunu doğuran usuller ve kararlar bakımından Sözleşme'nin 8. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Komisyon ayrıca, bir üyenin yokluğunda, on bir oyla, Sözleşme'nin 10. maddesinin ihlal edilmediği sonucuna varmıştır.
(Dava, süresi içinde Mahkeme'nin önüne getirilmiştir.)
KARAR GEREKÇESİ
I. Mahkeme önündeki davanın kapsamı
33. Komisyon tarafından kabuledilebilir bulunan tek şikayet, başvurucunun Livepool Belediyesi tarafından tutulan dosyasının tamamına ulaşamamış olmasıdır (bk. yukarıda parag. 31). Başlangıçta, Bay Gaskin'in başvurusunda yerel makama karşı bir dava açabilmek için belgelerin ortaya çıkarılması sorunu öne çıkarılmışsa da (bk. yukarıda parag. 14-18), Mahkeme'nin önündeki meseleler, sadece başvurucunun dosyasına ulaşma talebinin reddedilmesine ve daha sonra ortaya çıkarma davasının sona ermesine yol açan usuller ve kararlarla ilgili olarak, Sözleşme'nin 8. ve 10. maddeleri bakımından ortaya çıkan meselelerdir (bk. Komisyon raporu parag. 93 ve 104).
II. Sözleşme'nin 8. maddesinin ihlali iddiası
A. Uygulanabilirlik
34. Başvurucu, Sözleşme'nin 8. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir. Bu madde şöyledir:
"1. Herkes özel ve aile yaşamına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.
2. Bu hakların kullanılmasına ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun veya düzensizliğin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla, hukuka uygun olarak yapılan ve demokratik bir toplumda gerekli bulunan müdahalelerin dışında, kamu makamları tarafından hiç bir müdahale yapılamaz."
35. Hükümet Komisyon önünde, bir yerel makam tarafından bilgi için derlenen böyle bir dosyanın, başvurucunun özel yaşamının bir parçasını oluşturmadığını savunmuştur. Bu nedenle, Hükümete göre ne bu dosyanın derlenmesi ve ne de buna ulaşılması meselesi Sözleşme'nin 8. maddesinin kapsamına girer.
Hükümet, Mahkeme önündeki yargılama sırasında bu iddiayı aynı şekilde tekrarlamamış, fakat başvurucunun özel yaşamına saygı hakkına bir müdahale olup olmadığı ve alternatif olarak, hukuki ve idari sistemi aracılığıyla özel yaşama saygıyı korumak için, Sözleşme'nin 8. maddesine içkin olduğu şekilde pozitif yükümlülüklerine bir aykırılık bulunup bulunmadığı üzerinde yoğunlaşmıştır.
36. Komisyonun görüşüne göre, "dosyada anne babanın, koruma altında bulunmayan bir çocuk hakkında ikincil derecede anıları ve tecrübeleri bulunmaktadır". Hiç kuşkusuz dosyada, başvurucunun çocukluğunun çok şahsi yönleri, gelişimi ve geçmişiyle ilgili bilgiler yer almakta ve böylece bu bilgiler başvurucunun geçmişi ve biçimleniş yıllarına ilişkin başlıca kaynağı teşkil etmektedir. Bu nedenle buna ulaşamamak, Sözleşme'nin 8. maddesiyle ilgili bir sorun doğurmaktadır.
37. Mahkeme Komisyona katılmaktadır. Bay Gaskin'in dosyasındaki kayıtlar, hiç kuşkusuz, kendisinin bunlara ulaşması meselesini Sözleşme'nin 8. maddesinin kapsamına sokacak şekilde, "özel ve aile yaşamına saygı hakkı" ile ilgilidir.
Mahkeme, Sözleşme'nin 8(1). fıkrasından, kişisel verilere ve bilgiye ulaşma şeklindeki genel hakların türetilip türetilemeyeceği konusunda bir görüş ifade etmeden bu tespiti yapmıştır. Mahkeme'den genel prensipler niteliğindeki bu meselelerde soyut olarak bir karar vermesi istenmiş olmayıp, bay Gaskin'in somut olayını ele alması istenmiştir.
B. Mevcut olayda Sözleşme'nin 8. maddesine yaklaşım
38. Mahkeme, Johnston ve Diğerleri kararında şöyle demiştir: "Sözleşme'nin 8. maddesinin asıl amacı, bireyi kamu makamlarının keyfi müdahalelerine karşı korumak ise de, buna ek olarak, aile yaşamına etkili bir şekilde "saygı"ya içkin olan pozitif yükümlülükler de bulunabilir." (bk. 18.12.1986 tarihli Johnston ve Diğerleri kararı, parag. 55).
39. Komisyon, "özel yaşama saygı hakkının, herkesin bir insan olarak kimliğinin detaylarının ortaya çıkarabilmesini ve kural olarak, belirli bir haklı sebep yokken bu temel bilgileri elde etmekten kamu makamları tarafından engellenmemelerini gerektirdiğini" kabul etmiştir.
Komisyon raporunda, Mahkeme'nin Leander kararına gönderme yapılmıştır. Burada Mahkeme şöyle demiştir (bk. 26.03.1987 tarihli Leander kararı, parag. 48):
"Bu tür bilgilerin hem sicilde tutulması ve hem de ilgili makamlara verilmesi, ayrıca Leander'a buna itiraz edebilme imkanı verilmemesi, Sözleşme'nin 8(1). fıkrasında güvence altına alınan özel yaşama saygı hakkına bir müdahale oluşturmuştur."
Komisyon Bay Gaskin'in, Leander davasındakinden farklı nitelikteki bir dosyaya ulaşmak istediğini kaydetmiştir. Bununla birlikte, yerel makam tarafından derlenen ve elde tutulan bilgi, başvurucunun temel kimlik özellikleriyle ilgili ve aslında kendisinin erken çocukluk dönemi ve oluşum yıllarına ait tek somut kayıt olduğu için, kendisinin dosyaya ulaşmasına izin verilmemesi, özel yaşamına saygı hakkına bir müdahale oluşturmuş olup, bu müdahale Sözleşme'nin 8(2). fıkrası bakımından haklılık sorunu doğurmuştur.
40. Hükümet ise, Leander davasının Sözleşme'nin 8. maddesinden doğan negatif yükümlülükle, yani kamu makamlarının keyfi müdahalesine karşı güvenceyle ilgili olmasına karşın, mevcut davanın esas itibarıyla Devletin bu maddeye göre üstlendiği pozitif yükümlülükle ilgili olduğunu savunmuştur.
Hükümete göre başvurucu, Sözleşme'nin 8. maddesinde güvence altına alınan haklarına bir kamu makamı tarafından doğrudan müdahale edildiğinden değil, fakat Devletin hukuki ve idari sistemi vasıtasıyla özel ve aile yaşamına saygı hakkını korumadığından şikayet etmektedir. Bu bağlamda Hükümet, Birleşik Krallık'taki hukuk veya idari sistemin, başvurucunun durumundaki bir kimseye dosyasına ulaşması konusunda mutlak ve sınırsız bir hak vermediğini kabul etmektedir. Ancak bu tür bir pozitif yükümlülüğün varlığı, Devletin geniş bir takdir alanına sahip olmasını gerektirir. O halde her bir olaydaki sorun, takdir alanı göz önünde tutularak, yarışan menfaatler arasında, yani mevcut olayda bir yandan çocuk koruma sisteminin etkili bir şekilde işletilmesi ile diğer yandan kendi geçmişiyle ilgili kayıtlara ulaşma şeklindeki başvurucunun menfaati arasında adil bir denge kurulmasıdır.
41. Mahkeme, bu davanın koşullarıyla ile davalı Devletin başvurucu hakkında kişisel bilgilerin derlenmesi (compiling), tutulması (storing), kullanılması (using) ve açıklanması (disclosing) suretiyle Sözleşme'nin 8. maddesindeki hakka müdahale ettiği sonucuna vardığı Leander davasındaki koşulların birbirinden farklı olduğu konusunda Hükümetin görüşüne katılmaktadır. Bununla birlikte, Leander davasında olduğu gibi, bu davada da Bay Gaskin'in bütünüyle inceleme olanağı bulamadığı kişisel geçmişiyle ilgili ayrıntıların yer aldığı bir dosya bulunmaktadır.
Ancak Bay Gaskin'in, kendisi hakkında bilginin derlenmesi ve elde tutulmasına karşı çıkmadığı veya bu bilgilerin kendisi aleyhine kullanıldığını iddia etmediği taraflarca da kabul edilmektedir. Aslında Bay Gaskin hakkında derlenen bilgi, Leander davasında olduğundan tamamen farklı bir amaca hizmet etmektedir. Bay Gaskin daha çok, kendisine engel çıkartmadan bilgiye ulaşma imkanı verilmemesine karşı çıkmaktadır. Gerçekten de, kendisinin dosyasına tam olarak ulaşma talebinin reddedilmesi suretiyle Birleşik Krallık'ın Bay Gaskin'in özel ve aile yaşamına "müdahale ettiği" söylenemez. Bu tür bir reddetme konusunda, "başvurucunun şikayetinin özü, Devletin tasarrufuna değil, fakat tasarrufta bulunmamasına karşıdır (bk. 09.10.1979 Airey kararı, parag. 32).
Bu nedenle Mahkeme, Birleşik Krallık'ın başvurucunun dosyasına ulaşma taleplerine karşı davranış şeklinin, Sözleşme'nin 8. maddesinden doğan bir pozitif yükümlülüğe aykırı olup olmadığını inceleyecektir.
C. Sözleşme'nin 8. maddesine uygunluk
42. Yerleşik içtihatları gereğince Mahkeme, bir pozitif yükümlülüğün bulunup bulunmadığını tespit ederken, "toplumun genel menfaatleri ile bireyin menfaatleri arasında kurulması gereken adil dengeye" bakacaktır; "bu denge kurulurken, Sözleşme'nin 8(2). fıkrasında belirtilen amaçlar, sadece 1. fıkrada korunan hakka 'müdahalelere' göndermede bulunmasına, bir başka deyişle, 1. fıkradan çıkan negatif yükümlülüklerle ilgili bulunmasına rağmen, yine de belirli bir öneme sahiptir ..." (bk. 17.10.1986 tarihli Rees kararı, parag. 37).
43. Komisyon gibi Mahkeme de, dosya içeriğinin gizliliğinin, çocuk koruma sisteminin etkili bir şekilde işleyişine katkıda bulunduğunu ve bu çerçevede, sadece dosyaya katkıda bulunanların haklarını değil, fakat aynı zamanda korunma ihtiyacında olan çocukların haklarını korumak suretiyle meşru bir amaca hizmet ettiğini düşünmektedir.
44. Hükümet, dosyalarda yer alan bilginin açıklanmasıyla ilgili genel politika konusunda, 24 Ağustos 1983 tarihli (83) 14 sayılı Yerel Makam Genelgesine (bk. yukarıda parag. 23) dayanmıştır. Hükümet, bu genelgenin çocuğun koruma dosyasına ulaşmak isteyenlere, dosyaya bazı istisnalarla ulaşabilmeleri için izin verilmesine ilişkin 3. paragrafına dikkat çekmiştir. Bu genelgenin hükümleri, Liverpool Belediyesinin Sosyal Hizmetler Komitesi'nin 18 Ekim 1983 tarihli tavsiye kararında (bk. yukarıda parag. 25) büyük ölçüde izlenmiştir.
Hükümet, hem genelgenin ve hem de tavsiye kararının, çocuk koruma dosyalarına konu olan kişilerin bu dosyalara ulaşmalarının önemini ve aynı zamanda bu dosyalara katkıda bulunanların gizliliğine saygı duyulmasının önemini kabul ettiğini iddia etmiştir. Bu sadece, katkıda bulunan münferit kişilerin şahsi menfaatlerinin korunmasıyla değil, ama daha geniş bir kamu menfaatinin korunmasıyla da ilgilidir. Çocuk koruma hizmetinin gereği gibi işleyişi, bu hizmet için çalışanların sadece tıp, psikiyatri, öğretmenlik gibi mesleklere mensup kişilerden değil, fakat aynı zamanda bakıcı aileler, arkadaşlar, komşular gibi özel şahıslardan bilgi edinebilmelerine bağlıdır. Hükümet, katkıda bulunanların gizliliğine saygı gösterilmeyecek olursa, kendisiyle işbirliği yapılması imkanını kaybedilecek ve bilgi akışı ciddi bir şekilde azalacaktır. Bu da, çocuk koruma sisteminin işleyişini ciddi surette etkileyecektir.
Bu bağlamda Hükümet, genelgenin, açıklanmayacağı düşüncesiyle bilgi sağlamış olan kimselerin haklarının açıkça tanınmasını içeren 5. paragrafı ile "üçüncü kişiden alınmış olan gizli bilgi, bu üçüncü kişinin rızası olmadıkça, bilgiyi isteyene açıklanamaz" diyen 7. paragrafına özel bir önem atfetmiştir. Hükümet ayrıca, mevcut dosyalar, içeriklerinin hiçbir zaman açıklanmayacağı esasına göre derlenmiş bulunduklarından, yeni uygulamanın başlamasından önce dosyalara giren evraklar, katkıda bulunan kişinin izni olmadıkça, hiçbir şekilde açıklanmayacaktır, diyen 9. paragrafa da dikkat çekmiştir.
Bu nedenle Hükümete göre, hem genelgenin ve hem de tavsiye kararının, bir yandan dosyasına ulaşmak isteyen bireyin menfaatleri ile diğer yandan gizli olarak bilgi sağlamış olan kişilerin ve daha geniş olarak dosyaların tam ve samimi olarak tutulmasında kamunun menfaati arasında kurulan denge, düzgün, rasyonel, makul ve Hükümetin Sözleşme'nin 8. maddesindeki yükümlülükleriyle uygundur. Bu nedenle, Birleşik Krallık'ın başvurucunun bu maddede güvence altına alınmış olan özel yaşamına saygı hakkının korunmaması söz konusu değildir.
45. Başvurucu ise bunlara karşı çıkmıştır. Başvurucu, Ağustos 1983 tarihli (83) 14 sayılı genelgenin yayınlanmasından sonra Hükümetin görüşünde esaslı bir değişiklik olduğunu vurgulamıştır. Başvurucu bu genelgenin, sosyal hizmetlerden yararlanan kişilerin dosyalarında kendileri için ne söylendiğini öğrenebilmeleri gerektiğine dair "giderek yaygınlaşan görüşün" bir delili olduğuna işaret etmiştir. 1987 tarihli Kişisel Dosyalara Ulaşma Hakkındaki Yasa ve bu yasa gereğince çıkarılan 1989 tarihli Sosyal Hizmetler Alanında Kişisel Dosyalara Ulaşma Yönetmeliği, Bay Gaskin tarafından istenen türden bilgilerin, gelecekte Birleşik Krallık'ta kamu makamları tarafından hangi boyutta verilebileceğini (bk. yukarıda parag. 29) göstermektedir.
Bay Gaskin, örnek olarak, ortaya çıkarmak istediği, ama dosyanın tamamını ve uzman görüşlerini görmeden ortaya çıkarmasının mümkün olmadığı sağlık durumuyla ilgili ayrıntılı bilgi vermiştir.
46. Başvurucu, kayıtların gizliği iddiasıyla ilgili olarak, kendisinin dosyasına katkıda bulunanların, yaptıkları katkıların gizli olduğunu nasıl veya niçin ileri sürdüklerinin tam anlamıyla açık olmadığını savunmuştur. Gizlilik şartının katkıda bulunmak için bir ön şart olup olmadığı ve katkı sırasında gizliliğin açıkça ifade mi edildiği, yoksa olay sonrasında mı ima edildiği belirgin değildir.
Hükümet, bu noktada Mahkeme'nin sorduğu soruya verdiği yanıtta, tersi durum, sağlanan bilginin niteliğinden veya katkıda bulunan kişinin gizlilikten feragat etmiş olmasından anlaşılmadıkça, 1955 tarihli Yönetmelik gereğince tutulan bir dosyaya sağlanan bütün bilgilerin gizli tutulacağı kanaatiyle sağlandığının düşünüldüğünü ifade etmiştir. Bu gizlilik prensibinin temeli, bir dosyanın, Bakanlık tarafından usulüne göre izin verilen bir kimsenin incelemesine açılacağını öngören Yönetmeliğin 10. maddesinde yer almaktadır. Üst Mahkemenin, bu maddeyi vesayetle ilgili bir olayda uygulandığı Re D davasında ((1970) 1 All England Law Reports 1089) dediği gibi, "bu durum, dosyaların kapalı ve gizli olarak görüldüğünü göstermektedir" (bk. yukarıda parag. 17).
47. Liverpool Belediyesinin bu bağlamda yarışan menfaatleri uzlaştırmak isterken, bilgi sağlamış olan çeşitli kişilerin gizlilikten feragat vermelerini sağlamak için, onlarla temas kurduğu kaydedilmelidir. Toplam kırk altı katkıda bulunan kişinin on dokuzu buna rıza göstermiş ve 352 belgeden 65'i açıklanmıştır. Ancak Bay Gaskin, dosyanın bütününe ulaşmak istemektedir (bk. yukarıda parag. 26).
Komisyon, başvurucunun "açıklanmasına rıza gösterilmeyen dosyaya girmiş her bir evrak bakımından talebinin test edilmesini sağlayacak bağımsız bir usulden" yararlanamadığını gözlemlemiştir. Komisyon, "dosyaya katkıda bulunan bazı kişilerin gizlilik isteğini, başvurucunun dosyaya ulaşmaktaki menfaatiyle dengeleyecek bir usulün bulunmamasını ve dosyaya katkıda bulunanların menfaatlerine başvurucunun menfaatleri üzerinde otomatik bir biçimde üstünlük tanınmış olmasını" izlenen amaçla orantılı olduğunun ve demokratik bir toplumda gerekli olduğunun söylenemeyeceği sonucuna varmıştır.
48. Hükümet bu bağlamda Birleşik Krallık'ın, yarışan menfaatleri tartmak için genel bir bağımsız usule sahip olmayan tek Avrupa Devleti olmadığını savunmuştur. Diğer üye Devletlerde olduğu gibi bu tür bir usul, hukuk davasının açılmasının düşünüldüğü ve açıldığı olaylarla sınırlı olarak mevcuttur. Dahası, yarışan menfaatler arasındaki denge, (83) 14 sayılı Genelgede sağlanmış durumdadır. Dosyaya ulaşma talebinin üstü örtülü olarak reddedilmesi söz konusu değildir. Gizli olarak verilmemiş bilgilere ulaşma imkanı tanınmış olduğu gibi, Yerel Makamın katkıda bulunanın rızasını alması halinde, gizli olarak verilmiş bilgilere bile ulaşma imkanı tanınmıştır. "Dosyaya katkıda bulunanların menfaatlerine başvurucunun menfaatleri üzerinde otomatik bir biçimde üstünlük tanınmış olduğu" iddiası bakımından ise, Hükümete göre, dosyaya katkıda bulunan kimsenin rıza gösterme hakkından vazgeçtiğini varsaymak veya bir gizliliğin çiğnenmesini karara bağlamak, gayri makul ve keyfi bir tutum olur. Hükümet ayrıca, Komisyon'da azınlıkta kalan bir üyenin, böyle davranmanın Hükümetin ahlaki bir yükümlülüğü ihlal etmesi anlamına geleceği ve çocuk koruma sisteminin etkililiğini tehlikeye sokacağı şeklindeki görüşünde yer alan beyana da dayanmıştır.
Başvurucu ise, Genelgenin benimsediği katkıda bulunanların rızasını alma usulüne göre, kimlikleri veya izleri belirlenemediği için rızalarının istenmesinin mümkün olamayacağı katkıda bulunmuş bazı kimselerin her zaman mevcut olabileceğine işaret etmiştir. Böyle bir durumda, bir kimseye hiç bir zaman verilemeyecek bazı belgeler bulunabilecektir. Ayrıca, ortaklaşa rapor hazırlamış kişilerden birinin rıza gösterip diğerinin rızası göstermemesi durumu da buna örnek verilebilir.
49. Mahkeme'ye göre, başvurucunun durumundaki bir kimsenin, çocukluğunu ve gelişiminin erken dönemini bilmek ve anlamak için gerekli bilgileri almakta, Sözleşme'yle korunan hayati bir menfaati vardır. Öte yandan, kamu belgelerinin gizliliğinin, objektif ve güvenilir bilgi elde edilmesi için önem taşıdığı ve bu tür bir gizliliğin üçüncü kişilerin korunması için de gerekli olabileceği akılda tutulmalıdır. Yukarıdaki ikinci nokta bakımından, İngiliz sistemi gibi, dosyaya ulaşılmasına, dosyaya katkıda bulunan kimsenin rızasına bağlayan bir sistem, devletin takdir alanı da dikkate alındığında, kural olarak Sözleşme'nin 8. maddesindeki yükümlülüklerle bağdaşmaz değildir. Bununla birlikte Mahkeme, böyle bir sistemde özel ve aile yaşamıyla ilgili kayıtlara ulaşmak isteyen bireyin menfaatlerinin, dosyaya katkıda bulunan kişinin mevcut olmadığı veya gereksiz yere rıza göstermeyi reddettiği hallerde korunması gerektiğini düşünmektedir. Bir sistem ancak, dosyaya katkıda bulunan bir kimsenin yanıt vermediği veya rıza göstermediği hallerde, dosyaya ulaşma imkanının verilip verilmemesi gerektiğine nihai olarak bağımsız bir makamın karar vermesini öngördüğü zaman, orantılılık ilkesine uygun düşer. Bu davada başvurucu için böyle bir usul mevcut değildir.
Buna göre, izlenmiş olan usuller, Bay Gaskin'in Sözleşme'nin 8. maddesinin gerektirdiği özel ve aile yaşamına saygı hakkını korumamıştır. O halde bu madde ihlal edilmiştir.
III. Sözleşme'nin 10. maddesinin ihlali iddiası
50. Başvurucu ayrıca, Sözleşme'nin 8. maddesinin ihlalini oluşturan aynı maddi olayların, Sözleşme'nin 10. maddesine de aykırılık oluşturduğunu savunmuştur. Bu madde şöyledir:
"1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ulusal sınırlarla kısıtlanmaksızın, bir görüşe sahip olma, haber ve düşünceleri elde etme ve bunları ulaştırma özgürlüğünü de içerir. Bu madde Devletin radyo yayıncılığını, televizyon ve sinema işletmeciliğini izne bağlamasına engel değildir.
2. Bu özgürlükleri kullanırken ödev ve sorumluluk içinde hareket edilmesi gerektiğinden, ulusal güvenlik, ülke bütünlüğü veya kamu güvenliği, suçun veya düzensizliğin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının şeref ve haklarının korunması, gizli bilgilerin açığa vurulmasının önlenmesi, yargı organının otorite ve tarafsızlığının korunması amacıyla, demokratik bir toplumda gerekli bulunan ve hukukun öngördüğü formalitelere, şartlara, yasaklara ve yaptırımlara tabi tutulabilir."
51. Komisyon, bu davanın şartları içinde Sözleşme'nin 10. maddesinin başvurucuya, yerel makamın elindeki dosyaya, bu makamın iradesine aykırı olarak ulaşma hakkı vermediği sonucuna varmıştır. Hükümet bu görüşe katılmıştır.
52. Mahkeme, yukarıda geçen Leander kararında dediği gibi, "bilgi edinme özgürlüğü esas itibarıyla, bir kimsenin, başka kişilerin vermeyi arzu ettikleri veya vermeyi isteyebilecekleri bilgiyi almasının Hükümet tarafından kısıtlanmasını yasaklamaktadır." (bk. 26.03.1987 tarihli Leander kararı, parag. 74). Yine bu davanın şartları içinde Sözleşme'nin 10. maddesi ilgili Devlete, bireye söz konusu bilgiyi verme yükümlülüğü yüklememektedir.
53. Bu nedenle, Bay Gaskin'nin Sözleşme'nin 10. maddesinde korunan bilgi edinme özgürlüğüne bir müdahale bulunmamaktadır.
IV. Sözleşme'nin 50. maddesinin uygulanması
54. Bay Gaskin, Sözleşme'nin 50. maddesine göre adil karşılık talep etmiştir. Bu madde şöyledir:
"Mahkeme, bir Sözleşmeci Tarafın resmi makamları veya diğer makamları tarafından verilen bir kararın veya yapılan bir tasarrufun tamamen veya kısmen bu Sözleşme ile üstlendiği yükümlülüklere aykırı olduğunu tespit ederse ve bu Sözleşmeci Tarafın iç hukuku verilen kararın veya yapılan tasarrufun sonuçlarını ancak kısmen onarmaya imkan veriyorsa, Mahkeme gerekli gördüğü takdirde zarara uğrayan tarafa adil bir karşılık ödenmesine hükmedebilir."
A. Maddi zararlar
55. Bay Gaskin ilk önce, 380,000 Sterlinden fazla bir miktarı bulan, geçmişteki ve gelecekteki kazanç kayıplarını talep etmiştir.
Hükümet ise, uğrandığı iddia edilen kayıplar ile Sözleşme'nin ihlal iddiası arasında bir nedensellik ilişkisinin varlığının gösterilemediğini savunmuştur.
56. Mahkeme, yukarıda anlatılana benzer bir usulün Bay Gaskin'in olayında mevcut olması halinde bile, elde tutulan belgelerin verileceğini, verilmiş olsa bile bunun başvurucunun gelecekteki kazançları üzerinde olumlu bir etki yapacağını gösteren bir delilin bulunmadığını kaydeder. O halde bu başlık altında zararların ödenmesi talebi reddedilmelidir.
B. Manevi zararlar
57. Başvurucu ayrıca çektiği sıkıntı, gerilim ve üzüntü nedeniyle manevi tazminat istemiştir. Bay Gaskin'in büyütülmesi sırasındaki ihmaller nedeniyle, kendisinin statüsü ve onuru geri dönüşü olmayacak bir şekilde zedelenmiştir.
Hükümet, manevi zararlar bakımından adil bir karşılığı haklı kılacak şekilde, başvurucunun gerçek bir fırsat kaybına uğradığının varsayılamayacağını savunmuştur. Bir ölçüde fırsat kayıplarına uğranmış olsa bile, başvurucu iddia ettiği zarar ile bir Sözleşme ihlali arasında nedensellik ilişkisinin bulunduğunu kanıtlayamamıştır.
58. Mahkeme, yukarıda 49. paragrafta sözü edildiği şekilde bağımsız bir usulün bulunmaması nedeniyle, Bay Gaskin'in duygusal sıkıntı ve gerilim yaşamış olabileceğini kabul etmektedir.
Mahkeme, hakkaniyete uygun bir değerlendirme yaparak, Bay Gaskin'e bu başlık altında 5,000 Sterlin ödenmesine hükmetmektedir.
C. Ücretler ve masraflar
59. Başvurucu, hukuki ücretler ve masrafların ödenmesini talep etmiştir. Başvuru bu talebini, avukatlarının saati 60 Sterlinin, davanın önemini ve karmaşıklığını yansıtacak şekilde üç katının 650 saatle çarpımına dayanarak hesaplamakta ve toplam 117,000 Sterlinlik bir miktara varmaktadır.
Mahkeme bu talebi, yerleşik kriterlere göre (bk. diğerleri arasında 29.04.1988 tarihli Belilos kararı, parag. 79) ele alacaktır.
1. Ulusal düzeyde katlanılan ücretler
60. Hükümete göre, ulusal düzeydeki ücretlere, Sözleşme'nin ihlalini gidermek için katlanılmış değildir. Bunlar sadece, başvurucunun dosyasının ortaya çıkarılması için ulusal mahkemelerde açtığı davadaki muhtemel tazminat talepleriyle ilgilidir.
Mahkeme sadece, daha sonra sona eren iç hukuktaki davadaki masrafların (bk. yukarıda parag. 33) dikkate alınabileceğine katılmaktadır. O halde aşağıda 61. ve 62. paragraflarda yapılacak incelemeye, talebin bu yönünü dahil etmek uygun olacaktır.
2. Avrupa davasında katlanılan ücretler
61. Hükümet, talep edilen miktara karşı çıkmıştır. Hükümet, belirtilen saat sayısının çok aşırı olduğunu düşünmüştür. Ayrıca Hükümete göre, uygun saat ücreti 36 Sterlin ile 60 Sterlin arasında değişmektedir. Bu bağlamda Hükümet ayrıca, davanın niteliğine göre, 70 Sterlinlik bir saat ücretinin makul olabileceğine işaret eden, Mahkeme'nin B. -- Birleşik Krallık kararının 15(d) paragrafına (bk. 09.06.1988 tarihli B. -- Birleşik Krallık kararı, parag. 15) dayanmıştır.
Hükümet başvurucunun, Avrupa Konseyi'nden aldığı adli yardım miktarına ilaveten bir miktarı ödemekle yükümlü olduğuna karşı çıkmamıştır. Hükümete göre, Mahkeme bir miktara hükmedecek olursa, bunun benzer davalarda belirlenen miktardan daha yüksek olmaması gerekir.
62. Mahkeme, talep edilen miktarın makul olmadığı görüşündedir. Mahkeme, bütün koşulları dikkate alarak ve hakkaniyete uygun bir değerlendirme yaparak, Bay Gaskin'e hukuki ücretler ve masraflar için, 11,000 Sterlinden adli yardım olarak ödenen 8,295 Fransız Frangı düşülerek ödenmesi gerektiğini kabul etmektedir.
Bu Gerekçelerle Mahkeme,
1. Altıya karşı on bir oyla, Sözleşme'nin 8. maddesinin ihlaline;
2. Oybirliğiyle, Sözleşme'nin 10. maddesinin ihlal edilmediğine;
3. Sekize karşı dokuz oyla, Birleşik Krallık'ın başvurucuya manevi tazminat olarak 5,000 Sterlin, ücretler ve masraflar için 11,000 Sterlinden 8,295 Fransız Frangı karar tarihindeki kur üzerinden Sterline çevrilip düşülerek ve katma değer vergisi eklenerek ödenmesine;
4. Adil karşılıkla ilgili diğer taleplerin reddine
Karar Vermiştir.
Yargıçlar Ryssdal, Cremona, Gölcüklü, Matscher ve Sir Vincent Evans'ın birleşik karşı oy görüşü:
1. Yerel makamın dosyasında bulunan kayıtların, Bay Gaskin'in özel ve aile yaşamıyla ilgili olduğuna ve buna ulaşma sorununun Sözleşme'nin 8. maddesi anlamında bir mesele doğurduğuna dair Mahkeme çoğunluğunun görüşüne katılıyoruz. Ancak bu davada Sözleşme'nin 8. maddesinin ihlal edildiği tespitine katılmıyoruz.
2. Bay Gaskin'in koruma altında bulunduğu sırada 1955 tarihli Çocukların Dışarıda İaşeleri Hakkındaki Yönetmeliğe göre derlenen dosyanın gizlilik niteliği, İngiliz mahkemeleri tarafından ve özellikle 1980'de Bay Gaskin'in belgelerin açıklanması talebini reddederken Dava Mahkemesinin ve Üst Mahkemenin karalarında izlenmiş olan Re D. davasında ((1970) 1 WLR 599) açıkça ortaya konulmuştur. Bu noktadaki tespiti Üst Mahkeme tarafından da kabul edilen bu Dava Mahkemesi yargıcı Boreham J., "çocuk koruma hizmetinin gereği gibi işleyebilmesi için, söz konusu belgelerin gizliliğinin muhafaza edilmesinin gerekli olduğuna dair hiç şüphem kalmadı" demiştir.
3. Komisyon gibi Mahkeme'nin de kabul ettiği gibi, dosyanın gizlililiğinin meşru bir amacı veya amaçları vardır. Gizlilik sadece, bilgileri gizlilik esasına göre sağlamış olan kişilerin haklarını korumakla kalmaz, fakat çocuk koruma sisteminin etkili bir şekilde işleyişine katkıda bulunmak suretiyle, korunmaya ihtiyaç gösteren çocukların da haklarını korur.
4. Kabul edilmelidir ki, kişisel dosyalara ulaşma konusunda, diğer Sözleşmeci Devletlerde daha açık bir uygulama izlenmiş olup, bu yaklaşım 1987 tarihli Kişisel Dosyalara Ulaşma Hakkındaki Yasa ve bu yasa gereğince çıkarılan yönetmelikle, artık gelecekte kaydedilecek bilgiler için Büyük Britanya'da da benimsenmiştir. Ancak bizim görüşümüze göre, derlenmiş olan mevcut dosyaların dayandığı temeli geriye yürürlü olarak değiştirmek yanlış olacaktır. Bay Gaskin'in dosyası dahil bu dosyalara ulaşma sorunu, bilginin oluşmasına katkıda bulunan gizlilik şartları gereği gibi göz önünde tutularak ele alınmalıdır.
5. Bay Gaskin, Sözleşme'nin 8. maddesine göre sahip olduğu özel ve aile yaşamına saygı hakkının kendisine, dosyasının bütününe ulaşma hakkı verdiğini iddia etmektedir. Mahkeme, davalı Hükümetin başvurucuya dosyaya ulaşma imkanı verme konusunda bir pozitif yükümlülüğü bulunup bulunmadığını belirlerken, yerleşik içtihatlarına göre, "toplumun genel menfaati ile bireyin menfaatleri arasında adil bir denge kurulmasına" dikkat etmek zorundadır (bk. karar, parag. 42). Mahkeme ayrıca bir kararında (bk. Abdulaziz, Cabales ve Balkandali kararı, parag. 67), pozitif yükümlülükler söz konusu olduğunda Sözleşme'nin 8. maddesine içkin olan "saygı" kavramının çok belirgin olmadığını ve böylece bu alanın, Sözleşmeci Devletlerin toplumun ve bireyin ihtiyaçlarını ve kaynaklarını gereği gibi göz önünde tutarak Sözleşme'ye uygunluğu sağlamak için atılacak adımları belirlerken, geniş bir takdir alanı kullandıklarını belirtmiştir.
6. Mahkemenin mevcut davadaki kararında başvurucunun, dosyanın içeriğine atfedilen gizlilik ne olursa olsun dosyaya bütünüyle ulaşabileceği kabul edilmemiş, fakat sadece ayıklamalı (selective) bir esasa göre ulaşma imkanı verilebileceği zımnen kabul edilmiştir.
7. Hükümet, dosyaya katkıda bulunanlardan her birine, katkıda bulundukları bilginin açıklanmasına izin vermelerini isteyen bir mektup yazmak ve daha sonra rıza gösteren kimselerin sağlamış oldukları belgeleri başvurucuya vermek suretiyle, Birleşik Krallık makamlarının başvurucunun dosyaya ulaşma talebini mümkün olduğu kadar karşılamaya çalıştıklarını savunmuştur. Hükümetin görüşüne göre, gizli bilgiyi sağlamış olanların rızası alınmadan bilginin açıklanması, bütünüyle uygunsuzluk ve iyi niyeti ihlal oluşturacaktır.
8. Mahkeme, dosyaya katkıda bulunan bir kimsenin yanıt vermediği veya rıza göstermediği hallerde dosyaya ulaşma izni verilip verilmeyeceğine dair nihai kararın, bağımsız bir makam tarafından verilmesi görüşünü kabul etmiştir (bk. karar, parag. 49). Bir sistemin, gizli olarak elde edilen bilginin, katkıda bulunanın rızası alınmaksızın açıklanmasını öngörmesi halinde, bu kişiye adilane ve yeterli saygının gösterilmediği ve korunmadığı konusunda ciddi itirazlarla karşılaşacağını düşüyoruz.
9. Bizim görüşümüze göre, Birleşik Krallık makamlarının Bay Gaskin'e dosyasının hangi bölümlerinin verilebileceğini belirlerken izlemiş oldukları usulün, olayın şartları içinde, menfaatler arasında adil bir denge kurduğu kabul edilmelidir.
10. Son olarak, bu davada manevi tazminata hükmedilmesini haklı görmüyoruz. Başvurucunun hiç kuşkusuz çekmiş olduğu sıkıntı ve gerilime sebebiyet veren şey, diğer belgelerin verilmesi veya verilmemesiyle sonuçlanabilecek olan bir denetim usulünün bulunmaması değil, fakat dosyaya ulaşma talebinin reddedilmesidir. O halde bize göre bu davada, Sözleşme'nin 8. maddesini ihlal tespiti, 50. madde bakımından adil bir karşılık oluşturur.
Yargıç Walsh'un karşı oy görüşü:
1. Benim görüşüme göre bu davada Sözleşme'nin 8. maddesi uygulanabilir nitelikte değildir. Başvurucunun bilgi istemekteki amacı, Liverpool Belediyesine karşı tazminat davası açmaktır. Bu bilgi, özel ve aile yaşamın saygı hakkını savunmak veya kullanmak için istenmemiştir. Dahası, bu başvuru aslında, gizli olarak alınan bilgilerin açıklanmasına izin verilmemesine esastan karar veren İngiliz mahkemelerinin kararlarına karşı bir üst başvurudur.
2. Benim görüşüme göre bu davada Sözleşme'nin 10. maddesi uygulanabilir niteliktedir. Yüzeysel olarak bakıldığında, başvurucunun kamu makamlarından istediği bilgiyi alma hakkı, Sözleşme'nin 10(1). fıkrasındaki güvenceler arasına girmektedir. İstenen bilgi, başvurucunun davasıyla ilgilidir. Liverpool Belediyesinin bilgi verme konusundaki istekliliği, verilecek olursa söz konusu belgeleri örten gizliliğin ihlal edileceği gerekçesiyle, İngiliz mahkemeleri tarafından engellenmiştir. Bana göre bu, Sözleşme'nin 10(2). fıkrasında izin verilen şartlar arasına girmektedir. Gerçekten de, bilgi veren kırk altı kişiden on dokuzu, gizlilikten feragat etmiş ve bu belgeler başvurucuya verilmiştir. Başvurucunun dava açma hakkı engellenmemiş olup, kendisi Sözleşme'nin 6(1). fıkrasında güvence altına alınmış olan haklarını kullanmakta serbesttir. Başvurucu, uğradığı kişisel zararlar için ilk elden tanıklıkları sunabilir ve İngiliz usul hukukuna göre tanıkları sorgulayabilir veya çapraz sorgulayabilir durumdadır. İngiliz mahkemelerinin takdir yetkilerini kullanarak, başvurucuya istediği belgelere ulaşma imkanı verebilecek olmaları, Sözleşme'nin 10(2). fıkrasının yorumunu etkilemez. Bana göre bu mesele hakkında, İngiliz hukukuna göre, sosyal güvenliğin bu çok duyarlı alanında, gizli olarak elde edilen bilginin açıklanmasını engellemek için, olayın şartları içinde demokratik bir toplumda gerekli görülebilecek bir şekilde karar verilmiştir.
3. Benim görüşüme göre, Sözleşme'nin ihlal edildiği gösterilememiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy