(AİHS m. 8)
DAVANIN ESASI
I. Giriş
8. 1948 doğumlu Bay Chappell, Somerset'e bağlı Frome'de yaşamaktadır.
Başvurucu 1980 yılı sonundan 1981 yılı Nisan ayına kadar, denetimi altındaki Video Değişim Limited Şirketi vasıtasıyla, Video Takas Kulübü adı altında, video kasetleri takası yapan bir kulüp işletmiştir. Kasetlerin kayıtları şirket tarafından yapılmış ve bunlar daha sonra, sayıları yaklaşık 4,000 olan kulüp üyelerine ulaştırılmıştır. Önemli miktarda kaset, telif haklarına (copyright) aykırı olarak, kulüp aracılığıyla dağıtılmıştır; başvurucu, avukatının kulübün faaliyetlerinin hukuka uygun olduğu yönünde tavsiyesini aldığını iddia etmiştir.
9. Başvurucunun işleri, davacı iki film şirketi ile film yapımcıları ve film dağıtımcılarının haklarını korumak için oluşturulmuş iki örgütün dikkatini çekmiş; bu örgütler, başvurucunun bu faaliyetlerini telif haklarına aykırı olarak yürüttüğü düşünmüşlerdir. Davacıların tuttuğu eski polis memuru olan bir araştırmacı (investigator), davalı başvurucunun ve şirketinin, davacıların telif haklarına aykırı davrandıklarını tespit ederek bunu davacılara bildirmiştir.
Buna göre davacılar, 26 Şubat 1981'de, davalılara karşı açacakları bir davanın ön aşaması olarak, "Anton Piller kararı" adıyla bilinen bir tedbir kararı (interim relief) almak üzere Dava Mahkemesine başvurmuşlardır (bk. aşağıda parag. 10-24). Davacılar, başvurularını biri araştırmacı ve diğeri avukat W.'nin yeminli ifadeleriyle (affidavits) desteklemişlerdir. Karar aynı gün yargıç Whitford tarafından verilmiştir. Davalılar mahkemede hazır bulunmamışlardır: Bu tür davalardaki uygulama gereğince ne talep ne de netice davalılara tebliğ edilmiştir (bk. yukarıda parag. 11).
II. Genel olarak Anton Piller kararları
A. Niteliği ve içeriği
10. İngiliz Dava Mahkemeleri, 1925 tarihli Yüksek Mahkeme Teşkilat Kanununun 25. maddesi gereğince ki şimdi 1981 tarihli Yüksek Mahkeme Kanununun 37. maddesi gereğince, haklı ve uygun gördükleri her olayda, geçici olarak bir tedbir kararı (injunction) verme yetkisine sahiptirler. Yüksek Mahkeme İçtüzüğünün 29(2). fıkrası, mahkemeye "tutma, tutuklama veya dava sebebinin konusu olan malın korunması" için karar verme yetkisi tanımıştır.
Bu bağlamda Dava Mahkemeleri, özellikle 1974'ten bu yana uygun olaylarda, davacılara veya hukuk davası açmaya niyetli olan davacılara, Üst Mahkeme tarafından da kabul edilen davanın adıyla anılan, "Anton Piller kararları" vermeye başlamışlardır (Anton Piller KG v. Manufacturing Processes Ltd (1976) 1 All England Law Reports 779). Bu kararlar, sadece usuli ve geçici nitelikte olup, esasen devam eden asıl davanın yargılaması sırasında verilmektedir.
11. Bu geçici tedbirin amaçlarından biri, davalının veya müstakbel davalının elinde bulunan delillerin korunması olup, niteliği itibarıyla şaşırtıcıdır. Bu nedenle mahkeme, Anton Piller davasında söylendiği gibi, yargı yetkisinden doğan güçle, bir başvuru üzerine tek taraflı (ex parte) olarak, yani davalıya haber vermeksizin ve kendisini dinlemeksizin karar vermektedir. Yine bu nedenle, başvuru gizli kapalı olarak görülmekte ve davalı kararın varlığından ancak karar kendisine infaz edilmek üzere tebliğ edildiğinde haberdar olabilmektedir.
Yıllar içinde, bu konudaki kararların verilişini ve içeriğini oluşturan ilkeler, çeşitli hükümlerde ifadesini bulmuş ve geliştirilmiştir.
12. Bir Anton Piller kararı, normal şartlarda:
(a) davalının, dava konusu materyalleri (örneğin, "korsan" (pirate), yani ruhsatsız veya izinsiz video kasetleri) satmasını yasaklayan;
(b) davalının, tedbir kararını kendisine gösteren kişiye, bütün materyallerin bulunduğu yer ile satıcılar ve alıcılar hakkında bilgi vermesini, materyalleri davacıya teslim etmesini gerektiren;
(c) davalının, belirli bir süre içinde, kararın verilmesini istediği bütün bilgileri içeren yeminli bir ifade vermesini gerektiren;
(d) davalının, davacının arama yapmak ve belirli maddeleri alıp götürmek üzere taşınmaza girmesine izin vermesini gerektiren
bazı kısıtlayıcı ve zorlayıcı tedbirleri kapsar.
Bu son tedbir söz konusu olduğunda, mahkeme, aramayı doğrudan davayla ilgili belgeler veya materyallerle sınırlı tutar; ayrıca taşınmaza giriş zamanını (genellikle hafta içi 9:00 - 18:00 saatleri arasında) ve taşınmaza girebilecek olan kişilerin sayısını (pek nadiren dört veya beş kişiden fazla) belirler. Taşınmaza girebilecek olanlar arasında, bir mahkeme görevlisi (officier of the court) olan davacının avukatı da bulunur (bk. aşağıda parag. 17/son).
13. Anton Piller kararları çok çeşitli olaylarda verilmiş olmakla birlikte, bunların büyük bir bölümü patent, ticari marka veya telif haklarının ihlali iddialarıyla ilgili olaylardır. Bunların da bir çoğu, delillerin gizlenme riskinin çok yüksek olduğu korsan ses ve video kasetleriyle ilgilidir. 1975 ile 1980 yılları arasında, her yıl 500 kadar karar verildiği; fakat şimdiki rakamların 50 ile 100 arasına gerilediği anlaşılmaktadır. Bu düşüş, 1970?li yılların sonunda ve 1980'li yılların başlarında salgın hale gelen video korsanlığı vakalarının sayısındaki düşüşü de yansıtmaktadır.
B. Usulü, şartları ve hükümleri
14. Bir Anton Piller kararı için, genellikle, daha yargılamanın hemen başında, tebliğ edilecek dava dilekçesiyle birlikte başvurulur.
Davacı veya müstakbel davacı, verilmesini talep ettiği kararın bir taslağını sunar ve buna yeminli ifadeler (veya daha sonra yemin alınacak olan ifadeler) şeklindeki destekleyici delillerini ekler. Genellikle profesyonel bir araştırmacının verdiği bu ifadede, davacının işi ile davalının faaliyetlerinden nasıl zarar gördüğü anlatılır. Genellikle, davalının taşınmazına gidildiğini ve burada, örneğin korsan video kasetlerin bulunduğunu ve satıldığını da içeren davalının faaliyetleri anlatılır.
15. Davacı hemen başlangıçta, ne isnad ettiğini ve bu isnadın neye dayandığını söylemek zorundadır. Davacı, Anton Piller kararını, ne tür isnadlarda bulunabileceğini belirleyebilmek için kullanamaz (Hytrac Conveyors Ltd vi. Conveyors International Ltd davasında Yargıç Lawton'un görüşü, (1982) 3 All England Law Reports 415).
Ayrıca davacı, bu karar için başvururken, bütün esaslı hususları (material facts) göstermekle yükümlüdür. Bilmeden de olsa (innocently) bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, mahkeme aksine karar vermedikçe, talebin kabulünü haklı kılan olaylar bulunsa bile, talebinin reddine veya verilmiş kararın kaldırılmasına yol açabilir.
16. Bir Anton Piller kararı vermeden önce, mahkeme:
(a) davacının talebinin esastan kabul edileceğine dair, ilk bakışta çok güçlü delillerin varlığını gösterdiğine;
(b) davacının mevcut veya potansiyel zararının çok ağır olduğuna ve
(c) davalının kendisini suçlamaya yeter belge veya malları elinde bulundurduğuna ve önceden uyarılması halinde bunları ortadan kaldıracağına dair açık delil bulunduğuna
kanaat getirmelidir.
17. Mahkeme buna kanaat getirecek olursa da, başvuruyu sadece, yazılı kararında yer vereceği mahkemeye yapılan taahhütler şeklindeki şartlarla kabul eder. Bu şartlar, hazır bulunmayan davalının durumunu korumak için düşünülmüş şartlar olup; davacının avukatı, bu amaç için gerekli bütün koruyuculara kararda yer verilmesini sağlamakla yükümlüdür. Hangi taahhütlerin verileceğini mahkeme takdir eder; bu konuda değişmez bir uygulama veya kural yoktur. Aşağıdaki (a) başlığı altındakiler her davada; (b), (c)(i) ve (c)(ii) başlıkları altındakiler ise birçok davada bulunan taahhüt örnekleridir:
(a) davacının, tedbir kararı verilmesinden ötürü kendisi tarafından davalıya verilecek her türlü zararı ödeyeceğine dair taahhüdü;
(b) davacının, tedbir kararının ve yeminli ifade gibi diğer ilgili her tür belgenin, dava dilekçesinin (writ instituting the proceedings) ve bir sonraki duruşma tebligatının, davacı avukatı tarafından davalıya tebliğ edileceğine dair taahhüdü;
(c) avukatların taahhütleri:
(i) tebligat yapılan kişiye, tarafsız ve günlük dilde, kararın anlamını ve sonuçlarını açıklamayı teklif etme ve karara uymadan önce, derhal elde edebilecek olması halinde hukuki danışma elde etme hakkı bulunduğu konusunda bilgilendirme;
(ii) karar gereğince aldıkları veya kendilerine teslim edilen eşyayı muhafaza altında tutma;
(iii) davalının eşyanın karar kapsamında olup olmadığına dair sorularına cevap verme;
(iv) taşınmazdan çıkarmadan önce, alınan eşyaların listesini hazırlama;
(v) karar gereğince elde edilen bir bilgi veya belgeyi, sadece söz konusu hukuk davasıyla bağlantılı olarak kullanma;
(vi) kararın verdiği hakların, her zaman bir avukatın kontrolünde kullanılmasını sağlama.
Bu usulde bir avukatın yer almasının ve taahhütlerde bulunmasının nedeni, avukatların Yüksek Mahkeme görevlileri (officiers) olmalarıdır; bu nedenle avukatlar, disiplin konularında Yüksek Mahkemenin yargılama yetkisine tabidirler. Bir avukat, mesleki sıfatla bizzat mahkemeye verdiği bir taahhüde tam olarak uymadığı taktirde, mahkemeye saygısızlık suçundan (contempt of court) kısa yargılamayla, hapis cezası, para cezası veya tazminat ve masrafları ödemek şeklinde yaptırımlarla karşılaşır. Bu aynı zamanda, mesleği suiistimal oluşturur ve barodan çıkarma veya belirli bir süre mesleği icradan yasaklanma veya bir para cezası gibi, mesleki disiplin cezalarıyla cezalandırılır.
C. İcrası
18. Bir Anton Piller kararı, ceza muhakemesinde polis için çıkarılan bir karar olmayıp, hukuk muhakemesinde özel şahıs için çıkarılan bir karardır; ayrıca, bir taşınmaza zorla girme hakkı vermediği için, arama müzekkeresinden (search warrant) de farklıdır. Anton Piller kararının hükümleri, davacının içeriye girmesine davalı tarafından izin verilmesini gerektirir; fakat davalıya bunu reddetme, eğer davalı bunu reddedecekse, kararın değiştirilmesi veya kaldırılması için acil başvuruda (urgent motion) bulunma imkanı tanımaktadır (bk. aşağıda parag. 20). Ancak davalı, izin verme baskısı altındadır; çünkü, özellikle bu karara uymayı reddetmek, davacının başvurusu üzerine, davalıyı mahkemeye saygısızlık (contempt of court) davasıyla karşılaşma ve hapis cezası alma riski altına sokacaktır. Ayrıca davalı, daha sonra kararın kaldırılmasını sağlasa bile, kararın yürürlükte kaldığı süre içinde karara uymaması, karar hukuken hükümsüz sayılacak şartlar içinde verilmemiş ise, her ne kadar muhtemelen teknik olarak görülüp ceza verilmeyecek de olsa, yine de mahkemeye saygısızlık oluşturacaktır (Hallmark Cards Inc. v. Image Arts Ltd kararında Yargıç Buckley?in görüşü, (1977) Fleet Street Reports, 153).
19. Bir Anton Piller kararının icra edileceği sırada kamu düzeninin bozulmasını önlemek amacıyla, taşınmazın dışında bir polis memurunun hazır bulunması için hazırlık yapmak genel bir uygulama olup, yargı kararıyla da kabul edilmiştir.
D. Davalının kullanabileceği hukuk yolları
20. Bir Anton Piller kararı, davalının genellikle 24 saatte ama bazen daha kısa bir sürede, kararın değiştirilmesi veya kaldırılması için acil başvuru yapma serbestlisini açıkça saklı tutar. Anton Piller kararı, esas itibarıyla geçici bir tedbir olduğundan, her halükarda kararın süresini, belirlenen bir dönemle, genellikle bir haftayla, sınırlı tutar. Bu sürenin dolmasından sonra, kural olarak tarafların katılımıyla (inter partes) bir duruşma yapılır; bu duruşmada mahkeme, kararı gözden geçirir ve kararın sürdürülmesinin gerekli olup olmadığını inceler. Bu aşamada veya daha sonra herhangi bir zamanda, davalı, kararın değiştirilmesi veya kaldırılması için başvurabilir. Karar, icra edildikten sonra bile iptal edilebilir; fakat, kararın kaldırılması için makul bir süre içinde başvurulmadıkça ve karar bazı pratik amaçlara hizmet ediyorsa, iptal edilmeyecektir (Booker McConnel plc v. Plascow (1985) Reports of Patent Cases, 425).
Bir Anton Piller kararı, verilmesi için hiç veya yeterli sebep bulunmuyorsa, davacı karar için başvururken önemli hususları göstermemişse veya karar usulsüz veya adaletsiz bir biçimde icra edilmişse, iptal edilebilir (set aside).
Karar iptal edilecek olursa, davalı, kararda yer alan tedbirleri yerine getirme külfetinden kurtulur ve karar gereğince el konulmuş mallar kendisine geri verilir. Kararın kaldırılması için yapılan başvuru olumsuz sonuçlansa bile, mahkeme tarafından benzer nitelikte hafifletici kısmi bir karar verilebilir (bk. aşağıda parag. 44-45).
21. Davalı, kararın kaldırılması başvurusuna ek veya alternatif olarak, davacının karşı taahhüdü (bk. yukarıda parag. 17(a)) gereğince, kararın usulsüz alındığı veya icra edildiği gerekçesiyle, uğradığı zararların ödenmesini isteyebilir. Karar iptal edilmese veya davacının davası esastan kabul edilse bile, zararların ödenmesine hükmedilebilir (Colombia Picture Industries Inc. v. Robinson kararı, (1986) 3 All England Law Reports, 338). Zararların ödenmesi talebi daha önce de karara bağlanabilmekle birlikte, genellikle esas hakkında dava sona erinceye kadar karara bağlanmaz (Dormeuil Freres SA v. Nicolian International (Textiles) Ltd (1988) 3 All England Law Reports, 197). Tazminat davalının öncelikle kararın sebep olduğu kayıplarını karşılamayı amaçlar; fakat karar, aşırı bir şekilde veya usulsüz bir tarzda icra edilmişse, kayıplar ağırlaşabilir (Columbia Picture Industries davası).
22. Davalı, davacının veya avukatının Anton Piller kararında yer alan taahhütlerine aykırı davrandığını ve avukatın bu kararı icra ederken usulsüz bir şekilde hareket ettiğini düşünecek olursa, bu kişiler hakkında mahkemeye saygısızlık şikayetinde bulunabilir (bk. yukarıda parag. 17/son).
23. Ayrıca örneğin taşınmaza giriş, hileyle (trick) veya gerçek bir rıza bulunmadan sağlanmışsa veya karara göre haklı olmadığı halde mallar alınıp götürülmüşse, davalı taşınmaza tecavüz nedeniyle tazminat talep edebilir.
24. Yargıç Scott, Columbia Picture Industries davasında, Anton Piller kararlarıyla ilgili hukuku ve uygulamayı geniş bir şekilde incelemiştir. Yargıç Scott, tazminat ödenmesinin, bu usule yönelik temel itirazı, yani dinlenmeksizin verilen kararın, davalının genellikle işyerini kapatma biçiminde geri döndürülemez zararlar görmesine yol açtığı şeklindeki itirazı ortadan kaldırmadığını düşünmüştür.
Ayrıca, Yargıç Scott'a göre, Anton Piller kararlarının gerekli hallerde verilmesi uygun olmakla birlikte; bu kararlar, davalı için yeterli güvenceler getirilmeden çok rahatlıkla verilmekte, haklar arasında kurulması gereken denge davacı lehine dönmektedir. Yargıç Scott, bir Anton Piller kararının davalı açısından çok ağır (draconian) ve esasen gayri adil (unfair) olmasının, onun güttüğü amacı gerçekleştirmek için gereken asgari ölçüyle sınırlanmasını gerektirdiği görüşündeydi ve bu standardın yerine getirilmesi için atılması gereken adımlardan örnekler vermişti.
III. Mevcut olayda verilen Anton Piller kararı
A. İçeriği
25. Davacılar tarafından 25 Şubat 1981 tarihinde, Anton Piller kararı şeklinde, 5 Mart 1981 tarihine veya bu tarihten önce verilebilecek yeni bir karara kadar geçerli, geçici tedbir kararı alınmıştır. Bu kararda davalılara, kararın davacılar tarafından kendilerine tebliğinden itibaren 24 saat içinde, kararın değiştirilmesi veya kaldırılması için mahkemeye başvurma serbestisi tanınmıştır.
26. Kararda, başka şeylerin yanında, şu hususlar yer almaktadır:
(a) Telif haklarına davacıların sahip oldukları filmlerin izinsiz kopyalarının davalılar tarafından çoğaltılmasını (making), satılmasını (selling), kiralanmasını (hiring), dağıtılmasını (distributing) veya başkasına verilmesini (parting with possession) ve bu tür kopyaların alınması veya davalılar tarafından oluşturulmasıyla ilgili belgelerin başkasına verilmesini yasaklayan bir tedbir.
(b) Davalının, davacının avukatı ve bir başka avukat veya davacının avukatının yardımcısı ile birlikte davacının yetki verdiği üç kişinin daha, sözü edilen film kopyalarının ve bu kopyaların kazanılması, sağlanması veya tasarruf edilmesi için olduğu anlaşılan belgelerin, belirlenmiş olan yerlerde, sabah 8'den akşam 9'a kadar aranması ve davacının avukatları tarafından el konulmasına (removing into the custody) izin vermesini gerektiren bir tedbir. Kararda belirlenen taşınmazlar, Bay Chappell'in ve şirketinin denetimi altında bulunan yerlerdir; bu yerler aslında, işin yürütüldüğü yerlerdir; fakat aynı zamanda, davacılar tarafından adreslerinin bilinmediği anlaşılan, davalı tarafından kısmen konut olarak da kullanılan (bk. aşağıda parag. 36) ve bu dönemde kendisinin tek ikametgahını oluşturan yerdir.
(c) Davalının, elinde bulundurduğu yukarıda sözü edilen tüm kopyaları ve belgeleri, davacının avukatına söylemesini ve kendisine teslim etmesini gerektiren bir tedbir kararı.
(d) Davalının, söz konusu izinsiz kopyaları kendisine sağlayanların (suppliers) ve müşterilerinin (customers) adlarını ve adreslerini davacının avukatlarına bildirmesini ve kararın kendisine tebliğinden itibaren dört gün içinde, bu bilgilerin yer aldığı yeminli bir beyanda bulunmasını ("yeminli açıklama" -- affidavit of disclosure) gerektiren tedbirler.
27. Karar ayrıca, faaliyetin konusunu oluşturan eylemler bakımından davalıların herhangi biri hakkında cezai soruşturma açmama ya da açılmasına sebebiyet vermeme yükümlülüğüyle birlikte, (c) (iii), (c) (iv) and (c) (vi)'teki maddelerin dışında kalan, bazı açılardan yukarıda 17. paragrafta değinilenlere benzer olan başvurucular ya da onların avukatlarınca verilen taahhütleri de içerir. Bununla beraber davalıların hukuki danışma alma hakları bulunduğunu bildirme yükümlülüğü, sadece malı sağlayanların ve müşterilerinin ad ve adreslerini açıklama şartıyla ilgilidir (bk. yukarıda parag. 26(d), fakat krş. aşağıda parag. 38).
B. İcrası
1. Polisle yapılan hazırlıklar
28. Anton Piller kararı, 2 Mart 1981'de, bir polis arama müzekkeresiyle birlikte icra edilmiştir. Bu olayın özelliğini oluşturan şartlar, aşağıda gösterilmiştir.
29. Davacıların araştırmayla görevlendirdiği kişi, 16 Şubat 1981'de, müşteri pozisyonunda, telif haklarının davacılara ait olduğu iddia edilen üç filmin video kasetini almak üzere, Bay Chappell'in iş yerine gelmiştir. Kendisine ayrıca, müstehcen olduğunu düşündüğü diğer bir kasetten de bir bölüm gösterilmiştir. Bu araştırmacı, Anton Piller kararı için yapılan başvuruyu desteklemek üzere verdiği yeminli ifadede, kendisine bu tür kasetlerle ilgilenip ilgilenmediğinin sorulduğunu; fakat "bu tür materyallerin işvereninin ilgisini çekmemesi nedeniyle söz konusu malları istemediğini" söylemiştir.
Aslında bu araştırmacı, hemen Bath polis karakoluna gitmiş ve müstehcen olarak gördüğü materyalden söz etmiştir. Araştırmacı, burada Başkomiser A ile görüşmüş, 17 Şubat'ta da kendisine yazılı bir ifade göndermiştir. Araştırmacı aynı gün, Anton Piller kararı alınması için hazırladığı rapor üzerine görevlendirilen avukatlara gitmiş ve kendisinin gördüğü "porno materyalle" polisin "ilgilendiğini" ve "Bath karakolundaki polislerle birlikte hazırlık yapılabileceğini" söylemiştir.
30. Araştırmacı 24 Şubat 1981'de, davacıların avukatlarının isteği üzerine, Başkomiser A'ya telefon ederek, bir Anton Piller kararı almak üzere 26 Şubat'ta başvurulacağını ve 2 Mart'ta icra edilmesinin isteneceğini söylemiştir. Araştırmacı ile Başkomiser A, eğer karar alınacak olursa, kararın icrası için icra işlemine katılacak olanlarla 2 Mart günü saat 10:45'te Bath karakolunda toplanılması konusunda anlaşmışlardır. Bu anlaşmanın nedeni, polisin, 1959 tarihli Müstehcen Yayınlar hakkındaki Kanun gereğince ve tedbir kararıyla aynı anda veya yaklaşık aynı zamanda yapılacak muhtemel bir soruşturmayla bağlantılı olarak, davalıların taşınmazlarında arama yapmayı ve pornografik video filmlerine el koymayı planlamış olmasıdır.
31. 26 Şubat 1981 günü, tedbir kararı için yapılan başvurunun görülmesi sırasında, davacıların avukatı ile Yargıç Witford arasında şu konuşma geçmiştir:
"(Avukat): Sayın yargıcım, mahkemenizin dikkatini çekmek durumunda olduğum bir konu daha var; yerel emniyet güçleri davalılarla, bu davanın konusu olmayan bazı konular bakımından da ilgilenmektedirler; bu konu da porno filmlerdir.
(Yargıç): Evet, tamam ama, bu tamamen farklı bir konu.
(Avukat): Sayın yargıcım, bu farklı bir konudur; fakat, biz davalıya tedbir kararını tebliğe gitmeyi düşündüğümüz tarihte, emniyet güçlerinin de davalıya ve onun şirketine gitmeyi düşündüğünü mahkemenize bildirmem gerektiğini hissetim.
(Yargıç): Evet, fakat kendileri bununla ilgilenmediler...
(Avukat): Hayır
(Yargıç): ...bu filmler.
(Avukat): Onlar sadece müstehcenlik yönüyle ilgileniyorlar.
(Yargıç): Bu kendini suçlandırmadan başka bir şey değil.
(Avukat): Sayın yargıcım, haklısınız.
(Yargıç): Şimdiye kadar bununla polisin... bir işaret yok.
(Avukat): Hiç yok.
(Yargıç): Sizin taahhüt verdiğiniz o konuda."
32. Bir başka bağlamda, davacılar tarafından delil olarak gösterilen, davacıların avukatlarından Bay Chappell'e gönderilen 27 Ağustos 1981 tarihli bir mektupta, polisle birlikte yapılan hazırlıklarla ilgili olarak şu pasaj yer almaktadır:
"Arama müzekkeresi ile Anton Piller kararının aynı anda icra edilmesi ... konusuna temas etmek istiyoruz ... Durumumuzu açıklamak istiyoruz ... 17 Şubat'ta önce bir tedbir kararı alınması için talimat aldık. Araştırmacının ayrıca H.'ye, polisin pornografik materyalleriniz konusunda sizinle ve sizin şirketinizle ilgilendiğini söylediği, görüşme tutanaklarından da bellidir. Polisin harekete geçmek istemesi halinde, arama müzekkeresi ile tedbir kararının birlikte icra edilmesinin ideal olacağının düşünüldüğü de açıktır. Eş zamanlı icradan başka bir durumun, pek az veya hiçbir etkiye sahip olmayacağı açıktı. Elbette ki, o sırada böyle eş zamanlı icranın yapılabileceğinden kimse emin olamazdı; çünkü bu, başka şeylerin yanında, yargıcın tam bir Anton Piller kararı vermesine ve polisin de pratik zorlukların dışında bir arama müzekkeresi almasına dayanıyordu. 26 Şubat 1981'de yargıca başvuru yapılırken durum böyleydi. Şunu açıklığa kavuşturalım: Tedbir kararının alınacak olması halinde, polise verileceği varsayılan ve hazırlıkların buna göre yapıldığı bir arama müzekkeresiyle birlikte tebliğ ve icra edilmesi niyetinde olduğumuzu inkar etmiyoruz. Bunun açık olduğunu tekrar ediyoruz. Tedbir kararı için yapılan başvuruyla ilgili duruşma tutanaklarının, başvurulan yargıca polisin konuyla ilgisi ve bir arama müzekkeresinin icra edilme ihtimali hakkında bilgi verildiğini de göstermektedir."
33. 26 Şubat 1981'de Anton Piller kararı verilir verilmez, davacıların avukatları, Bath karakolu polisine durumu bildirmiş, polis de aynı gün arama müzekkeresi almıştır. Önceki hazırlıklar teyid edilmiştir.
2. 2 Mart 1981 tarihindeki olaylar
34. Davacı taraf (H., başka bir avukat ve araştırmacı da dahil olmak üzere davacıların görevlendirdiği üç kişi) 2 Mart 1981'de, sabah 10:45'te, Bath polis karakolunda polisle buluşmuştur. Daha sonra, arama müzekkeresini icra etmekle görevli polis birimiyle (başlarında A'nın bulunduğu sivil giysiler içindeki on bir veya on iki polisle) birlikte, davalının taşınmazına gitmişlerdir.
35. Buraya vardıklarında ilk önce araştırmacı, yine bir müşteri pozunda, "başından bu yana neler olduğunu görmek için" içeriye girmiştir.
Birkaç dakika sonra A, aralarında H'nin de bulunduğu davacılardan birkaç kişiyle birlikte, fakat yanlarına polis almadan, kapının zilini çalmıştır. Kapıyı açan kadın, başlangıçta girmelerine izin vermemiş; fakat arama müzekkeresi gösterilince, isteksiz bir şekilde bu grubu içeriye kabul etmiştir (bk. ayrıca aşağıda parag. 43(d)).
36. Bina dört katlıdır. Giriş katından bir geçitle ve merdivenlerle diğer katlara çıkılabilmektedir. Birinci katta, bay Chappell'in ofisi ve genel bir ofis bulunmaktadır; ikinci katta, kendisinin yatak odası ve video kasetlerinin işlenmesi için kullanılan bir oda ve şirket çalışanlarından birinin bir odası; üçüncü katta, başka üç ofis daha bulunmaktadır.
37. Başkomiser A ve beraberindekiler, Bay Chappell'i kendi ofisinde bulmuşlar ve burada kendisine arama müzekkeresini tebliğ etmişlerdir. Diğer on veya on bir kadar polis memuru, 11:40'ta binaya girmişlerdir. Değişik odaların aranması için görevlendirilen memurlar, aramaya başlamışlardır; arama 16:20'de sonuçlanmıştır. Bir çoğu video kaseti olan 274 parça eşya yüklenmiş ve tutanak imzalanmıştır.
38. Arama müzekkeresi tebliğ edilir edilmez ve polisler aramaya başladığında H., Bay Chappell'e Anton Piller kararını tebliğ etmiş ve bununla ilgili olarak kendisine bilgi vermiştir. Ayrıca, bu tür olaylarda avukatların sahip oldukları genel yükümlülüğe uygun olarak, açık taahhütlerinin (bk. yukarıda parag. 27) ötesine geçmiş ve tedbir kararının tamamı üzerinde hukuki tavsiye almaya ikna etmiştir. Bay Chappell, şirketinin her zaman çalıştığı avukatların bürosunu aramış, fakat büroda sadece bir stajyer avukatı bulmuştur. Polisin arama işleminden şaşkınlığa düşmüş olan Bay Chappell'e, stajyer avukatın gelmesinin ardından, tedbir kararının doğuracağı sonuçlar hakkında bilgi verilmiş, kendisi de bu kararı tebliğ etmeyi kabul etmiştir; tebligat, Bay Chappell'in şirketi namına, stajyer avukat tarafından kabul edilmiştir.
Davacı taraf kendi aramasına, ancak bu işlemden sonra başlamış ve polis aramasıyla aynı anda sürdürmüş ve hemen hemen aynı zamanda sonuçlandırmıştır. Davacılar, başka şeylerin yanında, korsan kopya olarak 377 adet video kasetine el koymuşlar; bunlardan telif hakları davacılara ait olmayan bazıları, daha sonra Bay Chappell'e geri verilmiştir.
39. Başvurucu, aynı anda yapılan aramalar nedeniyle, bu operasyonları izleyemediğini ve el konulan materyaller hakkında not tutamadığını iddia etmiştir. Başvurucu özellikle, davacıların avukatlarının, telif haklarına aykırılıkla ilgisi bulunmayan bir çok özel, gizli ve şahsi belgeyi aldığını söylemiştir. Hükümet ise, bu aramaya kendisi taraf olmadığından, bu iddialar hakkında bir yorumda bulunamayacağını belirtmiştir.
Avukatların dosyasındaki bir notta, H'nin haberleşme dolabına ve diğer belgelere bakıldığı ve "konuyla ilgisi olmayan materyalleri ayırmaya çalışan" Bay Chappell'in "protestosu ile karşılaşıldığı", fakat "sonuç olarak bütün gerekli materyalin alındığı" kaydedilmiştir. El konulan materyallerin ayrıntılı bir listesi düzenlenmemiştir; bu, tedbir kararında da gerekli görülmemiştir (bk. yukarıda parag. 27), fakat başvurucu, el konulan materyalin bir kısmının kopyasını almıştır. Komisyon, avukatlar tarafından şahsi yazışmaların incelendiğini ve bazılarının alındığını belirtmiştir.
40. Davacıların avukatları tarafından tutulan ve yukarıda sözü edilen not ile diğer bir nota göre, arama işlemi bittikten sonra polis karakoluna dönmüşler ve Bay Chappell'in yokluğunda, polisin el koyduğu belgelere bakmışlar ve bazılarının kopyalarını almışlar, belli bazılarını da ödünç almışlardır.
IV. Sonraki yargılama aşaması
A. Dava Mahkemesi
41. Anton Piller kararı meselesi, tarafların hazır bulunduğu bir duruşma yapılmak üzere (bk. yukarıda parag. 20), 5 Mart 1981 tarihinde Dava Mahkemesi (Yargıç Dillon) önüne gelmiştir. Başvurucu, kararın usule aykırı olarak alındığı gerekçesiyle kararın kaldırılmasını istememiştir; fakat el konulan kasetlerin kendisine verilmesini istediği anlaşılmaktadır.
Yargıç Dillon, davalıların 6 Mart 1981 tarihine kadar yeminli açıklama verme (bk. yukarıda parag. 26(d)) süresini, 14 Mart'a kadar uzatmıştır. Duruşmada davalılar, ilk olarak Anton Piller kararında sözü edilen bilgiler dahil, çeşitli bilgileri verme ve buna karşılık gelen yeminli beyanda bulunma taahhüdünde bulunmuşlardır. Daha sonra taraflar arasında yapılan anlaşma üzerine, süre 27 Mart'a kadar uzatılmıştır. Ancak, avukatlarını iki kez değiştiren ve el konulan materyalleri incelemek üzere davacıların avukatlarının ofisini birkaç kez ziyaret eden başvurucu, yeminli beyanda bulunmamıştır; başvurucu özellikle, Video Takas Kulübü üyelerinin isim ve adreslerini vermeyi reddetmiştir.
42. Davalıların, Yargıç Dillon'a verdikleri açıklamada bulunma taahhüdünü yerine getirmedikleri gerekçesiyle mahkemeye saygısızlıkta bulunduklarına dair davacılar tarafından mahkemeye verilen bir dilekçe (notice of motion), 6 Mayıs 1981'de davalılara tebliğ edilmiştir. Davacılar bu dilekçede, Bay Chappell'in hapis cezasıyla cezalandırılmasını istemişlerdir.
Başvurucu, avukatlarının vekaletini feshetmiş ve bundan sonra davasını kendisi takip etmeye başlamıştır. Daha sonra, davacılar aleyhinde çeşitli karşı dilekçeler vermiştir. Bunlardan 21 Temmuz tarihli olanında başvurucu, Anton Piller kararının kaldırılmasını, davalıların vermiş oldukları taahhütlerden kurtarılmasını, el konulan materyallerin geri verilmesini, davacıların davasının reddedilmesini ve zararlarının ödenmesini istemiştir. Başvurucunun bu talebinin başlıca gerekçesi, tedbir kararının usule aykırı olarak alındığı, özellikle davacılar ve polis tarafından birlikte arama yapılması ve bundan Yargıç Witford'a haber verilmemesi nedeniyle kararın usulsüz tebliğ ve icra edildiği, bu nedenle tedbir kararının ve bu yolla elde edilen delillerin geçersiz olduğu şeklindedir.
Bay Chappell, tedbir kararında yer alan taahhütlere uymaması nedeniyle mahkemeye saygısızlıkla ilgili olarak davacıların ve araştırmacının iddialarına karşı bir dilekçe daha vermiştir.
43. Yargıç Warner 10 Kasım 1981'de, temel iddia ve savunmalar ile (başvurucu ve arama sırasında bulunan diğer kişiler dahil) birçok tanığı dinledikten sonra, davacıların ve Bay Chappell'in dilekçeleri hakkında hüküm vermiştir. Yargıç, başka şeylerin yanında, aşağıdaki noktalara temas etmiştir:
(a) Bir Anton Piller karalarını, "çok ağır" bir karar olarak nitelendirdikten sonra, bu bağlamda Yargıç Browne-Wilkinson'un aşağıdaki sözlerini alıntılamıştır.
"Anton Piller davalarında mahkemeye bütün bilgilerin verilmesi kuralı, diğer tek taraflı (ex parte) başvurularda olduğundan çok daha önemlidir. Çünkü Anton Piller kararları, denetim yapmak için kullandırılması zorunlu haklar vermekte, bu denetimler yapıldığında, elde edilen bilgiler diğer tarafın eline geçmekte ve durumun geri dönüşü bulunmamaktadır."
(b) Yargıca göre, araştırmacının tedbir kararı için yapılan başvuruyu destekleyen yeminli beyanı, talebin kabulü için yeterli delil içerdiği halde, bu beyanda önemsiz veya konuyla alakasız sayılamayacak iki hata bulunmaktadır; bunlardan biri, 16 Şubat 1981 günü polisle kurulan temasın (bk. yukarıda parag. 9 ve 29) açıkça anlatılmamış olmasıdır.
(c) Yargıç, avukat ile Yargıç Whitford arasında 26 Şubat 1981'de yapılan görüşmeyi yeniden zikretmiş; fakat davacıların polisle işbirliği yapmayı düşündükleri konusunda gerçek niyetlerinin, davacıların avukatına gönderdiği 27 Ağustos 1981 tarihli mektupta (bk. yukarıda parag. 31-32) "daha doğru bir şekilde anlatıldığını" belirtmiştir.
(d) Yargıç, taşınmaza girmelerini kabul eden kadının (bk. yukarıda parag. 35), "H. ve diğerlerini açıkça polis memuru zannettiğini" tespit etmekle birlikte, Anton Piller kararının geçerli olarak tebliğ edildiği görüşündedir.
(e) Yargıç, tedbir kararının icrasıyla ilgili çeşitli şikayetleri incelemiş ve Bay Chappell'in, "aynı durumda başkaları gibi, kendi haklarını arayabilecek durumda olduğunu" kaydetmiştir. Bununla birlikte, bir arama müzekkeresi ile bir Anton Piller kararının aynı anda icra edilmesinin, aramanın gözlenmesi ile avukattan tavsiye alınması ve avukata talimat verilmesi bakımından bir davalı için oluşturduğu güçlükten söz etmiş; davalının korunması için, arama müzekkeresi ile tedbir kararının aynı anda tebliğ edilebileceğini, fakat bu iki aramanın art arda yapılması gerektiğini söylemiştir.
(f) Yargıç, kararın alınması, tebliği ve icrasıyla ilgili olanlardan başka konularda davacıların ve avukatlarının usulsüz hareketlerde bulunduklarına dair iddiaların da temelsiz olduğuna kanaat getirmiştir.
(g) Yargıç, şu sonuçlara ulaşmıştır:
"... Anton Piller kararının, aynı zamanda arama müzekkeresini icra etmekte olan polisin bulunması nedeniyle, olması gerekenden daha baskıcı olmasının dışında, icra edilme tarzının doğasında bir yanlışlık bulunmamaktadır ... Olaydaki gerçek sıkışıklık (vice), davacıların ve polisin niyetinin Yargıç Whitford'a bütün açıklığıyla söylenmemiş olmasıdır. Kendisine ... en azından ... Anton Piller kararı ... ile arama müzekkeresinin ... aynı anda icra edileceği söylenmiş olmalıydı ...
... Yargıç Whitford'a davacılar tarafından bilgi verilmemiş olması, tedbir kararının verilmesi gerekip gerekmediği sorununa girmez. Bu sadece, o yargıcın vereceği tedbir kararına, arama müzekkeresiyle aynı anda icra riskine ve tedbir kararının baskıcılığına karşı bazı koruyucular eklemesi gerekip gerekmediğini inceleyemediği anlamına gelir. ... Başvurucunun şirketini nasıl işlettiği hakkında benim öğrendiklerimi kendisi de biliyor olsaydı ... her şeyden daha emin bir şekilde tedbir kararını verirdi."
44. Yargıç Warner, yukarıda anlatılanlar ışığında, şu kararları vermiştir:
(a) Geri döndürülemez işlemi olmamış hale getirememekle birlikte, davacıların Anton Piller kararından daha fazla avantaj elde etmelerine izin vermemiştir. Buna göre, davalıları Yargıç Dillon'a verdikleri yeminli açıklama taahhüdünden (bk. yukarıda parag. 41) kurtarmış; ilk kararın gerektirdiği satıcılar ile müşterilerin isim ve adreslerini açıklama (bk. yukarıda parag. 26(d)) yükümlülüğüyle ilgili kısmını kaldırmıştır.
(b) Tedbir kararı gereğince el konulan materyallerin geri verilmesi talebini reddetmiştir.
(c) Bu aşamada, ne davacıların davasını reddedebileceği ve ne de Bay Chappell'e tazminat ödenmesine hükmedebileceği sonucuna varmıştır.
(d) Davalılar, yeminli beyanda bulunmamakla, hiç tereddütsüz mahkemeye saygısızlık etmiş olsalar da, kendilerine bir ceza verilemez; çünkü onları hem taahhüttlerinden kurtarmak ve hem de buna uymadıkları için onlara ceza vermek yersiz olur.
(e) Bay Chappell'in mahkemeye saygısızlık konusundaki karşı şikayetini reddetmiştir.
B. Üst Mahkeme
45. Üst Mahkeme 15 Haziran 1982'de, Bay Chappell'in mahkemeye saygısızlıkla ilgili üst başvurusunu reddetmiş ve davacıların karşı üst başvurularını kabul etmiştir. Verilen hükümde, başka şeylerin yanında, şu noktalar yer almaktadır.
(a) Bir Anton Piller kararı, bazı olaylarda gerekli ve yararlı olmakla birlikte, çok ağır bir tedbirdir. Davalının dinlenmediği ve hatta kendisine önceden haber bile verilmeyen bir yargılamadan çıkan sonuç olarak, normal şartlarda temel bir ilke olan audi alteram partem'in bir ihlalidir. Bu nedenle, kendisinden tedbir kararı istenen mahkemeye her şeyin tam olarak açıklanması ve davalının korunması için, kararın içinde yer alan ifadelerin sadece sözüne değil, fakat özüne de dikkate edilmesi büyük önem taşır.
(b) Tedbir kararını ve arama müzekkeresini aynı anda icra etmek için yapılan plan hakkında Yargıç Whitford'a yeterli bilgi verilmemiş olmakla birlikte, kendisini bilerek yanıltma kastı (deliberate intention to deceive) yoktur.
(c) Davacıların izinsiz olarak taşınmaza girme konusunda gizli bir planları yoktur; fakat içeri girmelerini reddetmek için davalılara gereği gibi fırsat tanınmamış olması "üzücü"dür (disturbing). İçeri girdiklerinde, davacının avukatları tamamen usul ve adaba göre hareket etmişlerdir; Bay Chappell de, "sarsılmak" bir yana, kendisinin de iddia ettiği gibi, "sakin ve kendine hakim" bir durumdadır.
(d) Önemli deliller kaybolmasın diye, aynı taşınmazda "hemen hemen aynı zamanda" icra edilecek olan arama müzekkeresi ile Anton Piller kararı verilmesine karşı çıkılmamıştır. Ancak Yargıç Oliver, niyet bu idiyse, davalılar için koruyucuları, örneğin arama kararları veya davacıların giriş izni üzerindeki tavırları konusunda düşünebilmesi için, bunun tedbir kararı istenen mahkemeye önceden söylenmiş olması gerektiğini ilave etmiştir. Yargıç Lawton'a göre, iki aramanın "eş zamanlı" yapılmaması için önlem alınması ve tedbir kararını icra eden avukatların, "polis ekibine takılmış" gibi durmaması gerekirdi.
(e) Bay Chappell, "önemli miktarda" korsan materyalin satılmış olduğunu kabul etmiş, tedbir kararının kaldırılması için Mart 1981'de Yargıç Dillon'a başvurmamış, fakat büyük taahhütlerde bulunmuştur; bu nedenle tedbir kararı davacıların korunması için gerekliydi.
Üst Mahkeme, olup biteni "talihsiz ve üzücü" bulmakla birlikte, Chappell'e adil davranmak amacıyla Anton Piller kararının kaldırılmasının gerekli olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Bu nedenle Üst Mahkeme, ilk tedbir kararındaki açıklama hükümlerinin de arasında bulunduğu bazı noktaları düzeltmiş; fakat bu konuda yükümlülükleri yerine getirmeme nedeniyle mahkemeye saygısızlıktan bir ceza vermeyi uygun görmemiştir.
Üst Mahkeme, Temyiz Mahkemesine başvuru için izin talebini de reddetmiştir. Bay Chappell tarafından bu tür bir izin için yapılan talep de, yine Temyiz Mahkemesi tarafından 7 Ekim 1982'de reddedilmiştir.
V. Sonraki olaylar
46. Bay Chappell, video kaset takas kulübünü Nisan 1981 sonuna kadar işletmeye devam etmiş, fakat elindekilere ve kitaplara el konulmuş olması nedeniyle başarılı olamamıştır. Telif haklarını ihlal davası, Dava Mahkemesinin 21 Aralık 1982 tarihinde verdiği, sözde kendini suçlandırma riskinin yarattığı gerilim altında Bay Chappell'in ve davacının rıza gösterdiği bir kararla sonuçlanmıştır. Bu kararda:
(a) Davacılar tarafından açılan ve izlenen davanın konusundan doğan bütün sorumluluk iddialarından karşılıklı olarak vazgeçtikleri konusunda davacılar ile Bay Chappell'in anlaştıkları kaydedilmiş;
(b) Bay Chappell, telif hakkına davacıların sahip olduğu bütün filmlerin izinsiz kopyalarını satmaktan men edilmiş;
(c) Bay Chappell'in, Anton Piller kararının yeminli açıklama beyanında bulunmasını istediği gibi (bk. yukarıda parag. 26(d)), fakat Video Takas kulübünün iyi niyetli (bona fide) üyelerinin isim ve adreslerinin çıkarılması suretiyle, kendisine mal sağlayanlar ile müşterileri hakkında bilgi veren bir yeminli beyanda bulunması istenmiş;
(d) Anton Piller kararıyla elde edilen materyalin gizliliği konusundaki taahhüt dahil, bu kararda yer alan davacıların ve avukatlarının taahhütleri kaldırılmış;
(e) Kasetlerdeki filmler silindikten sonra, davayla ilgili "bütün belgelerin ve filmlerin" Bay Chappell'e iade edilmesine karar verilmiş;
(f) davadaki bundan sonraki bütün işlemlerin durdurulmasına karar verilmiştir.
KOMİSYON'DAKİ YARGILAMA
47. Bay Chappell, 11 Ekim 1982 tarihinde Komisyona yaptığı başvuruda, esas itibarıyla Anton Piller kararının hükümleri, içeriği ve tebliğ edilme tarzıyla ilgili çeşitli şikayetlerde bulunmuş, Sözleşme'nin 3, 5, 6 ve 8. maddeleri ile Birinci Protokolün 1. maddesini ileri sürmüştür.
48. 14 Mart 1985'te Komisyon, başvuruyu, kararın tebliğ şekli ile daha sonra söz konusu taşınmazda yapılan aramaların şekli nedeniyle, başvurucunun Sözleşme'nin 8. maddesindeki haklarına haksız bir müdahale yapıldığı şikayeti bakımından kabuledilebilir bulmuştur. Başvurunun kalan bölümünü, özellikle, genel olarak Anton Piller kararlarının mevcudiyeti hakkındaki şikayeti ile arama sırasında el koyma ve özel belgeleri kötüye kullanmayla ilgili bazı iddiaları (iç hukuk yolları tüketilmediği gerekçesiyle) kabuledilemez bulmuştur.
Komisyon, 14 Ekim 1987 tarihli raporunda, beşe karşı altı oyla, Sözleşme'nin 8. maddesinin ihlal edilmediği görüşünü açıklamıştır.
(Dava, süresi içinde Mahkeme'nin önüne getirilmiştir.)
KARAR GEREKÇESİ
I. Giriş
50. Bay Chappell, Sözleşme'nin 8. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir. Bu madde şöyledir:
"1. Herkes özel ve aile yaşamına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.
2. Bu hakların kullanılmasına ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun veya düzensizliğin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla, hukuka uygun olarak yapılan ve demokratik bir toplumda gerekli bulunan müdahalelerin dışında, kamu makamları tarafından hiçbir müdahale yapılamaz."
Bu iddiaya Hükümet karşı çıkmış, Komisyon çoğunluğu da reddetmiştir.
51. Hükümet, Mahkeme önünde, olayda başvurucunun "özel yaşamına" ve "konutuna" saygı hakkını kullanmasına bir "müdahale" olduğunu kabul etmiştir. Bay Chappell de, müdahalenin davacıların telif haklarını izinsiz tecavüzlere karşı savunmaya hizmet etmesi nedeniyle, Sözleşme'nin 8(2). fıkrasına göre meşru bir amaç olan "başkalarının haklarını" koruma amacına sahip olduğunu kabul etmiştir.
Mahkeme, bu noktalarda farklı düşünmek için bir sebep görmemektedir. Bu durumda Mahkeme, önünde ileri sürülen iddia ve savunmaların özünü oluşturan meselelere, yani müdahalenin "hukuka uygun olarak" yapılıp yapılmadığı ve "demokratik bir toplumda gerekli" olup olmadığı meseleleri üzerinde yoğunlaşacaktır.
II. "Hukuka uygun olarak"
52. Her şeyden önce, bir müdahale iç hukukta bir temele sahip olmadıkça "hukuka uygun olarak" yapılmış sayılmaz (bk. örneğin, 26.03.1987 tarihli Leander kararı, parag. 50).
Başvurucu, müdahalenin bu şartı taşıdığını inkar etmemiş, fakat Anton Piller kararlarının hukuki temelini, sadece mahkemelerin yargılama yetkisinde görmüştür; Hükümet ise, kısmen yasaya ve kısmen de common law'a dayandırmıştır.
Gerçekten de İngiliz mahkemeleri bu bağlamda, özellikle Anton Piller kararlarının tek taraflı niteliği bakımından kendilerinin yargılama yetkilerinin doğasına göndermede bulunmuşlardır; ancak bu kararların diğer niteliklerinin, mahkemelerin tedbir kararları verme şeklindeki genel yasal yetkiye ve Yüksek Mahkeme İçtüzüğüne (bk. yukarıda parag. 10-11) dayandığı görülmektedir. Başvurucunun görüşü benimsenecek olsa bile, Mahkeme'ye göre herhalükarda, şikayet konusu müdahale için hala yeterli hukuki temel bulunmaktadır; çünkü buradaki "hukuk", yazılı olmayan hukuku veya common law'u da içerir (bk. örneğin 02.08.1984 tarihli Malone kararı, parag. 66).
53. Başvurucu, kendi durumunda Anton Piller kararı verilmesinin ve icrasının "hukuka uygun" olmadığını, çünkü bunların İngiliz hukukuyla bağdaşmadıklarını ileri sürmüştür. Başvurucu, Komisyon azınlığı tarafından da kabul edilen bu görüşünü desteklemek için aşağıdaki faktörlere dayanmıştır:
(a) tedbir kararı başlangıçta istenirken, davacılar ile polis arasında yapılan anlaşmalar (bk. yukarıda parag. 29-33, 43 (g) ve 45 (b)) hakkında Yargıç Whitford'a yeterli açıklama yapılmaması;
(b) 2 Mart 1981 günü davacıların taşınmaza kabul edilme şekli, aslında kendisini girişi reddetme hakkından (bk. yukarıda parag. 35, 43 (d) ve 45 (c)) mahrum bırakması;
(c) davacılar ve polisin eş zamanlı olarak ve toplam on altı veya on yedi kişi ile birlikte taşınmazda arama yapmaları ve bunun Bay Chappell'in operasyonları gözetleme imkanı üzerindeki olumsuz etkisi (bk. yukarıda parag. 34, 38 ve 43 (e));
(d) Anton Piller kararında, bu kararlarda genellikle bulunan, tebliğ edilen kişinin hukuki danışma alma hakkı bulunduğunun hatırlatılmasına ilişkin taahhüdün bulunmaması (bk. yukarıda parag. 17 (c) (i) ve 27) ve davacılar arama yapmadan önce, Bay Chappell'in gereği gibi bir hukuki danışma alamadığı iddiası (bk. yukarıda parag. 38);
(e) el konulan materyallerin bir envanterinin yapılmamış olması (bk. yukarıda parag. 39);
(f) telif haklarıyla alakası olmayan bir çok evrakın götürülmesi (bk. yukarıda parag. 39);
(g) Bay Chappell'in taşınmazındaki aramadan sonra, davacıların Bath polis karakolunda kendisine ait diğer belgelere bakabilmiş olmaları (bk. yukarıda parag. 40);
54. Mahkeme, (a), (b) ve (c) faktörlerinin başvurucu tarafından daha önce ulusal mahkemeler önünde ileri sürüldüğünü ve bunların incelendiğini (bk. yukarıda parag. 41-45) gözlemlemektedir. Neticede, Bay Chappell'e yeminli açıklama beyanında bulunmamaktan mahkemeye saygısızlık nedeniyle bir ceza verilmediği doğrudur. Ancak bunu sağlayan, yalnızca, polisle yapılan hazırlıklar konusunda Yargıç Whitford'un tam olarak bilgilendirilmemiş olmasıdır. Hem Dava Mahkemesi hem de Üst Mahkeme, Bay Chappell'in davacıların Anton Piller kararında yer alan taahhütlerine uymamaları nedeniyle mahkemeye saygısızlıkta bulunduklarına dair karşı başvurusunu reddetmiştir. Her şeyden öte, iki mahkeme de, söz konusu üç faktörün tedbir kararını ve icrasını hukuka aykırı kıldığına hükmetmemiştir. Bu nedenle Üst Mahkeme Yargıcı Lawton, "tedbir kararının ... devam etmemesi için bir sebep görmediği"ni belirtmiştir.
Bu koşullarda Mahkeme, farklı bir sonuca varmayı mümkün görmemektir. Mahkeme, kendisinin iç hukuka uygunluk denetimi yapma yetkisinin sınırlı olduğunu, iç hukuku yorumlama ve uygulamanın, öncelikle ulusal makamlara ve özellikle ulusal mahkemelere düştüğünü (bk. 25.03.1985 tarihli Barthold kararı, parag. 48) hatırlatır.
55. Mahkeme, başvurucu tarafından dayanılan diğer faktörlerin de, müdahalenin İngiliz hukukuna aykırılığını ortaya koymak için yeterli olduğuna ikna olmamıştır.
(d) faktörüne gelince, tedbir kararının hükümleri ne olursa olsun, aslında Bay Chappell, davacılar aramaya başlamadan önce hukuki tavsiye almıştır (bk. yukarıda parag. 38). Dahası, Dava Mahkemesi Yargıcı Warner, bu tavsiyeyi verilebilecek "makul bir tavsiye" olarak nitelendirmiştir.
(e) faktörü konusunda ise, Anton Piller kararı, el konulan materyallerin bir envanterinin çıkarılmasını gerektirmemiştir (bk. yukarıda parag. 27).
Son olarak (g) faktörü, taşınmazda arama yapıldıktan sonra meydana gelen bir olayla ilgili olup; bu faktör, şikayet konusu müdahalenin hukukiliğinin değerlendirilmesi üzerinde doğrudan etkili olmadığı gibi, belirleyici olarak da görülemez. Üstelik Mahkeme, başvurucunun bu olaya ilişkin şikayetlerinin ulusal mahkemeler tarafından temelsiz bulunmuş olduğunu kaydeder.
56. Şimdi, Mahkeme'nin "hukuka uygun olarak" deyiminden çıkardığı diğer şartların yerine getirilmiş olup olmadığı incelenmelidir.
Söz konusu metinler ve kararların hepsi yayınlanmış olduğundan, Mahkeme'nin daha önceki kararlarında anladığı anlamda hukukun "ulaşılabilirliği" ile ilgili bir sorun yoktur.
Yine anlaşıldığı anlamda "önceden görülebilirlik" konusunda ise, başvurucu, Anton Piller kararlarının verilmesinin ve özellikle hükümlerinin, geniş ölçüde uygulamadaki takdir konusuna girdiği ve bu konudaki hukuki durumun, Sözleşme'nin 8(2). fıkrası bakımından "hukuk" oluşturamayacak kadar "şekilsiz" (amorphus) olduğunu ileri sürmüştür.
Mahkeme bu görüşü paylaşmamaktadır. 1974 yılından bu yana verilen çok sayıda içtihat, Anton Piller kararları konusunda İngiliz mahkemeleri tarafından takip edilmekte olan prensipleri ifade etmiş ve düzeltmiştir. Münferit kararlar arasında bazı farklılıkların meydana gelebileceği doğrudur. Bununla birlikte, bu kararın verilmesinin temel şartları ve hükümleri, söz konusu dönemde "önceden görülebilirlik" kriterinin yerine getirilmiş sayılması için yeterince özenle oluşturulmuştur.
57. Komisyon, raporunda, söz konusu müdahalenin hukuki temelinin başvurucunun haklarına saygı gösterilmesi şeklinde başka bir kriteri daha taşıyıp taşımadığını incelemiş ve taşıdığı sonucuna varmıştır. Komisyon bu sonuca varırken, Komisyon temsilcisinin duruşmada söylediğine göre, aşağıda örneklenen Mahkeme'nin Olsson kararındaki şu pasajı (bk. 24.03.1988 tarihli Olsson kararı, parag. 61 (b)) aklında tutmuştur:
"Hukuka uygun olarak" deyimi, sadece iç hukuka gönderme yapmakla kalmaz, ama aynı zamanda, hukukun üstünlüğü ilkesiyle uygunluğu gerektiren bir hukukun kalitesiyle de ilgilidir; buna göre söz konusu deyim, Sözleşme'nin 8(1). fıkrasında korunmuş olan haklara kamu makamları tarafından keyfi müdahalelerde bulunulmasına karşı iç hukukta bir yasal koruma tedbiri bulunması gerektiğini ima eder..."
Bir Anton Piller kararı, davalıya haber verilmeden veya kendisi dinlenmeden verilmekte olup, davalı için geri dönüşü olmayan sonuçlar ve zararlar meydana getirebilmektedir (bk. yukarıda parag. 11 ve 24). Bu nedenle, bu tedbirin yanında, keyfi müdahaleye ve istismara karşı yeterli ve etkili koruyucuların da bulunması önem taşımaktadır. Olayda, Bay Chappell'e ve şirketine karşı verilen tedbir kararının yanında, Mahkeme'nin aşağıda müdahalenin gerekliliğini incelerken söz edeceği birkaç koruyucu da yer almıştır.
III. "Demokratik bir toplumda gereklilik"
58. Bay Chappell, kendi durumundaki Anton Piller kararının verilmesinin "demokratik bir toplumda" gerekli olmadığını iddia etmemiştir. Ancak başvurucu, özellikle kararın uygulanmasının geri dönülmez sonuçları açısından bakıldığında, tedbir kararının hükümlerinde yer alan koruyucuların ve kendisi için mevcut hukuk yollarının yetersizliğini sorgulamıştır. Başvurucu iddialarını her şeyden öte, tedbirin icra edildiği şartlara karşı yöneltmiş, yukarıdaki 53. paragrafın (b) ve (g) bendindekileri zikrederek, haklarına yapılan müdahalenin, izlenen amaçla orantılı olmadığını ileri sürmüştür. Komisyon azınlığı, başvurucunun vardığı bu sonuca katılmıştır.
A. Kararın verilmesi ve hükümleri
59. Yargıç Whitford, Bay Chappell ve şirketi aleyhindeki kararı, ancak gerekli koşulların bulunduğunu ortaya koyan deliller kendisine sunulduktan sonra vermiştir (bk. yukarıda parag. 9 ve 16). Mahkeme, başvurucunun yaptığı işin niteliğini ve alanını göz önünde tutarak (bk.yukarıda parag. 8, 38 ve 45 (e)), Birleşik Krallık'ın takdir alanını dahi sorgulamaksızın, verilen tedbir kararının davacılar tarafından açılan telif haklarıyla ilgili davanın etkili bir şekilde sürmesi için gerekli bir adım olduğundan kuşku duymamaktadır.
60. Bizzat tedbir kararında, kapsam bakımından önemli kısıtlamalara yer verildiği de kaydedilmelidir. Böylece, söz konusu karar sadece kısa bir süre için verilmiştir; davacıların arama yapacağı saatler ve arama yapacak kişilerin sayısı sınırlanmıştır ve el konulacak herhangi bir materyal, belirtilen amaçla kullanılabilir (bk. yukarıda parag. 25, 26 (b) ve 27). Bu suretle, söz konusu tedbirin yanına, tedbirin sonuçlarını makul sınırlar içinde tutacağı düşünülen koruyucular konulmuştur. Ayrıca bu koruyucular, davacılar veya avukatları tarafından verilen bir dizi taahhütle güçlendirilmiştir; başvurucunun bu kararın usulsüz bir şekilde icra edildiğini düşünmesi halinde başvurabileceği çeşitli hukuki yollar (bk. yukarıda parag. 27 ve 20-23) mevcuttur.
Başvurucu, koruyucular konusunda, eğer davacılar ile polis arasındaki anlaşma Dava Mahkemesi yargıcına başlangıçta tam olarak açıklanmış olsaydı, daha başka şartların da getirileceğini ileri sürmüştür. Başvurucuya göre bu şartlar, aramaların taşınmazda eş zamanlı olarak icra edilmesinin engellenmesi sonucunu doğuracaktı. Böyle olsa bile, Mahkeme, sırf bu nedenle tedbir kararının esastan "gerekli" olmadığı kanaatinde değildir. Dahası bu nokta, Mahkeme'nin aşağıda inceleyeceği kararın fiilen icrasının meşru amaçla orantılı olup olmadığı sorununa girebilir.
61. Bay Chappell ayrıca, Dava Mahkemesinin Anton Piller kararının yerine getirilmesini yeterince denetlenemediğini (supervise) ileri sürmüş, bu görüşü Komisyon azınlığı tarafından desteklenmiştir. Başvurucuya göre bu kararın icrası, davacıların avukatlarına bırakılmak yerine mahkemenin bağımsız görevlileri tarafından yapılmalıydı veya bunlar tarafından denetlenmeliydi.
Mahkeme bu argüman karşısında ikna olmamıştır. Böyle bir kararı icra etmekte olan bir avukat, müvekkiline karşı olan yükümlülükleri ile bir görevlisi olarak mahkemeye karşı olan ödevi arasındaki çelişkiyle yüz yüze gelebilir. Ancak, tedbir kararında yer alan bir taahhüdüne uymayan bir avukat, bazı hallerde mesleki kariyerini tehlikeye sokacak ölçüde (bk. yukarıda parag. 17) ağır cezalarla karşı karşıya kalabilir.
B. Kararının icrası
62. Geriye, tedbir kararının fiilen icrasının "gerekli" olarak görülüp görülemeyeceği ve özellikle de izlenen meşru amaçla orantılı olup olmadığı sorunu kalmaktadır.
Mahkeme her şeyden önce, yukarıda 53. paragrafta belirtilen (d), (e), (f) ve (g) faktörlerini, başvurucunun bu noktadaki iddialarını haklı kılacak nitelikte görmemektedir. Yukarıdaki (f) faktörü, Komisyon'un kabuledilemez bulduğu bir konuyla ilgilidir (bk. yukarıda parag. 55). Mahkeme'nin yukarıda 55. paragrafta belirttiği diğer üç faktör ise, orantısızlık sonucuna varmak için yeterli ağırlıkta değildir.
63. Davacıların başvurucunun taşınmazına girme şekilleri ve bu taşınmazın eş zamanlı olarak on altı veya on yedi kişi tarafından aranması gibi faktörlerden daha başka sonuçlar da çıkarılmıştır.
Mahkeme, olanları "rahatsız edici" ve "talihsiz ve üzücü" olarak nitelendiren Üst Mahkemenin olayın bu kısmına ilişkin eleştirilerine (bk. yukarıda parag. 45) katılmaktadır.
64. Bay Chappell'e, davacıların taşınmaza girmelerini gereği gibi reddetme imkanı verilmediği kabul edilmelidir; çünkü davacılar içeriye Başkomiser A ile birlikte girmişlerdir (bk. yukarıda parag. 35, 43 (d) ve 45 (c)).
Ancak başvurucu, daha sonra bu noktayla ilgili olarak bir itirazda bulunmamıştır. Aslında başvurucu, davacılardan taşınmazı terk etmelerini isteme hakkını kullanmak yerine, hukuki tavsiye aldıktan sonra, taşınmazın aranmasına rıza göstermiştir. Dahası, bir tavsiye alınıncaya kadar bu operasyonlara başlanmamıştır (bk. yukarıda parag. 38).
65. Açıktır ki, polisin ve davacıların eşzamanlı olarak yaptıkları aramalar, Bay Chappell'in ilgisini dağıtmış ve aramaları gözetleme, avukatından tavsiye alma ve avukatına talimat verme konusunda güçlük yaratmış olmalıdır. Gerçekten de Yargıç Warner, bu durumun Anton Piller kararının icrasını "olması gerekenden daha baskıcı" duruma getirdiğini kabul etmiştir (bk. yukarıda parag. (g)).
Bütün bunlar, şu faktörlerle tartılmalıdır. İlk olarak, iki aramanın da, en azından kısmen aynı materyallerle ilgili olduğu açıktır. İkinci olarak, başvurucu, aramalardan birinin, diğeri tamamlanıncaya kadar ertelenmesini istememiştir. Üçüncü olarak, ulusal mahkemeler ilk elden delilleri gördükten sonra, aslında Bay Chappell'in tedbir kararı yerine getirilirken kendi menfaatlerini koruyabilecek durumda olduğu sonucuna varmışlardır (bk. yukarıda parag. 43 (e) ve 45 (c)). Son olarak Yargıç Warner, kararın "icra edilme tarzının doğasında bir yanlışlık bulunmadığı"nı tespit etmiş; Üst Mahkeme de, Bay Chappell'e adil davranmak amacıyla kararın iptal edilmesinin gerekli olmadığı sonucuna varmıştır (bk. yukarıda parag. 43(g) ve 45).
66. Yukarıda anlatılanlar ışığında Mahkeme, niteliği gereği başvurucu için bazı güçlüklere sebep olan uygulamadaki kusurların, olayın bütün şartları değerlendirildiğinde, tedbir kararının izlenen meşru amaçla orantısız görülmesini sağlayacak kadar ağır olmadıkları görüşündedir.
Bu durumda Mahkeme, Komisyon çoğunluğu tarafından biraz daha ayrıntılı bir şekilde incelenmiş olan başvurucuya elverişli hukuk yolları hususuna girmeyi gerekli görmemektedir.
IV. Sonuç
67. Sonuç olarak, bu davanın şartları içinde, Sözleşme'nin 8. maddesi ihlal edilmemiştir.
Bu Gerekçelerle Mahkeme Oybirliğiyle,
Sözleşme'nin 8. maddesinin ihlal edilmediğine
Karar Vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy