(AİHS m. 25, 50)
Başvuru no: 10588/83
USUL VE ESAS
1. Bu dava, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya dair Sözleşmenin (Sözleşme) 32(1). fıkrası ile 47. maddesinde öngörülen üç aylık süre içinde, 12 Aralık 1986 tarihinde İnsan Haklar Avrupa Komisyonu (Komisyon) ve 29 Ocak 1987 tarihinde İspanya Hükümeti (Hükümet) tarafından Mahkemenin önüne getirilmiştir. Bu dava, Sözleşmenin 25. maddesine göre İspanya Krallığına karşı Francesc-Xavier Barbera, Antonio Messegue v Ferran Jabardo adlarındaki üç başvurucunun 22 Temmuz 1983 tarihinde Komisyon'a yaptıkları başvuruculardan (no. 10588/83 - 10590/83) kaynaklanmıştır.
2. Mahkeme, 6 Aralık 1988 tarihli Esas hakkındaki kararında Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Başvurucuların Barselenodan Madride nakillerinin geç yapılmasını, duruşmanın başlamasından hemen önce mahkeme heyetinde beklenmedik bir değişikliğin olmasını, duruşmanın kısalığını ve bunların yanında en önemli delillerin başvurucuların huzurunda ve aleni olarak sunulup tartışılmamış olmasını dikkate alan Mahkeme, yargılamanın bir bütün olarak adil ve aleni yargılanma hakkının gereklerini yerine getirmediğine karar vermişti (bk. 06.12.1988 tarihli Barbera, Messegue ve Jabardo kararı, parag. 51-91 ve hüküm fıkralarının 5. bendi).
3. Adil karşılık konusu karara hazır olmadığından, Mahkeme esas hakkındaki kararda bu sorunu bir bütün olarak saklı tutmuştur. Mahkeme, Hükümeti ve başvurucuları karar tarihinden itibaren üç ay içinde bu konu hakkında görüşlerini ve özellikle aralarında varabilecekleri bir dostane çözümü yazılı olarak bildirmeye davet etmişti (bk. aynı karar, parag. 38-39, 92-93 ile hüküm fıkraların 7. bendi).
4. Hükümet, başvurucuların 1987deki taleplerini (bk. aynı yer, parag. 38 ve 92) yanıtladığı 2 Mart 1989 tarihli dilekçesinde başka hususlarla birlikte, İspanya hukukuna göre yeniden yargılama yapılamayacağını ve zararın tam olarak giderilmesinin (restitutio in integrum) mümkün olmadığını bildirmiştir.
Başvurucular Mahkeme Yazı İşlerine gönderdikleri 4 Nisan 1989 tarihli yazıda, Audiencia Nacional Mahkemesinin 15 Ocak 1982 tarihinde verdiği kendi kararını kaldırması için 30 Mart 1989da bu mahkemeye başvurduklarını bildirmişlerdir. Bu nedenle, ulusal mahkeme bu konuda bir karar verinceye kadar, Mahkemeden Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması ile ilgili yargılamayı durdurmasını istemişlerdir. Başvurucular, Hükümetin dilekçesine 2 Mayıs'ta yanıt vermişlerdir.
Mahkeme Başkanı Hükümet temsilcisi ve Komisyon temsilcisine danıştıktan sonra, 20 Eylül 1989 tarihinde yargılamanın durdurulması talebini kabul etmiştir. Mahkeme Başkanı bu kararını, 15 Ocak 1982 tarihli kararın kaldırılması için İspanyada açılan çeşitli davaların sonuçlarını beklemek amacıyla yenilemiştir. Başvurucular mahkumiyetlerinin Anayasa Mahkemesi tarafından bozulması üzerine, 3 Ocak 1992de Strasbourg yargılamasının yeniden başlamasını talep etmişlerdir. Mahkeme Başkanı 25 Haziran'da Hükümet temsilcisinden, iç hukuktaki yargılama hakkında bilgi vermesini istemiştir. Alınan bilgi ışığında Mahkeme incelemeye altı ay içinde yeniden başlamaya 26 Kasımda karar vermiştir.
5. Mahkemenin esas hakkındaki kararından sonra iç hukukta yapılan yargılamada şu kararlar verilmiştir:
(a) Audiencia Nacional Mahkemesi 29 Haziran 1989da, görevsizlik kararı vererek dosyayı Yüksek Mahkemenin Ceza Bölümüne göndermiştir. Yine Audiencia Nacional Mahkemesi başvurucular hakkında 15 Ocak 1982 tarihinde verilen cezaların infazının durdurulmasına ve başvurucuların hemen salıverilmelerine karar vermiştir;
(b) Audiencia Nacional Mahkemesi 14 Temmuz 1989 tarihli kararında, başvuruculara her ay iki kez bir yargıca görünme yükümlülüğü ile İspanya topraklarından çıkma yasağı getirerek, salıverilmelerine bazı koşullar eklemiştir;
(c) Yüksek mahkeme 4 Nisan 1990 tarihinde, başvurucuların mahkumiyet kararlarının kaldırılması ve infazı durdurulması taleplerinin reddine karar vermiştir;
(d) Audiencia Nacional Mahkemesi 5 Nisan 1990 tarihinde başvurucuların yeniden cezaevine konulmalarına karar vermiştir;
(e) Anayasa Mahkemesi 20 Temmuz 1990 tarihinde, Yüksek Mahkemenin 4 Nisan 1990 tarihinde verdiği kararın yürütmesinin durdurulmasına karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi, Audiencia Nacional Mahkemesinin kararındaki koşullarla başvurucuların salıverilmelerine hükmetmiştir;
(f) Anayasa Mahkemesi 16 Aralık 1991 tarihinde Yüksek Mahkemenin kararını iptal etmiş ve başvurucuların 30 Mart 1989 tarihli taleplerini (bk. yukarıda parag. 4) kabul etmiştir; Anayasa Mahkemesi, Audiencia Nacional Mahkemesinin yeniden yargılama yapmasına karar vermiştir.
(g) Audiencia Nacional Mahkemesi kesinleşen 30 Ekim 1993 tarihli kararında, yeterli delil yokluğundan başvurucuların beraatine karar vermiştir.
6. Mahkeme Başkanı, 25 Haziran 1993te başvuruculardan adil karşılık konusundaki taleplerini özetleyen ve güncelleştiren bir dilekçe vermelerini istemiştir. Mahkeme Yazı İşleri Müdürü bu konudaki dilekçeyi başvuruculardan 2 Ağustos'ta, buna karşılık Hükümetin cevabını 14 Aralık'ta almıştır. Başvurucular 3 ve 4 Şubat 1994 tarihlerinde ek düşüncelerini bildiren dilekçeler vermişler ve Komisyon temsilcisi de bunlar üzerine yorumlarını bildirmiştir.
7. Mahkeme bu şartlar altında bir duruşma yapmanın gerekli olmadığına 24 Mart 1994te karar vermiştir.
KARAR GEREKÇESİ
8. Sözleşmenin 50. maddesine göre:
Mahkeme, Sözleşmeci Tarafların resmi makamları ve ya diğer makamları tarafından verilen bir kararın veya yapılan bir tasarrufun tamamen veya kısmen
Sözleşmeyle üstlendiği yükümlülüklere aykırı olduğu sonucuna varırsa, ve bu Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu karar veya tasarrufun sonuçlarını kısmen onarmaya imkan veriyorsa, Mahkeme gerekli gördüğü taktirde zarara uğrayan tarafı adil bir karşılık ödenmesine hükmedebilir.
Başvurucular bu maddeye dayanmak suretiyle, kendilerine tazminat verilmesini ve ücretler ve masraflarının geri ödenmesini istemişlerdir.
I. Zarar
A. Davaya katılanların iddiaları
1. Başvurucular
9. Başvurucular, hapisliklerinin bir sonucu olarak kazançtan ve mesleki ilerlemeden mahrumiyetleri nedeniyle maddi tazminat istemişlerdir.
Barbera ve Messegue 6 Mayıs 1987 tarihinde verdikleri dilekçede, 15 Ocak 1982 tarihinden, açık cezaevi sistemine göre çalışmaya başladıkları 20 Şubat 1987 tarihine kadar mahrum kaldıkları kazancı 4 milyon 230 bin 284 Peseta olarak belirtmişlerdir. Jabardo ise 2 milyon 272 bin 491 Peseta talep etmiştir. Başvurucular bu miktarları, çalışabilecekleri sahadaki asgari ücrete göre hesaplamışlardır. Başvuruculardan her biri mesleki beklentilerinin kaybolması nedeniyle de birer milyon Peseta istemişlerdir.
Başvurucular 2 Nisan 1993te taleplerini güncelleştirmişler ve yeni bir yöntemle hesaplama yapmışlardır. Başvurucular bu hesabı yaparken, iş görememe durumunda İspanya Mahkemelerinin bir gün için hükmettikleri miktarı esas almışlardır. Başvurucular cezaevinde geçirdikleri her bir gün için 7 bin Peseta, Barbera ve Messegue açık cezaevinde geçirdikleri her bir gün için 5 bin Peseta düşünmüşlerdir. Toplam olarak, Barbera için 17 milyon 806 bin Peseta, Messegue için 17 milyon 806 bin Peseta ve Messegue için 6 milyon 937 bin Peseta istenmiştir.
10. Buna ek olarak, Audiencia Nacional Mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet kararının ardından hapsedilmeleri ve mahkumiyetten dolayı itibarlarının zarar görmesi nedeniyle Barbera ve Messegue, 1987'de 5er milyon, Jabardo 2 milyon manevi tazminat istemişlerdir.
Başvurucular 2 Nisan 1993te taleplerini güncelleştirirken, tüketici fiyat indeksine dayanarak bu miktarların yüzde 40.6 oranında arttırılması gerektiğini iddia etmişler ve Barbera ile Messegue için ayrı ayrı 7 milyon 30 biner Peseta ve Jabardo için 2 milyon 812 bin Peseta şeklinde bir miktar hesap etmişlerdir.
2. Hükümet
11. Hükümete göre Mahkemenin esas hakkındaki kararı, İspanyada mümkün olduğunca tam bir biçimde yerine getirilmiştir. Mahkumiyet kararlarını bozan ve Audiencia Nacional Mahkemesinde davanın yeniden görülmesine hükmeden Anayasa Mahkemesi kararı (bk. yukarıda parag. 5), Avrupa Mahkemesinin ihlal tespitlerinin daha önceleri yeniden yargılama için bir sebep oluşturmadığı İspanyol hukuk sisteminde bir yeniliği göstermektedir. Daha sonra yapılan yargılamada, Sözleşmenin 6. maddesindeki bütün güvencelere en küçük ayrıntıya kadar uygun davranılmış ve bu suretle Sözleşmenin 50. maddesi bakımından başvurucuların uğradığı zararın mümkün mertebe giderilmesi (restitutio in integrum) sağlanmıştır. Audiencia Nacional Mahkemesi tarafından verilen beraat kararı (bk. yukarıda parag. 5), başvurucuların menfaatlerini tam olarak dikkate almıştır.
12. Hükümet ikinci bir alternatif olarak, başvurucuların hapislik dönemi için tazminat hak etmiş olmalarının, İspanyol adalet sisteminin kötü işlemiş olmasından (mulfunction) kaynaklandığını, buna karşılık olarak 1 Temmuz 1985 tarihli Mahkemeler Teşkilatı Kanununun 292 ve devamı maddelerine göre ulusal hukuk yolları kullanılarak dava açılabileceğini savunmuştur. Hükümet, Prieto Rodriguez - İspanya (no. 17553/91) ve V. - İspanya (no. 17999/91) başvuruları hakkında Komisyonun 6 Temmuz ve 1 Eylül 1993 tarihli kararlarında bu hukuk yollarının etkili olduğunu kabul ettiğini belirtmiştir.
13. Hükümet bir başka ve son bir alternatif olarak, başvuruculara göre hapisliklerinden kaynaklanan maddi ve manevi zararlar ile Mahkemenin ihlal tespiti arasında bir nedensellik ilişkisi bulunmadığını savunmuştur. Hükümet 1989 tarihli mütalaasında, başvurucuların bu hapisliklerinin ve mahkumiyetlerinin, bu ihlalin sonucu olmadığını iddia etmiştir. Hükümet davanın ileri bir safhasında, birinci yargılamada ifade veren örneğin Martinez Vendrell gibi tanıkların ya ölmüş oldukları veya duruşmaya gelememiş olmaları nedeniyle ikinci yargılama sırasında bulunamadıklarını belirtmiştir.
3. Komisyon temsilcisi
14. Komisyon temsilcisi başvurucuların maddi ve manevi tazminatı talep ettiklerini, ancak öncelikle Mahkemeler Teşkilatı Yasasına göre mevcut hukuk yoluna başvurmaları gerektiği görüşünü savunmuştur.
B. Mahkemenin kararı
15. Mahkeme, Strasbourgda verilmiş olan kararın icrası amacıyla Anayasa Mahkemesinin 16 Aralık 1991 tarihinde verdiği kararın önemini tamamıyla takdirle karşılamaktadır. Anayasa Mahkemesi bu suretle bir kez daha Sözleşmeye ve Mahkemenin içtihatlarına olan bağlılığını göstermiştir. Mahkeme, İspanyol mahkemelerinin ve özellikle Audiencia Nacional Mahkemesinin ikinci yargılama sırasında başvuruculara gerekli güvenceleri sağlamak için gösterdikleri çabaları da hafife almamaktadır. Mahkemenin verdiği esas hakkındaki karardan sonra iç hukukta yargılama yapılması ve sonuç olarak beraat kararı verilmesi, başvurucuların özellikle itibarları açısından lehlerine olmuş ve çekmekte oldukları ağır hapis cezalarına rağmen beraat kararından bile önce 1990da salıverilmişlerdir (bk. yukarıda parag. 5).
16. Mahkeme, Hükümetin de işaret ettiği gibi, birinci yargılamada gösterilen delillerin ve özellikle tanık ifadelerinin ikinci yargılamada bulunmadığını kabul etmektedir. Bununla beraber Mahkemenin Sözleşmenin 6. maddesinin birinci fıkrasının ihlal edildiği sonucuna vardığı esas hakkındaki kararı, her şeyden önce delillerin önemli bir kısmının başvurucuların önünde ve kamuoyunun huzurunda sunulmamış ve tartışılmamış olmasına dayanmıştır (bk. 06.12.1988 tarihli Barbera, Messegue ve Jabardo kararı, parag. 89). Kabul edilmelidir ki, 1982 yılında Sözleşme ihlal edilmeden yargılama yapılmış olsaydı, bu yargılamanın sonucunun ne olacağı konusunda Mahkeme bir spekülasyonda bulunamaz.
Bununla birlikte başvurucular, Mahkeme tarafından Sözleşmeyi ihlal ettiği tespit edilen bir yargılamanın doğrudan bir sonucu olarak hapiste tutulmuşlardır. Dahası, Audiencia Nacional Mahkemesinin 30 Ekim 1993 tarihli nihai kararının (bk. yukarıda parag. 5) ışığında bakıldığında, ilk yargılama Sözleşmeye uygun bir biçimde yürütülmüş olsaydı, bu yargılamanın başvurucuların daha fazla lehine sonuçlanabileceğini düşünmek mümkündür. Her halükarda başvurucular, Sözleşmenin 6. maddesinin şartlarına uygun bir biçimde savunma imkanından mahrum kalmışlar ve böylece kendileri için daha uygun bir sonucun çıkmasını sağlayamamışlardır. Bu nedenle Mahkemeye göre başvurucuların uğradıkları zararlar ile Sözleşme ihlali arasında açık bir nedensellik ilişkisi vardır. Olayın doğası gereği, başvurucuların daha sonra salıverilmeleri ve beraat etmeleri, hapisliklerinden doğan zararın tamamıyla giderilmesi veya zararın tamamen onarılması sonucunu vermez (bk. ayrıntılarda farklılıklarla birlikte, 22.06.1972 tarihli Ringeisen - Avusturya (Md. 50) kararı, parag. 21).
17. Hükümet ve Komisyon temsilcisi gibi Mahkeme de İspanyol hukukunda adalet sisteminin kötü işlemiş olması halinde tazminat alınmasını mümkün kılan bir hukuk yolunun bulunduğunu kaydeder (bk. yukarıda parag. 12 ve 14).
Bununla birlikte Mahkeme, iç hukuk yolunun başvurucuların talepleriyle ilgili bu yargılamayı durdurması gerektiğini düşünmemektedir. Sözleşmenin 50. maddesine göre Mahkeme, bu olayda olduğu gibi davalı devletin iç hukuku ancak kısmen onarmaya imkan veriyorsa 50. maddeyi uygulamak üzere yargılamaya devam edebilir. Başvuruculardan, haklarının ihlali nedeniyle Strasbourga şikayette bulunmadan önce olumlu sonuç elde edemedikleri iç hukuk yollarını tükettikten sonra, mahkumiyetlerin kaldırılması ve yeni bir yargılamanın yapılması için ikinci kez iç hukuk yollarını tüketip bu kez sonuç almalarının ardından, Mahkemeden adil karşılık elde edebilmek için üçüncü kez iç hukuk yollarını tüketmelerinin istenmesi halinde, yargılamanın toplam süresi insan haklarının etkili bir biçimde korunmasıyla tutarlı olmayacak ve Sözleşmenin amacı ve hedefiyle bağdaşmayan bir duruma yol açılmış olacaktır (bk. ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte 10.03.1972 tarihli De Wilde Ooms ve Versyp kararı, parag. 16).
18. Mahkeme, kazançtan ve mesleki beklentiden mahrumiyet nedeniyle talep edilen tazminat konusunda ise, başvurucuların İspanyada iş görememe hallerinde verilen tazminatlara dayalı hesaplama yöntemini (bk. yukarıda parag. 9) kabul edemez. Çünkü davanın koşullarıyla böyle bir yöntemin hiçbir bağlantısı yoktur. Hükümetin 1989 tarihli dilekçelerinde haklı olarak dikkat çektiği gibi, başvurucuların hapsedilmeden önce çalıştıkları işler konusunda çelişkili beyanlarına ve destekleyici belgeler bulunmamasına rağmen, Mahkeme bu başlık altında 1987de sundukları verilere dayanarak kendilerine tazminat verilmesi gerektiğini kabul etmektedir.
19. Avrupa Mahkemesinin Sözleşmenin ihlal edildiğini tespit etmiş olması gibi, esas hakkındaki kararın ardından İspanya mahkemeleri başvuruculara manevi tazminat olarak bir giderim sağlamışlardır. Ne var ki bu tedbir, bu konuda uğranılan zararı tümüyle karşılamamaktadır.
20. Mahkeme, Sözleşmenin 50. maddesine göre hakkaniyet esasına dayanan bir değerlendirme yaparak ve yukarıda sözü edilen şartları dikkate alarak, bütün başlıklardaki zararlara karşılık talepleri karşılamak üzere Barberaya 8 milyon, Messegueya 8 milyon ve Jabardoya 4 milyon Peseta ödenmesine hükmeder.
II. Ücretler ve masraflar
A. Yargılamaya katılanların iddiaları
1. Başvurucular
21. Başvuruculardan her biri 1987 tarihli dilekçelerinde, Temyiz Mahkemesi ile Anayasa Mahkemesi önündeki yargılamalar için avukatlarına ödedikleri 225 bin Pesetanın geri ödenmesini istemişlerdir. Başvurucular ayrıca, avukatlarının Madriddeki duruşmalar ile kendilerini Madrid ve Lerida cezaevlerinde ziyaret etmeleri nedeniyle yol giderleri ve yaptıkları masraflar için şu miktarları talep etmişlerdir: Barbera 1 milyon 265 bin Peseta, Messegue 1 milyon 265 bin Peseta ve Jabardo 830 bin Peseta.
Sözleşme organları önündeki yargılama için başvurucular topluca, avukatlık ücretleri için 1 milyon Peseta, avukatlar Etelin ve Gil Matamalanın Strasbourga yolculukları ve oradaki masrafları için 310 bin Pesata, fotokopi, posta ve telefon masrafları için 20 bin Pesatadan, Avrupa Konseyinden adlı yardım olarak alınan 5 bin 876 Fransız Frangı düşülerek ödenmesini istemişlerdir.
22. Başvurucular 1989daki cevabi dilekçelerinde, bunlara avukatlık ücreti için 270 bin, yolculuk ve masraflar için 120 bin ve mahkumiyetlerinin bozulmasını sağlamak amacıyla (bk. yukarıda parag. 4) yaptıkları başvuruyla bağlantılı olarak Mahkemenin esas hakkındaki kararını İspanyolcaya çevirtmek için 64 bin 32 Peseta, toplam olarak 454 bin 32 Peseta eklemişlerdir.
Başvurucular bu miktarı 1993 yılı itibariyle yüzde 26.7 artırmışlardır.
23. Başvurucular son olarak 1993 tarihli güncelleştirme dilekçelerinde (bk. yukarıda parag. 6), 1989 - 1993 tarihleri arasındaki dönemde avukatlık ücreti için şu miktarları istemişlerdir:
(a) Mahkumiyet kararlarının Audiencia Nacional ve Yüksek Mahkemede bozulması için üç avukattan her birine 250 bin Peseta;
(b) Anayasa Mahkemesine ampora başvurusu için üç başvurucuya toplam 500 bin Peseta;
(c) Sözleşmenin 50. maddesiyle ilgili yargılama için 150 bin Peseta.
Bu dönem için toplam olarak 1 milyon 400 bin Peseta talep edilmiştir.
24. Ücretler ve masraflar konusunda 1993e kadar artışlar da dikkate alınarak talep edilen toplam miktarlar şöyledir: 1987 yılına kadar 7 milyon 265 bin 476 Peseta, 1987 - 1989 dönemi için 575 bin 258 Peseta ve 1989dan sonraki dönem için 1 milyon 400 bin Peseta olmak üzere toplam 9 milyon 240 bin 734 Peseta.
2. Hükümet
25. Hükümet, toplam 4 milyon 357 bin 663 Pesetayı makul kabul etmiştir. Hükümet başvurucuların geri ödeme taleplerine sadece iki noktada itiraz etmiştir.
Hükümetin görüşüne göre, avukatların müvekkillerini cezaevlerinde ziyaretleri nedeniyle katlanılan yolculuk giderleri ve masraflardan 300 bin Peseta, üç avukatın Madridde Yüksek mahkemedeki temyiz duruşmasına katılmak için gittikleri zaman yapılan ziyaretlere karşılık gelmektedir (bk. Barbera, Messegue ve Jabardo kararı, parag. 30).
Hükümet ayrıca, 1987 ve 1989 yıllarında talep edilen miktarlara yüzde 40.6 ve 26.7 şeklindeki artışların kabul edilemez olduğunu, çünkü Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanmasına dair yargılamanın durdurulmasını başvurucuların kendilerinin istediğini söylemiştir. Hükümete göre 16 Aralık 1991 ile 30 Ekim 1993 tarihleri arasındaki dönem için yüzde 10 artış kabul edilebilir; çünkü bu dönemde yargılama Hükümetin talebi üzerine durmuştur.
3. Komisyon temsilcisi
26. Komisyon temsilcisi talep edilen ücret ve masrafların hemen her yönden aşırı olduğunu söylemiş, ancak konuyu Mahkemenin takdirine bırakmıştır.
B. Mahkemenin kararı
27. Mahkeme başvurucular tarafından katlanılan harcamaların gerçekten yapılmış olduğuna bir itiraz bulunmadığını kaydeder. Öte yandan Mahkeme, avukatların müvekkillerini her ay ziyaret etmelerinin gerekliliği konusunda Hükümetin tereddüdüne katılmaktadır. Son olarak Mahkeme, yargılamanın çeşitli aşamalarında sunulan taleplere uygulanan artışı aşırı bulmaktadır.
Mahkeme hakkaniyete uygun bir değerlendirmeyle, başvurucuların hepsine toplam 4 milyon 500 bin Peseta takdir etmiş, Avrupa Konseyi tarafından adli yardım olarak ödenen 5 bin 876 Fransız Frangın düşülmesine hükmetmiştir.
Bu Gerekçelerle Mahkeme,
1. Üçe karşı on üç oyla, davalı devletin tazminat olarak üç ay içinde Barberaya 8 milyon, Messegueye 8 milyon ve Jabardoya 4 milyon ödemesine;
2. Oybirliğiyle, davalı devletin ücretler ve masraflar için üç başvurucuya toplam olarak, Avrupa Konseyinden adli yardım olarak alınan 5 bin 876 Fransız Frangının düşüleceği 4 milyon 500 bin Peseta ödemesine;
3. Adil karşılık konusunda diğer taleplerin reddine
Karar Vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy