(AİHS m. 5, 6)
DAVANIN ESASI
7. 1951 doğumlu bir Kamerun vatandaşı olan bay Woukam Moudefo, halen Doualada yaşamaktadır.
Başvurucu 1 Ekim 1980de, Fransada Paris yakınlarında oturduğu sırada, Saint-Brice-sous-Foret (Val-dOise)de 28 Mart 1980de bir bankada yapılan silahlı soyguna katıldığı kuşkusuyla polis tarafından gözaltına alınmıştır. Başvurucu gözaltına alınmasından iki gün sonra, Pontoisede soruşturma yargıcı önüne çıkarılmış, nitelikli hırsızlık ve öldürmeye teşebbüs suçlarından tutuklanmıştır.
8. Başvurucu, salıverilmek için bir çok kez başvurmuş, bunlardan bazılarında, başka şeylerin yanında, Sözleşmeye de dayanmıştır. Başvurucunun bu konuda yaptığı yedi başvurusu, soruşturma yargıcı tarafından 19 Aralık 1980, 21 Şubat 1981, 22 Mayıs 1981, 23 Haziran 1981, 10 Temmuz 1981, 18 Aralık 1981 ve 2 Nisan 1982 tarihlerinde reddedilmiştir. Başvurucu bu kararlardan iki tanesi aleyhine Versailles Ceza Üst Mahkemesine (Indictments Chamber) başvurmuş, ancak başvuruları 13 Ağustos 1981 ve 27 Nisan 1982 tarihlerinde reddedilmiştir. Başvurucu bunların yanında, Ceza Usul Kanununun 148(4). fıkrasına veya daha sonra 10 Haziran 1982 tarihli bir yasayla kaldırılacak olan 196(1). fıkrasına göre, bu mahkemeye dört kez doğrudan başvurmuş, ancak bunlar da 3 Temmuz 1981, 24 Şubat 1982, 8 Haziran 1982 ve 4 Ocak 1983 tarihli kararlarla reddedilmiştir. Başvurucu son olarak, bu Ceza Üst Mahkemesinin 27 Nisan 1982 ve 4 Ocak 1983 tarihli kararlarına karşı Temyiz Mahkemesine başvurmuş, bu mahkeme de temyiz başvurularını 4 Haziran 1982 ve 12 Nisan 1983 tarihlerinde reddetmiştir.
9. Başvurucu, Temyiz Mahkemesine başvurmadan önce, 7 Ocak 1983te, Yüksek İdare Mahkemesi ve Temyiz Mahkemesi Barosundan, kendisine bir avukat atamalarını istemiştir. Baro Başkanı 13 Ocakta, ceza davalarında avukat yardımının zorunlu olmadığını, ancak bir meslektaşından davayı incelemesini istediğini ve gerçekten temyiz sebebi mevcutsa, kendisine bir müdafi tayin edeceğini bildiren bir cevap vermiştir.
Sonuçta bay Woukan Moudefo, yukarıda belirtilen temyizi 26 Ocakta kendisi yapmış ve 3 Şubatta ayrıntılı dilekçesini göndermiştir. Başvurucu 19 Mart ve 12 Mayısta yeniden Baroya yazmış; Baro Başkanı da 12 Nisandaki cevabında, davayı bir meslektaşından incelemesini istediğini, 17 Mayıstaki cevabında da, söz konusu avukatın dayanılabilecek bir temyiz sebebi görmediğini belirtmiştir. Baro Başkanı ayrıca, Temyiz Mahkemesi Ceza Dairesinin, 12 Nisanda (yani önceki mektup tarihinde) temyizi reddettiğini belirtmiştir.
10. Soruşturma yargıcı 23 Aralık 1983te, başvurucu aleyhinde yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı (discharge order) vermiştir.
Başka bir olaydan dolayı Loos (Nord)da tutuklu bulunan başvurucu, 18 Ocak 1984te salıverilmiştir. Başvurucu 20 Haziran 1984te, Temyiz Mahkemesi Tazminat Kuruluna, Ceza Usul Kanununun 149. maddesi gereğince, kendisine tazminat verilmesi için başvuruda bulunmuştur. Bu maddeye göre: "
kesinleşmiş bir takipsizlik kararıyla sonuçlanan
soruşturma sırasında tutuklu bulunan kimseye, tutuklama kendisine açıkça istisnai ve özellikle ağır nitelikte zarar vermiş ise, kendisine tazminat ödenebilir."
Tazminat Kurulu 21 Şubat 1986 tarihli kararında,, her hangi bir gerekçe göstermeden. başvurucuya 30,000 Fransız Frangı ödenmesine hükmetmiştir. Başsavcılığın yazısında, yaklaşık üç yıl üç ay süren söz konusu "tutukluluk süresi"nin, açıkça uzun olduğu kabul edilmiştir.
KOMİSYONDAKİ YARGILAMA
11. Bay Woukam Moudefo, Komisyona yaptığı 8 Eylül 1983 tarihli başvuruda, hem tutukluluk süresinin uzunluğundan (Sözleşme md. 5(3)) ve hem de yargılamanın uzunluğundan (Sözleşme md. 6(1)) şikayetçi olmuştur. Başvurucu ayrıca, Temyiz Mahkemesinde bir avukat yardımı alamadığı için, Sözleşmenin 6(3)(c) bendine dayanmıştır.
12. Komisyon, başvuruyu 21 Ocak 1987de kabuledilebilir bulmuştur. Bununla birlikte Komisyon, Sözleşmenin 6(3)(c) bendine göre yapılan şikayetin, Sözleşmenin 5(4). fıkrasına göre incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.
Komisyon 8 Temmuz 1987 tarihli raporunda, bir çekimser oya karşılık on bir oyla, Sözleşmenin 5(3). fıkrasının ve 6(1). fıkrasının ihlal edildiği ve beşe karşı altı oyla, Sözleşmenin 5(4). fıkrasının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
(Dava, süresi içinde Mahkemenin önüne getirilmiştir.)
KARAR GEREKÇESİ
14. Başvurucu, 12 Temmuz 1988 tarihinde Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğüne iletilen dilekçesinde (bk. yukarıda parag. 6), Fransız Hükümetinin kendisine ödemeyi teklif ettiği 134,000 Fransız Frangı tazminatı kabul ettiğini bildirmiştir. Bu miktar, kendisine 1986da Ceza Usul Kanununun 149. maddesi gereğince ödenen 30,000 Fransız Franga (bk. yukarıda parag. 10) ilave olarak ödenecektir. Başvurucu bu miktarın, kendisi tarafından "iddia edilen her türlü maddi ve manevi zararını karşılayacak bir tazminat oluşturacağını" ve "katlanılmış olduğu bütün hukuki masrafları da karşılamış olacağı"nı kabul etmiştir. Böylece başvurucu, yukarıda belirtilen miktarın "ödenmesi halinde", Mahkeme önünde devam etmekte olan davadan "vazgeçmeyi" ve "bu konuda Fransaya karşı ulusal veya uluslararası mahkemelerde başka bir dava açmamayı" kabul etmiştir. Başvurucu, "Mahkeme davanın düşmesine karar verdikten sonra en kısa süre içinde", ödeminin yapılacağını kaydetmiştir.
Hükümet ise, Mahkemeden, bu çözümü kabul edip etmediğini ve Mahkeme İçtüzüğünün 48(2). fıkrasını uygulayıp uygulamayacağını sormuştur. Bu fıkraya göre:
"Bir Daire, bir dostane çözüme
varıldığı kendisine bildirildiği zaman, gerekli gördüğü taktirde,
Komisyon temsilcisine danışarak,
davanın düşmesine karar verebilir."
Görüşü sorulan Komisyon temsilcisi, bir görüş bildirmemiştir.
15. Mahkeme, Hükümet ile başvurucu arasında varılan dostane çözümü resmen kaydeder. Mahkeme, Sözleşmenin 19. maddesinden doğan yetkisi gereğince, kamu düzeni bakımından gerekli gördüğü taktirde, bu çözümü göz ardı edebilir.
Bu bağlamda Mahkeme, tutukluluğun uzunluğunu veya ceza davasının uzunluğunu "makullük" açısından, daha önce bir çok davada incelemiş olduğunu kaydeder (bk. 27.06.1968 tarihli Wemhoff kararı; 27.06.1968 tarihli Neumeister kararı; 10.11.1969 tarihli Stögmüller kararı; 10.11.1969 tarihli Matznetter kararı; 16.07.1971 tarihli Ringeisen kararı; 15.07.1982 tarihli Eckle kararı; 10.12.1982 tarihli Foti ve Diğerleri kararı; 10.12.1982 tarihli Corigliano kararı; 25.06.1987 tarihli Baggetta kararı; ve 25.06.1987 tarihli Milasi kararı). Böylece Mahkeme, bu alanlarda Sözleşmeci Devletlerin üstlendikleri yükümlülüklerin niteliğini ve kapsamını açıklığa kavuşturmuş durumdadır.
Bay Woukam Moudefonun, Temyiz Mahkemesinde müdafiinin bulunmamasıyla ilgili Sözleşmenin 6(3)(c) bendi bakımından yaptığı ve Komisyon tarafından Sözleşmenin 5(4). fıkrasına göre incelenen şikayet hakkında ise, Mahkemenin şimdiye kadar içtihatları, bu iki hükmün yorumu konusunda biraz rehberlik yapmıştır.
Buna göre davanın düşmesine karar verilmesi uygundur.
Bu Gerekçelerle Mahkeme Oybirliğiyle,
Davanın düşmesine
Karar Vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy