(AİHS m. 5, 6, 50)
Karar Tarihi: 25.10.1989
Başvuru no: 11400/85
DAVANIN ESASI
9. Bay Marcantonio Bezicheri, Bolognada çalışan bir avukattır.
Başvurucu, başka şeylerin yanında, 1982 yılında meydana gelen bir adam öldürmeye (aggravated murder) yardımcı olduğu gerekçesiyle, Pisa savcısı tarafından verilen bir gözaltı müzekkeresi (arrest warrant) gereğince 14 Mayıs 1983te gözaltına alınmış (arrested) ve yine savcının talimatıyla tutuklanmıştır (remanded in custody). Başvurucunun mesleki faaliyetlerini yürütürken, katiller ile cezaevinde bulunan suça azmettirici (instigator of the crime) arasında aracı (intermediary) olarak hareket ettiği iddia edilmiştir.
Gözaltına alındığı ilk üç gün içinde, savcılık "resmi" soruşturma açılmasını (formal investigation) istemiştir.
10. Başvurucu 18 Mayıs 1983te Pisa soruşturma yargıcı tarafından sorgulandıktan sonra, başvurucunun avukatı Ceza Usul Kanununun 269. maddesine göre, yeterli delil olmadığı gerekçesiyle müvekkilinin salıverilmesi için başvurmuş; alternatif olarak, Bay Bezicherinin "evde gözaltında" (house arrest) tutulmasını talep etmiştir. Soruşturma yargıcı, savcılığın talebi doğrultusunda, bu taleplerden birincisini müzekkerenin "sağlam gerekçelere dayandığını" düşündüğü için, ikincisini de kabuledilemez bulduğu için, 6 Haziran'da reddetmiştir.
11. Bay Bezicherinin avukatı 6 Temmuz 1983te, başvurucunun bir kez daha salıverilmesi; bunun reddedilmesi halinde, "evde gözaltına tutulması" için başvurmuştur. Avukat bu başvurusunu 6 Ekim 1983te tekrarlamıştır. Ayrıca Bay Bezicherinin cinayeti organize edenlerle cezaevlerinde görüşüp görüşmediğinin tespit edilmesi için, çeşitli cezaevlerinin ziyaretçi defterlerinin incelenmesi ve on bir kişinin ifadelerinin alınması istenmiştir.
Soruşturma yargıcı, çoğu Ekim 1983ten sonra olmak üzere bir dizi soruşturma işlemi yapmıştır. Soruşturma yargıcı, 30 Temmuz, 12, 19, 22 ve 26 Ekim ile 3 Kasım ve 9 Aralık 1983 tarihlerinde belirli sayıdaki tanıkları sorgulamış veya talimatla (rogatory commission) sorgulanmalarını sağlamış; 21 Eylül ve 5 Ekim 1983 tarihlerinde de çeşitli araştırma işlemleri yapması için polise talimat vermiştir. Polis, soruşturma yargıcına 10 Ekim'de bir rapor iletmiştir.
Soruşturma yargıcı, Bay Bezicherinin 6 Temmuz'daki salıverilme (veya "evde gözaltında" tutulma) başvurusunu, savcılığın 12 Aralık'taki talebine uygun olarak, 22 Aralık'ta reddetmiştir.
12. Bay Bezicheri ertesi gün, bu karara karşı Ceza Usul Kanununun 272bis maddesine göre Pisa Bölge Mahkemesine başvurmuş; bu mahkeme, bu kararı esastan inceledikten sonra, 13 Ocak 1984te onaylamıştır. Bu mahkemenin kararı başvurucuya 6 Şubat'ta tebliğ edilmiştir.
13. Başvurucu bu kararı 8 Şubat 1984te temyiz etmiştir (appeal on points of law). Başvurucu, başka şeylerin yanında, Sözleşmenin 5. ve 6. maddelerine dayanan temyiz gerekçelerini, 18 Şubat ve 17 Nisan tarihlerinde sunmuştur. Temyiz Mahkemesi (Court of Cassation), Başsavcılığın talebine uygun olarak, bu temyizi 30 Temmuz 1984te reddetmiştir.
Soruşturma yargıcı, savcılığın onayıyla, Bay Bezicheriyi 11 Temmuz'da "evde gözaltına" almıştır.
14. Başvurucu hakkında açılmış olan ceza soruşturması, Florence Ceza Üst Mahkemesi tarafından 2 Şubat 1988de verilen kovuşturmaya yer olmadığı (no case to answer) kararıyla sona ermiştir. Bu arada başvurucu, Haziran 1985te tamamen özgürlüğüne kavuşmuştur.
KOMİSYONDAKİ YARGILAMA
15. Bay Bezicheri, 18 Ocak 1985 tarihinde Komisyona yaptığı başvuruda, Sözleşmenin 5(2) ve(4). fıkraları ile 6, 9, 10 ve 11. maddelerinin ihlalinden ötürü mağdur olduğunu iddia etmiştir. Başvurucu Sözleşmenin 5(4). fıkrasıyla ilgili olarak, 6 Temmuz 1983 tarihli salıverilme talebi hakkında, İtalyan mahkemeleri tarafından "süratle" karar verilmediğini ileri sürmüştür.
16. Komisyon 4 Mart 1987 tarihinde, başvuruyu bu son şikayet bakımından kabuledilebilir bulmuş ve geri kalan bölümünü kabuledilemez bulmuştur.
Komisyon 10 Mart 1988 tarihli raporunda, bir üyenin yokluğunda, üçe karşı on üç oyla, söz konusu muhakemenin, Sözleşmenin 5(4). fıkrasının gerektirdiği şekilde "süratle" yapılmadığı sonucuna varmıştır.
(Dava, süresi içinde Mahkemenin önüne getirilmiştir.)
KARAR GEREKÇESİ
I. Sözleşmenin 5(4). fıkrasının ihlali iddiası
18. Bay Bezicheriye göre, 6 Temmuz 1983 tarihli başvuru (bk. yukarıda parag. 11), Sözleşmenin 5(4). fıkrası anlamında "süratle" incelenmemiştir. Bu fıkra şöyledir:
"Gözaltına alma veya tutma nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılan bir kimse, tutulmasının hukukiliği hakkında süratle karar verebilecek ve tutulması hukuki değilse salıverilmesine hükmedebilecek bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptir."
Hükümet bu görüşe karşı çıkmış, Komisyon ise katılmıştır.
19. Her ne kadar Hükümet, bu başvurunun belirli pasajlarına ve burada yer alan nihai talebe dayanarak aksi görüşü savunsa da, Mahkemeye göre bu başvuru, sadece ek soruşturma tedbirlerinin yapılmasını amaçlamış değildir. Öncelikle bu başvuru, başvurucunun tutulmasının hukukiliğine itirazı amaçlamıştır. Bu durum, başvurunun başlığından (bk. yukarıda parag. 11) ve içindeki birçok cümleden bellidir. Dahası İtalyan mahkemeleri sürekli olarak, bunu bu şekilde yorumlamışlardır (bk. yukarıda parag. 12-13).
20. Bay Bezicheri 14 Mayıs 1983te, savcılığın talimatları üzerine gözaltına alınmış ve tutuklanmış (placed in detention on remand); savcılık dosyayı, "resmi" soruşturma açması talebiyle üç gün içinde soruşturma yargıcına iletmiştir (bk. yukarıda parag. 9).
Soruşturma yargıcı, bağımsızlığı ve yaptığı muhakeme işlemlerindeki güvenceleri açısından, Sözleşmenin 5(4). fıkrası anlamında bir "mahkeme"dir; bu konu, Mahkeme önünde tartışma konusu edilmemiştir (bk. ayrıntılardaki farklılıklara birlikte 30.03.1989 tarihli Lamy kararı, parag. 27-29). Soruşturma yargıcı başvurucuyu 18 Mayıs 1983 tarihinde sorguladıktan sonra, başvurucunun salıverilme talebini, müzekkerenin sağlam gerekçelere dayandığı görüşüyle, 6 Haziran'da reddetmiştir. Böylece, tutmanın (detention) hukukiliğinin ilk denetimini yapmıştır.
Ne var ki bu hususta daha ileri bir aşamada yeni sorunlar doğabilir. Dolayısıyla Mahkeme, başvurucunun sonradan, "makul bir aralık"ın ardından, devam eden "tutulması"nın (tutukluluğunun) hukukiliği hakkında "süratle" karar verecek bir "mahkeme"ye "dava" açma imkanına sahip olup olmadığını belirlemek durumundadır (bk. diğerleri arasında, 23.02.1984 tarihli Luberti kararı, parag. 31-32).
6 Temmuz 1983te soruşturma yargıcına yapılan başvurunun, böyle bir "dava"yı (proceedings) başlattığına ve bunun bir "mahkeme"ye yapıldığına kuşku yoktur; fakat diğer iki şartın, yani davanın "makul aralıklarla" açılması ve "süratle" görülmesi, Mahkeme önünde tartışma konusudur.
21. Hükümet, birinci başvurunun reddedilmesinin hemen ardından, başvurucunun 6 Temmuz 1963te ikinci başvuruyu yapmasını "makul" görmemektedir. Hükümete göre, ilgili yargıcın resen yapması gereken denetimle birleşen tutuklamanın niteliği, diğer özgürlükten yoksun bırakma biçimlerine, örneğin zihinsel engelli kişilerin tutulmasına göre, daha uzun bir aralıkla denetim yapılmasını haklı kılmaktadır.
Mahkemeye göre tutuklamanın niteliği, kısa aralıklarla denetim yapılmasını gerektirmedir. Sözleşmede (md. 5(3)), tutuklamanın kesinlikle sınırlı bir süre olması şeklinde bir varsayım yer almaktadır; çünkü esas itibarıyla tutuklamanın varlık nedeni, süratle yapılması gereken bir soruşturmanın gerekleriyle ilgilidir. Mevcut olayda, bir aylık bir aralık makuldür.
Yine Hükümet, başvurucunun 6 Temmuz'da soruşturma yargıcına bir kez daha salıverilme başvurusunda bulunmak yerine, 6 Haziran tarihli karara karşı bir itirazda bulunarak (Ceza Usul Kanunun md 272 bis) veya tutuklamayla ilgili sorunları görmekle görevli bir mahkeme olan Tribunale della Libertaya doğrudan bir dava açarak (bk. Komisyon raporu, parag. 26), bu karara karşı çıkabileceğini vurgulamıştır.
Bu argüman, 6 Temmuz'da yapılan başvurunun (bk. yukarıda parag. 19), aynı zamanda bazı soruşturma işlemleri yapılmasını da istediğini gözardı etmektedir. Bay Bezicheri için bu tedbirlerin amacı, kendisini cezaevinde tutmanın ikna edici hiçbir sebebinin bulunmadığını göstermektir; bu amacını, Hükümetin sözünü ettiği diğer iki usulle gerçekleştiremezdi.
Dahası, birbirinden hukuken farklı ve fakat neticede aynı amaca yönelik olan bu iki usulün eş zamanlı olarak veya ard arda kullanılması, zaman kaybına sebep olabilirdi; bu da, davanın "süratle" görülmesi şartıyla pek bağdaşmazdı.
22. Davanın bir "mahkeme" tarafından "süratle" görülmesi şartına uygunluk meselesiyle ilgili olarak Mahkeme ilk önce, 6 Temmuz 1983te başvurunun yapılmasıyla başlayıp 22 Aralık'ta soruşturma yargıcı tarafından reddedilmesiyle sonuçlanan, yaklaşık beş buçuk aylık süreyi (bk. yukarıda parag. 11) inceleyecektir.
23. Komisyona göre bu dava "süratle" görülmemiştir.
Hükümet bu görüşü çürütebilmek için, ilk olarak, soruşturma yargıcının 12 Ekim 1983 tarihinden çok daha önce, işe özen gösterdiğini söylemiştir; bu tarih, görüşlerini tarafların sunduğu bilgilere dayandıran Komisyona göre, başvurucunun talep ettiği soruşturma tedbirlerinden ilkinin tamamlandığı tarihtir (bk. Komisyon raporu, parag. 20 ve 47).
Bu durum, Komisyonun görüşünü geçersiz kılmamaktadır; çünkü soruşturma yargıcı, 12 Ekim 1983ten sonra yaptığı işlemlerden çok daha azını bu tarihten önce yapmıştır (bk. yukarıda parag. 11/2).
24. Hükümete göre, 6 Temmuz 1983 tarihli başvurunun melezliği (hybrid) ve başvurucu tarafından yapılması istenen soruşturma işlemlerinin sayısı ve karmaşıklığı, mevcut olayda ortaya çıkan gecikmeyi haklı göstermektedir.
Komisyon gibi Mahkeme de, olayın soruşturmakla görevlendirilen soruşturma yargıcının gerekli araştırmaları yürütmek için belirli bir zamana ihtiyaç duyduğunu kabul etmektedir. Ancak bu soruşturmalar, toplam uzunluğu Sözleşmenin 5(4). fıkrasıyla bağdaşmayan bir döneme yayılmıştır.
25. Yine Hükümetin görüşüne göre, soruşturma yargıcının söz konusu dönemde ağır iş yükü bulunmaktadır. Bu durumda soruşturma yargıcı, çok sayıda ve duyarlı konu üzerinde ve ayrıca bazıları tutuklu sanıklarla ilgili olan diğer olaylara yoğunlaşmak için, başlangıçta Bezicheri olayıyla ilgili faaliyetlerini sınırlı tutması nedeniyle eleştirilemez.
Mahkeme, Sözleşmenin, Sözleşmeci Devletlerin mahkemelerini çeşitli şartlara uygun davranabilmeleri sağlamak için, hukuk sistemlerini organize etmelerini gerektirdiğini kaydeder (bk. diğer kararlar arasında Sözleşmenin 6(1). fıkrasındaki "makul süre"yle ilgili olarak, 25.06.1987 tarihli Milasi kararı, parag. 18).
26. Yukarıda anlatılanlardan çıkan sonuca göre, 6 Temmuz 1983 tarihli başvuru, soruşturma yargıcı tarafından Sözleşmenin 5(4). fıkrasının gerektirdiği şekilde "süratle" incelenmemiştir. Bu sonuç, Mahkemenin ayrıca, Pisa Bölge Mahkemesi ile Temyiz Mahkemesi önündeki daha sonraki muhakemeyi (bk. yukarıda parag. 12-13) incelemesini gereksiz kılmaktadır.
II. Diğer ihlal iddiaları
27. Başvurucu, Komisyonun 4 Mart 1987de kabuledilemez bulduğu şikayetleri (bk. yukarıda parag. 15-16) tekrarlamış ve bazı yeni şikayetler ileri sürmüştür. Fakat Mahkeme bunları dinleme yetkisine sahip değildir; çünkü bunlar kabuledilebilirlik kararının dışında kalmaktadırlar (bk. diğerleri arasında, 18.12.1986 tarihli Bozano kararı, parag. 62 ve 07.07.1989 tarihli Soering kararı, parag. 115).
III. Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması
28. Başvurucu, Sözleşmenin 50. maddesine göre adil karşılık istemiştir. Bu madde şöyledir:
"Mahkeme, bir Sözleşmeci Tarafın resmi makamları veya diğer makamları tarafından verilen bir kararın veya yapılan bir tasarrufun tamamen veya kısmen bu Sözleşme ile üstlendiği yükümlülüklere aykırı olduğunu tespit ederse ve bu Sözleşmeci Tarafın iç hukuku verilen kararın veya yapılan tasarrufun sonuçlarını ancak kısmen onarmaya imkan veriyorsa, Mahkeme gerekli gördüğü takdirde zarara uğrayan tarafa adil bir karşılık ödenmesine hükmedebilir."
Bay Bezicheri, ulusal mahkemelerde bir tazminat davası açmıştır. Ancak, kendisinin Mahkemeye verdiği bilgiye göre bu tazminat davası, mevcut kararın kapsamı dışında bir sorun olan tutukluluğun hukukiliğiyle ilgili olup, 6 Temmuz 1983 tarihli salıverilme başvurusunun görülmesindeki gecikmeyle ilgili değildir. Bu durumda, Hükümetin de tavsiye ettiği gibi, bu konuda karar verilmesini saklı tutmak gerekli değildir.
A. Zararlar
29. Bay Bezicheri ilk olarak, maddi zararlarına karşılık 270,000,000 Liret istemiştir. Ancak başvurucu bu talebini Sözleşmenin 5(4). fıkrasının ihlaliyle ilgili olmayan şartlara dayandırdığından, Mahkeme bu talebi incelemeyecektir.
Başvurucu ayrıca manevi tazminat olarak 1,650,000,000 Liret talep etmiştir. Mahkeme, söz konusu muhakemenin "süratle" yapılmamış olmasının belirli bir ölçüde manevi zarara sebep olmuş olabileceğini kabul etmektedir. Ancak bu olayda Sözleşmenin gereklerine uygun davranılmadığının tespit edilmiş olması, yeterli bir adil karşılık oluşturmaktadır.
B. Ücretler ve masraflar
30. Başvurucu, Komisyon ve Mahkeme önündeki yargılamada katlandığı ücretler ve masrafları geri alma hakkından feragat etmiştir. Öte yandan başvurucu, kendisini ulusal mahkemeler önünde savunan avukatların ücretleri için 80.000.000 Lireti hak ettiğini düşünmektedir. Ancak bu talebin hiçbir şekilde, Mahkeme önündeki davanın tek konusu olan 6 Temmuz 1983 tarihli başvurunun incelenmesi için yapılan muhakemeyle ilgili olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu Gerekçelerle Mahkeme Oybirliğiyle,
1. Sözleşmenin 5(4). fıkrasının ihlaline;
2. Başvurucunun diğer şikayetlerini inceleme yetkisi bulunmadığına;
3. Başvurucunun tazminat ile ücretler ve masraflarının geri ödenmesi taleplerinin reddine ve mevcut kararın kendisinin, Sözleşmenin 50. maddesi bakımından adil bir karşılık oluşturduğuna
Karar Vermiştir.
Yargıç Pinheiro Farinha tarafından yapılan beyan:
Kararın 21. paragrafındaki ifade tarzını kabul ediyorum; fakat "kesinlikle sınırlı bir süre" deyiminin "mümkün olduğu kadar kısa" anlamına geldiğini düşünüyorum.
SONKARARIN YERİNE GETİRİLMESİ
BAKANLAR KOMİTESİ: DH (90) 12; 14.05.1990
Hükümetin verdiği bilgiye göre: 24 Ekim 1989 tarihinde yürürlüğe giren yeni Ceza Usul Kanununun 299. maddesinin üçüncü fıkrasına göre salıverilme talebinde bulunan bir sanığın başvurusu hakkında yargıç beş gün içinde karar vermek zorundadır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy