(AİHS m. 6, 50)
Başvuru no: 11454/85
USUL VE ESAS
1. Bu dava, 18 Temmuz 1988 tarihinde İnsan Hakları Avrupa Komisyonu tarafından ve 15 Eylül 1988 tarihinde Hollanda Hükümeti tarafından Mahkeme önüne getirilmiştir. Dava, bir Yugoslav vatandaşı olan Slobodan Kostovski tarafından 1985te Hollanda Krallığı aleyhine Komisyona yapılan başvurudan kaynaklanmıştır.
2. Mahkeme 20 Kasım 1989 tarihinde esas hakkında verdiği kararda, başvurucunun silahlı soygun suçundan mahkumiyetinin büyük ölçüde kimliği açıklanmayan iki tanığın beyanlarına dayandırılmış olmasının, Sözleşmenin 6(1). fıkrasıyla birlikte ele alınan 3(d) bendinin ihlaline yol açtığı sonucuna varmıştır. (bk. 20.11.1989 tarihli Kostovski - Hollanda (Esas hk) kararı, parag. 37-45 ve 1. numaralı hüküm fıkrası).
Geriye sadece, Sözleşmenin (eski) 50. maddesinin uygulanması kalmıştır. Davanın esasıyla ilgili olarak esas hakkındaki kararın 9-34. paragraflarına gönderme yapılabilir.
3. Başvurucu, Mahkemenin bir ihlal tespit etmesinin, delil yetersizliğinden beraat etmiş olması gerektiği anlamına geldiğini belirterek, mahkumiyetinden sonra Hollandada haksız yere hapis edilmesi nedeniyle manevi zararı için 150,000 Hollanda Gulden tazminat talep etmiştir.
Mahkeme esas hakkındaki kararında, iddia edilen zarar ile tespit edilen ihlal arasında yeterli nedensellik bağı bulunmadığını şeklindeki Hükümetin savunmasını kabul etmemiştir. Ancak Mahkeme, Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanmasının karara henüz hazır olmadığını, çünkü tarafların, ihlalin sonuçları için Hollanda hukukunun bir giderim sağlayıp sağlamadığı, sağlıyorsa hangi ölçüde sağladığı konusunda bir bilgi sunmadıklarını belirtmiştir. Böylece Mahkeme, bu sorunu bütünüyle saklı tutmuş ve Hükümet ile başvurucuyu ileriki üç ay içinde bu mesele hakkındaki görüşlerini sunmaya ve özellikle aralarında varabilecekleri bir anlaşmadan haberdar etmeye davet etmiştir (bk. Esas hk. karar, parag. 48 ve 2 numaralı hüküm fıkrası).
4. Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğü 19 Şubat 1990 tarihinde Hükümet temsilcisinden 14 Şubat 1990 tarihli şu yazıyı almıştır:
Hollanda Krallığı Hükümeti, Mahkemenin Kostovski kararına dayanarak, bu davada Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması konusunda aşağıdaki görüşlerini sunmaktadır.
Hükümet, adı geçen kararın 47. paragrafında bay Kostovskinin talebine uygun olarak, Hollandada hapisliği nedeniyle gördüğü manevi zarar için adil karşılık olarak kendisine 150,000 Hollanda Guldeni ödemeye hazırdır.
Bu yazının bir kopyası başvurucunun avukatına gönderilmiş, Yazı İşleri Müdürlüğüne avukattan 13 Mart tarihli şu yazıyı 16 Martta almıştır:
22 Şubat 1990 tarihli yazınıza atfen, size bay Kostovskinin, Hollandada hapisliği nedeniyle manevi zararına için adil karşılık olarak Hollanda Hükümetinin önerdiği 150,000 Guldeni kabul etmek istediğini bilmenizi isterim.
Başvurucunun avukatı 23 Martta ve Hükümet temsilcisi de 26 Martta, bu iki mektubun, başvurucunun Sözleşmenin 50. maddesi bakımından taleplerinin dostane çözümü şeklinde anlaşılması gerektiğini teyid etmişlerdir.
5. Komisyon temsilcisiyle 26 Mart 1990 görüşülmüş ve kendisi bir itirazının olmadığını belirtmiştir.
6. Aynı gün Mahkeme bu davada duruşma yapmamaya karar vermiştir.
KARAR GEREKÇESİ
7. Sözleşmenin (eski) 50. maddesi şöyledir:
Mahkeme, Sözleşmeci Tarafların resmi makamları veya diğer makamları tarafından verilen bir kararın veya yapılan tasarrufun tamamen ya da kısmen bu Sözleşmeyle üstlendiği yükümlülüklere aykırı olduğu sonucuna varırsa, ve bu Sözleşmeci Tarafın iç hukuku, bu karar veya tasarrufun sonuçlarını kısmen onarmaya imkan veriyorsa ve gerekli gördüğü takdirde zarara uğrayan tarafa adil bir karşılık ödenmesine hükmedebilir.
Mahkeme esas hakkındaki kararını vermesinden bu yana, Hükümet ile başvurucu arasında, başvurucunun 50. madde konusundaki talepleri hakkında bir dostane çözüme varıldığı bildirilmiştir. Mahkeme, uzlaşmaya varılan hükümlerin niteliği ile Komisyon temsilcisinin itirazının bulunmadığını dikkate alarak, varılan çözüm, Mahkeme İçtüzüğü 53(4). fıkrası anlamında hakkaniyete uygun olduğunu tespit etmektedir. Mahkeme dostane çözüm hakkında resmi notunu almakta ve yine aynı maddeye göre bu davanın düşmesine karar verilmesini uygun olacağı sonucuna varmaktadır.
Bu Gerekçelerle Mahkeme OYBİRLİĞİYLE,
Davanın düşmesine
Karar Vermiştir.
SONKARARIN YERİNE GETİRİLMESİ
BAKANLAR KOMİTESİ: DH (94) 47
Birleşik Krallık Hükümeti Mahkeme'nin KOSTOVSKI davasında verdiği kararların sonucu olarak hükmedilen miktarı ödediğini ve çeşitli tedbirler aldığını Komiteye bildirmiş, Komite de Sözleşme'nin 54. maddesindeki görevini yerine getirdiğine karar vermiştir.
Hükümetin verdiği bilgiye göre: Ceza Usul Kanununda çeşitli değişiklikler yapan bir yasa, 11 Kasım 1993 tarihinde kabul edilmiş ve 1 Şubat 1994 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu yasa, kimliğini açığa çıkarmadan tanıklık yapabilecek olanları ve bu tür bir tanıklığın ceza davasında kullanılması sırasında sanığın haklarının korunması için kullanılacak usulleri yeniden düzenlemektedir. Hollanda Hükümeti bu değişikliklerin, Mahkeme'nin Kostovski davasında tespit ettiği ihlallerin tekrarlanmasını önleyeceği görüşündedir.
Adlarını, yaşlarını, mesleklerini, ikamet ettikleri yerleri, sanıkla olan ilişkilerini açığa çıkarmadan tanıklık yapabilecek olanlar, Ceza Usul Kanununun 190. maddesinde gösterilmiştir. Bu kişiler ya (136.c ve 226.a maddelerinde tanımlanan) "tehdit altında olan tanıklar" kategorisine veya tanıklık yapmaları halinde sorunlarla karşılaşabilecek olan veya mesleklerini icra etmeleri engellenecek olan kişiler kategorisine girerler.
Bir kimsenin kimliğini açığa çıkarmamasına tanığın kendisi, iddia makamı ve savunma tarafı dinlendikten sonra soruşturma yargıcı tarafından karar verilir. Bu karara karşı itiraz yolu açıktır (Madde 226.a).
"Tehdit altında olan tanığın" ifadesinin alınması usulü, Ceza Usul Kanununun 226.b-f maddesinde düzenlenmiştir: Soruşturma yargıcı tarafından bir duruşma yapılır; yargıç sorgu sırasında savunma tarafının bulunmamasına karar verecek olursa, iddia makamı da duruşmadan çıkarılır. Ancak daha sonra tanığın ifadesinden iddia ve savunma tarafları bilgilendirilir ve haberleşme aracı vasıtasıyla veya yazılı olarak tanığa sorular sormaları sağlanır. Eğer soruşturma yargıcı gönderilen bir soruya verilen bir yanıtın iletilmesine izin vermeyecek olursa, duruşma tutanağına sadece sorunun yanıtlandığı ibaresi konur.
Savunma tarafı, "tehdit altında olan tanığın" son soruşturma sırasında duruşmaya çıkmasını talep edecek olursa, Yasanın 226. maddesinde belirtilen usule göre soruşturma yargıcı tarafından tanık ifadesi alınır.
Kimliği açıklanmayan tanıkların verdikleri ifadelerin yargılamada delil olarak kabul edilebilmesi şu şartlara bağlıdır: 1. ilgili kişi "tehdit altında olan tanık" biçimde görülmüş olmalı, 2. yargılama konusu suç tutuklamayı gerektirecek ağırlıkta olmalı ve örgütlü bir suç faaliyetiyle veya sanığın işlediği kamu düzenini ciddi surette ihlal eden bir başka suçla bağlantılı olarak (md. 342) işlenmiş bir suç olmalıdır. "Tehdit altında olan tanığın" Ceza Usul Yasasının 226. maddesi gereğince alınan ifadesi, son soruşturmadaki duruşmada okunur ve bu ifade son soruşturma duruşmasında verilmiş kabul edilir (md. 295). Kimliği açıklanmayan diğer tanıkların verdikleri ifadeler, sadece bu ifadeleri destekleyen güçlü delillerin bulunması ve savunma tarafının tanığın sorgulanmasını istemediği hallerde kullanılabilir (md. 334).
"Tehdit altında olan tanığın" ifadesi veya kimliği açıklanmaya diğer kişilerin ifadeleri, başka destekleyici deliller bulunmadıkça tek başlarına sanığın suçluluğu için yeterli kanıt oluşturmaz (md. 344.a). Ayrıca, böyle bir kimsenin ifadesinin delil olarak kullanılması halinde, bunun sebepleri kararda gösterilir (md. 360). (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy