(AİHS m. 5, 6, 8, 13, 50)
DAVANIN ESASI
I. Dava konusu olaylar
A. Laffertynin yargılanması
8. 1980li yılların başlarında Glasgowda, birbirine hasım gruplar arasındaki ciddi olaylar, sanayi tesislerine silahlı saldırılara kadar varmış; bunun ardından bir apartmana atılan yangın bombası sonucu, aynı aileden altı kişi ölmüştür.
9. Hazırlık soruşturması sırasında, 1960 doğumlu bir Britanya vatandaşı olan ve Glasgowda ikamet eden Bay Grangerın polis tarafından ifadesi alınmıştır. Bay Granger, 23 ve 25 Mayıs 1984 tarihli imzalı beyanlarında, bu suçların nasıl işlendiğine dair ayrıntılı bilgi vermiş ve bu olaylardan sorumlu olarak Thomas Lafferty ve diğer altı kişinin isimlerini söylemiştir. Bu ifade, savcılık tarafından önemli bir ifade olarak görülmüş ve diğer kişiler hakkında soruşturma kararı için başlıca dayanak olarak kabul edilmiştir. Yargılama başlayıncaya kadar başvurucunun güvenliğinin sağlanması için gerekli tedbirler alınmıştır.
10. Thomas Lafferty ve diğer altı kişi hakkında, başka suçların yanında, yangın çıkarma ve adam öldürme suçlarından yargılama, Glasgow Ağır Ceza Mahkemesinde (High Court of Justiciary), Eylül 1984te başlamıştır. Bay Granger, savcılığın başlıca tanığı olarak hazır bulunmuştur. Ancak Bay Granger tanık kürsüsünde, bu suçlarla ilgili herhangi bir konuda hiçbir şey bilmediğini söylemiştir. Başvurucu ayrıca, yukarıda geçen ifadeleri verdiğini inkar etmiş, bu ifadelerin polis tarafından düzenlendiğini ve imzalaması için kendisine baskı yapıldığını iddia etmiştir.
B. Başvurucunun yalan tanıklıktan (perjury) yargılanması
11. Bundan kısa bir süre sonra başvurucu, yalan tanıklıktan gözaltına alınmış ve iddianameyle açılan dava üzerine Adliye Mahkemesinde yargılanmıştır. Başvurucu yargılama öncesinde ve yargılama sırasında tutuklu kalmıştır. Özetle aleyhindeki isnatlara göre başvurucu, Laffertyin yargılanması sırasında ifade verirken gerçeğe aykırı olarak:
(a) kendisi tarafından çizilmiş olan bir plan üzerine bazı işaretleri, kendi inisiyatifi ile değil ama polisin talimatı üzerine koyduğunu söylemiştir;
(b) yangın çıkarma konusunda polise 23 Mayıs 1984te ayrıntılı ifade verdiğini inkar etmiştir;
(c) adam öldürmeleri konusunda polise 25 Mayıs 1984te ayrıntılı ifade verdiğini inkar etmiştir;
(d) polisten baskı ve cebir gördüğünü ve polis tarafından önceden hazırlanmış beyanları imzalamaya zorlandığını iddia etmiştir;
(e) avukatına, polislerin cebir ve şiddetine maruz kaldığını ve iradesi hilafına bir beyanı imzalamaya zorlandığını söylemiştir.
12. Başvurucu, savunmasının avukatı tarafından hazırlanması ve yargılama sırasında kıdemli ve genç avukatlar tarafından temsil edilmesi için adli yardım almıştır.
İsnat edilen suçların ağırlığı kıdemli bir savcının hazır bulunmasını gerektirdiğinden ve öte yandan en kıdemli Başsavcı vekili de Laffertynin yargılanmasında iddia makamında bulunmuş olduğundan ve başvurucunun yargılanmasında tanık olarak bulunacağından, iddia makamında İskoçya Başsavcısı yer almıştır (bk. aşağıda parag. 29).
Glasgow Ağır Ceza Mahkemesinde Şubat 1985te dört hafta süren yargılama sonunda, Bay Granger, aleyhindeki birinci, ikinci ve dördüncü isnatlardan suçlu bulunmuş, beşinci isnaddan suçlu bulunmamış; üçüncü isnadın kanıtlanamadığına karar verilmiştir. Başvurucu, beş yıl hapis cezasına mahkum edilmiştir.
Dava mahkemesi yargıcı, adli yardım sistemine göre ödenecek ücretleri belirlerken, bu davanın istisnai uzunlukta, karmaşıklıkta ve zorlukta bir dava olduğunu ifade etmiştir.
C. Başvurucunun mahkumiyet kararına karşı üst başvurusu
13. Başvurucunun müdafii daha sonra, mahkumiyet kararına karşı üst başvuruda bulunma niyetini ima eden bir dilekçe vermiştir (bk. aşağıda parag. 27). Yalan tanıklık yargılaması için verilmiş olan adli yardım, bu çalışmayla birlikte, müdafiden (solicitor) üst başvurunun başarı şansı hakkında alınacak tavsiyeyi, yine bir başka müdafiden (counsel) aynı konuda görüş alınmasını, müdafiinin (councel) üst başvuru sebeplerini gösteren bir yazı hazırlamasını, üst başvuruda bulunulmasını ve üst yargılama duruşmasında temsil etmek üzere adli yardım için bir başvuru yapılmasını kapsamaktadır.
14. Hukuki yardım için yeterli mali kaynağı bulunmayan Bay Granger namına, İskoçya Barosu Yüksek Mahkeme Adli Yardım Komitesine, 6 Haziran 1985te böyle bir başvuru yapılmıştır (bk. aşağıda parag. 30). Bu başvuruya, kısa bir talep yazısı (memorandum), üst başvuru sebeplerine dair ilave bir beyanla birlikte üst başvuru notunun bir kopyası ve başvuru aleyhindeki davada yargıcın jüriye yaptığı özet eklenmiş; daha sonra iddianamenin bir kopyası ve başvurucunun önceki mahkumiyetlerine dair bir not da verilmiştir.
15. Komite, önündeki materyali yetersiz görmüş ve başvurucunun müdafiinin (solicitor), üst başvurunun başarı şansına ilişkin diğer müdafiden (counsel) aldığı bir görüşü sunmasını istemiştir. Bu istek 4 Temmuz 1985te yerine getirilmiştir.
Müdafii (solicitor) aslında daha önce, daha 14 Mayıs 1985te, Bay Grangerı yargılamada temsil etmiş olan kıdemli ve genç müdafilerden (counsel) bu konuda bir görüş almıştır; özellikle kıdemli müdafii, Adliye Mahkemesi önünde bu tür üst başvuruları sunma konusunda önemli ölçüde tecrübeye sahiptir. Bu konuda görüş verenler, üst başvuruda bulunulmasını tavsiye edemeyecekleri sonucuna varmışlardır. Onların görüşüne göre, belirtilebilecek olan iki üst başvuru sebebi de, üst başvurunun makul bir başarı şansına sahip olması konusunda yeterince sağlam değildir; her halükarda, hukuka aykırılık (miscarriage of justice) bulunduğuna dair mahkemeyi ikna için gerçek bir başarı şansı yoktur (bk. aşağıda parag. 26).
Müdafi (solicitor) Komiteye ayrıca, Edinburgdaki çalışanlarına gönderdiği ve diğer müdafiinin (counsel) görüşlerine katılmadığını belirttiği 23 Mayıs 1985 tarihli bir mektubu da sunmuştur. Müdafii 5 Şubat 1985te, başvurucunun yargılanması sırasında kullanılmak amacıyla bir psikiyatr raporu almıştır. Bu raporda başvurucunun ortalama bir zihinsel düzeye sahip olduğu, fakat İngilizceye hakimiyetinin zayıf olduğu, yazılı materyalleri anlama yeteneğinin düşük olduğu belirtilmiştir. Müdafii bu raporu Komiteye iletmemiştir. Müdafii, Komiteye sunduğu belgeler arasında, müvekkilinin entelektüel veya dilsel sınırlarından da söz etmemiştir.
16. Komite 11 Temmuz 1985 tarihinde verdiği ve kesin olduğu söylenen kararında, Bay Grangerın üst başvuru için esaslı sebepleri bulunduğuna ikna olmadığından, başvurucunun talebini reddetmiştir bk. aşağıda parag. 31).
17. Başvurucu buna rağmen, müdafiinden (solicitor) tavsiye ve yardım almaya devam etmiş ve üst başvuruda bulunmaya karar vermiştir. Üst başvuru sebepleri, müdafiinin (councel) Mayıs 1985 tarihli görüşündeki (bk. yukarıda parag. 15) sebeplerle aynıdır. Başvurucu, özetle aşağıdaki şekilde hukuka aykırılıklar (bk. aşağıda parag. 26) bulunduğunu ileri sürmüştür:
(a) dava yargıcı, 23 Mayıs 1984te bir polis memurunun çapraz sorgulanması sırasında, savunma makamı tarafından izlenen yolun yararsız (incompetent) ve ilgisiz (irrelevant) olduğu yorumunu yaparak müdahalede bulunmuş olup, bu da jüriyi daha baştan ve yanlış bir şekilde yönlendirmiştir;
(b) yargıç, başvurucunun 23 Mayıs 1984te verdiği ifadeyi, bunun bir hazırlık soruşturması (precognition) niteliğinde olduğu, yani soruşturmanın ileri safhasında potansiyel tanık olacak bir kişi tarafından verilmiş bir ifade olduğu için kabuledilemez bulunduğuna dair savunma makamının itirazına rağmen, delil olarak kabul etmekle hata etmiştir;
(c) yargıç, aynı ifadenin kabuledilebilirliği konusunda bir başka itirazı, yani bu ifadenin başvurucuya isnat edilmemiş suçların delili olduğuna ve bunun önyargıya yol açacağına dair itirazı reddetmekle hata etmiştir;
(d) yargıç, bir polis memurunun amirlerinin başvurucuyu sadece bir tanık olarak kullanmak isteyeceklerine samimiyetle inanmış ise, başvurucudan yukarıdaki ifadeyi ve belirli bir krokiyi almadan önce, başvurucunun bir suç isnadıyla karşılaşmayacağını söylemiş olmasının gayri adil olmayacağı şeklinde jüriyi yönlendirmekle hata etmiştir;
(e) yargıç, başvurucu tarafından Lafferty yargılamasında verilen ifadenin "önemli" (material) olmadığına ve bu nedenle yalan tanıklık isnadı için bir temel oluşturmayacağına dair savunmayı reddetmekle hata etmiştir.
18. Üst başvuru yargılaması, üç yargıçlı üst mahkeme olarak Edinburghda toplanan Ağır Ceza Mahkemesi önündeki duruşma 27 Eylül 1985te yapılmıştır. İddia makamı, yine İskoçya Başsavcısı tarafından temsil edilmiş, kendisine genç hukukçular ve savcılıktan bir görevli eşlik etmiştir (bk. aşağıda parag. 29).
Adli yardım talebinin reddedilmiş olması, müdafi (counsel) atanmasını engellediğinden ve müdafilerin (solicitors) de Adliye Mahkemeleri önüne çıkma hakları bulunmadığından, Bay Granger üst başvurusunu bizzat yapmıştır. Başvurucu, müdafii (solicitor) tarafından hazırlanmış olup yazılı üst başvuru sebeplerinin ayrıntısına giren bir dilekçeyi okumuştur. Savcı, yaklaşık doksan dakika mahkemede buna cevap vermiştir.
19. Duruşmada tartışılan başlıca nokta, mahkemenin başvurucunun yargılanmasındaki tutanağın ilgili bölümünü incelemeksizin, üst başvuru sebeplerinden (b) hakkında (bk. yukarıda parag. 17) bir karar verip veremeyeceğidir. Savcının aksi görüşüne rağmen, mahkeme bir karar veremeyeceği sonucuna varmıştır. Bu nedenle mahkeme, tutanakların hazırlanmasına ve duruşmanın 6 Mart 1986 tarihine ertelenmesine karar vermiştir. Başvurucunun müdafii (solicitor), daha sonra tutanakların hazırlanmasına yardımcı olmuştur.
Bu ertelemenin ardından Bay Granger, adli yardım başvurusunu yenilememiş veya yeniden incelenmesini istememiştir; mahkemenin bu kararı hakkında Adli Yardım Komitesine bir bilgi de vermemiştir.
20. Yeniden başlayan duruşmaya başvurucu, elinde müdafii tarafından hazırlanmış olan ve bütün üst başvuru sebeplerini ele alan yazılı konuşma metni ile katılmıştır. Mahkeme sadece (b) üst başvuru sebebiyle ilgili savunmayı dinlemek istediğini belirtmiş olmasına rağmen, hukuki incelikleri anlamayan başvurucunun, metnin tamamını okumasına izin vermiştir.
21. Ağır Ceza Mahkemesi, bütün üst başvuru sebeplerini oybirliğiyle reddetmiştir. Mahkeme başkanı yargıç Clerkin yazığı gerekçeli kararda, bütün üst başvuru sebepleri tek tek ele alınmış, fakat herhangi birinin temeli olmadığına kanaat getirilerek, hukuka aykırılık (bk. aşağıda parag. 26) bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Kararda üst başvuruda bulunanın savunması, "iyi hazırlanmış ve açıkça ifade edilmiş" bir savunma olarak nitelendirilmiştir.
22. Bay Granger, hapis cezasının üçte ikilik bölümünü çektikten sonra 16 Temmuz 1988de salıverilmiştir; cezasının geri kalan bölümü çektirilmemiştir (remitted).
D. Başsavcılığın müracaatı (Lord Advocates reference)
23. Başvurucunun üst başvurusuyla ilgili ilk duruşmanın yapılmasından bir gün önce, 26 Eylül 1985te Başsavcılık, 1975 tarihli İskoçya Ceza Usul Kanununun 263A maddesine (bk. aşağıda parag. 32-33) göre Ağır Ceza Mahkemesine müracaat ederek, yalan tanıklık yargılamasında kanıtlanmadığı sonucuna varılan isnat ile ilgili olarak ortaya çıkan iki hukuki mesele hakkında görüş bildirmesini istemiştir. Bu meseleler şunlardır:
(a) önceki yargılamada sanık olmayan bir kimsenin yalan tanıklıktan sanık olduğu bir yargılamada, kendisi tarafından verilmiş olup, hukuka aykırı vasıtalarla elde edildiği iddiasıyla yeminliyken hatalı olarak inkar ettiği önceki ifadesinin bir önemi olup olmadığı; ve
(b) bir yalan tanıklık yargılamasında, hatalı ifadenin önceki yargılama bakımından "esaslılığı" (materiality), (i) mahkumiyet için bir ön koşul olup olmadığı ve her halükarda (ii) jüriye bırakılması gereken bir mesele olup olmadığı.
24. Ağır Ceza Mahkemesi 13 Haziran 1986da, bu müracaat hakkında görüşleri dinlemiştir. Bay Granger, duruşmada temsil edilme yasal hakkını kullanmış, bu iş için atanmış bir avukatın ücreti Başsavcılık tarafından ödemiştir (bk. aşağıda parag. 32). Bu mahkeme 26 Haziran tarihinde verdiği kararda, dava mahkemesi yargıcının yönlendirmelerinin, ki başvurucu lehinedir, gerçek bir hukuki beyan değildir. Mahkemenin bu görüşü, başvurucunun bu konudaki beraat etmesini etkilememiştir (bk. aşağıda parag. 33).
II. Konuyla ilgili iç hukuk ve uygulama
A. İddianameyle açılan bir davada mahkum olan kimsenin mahkumiyetine ve/veya cezasına karşı üst başvuruda bulunması
25. İskoçyada bir suçtan mahkum olan herkes, mahkumiyetine veya cezasına veya her ikisine karşı otomatik olarak üst başvuruda bulunma hakkına sahip olup, önceden üst başvuru izni alma şartı bulunmamaktadır. Başvurucunun olayında olduğu gibi, iddianameli davalarda bu hak, 1975 tarihli İskoçya Ceza Usul Kanunun 1980 tarihli İskoçya Ceza Yargılaması Kanunuyla değişik 228. maddesinde tanınmıştır.
26. Üst başvuruda bulunan, mahkumiyet kararına karşı bir üst başvurusunda, önceki yargılamada hukuka aykırılık bulunduğu iddiasını bulunabilir. "Hukuka aykırılık" (miscarrige of justice) yasada tanımlanmamıştır; fakat dava yargıcının jüriyi yanlış yönlendirmesi veya delillerin kabuledilebilirliği hakkında hatalı bir karar vermesi ve ayrıca doğal hukuka (natural justice) aykırılıklar gibi konuları kapsar.
Hukuka aykırılık bulunduğu görüşüne varan bir üst mahkeme, hukuka aykırılığın mahkumiyet kararının bozulmasını gerektirmeyecek nitelikte olduğunu saptayacak olursa, üst başvuruyu kabul etmeyebilir (1975 tarihli Yasa, md. 254).
27. Bir mahkumiyet kararına karşı üst başvuruda bulunmak isteyen bir kimse, aleyhindeki yargılamanın nihai olarak sonuçlanmasından itibaren iki hafta içinde, üst başvuruda bulunmak istediğini ima eden bir dilekçe verir (1975 tarihli Yasa, md. 231). Bundan sonra, bütün üst başvuru gerekçelerini içeren bir dilekçe vermesi için altı haftası vardır; genellikle burada yazılı olmayan bir üst başvuru sebebi incelenmez (1975 tarihli Yasa, md. 233).
28. Duruşmada ilk önce, üst başvuruda bulunan namına sunuş yapılır; pek görülmemekle birlikte bu sunuş yazılı olarak da yapılabilir (1975 tarihli Yasa, md. 234). Daha sonra savcı mahkemeye hitap eder.
Savcı, bütünüyle adil olarak davranmakla ve üst başvuruda bulunanın durumunun en iyi şekilde değerlendirilebilmesi için mahkemeye tarafız bilgiler ve gerektiği takdirde argümanlar sunmak suretiyle mahkemeye yardımcı olmakla ödevlidir. Bu durum özellikle temsil edilmeyen bir üst başvurucu bakımından önemlidir. Bu tür davalar yaygındır; çünkü ilk olarak, üst başvuru hakkının sınırsız olması (bk. yukarıda parag. 25), esası olmayan ve böylece adli yardımı hak edemeyen (bk. aşağıda parag. 31) birçok üst başvuru yapılmasıyla sonuçlanmaktadır. İkinci olarak, adli yardım mevcut olsa da olmasa da müdafi (counsel), Avukatlık Meslek Kuralları Rehberine göre, mahkemeye sunmak için herhangi bir üst başvuru sebebi bulunmadığı görüşüne varmış ise, o ceza davasında üst başvuru yargılamasına devam etmemek zorundadır.
Üst başvurucunun temsilcisi olsun veya olmasın, mahkeme üst başvuruyu her yönüyle incelemekle yükümlü olup, üst başvurucunun lehine olabilecek noktaları incelerken büyük bir dikkat gösterecektir.
29. Ağır Ceza Mahkemesindeki üst yargılama duruşmasında Kraliyet, her ikisi de Kraliyetin Hukuk Görevlisi (Law Officiers) olan Başsavcılık (Lord Advocate) veya savcılık (Solicitor General) veya vekilleri tarafından temsil edilir. Uzun bir yargılamanın ardından verilen bir mahkumiyet kararına karşı yapılan bir üst başvuruda iddia makamı, dava hakkında bilgi sahibi olması nedeniyle, daha önce hazır bulunmuş savcı tarafından temsil edilir.
Hukuk Görevlileri Kraliyetin birer Temsilcileri olarak, başka görevleri yerine getirmek üzere kısa bir süre için mahkemeden ayrılabilir. Bu nedenle kendilerine başka bir savcı eşlik eder, fakat Hukuk Görevlisi ayrılmak zorunda kalmadıkça aktif bir rol oynamaz. Savcıya ayrıca, mahkeme için günlük yazışmaları hazırlayan Savcılık görevlisi eşlik eder; onun görevi tamamen sekreterlik ve idari nitelikte olup, üst yargılamadaki tartışmalara katılmaz.
B. Ceza üst başvurularında adli yardım
30. İddianameyle açılan davada adli yardım, yukarıda 13. paragrafta sıralandığı gibi, bir üst başvuru çalışmasında yapılan belirli işleri kapsar. Eğer bundan sonra üst başvuruya devam edilmek istenecek olursa, bu iş için adli yardım istenebilir. O tarihlerde adli yardım verilmesi, 1967 tarihli değişik İskoçya Adli Yardım Yasasıyla düzenlenmişti. Adli yardım başvuruları, üyeleri mahkeme pratiği hakkında yeterli tecrübeye sahip bağımsız avukatlar (advocate) ve müdafilerden (solicitors) oluşan İskoçya Barosu Adli Yardım Komitesi tarafından karara bağlanırdı.
Adli yardım sistemi, 1967 tarihli Yasayı 1 Nisan 1987 tarihinden itibaren kaldıran ve onun yerine geçen 1986 tarihli İskoçya Adli Yardım Yasasıyla bütünüyle reforma tabi tutulmuştur. Özellikle, eski Adli Yardım Komitesinin görevleri, başka bir organa nakledilmiştir.
31. 1967 tarihli Yasanın 1(7). fıkrası şöyledir:
"Ceza davasında bir kimseye:
(a)
(b) mahkumiyet ve cezaya karşı üst başvuru davasında, bu kimsenin böyle bir davayı açmak için esaslı sebepleri bulunduğu anlaşılmadıkça ve olayın özel şartları içinde adli yardım alması makul sayılmadıkça
adli yardım verilmez."
Komitenin, üst başvuruda bulunmak için esaslı sebepleri bulunduğu anlaşılan bir kimseye adli yardım verilmesinin makul olmadığına karar vermesi, çok istisnai bir durumdur. Komite, kural olarak başvuruları, üst başvuru sebeplerini gösteren bir yazı ve yargıcın jüriye yaptığı özeti içeren belgeler ile yargılama sırasında üst başvurucu adına hareket etmiş olan müdafilerin (counsel veya solicitor) görüşleri ışığında karara bağlar.
1975 tarihli İskoçya Ceza Davalarında Adli Yardım Tarifesine göre, ceza üst başvurusu için adli yardım talebinin esası hakkında Komitenin kararı kesindir.
C. Başsavcılığın müracaatı
32. 1975 tarihli Yasanın 263A maddesine göre, iddianame üzerine açılan bir davada bir kimse isnat edilen bir suçtan beraat ettiği takdirde, Başsavcı, bu isnat ile ilgili olarak doğan bir hukuki sorun hakkında görüş açıklaması için Ağır Ceza Mahkemesine başvurabilir. Söz konusu kişi, duruşmada bizzat hazır bulunmayı tercih edebileceği gibi, temsil edilmeyi de tercih edebilir. Bu şekilde temsil edilmeyi tercih etmez ise, mahkeme, meselelerin tümüyle tartışılabilmesini sağlamak için, dava arkadaşı (amicus curiae) olarak hareket edecek bir avukatı atar. Her iki durumda da, avukatın ücreti Savcılık tarafından ödenir.
33. Bu usul, daha önce iddianameyle açılan davalarda iddia makamının üst başvuruda bulunma hakkı bulunmadığı için İskoçya hukukuna sokulmuştur. Bu nedenle dava yargıcının hatalı karar verme riski, daha sonraki olaylarda güvenilir bir şekilde giderilebilecektir.
Başsavcılığın müracaatındaki tek amaç, hukukun gelecek için açıklığa kavuşturulmasıdır; Yasanın 263A maddesi açıkça, Ağır Ceza Mahkemesinin görüşünün "beraatı etkilemeyeceği" hükmüne yer vermektedir. Mahkemenin görüşü iddia makamının lehine de olsa, söz konusu isnat ile ilgili yeni bir dava açılamaz.
KOMİSYONDAKİ YARGILAMA
34. Bay Granger, 5 Aralık 1985 tarihinde Komisyona yaptığı başvuruda, özellikle üst başvurusu için ücretsiz adli yardım verilmemesi nedeniyle şikayetçi olmuştur. Başvurucu Sözleşmenin 5, 8 ve 13. maddeleri ile, özellikle 6(1). fıkrası ile 3(b) bendini ileri sürmüştür.
35. Komisyon başvuruyu 9 Mayıs 1988 tarihinde kabuledilebilir bulmuştur.
Komisyon 12 Kasım 1988 tarihli raporunda:
(a) oybirliğiyle, Sözleşmenin 6(3)(c) bendinin ihlal edildiği;
(b) bire karşı on bir oyla, Sözleşmenin 6(1). fıkrası bakımından ayrı bir sorun doğmadığı;
(c) oybirliğiyle, Sözleşmenin 5 ve 8. maddelerinin ihlal edilmediği;
(d) oybirliğiyle, başvurucunun 5 ve 8. maddeleriyle ilgili şikayetleri bakımından 13. maddenin ihlal edilmediği ve başvurucunun 6. madde şikayetleri bakımından 13. madde bakımından ayrıca bir sorun doğmadığı
görüşünü açıklamıştır.
(Dava, süresi içinde Mahkemenin önüne getirilmiştir.)
KARAR GEREKÇESİ
I. Hükümetin ilk itirazları
37. Hükümet verdiği dilekçede, Bay Grangerın (a) Adli Yardım Komitesine yeniden başvurmamış olması, bununla birlikte (b) "(şimdi Sözleşme organları önünde ileri sürdüğü noktaları) Komiteye ilk başvurusunda ileri sürmemiş olması" nedeniyle, iç hukuk yollarını tüketmediğini savunmuştur.
Başvurucu ve Komisyon bu görüşe katılmamışlardır.
38. Hükümet, Mahkeme önündeki duruşmada iç hukuk yollarının tüketilmediği iddiasını, başvurucunun psikiyatrik raporuna ve zihinsel ve dilsel kapasitesinin sınırlı olmasına (bk. yukarıda parag. 15) dayanıldığı şekilde açıklamıştır. Ancak Hükümet, Komisyon önünde bu noktaları iç hukuk yollarının tüketilmesi meselesiyle açıkça ilişkilendirmediğini kabul etmiştir.
Mahkemeye göre Hükümetin böyle davranmasını engelleyen hiçbir şey yoktu. Sonuç olarak yerleşik içtihatlara göre (bk örneğin 13.05.1980 tarihli Artico kararı, parag. 27 ve 07.07.1989 tarihli Bricmont kararı, parag. 73), Hükümetin bu sebeple iç hukuk yollarının tüketildiği itirazında bulunma hakkı düşmüştür.
39. Komisyon önünde ileri sürülmüş olan (a) sebebi konusunda ise Hükümet, Ağır Ceza Mahkemesinin tutanakların hazırlanmasını istedikten ve üst yargılama duruşmasını 27 Eylül 1985 tarihinde erteledikten sonra (bk. yukarıda parag. 18-19), başvurucuya adli yardım başvurusunu yenileme veya yapmış olduğu başvurunun Adli Yardım Komitesi tarafından yeniden incelenmesini isteme yolu açıldığını savunmuştur.
Bu bağlamda Hükümet, Komitenin reddettiği başvuruları kanunen yeniden incelemesi gerekmediği halde, o tarihlerde yerleşik olan ve yaygın olarak bilinen uygulamaya göre Komite, koşullarda önemli bir değişiklik meydana gelmiş olması veya önüne yeni bir bilgi getirilmiş olması halinde yeniden inceleme yapmak durumundadır. Hükümet buna kanıt olarak, başlangıçta adli yardım verilmediği halde, üst mahkemenin duruşma tutanaklarını istedikten sonra üst başvuruculara adli yardımın verildiği Larkin v. Her Majestys Advocate ve Williamson v. Her Majestys Advocate (1988 Scottish Criminal Case Reports 30 and 56) kararlarına dayanmıştır.
40. Mahkeme, yukarıda atıfta bulunulan iki davanın, başvurucunun üst başvuruda bulunduğu tarihten birkaç yıl sonraya, 1988 yılına ait olduğunu ve bu arada adli yardım sisteminin reforma tabi tutulduğunu gözlemlemektedir (bk. yukarıda parag. 14 ve 30). Hükümet, aslında varlığını Bay Grangerın da sorguladığı, Adli Yardım Komitesi kendisinin başvuruları yeniden incelemesi konusundaki uygulamaya dair bir delil gösterememiştir. O halde Hükümet, başvurucunun tüketmiş olması gereken bir hukuk yolunun mevcudiyeti için gerekli kanıtı (bk. en yakın tarihli karar olarak 19.12.1989 tarihli Brozicek kararı, parag. 32) gösterememiştir.
41. Özetle, ilk itiraz kısmen hak düşümü bulunduğu ve kısmen de temelsiz olduğu için reddedilmelidir.
II. Sözleşmenin 6. maddesinin ihlali iddiası
42. Bay Granger, üst başvuru için kendisine adli yardım verilmemesinden ve buna bağlı olarak silahlarda eşitsizlikten şikayetçi olmuştur. Başvurucu Sözleşmenin 6(1). fıkrası ile 6(3)(c) bendinin ihlal edildiğini iddia etmiştir. Bu fıkralar şöyledir:
"Herkes,
hakkındaki bir suç isnadının karara bağlanmasında,
bir yargı yeri tarafından,
adil
yargılanma hakkına sahiptir.
3. Hakkında suç isnadı bulunan bir kimse asgari şu haklara sahiptir:
c) kendisini bizzat veya seçeceği bir avukat aracılığıyla savunma; avukata ödeme yapabilmek için yeterli imkanı yoksa ve adaletin yararı gerektiriyorsa ücretsiz hukuki yardım alma;
"
Hükümet bu iddialara karşı çıkmıştır. Komisyon ise Sözleşmenin 6(3)(c) bendinin ihlal edildiği ve 1. fıkra bakımından ayrı bir sorun doğmadığı görüşünü açıklamıştır.
43. Sözleşmenin 6(3). fıkrasındaki güvenceler, bir ceza davasında 6(1). fıkrada düzenlenen adil yargılanma hakkının özel yönleri olduğundan (bk.örneğin, 20.11.1989 tarihli Kostovski kararı parag. 39), Mahkeme başvurucunun şikayetlerini, birlikte ele alınan 6(3)(c) bendi ile 6(1). fıkrası açısından incelemeyi uygun bulmaktadır.
44. Sözleşmenin 6(3)(c) bendiyle ilgili olarak, Bay Grangerin "hukuki yardım almak için yeterli mali imkanı olmadığı" bilinen bir durumdur; o halde bu fıkrayla ilgili tek sorun, "adaletin yararının" kendisine ücretsiz yardım verilmesini gerektirip gerektirmediğidir.
Bu bağlamda Mahkeme, Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrası ile 3(c) bendinin üst mahkemelerle veya temyiz mahkemeleriyle ilgili olarak uygulanma tarzının, söz konusu yargılamanın özel niteliklerine bağlı olduğunu hatırlatır; iç hukuk düzeninde yürütülmüş olan yargılamanın bütünü ile üst veya temyiz mahkemesinin bu yargılamadaki rolü dikkate alınmalıdır (bk. diğerleri arasında, 02.03.1987 tarihli Monnell ve Morris kararı, parag. 56).
45. Hükümet, Komisyonun dayandığı çeşitli faktörlerin vardığı sonucu haklı kılmadığını savunmuştur. Hükümete göre, takdiri öncelikle ulusal makamlara ait olan adaletin yararı, "bütünüyle esastan yoksun" olan ve "hiçbir başarı şansı bulunmayan" bir üst başvuru için adli yardım verilmesini gerektirmez. Hükümet, Bay Grangerın yargılama sırasında üst başvurunun geleceği hakkında müdafiinin görüşünün alınmasını da kapsayan, tam bir adli yardım verildiğini ve müdafiinin görüşünün olumsuz olduğunu (bk. yukarıda parag. 13 ve 15) belirtmiştir. Bağımsız ve uzman bir organ olan Adli Yardım Komitesi, üst başvuru için önemli sebeplerin bulunduğuna ikna olmamıştır (bk. yukarıda parag. 16); başvurucu argümanlarını üst yargılama duruşmasında sunabilmiştir (bk. yukarıda parag. 18 ve 20); ayrıca bu dava, üst mahkemenin aktif bir rol oynadığı, iddia makamından tarafsız bir rol oynamasının beklendiği ve otomatik üst başvuru hakkının esastan yoksun birçok üst başvurunun yapıldığı (bk. yukarıda parag. 25 ve 28) İskoç hukuk sistemi bağlamında ele alınmalıdır.
46. Hükümetin bu üst başvuruyu "bütünüyle esastan yoksun" şeklinde tanımlaması, bu konuda başvurucunun müdafii ve Adli Yardım Komitesi tarafından belirtilen görüşten (bk. yukarıda parag. 15-16) kategorik olarak daha olumsuzdur. Ancak bu konunun daha derinine inmek ve özellikle Komitenin 11 Temmuz 1985 tarihinde üst başvuru için önemli sebepler bulunduğuna ikna olmadığına dair vardığı sonucun doğru olup olmadığı konusunda kendi görüşünü formüle etmek Mahkemenin görevi değildir. Adaletin yararının adli yardım verilmesini gerektirip gerektirmediği sorunu, olayın bütünlüğü ışığında karara bağlanması gerekir. Bu nokta sadece adli yardım başvurusu için karar verildiği zamanki durum değil, ama ayrıca, üst başvurunun dinlendiği sırada mevcut durum da önemlidir.
47. Bay Granger, iddianameli bir davada yalan tanıklıktan mahkum olmuş ve beş yıl hapis cezası almıştır. O halde, üst başvuru sürecinde tehlikede olan şeyin önemi konusunda bir sorun yoktur.
Başsavcı, olay hakkında bilgisi nedeniyle, iddia makamı namına Ağır Ceza Mahkemesi önüne çıkmış ve yargıçlara uzun bir süre hitap etmiştir (bk. yukarıda parag. 12, 18 ve 29). Öte yandan başvurucu, okuduğu önceden hazırlanmış konuşma metinlerini tam olarak anlayabilecek (bk. yukarıda parag. 18 ve 20) veya mahkemeye sunulan argümanlara karşı çıkabilecek durumda olmadığı itiraz konusu değildir. Eğer gerekmiş olsaydı, başvurucunun bu argümanlara veya heyetin soracağı sorulara etkili bir yanıt verebilmesinin mümkün olmadığı da açıktır.
Ele alınan meselelerden birinin karmaşıklığı göz önünde tutulacak olursa, yukarıdaki faktörlerin özel bir önemi olduğu anlaşılır. Ağır Ceza Mahkemesi, Bay Grangerın üst başvuru sebeplerinden dördünü çözerken pek bir sıkıntıyla karşılaşmazken, geride kalan biri için aynı şey geçerli değildir. Bu mahkeme argümanları dinledikten sonra, bu sebebin daha derinlemesine incelemeyi gerektirdiğine karar vermiş (bk. yukarıda parag. 17(b)), ki Başsavcı da bizzat Avrupa Mahkemesindeki duruşmada bu meselenin ilk soruşturmalar ile diğer beyanlar arasında "zor" bir ayrıma dönüştüğünü ifade etmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi duruşmayı ertelemiş ve meseleyi daha geniş olarak inceleyebilmek için başvurucunun yargılanması sırasında verilen beyanlara ilişkin tutanakları istemiştir (bk. yukarıda parag. 19). Böylece bu üst başvuru sebebinin karmaşık ve önemli bir mesele ortaya çıkardığı açıktır.
Bu durumda ulusal makamların ve özellikle Ağır Ceza Mahkemesinin, üst yargılamanın adil bir şekilde görülmesini sağlama sorumluluğunu yerine getirirken, adli yardım talebinin yeniden incelenmesi için bazı araçlara sahip olmaları gerekirdi. Ancak o tarihte yürürlükteki sisteme göre, Adli Yardım Komitesinin 11 Temmuz 1985 tarihli kararının kesin olduğu söylenmiştir (bk. yukarıda parag. 16 ve 31). Hükümetin savunduğu gibi, uygulamada bu kararın, Ağır Ceza Mahkemesinin duruşma tutanaklarını istemesinden ve üst yargılama duruşmasını ertelemesinden sonra yeniden denetlenebileceği doğrudur (bk. yukarıda parag. 39-40). Gerçekte böyle bir denetim yapılmamıştır. Olayın bütün şartları içinde, en azından son yargılama için bu aşamada başvurucuya ücretsiz adli yardım verilmesi, Mahkemeye adaletin yararına olacak gibi görünmektedir. Daha sonraki Larkin ve Williamson olaylarıyla ayni çizgide olacak olan böyle bir tutum, öncelikle başvurucuya davaya etkili bir katkı sunma imkanı tanımak suretiyle adaletin yararına ve adilliğe hizmet edecekti (bk. ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte, 25.04.1983 tarihli Pakelli kararı, parag. 38). Dahası Ağır Ceza Mahkemesi, Başsavcılığın müracaatı üzerine bir görüş bildirmesinden önce olduğu gibi (bk. yukarıda parag. 32), böylesi karmaşık bir mesele hakkında her iki taraftan uzman hukuki görüşleri dinleme fırsatı bulacaktı.
48. Mahkeme, Sözleşmenin 6(1). fıkrasıyla birlikte ele alınan 6(3)(c) bendinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
III. Sözleşmenin 5, 8 ve 13. maddelerinin ihlal edildiği iddiası
49. Bay Granger Komisyon önünde ayrıca Sözleşmenin 5, 8 ve 13. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir (bk. yukarıda parag. 34). Ancak bu iddialar, Mahkeme önünde ileri sürülmemiştir; Mahkeme de bunları kendiliğinden incelemeyi gerekli görmemektedir.
IV. Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması
50. Sözleşmenin 50. maddesi şöyledir:
"Mahkeme, bir Sözleşmeci Tarafın resmi makamları veya diğer makamları tarafından verilen bir kararın veya yapılan bir tasarrufun tamamen veya kısmen bu Sözleşmeyle üstlendiği yükümlülüklere aykırı olduğunu tespit ederse ve bu Sözleşmeci Tarafın iç hukuku verilen kararın veya yapılan tasarrufun sonuçlarını ancak kısmen onarmaya imkan veriyorsa, Mahkeme gerekli gördüğü takdirde zarara uğrayan tarafa adil bir karşılık ödenmesine hükmedebilir."
Bay Granger bu maddeye göre zararları için tazminat ile Sözleşme organları önündeki yargılama sırasında ücret ve masrafların geri ödenmesini talep etmiştir.
A. Zararlar
51. Bay Granger, adli yardım verilmiş olsaydı, üst yargılamanın sonucu hakkında emin olmanın mümkün olmadığını kabul etmekle birlikte, objektif bir başarı şansının bulunmadığının söylenemeyeceğini savunmuştur. Başvurucu, hapisliğinin ve kazançlı bir iş edinme imkanı bulamama ve özel yaşamının kesintiye uğraması gibi olayın yarattığı gerilim nedeniyle, yaklaşık 10,000 Sterlin tazminat hak ettiğini iddia etmiştir.
52. Mahkeme, adli yardım verilmiş olsaydı, Bay Grangerin üst başvurusunun sonucunun ne olacağı konusunda bir spekülasyonda bulunamaz. Hükümetin de işaret ettiği gibi, böyle bir durumda bile, savunulan üst başvuru sebepleri aynı olacaktı (bk. yukarıda parag. 27); o halde sonucun başvurucunun daha lehine olabileceği farz edilemez. Mahkeme, Sözleşmenin 6. maddesinin ihlali ile iddia edilen maddi zararlar arasında bir nedensellik ilişkisinin kurulamadığına dair Hükümetin görüşüne katılmaktadır.
Manevi zararlar konusunda ise, Hükümetin de vurguladığı gibi, Bay Granger adli yardım almamış olmakla birlikte, üst yargılama boyunca müdafiinden yardım gördüğü doğrudur (bk. yukarıda parag. 17-18 ve 20). Ancak, özellikle kendisinin tamamıyla anlayamayacağı karmaşık bir sorun hakkında ikinci bir duruşma yapılacağını öğrendiği zaman, belirli bir izolasyon ve belirsizlik duygusu içinde kalmış olmalıdır. Mahkeme bu başlık altında kendisine 1,000 Sterlin ödenmesi gerektiğini düşünmektedir.
B. Ücretler ve masraflar
53. Bay Granger, ulusal düzeydeki yargılama giderleri için bir tazminat istememiştir; bu noktada müdafii, üst yargılamayla ilgili çalışmaları için müvekkilinin kendisine ödeme yapabileceğini düşünmediğini Mahkemede açıklamıştır.
54. Başvurucu, Strasbourg yargılamasına atfedilebilecek avukatlık ücret ve masraflar için, katma değer vergisi dahil, 11,290.73 Sterlin geri ödenmesini istemiştir; bu miktar, Avrupa Konseyi tarafından seyahat ve iaşe için adli yardım olarak verilmiş miktarı kapsamamaktadır.
Hükümet, başvurucunun yukarıda sözü edilen adli yardıma ilave bir miktarı ödemekle yükümlü olduğuna itiraz etmemiştir. Hükümet, Mahkemenin her zamanki esasa göre yapacağı değerlendirme sonucu geri ödemede bulunmak istediğini belirtmiştir. Ancak Hükümet, bu talep hakkında bir dizi gözlemde bulunmuş ve uygun miktarı, katma değer vergisi dahil, 4,092.13 Sterlin olarak değerlendirmiştir. Eğer başvurucunun iddialarıyla ilgili olarak bir ihlal tespit edilmezse, bu miktar indirilmelidir.
55. Mahkeme bu talebi, içtihatlarından ortaya çıkan kriterler ile Hükümet ve Komisyon temsilcileri tarafından sunulan gözlemler ışığında incelemiştir. Mahkeme bu incelemeyi yaparken, aşağıdaki noktaları kaydetmiştir.
(a) Başvurucunun müdafii, hesabını İskoçya temlik tarifesine ve genel iş durumuna göre doldurmuştur. Mahkeme, Komisyon temsilcisi gibi, ücret hesabı için uygun esasın, İskoçyada ceza davalarında uygulanan adli yardım ücreti olduğu şeklinde Hükümetin savunmasıyla ikna olmamıştır. Her halükarda Mahkeme, bu bağlamda ulusal tarife veya standartlarla bağlı değildir (bk. örneğin, 21.06.1983 tarihli Eckle kararı, parag. 35).
(b) Mahkeme, müdafiinin hesaplamasındaki bazı başlıkların konuyla ilgisi ve miktarı konusunda Hükümetin kuşkularına katılmaktadır.
(c) Komisyona yapılan başvuruda yer alan Sözleşmenin 5, 8 ve 13. maddeleriyle ilgili şikayetlerin kabul edilmediği doğrudur. Ancak, başvurucunun bu konudaki iddiaları, Mahkeme önünde izlenmemiştir (bk. yukarıda parag. 49); dahası, Komisyon temsilcisine göre Komisyon önündeki yargılama sırasında bu iddialar hakkında ne yazılı bir görüş verilmiş ve ne de duruşmada sözlü savunma yapılmıştır. O halde başvurucunun avukatı tarafından yapılan işin hacmi, Sözleşmenin 6(1). fıkrası ile 6(3)(c) bendiyle ilgili olduğundan, Mahkemeye göre başarısız şikayetler bakımından önemli bir indirimde bulunmak uygun olmayacaktır.
56. Mahkeme, yukarıdaki faktörleri ve ayrıca Avrupa Konseyi tarafından müdafie ödenen ücretleri dikkate alarak ve hakkaniyet esasına göre bir değerlendirme yaparak, Bay Grangera ücretler ve masraflar için katma değer vergisi dahil toplam 7,000 Sterlin ödenmesinin uygun olduğunu kabul etmektedir.
Bu Gerekçelerle MAHKEME,
1. Oybirliğiyle, Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazının reddine;
2. Oybirliğiyle, Sözleşmenin 6(1). fıkrasıyla birlikte ele alınan 6(3)(c) bendinin ihlaline;
3. Oybirliğiyle, olayı Sözleşmenin 5, 8 ve 13. maddeleri bakımından incelemenin gerekli olmadığına;
4. Üçe karşı dört oyla, Birleşik Krallıkın başvurucuya manevi tazminat olarak 1,000 Sterlin ödemesine;
5. Oybirliğiyle, Birleşik Krallıkın başvurucuya ücretler ve masraflar için katma değer vergisi dahil 7,000 Sterlin ödemesine;
6. Oybirliğiyle, adil karşılık bakımından diğer taleplerin reddine
Karar Vermiştir.
SONKARARIN YERİNE GETİRİLMESİ
BAKANLAR KOMİTESİ: DH (91) 29; 18.11.1991
Hükümetin verdiği bilgiye göre: Adli yardım sisteminde, 1 Nisan 1987 tarihinde yürürlüğe giren 1986 tarihli İskoçya Adli Yardım Yasasıyla reform yapılmıştır. Önceki Adli Yardım Komitesinin fonksiyonları, İskoçya Adli Yardım Heyetine aktarılmıştır. Mahkumiyet aleyhine yapılan bir temyize adli yardım verilebilmesine, bu yasanın 25. maddesine göre 1987 tarihli İskoçya Ceza muhakemesinde Adli Yardım Tüzüğüne göre karar verilir.
İskoçya Başyargıcı, ceza veya hukuk muhakemesinde yapılan itirazlar bakımından adli yardım talebinin reddedilmesiyle ilgili olarak 4 Aralık 1990 tarihinde bütün Üst mahkeme başkanlarına bir Uygulama Notu göndermiştir. Bu Uygulama Notuna göre, adli yardım talebinin reddedildiği herhangi bir durumda, mahkeme yüzeysel bir incelemeyle üst başvuruda bulunan kişinin böyle bir üst başvuruda bulunması için esaslı sebeplerinin bulunduğunu ve adaletin yararı gereği bu kişinin hukuken temsil edilmesinin gerektiğini kabul etmesi halinde, üst başvuruda bulunan kişi mahkemeden böyle bir talepte bulunmamış olsa bile, duruşmayı resen erteler ve Adli Yardım Heyetinden adli yardım talebinin reddine dair verdiği kararı yeniden incelemesini ister. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy