(AİHS m. 50, 54)
DAVANIN ESASI
1. Bu dava İnsan Hakları Avrupa Komisyonu tarafından, Sözleşmenin (eski) 32(1). fıkrası ve 47. maddesinde öngörülen üç aylık süre içinde, 12 Ekim 1989 tarihinde Mahkeme önüne getirilmiştir. Dava, Avusturya vatandaşı Bay Harald Windisch tarafından 2 Ekim 1986 tarihinde Avusturya Cumhuriyeti'ne karşı (eski) 25. maddeye göre Komisyona yapılan başvurudan kaynaklanmıştır.
2. Mahkeme 27 Eylül 1990 tarihli esas hakkındaki kararında, başvurucunun geniş ölçüde, kimliği açıklanmayan iki tanığın verdiği ifadelere dayanılarak hırsızlık suçundan mahkum edilmesinin Sözleşmenin 6(1). fıkrasıyla birlikte ele alınan 6(3)(d) bendini ihlal ettiğini belirtmiştir. Ayrıca Mahkeme, başvurucuya ücretler ve masraflar için belirli bir miktar ödenmesine hükmetmiştir. Geriye sadece, tazminata hükmedilmesi bakımından Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması meselesi kalmıştır.
Dava konusu olaylar için, esas hakkındaki kararın 8-18. paragraflarına bakılabilir.
3. Başvurucu, kimliği açıklanmayan iki tanığın beyanları bulunmasaydı mahkum edilmeyeceği gerekçesiyle, kazanç kayıpları ve haksız hapislik için 1,080,000 Şilin tazminat istemiştir.
Mahkeme esas hakkındaki kararında, iddia edilen zarar ile ihlal tespiti arasında nedensellik bağı bulunmadığına dair Hükümetin savunmasını kabul etmemiştir. Bununla birlikte Mahkeme, Başsavcılığın 20 Kasım 1985 tarihli hükmün kanun yararına bozulması (Nichtigkeitsbeschwerde zur Wahrung des Gesetzes - Ceza Usul Kanunu md. 33) için başvurmasından sonra başvurucunun davasının yeniden açılması (reopen a case) ihtimali bulunması nedeniyle, tazminata hükmedilmesi konusunun karara hazır olmadığını kabul etmiştir (aynı karar, parag. 16 ve 35). Böylece Mahkeme meseleyi saklı tutmuş ve Hükümet ile başvurucuyu, üç ay içinde konu hakkında yazılı görüşlerini sunmaya ve özellikle aralarında varabilecekleri bir anlaşma hakkında bilgi vermeye davet etmiştir (aynı yer, parag. 35, hüküm fıkrası 2).
4. Hükümet temsilcisi, Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğüne gönderdiği 5 Ekim 1990 tarihli yazıyla, Yüksek Mahkemenin söz konusu hükmünün 23 Ağustos 1990 tarihinde bozduğunu (quashe) ve yeniden yargılama (retrial) yapıp karar vermesi için dosyayı Innsbruck Bölge Mahkemesine gönderdiğini bildirmiştir.
Başvurucu ve Hükümet, 2 Ocak 1991 tarihinde görüşlerini sunmuşlardır. Hükümet 14 Ocak'ta, davanın Avusturya mahkemeleri önünde sonuçlanmasına kadar erteleme talep etmiştir.
Komisyon temsilcisi ve başvurucunun avukatı bir itirazda bulunmamışlardır. Buna göre Mahkeme Başkanı, Innsbruck Bölge Mahkemesi tarafından bir hüküm verilinceye kadar yargılamayı durdurmuştur.
5. Hükümet temsilcisi, Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğüne gönderdiği 19 Temmuz 1991 tarihli yazıda, Innsbruck Bölge Mahkemesinin söz konusu iki tanığı (bk. yukarıda parag. 2) açık duruşmada dinlendikten sonra, 25 Haziranda başvurucuyu hırsızlık ve korkutmaya teşebbüs suçlarından üç yıl hapis cezasına mahkum ettiğini bildirmiştir. Bu hüküm başvurucu ve savcı tarafından temyiz edildiği için kesinleşmediğinden, Hükümet temsilcisi Mahkemeden Sözleşmenin 50. maddesiyle ilgili yargılamayı durdurmaya devam etmesini istemiştir. Komisyon temsilcisi ve başvurucunun avukatı buna itiraz etmemiş, Mahkeme Başkanı da 7 Ekimde bu talebi kabul etmiştir.
6. Hükümet temsilcisi, Yazı İşleri Müdürlüğünün 24 Haziran 1992 tarihli bilgi isteyen yazısına karşılık, (1) başvurucunun bozma talebini reddeden Yüksek Mahkemenin 20 Şubat 1992 tarihli kararını ve (2) başvurucunun cezaya karşı başvurusunu reddeden Innsbruck Üst Mahkemesinin 25 Mart 1992 tarihli kararını 27 Nisan 1993 tarihinde Yazı İşleri Müdürlüğüne iletmiştir.
7. Mahkeme Başkanının kararı uyarınca, Yazı İşleri Müdürlüğüne 28 Mayıs 1993te başvurucunun ve 14 Haziran 1993te hükümetin ek gözlemleri ulaşmıştır. Komisyon temsilcisi 22 Haziran 1993te cevap vermiştir.
KARAR GEREKÇESİ
8. Sözleşmenin (eski) 50. maddesi şöyledir:
Mahkeme, Sözleşmeci Tarafların resmi makamları veya diğer makamları tarafından verilen bir kararın veya yapılan tasarrufun tamamen ya da kısmen bu Sözleşmeyle üstlendiği yükümlülüklere aykırı olduğu sonucuna varırsa ve bu Sözleşmeci Tarafın iç hukuku, bu karar veya tasarrufun sonuçlarını kısmen onarmaya imkan veriyorsa ve gerekli gördüğü takdirde zarara uğrayan tarafa adil bir karşılık ödenmesine hükmedebilir.
Başvurucu, yargılamanın bu aşaması için ücret ve masraflarının geri ödenmesini istememiştir.
9. Bay Windischin avukatı, Mahkemenin esas hakkında karar vermesinden önce, 5 Mart 1990 tarihinde verdiği dilekçede, müvekkilinin uzun hapislik süresinin ve kazanç kaybının bir sonucu olarak uğradığı haksızlıktan kaynaklanan maddi ve manevi zararlarının parasal olarak tazminini istediğini söylemiştir. Başvurucunun avukatı, Avusturyada geleneksel olarak bu tür davalarda hükmedilen miktarlara ve Mahkemenin 23 Kasım 1986 tarihli Unterpertinger - Avusturya kararında (parag. 35) hükmedilen miktara dayanarak, bu davada 1.080.000 Avusturya Şilini tazminatın uygun olacağını düşünmüştür.
10. Hükümet ise, 23 Nisan 1990 tarihli duruşmada, iddia edilen zarar ile Mahkeme tarafından tespit edilebilecek bir ihlal arasında nedensellik bağı bulunmadığı için, başvurucunun tazminat talebinin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Ancak Mahkeme esas hakkındaki kararında, başvurucunun mahkumiyetten sonraki hapisliği, suçluluğun ortaya konulmasının doğrudan bir sonucu olup, bu da Sözleşmenin 6. maddesinin bazı şartlarıyla bağdaşmayacak bir tarzda gerçekleşmiştir, demiştir (bk. parag. 35).
11. Avusturyada açılan dava (bk. yukarıda parag. 4-6), Mahkemenin 27 Eylül 1990 tarihli kararıyla tespit edilen ihlali gidermiştir (bk. ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte 26.10.1984 tarihli Piersack - Belçika kararı, parag. 11). Innsbruck Bölge Mahkemesin 20 Kasım 1985 tarihli kararının Yüksek Mahkeme tarafından 23 Ağustos 1990 tarihinde bozulmasının ardından, dosya Innsbruck Bölge Mahkemesine geri gönderilmiş ve bu mahkeme de başvurucuyu yeniden yargılamamıştır. Bölge Mahkemesi 25 Haziran 1991de başvurucuyu yeniden mahkum etmiş ve ilk kararında verdiği cezanın aynısını vermiştir; ancak bu kez Sözleşmedeki bütün güvenceler yargılamada uygulanmıştır (bk. aynı yer parag. 11); özellikle, ilk yargılama sırasında aleni duruşmada dinlenmeyen kimliği gizli iki tanık, yeniden yargılama sırasında ifade vermişlerdir (bk. yukarıda parag. 5). Bu hüküm artık kesinleşmiştir (bk. yukarıda parag. 6).
12. Başvurucunun avukatı 28 Mayıs 1993 tarihli dilekçesinde (bk. yukarıda parag. 7), Avusturya makamlarını tutumu ve özellikle Komisyona başvuru yapmadan önce Başsavcılığın bozma başvurusunu reddetmesi nedeniyle, bay Windisch hakkındaki davanın aşırı derecede uzun sürdüğü şikayetinde bulunmuştur. Başvurucunun tazminat talepleri reddedilecekse, Komisyona başvurması kendisi için sadece dezavantajlı bir sonuç doğuracaktır. Aslında Mahkemenin ihlal tespitine rağmen, iç hukukta davanın yeniden görülmesinin ardından başvurucunun elde ettiği tek sonuç, aşırı uzun bir yargılama süreci ve durumunun uzun yıllar karar verilmeden devam etmesidir.
13. Hükümet 14 Haziran 1993 tarihinde verdiği cevapta (bk. yukarıda parag. 7), başvurucunun uzun yargılama nedeniyle tazminat talep edemeyeceğini, çünkü Mahkeme tarafından tespit edilen ihlalin bu noktayla ilgisi olmadığını belirtmiştir. Dahası, ikinci yargılamanın birinci yargılama ile aynı sonuca varması göz önünde tutulduğunda, adil karşılık için sadece manevi tazminat istenebilir ki, bunun için de ihlal tespit edilmiş olması yeterlidir.
Komisyon temsilcisi bu görüşe katılmıştır.
14. Mahkeme, maddi tazminat talebi konusunda Hükümetle aynı görüştedir. Yeni yargılama, başvurucunun daha önce yattığı hapis cezasının süresini de bütünüyle dikkate alarak, olayın şartları içinde eski hale iadeye (restitutio in integrum) en yakın durumu beraberinde getirmiştir (bk. yukarıda geçen Piersack kararı, parag. 11).
15. Dahası Mahkeme Hükümet gibi, ulusal düzeydeki yargılamanın uzunluğu nedeniyle tazminat talebinin karşılanmasının mümkün olmadığını, çünkü esas hakkındaki kararda tespit edilen ihlalin bu noktayla ilgili olmadığını düşünmektedir.
Bu gerekçelerle mahkeme OYBİRLİĞİYLE,
Adil karşılıkla ilgili diğer taleplerin reddine
Karar Vermiştir.
SONKARARIN YERİNE GETİRİLMESİ
BAKANLAR KOMİTESİ: DH (93) 61; 14.12.1993
Avusturya Hükümeti Mahkeme'nin WINDISCH davasında verdiği kararların sonucu olarak hükmedilen miktarı ödediğini ve çeşitli tedbirler aldığını Komiteye bildirmiş, Komite de Sözleşme'nin 54. maddesindeki görevini yerine getirdiğine karar vermiştir.
Hükümetin verdiği bilgiye göre: Mahkeme'nin 27 Eylül 1990 tarihli Windisch davasında verdiği esas hakkındaki karar Almanca'ya tercüme edilip, Österreichische Juristen Zeitung dergisinin 1991, c.1, s. 25'te yayınlanmıştır. Böylece bu kararla Avusturya'ya düşen sorumluluk Avusturya yargısal makamlarının dikkatine sunulmuştur. Öte yandan Mahkeme'nin masraflar bakımından hükmettiği miktar, 14 Aralık 1990 tarihinde başvurucuya ödenmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy