(AİHS m. 6, 50)
DAVANIN ESASI
I. Dava Konusu Olaylar
9. Başvurucu, MHUX fl-Interesstal-Poplu (İnsanlar için DEĞİL) adlı siyasal bir mizah dergisinin editörüdür.
10. 3 Ocak 1986da başvurucunun dergisinde, televizyonda canlı olarak yayınlanan Malta Temsilciler Meclisindeki tartışmayı yorumlayan başvurucu, Mix-Xena tax-Xandir (Yayın Dünyasından) başlıklı bir yazı yer almıştır. Yazıda şu pasajlar bulunmaktadır:
"SOYTARILARIN GÖSTERİSİ
Bütçe görüşmeleri sırasında adeta çıldırdığımı ve televizyon ekranına domates fırlatmaya başladığımı kısa bir süre önce yazmıştım. Bu olay meydana geldiği sırada bazı Parlamento üyeleri henüz konuşma yapmamışlardı. Özellikle iki milletvekilinin konuştuğu sırada benim ne yaptığımı tahmin etmeyi, sizin engin hayallerinize bırakıyorum.
PARLAMENTO SOYTARILARI
Bir Bakanı soytarı olarak nitelendirirsem, isyana teşvik (sedition) suçunu işlemiş olur muyum, bilmiyorum. Ancak, Debono Grechin Parlamentodaki davranışlarını yorumlamadan geçemeyeceğim. Debono Grechin kasıtlı olarak bizi güldürmeye çalıştığı görülüyordu. Bu nedenle Debono Grech, ülkenin en yüksek kurumu olduğu kabul edilen Parlamento ile alay ediyordu.
Önce Debona Grechin ne yaptığını görelim. Grech daha birinci cümlesinde, Parlamentonun milliyetçi kanadından bir üye olan Lawrence Gattın acilen bir gözlüğe ihtiyacı olduğunu söylemekle kahkahaları yükseltti. Bu sıradan bir şaka sayılabilir. Ardından, Parlamentonun yine milliyetçi kanadından bir üye olan Bonello Dupuisin adını anmaya başladı ve Onu ilkelerden yoksun bir adam olarak nitelendirdi. Bundan sonra domuzların öldürülmesinden söz ederek, bir kez daha bizi güldürmeye çalıştı. Bir, iki hatta üç kez soytarılık yapmaya çalıştı. Şakalarından bazıları çok daha kabaydı.
Halkı temsil eden ve kanunen sizin yerinizde olan, tarımsal konular hakkındaki ciddi ve önemli bir görüşmeyi soytarılık yapmak üzere kullanan bu adama çok öfkelendim. Ben de, eğer Debona Grechin evimdeki televizyon ekranında dilediği gibi konuşma hakkı varsa, benim de düşündüğümü açıkça söyleme hakkım var dedim ve garip sesler çıkarmaya başladım. Eğer başka domatesim kalmış olsaydı, onları daha başka amaçlar için kullanacaktım.
Hasta Prof. Cospicualı Bartola mikrofona geçtiğinde ne yaptığımı sorabilirsiniz. Bu adam en başta, Mintoffun istifa ettiğinin henüz farkında değil; Bartolo hala Onu taklit ediyor. İkinci olarak, Bartolonun konuşmasını inceledikten sonra, dişe dokunur herhangi bir şey bulma şansınız yok. Bartoloda en azından hiçbir şey olmadığını kavrayabilirsiniz. Bu profesör konuşmaya başladığında ne yaptığımı size anlatayım.
Bu kişi televizyona çıktığında, öylesine sesler çıkarmışım ki, komşularım sara nöbetine tutulduğumu sanmışlar. Bayan Grech, bu meraklı komşu kadın, kapıyı çalmadan ve izin almadan evime girdi ve beni yerde kendinden geçmiş bir biçimde, garip sesler çıkarırken buldu. Benim delirdiğimi sanmış. Gerçekten, televizyonun önündeki sahne dehşet verici idi. Bartolo, Magruvision Televizyon kanalında saçma sapan konuşup el kol hareketleri yaparken, ben de yere boylu boyunca uzanmış, deliler gibi el kol hareketleri yapıyordum. Bütün bunları, MHUXa malzeme olsun diye yaptım. Bayan Grechi hiçbir şeyimin olmadığına ikna edebilmek için, nabzımı ve ateşimi ölçmesine, dilime bakmasına izin verdim."
11. 13 Ocak 1986da, Parlamentonun iki üyesi Debono Grech ve Bartolo, bu yazının parlamenter ayrıcalığını (privilege) ihlal ettiği iddiasıyla Temsilciler Meclisinin dikkatine sunmuşlardır. 10 Şubatta, yani başvurucunun henüz Mecliste ifadesi alınmadan önce, Meclis Başkanı konuyu incelediğini ve ilk bakışta parlamenter ayrıcalığına aykırılık gördüğünü açıklamıştır. Meclis aynı gün, Debono Grechin bir önergesi üzerine, söz konusu yazıyı (bundan sonra Tüzük" (Ordinance) olarak geçecek olan) Temsilciler Meclisi (Ayrıcalıkları ve Yetkileri hakkındaki) Tüzüğün 11(1)(k) bendine göre, Meclisin ayrıcalıklarına bir aykırılık olarak kabul ettiğine dair bir karar çıkarmak için gerekli usulü izlemeye başlamıştır.
12. Temsilciler Meclisi 4 Mart 1986da, Dr. Joseph Cassarın hazırladığı ve Debono Grechin katıldığı bir önergeyi ele almıştır. Başvurucunun, Temsilciler Meclisi Tüzüğün 11(1)(k) bendindeki haysiyet kırıcı yayın suçlamasına yanıt vermek üzere Tüzüğün 13(2) fıkrasına göre bir bildirimle celp edilmesini isteyen önergenin metni şöyledir:
"10 Şubat 1986 tarihli toplantıda, "MHUX fl-Interesstal-Poplu" dergisinin 3 Ocak 1986 tarihli sayısının dördüncü sayfasında yer alan "Mix-Xena tax-Xandir" başlıklı yazının, Temsilciler Meclisi (Ayrıcalıkları ve Yetkileri) Tüzüğünün 11(1)(k) bendine göre ayrıcalıklarına bir aykırılık oluşturduğu düşünen Meclis;
MHUX fl-Interesstal-Poplu"nun editörü bulunan Carmel Demicolinin (Flat 1, Ferrini Court, University Street, Msida), 17 Mart 1986 tarihli oturumda saat 18:30da, Temsilciler Meclisi (Ayrıcalıklar ve Yetkiler hakkında) Tüzüğün 11(1)(k) bendine göre neden ayrıcalıkları ihlalden suçlu bulunamayacağını anlatmak üzere Meclise gelmesine; ve
Ayrıca, Meclis Katibinin celp edeceği bütün tanıkların Meclise davet edilmesine karar vermiştir."
Bunun üzerine Muhalefet Lideri Dr. Fenech Adami, 10 Şubat 1986 tarihli kararın yazılış tarzının sadece ilk bakışta bir ayrıcalık ihlali bulunduğunu belirtecek açıklıkta olmadığını düşünerek, kararın metnine dikkat çekmiştir. Dr. Cassar, önergenin başvurucuyu suçlu ilan etmediği görüşünde olduğunu açıklamıştır:
"Burada biz Onun suçlu olduğunu söylemiyoruz. Şöyle diyoruz: Neden suçlu sayılamayacağını anlatmak üzere 17 Mart günü buraya gel. Eğer suçlu olmadığına dair bizi ikna edebilirsen, senin suçlu olmadığını söyleyeceğiz; eğer bizi ikna edemezsen senin suçlu olduğunu söyleyeceğiz."
Görüşmelerden sonra önerge, Dr. Cassarın hazırladığı biçimiyle kabul edilmiştir.
13. Demicoli 13 Mart 1986da, Temsilciler Meclisinin kendisi hakkında açtığı davanın cezai nitelikte olduğu ve Anayasanın 40. maddesinde öngörülen bağımsız ve tarafsız bir mahkemede adil yargılanma hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle, anayasal hakkını kullanmak üzere Malta Hukuk Mahkemesine başvurmuştur.
14. Başvurucu, 17, 18 ve 19 Mart tarihlerinde, yani Hukuk Mahkemesi henüz kararını vermeden önce, avukatı ile birlikte Temsilciler Meclisinin önüne çıkmıştır.
Mahkemenin anayasal sorunu karara bağlamasına kadar, Meclisteki davanın kural gereği durdurulması gerektiği ileri sürülmüş; ancak Meclis Başkanı, Meclisin önündeki davayı görmeye devam edebileceğine karar vermiştir. Daha sonra başvurucuya şu sorular yöneltilmiştir: "Editör kendini suçlu mu, suçsuz mu görmektedir? Demicoli, kendinizi suçlu olarak görüyor musunuz?" Başvurucu, suçlu olup olmadığı konusunda cevap vermeyi reddedince, hakkında saygısızlık davası açmakla tehdit edilmiştir. Meclis üyesi Dr. Joseph Brincat, ayrıcalığı ihlal davasının bir ceza davası olarak kabul edilebileceğini ve Meclis Başkanının da kabul ettiği bu argümana göre, savunma yapmayan kişiyi suçsuzluğunu söylemiş varsayan ceza usul kuralının uygulanması gerektiğini ifade etmiştir.
Dr. Cassar başvurucunun aleyhine delil göstermeyi sürdürmüş, dava konusu yazıyı okumuş ve yazının Debono Grechi ve Bartoloyı Meclisteki tutumlarından dolayı aşağıladığını ileri sürmüştür. Bartolo, Meclis Başkanı tarafından mütalaada bulunmaya davet edilmiş ve her ikisi de Meclis üyesi sıfatıyla ve özel yaşamlarında kendilerini alay konusu edilmiş hissettiklerini ifade etmişlerdir.
Debono Grech daha sonra şöyle demiştir:
"Sayın Başkan, bu sorunla ilgili olarak son kez buraya geliyor ve son kez mahkemeye gidiyorum. Eğer bana kişisel olarak saldırılacak olursa, bunu ne burada düzeltmeye çalışırım ne de mahkemeye giderim. Eğer benim aile yaşamımda bir sorun meydana gelirse, (savunma avukatını göstererek) eğer sen, onu (başvurucuyu) savunacak olursan, (-Hükümetin çevirisine göre- "seni dava edeceğim") (-Başvurucunun çevirisine göre-"senden öcümü alacağım").
19 Mart 1986 tarihinde Meclis şu ifadeleri içeren bir kararı kabul etmiştir.
"MHUX fl-Interesstal-Poplu" dergisinin 3 Ocak 1986 tarihli 63. sayısının dördüncü sayfasında yayınlanan yazının neden olduğu ayrıcalığı ihlal davasını ele alan Meclis;
Editör Carmel Demicoliyi Meclisin ayrıcalığını ihlal etmekten suçlu bulmuştur."
Meclis ceza vermeyi başka bir oturuma kadar, davalı Hükümete göre ise anayasal sorunla ilgili dava süresince ertelemiştir.
15. Hukuk Mahkemesi 16 Mayıs 1986 günü başvurucu lehine karar vermiştir. Karar, davanın cezai nitelikte olmadığını tespit ederek başlamaktadır:
"Temsilciler Meclisi, asıl işlevi olan yasa koymanın dışında, fren ve karşı ağırlık sisteminin kendisine verdiği yarı-yargısal işlevlere sahip olmasına karşın, olağan bir mahkeme değildir. Meclis ayrıcalıkları ve Meclise saygısızlıkla ilgili hükümler (kısım 179), ülkenin ceza hukukunun bir parçası değildir. Başvurucunun da ileri sürdüğü gibi, Ceza Yasasında öngörülen cezalar ile bu özel yasada öngörülen cezalar arasında büyük bir benzerlik bulunduğu doğrudur. Ancak Meclisin kararı, Ceza Mahkemesinin verdiği bir karardan doğan cezai bir mahkumiyet gibi değildir; saygısızlıkla ilgili bir suçun bulunduğuna karar verilmesi ve bu karardaki ihtar, para cezası, hapis cezası gibi yaptırımlar, cezai yaptırımlarla aynı biçimde olmasına rağmen-, cezai mahkumiyet kararları değildir."
Mahkeme şöyle devam etmiştir:
"Meclis diğer nedenlerin yanında:
(k) Başkanın veya bir üyenin, Mecliste veya bir Komitede, Başkan veya üye olarak söylediklerine veya yaptıklarına dayanarak yapılan şeref ve haysiyet kırıcı bir yayın (bk. 11 kısım 179 bölüm) bulunuyorsa,
Meclis saygısızlık ile ilgili davayı görebilir.
Meclisin saygısızlık davasını görmekle ilgili yargılama yetkisini kullanabilmesi için, maddi ve hukuki olarak haysiyet kırıcı bir yayın bulunması gerekir; bu konudaki hukuki düzenleme, bunun Meclis tarafından karara bağlanması gereken bir sorun olduğunu belirtmemiş, objektif olarak varolması gerektiğini belirtmiştir. Bu nedenle haysiyet kırıcı yayın bulunduğu önce mahkeme tarafından beyan edildikten sonra, Mecliste saygısızlıkla ilgili bir dava görülebilir."
Mahkemenin vardığı sonuca göre söz konusu Tüzük, haysiyet kırıcı yayının ne olduğunu, Meclisin kendi başına tanımlamasına izin vermemiştir ve eğer Meclis saygısızlık hakkında bir karar alacaksa, doğal yargıç ilkelerine göre bir karar almalıdır. Hukuk Mahkemesi, başvurucunun durumunun, ayrıcalık ihlali nedeniyle hakkında dava açılmadan önceki durumuna getirilmesine, söz konusu Meclis kararına veya önergeye dayanılarak başvurucu hakkında başka bir dava açılmamasına karar vermiştir.
16. 13 Ekim 1986da, her iki tarafın başvurusunu inceleyen Anayasa Mahkemesi, Hukuk Mahkemesinin vardığı sonuçlara katılmadığını açıklamıştır. Anayasa Mahkemesi, Anayasanın Parlamentoya kendi ayrıcalıklarını, muafiyetlerini ve yetkilerini tespit etme yetkisi verdiğine; buna göre, Malta Yasalarının 179. Kısmıyla Meclise verilen yetkilerin, Anayasanın 40. maddesinde güvence altına alınan kişilerin bağımsız bir mahkeme tarafından adil yargılanma hakkını ihlal etmediğine; bu koşullarda, dava mahkemesinin sorunu bu açıdan ele almaya veya kararında işaret ettiği bir hukuki sonuca varma yetkisi bulunmadığına karar vermiştir.
17. Temsilciler Meclisi 9 Aralık 1986 tarihinde, başvurucuya verilecek cezaya karar vermek üzere kendisini Meclise celp etmiştir. Başvurucuya bir mütalaada bulunmak isteyip istemediği sorulduğunda başvurucu, verilecek ceza hakkında söyleyecek bir şeyi olmadığını ve Meclisin kararına uyacağını avukatı aracılığıyla bildirmiştir. Başvurucuya 250 Malta lireti para cezası verilmiş ve 19 Mart 1986 tarihli kararın dergide yayınlamasına hükmedilmiştir.
18. Debono Grech ve Bartolo, başvurucu hakkında açılan davanın her safhasına katılmışlardır; ancak Bartolo 9 Aralık 1986 tarihli oturumdan önce ölmüştür.
19. Başvurucu para cezasını henüz ödememiş ve bu cezanın tahsil edilmesi için herhangi bir girişim de yapılmamıştır.
II. Konuyla ilgili iç hukuk
20. Temsilciler Meclisinin ayrıcalıklarla ilgili Tüzüğünün söz konusu dönemde uygulanabilir nitelikteki hükümleri şöyledir:
Madde 9:
Temsilciler Meclisinin veya bir Komitesinin önünde tanık veya bilirkişi tarafından verilen yemin veya yemin yerine geçen söz, Ceza Yasası (12. Kısım) bakımından, hukuki konularda bir mahkemenin önünde verilen yemin veya yemin yerine geçen söz sayılır.
Madde 11:
(1) Meclis, aşağıdaki eylemlerden biriyle suçlu bulunan bir Meclis üyesine veya bir kimseye, bir kınama cezası verme veya 60 günü aşmayan bir süreyle mahkum etme veya 500 lireti aşmayan bir miktarla para cezası verme veya hem hapis hem de para cezası verme yetkisine sahiptir:
...
(k) Başkanın veya bir üyenin, Mecliste veya bir Komitede, Başkan veya üye olarak söylediklerine veya yaptıklarına dayanılarak yapılan haysiyet kırıcı bir yayın;
...
(4) Bu madde bakımından -
basılı bir eser yoluyla başkalarına bilgi veren veya nakleden veya söz veya görüntüleri yayan bir eylem, yayınlama sayılır:
(5) Maltada basılan veya başka bir yerde basılıp da Maltada dağıtılan ve haysiyet kırıcı, yalan veya küçültücü haber veya yanlış yorum içeren bir yayın, veya Maltanın herhangi bir yerinden veya Malta dışından yapılan ve haysiyet kırıcı, yanlış veya küçültücü haber veya yanlış yorum içeren bir yayın, bu maddenin (1). fıkrasının (k) ve (l) bendlerinde sözü edilen eylemlerinden birine girmesi halinde, bu eylemi yapan kişi, bu maddenin (1). fıkrasının (k) ve (l) bendlerine göre suçlu sayılır.
Bu maddenin (6). fıkrası Meclise, yayının gazete ile yapılması halinde, (1). fıkradaki cezaya ek olarak sanığı (1). maddenin (k) bendinde belirtilen bir eylemden ötürü suçlu bulan kararın, gazetenin bir sonraki sayısında yayınlanmasını emretme yetkisi de vermektedir.
Madde 13
(1) ...
(2) ... Meclis, suçlamalara yanıt vermek üzere belirli bir tarihteki Meclis oturumunda sanığın hazır bulunması için Katibinin imzalayacağı bildirimle celp edilmesine karar verebilir.
(3) Eğer sanık Meclise gelmezse, Meclis Başkanı yukarıdaki karara dayanarak sanığın gözaltına alınması ve Meclise getirilmesi için müzekkere çıkarabilir.
...
(5) Her durumda, sanığa kendini savunması için imkan verilir ve ... , sanık bir avukatın yardımından yararlanabilir."
Madde 14
(1) ...
(2) Meclis bir kimseye para cezası verirse, bu ceza iki işgünü içinde Meclis Yazı İşleri Müdürlüğü aracılığı ile Genel Saymanlığa ödenir. Bir sonraki oturumda Yazı İşleri Müdürü Meclis Başkanına cezanın ödenip ödenmediğini haber verir; eğer ödenmemiş ise, Meclis, para cezasını belirli bir süre için hapis cezasına dönüştürme kararı verebilir, veya takdirine göre başka bir emir verebilir."
21. Haysiyet kırıcı yayın, 1974 tarihli Basın Yasasına göre de suçtur (1974 tarihli XL sayılı Yasa).
Bu Yasanın 3. maddesi şu hükmü getirmektedir:
"Yasanın bu maddesinde belirtilen suçlar, başka bir yerde meydana gelmiş olsa da, basılı eserlerin Maltada basılması veya dağıtılması veya yayımlanması yoluyla işlenmiş sayılır."
Yasanın 11. maddesinde şu hükümler bulunmaktadır:
"Bu Yasada başka türlü belirtilmedikçe, bu Yasanın 3. maddesinde belirtilen yollarla bir başkası hakkında haysiyet kırıcı yayın yapan bir kimse,
(a) haysiyet kırıcı yayın, başkasının şahsiyetini ve itibarını yaralamayı amaçlayan isnatlar içeriyorsa, veya halkın alay etmesine ve saygısızlığına maruz bırakıyorsa, üç ayı aşmayan bir süreyle hapis cezası veya 200 lireti aşmayan para cezası ile veya hem hapis cezası ve hem de para cezası ile;
(b) diğer durumlarda bir ayı aşmayan hapis cezası veya para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilir."
22. Malta Anayasası da Parlamenter ayrıcalıklarına ilişkin hüküm bulunmaktadır.
Anayasanın 34. maddesine göre, Temsilciler Meclisinin kendisine veya üyelerine karşı saygısızlık veya ayrıcalıklarını ihlal nedeniyle bir kimseyi cezalandıran veya bu kimsenin Meclisin önüne getirilmesini emreden bir Meclis Kararının yerine getirilmesi gibi, hukukun yetki verdiği durumlar dışında, hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.
Anayasanın 40. maddesi, cezai bir fiil ile suçlanan bir kimseye, hukuken kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından makul bir süre içinde adil yargılanma hakkı tanımaktadır.
İfade özgürlüğünü güvence altına alan 41(1). fıkrasını izleyen ikinci fıkradaki hüküm, şöyledir:
(a)
(i) savunma, kamu düzeni, genel ahlak ve namus veya genel sağlık için; veya
(ii) Parlamenter ayrıcalıkları korumak (...) amacıyla,
...
makulce gerekli hükümleri koyan bir yasa hükmünün veya bu yasaya göre yapılan tasarrufların, bu maddenin (1). fıkrasıyla bağdaşmadığına veya aykırı olduğuna karar verilemez.
KOMİSYON'DAKİ YARGILAMA
23. Demicoli, Komisyona yaptığı 22 Mayıs 1987 tarihli başvuruda, kendisi hakkında Temsilciler Meclisindeki davanın, Sözleşmenin 6. maddesinin birinci fıkrası anlamında bir "suç isnadının karara bağlanmasını içerdiğini, "bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri tarafından... adil ve aleni bir yargılama" yapılmadığı için bu maddeye aykırılık bulunduğunu ileri sürmüştür. Demicoli ayrıca, Sözleşmenin 6. maddesinin ikinci fıkrası ile korunan masumluk karinesinin gözetilmediğini de iddia etmiştir.
24. Komisyon 15 Mart 1989 tarihinde başvurunun kabuledilebilir olduğunu açıklamıştır. Komisyon (Sözleşmenin 31. maddesine göre düzenlediği) 15 Mart 1990 tarihli raporunda da, 6. maddenin birinci fıkrasına aykırılık bulunduğunu, ancak 6. maddenin ikinci fıkrasıyla ilgili ayrı bir sorun bulunmadığını oybirliğiyle açıklamıştır.
(Dava, süresi içinde Mahkemenin önüne getirilmiştir).
KARAR GEREKÇESİ
I. İlk İtiraz
25. Hükümet, ilk itiraz şeklinde Komisyon önünde iddia ettiği gibi, Demicolinin 22 Mayıs 1987 tarihinde şikayetini yapmakla, Sözleşmenin 26. maddesine göre başvuruların Komisyona "iç hukuktaki bütün başvuru yolları tüketildikten sonra... ve konu hakkında son kararın verilmesinden itibaren altı ay içinde" yapılması kuralına uygun davranmadığını iddia etmiştir.
26. Sözleşmenin 26. maddesinin özellikle yazılış tarzı ve gramatik yapısı ile hazırlık çalışmalarına (travaux preparatoires) dayanan Hükümet, "son karar" tarihinin, başvurucunun hukuki bir yol olarak başvurabileceği son mahkeme olan Anayasa Mahkemesinin kararını verdiği 13 Ekim 1986 tarihi (bk. yukarıda parag. 16) olduğunu ileri sürmüştür. Hükümete göre, Temsilciler Meclisinin anayasal sorun hakkındaki davada hükmün verildiği 9 Aralık 1986 tarihine kadar ertelediği Demicoliyi cezalandırma işlemi, sanık hakkında ayrıcalığı ihlal davasının sadece sona erdirilmesi anlamına gelir; cezalandırma işlemi, Sözleşmenin 26. maddesi anlamında iç hukuk yollarının tüketilmesi bakımından son karar olarak kabul edilemez.
27. Başvurucu hakkındaki dava, cezanın verildiği 9 Aralık 1986 tarihli kararla sona ermiştir. Bu tarih, başvurucunun durumunun kesin olarak belirlendiği tarihtir. Mahkeme bu tarihi, Sözleşmenin 26. maddesi bakımından son karar tarihi olarak kabul eden Komisyon görüşüne katılmaktadır.
28. Bu nedenle, Hükümetin ilk itirazı reddedilmelidir.
II. Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlali iddiası
29. Başvurucu, Temsilciler Meclisi tarafından suçlu bulunduğu ayrıcalık ihlali suçlamasının, Sözleşmenin 6. maddesinin birinci fıkrasına giren "suçlama" olduğunu ileri sürmüştür. Bu fıkrada şu hüküm vardır:
"Herkes ... hakkındaki bir suç isnadının karara bağlanmasında, hukuken kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri tarafından ... adil ve aleni olarak yargılanma hakkına sahiptir..."
Başvurucu, bu gereklere uygun bir yargı yeri tarafından yargılanmadığını iddia etmiştir.
A. Sözleşmenin 6(1). fıkrasının uygulanabilirliği
30. Hükümet, haysiyet kırıcı yayın nedeniyle başvurucu hakkında açılan ayrıcalık ihlali davasının, Malta hukukunda "cezai" değil, fakat disiplin nitelikli bir dava olduğunu ileri sürmüştür.
Başvurucu tarafından reddedilen bu görüş, Komisyon tarafından da desteklenmemiştir. Komisyon, söz konusu davanın "bir suçlama" hakkında karara varılmasını içerdiğini ve bu nedenle 6. maddenin birinci fıkrasının uygulanabilir olduğunu kabul etmiştir.
31. Mahkeme, aynı konudaki başka bazı davalarda daha önce kararlar vermiştir (bk. 22.05.1990 tarihli Weber -- İsviçre kararı, parag. 30 ve bu kararda adı geçen diğer kararlar). Bu kararlar Devletlere iç hukukta cezai fiiller ile disiplin suçlarını birbirinden ayırma yetkisi tanımıştır; ancak Devletlerin yaptığı bu nitelendirme, Sözleşme açısından önemli değildir. Sözleşmenin 6. maddesindeki "suç isnadı" kavramının özerk bir anlamı vardır. Mahkeme, iç hukukta yapılan bu ayrımın, Sözleşmenin 6. maddesinin amacına ve gayesine aykırı olmadığına ikna olmalıdır.
Mahkeme, Demicolinin suçlu bulunduğu ayrıcalık ihlalinin Sözleşmenin 6. maddesi anlamında "cezai" olup olmadığını tespit edebilmek için, ilk defa Engel ve Diğerleri kararında (bk. 08.06.1976 tarihli Engel ve Diğerleri, parag. 82) ortaya koyduğu ve diğer içtihatlarında süreklilikle kullandığı (bk. yukarıdaki kararlardan başka ayrıca Öztürk kararı; Campbell ve Fell kararı) üç kriteri uygulayacaktır.
32. İlk önce, söz konusu cezai fiili tanımlayan hükümlerin, davalı Devletin hukuk sisteminde ceza hukukuna mı, disiplin hukukuna mı, yoksa her ikisine de mi ait olduğunu saptamak gerekmektedir.
Demicoli hakkında açılan davanın hukuki temeli, Tüzüğün 11. maddesinde yer almaktadır (bk. yukarıda parag. 20). Başvurucu, Malta hukukundaki Parlamenter ayrıcalığın kökeninin Birleşik Krallık hukukunda bulunduğunu, İngiliz hukuku üzerine bazı ders kitaplarında ayrıcalık ihlalinin suç olarak kabul edildiğini iddia etmiştir. Komisyonun ve Hükümetin işaret ettiği gibi, Parlamenter ayrıcalığın ihlali, Malta hukukunda resmen bir suç olarak nitelendirilmemiştir. Hukuk Mahkemesi 16 Mayıs 1986 tarihli kararında (bk. yukarıda parag. 15), "Meclis ayrıcalıkları ve Meclise saygısızlıkla ilgili hükümler getiren hukuk normlarının (kısım 179), ülkenin ceza hukukunun bir parçası olmadığı"na hükmetmiştir. Anayasa Mahkemesi ise 13 Ekim 1986 tarihli kararında, "ayrıcalık ihlali veya saygısızlık oluşturan fiilin cezai olup olmadığı" hakkında bir karar vermenin gerekmediğini belirtmiştir.
33. Ancak daha önce yukarıda belirtildiği gibi, ulusal hukuktaki yaklaşım, 6. madde bakımından önemli değildir. Söz konusu "cezai fiilin gerçek niteliği" daha büyük öneme sahiptir (bk. yukarıda geçen Campbell ve Fell kararı, parag. 71 ve Weber kararı, parag. 32).
Bu bağlamda başvurucu, Temsilciler Meclisinde bazı üyelerin, kendisi hakkında açılan davayı bir ceza davasıyla eşdeğerde gösterdiklerini kanıtlamak için, Parlamentonun 4, 17, 18 ve 19 Mart 1986 tarihli oturumlarına ait tutanaklardan alıntı yapmıştır. Başvurucu, haysiyet kırıcı yayının 1974 tarihli Basın Yasasına göre (bk. yukarıda parag. 21) cezai bir fiil olduğuna da işaret etmiştir.
Öte yandan, Hükümete göre bazı ayrıcalık ihlalleri cezai bir fiil de olsa, Meclis itibarına saygı gösterilmesiyle ilgili Parlamenter ayrıcalık, ceza hukukunun amacından farklı bir amaç izleyebilir. Ayrıca haysiyet kırıcı bir yayın, sadece ceza hukukuna göre cezai bir fiil oluşturmakla kalmayabilir; cezai tazminatı da içerebilen medeni tazminat talebine de yol açabilir. Bunun yanında, Tüzüğün, Meclis önünde yalan yere yemin etmeyi cezai konulara bakan değil de, hukuki konulara bakan bir Mahkeme önünde yalan yere yemin etme olarak kabul etmesi, ayrıcalık ihlalinin cezai olmayan niteliğini göstermektedir.
Demicoli, Meclis üyesi değildir. Mahkemeye göre, Meclis dışında yapılan bu tür bir eylemden ötürü başvurucu hakkında açılan bu dava, Meclisin gereği gibi çalışmasını ve iç düzenini ilgilendiren ve disiplin niteliğindeki diğer ayrıcalık ihlali davalarından ayrılmalıdır. Tüzüğün 11(1)(k) bendi, potansiyel olarak bütün nüfusu etkilemektedir; çünkü sanık ister Meclis Üyesi olsun ister olmasın, haysiyet kırcı yayın Maltanın neresinde meydana gelirse gelsin, bu Tüzük uygulanabilecektir. Suç fiilini tanımlayan Tüzük, hukuki nitelikte bir tazminat değil, cezai yaptırım uygulanmasını öngörmektedir. Bu açıdan bakıldığında, söz konusu ayrıcalık ihlali, 1974 tarihli Basın Yasasındaki cezai fiile benzemektedir (bk. yukarıda geçen Weber kararı, parag. 33 sonu).
34. Üçüncü kriter, söz konusu kişinin maruz kalabileceği cezanın şiddet derecesidir. Mahkeme, bu davada Meclisin başvurucuya, henüz ödenmeyen veya alınmayan 250 Malta lireti para cezası verdiğini, ancak başvurucunun karşılaşabileceği en yüksek cezanın atmış günü aşmayan hapis cezası ve 500 Malta liretini aşmayan para cezası veya her ikisi de olduğunu kaydetmektedir. Sözleşmeye göre önemli olan, cezai bir fiil ile suçlanan başvurucunun suçunu sınıflandırırken karşılaşılabileceği cezadır (bk. yukarıda geçen Weber kararı, parag. 34).
35. Sonuç olarak, Sözleşmenin 6. maddesi bu davada uygulanır.
B. Sözleşmenin 6(1). fıkrasına uygunluk sorunu
36. Başvurucu, Temsilciler Meclisindeki davada bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri tarafından adil olarak yargılanmadığını ileri sürmüştür. Başvurucuya göre, kendisi hakkında yürütülen davanın siyasal bağlamı, "yargılama otoritesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı kavramıyla alay etmiştir". Başvurucunun iddiasına göre bu durum, kendisi hakkındaki dava ile ilgili Parlamento oturumunun resmi tutanaklarıyla açıkça ortadadır (bk. yukarıda parag. 14). Başvurucuya göre, Parlamento üyeleri ayrıcalık ihlali davasında hem mağdur, hem suçlayıcı, hem tanık ve hem de yargıç olarak bulunmuşlardır. Bu davada söz konusu olan şey, Hükümetin ileri sürdüğü gibi bir bütün olarak Meclisin ayrıcalığı değil, Meclis üyelerinin bireysel ayrıcalıklarıdır. Bu konuda Hükümetin görüşü kabul edilse bile, başvurucuya göre "Temsilciler Meclisinin her bir üyesi "judex in causa sua"dır.
37. Hükümet, Temsilciler Meclisinin Demicoli hakkındaki disiplin suçu iddiasını yargılamak bakımından "hukuken kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri" olduğunu iddia etmiştir. Hükümete göre Malta Temsilciler Meclisi, eşi olmayan (par excellence) bağımsız bir organdır. Meclis, yürütme organından ve partilerden bağımsızdır; üyeleri beş yıl için seçilir; gördüğü dava gerekli güvencelere sahiptir. Bu nedenle Temsilciler Meclisi, bir yargı yeri için 16 Temmuz 1971 tarihli Ringeisen kararında (bk. Ringeisen kararı, parag. 95) ortaya koyulan bütün koşulları taşımaktadır. Meclisin bağımsızlığı, tarafsızlığı ile ilgili tüm kuşkuları dağıtmak için yeterlidir. Dahası, makale sadece kendilerinin saygınlıklarını değil, Meclisin saygınlığını da savunan Meclis üyeleriyle doğrudan alay etmektedir.
38. Komisyon, Temsilciler Meclisinin bir mahkeme olarak kabul edilemeyeceği ve Sözleşmenin bağımsızlık ve tarafsızlık için aradığı koşulların yerine getirilmediği görüşündedir.
39. Komisyon gibi Mahkeme de, Malta Parlamentosunun disiplin önlemleri uygulama ve kendi iç işlerini yönetme yetkisinin tartışma konusu olmadığını kaydetmektedir. Bununla beraber Mahkemenin görevi, ilgili yasa ve uygulamayı soyut olarak denetlemek değil; ama Demicoli hakkındaki davayı görme tarzının 6. maddenin birinci fıkrasını ihlal edip etmediğini karara bağlamaktır.
Mahkemenin içtihatlarına göre, kelimenin maddi anlamında "bir yargı yeri, yargısal işleviyle, yani, yetkisine giren sorunları hukukun üstünlüğüne dayanarak ve öngörülmüş bir usulde davayı yürüttükten sonra karara bağlamasıyla tanımlanır. Bir yargı yeri, bir çoğu Sözleşmenin 6. maddesinde görülen, özellikle yürütme organına karşı bağımsızlık, tarafsızlık, üyelerinin görev süreleri, usul güvenceleri gibi, başka bir dizi gerekleri yerine getirmelidir (bk. Belilos kararı, parag. 64).
40. Temsilciler Meclisi, bu dava çerçevesinde başvurucunun suçluluğuna karar verirken, hiç kuşku yok ki yargısal bir işlev yerine getirmiştir. Bu davada ortaya çıkan temel sorun, tarafsızlık koşuluna gereği gibi saygı gösterilip gösterilmediğidir. Sözleşmenin 6. maddesinin birinci fıkrası bakımından tarafsızlık, hem sübjektif testle, yani bir yargıcın belirli bir davadaki kişisel inancı veya menfaati bakımından ve hem de objektif testle, yani yargıca verilen güvencelerin haklı bir tereddüdü gidermek için yeterli olup olmadığı saptanarak karara bağlanmalıdır. Bu bağlamda, özellikle ceza davası söz konusu olduğunda, belirtiler dahi fazla öneme sahiptir (bk. benzer davalar arasından Hauschildt kararı, parag. 46-48).
41. Dava konusu yazıda, Parlamentodaki davranışları eleştirilen ve ayrıcalık ihlalini Mecliste ortaya atan (bk. yukarıda parag. 11) iki Meclis üyesi, sanık hakkındaki davaya her aşamada, ayrıca suçun tespitine ve (bu sırada ölen bir tanesi hariç) cezanın verilmesine katılmışlardır.
İşte bu nedenle, bu davada yargılama makamının tarafsızlığı tereddüde açık görünmekte ve başvurucu bu noktayla ilgili kaygısında haklı bulunmaktadır (bk. yukarıda geçen Hauschildt kararı, parag. 52).
42. Buna göre, ele alınan bu sorunda Sözleşmenin 6. maddesinin birinci fıkrasına aykırılık bulunmaktadır. Bu nedenle, bu hükmün diğer yönlerini incelemek gerekli değildir.
III. Sözleşmenin 6(1). fıkrasına aykırılık iddiası
43. Başvurucu, 10 Şubat 1986 tarihli kararın ve 4 Mart 1986 tarihli önergenin (bk. yukarıda parag. 11 ve 12), masumluğu kanıtlama külfetini sanığa yüklediğini ve bu nedenle Sözleşmenin 6. maddesinin ikinci fıkrasını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
Hükümet, kararın ve önergenin böyle bir anlam taşımadığını ifade etmiştir.
Yukarıda 6. maddenin birinci fıkrasıyla ilgili yapılan tespit nedeniyle Mahkeme, bu noktayı incelemeyi gerekli bulmamıştır.
IV. Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması
44. Sözleşmenin 50. maddesi şöyledir:
Mahkeme, bir Sözleşmeci Tarafın resmi makamları veya diğer makamları tarafından verilen bir kararın veya yapılan bir tasarrufun tamamen veya kısmen bu Sözleşmeyle üstlendiği yükümlülüklere aykırı olduğunu tespit ederse ve bu Sözleşmeci Tarafın iç hukuku verilen kararın veya yapılan tasarrufun sonuçlarını ancak kısmen onarmaya imkan veriyorsa, Mahkeme gerekli gördüğü takdirde zarara uğrayan tarafa adil bir karşılık ödenmesine hükmedebilir.
Demicoli bu hükme dayanarak, hem iç hukuktaki davada, hem de Sözleşme organları önündeki davada yapılan masraf ve harcamalarla birlikte, maddi ve manevi zararların tazminini de istemiştir. Başvurucu ayrıca, belirli hukuki önlemler alınması için Mahkemenin emir vermesini talep etmiştir.
A. Hukuki tedbirler
45. Başvurucu Mahkemenin, Hükümetin uygun görmesiyle kendisini suçlu bulan ve para cezasına mahkum eden kararı kaldıran bir Parlamento kararı çıkarılması, Tüzüğün 11(1)(k) bendinin kaldırmak suretiyle değiştirilmesi, Malta Anayasasında ayrıcalık ihlali davasına yapılan bütün göndermelerin kaldırılması ile ilgili karar almasını talep etmiştir. Hükümet bu taleplere karşı çıkmıştır.
Mahkeme, Sözleşmenin bu talep hakkında karar verebilmesi için kendisine yetki vermediğini kaydetmektedir. Mahkeme, Sözleşmenin ihlaline olanak veren durumun giderilmesi için, iç hukukta alınacak önlemi seçmenin Devletin görevi olduğunu hatırlatır (bk. Zanghi kararı, parag. 26).
B. Tazminat
46. Başvurucu maddi zarar bakımından henüz ödenmediği halde 250 Malta lireti para cezasının kendisine geri ödenmesini istemiştir. Para cezası henüz ödenmediği ve ödenmesi için de bir işlem yapılmadığı için, Mahkeme bu konuda karar vermeyi gerekli görmemiştir.
47. Başvurucu ayrıca, dediğine göre korkutulma atmosferinde "maruz kaldığı gayri meşru yargılama"dan kaynaklanan sadece korku ve acıları için değil, Parlamento tarafından suçlu bulunduğu ve gelecekte kamu hizmetlerinde çalışma olanağını da kaybettiği için 10 bin Malta lireti ödenmesini istemiştir.
48. Başvurucunun bir ölçüde sıkıntı çektiği inkar edilemese bile, davanın bütün özel koşullarını göz önünde bulunduran Mahkeme, bu kararda tespit edilen aykırılığın adil bir karşılık oluşturduğu görüşündedir.
C. Ücretler ve masraflar
49. Demicoli ayrıca, Malta mahkemelerinde ve Sözleşme organları önündeki davada ödediği ücretler ve masrafların da iade edilmesini istemiştir.
Mahkeme sürekli olarak, (a) zarar gören tarafın, ihlalin önlenmesi veya düzeltilmesi için iç hukukta, yine sonuçların önce Komisyon ve daha sonra Mahkeme tarafından onarılması için gerçekten ve gerekli olduğu kadar yapılan ve (b) miktarı makul olan masraf ve harcamaların geri ödenmesine karar vermiştir (bk. diğer kararlarla birlikte, Bricmont kararı, parag. 101).
50. Demicoli, Temsilciler Meclisindeki ayrıcalık ihlali davasında, "hazır bulunma" ve "yargı dışı" ödemeler için 600 Malta lireti istemiştir.
Ayrıcalık ihlalinin geçerliliğine anayasal itiraz davası için, vergilendirilmiş resmi harcama olarak 901.90 Malta lireti ve yargı dışı ödemeler için 300 Malta lireti istenmiştir.
51. Komisyondaki dava bakımından, "yargı içi ve yargı dışı" ödemeler için 3 bin Malta liretine ek olarak, kendisinin, avukatının ve hukuk danışmanının duruşmada hazır bulunması için ulaşım ve ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla yapılan harcamalara karşılık 1,828 Malta lireti istenmiştir.
Mahkemedeki dava bakımından da, kendisinin ve avukatının ulaşım ve ihtiyaçlarının karşılanması için 995 Malta lireti ve ayrıca yapılan harcamalar için 1,500 Malta lireti istemiştir.
52. Hükümet, talep edilen miktarın büyük bir bölümüne çeşitli nedenlerle, özellikle aşırı olması nedeniyle itiraz etmiştir.
Komisyon Temsilcisi, başvurucunun, gerekli hukuki masraflarını kapsayan miktarı alması gerektiğini kabul etmiş, ancak harcamalar için bir öneride bulunmayıp bunu Mahkemenin takdirine bırakmıştır.
53. Mahkeme, Sözleşmenin 50. maddesinin gerektirdiği hakkaniyete dayanarak ve daha önceki içtihatlarında ortaya koyduğu ölçüyü uygulayarak, hem ulusal ve hem de Strasbourgtaki dava için hukuki masraflar ile ulaşım ve ihtiyaç harcamaları için toplam 5 bin Malta lireti takdir etmiştir.
bu gerekçelerle mahkeme OYBİRLİĞİ İLE,
1. Hükümetin ilk itirazının reddine;
2. Sözleşmenin 6(1). fıkrasının eldeki davaya uygulanmasına ve bu hükmün ihlal edilmediğine;
3. Sözleşmenin 6(2). fıkrası bakımından inceleme yapmanın gerekli olmadığına;
4. Bütün masraf ve harcamalar için davalı Devletin başvurucuya toplam 5 bin Malta lireti ödemesine;
5. Adil karşılık ödenmesine ilişkin diğer taleplerin reddine,
Karar Vermiştir.
SONKARARIN YERİNE GETİRİLMESİ
BAKANLAR KOMİTESİ: DH (95) 91; 07.06.1995
Hükümetin verdiği bilgiye göre: Meclisin Ayrıcalıkları ve Yetkileri hakkındaki Kararnameyi değiştiren yasa 19 Mayıs 1995 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yeni düzenlemeye göre kararnamede sözü edilen ayrıcalıkların ihlalini cezalandırma yetkisi yeni 11. maddenin 3. fıkrasının (a) bendiyle Sulh mahkemelerine verilmiştir. Meclis sadece, iddia konusu ihlali soruşturma yetkisini sürdürmekte ve sorunu mahkemenin önüne getirme hakkı bulunmaktadır. Bu mahkeme iddia hakkında karar vermeye ve ceza tayinine tam yetkilidir. Meclisin iddiayı mahkeme önüne getirme hakkını kullanmasının suçluluk veya masumiyete ilişkin bir ifade veya ima anlamına gelmediği belirtilmektedir. Meclis sadece kınama cezası verme yetkisini elinde tutmaktadır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy