(AİHS m. 10, 14, 50)
Başvuru no: 13914/88
DAVANIN ESASI
I. Dava konusu olaylar
A. Informationsverein Lentia
8. Birinci başvurucu Informationsverein Lentia, kapalı devre televizyon ağı kurarak üyeleri arasındaki iletişimi geliştirmeyi amaçlayan, 458 daire ve 30 işyerinden oluşan Linzdeki bir toplu konutun mal sahipleri ve sakinlerinin kurduğu bir dernektir. Programlar, üyelerin hakları ve ortak çıkarları ile ilgili sorunlara hasredilecektir.
9. Birinci başvurucu 9 Haziran 1978 tarihinde, Telekomünikasyon Yasasına göre (bk. aşağıda parag. 17) işletme izni almak için başvuruda bulunmuştur. Başvurucu dernek, Linz Bölgesi Posta ve Telekomunikasyon Müdürlüğünden İdari Usul Yasasının 73. maddesinde öngörülen altı aylık süre içinde cevap almaması üzerine, Federal Ulaştırma Bakanlığına bağlı Genel Müdürlüğe başvurmuştur.
Genel Müdürlük, başvuruyu 23 Ekim 1979 tarihinde reddetmiştir. Genel Müdürlüğü göre radyo televizyon yayıncılığının bağımsızlığını garanti altına alan Kurucu Yasanın 1. maddesinin 2. fıkrası, Federal Yasama Meclisine bu faaliyetin düzenlenmesi için münhasır bir yetki vermiştir. Bu yetki, Federal Meclis tarafından Austrian Brodcasting Corporation Yasasının çıkarılması suretiyle, sadece bir kez kullanılmıştır. Buna göre, başka hiç kimse böylesi bir izin almak için başvuruda bulunamaz; eğer başvurursa, yapılan başvuru yasal dayanaktan yoksun olacaktır. Bununla birlikte; kurucu yasaları yapma yetkisine sahip olan yasakoyucu, 1. fıkranın üçüncü cümlesine uygun bir izin sistemi kurma gücüne sahip olduğu için, Sözleşmenin 10. maddesi ihlal edilmemiştir.
10. Bunun üzerine ilk başvurucu, Sözleşmenin 10. maddesinin ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. Anayasa Mahkemesi, 16 Ekim 1983te karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesine göre, radyo ve televizyon istasyonu kurma ve işletme yetkisi, Anayasanın 10. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında Yasama Meclisine verilmiştir. Buna göre, bir idari işlemin hukuki temelinin bulunmaması veya hukuki temelinin anayasaya aykırı olması veya keyfi bir tarzda uygulanmış olması bu hükmü ihlal edebilir. Ayrıca, Radyo Televizyon Yayıncılığının Kuruluşu Hakkında Yasa, bütün bu tür faaliyetleri federal yasama organının izin vermesine bağlayan bir sistem kurmuştur. Bu sistem, görüşlerin objektifliğini ve çeşitliliğini sağlamayı amaçlamaktadır; gerekli yetkiyi herkesin alabilmesinin mümkün olması halinde, bu sitem etkililiğini yitirecektir. Açıklandığı üzere, radyo televizyon yayıncılığı yapma hakkı, Avusturya Radyo Televizyon Kurumu ile sınırlıdır; çünkü bu kurumu düzenleyen yasadan başka bir uygulama yasası çıkarılmamıştır.
İddialarının aksine aslında ilk başvurucu, anayasada öngörülen anlamı içinde yayıncılık yapma girişiminde bulunmuştur; çünkü kendisinin programları farklı belişimlerden oluşan genel dinleyici kitlesine hitap edecektir. Bu nedenle yayıncılık yasası böyle bir karar için gerekli kanuni temeli sağlamaktadır.
Sonuç olarak, Anayasa Mahkemesi itirazı reddederek, başvuruyu İdare Mahkemesine iade etmiştir.
11. 10 Eylül 1986da İdare Mahkemesi, Anayasa Mahkemesinin dayandığı gerekçeleri benimseyerek, ilk başvurucunun davasını esastan reddetmiştir.
B. Jörg Haider
12. İkinci başvurucu, 1987 1989 yılları arasında Carinthiada başka kişilerle birlikte özel bir radyo istasyonu kurma projesi üzerinde çalışmıştır. Başvurucu, yapılan bir çalışma sonucunda, ilgili düzenlemelerin Anayasa Mahkemesi tarafından yorumlanış biçimine göre gerekli izni alamayacağını görünce, bu düşüncesinden vazgeçmiştir. Sonuç olarak, başvurucu izin almak için hiçbir başvuruda bulunmamıştır.
C. Arbeitsgemeinschaft Offenes Radio (AGORA)
13. Üçüncü başvurucu, Güney Carinthiada Almanca ve Slovence yayın yapmak ve ticari olmayan radio programları yayınlamak amacıyla radyo istasyonu kurmayı düşünen bir Avusturya kuruluşu ve FERL (Avrupa Özgür Radyolar Federasyonu) üyesidir, ki bu başvurucu halen İtalyada lisanlı bir mobil radyo istasyonu işletmektedirler.
14. AGORA 1988 yılında bir lisans başvurusu yapmıştır. Başvurusu, 19 Aralık 1989da Klagenfurt Bölge Posta ve Telekomünikasyon Merkez Ofisi tarafından, 9 Ağustos 1990 tarihinde de Viyanadaki Ulusal Merkez Ofis tarafından geri çevrilmiştir. Anayasa Mahkemesi 30 Eylül 1991 tarihinde bu kararlara karşı yapılan bir temyiz talebini kendi içtihatlarına dayanarak reddetmiştir.
D. Wilhelm Weber
15. Dördüncü başvurucu, Avusturya için yayın yapan ticari bir radyo istasyonu işleten bir İtalyan şirketinin hissedarıdır ve aynı faaliyeti bu ülkede de sürdürmek istemektedir. Bununla beraber yürürlükteki hukuku göz önünde bulundurarak, gerekli merciilere herhangi bir başvuru yapmamaya karar vermiştir.
E. Radio Melody GmbH
16. Beşinci başvurucu, Avusturya kanunlarına uygun olarak kurulmuş özel bir limited şirkettir. Bu başvurucu, 8 Aralık 1988de Linz Bölgesi Posta ve Telekominikasyon Müdürlüğüne, Salzburgda yayına başlamasını istediği bir radyo istasyonu işletmesine imkan verecek frekansın tahsisi için başvurmuştur. 28 Nisan 1989da başvurusu reddedilmiştir; 12 Haziran 1989da Genel Müdürlük ve 18 Mayıs 1990da Anayasa Mahkemesinin, 16 Aralık 1983 tarihli kararını dayanak yaparak verdiği kararlar, başvurunun reddedilmesi gerektiğini teyit etmiştir.
II. Konuyla ilgili iç hukuk kuralları
A. 13 Haziran 1949 tarihli Telekominikasyon Yasası
17. 13 Haziran 1949 tarihli Telekominikasyon Yasası uyarınca, telekominikasyon tesisi kurma ve işletme hakkı, sadece federal makamlara verilmiştir (md. 2(1)). Ancak, feredal makamlar, özel tesisler bakımından bu hakkın kullanım yetkisini gerçek veya tüzel kişilere verebilirler (md. 3(1)). Özel bir mülkün sınırları içinde bir tesis kurmak için, belirli koşullarda izin gerekli değildir (md. 5).
B. 18 Eylül 1961 tarihli Özel telekominikasyon tesisleriyle ilgili Yönetmelik
18. 18 Eylül 1961 tarihli Yönetmelik, federal denetime tabi olarak, özel telekominikasyon tesisleri kurma ve işletme koşullarını düzenlemektedir. Ancak bu Yönetmelik, yerleşik içtihatlara göre lisans verilmesi için bir hukuk temel oluşturmamaktadır.
C. Radyo televizyon yayıncılığını güvence altına alan 10 Temmuz 1974 tarihli Kurucu Yasa
19. 10 Temmuz 1974 tarihli Kurucu Yasanın 1. maddesine göre:
...
2. Radyo televizyon yayıncılığı federal bir yasada daha ayrıntılı kurallarl düzenlenir. Bu yasa, bağımsız ve tarafsız haberciliği, görüşlerin çeşitliliğini, dengeli programcılığı ve 1. fıkrada tanımlanan görevleri yerine getiren kişi ve organların bağımsızlığını garanti altına alacak kuralları içerir.
3. Birinci paragraf anlamında radyo televizyon yayıncılığı bir kamu hizmetidir.
D. 10 Temmuz 1974 tarihli Avusturya Radyo Televizyon Kurumu Yasası
20. 10 Temmuz 1974 tarihli Ulusal Radyo Televizyon Yayıncılık Kurumu hakkındaki Yasa, Avusturya Radyo Televizyon Yayınclık Kurumunu özerk bir kamu hukuku tüzelkişisi statüsünde kurmuştur.
Kurum, başlıca politik, ekonomik, kültürel ve sportif olaylar hakkında kapsamlı haberlere yer vermekle görevlidir. Bu nedenle, haberlerin objektifliği ve tarafsızlığı ihtiyacına uygun olarak, özellikle güncel konularda haberler, yorum ve eleştiriler yayınlamak (md. 2(1)(1)) ve bunu en az iki televizyon kanalı ve içlerinden biri bölgesel olan üç radyo istasyonu aracılığı duyurmak zorundadır (md. 3). Yayında, Millet Meclisinde temsil edilen siyasi partilere ve temsilci kuruluşlara zaman ayrılmak durumundadır (md. 5(1)).
Denetleme Kurulu, yukarıda belirtilen kuralların uygulanması ile ilgili idari bir makam veya mahkemeNin yargılama yetkisi dışında kalan tüm ihtilafları karara bağlamaktadır (md. 25 ve 27). Kurul, aralarında dört dönem için, Federal Hükümetin teklifi ile Cumhurbaşkanı tarafından atanan dokuz yargıcın da bulunduğu 17 bağımsız üyeden oluşmaktadır.
E. Pasif kablolu yayınla ile ilgili İçtihatlar
21. 8 Temmuz 1992de İdare Mahkemesi, 10 Temmuz 1974 tarihli Kurucu Yasanın, (bk. yukarıda parag. 19) pasif kablolu yayını, başka bir ifadeyle, bütünüyle bir anten aracılığı ile alınan kablolu programların yayınını kapsamadığına karar vermiştir. Sonuç olarak, bu tür programların yabancı bir istasyondan gelmesi ve genel veya özel bir Avusturyalı dinleyici kitlesini hedef alması, bu tür bir işlem için gerekli olan iznin verilmesinin reddedilmesi için gerekçe oluşturamaz.
F. Sonraki gelişmeler
22. 1 Ocak 1994te bölgesel radyo istasyonları ile ilgili bir yasa yürürlüğe girecektir. (Regionalradiogesetz, Official Gazette (Bundesgesetzblatt) no. 1993/506). Bu yasa, özel ve tüzel kişilere, belirli koşullar altında bölgesel radyo istasyonları kurma ve işletme izni alma imkanı tanımaktadır.
KOMİSYONDAKİ YARGILAMA
23. Başvurucular, Komisyona 16 Nisan 1987 ve 20 Ağustos 1990 tarihleri arasında başvurmuşlardır. (Başvuru no.: 13914/88, 15041/89,15717/89,15779/89 ve 17207/90) Başvurucular, işletme ruhsatı almanın mümkün olmamasının, kendilerinin haberleşme ve bilgi alma haklarına haksız bir müdale olduğunu ve Sözleşmenin 10. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Birinci ve üçüncü başvurucular ayrıca, Sözleşmenin 10. maddesi ile bağlantılı olarak Sözleşmenin 14. maddesinde ifadesini bulan ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Beşinci başvurucu, uyuşmazlığın 6. maddenin öngördüğü anlamda bir mahkeme önüne getirilemediğinden bahisle, bunlara ek olarak, Sözleşmenin 6. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
24. Komisyon, 13 Temmuz 1990 ve 14 Ocak 1992 tarihinde başvuruların birleştirilmesine karar vermiştir. Komisyon 15 Ocak 1992de Sözleşmenin 10. ve 14. maddeleri ile ilgili şikayetleri kabul edilebilir bulmuş; Sözleşmenin 6. maddesiyle ilgili şikayeti ise kabul edilemez bulmuştur. Komisyon Sözleşmenin 31. maddesi uyarınca hazırladığı 9 Eylül 1992 tarihli raporunda, aşağıdaki görüşleri dile getirmiştir:
(a) Sözleşmenin 10. maddesinin ihlal edildiği (birinci başvurucu bakımından oybirliğiyle, diğer başvurucular bakımından ise 1e karşı 14 oyla);
(b) ayrıca Sözleşmenin 14. maddesinin ihlal edilip edilmediği hususunda incelemenin gerek olmadığına (birinci başvurucu bakımından oybirliğiyle diğer başvurucular bakımından 1e karşı 14 oyla);
HÜKÜMETİN NİHAİ TALEPLERİ
25. Hükümet, Mahkemeden Sözleşmenin 10. maddesinin tek başına veya Sözleşmenin 14. maddesi ile bağlantılı olarak ihlal edilmediğini tespit etmesini istemiştir.
KARAR GEREKÇESİ
I. Sözleşmenin 10. maddesinin ihlal edildiği iddiası
26. Başvuruculardan her biri, bir radyo veya Informationsverein Lentia olayında olduğu gibi bir televizyon istasyonu kuramadıklarından şikayetçi olmuşlardır. Avusturya hukukuna göre bu hak, Avusturya Radyo Televizyon Yayın Kurumu'na hasredilmiştir. Başvurucular, bu durumun Sözleşmenin 10. maddesi ile bağdaşmayan bir tekel meydana getirdiğini ileri sürmektedirler. Sözleşmenin 10. maddesine göre:
1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ulusal sınırlarla kısıtlanmaksızın, bir görüşe sahip olma, haber ve düşünceleri elde etme ve bunları ulaştırma özgürlüğünü de içerir. Bu madde Devletin radyo yayıncılığını, televizyon ve sinema işletmeciliğini izne bağlamasına engel değildir.
2. Bu özgürlükleri kullanırken ödev ve sorumluluk içinde hareket edilmesi gerektiğinden, ulusal güvenlik, ülke bütünlüğü veya kamu güvenliği, suçun veya düzensizliğin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının şeref ve haklarının korunması, gizli bilgilerin açığa vurulmasının önlenmesi, yargı organının otorite ve tarafsızlığının korunması amacıyla, demokratik bir toplumda gerekli bulunan ve hukukun öngördüğü formalitelere, şartlara, yasaklara ve yaptırımlara tabi tutulabilir.
Hükümet bu iddiayı reddederken, Komisyon esastan kabul etmiştir.
27. Mahkeme, söz konusu sınırlamaların, başvurucuların, haber ve fikir alma özgürlüğüne müdahale anlamına geldiğini gözlemlemektedir. Aslında bu, tarafların tümünün ortak görüşüdür. Tek sorun, böyle bir müdahalenin haklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bu bağlamda, Bay Haider ve Bay Weberin yayın izni almak için herhangi bir başvuruda bulunmamış olmaları (bk. yukarıda parag. 12 ve 15) önem taşımamaktadır. Komisyonun önündeki incelemede Hükümet, bu iki başvurucunun mağdur olarak kabul edilebileceğini kabul etmiş ve Mahkemenin önünde de aksini ileri sürmemiştir.
28. Hükümetin savunmasına göre, şikayet konusu müdahalenin temeli, bağımsız olarak yorumlanması gereken Sözleşmenin 10(1). fıkrasında yer almaktadır. Hükümet buna alternatif olarak, yapılan müdahalenin, 10(2). fıkrasındaki koşullara uygun olduğunu ileri sürmüştür.
29. Mahkeme, Sözleşmenin 10(1). fıkrasının üçüncü cümlesinin amaç ve niyeti ile uygulama kapsamının, maddenin tümü ile birlikte ve özellikle 2. fıkranın gerekleriyle bağlantılı olarak düşünülmesi gerektiğini hatırlatır (bk. 28.03.1990 tarihli Groppera Radio AG ve Diğerleri - İsviçre kararı, parag. 61 ve 22.05.1990 tarihli Autronic AG - İsviçre kararı, parag. 52). Dolayısıyla, tartışma konusu maddelerin her iki hükme uygun olup olmadığını belirlemek gerekmektedir.
A. Sözleşmenin 10(1). fıkrasının üçüncü cümlesi
30. Hükümete göre, 10. maddenin 1. fıkrasının sonunda söz edilen izin sistemi, devletlerin görsel-işitsel faaliyetlerin sadece teknik yönünü düzenlemelerine değil, aynı zamanda bunların modern toplumdaki yerini belirlemelerine de imkan sağlamaktadır. Hükümete göre bu durum, Sözleşmenin 10(1). fıkrasının üçüncü cümlesinin ifade şeklinden açıkça anlaşılmakta olup, devletleri maddenin ikinci fıkrasından ve 11. maddeden daha az kısıtlayıcıdır ve bu nedenle kamu makamlarının söz konusu özgürlüğe daha fazla müdahele etmesine imkan vermektedir. Aynı şekilde bu düzenleme, devletlere kendi medya politikalarını tanımlama ve uygulamaya koymada daha geniş bir hareket serbestisi vermektedir. Bu durum, yayıncılığın Avusturyada olduğu gibi kamu hizmeti olarak tekel biçiminde yapılması şeklini de alabilir. Avusturyada bu, Hükümetin haberlerin objektifliği ve tarafsızlığının, her türlü görüşün dengeli bir biçimde açıklanmasının ve bu programlardan sorumlu kişi ve organların bağımsızlığının garanti altına almasının tek aracıdır.
31. Başvuruculara göre ise, Avusturyada yürürlükte olan kurallar ve özellikle Avusturya Radyo Televizyon Yayın Kurumu'nun tekeli, aslında yetkililerin, çoğulculuk ve sanatsal özgürlüğe zarar verme pahasına, görsel-işitsel endüstri üzerinde siyasi kontrol elde etme isteklerini ortaya koymaktadır. Rekabeti tamamen ortadan kaldıran bu kurallar, aynı zamanda Avusturya Radyo Televizyon Yayın Kurumunun ekonomik bağımsızlığını, başkalarının iş kurma özgürlüğüne tecavüz etme pahasına korumaya hizmet etmektedir. Kısacası Hükümet, birinci fıkranın üçüncü cümlesine uygun davranmamıştır.
32. Mahkeme tarafından daha önce belirtildiği üzere bu izin koşulunun amacı, Devletlerin kendi ülkelerinde yapılan yayının özellikle teknik yönlerini bir izin sistemi kurmak suretiyle düzenlemekte serbest olduklarına açıklık getirmektir (bk. yukarıda geçen Groppera Radio AG ve Diğerleri kararı, parag. 61). Teknik yönler tartışmasız önemlidir, ancak iznin kabulü veya reddi, önerilen istasyonun niteliği ve hedefleri, ulusal, bölgesel, yöresel düzeydeki potansiyel seyircisi, özel bir seyirci topluluğunun hakları ve ihtiyaçları ve uluslararası hukuk belgelerinden doğan zorunluluklar gibi, başka şartlara da bağlanabilir.
Bu durum, 1. fıkranın üçüncü cümlesine uygun meşru amaçları olan sınırlamalara, bu sınırlamalar 2. fıkradaki amaçları taşımasa da imkan vermektedir. Ancak bu tür sınırlamaların Sözleşmeye uygunluğu, yine de 2. fıkrada öngörülen diğer şartların ışığında değerlendirilmelidir.
33. Avusturyada işletilen tekel sistem, programların kalitesini ve programlar arasındaki dengeyi korumayı, kitle iletişim araçları üzerinde yetkililer aracılığıyla kurduğu denetim gücüyle başarabilmektedir. Bu olayın şartları içinde bu durum, açıklanan nedenle 1. fıkranın üçüncü cümlesine uygundur. Geriye, 2. fıkrada yer alan ilgili koşulları da taşıyıp taşımadığının belirlenmesi kalmaktadır.
B. Sözleşmenin 10(2). Fıkrası
34. Şikayet konusu müdahaleler hukuken öngörülmüş olup, bu durum yargılama sırasında tartışılmamıştır. Bu müdahalelerin amacının Mahkeme tarafından meşru olduğu belirtilmiştir (bk. yukarıda parag. 32 ve 33). Diğer taraftan, müdahalelerin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığı sorusu ile bağlantılı olarak bir problem ortaya çıkmaktadır.
35. Sözleşmeci Devletler, bir müdahalenin gerekliliğini değerlendirirken belirli bir takdir alanına sahiptirler. Fakat bu takdir, kapsamı olaya göre değişen bir Avrupa denetimiyle ele ele yürür. Mevcut davada olduğu gibi, Sözleşmenin 10(1). fıkrasıyla güvence altına alınan hakların ve özgürlüklerin kullanımına yapılan bir müdahale söz konusu olduğunda, bu hakların Mahkeme tarafından sürekli vurgulanan önemi nedeniyle, bu denetim katı olmak zorundadır. Bir müdahaleye duyulan gereksinim, ikna edici bir biçimde ortaya koyulmalıdır (bk. başka kararlar arasında yukarıda geçen Autronic AG kararı, parag. 61).
36. Hükümet, ilk etapta görsel işitsel kitle iletişim araçlarıyla ilgili faaliyetlerin politik boyutuna dikkat çekmiştir. Avusturyada bu boyut, haberlerin bağımsızlığı ve tarafsızlığını, görüşlerin çeşitliliğini, dengeli programcılığı ve programlardan sorumlu bulunan kişi ve organların bağımsızlığını garanti altına almayı hedefleyen Radyo Televizyon Yayın Yasasının 1(2). fıkrasında benimsenen amaçlardan etkilenmektedir (bk. yukarıda parag. 20). Hükümete göre, sadece Avusturya Radyo Televizyon Yayın Kurumunun yayın tekeline dayanan yürürlükteki sistem, yetkililerin bu şartlara uyulmasını garanti etmelerine imkan tanımaktadır. İşte bu nedenle, uygulanan hukuk ve Avusturya Radyo Televizyon Yayın Kurumunun kuruluş belgesi, programcılığın bağımsızlığı, yayıncıların özgürlüğü ve siyasi partilerle yönetim kadrolarında bulunan sosyal grupların adaletli temsili için gerekli hükümleri koymuşlardır.
Devlet, mevcut sistemi seçerken, her halükarda kendi takdir alanı içinde hareket etmiş olup, Hükümetin bu takdir alanı Sözleşmenin kabulünden sonra değişmeden kalmıştır. O sırada sadece birkaç Sözleşmeci Devlet farklı sistemlere sahiptir. Şimdi artık bu alanda mevcut yapıların farklılığı göz önünde bulundurulduğunda, bugün itibari ile gerçek bir Avrupa modelinin oluşmuş olduğunu söylemek mümkün olmayacaktır.
37. Başvurucular, kamuoyunu manipulasyondan korumak için, görsel işitsel endüstride bir kamu tekeline sahip olmanın gerekmediğini, aksi taktirde aynı düşüncenin yazılı basın bakımından da geçerli olacağını, bu düşüncenin aksine, fikirlerin çokluğunu ve objektifliğini sağlama yönündeki gerçek ilerlemenin, istasyon ve programların çeşitliliğinin sağlanmasıyla gerçekleştirilebileğini ileri sürmüşlerdir. Gerçekte Avusturya makamları, radyo televizyon yayıncılığı üzerindeki siyasi kontrollerini korumaya çalışmaktadırlar.
38. Mahkeme, demokratik toplumlarda ifade özgürlüğünün sahip olduğu temel rolü sık sık vurgulamaktadır. Bu özgürlük, özellikle basın sayesinde, kamu yararını ilgilendiren ve kamu oyunun ulaşmaya daha çok hakkının bulunduğu haber ve görüşlerin ulaştırılmasına hizmet etmektedir (bk. örneğin ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte 26.11.1991 tarihli Observer ve Guardıan - Birleşik Krallık kararı, parag. 59). Böyle bir girişim, Devletin nihai garantör olduğu çoğulculuk ilkesine dayanmadıkça başarılı olamayacaktır. Bu düşünce; programları çok geniş bir kitleyi hedef alan görsel-işitsel kitle iletişim araçları bakımından da özellikle geçerlidir.
39. Tüm bu değerlere saygı gösterildiği garanti edilse bile, yayıncılığa hiç imkan tanımayan veya ulusal bir istasyon ve bazı durumlarda çok sınırlı koşullarda yerel kablolu istasyonlar aracılığıyla yapılan yayınlara izin veren kamu tekeli, ifade özgürlüğüne en geniş kısıtlamayı getiren şeydir. Bu tür sınırlamaların uzak etkili karaktere sahip olmaları, bu kısıtlamaların ancak toplumsal ihtiyaç baskısını karşılaması halinde haklı görülebileceği anlamına gelir.
Son on yıllarda teknik alanda kaydedilen ilerlemelerin sonucu olarak, mevcut frekans ve kanal sayısını esas alan görüşlerin, bundan böyle bu sınırlamaları haklı kılamayacağı açıkça ortaya çıkmaktadır. Bu gerçeği Hükümet de kabul etmiştir. İkinci olarak bu kısıtlamalar, mevcut davanın koşulları bakımından varlık nedenlerini önemli ölçüde yitirmişlerdir; çünkü Avusturyalı seyirciyi hedef alan yabancı programların çoğalması ve İdare Mahkemesinin bunların kablo ile transfer edilmesini hukuka uygun bulması (bk. yukarıda parag. 21), bunun kanıtlarıdır. Son olarak ve her şeyden öte, daha az kısıtlayıcı bir çözümün var olmadığı ileri sürülemez. Bu konuda değişken içeriğe sahip özel şartlara tabi yayın izinlerine imkan tanıyan veya özel ortaklıkların ulusal kuruluşların faaliyetlerinde yer almalarına yönelik kurallar koyan bazı ülkelerin uygulamasına bakmak yeterli olacaktır.
40. Hükümet, son olarak, Avusturya pazarının, yeni birleşmelerin ve özel tekellerin oluşumunun önüne geçecek yeterli sayıda istasyonun varlıklarını sürdüremeyecek kadar küçük olduğu yönünde ekonomik bir gerekçe ileri sürmüştür.
41. Başvurucuya göre bu gerekçe, rekabeti tamamen ortadan kaldırarak Avusturya Radyo Televizyon Yayın Kurumunun reklam gelirlerini, serbest piyasa ekonomisine göre belirleme masrafından kurtararak, garanti altına alma politikasına bir bahanedir.
42. Mahkeme, Hükümetin savunmalarıyla ikna olmamıştır. Hükümetin görüşleri, Avusturya ile kıyaslanabilecek yüzölçümüne sahip çeşitli Avrupa ülkelerinin deneyimleriyle çürütülmüştür. Çünkü ülkeden ülkeye farklılık gösteren kurallar uyarınca özel ve kamuya ait istasyonlara aynı anda birlikte sahip olan ve özel tekellerin oluşumunu engelleyen önlemleri almakta başarılı olan bu ülkelerin varlığı, Hükümet tarafından dışa vurulan korkunun temelsiz olduğunu göstermektedir.
43. Kısacası Komisyon gibi Mahkeme de, dava konusu olaydaki sınırlamaların, izlenen amaçla orantılı olmadığı ve bu nedenle demokratik bir toplumda gerekli olmadığı görüşündedir. Bu nedenle, Sözleşmenin 10. maddesi ihlal edilmiştir.
44. Olayın içinde bulunduğu koşullar göz önünde bulundurulduğunda, bu sonuç, başvuruculardan bir kısmı tarafından ileri sürüldüğü gibi Sözleşmenin 14. maddesinin Sözleşmenin 10. maddeyle bağlantılı olarak ihlal edilip edilmediği iddiasının ayrıca tespit edilmesini gereksiz kılmaktadır (bk. 09.10.1979 tarihli Arrey - İrlanda kararı, parag. 30).
II. Sözleşmenin 50. maddenin uygulanması
45. Sözleşmenin 50 maddesine göre:
Mahkeme, Sözleşmeci Tarafların resmi makamları veya diğer makamları tarafından verilen bir kararın veya yapılan tasarrufun tamamen ya da kısmen bu Sözleşmeyle üstlendiği yükümlülüklere aykırı olduğu sonucuna varırsa, ve bu Sözleşmeci Tarafın iç hukuku, bu karar veya tasarrufun sonuçlarını kısmen onarmaya imkan veriyorsa ve gerekli gördüğü takdirde zarara uğrayan tarafa adil bir karşılık ödenmesine hükmedebilir.
Mahkeme başvurucunun iddialarını, tarafların yargılama sırasında sundukları görüşler ve Mahkemenin bugüne kadarki uygulamasında belirtilen kriterlere uygun olarak incelemiştir.
A. Zarar
46. Sadece iki başvurucu maddi tazminat talebinde bulunmuştur: Başvuruculardan Informatıonsverein Lentia 900,000 Avusturya Şilini, Radio Melody ise 5,444,714.66 Avusturya Şilini talep etmiştir.
Başvurucular iddialarını, Avusturya hukukunun Sözleşmenin 10. maddesi ile uyumlu olması ihtimalinde, başvurmuş bulundukları izinleri almakta başarısız olmayacakları varsayımına dayandırmışlardır. Bu, Komisyon temsilcisi tarafından haklı olarak işaret edildiği üzere, bu alandaki yetkililerin değerlendirmesine bağlı olan bir spekülasyondur. Dolayısıyla, bu başlık altında elde edilebilir bir karşılık bulunmamaktadır.
B. Ücretler ve masraflar
47. Başvurucular, ücret ve masraf olarak sırasıyla 136,023.54 Şilin (Informatıonsverein Lentia), 513,871.20 Şilin (Haider), 390,115.20 Şilin (AGORA), 519.871.20 Şilin (Weber) ve 605,012.40 Şilin (Radio Melody) talep etmişlerdir.
Hükümet, bu meblağlardan ilkinin makul olduğunu ve hatta kendilerinin görüşüne göre, adı geçen meblağın, Mahkeme önündeki yargılama da göz önünde bulundurulmak sureti ile 165,000 Şiline yükseltilebileceğini ileri sürmüştür.
Mahkeme, hakkaniyete uygun olarak yaptığı değerlendirme neticesinde, başvuruculardan Informatıonsverein Lentia, AGORA ve Radio Melody nin her birine Avusturya ve Strasbourgda gerçekleştirilen yargılama bakımından 165,000 Şiling ödenmesine karar vermiştir. Sadece Sözleşme organları önünde hazır bulunan Bay Heider ve Bay Weber de 100,000er Şiline hak kazanmışlardır.
BU GEREKÇELERLE MAHKEME OYBİRLİĞİYLE,
1. Sözleşmenin 10. maddesinin ihlaline;
2. Sözleşmenin 10. maddesiyle bağlantılı olarak Sözleşmenin 14. maddesinin ihlal edilip edilmediği hususunda ayrıca bir incelemenin yapılmasının gerekli olmadığına;
3. Avusturyanın üç ay içerisinde ücret ve masraf olarak başvuruculardan Informatıonsverein Lentia, AGORA ve Radio Melodynin herbirine 165,000 (yüz altmış beş bin) Avusturya Şilini, başvuruculardan Haider ve Webere ise 100,000 (yüz bin) Avusturya Şilini ödemesine
4. Adil karşılığa ilişkin diğer istemlerin reddine
Karar Vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy