(AİHS m. 6, 50)
Başvuru no: 16566/90
DAVANIN ESASI
1. Dava konusu olaylar
9. Başvurucu 1953 doğumlu bir Avusturya vatandaşı olup, Viyanada ikamet etmektedir. Başvurucu taksicilikle uğraşmaktadır.
A. Birinci dava (Başvuru no. 16566/90)
10. 4 Mart 1988de başvurucuya ait olduğu tespit edilen bir arabanın kırmızı ışıkta geçtiği görülmüştür.
11. 15 Mayıs 1988de Viyana Federal Emniyet Müdürlüğü (Bundespolizei direktion) başvurucuya, arabanın sürücüsünü bildirmesini isteyen bir yazı göndermiştir.
12. 20 Mayıs 1988de, Viyana Federal Emniyet Müdürlüğü başvurucuya, bir arabanın kayıtlı sahibi olarak (Zulssungbesitzer) arabanın sürücüsünü belli bir süre içinde bildirme ödevini Motorlu Araçlar Kanunun 103(2). fıkrasına aykırı olarak yerine getirmediği için, 800 Avusturya Şilini para cezası vermiş, bu cezanın süresinde ödenmemesi halinde, 48 saatlik geçici hapis cezasına (Strafverfügung) dönüşeceğini bildirmiştir.
13. Başvurucu karakolda yazılı bir başvuruyla veya alternatif olarak sözlü şekilde itirazlarını bildirmek istediğini, ancak karakoldaki memurların kendisine yardımcı olmayı reddettiklerini söylemektedir.
14. Federal Emniyet Müdürlüğü bu geçici hapis emrini infaz etmek istediğinde, başvurucu karakoldaki memurların reddine dayanmıştır. Bunun üzerine yetkililer, olağan idari ceza usulünü işletmişlerdir; buna göre başvurucunun dinlenmesinden sonra, 21 Nisan 1989da kendisine, yine ödenmemesi halinde 48 saat hapis cezasına çevrilmek üzere, 800 Şilin para cezası verilmesine ve başvurucunun 80 Şilin tutarındaki masrafları da ödemesine karar vermişlerdir.
15. Başvurucu Viyana Bölge Valiliğine (Amt der Landersregierung) başvurmuştur. Valilik 12 Haziran 1989da bu ceza kararını, başvurucunun ilk geçici ceza kararına karşı etkili bir itirazda bulunamadığı gerekçesiyle hükümsüz saymış ve iptal etmiştir. Buna göre ilk karar geçerli kalmıştır.
16. Başvurucu bu karara karşı İdare Mahkemesine (Verwaltungsge richtshol) başvurmuş; İdare Mahkemesi bu başvuruyu 18 Ekim 1989da duruşma yapmaksızın, İdare Mahkemesi Kanununun 35(1). fıkrasına göre reddetmiş, Bölge Valiliğinin kararını onaylamıştır. İdare Mahkemesi, polisin yazılı başvuruyu almayı reddetmesinin, başvurucunun bunu sunma imkanını elinden almadığını; başvurucunun bunu posta kutusuna atması veya posta yoluyla yollaması mümkün olduğunu belirtmiştir.
B. İkinci dava (Başvuru no. 16898/90)
17. 6 Ağustos 1987de Viyana polis memurları, başvurucunun taksilerinden birinde bir lastiği yolculuk etmek için uygun bulmamışladır. Polisler bir rapor hazırlamışlar ve arabanın plaksına ve seyahat çizelgesine el koymuşlardır.
18. 20 Eylül 1988de Viyana Federal Emniyet Müdürlüğü, başvurucuyu dinledikten sonra, motorlu bir aracın kayıtlı sahibi olarak ödevlerini yerine getirmemekten dolayı (bk. aşağıda parag. 21), ödenmemesi halinde 30 saat hapis cezasına çevrilecek olan 500 Şilin para cezası vermiştir.
19. Başvurucu Viyana Bölge Valiliğine başvurmuş, ancak Valilik Federal Emniyet Müdürlüğünün kararını 21 Nisan 1989da onaylamıştır.
20. Başvurucu 9 Haziran 1989da İdare Mahkemesine başvurmuş, diğer şikayetlerinin yanında, Bölge Valiliğinin, dinletmeyi düşündüğü tanıkları dinlemeyi reddettiğinden yakınarak bir başvuru daha yapmıştır.
İdare Mahkemesi bu başvuruyu 13 Aralık 1989da duruşmasız reddetmiş ve başvurucunun 2,760 Şilin tutarındaki masrafları ödemesine hükmetmiştir. Bu mahkemenin karar gerekçesine göre, başvurucunun sunmak istediği delillerden hiç biri olayla ilgili değildir.
II. İlgili iç hukuk ve uygulama
A. Karayolları mevzuatı
21.Motorlu Taşıtlar Kanununun 103. maddesinin 1. fıkrasının ilk bendine göre, motorlu taşıtın sicile kayıtlı sahibi, aracın Kanuna veya ilgili mevzuata uygun şekilde bakımını yaptırmakla ödevlidir.
Kanunun 7. maddesinin 1. fıkrası, motorlu taşıtlarda taşıtın tipine uygun lastikler kullanılmasını gerektirmektedir. Motorlu Taşıtlar (Uygulama) Yönetilmelikleri (Kraftfahrzeuggesetz-Durchführungsverordnung), Yönetmelik 4(4) davadaki tür araçlar için lastiğin bütün yüzeyinde en az 1.6 mm kalınlığında bir tabanın bulunmasını gerektirmektedir.
22. Kanunun 103. maddesinin 2. fıkrası, yetkili idareye, başka şeylerin yanında, sicilde kayıtlı araç sahibinden o tarihte aracı kullanan kimsenin adı ve adresini isteme yetkisini vermektedir.
23. Kanunun 134(1)(1). bendine göre yukarıda açıklanan hükümlere uymamak, 30,000 Şilin kadar para cezası ve ödememe halinde 6 haftaya kadar hapis cezasına çevrilebilen idari bir suçtur.
B. Usul
24. İç hukuktaki ilgili usulün açıklaması için (bk. 23.10.1995 tarihli Umlauft - Avusturya kararı, para 14-23).
KOMİSYONDAKİ YARGILAMA
25. Bay Mauer 18 Ocak 1990 (başvuru no. 16566/90) ve 14 Mayıs 1990da (başvuru no. 16898/90) Komisyona başvurmuştur.
Başvurucu ilk başvurusunda, Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ve 6(3)(d) bendi hükümlerine dayanmıştır. Başvurucu adil ve aleni bir yargılama görmediğinden ve kendini savunma imkanı verilmediğinden yakınmıştır.
Başvurucu ikinci başvurusunda, Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ve 6(3)(d) bendi hükümlerine dayanmıştır. Başvurucu adil bir yargılama görmediğinden ve dinletmek istediği tanıkların dinlenmemesinden yakınmıştır.
26. Komisyon 18 Ekim 1994te her iki başvurunun da kabuledilebilir olduğunu açıklamıştır. 27 Haziran 1995 tarihli raporlarında (Madde 31), şu ortak fikirleri beyan etmiştir:
(a) ilk olayda (başvuru no. 16566/90), başvurucunun Sözleşmenin 6(1). fıkrasındaki güvencelere sahip bir mahkeme tarafından yargılanma hakkı ihlal edilmiştir; ancak İdare Mahkemesinde duruşma yapılmaması, bu dava açısından ayrı bir sorun doğurmamıştır;
(b) ikinci olayda (başvuru no. 16898/90), başvurucunun Sözleşmenin 6(1). fıkrasındaki güvencelere sahip bir mahkeme tarafından yargılanma hakkı ihlal edilmiştir; ancak İdare Mahkemesinde duruşma yapılmamış olması veya delillerin ele alınış tarzı, bu hüküm açsından ayrı bir sorun doğurmamıştır.
(Dava, süresi içinde Mahkemenin önüne getirilmiştir.)
KARAR GEREKÇESİ
I. Mahkeme önündeki davanın kapsamı
27. Başvurucu dilekçesinde, Komisyona yapılan bir başvurunun konusunu oluşturan üçüncü bir olaya ilişkin bir dava daha ileri sürmektedir. Komisyonun bu başvuruyu 16566/90 esas sayılı başvuru ile tek bir dosyada incelemek üzere birleştirdiğini belirtmiştir.
Komisyon temsilcisi, 3 Temmuz 1996da yazılı görüşünde, üçüncü olaya ilişkin davanın, bu davalardaki kabuledilebilirlik kararlarının bir parçasını oluşturmadığını kaydetmiştir. Temsilciye göre, bu nedenle Mahkeme bu şikayeti inceleyemez.
28. Mahkeme, önündeki davanın kapsamının Komisyonun kabuledilirlik kararıyla belirlendiğini söyleyen yerleşik içtihadını hatırlatır (bk. yakın tarihli örnek olarak, 21.02.1996 tarihli Hussain - Birleşik Krallık kararı, parag. 44).
Komisyon temsilcisinin belirttiği gibi, başvurucu tarafından anılan üçüncü olaya ilişkin dava, Komisyonun bu davadaki kabuledilebilirlik kararlarının hiç birinde yer almamaktadır. Bu nedenle, Mahkemenin söz konusu davaya ilişkin şikayetleri incelemeye yetkisi yoktur.
II. Sözleşmenin 6(1). fıkrası ile 3. fıkrasının (c) ve (d) bendlerinin ihlali iddiası
29. Başvurucu, ilk olaydaki muhakemeyle ilgili olarak, mahkeme önünde adil ve aleni bir yargılama yapılmadığını ve kendi kendini savunma hakkını kullanma imkanının sağlanmadığını ileri sürmüştür. Bu nedenle Sözleşmenin 6(1). fıkrası ve 6(3)(c) bendinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
Başvurucu ikinci olaydaki muhakemeyle ilgili olarak, Sözleşmenin 6(1). fıkrasına ve 6(3)(d) bendine aykırı bir biçimde adil yargılanmadığını ve dinlenmesini istediği tanıkların dinlenmediğini ileri sürmüştür.
Sözleşmenin 6. maddesinin konuyla ilgili hükümleri şöyledir:
1. Herkes,
hakkındaki bir suç isnadının karara bağlanmasında,
bir yargı yeri tarafından,
adil
yargılanma hakkına sahiptir.
3. Hakkında suç isnadı bulunan bir kimse asgari şu haklara sahiptir:
(c) kendisini bizzat veya seçeceği bir avukat aracılığıyla savunma; avukata ödeme yapabilmek için yeterli imkanı yoksa ve adaletin yararı gerektiriyorsa ücretsiz hukuki yardım alma;
(d) aleyhine olan tanıkları sorguya çekme ve sorguya çektirme; lehine olan tanıkların aleyhine olan tanıklarla aynı şartlarda hazır bulunmalarını ve sorguya çekilmelerini sağlama;
...
Komisyon, Sözleşmenin 6. maddesinin ihlal edildiği görüşündedir. Hükümet bu görüşe karşı çıkmamıştır.
30. Hükümet, mevcut davalarda Sözleşmenin 6. maddesine bakımından doğan sorunların, Mahkemenin 23 Ekim 1995 Schmautzer, Umlauft, Gradinger, Pramstal Palaora ve Pfarrmeier - Avusturya kararlarında ortaya çıkan sorunlarla aynı olduğunu ve bu kararlarda gösterilen gerekçelerle aynı şekilde karara bağlanması gerektiğini kabul etmiştir.
31. Mahkeme daha önceki altı davada da, başvurucunun mahkemeye başvurma hakkının ihlal edildiğini, varılan bu sonuç ışığında başvurucunun özellikle 6. maddeye ilişkin diğer şikayetleri hakkında karar vermenin gereksiz olduğu sonucuna ulaşmıştır.
Mevcut davada farklı bir yaklaşım izlemek için bir neden yoktur.
Buna göre Mahkeme, her iki grup davada da Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlal edildiği ve 6(3)(c) ve (d) bendiyle ilgili ihlal iddialarına ilişkin karar vermenin olmadığı sonucuna varmıştır.
III. Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması
32. Sözleşme'nin 50. maddesine göre:
Sözleşmeci Tarafların resmi makamları veya diğer makamları tarafından verilen bir kararın veya yapılan tasarrufun tamamen ya da kısmen bu Sözleşmeyle üstlendiği yükümlülüklere aykırı olduğu sonucuna varırsa, ve bu Sözleşmeci Tarafın iç hukuku, bu karar veya tasarrufun sonuçlarını kısmen onarmaya imkan veriyorsa Mahkeme gerekli görürse zarara uğrayan tarafa adil bir karşılık verilmesine hükmeder
A. Zararlar
1. Manevi zarar
33. Başvurucu kendisini etkileyen şikayetin bir sonucu olarak, özellikle de Hükümetin kendisinin şartlarına uygun olarak dostça çözüme ulaşma teklifini reddetmesi nedeniyle manevi bir zarara uğradığını ileri sürmüştür. Mahkemeden her bir dava için bu başlık altında 60,000 Şilin tazminat talep etmiştir.
34. Hükümet başvurucunun herhangi bir manevi zarara uğramadığını ileri sürmüştür.
35. Komisyon Temsilcisi bu konuda bir yorum yapmamıştır.
36. Bu şartlarda Mahkeme, mevcut kararın kendisinin başvurucunun zarar gördüğü herhangi bir ihlal için yeterli bir giderim oluşturduğunu düşünmektedir.
2. Maddi zarar
37. Başvurucu Mahkemeden, ödemek zorunda kaldığı para cezaları ve masrafların geri ödenmesine hükmetmesini istemiştir.
Buna ek olarak, işini geliştirme planlarının en azından beş yıl süreyle, aleyhine devam etmekte olan prosedür nedeniyle engellendiğini ve bunun 1 milyon Şilinden fazla kaybetmesine neden olduğunu ileri sürmüştür. Buna rağmen kendisi Mahkemeden her bir dava için sadece 40,000 Şilin tazminat istemektedir.
38. Hükümet, Mahkemenin milli mahkemeler tarafından verilen hükümleri iptal etme veya para cezalarının geri ödenmesine karar verme yetkisinin olmadığını ileri sürmektedir. Bunun da ötesinde hükümete göre Mahkeme tazminatı belirlerken, başvurucu Sözleşmenin 6(1). fıkrası anlamında mahkemeye başvurma hakkına sahip olsaydı, davanın sonucunun ne olacağına ilişkin bir spekülasyon da yapamaz.
39. Komisyon temsilcisi bu konuda bir yorum yapmamıştır.
40. Mahkeme, Sözleşmenin ihlali gerçekleşmeseydi sorundaki davaların sonucunun ne olacağı konusunda spekülasyon yapamayacağı konusunda Hükümetin görüşüne katılmaktadır (bk. diğer kararlar yanında, 23.10.1995 tarihli Umlauft - Avusturya kararı, parag. 47).
Başvurucunun işini genişletme planlarının söz konusu davalar nedeniyle etkilendiğine ilişkin olarak, başvurucu böyle bir zararın varlığını veya ölçüsünü göstermediği gibi, bulunan ihlalle bahsi geçen zarar arasında bir bağlantı bulunduğu konusunda da Mahkemeyi ikna edememiştir. Bu nedenle bu başlık altında herhangi bir tazminata hükmedilemez.
B. Ücretler ve masraflar
41. Başvurucu Mahkemeden, yerel mahkemeler ve Komisyon önündeki davalara ilişkin olarak ödenmesi gereken 66,330 Şilin tutarında avukatlık ücretinin tazminini istemiştir. Başkaca herhangi bir bilgi sunmamıştır.
Ayrıca başvurucu Komisyon aşamasında yaptığı yol ve ihtiyaç masrafları için 20,000 Şilin talep etmiştir.
Başvurucu Mahkeme önündeki yargılama sırasında gerçekleşen masraflarla ilgili olarak da ayrıntılı bir hesap sunmuştur. Mahkeme önündeki duruşmaya ilişkin masrafları da kapsamayı amaçlayan bu masraflar, 54,725.44 Şilin artı katma değer vergisine ulaşmaktadır.
42. Hükümet, detaylı hiçbir bilgi sunulmayan yerel mahkemeler ve Komisyon önündeki usule ilişkin ödenmesi gereken avukat ücretinin geri verilmesi konusunda hiçbir yorumda bulunamayacağını bildirmiştir.
Hükümet bunun yanında, başvurucunun Strasbourgdaki yargılamaya hazırlanmak ve devam ettirmek için Strasbourga gitmesinin gerekmediğini düşünmektedir. Diğer başvurucular davalarını Avusturyadan izleyebilmişlerdir; Hükümete göre Bay Mauerin de bu yolu izlemesini beklemek mantıksız değildir.
Hükümet, Mahkeme önündeki yargılama ilişkin olarak gerçekte bir duruşma yapılmadığını belirtmiştir.
Hükümet toplam 70,000 Şilinin makul olacağını düşünmüştür.
43. Komisyon temsilcisi bir yorum yapmamıştır.
44. Mahkeme ilk olarak başvurucunun taleplerinin Avusturya makamları önündeki tüm usulleri kapsarken -daha önce belirtildiği gibi- yetkisinin bunlardan sadece ikisine ilişkin olduğunu açıklamaktadır (bk. yukarıda parag. 28). Tek bu nedenle, başvurucunun talepleri tümüyle kabul edilemez.
Başvurucunun Komisyon önündeki yargılamaya ilişkin yol harcamalarında bulunması konusunda, başvurucunun kendi davasını burada sunduğu hatırlatılmalıdır. Buna göre, Komisyonun kabuledilebilirlik kararı ile ilişkilendirilebildiği sürece bu harcamaların gereksiz yere yapıldığı kabul edilemez.
Öte yandan, Hükümet tarafından doğru olarak belirtildiği gibi, Mahkeme önünde duruşma yapılmamıştır. Mahkemedeki duruşmaya ilişkin olarak başvurucunun bu başlık altında yaptığı taleplerin toplamı 35,725.44 Şilin artı katma değer vergisidir.
45. Başvurucu iki olaya ilişkin olarak da iç hukuktaki harcamalarını açıkça belirtecek hiçbir bilgi sunmamıştır. Mahkeme adil bir değerlendirme yaparak, başvurucuya 100,000 Şilin artı katma değer vergisi tazminat ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme faizi
46. Mahkemeye verilen bilgiye göre, bu kararın verildiği tarihte Avusturyada geçerli olan faiz oranı yıllık (per annum) yüzde 4tür.
BU GEREKÇELERLE MAHKEME OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurucunun Sözleşmenin ihlal iddialarını sadece Komisyonun kabuledilebilirlik kararı verdiği no. 16566/90 ve 16898/90 sayılı başvurulara ilişkin olduğu ölçüde incelemeye yetkili olduğuna;
2. Her iki grup davada da Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlaline;
3. Başvurucunun Sözleşmenin 6(3)(c) ve 6(3)(d) bendlerinin ihlal iddialarını incelemenin gerekli olmadığına;
4. Bu kararın görülen tüm manevi zararlar için yeterli bir karşılık oluşturduğuna;
5. Davalı devletin başvurucuya üç ay içerisinde, 100,000 Şilin (yüz bin Avusturya Şilini) artı katma değer vergisi, yüzde 4 yıllık basit faizin yukarıda bahsedilen üç aylık sürenin bitiminden borç ifa edilinceye kadarki dönemde ödenebilir hale geleceğine;
6. Başvurucunun tazminata ilişkin diğer tüm taleplerin reddine
Karar Vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy