(AİHS m. 6, 8, 14, 50, 1 Nolu Protokol)
Karar Tarihi: 16.09.1996
Başvuru no: 17371/90
DAVANIN ESASI
I. Dava konusu olaylar
9. 1950 doğumlu bir Türk vatandaşı olan Cevat Gaygusuz, 1973 yılından Eylül 1987 tarihine kadar Yukarı Avusturyanın Hörsching şehrinde yaşamıştır. Bu tarihten sonra İzmirde yaşamaya başlamıştır.
10. Başvurucu, Avusturyada 1973 yılından 1984 yılının Ekim ayına kadar aralıklı olarak çalışmıştır. Bu tarihten 1 Temmuz 1986 tarihine kadar bazen işsizlik ve bazen sağlık gerekçesiyle çalışamamış, işsizlik ve sağlık sigortasından yararlanmıştır.
Başvurucu, 1 Temmuz 1986 ile 15 Mart 1987 tarihleri arasında aylığını işsizlik tazminatı biçiminde almıştır. Hak ediş süresi dolan başvurucu, aylığını acil yardım biçiminde alabilmek için 6 Temmuz 1987de İş Bulma Müdürlüğüne başvurmuştur.
11. İş Bulma Müdürlüğü, İşsizlik Sigortası Kanununun 33(2)(a) bendinde (bk. aşağıda parag. 20), bu tür bir aylığı hak edebilmek için başvurucunun aranan şartlardan biri olan Avusturya vatandaşı olma şartını taşımadığı gerekçesiyle, bu talebi 8 Temmuz 1987 tarihinde reddetmiştir.
12. Başvurucu Gaygusuz, bu karara karşı Avusturya Bölge İş Bulma Müdürlüğüne itiraz etmiştir. Başvurucu, özellikle söz konusu kanun maddesinde Avusturya vatandaşları ile yabancı vatandaşlar arasında yapılan ayrımın haksız olduğunu, bu kanun maddesinin Anayasaya ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesine aykırı bulunduğunu savunmuştur.
13. Bölge İş Bulma Müdürlüğü başvurucunun talebini 16 Eylül 1987 tarihinde reddetmiş ve itiraz konusu kararı onamıştır. Bölge Müdürlüğüne göre başvurucu Avusturya vatandaşı olmadığı gibi, kendisinin durumu bu koşuldan muaf tutulmayı gerektiren kategorilerden (bk. aşağıda parag. 20) herhangi birine de girmemektedir.
14. Başvurucu, Anayasanın 5. maddesinin ve Sözleşmenin 6(1) ve 8. maddeleri ile Birinci Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa mahkemesine başvurmuştur.
15. Anayasa Mahkemesi 26 Şubat 1988 tarihinde bu başvuruyu kapalı oturumda inceledikten sonra, Anayasanın 144(2). fıkrasına göre davayı görmeyi uygun bulmamış ve kararını şu ifadelerle açıklamıştır:
"Başvurucu, Anayasada ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 6(1). fıkrasında güvence altına alınmış hak ve özgürlüklerinin, Anayasanın 5. maddesinin ve Sözleşmenin 8. maddesi ile Birinci Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir. Anayasa Mahkemesinin bu haklarla ilgili içtihatları dikkate alındığında, söz konusu ihlal iddiaları ile Anayasa tarafından güvence altına alınan diğer haklara veya hukuka aykırı genel bir hükmün uygulanması suretiyle başka bir hakka aykırılık iddiaları ikna edici olmaktan o denli uzaktır ki, ihlal iddialarının Anayasa Mahkemesi tarafından incelenmesi konusunda başvurunun yeterli bir başarı şansı yoktur. Ayrıca dava İdare mahkemesinin yargı yetkisi dışında değildir."
16. Anayasa Mahkemesi bu gerekçeyle dosyayı İdare mahkemesine göndermiştir (bk. aşağıda parag. 23, Federal Anayasanın 144(3). maddesi).
17. İdare mahkemesi 16 Mayıs 1988de başvurucu Gaygusuzdan başvurusunu genişletmesini istemiştir.
18. Başvurucu 7 Temmuz 1988 tarihinde, İşsizlik Sigortası Kanununun ilgili hükümlerine göre acil yardım biçiminde aylık almaya devam etme konusundaki yasal hakkına aykırılık bulunduğu şeklinde bir şikayette bulunarak, başvurusunu genişletmiştir. Başvurucu, Yukarı Avusturya Bölgesi İş Bulma Müdürlüğünün 16 Eylül 1987 tarihinde verdiği kararın içeriği bakımından hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmesini (bk. aşağıda parag. 23, İdare Mahkemeleri Kanunu madde 43(2)(i)), yargılamayı durdurmasını ve İşsizlik Sigortası Kanununun 33(2)(a) bendinin Anayasaya aykırılığının incelenmesi için dosyanın Anayasa Mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.
19. İdare mahkemesi 19 Eylül 1989 tarihinde yaptığı kapalı oturumda, böyle bir başvuruyu ele almaya yetkili olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir (bk. aşağıda parag. 25, İdare Mahkemeleri Kanunu madde 34(1)). Bu mahkemeye göre başvurucu tarafından genişletilen başvuruda, sadece İşsizlik Sigortası Kanununun 33(2)(a) bendinin anayasaya aykırılığı iddiasında bulunulmaktadır. Yine İdare mahkemesi, başvurucunun mahkemeden yasanın anayasaya aykırılığını incelenmesi için davayı Anayasa Mahkemesine göndermesini istediğini kaydederek, bu sorunların daha önce bu konuda karar vermiş olan Anayasa Mahkemesinin yetkisine girdiğinin ortaya çıktığı (bk. aşağıda parag. 23, Federal Anayasanın 144(1). maddesi) sonucuna varmıştır.
II. Konuyla ilgili iç hukuk
A. Maddi hukuk
1. Davanın açıldığı tarihte
20. İşsizlik Sigortası Kanununun 1977 yılında olaya uygulanabilir nitelikteki ilgili hükümleri aşağıdaki şekildedir:
"Madde 23
(1) Sigorta tazminatı için başvurup da alamayan işsiz bir kimse
çalışma yeterliliği ve çalışmaya hazır olma koşullarına ek olarak diğer şartları haiz olması halinde
işsizlik tazminatı veya acil yardım tazminatı alabilir.
Madde 33
(1) İşsizlik tazminatı veya annelik izni sona ermiş işsiz kişilere talepleri halinde acil yardım verilebilir.
(2) Bu tazminatın verilebilmesi için işsiz kişinin:
(a) Avusturya vatandaşı olması;
(b) çalışmaya elverişli ve çalışmaya hazır olması; ve
(c) zaruret içinde bulunması
gerekir.
(3) Avusturya vatandaşı olma şartı, Avusturya Cumhuriyeti içinde 1 Ocak 1930 tarihinden itibaren kesintisiz olarak ikamet eden veya bu tarihten sonra Avusturya Cumhuriyeti sınırları içinde doğmuş olup da burada kesintisiz olarak ikamet eden kişilere uygulanmaz.
(4) Zaruret hali işsiz kişinin temel ihtiyaçlarını karşılayamaması halidir.
(5) İşsiz kişinin işsizlik tazminatını veya annelik iznini tüketmesinden itibaren üç yıl içinde başvurmaması halinde, acil yardım verilmeyebilir.
Madde 34
(1) Federal Sosyal İşler Bakanlığı, uzun dönemde iş piyasası koşullarının bazı kategorideki işsizler bakımından veya bazı bölgelerde uygun olması halinde, işçi ve işveren temsilcilerine danıştıktan sonra, bu kategorileri veya bölgeleri acil yardım kapsamından çıkarabilir.
(2) Federal Sosyal İşler Bakanlığı, başka bir devletin vatandaşı olan işsiz kişilere, bu devletin Avusturya Devletinin sağladığı acil yardıma eşdeğerde bir yardımı Avusturya vatandaşlarına kendi vatandaşlarına verdiği tarzda vermesi koşuluyla, o devletin vatandaşlarına acil yardım verme yetkisine sahiptir.
(3) Federal Sosyal İşler Bakanlığı, işçi ve işveren temsilcilerine danıştıktan sona, Avusturya vatandaşı olmayan ve yukarıdaki ikinci fıkraya göre acil yardımı hak etmeyen işsiz kişilere, acil yardım talebinde bulunma tarihinden önce beş yıl içinde Avusturyada en az 156 hafta zorunlu sigorta primi yatırmış olan kişilere acil yardım vermeye yetkilidir. Bu sürenin hesabında, söz konusu kişinin işsizlik tazminatı (veya acil yardım) aldığı süreler hesaplanmaz. Bu yetki belirli bir dönem için veya özel kategorideki işsiz kişiler bakımından verilebilir."
21. Acil yardım, işsizlik sigortası tazminatı almayan kişilere asgari ölçüde gelir sağlamak için yapılan bir ödemedir. Acil yardım parası azami 39 hafta ödendiği halde, ilgili kişi ihtiyaç duyduğu sürece yenilenmek suretiyle ödeme devam eder. Acil yardım miktarı, kişinin alabileceği işsizlik tazminatından fazla olamayacağı gibi, yine bu tazminatın yüzde 75inden az olamaz.
İşsizlik tazminat miktarı, bu tazminatı alacak olan kişinin gelir düzeyine göre tespit edilir; her çalışanın ödemek zorunda olduğu işsizlik sigortası katkı payları (İşsizlik Sigortası Kanunu madde 1) ile kısmen de devletin çeşitli gelirleriyle finanse edilir.
2. Davadan sonra
22. 1992 yılında yasa metninde ve madde numaralarında değişiklik yapıldıktan sonra 33(3) ve (4), 34(3) ve (4). fıkralar şöyle olmuştur.
"Madde 33
(3) Zaruret hali, işsiz kişinin temel ihtiyaçlarını karşılayamaması halidir.
(4) İşsiz kişinin işsizlik tazminatını veya annelik iznini tüketmesinden itibaren üç yıl içinde başvurmaması halinde, acil yardım verilmeyebilir. Bu süreye, 16(1). fıkrasındaki kalan süre ile bağımsız çalışma süreleri, işsizlik sigortası kapsamına girmeyen ücretli çalışma veya işsiz kişinin zamanın önemli bir bölümünü alan eğitim süreleri eklenir.
Madde 34
(3) Aşağıdaki kategorilerdeki kişiler, Avusturya vatandaşı olan işsiz kişilerle aynı şartlarda acil yardım talebinde bulunabilirler.
1. 28 Temmuz 1951 tarihinde Cenevrede imzalanan Mültecilerin Statüsü ile ilgili Sözleşmenin birinci maddesindeki mülteciler;
2. 28 Eylül 1954 tarihinde New Yorkta imzalanan Vatansız Kişilerin Statüsüyle ilgili Sözleşmenin birinci maddesindeki vatansız kişiler;
3. Avusturya Cumhuriyeti'nde doğmuş olup da burada kesintisiz bir biçimde ikamet eden kişiler;
4. 1 Ocak 1930 tarihinden itibaren kesintisiz bir biçimde Avusturya Cumhuriyeti'nde ikamet eden kişiler;
5. İkili sözleşmelerin veya uluslararası anlaşmaların öngörmesi halinde yabancı ülke vatandaşları;
6. Dördüncü fıkra anlamında asimile edilmiş olan veya muafiyet belgesi bulunan kişiler;
7. Kendilerine Avusturya makamları tarafından kimlik belgesi verilmiş yerleştirilmiş (displaced) kişiler;
8. Güney Tyroldan ve Val Canaleden getirilip yeniden iskan edilen kişiler.
(4) İşsizlik sigortası tazminatı hak ediş süresini veya annelik iznini bitiren aşağıdaki kişilere 52 hafta süreyle acil yardım veya 39(1). fıkrada gösterilen sürelerle özel yardımlar verilebilir.
1. Acil yardım almak için başvurdukları sırada, Yabancıların Çalışması Kanununa göre verildiği tarihte yürürlükteki şekliyle verilmiş geçerli bir muafiyet belgesi sunabilen kişiler;
2. Avusturya vatandaşı olmadığı halde, acil yardım için başvurdukları sırada muafiyet belgesi alabilme koşullarına sahip olan ve kendilerine sırf meslekleri Yabancıların Çalışması Kanunu kapsamına girmediği için kendilerine bu belge verilmemiş olan kişiler."
B. Usul hukuku
1. Anayasa Mahkemesindeki yargılama
23. Federal Anayasanın 144(1). fıkrasına göre, kendisine başvuru (Beschwerde) yapılan Anayasa Mahkemesi idari bir işlemin (Bescheid), Anayasada güvence altına alınan bir hakkı ihlal edip etmediğini veya kanuna aykırı bir düzenlemeyi (Verordnung) veya Anayasaya aykırı bir kanunu veya Avusturya hukukuyla bağdaşmayan bir uluslararası anlaşmayı uygulayıp uygulamadığını tespit eder.
Federal Anayasanın 144(2). fıkrası şöyledir:
"Anayasa Mahkemesi, başvuruda bir başarı şansı görmüyorsa veya vereceği kararın bir anayasa hukuku konusuna açıklık getirmesi beklenmiyorsa, davayı görmeme kararını duruşmaya kadar verebilir. Anayasa Mahkemesi, 133. maddeye göre idare mahkemelerinin görev alanına girmeyen konularla ilgili bir davaya bakmaktan kaçınamaz."
Anayasanın 144(3). fıkrası şöyledir:
"Anayasa Mahkemesi, itiraz konusu idari işlemin birinci fıkraya göre Anayasadaki bir hakkı ihlal etmediği ve olayın 133. maddeye göre idare mahkemelerinin görev alanı dışında kalmadığı sonucuna varırsa, başvurucunun talebi üzerine itiraz konusu işlemin başvurucunun haklarından birini ihlal edip etmediğine karar vermesi için dosyayı idare mahkemesine gönderir. "
2. İdare mahkemesindeki yargılama
24. Federal Anayasanın 130(1). fıkrasına göre idare mahkemeleri, başka konuların yanında, idari bir işlemin hukuka aykırılığını iddia eden başvurulara da bakar.
25. İdare Mahkemeleri Kanunun 34(1). fıkrası şöyledir:
"İdare mahkemesinin açıkça görevsiz olması nedeniyle yargılamaya uygun bulunmayan başvurular ile açıkça yargılama engelinin bulunduğu veya taraf ehliyetinin bulunmadığı başvurular, daha fazla işlem yapılmadan kapalı bir oturumda verilen bir kararla reddedilir."
26. İdare Mahkemeleri Kanununun 41(1). fıkrası şöyledir:
"İdare mahkemesi, davalı idari makamın yetkisizliğinden kaynaklanan bir hukuka aykırılık veya 42(2) ve (3). fıkralardaki
usul kurallarına bir aykırılık görmediği taktirde, itiraz konusu işlemi davalı idari makamın tespit ettiği olaylara ve ileri sürülen şikayetlere bakarak inceler.
İdare mahkemesi, taraflardan birine bildirilmemiş olan gerekçelerin (bu şikayetlerden biri) hakkındaki karar için belirleyici olduğunu gördüğü taktirde
, tarafları bu nokta üzerinde dinler ve gerektiği taktirde yargılamayı erteler."
27. Aynı yasanın 42(1). fıkrası, İdare mahkemelerinin aksi öngörülen haller saklı kalmak kaydıyla, bir başvuruyu ya temelsiz bularak reddeder veya itiraz konusu kararı iptal eder.
Kanunun 42(2). fıkrasına göre:
"İdare mahkemesi,
1. konusu itibariyle, (veya)
2. davalı makamın yetkisiz olması nedeniyle, (veya)
3. usul kurallarına
(a) davalı idari makamın önemli noktalarda dosyadaki olaylarla çelişen maddi olay tespiti yapmış olması,
(b) maddi olayların daha fazla araştırmayı gerektirmesi, veya
(c) davalı idari makam tarafından uyulmuş olsaydı farklı bir karara yol açabilecek nitelikteki usul kurallarının dikkate alınmaması nedeniyle,
hukuka aykırılık tespit ettiği taktirde, itiraz konusu işlemi iptal eder."
12. İdare mahkemesinin itiraz konusu işlemi iptal etmesi halinde idari makamlar, bu özel olaydaki hukuki durumu idare mahkemesinin hukuki görüşüne uygun hale getirmek için mevcut yasal yolları kullanarak derhal gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler (Madde 63(1)).
KOMİSYON'DAKİ YARGILAMA
29. Gaygusuz 17 Mayıs 1990 tarihinde Komisyon'a başvurmuştur. Başvurucu Sözleşmenin 6(1) ve 8. maddeleri ile Birinci Protokolün 1. maddesiyle bağlantılı olarak ele alınan Sözleşmenin 14. maddesine dayanarak, adil muhakeme hakkının, özel yaşamına saygı hakkının, mülkiyeti barışçıl bir biçimde kullanma hakkının ihlal edildiğinden şikayetçi olmuştur.
30. Komisyon başvuruyu (no. 17371/90) 11 Ocak 1994 tarihinde kabuledilebilir bulmuştur. Komisyon 11 Ocak 1995 tarihli raporunda, Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlal edilmediğine (bire karşı on iki oyla), Birinci Protokolün 1. maddesiyle bağlantılı olarak ele alınan Sözleşmenin 14. maddesinin ihlaline (oybirliğiyle), Sözleşmenin 8. maddesi bakımından ayrı bir sorun bulunmadığına (oybirliğiyle), görüşünü açıklamıştır.
(Dava, süresi içinde Mahkemenin önüne getirilmiştir.)
MAHKEME'DEN NİHAİ TALEPLER
31. Avusturya Hükümeti verdiği mütalaada Mahkemeden,
1. Sözleşmenin 6. maddesinin bu olayda uygulanabilir olmadığına,
2. Birinci Protokolün 1. maddesinin bu olayda uygulanabilir olmadığına,
veya alternatif olarak,
3. başvuruya yol açan davada Sözleşmenin 6. maddesinin ihlal edilmediğine,
4. Birinci Protokolün 1. maddesiyle bağlantılı olarak ele alınan Sözleşmenin 14. maddesinin ihlal edilmediğine,
karar vermesini talep etmiştir.
32. Başvurucu ise Mahkemeden,
(a) İşsizlik Sigortası Kanununa göre Linz İş Bulma Müdürlüğüne yaptığı acil yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle, hukuk davasında adil muhakeme hakkının (Sözleşmenin 6(1)), özel ve aile yaşamına saygı hakkının (Sözleşmenin 8. maddesi) ve mülkiyeti barışçıl bir biçimde kullanma ve ayrımcı muamele görmeme hakkının (Birinci Protokolün 1. maddesiyle bağlantılı olarak ele alınan Sözleşmenin 14. maddesi) ihlaline karar vermesini; ve
(b) Sözleşmenin 50. maddesine göre adil karşılığa hükmetmesini
talep etmiştir.
KARAR GEREKÇESİ
I. Birinci Protokolün 1. maddesiyle bağlantılı olarak ele alınan Sözleşmenin 14. maddesinin ihlal edildiği iddiası
33. Başvurucu Gaygusuz acil yardım talebinin, bu konuda bir ödemenin yapılabilmesi için 1977 tarihli İşsizlik Sigortası Kanununun 33(2)(a) bendindeki şartlardan biri olan Avusturya vatandaşlığına (bk. yukarıda parag. 20) sahip olmadığı gerekçesiyle idari makamlar tarafından reddedilmesi nedeniyle şikayetçi olmuştur. Başvurucu, Birinci Protokolün 1. maddesiyle bağlantılı ele alınan Sözleşmenin 14. maddesine aykırı olarak ulusal kökene dayalı bir ayrımcılığın mağduru olduğunu iddia etmiştir. Bu maddeler şöyledir:
"Madde 14
Bu Sözleşmede beyan edilen hak ve özgürlüklerin kullanılması
ulusal
köken
gibi her hangi bir nedenle ayrımcılık yapılmaksızın güvence altına alınır.
Birinci Protokolün 1. maddesi
Her gerçek ve tüzel kişi, maliki olduğu şeyleri barışçıl bir biçimde kullanma hakkına sahiptir. Kamu yararı gerektirmedikçe ve uluslararası hukukun genel ilkeleri ile hukukun aradığı koşullara uyulmadıkça, hiç kimse mülkiyetinden yoksun bırakılamaz.
Ancak yukarıdaki hükümler hiçbir biçimde mülkiyetin genel yarara uygun olarak kullanılmasını denetim altına almak, vergiler ile diğer harç ve cezaların ödenmesini sağlamak için Devletin gerekli gördüğü yasaları yürürlüğe koyma yetkisini ortadan kaldırmaz."
34. Komisyon ve Türk Hükümeti, başvurucunun görüşüne katılmışlar; Avusturya Hükümeti ise karşı çıkmıştır.
35. Mahkeme, bağlantılı olarak ele alınan bu maddelerin ilk önce uygulanabilirliği üzerinde karar vermek durumundadır.
A. Birinci Protokolün 1. maddesiyle bağlantılı olarak ele alınan Sözleşmenin 14. maddesinin uygulanabilirliği
36. Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre Sözleşmenin 14. maddesi, Sözleşme ve Protokollerdeki diğer maddi hükümleri (substantive provisions) tamamlar. Sözleşmenin 14. maddesinin bağımsız bir varlığı yoktur; çünkü sadece maddi hükümlerle güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin kullanılması ile ilgili olarak bir etkiye sahiptir. Sözleşmenin 14. maddesinin uygulanması bu maddi hükümlerin ihlal edilmiş olmasını gerektirmediği ve bu kadarıyla maddenin özerk bir niteliği bulunduğu halde, dava konusu olaylar bir veya birden fazla maddi hükmün kapsamına girmedikçe 14. maddenin uygulanma imkanı yoktur (bk. diğer kararlar arasında 18.07.1994 Karlheinz Schmidt -- Almanya kararı, parag. 22).
37. Başvurucu ve Türk Hükümeti, Sözleşmenin 14. maddesinin, Birinci Protokolün 1. maddesiyle bağlantılı olarak uygulanabilir olduğunu savunmuşlardır. Başvurucu ve Türk Hükümeti, acil yardım verilmesinin işsizlik sigortası fonuna ödenen katkılarla bağlantılı olduğu sonucuna varan Komisyonun yaklaşımına göndermede bulunmuşlardır.
38. Avusturya Hükümeti ise, acil yardımın Birinci Protokolün 1. maddesinin kapsamına girmediğini ileri sürmüştür. Avusturya Hükümetine göre hak edilen acil yardım, işsizlik sigortası fonuna katkı payı ödemenin otomatik bir sonucu değildir. Acil yardım, ihtiyacı bulunan insanlara devletin yaptığı acil bir ödemedir. Bu nedenle Sözleşmenin 14. maddesi olayda uygulanabilir değildir.
39. Mahkeme, olayın geçtiği dönemde acil yardımın işsizlik tazminatı alma hakkını tüketmiş olan ve 1977 tarihli İşsizlik Sigortası Kanununun 33. maddesinde öngörülen yasal koşulları yerine getiren kişilere verildiğini kaydeder.
Bu nedenle bu sosyal menfaati hak etme, işsizlik tazminatı almak için bir ön koşul olan işsizlik sigortası fonuna katkı payı ödemeyle bağlantılıdır. Buradan çıkan sonuca göre böyle bir katkıda bulunulmamış ise, acil yardımı hak etme söz konusu olamaz.
40. Bu davada başvurucunun bu koşulu yerine getirip getirmediği tartışma konusu değildir; başvurucunun acil yardım talebinin reddedilmesi, münhasıran Avusturya vatandaşı olmamasına ve bu koşuldan muafiyet getiren herhangi bir kategoriye girmemesine dayanmıştır (bk. yukarıda parag. 11 ve 13).
41. Mahkeme, o tarihte uygulanabilir olan mevzuata göre acil yardım hakkının Birinci Protokolün 1. maddesi anlamında maddi bir hak (pecuniary right) olduğunu kabul eder. Bu nedenle bu madde, acil yardımı hak etme ile vergi veya diğer katkıları ödeme yükümlüğü arasında bir bağlantının varlığına dayanılmasına gerek olmaksızın, kendi başına uygulanabilir niteliktedir.
Buna göre başvurucuya acil yardım, Sözleşmenin 14. maddesine giren bir ayrıma dayanılarak verilmemiş olduğundan, 14. madde de olayda uygulanabilir niteliktedir (bk. diğer kararlar arasında ayrıntıdaki farklılıklarla birlikte 28.10. 1987 tarihli Inze -- Avusturya kararı, parag. 40 ve 23.10.1990 tarihli Darby -- İsveç kararı, parag. 30).
B. Birinci Protokolün 1. maddesiyle bağlantılı olarak ele alınan Sözleşmenin 14. maddesine uygunluk
42. Mahkemenin içtihatlarına göre, Sözleşmenin 14. maddesi bakımından farklı bir muamelenin objektif ve makul bir sebebi yoksa, yani meşru bir amaç izlenmiyorsa veya kullanılan araçlar ile gerçekleştirilmek istenen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi bulunmuyorsa, bu muamele ayrımcı bir muamele olur. Ayrıca Sözleşmeci Devletler, farklılıkların benzer durumlarda farklı bir muameleyi haklı kılıp kılmadığını veya hangi ölçüye kadar haklı kıldığını değerlendirirken belirli bir takdir alanına sahiptirler. Bununla birlikte, münhasıran vatandaşlık temeline dayanan farklı bir muamelenin Sözleşmeye uygun görülebilmesi için Mahkemenin önüne çok önemli gerekçeler konulması gerekir.
43. Başvurucu, acil yardımı hak etme bakımından 1977 tarihli İşsizlik Sigortası Kanununun 33(2)(a) bendine göre Avusturya vatandaşları ile Avusturya vatandaşı olmayanlar arasında yapılan farklı muamelenin hiçbir objektif ve makul haklı sebebi bulunmadığını ileri sürmüştür. Kendisi işsizlik sigortası fonuna Avusturya vatandaşı olan çalışanlarla aynı ölçüde katkı payı ödemiştir.
44. Türk Hükümeti ve Komisyon, başvurucunun bu iddiasına özü itibariyle katılmışlardır.
45. Avusturya Hükümeti ise, söz konusu yasa hükümlerinin ayrımcı olmadığını savunmuştur. Hükümet bu farklı muamelenin, devletin kendi vatandaşlarına karşı özel bir sorumluluğu bulunduğu ve onlara bakmak ve temel ihtiyaçlarını sağlamak zorunda olduğu fikrine dayandığını iddia etmiştir. Hükümete göre ayrıca İşsizlik Sigortası Kanununun 33. ve 34. maddeleri vatandaşlık şartına belirli istisnalar getirmiştir. Son olarak, söz konusu dönemde Avusturya, Türk vatandaşlarına acil yardım vermek üzere akdi bir yükümlük altında değildir.
46. Mahkeme ilk önce, başvurucu Gaygusuzun Avusturyada hukuka uygun olarak ikamet ettiğini ve belirli bir süre burada çalışarak işsizlik sigortası fonuna Avusturya vatandaşlarıyla aynı ölçüde ve aynı nitelikte katkı payı ödediğini kaydeder.
47. Mahkeme, başvurucunun acil yardım talebinin yetkili makamlar tarafından reddedilmesinin münhasıran 1977 tarihli İşsizlik Sigortası Kanununun 33(2)(a) bendinin (bk. yukarıda parag. 20) gerektirdiği Avusturya vatandaşı olmamasına dayanmış olduğunu gözlemlemektedir.
48. Ayrıca, başvurucunun söz konusu sosyal yardımdan yararlanabilmek için gerekli diğer yasal şartları taşımadığı iddia edilmiş değildir. Buna göre başvurucu, acil yardımı hak etme konusunda Avusturya vatandaşlarına benzer durumdadır.
49. 1977 tarihli İşsizlik Kanununun 33 ve 34. maddeleri vatandaşlık şartına belirli istisnalar (bk. yukarıda parag. 20) getirmektedir; ancak başvurucu bu kategorilerden hiçbirine girmemektedir.
50. Bu nedenle Mahkeme, Avusturya Hükümetinin savunmalarını ikna edici bulmamıştır. Komisyon gibi Mahkeme de, başvurucu Gaygusuzun mağduru olduğu acil yardımı hak etme konusunda Avusturya vatandaşı olan ve olmayan arasındaki farklı muamelenin objektif ve makul bir sebebe dayanmadığını kabul etmektedir.
51. Avusturya Hükümeti söz konusu dönemde Türkiye ile karşılıklılık anlaşmasıyla bağlı olmasa bile, Sözleşmeyi onaylarken bu Sözleşmenin birinci bölümünde tanımlanan hak ve özgürlükleri kendi egemenlik alanı içinde bulunan herkes için güvence altına alma yükümlülüğü ile bağlanmıştır.
52. Buna göre Birinci Protokolün 1. maddesiyle bağlantı olarak ele alınan Sözleşmenin 14. maddesi ihlal edilmiştir.
II. Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlal edildiği iddiası
53. Başvurucu Gaygusuz bundan başka, tam yetkili bir yargı yerine ulaşma imkanı bulamadığını ve adil bir muhakeme (fair hearing) görmediğini iddia etmiştir. Başvurucunun dayandığı Sözleşmenin 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili hükmü şöyledir:
"Herkes, kişisel hak ve yükümlülükleri(nin)
karara bağlanmasında
bir yargı yeri tarafından
adil
olarak yargılanma hakkına sahiptir."
54. Avusturya Hükümeti ve Komisyon bu iddiayı reddetmişlerdir. Türk Hükümeti bu sorun hakkında bir görüş belirtmemiştir.
55. Mahkeme, Birinci Protokolün 1. maddesiyle bağlantılı olarak ele alınan Sözleşmenin 14. maddesine aykırılık tespit etmiş olduğundan, olayı ayrıca 6(1). fıkrası bakımından incelemeyi gerekli görmemiştir.
III. Sözleşmenin 8. maddesinin ihlali iddiası
56. Başvurucu Gaygusuz ayrıca, Sözleşmenin 8. maddesine aykırı olarak aile yaşamına müdahaleden şikayetçi olmuştur. Bu madde şöyledir:
"1. Herkes özel ve aile yaşamına, konutuna ve haberleşmesine saygı görme hakkına sahiptir.
2. Bu hakların kullanılmasına ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçu veya düzensizliğin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla, hukuka uygun olarak yapılan ve demokratik bir toplumda gerekli bulunan müdahalelerin dışında, kamu makamları tarafından hiç bir müdahale yapılamaz."
57. Mahkeme yukarıda 52. paragrafta varılan sonucu dikkate alarak Komisyon gibi, Sözleşmenin 8. maddesi bakımından ayrı bir sorun doğmadığını kabul etmektedir.
IV. Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması
58. Sözleşmenin 50. maddesine göre:
"Mahkeme, bir Yüksek Sözleşmeci Tarafın resmi makamları veya herhangi bir makamı tarafından verilmiş olan bir kararın veya alınmış olan bir tedbirin bu Sözleşmeden doğan yükümlülüklere tamamen ya da kısmen aykırı düştüğü hükmüne varırsa ve eğer ilgili Tarafın iç hukuku bu karar veya tedbirin sonuçlarını ancak kısmen gidermeye imkan veriyorsa, Mahkeme gerektiği takdirde zarar gören taraf için adil bir karşılığa hükmedebilir."
A. Maddi tazminat
59. Başvurucu Gaygusuz, 1987 ile 1993 yılları arasında yoksun kaldığı acil yardım miktarına karşılık gelecek şekilde maddi tazminat olarak 800 bin Avusturya Şilini talep etmiştir.
60. Türk Hükümetine göre, başvurucunun ülkeden ayrılma sebebi kesinlikle acil yardım talebinin Avusturya makamları tarafından reddedilmesi olduğundan, talep edilen miktarın tamamına hükmedilmelidir.
61. Avusturya Hükümeti, bu tazminat talebinin bir hipotezden başka bir şeye dayanmadığını savunmuştur. Hükümete göre başvurucu Avusturyayı 1987de terk etmiş olup, bu dönemde işsiz kalıp kalmayacağını ve söz konusu sosyal yardımı alabilmek için diğer şartları yerine getirip getirmeyeceğini bilmek imkansızdır.
62. Komisyon temsilcisi, tespit edilmiş olan ihlalin bir sonucu olarak maddi zarara uğradığını kabul etmiş ve miktarının takdirini Mahkemeye bırakmıştır.
63. Mahkeme başvurucunun 6 Temmuz 1987de acil yardım talebinde bulunduğu ve Eylül 1987de Avusturyadan ayrıldığını (bk. yukarıda parag. 9 ve 10) kaydeder. Mahkeme, bu tarihten sonra başvurucunun durumuyla ilgili bir spekülasyonda bulunmaksızın, Avusturyadan ayrılmasına günlüğü 235 Avusturya Şilini olan acil yardımı almamasının sebep olduğunu dikkate almak zorundadır. Mahkeme hakkaniyet esasına göre bir değerlendirme yaparak, toplam 200 bin Avusturya Şilini maddi tazminata hükmetmektedir.
B. Manevi tazminat
64. Türk Hükümeti, başvurucuya manevi tazminat olarak önemli bir miktar ödenmesi gerektiğini savunmuştur.
65. Başvurucu bu yönde herhangi bir talepte bulunmadığından, Mahkeme de Komisyon ve Avusturya Hükümeti gibi, bu sorun hakkında hüküm vermenin gerekli olmadığını kabul etmektedir.
C. Ücretler ve masraflar
66. Başvurucu ayrıca, Avusturya mahkemeleri önündeki ücret ve masrafları için 31 bin 818 Şilin, Sözleşme organları önündeki ücret ve masrafları için 91 bin 596 Şilin olmak üzere, toplam 123 bin 415 Avusturya Şilin istemiştir.
67. Türk Hükümetine göre, başvurucunun katlandığı ücret ve masrafların tümü kendisine geri ödenmelidir.
68. Avusturya Hükümeti, sadece Anayasa Mahkemesi önündeki yargılamadaki ücretler ve masrafların başvuruyla ilgili olduğunu ileri sürmüştür. Hükümete göre Sözleşme organları önünde yapılan masraflar için ise 80 bin Avusturya Şilini makuldür.
69. Komisyon temsilcisi bu konuda herhangi bir şey söylememiştir.
70. Mahkeme, elindeki bilgiler ile bu sorun hakkındaki içtihatlar çerçevesinde hakkaniyete uygun bir değerleme yaparak, başvurucu Gaygusuza 100 bin Avusturya Şilini ödenmesine hükmetmektedir.
D. Gecikme faizi
71. Mahkemenin elindeki bilgiye göre bu kararın verildiği tarihte Avusturyada uygulanan yasal faiz oranı yıllık yüzde 4tür.
BU GEREKÇELERLE MAHKEME,
1. Oybirliğiyle, Birinci Protokolün 1. maddesiyle bağlantılı olarak ele alınan Sözleşmenin 14. maddesinin bu davada uygulanabilir olduğuna;
2. Oybirliğiyle, Birinci Protokolün 1. maddesiyle bağlantılı olarak ele alınan Sözleşmenin 14. maddesinin ihlaline;
3. Oybirliğiyle, olayı Sözleşmenin 6(1). fıkrası bakımından incelemenin gerekli olmadığına;
4. Oybirliğiyle, Sözleşmenin 8. maddesi bakımından ayrı bir sorun doğmadığına;
5. Bire karşı sekiz oyla, davalı devletin başvurucuya maddi tazminat olarak üç ay içinde 200 bin Avusturya Şilini ödemesine;
6. Oybirliğiyle, davalı Devletin başvurucuya üç ay içinde ücretler ve masraflar için 100 bin Avusturya Şilini ödemesine;
7. Oybirliğiyle, üç aydan itibaren ödeme yapılıncaya kadar yıllık yüzde 4 basit faiz uygulanmasına;
8. Oybirliğiyle, adil karşılık konusundaki diğer taleplerin reddine;
Karar Vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy