(AİHS m. 6, 50) (1 NOLU EK PROTOKOL m. 1)
Karar Tarihi: 21.02.1997
Başvuru no: 19632/92
DAVANIN ESASI
1. Dava konusu olaylar
6. 7 Ekim 1982 günlü kararında Essone Bölgesi Valiliği, Fontaine de lOrme projesi olarak bilinen Saint-Michelsur-Orge kentinin ikamete elverişli yerlerinin geliştirilmesi için ihtiyaç duyulan arazilerin zorunlu alım ile teminin kamu yararı gereği olduğuna karar vermiştir. Bu alan başvurucuya ait olan ve ailesinin bir ferdi tarafından ikinci ikamet olarak kullanılan bir binanın bulunduğu parseli de içermektedir.
A. Kamulaştırma İşlemleri
7. 10 Eylül 1982de Saint-Michelsur-Orge belediye başkanı Essone kamulaştırma hakimliğine başvurmuş, 6 Aralık 1982 günü hakim başvurucunun arazisini belediyeye geçiren kamulaştırma kararını vermiş ve başvurucuya ödenecek tazminatı tespit etmiştir. 28 Mart 1983 günü başvurucu karara karşı itirazda bulunmuştur.
8. 28 Temmuz 1983 günü, planı yürütmekten sorumlu Evry Yeni Şehir Geliştirme Şirketi (EPEVRY), Bayan Guillemine 14 Temmuz 1983 gününe kadar araziyi tahliye etmiş olması gerektiğini bildirmiştir. Aynı ay belediye arazideki çitleri, binaları, temel hizmetler için kullanılan altyapı sistemini, sebze-meyve bahçelerini yıkmıştır.
9. 14 Ekim 1983 günü, arazisi kamulaştırılan başvurucunun itirazını değerlendiren Paris Bölge Mahkemesi Kamulaştırma Bölümü, kamulaştırma tazminatını 221,858 Fransız Frangına yükseltmiştir. Bu bedel halen Resmi Güvence Bankasında (Essone Hazinesi) tutulmaktadır.
B. Kamu yararı kararının iptali
10. Bayan Guillemin 19 Kasım 1982 günü Versailles İdare Mahkemesinde dava açmıştır. İdare Mahkemesi, 24 Ekim 1985de yetki aşımı gerekçesi ile kamu yararı kararını iptal etmiştir. İdare Mahkemesi, kararın valilik tarafından değil, Danıştayın görüşü alındıktan sonra bir kararnameyle alınması gerektiğine karar vermiştir. Dava konusu karar öncesi soruşturmanın yapılması için atanan müfettiş, başvurucunun mülkünde olduğu gibi ikamet amaçlı bahçe yapmak için yeterli alana sahip mevcut evlerin plan içinde yer almamasını tavsiye etmiştir.
11. Belediye 26 Aralık 1985 günü kararı temyiz etmiş, 28 Nisan 1986da bir dilekçe sunmuştur.
13 Mart 1989 tarihli kararında Danıştay, İdare Mahkemesinin kararını onaylamıştır. Danıştay, Bayan Guilleminin belediyenin ek dilekçesini zamanında vermediği için davadan feragat ettiğine dair karar verilmesi talebini ve ilk defa temyiz aşamasında sunulan tazminat talebini reddetmiştir.
C. Kamulaştırma önlemlerinin iptal edilmesi
12. Başvurucu, Yargıtaya konunun hukuksal denetimi için biri 6 Aralık 1982 tarihli kamulaştırma kararı, diğeri 14 Ekim 1983 tarihli Paris Bölge Adliye Mahkemesi kararı hakkında olmak üzere iki temyiz başvurusu yapmıştır.
4 Ocak 1990 günü verdiği iki kararda, Yargıtay (3. Hukuk Dairesi) mülkiyeti devreden kamulaştırma kararını ve buna bağlı olarak kamulaştırma tazminatını belirleyen Paris Bölge Adliye Mahkemesi kararlarını bozmuştur. Bu kararlar belediyeye 22 Mayıs 1990da tebliğ edilmiştir.
D. Tazminat için yapılan başvurular
1. Kamulaştırmayı yapan belediyeye başvuru
13. 20 Haziran 1990 günü, Bayan Guillemin haklarının geri verilmesi ya da 4,194,655.65 FF tazminat ödenmesi için belediyeye başvuruda bulunmuş bu başvurusu karşılıksız kalmıştır.
2. Mahkemelerde
14. 10 Kasım ve 17 Aralık 1990 günü Bayan Guillemin, Evry Savcılığına başvurmuştur. 11 Mart 1991 günü Savcı takipsizlik kararı vermiştir.
15. 23 Aralık 1991 tarihinde de başvurucu belediyenin başvurusunu zımnen reddetme kararına karşı Versailles İdare Mahkemesine başvurmuştur. Bu davada haklarının geri verilmesi talebi yanında manevi zarar ve mülkünü kullanamamaktan kaynaklanan ve kendi hesabına göre 1,79 1,795 FF tutan zararın da tazmini talebinde bulunmuştur.
16. Başvurucu, 13 Ocak 1992 günü Evry Asliye Mahkemesi'nde (tribunal de grande instance) Saint-Michelsur-Orge belediye başkanı ve EPEVYR aleyhine, arazisi üzerinde belediye tarafından yaptırılan binaların yıkılması, bu karara uyulmaması halinde periyodik aralarla ceza verilmesi ve zararının karşılanması talepleri ile dava açmıştır.
Davalılar ortak cevaplarında mülkün geri verilmesinin mümkün olmadığını ileri sürmüşlerdir. Bu araziler konut geliştirme planı uyarınca EPEVRYe satılmış, daha sonra her bir parsel farklı alıcılara devredilmiştir. Şu anda her bir parsel üzerinde inşaat yapılmıştır ve bu binalar kullanılmaktadır.
17. 1 Şubat 1993 günü Evry Asliye Mahkemesi, Versaille İdare Mahkemesi karar verinceye kadar davayı ertelemiş ve duruşmasının raportör yargıç tarafından 10 Haziran 1993de yapılmasına karar vermiştir.
18. İdare Mahkemesi 10 Mayıs 1994te davanın duruşmasını yapmış ve 24 Mayıs 1994te kararını vermiştir.
İdare Mahkemesi arazinin geri verilmesi talebinin yetkililere emir vermenin idare mahkemelerinin işi olmadığı gerekçesi ile kabul edilemez olduğuna karar vermiş ve tazminat konusunda da şu sonuca ulaşmıştır:
Dava dosyasından kamu yaran amacı ile yapılan 7 Ekim 1982 tarihli kamulaştırmanın hukuka aykırı olarak yürütüldüğü açıkça anlaşılmaktadır. Buna göre (Bayan Guilleminin) malının elinden alınması özel mülkiyetin yasadışı kamulaştırılması niteliğindedir. Mala el koyulmasının sonucu olarak ortaya çıkan ya da el koymanın doğrudan sonucu ortaya çıktığı (iddia edilen) zararın tazmin edilmesine ilişkin talebi inceleme yetkisi sadece özel mülkiyeti koruyan hukuk mahkemelerinindir.
19. Bu arada, 3 Mart 1994 günü, Bayan Guilleminin Evry Asliye Mahkemesi'ndeki başvurusu işlemden kaldırılmıştır. Dava 25 Kasım 1994de yenilenmiştir. 5 Ocak 1995te başvurucu tazminat için yeni deliller sunmuştur.
20. 23 Ekim 1995de Evry Asliye Mahkemesi, Bayan Guilleminin arazisindeki binaların yıkılması talebinden zımnen vazgeçtiğini bildirmiş ve kamulaştırmayı yapan belediyeden tazminat almaya hak kazandığına karar vermiştir. Tazminat talebi üzerine olan kararı ertelemiş; arazinin kamulaştırılan parselinin Aralık 1982deki değerinin, başvurucunun arazisinden mahrum kalması nedeniyle uğradığı zararın ve bundan sonraki fiyatının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar vermiş ve bilirkişi masraflarının belediye tarafından karşılanmasına hükmetmiştir.
21. Bilirkişi dosyayı 27 Kasım 1995de almıştır. Tarafları 12 Mart 1996da arazide inceleme yapmak için davet etmiş ve 29 Temmuz 1996da raporunu sunmuştur. Toplam değeri 1,602,805 FF olarak hesaplamış ve şu şekilde sınıflandırmıştır: benzer bir arazi almak için gerekli tutan da kapsayacak şekilde mülkün değeri için 462,139 FF, 14 Temmuz 1983den 30 Eylül 1996ya kadar işleyen esas paranın faizi için 746,338 FF ve aynı süre içinde mülkün kullanılmasından doğan kayıp için 394,328 FF. Bu son kalem için benzer bir mülk almak için ihtiyaç duyulan tutarı çıkararak, malın değeri üzerinden %6.50lik bir geri dönüş oranı uygulamıştır.
22. Dava Evry Asliye Mahkemesinde halen devam etmektedir.
II. Konuyla ilgili iç hukuk ve uygulama
A. Kamulaştırma işleminin aşamaları
23. Kamu yararı amaçlı kamulaştırma işlemleri iki ayrı aşamayı içermektedir.
İlk aşama idaridir. Kamulaştırma nedenlerine ilişkin bilgi toplamak amacı ile yapılan -valilik kararı ile açılan- bir ilk soruşturma ile başlar. Soruşturmayı yürütmek için atanan müfettiş aldığı görüş ve izlenimlerin incelenmesinin bitiminden itibaren bulgularını hazırlamak ve ilgili idari makama dosyayı sunmak için bir aylık süreye sahiptir. Eğer görüşü olumsuzsa veya kamulaştırma makamının onaylamayacağı düşünülen şartlara bağlı olarak olumluysa, kamu yararı kararı bir valilik kararı yerine Danıştayın görüşü üzerine sonra bir kararname ile alınmalıdır. Bu bildirim planın kamu yararına olduğunu gösterir. Daha sonra valilik tarafından alınan kamulaştırılabilme kararı hangi gayrimenkullerin kamulaştırılacağını belirler ve kamulaştırmanın idari aşamasını sona erdirir.
Kamulaştırma makamı için bir sonraki aşama, kamulaştırılabilme kararını, kamulaştırma konularında yetkili yargı makamına, yani bir hukuk mahkemesi yargıcına, yayımdan itibaren altı ay içerisinde sunmaktır. Karar bu süre içerisinde sunulmazsa geçersiz kalır.
24. İkinci aşama kamulaştırma yargıcı önünde devam eder. Yargıç sadece kamulaştırmaya karar vermeye ve tazminatı takdir etmeye yetkilidir. Ancak idari makam tarafından alınan kararların hukukiliğini değerlendirme yetkisine sahip değildir. Kendisine sunulan kamulaştırılabilme kararını aldıktan sonra, mülkiyeti kamulaştırma makamına geçiren ve eski malikten tasarruf yetkisini alan bir kamulaştırma emri verir. Bununla birlikte eski malik, malının alınmasından dolayı tazminat ödeninceye veya bir uyuşmazlık halinde kullanılmak üzere depozit edilinceye kadar mülkü geçici olarak kullanmaya devam eder.
Kamulaştırma kararının alınması için yapılan işlemler kamulaştırma tazminatının yargısal tespitine neden olanlardan farklıdır; bunlar genellikle tamamen kamulaştırma makamı tarafından yürütülür. İkinci grup işlemler kamu araştırmasının açılması kararının valilik tarafından alınması ile başlayabilir.
Kamulaştırma tazminatının hesaplanması sırasında; kamulaştırılan mülkün değeri, yerine yenisinin alınması için yapılacak harcamaların tümü ve ek bir tazminat olarak bir malın bir kısmının kamulaştırılması halinde kalan kısmının uğradığı değer kaybı dikkate alınır. Kamulaştırma kararı verildikten sonra bile her zaman tazminat değeri anlaşmayla belirlenebilir.
B. Başvurular
1. İdare Mahkemelerine yapılan başvurular
25.Kamu yaranına dayanan planın uygulanmasına imkan veren kamulaştırmadan etkilenen herkes kamu yararı kararının geçerliliği aleyhine yayımından itibaren iki ay içerisinde İdare Mahkemesine başvurabilir. Kamulaştırılabilme kararı aleyhine yapılacak başvurular da aynı zamanda yapılmalıdır. Kamu araştırmasının açılmasına ilişkin valilik kararı tamamıyla bir hazırlık işlemi olarak görüldüğünden hukuka aykırılığı ancak bu iki başvuru yolundan biri ile birlikte ileri sürülebilir. Esasa ilişkin herhangi bir başvuru ile birlikte yürütmenin durdurulması istenebilir, ancak idare mahkemelerine başvurmanın hiçbir şekilde yürütmeyi durdurucu etkisi yoktur ve hukuk mahkemelerinde devam eden kamulaştırma usulünü engellemez.
2. Hukuk mahkemelerine yapılan başvurular
26. Kamulaştırma kararına karşı çıkmanın tek yolu kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde bu kararın hukuksal denetimi için itirazda bulunmaktır. Tazminatın tespit edildiği karara karşı yapılacak başvuru kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde yapılabilir ve bundan sonra kararın hukuksal denetimi için yapılacak başvuru Bölge Adliye Mahkemesinin kararı tebliğ edildikten iki ay içinde yapılmalıdır. Bu başvuruların yürütmeyi durdurucu etkisi yoktur ve kamulaştırılan mülkün zilyetliğinin alınmasını engellemez.
Son olarak, tazminat belirlendiği karar tarihinden itibaren bir yıl içerisinde kamulaştırma makamı tarafından ödenmediği ya da güvence olarak yatırılmadığı takdirde malı kamulaştırılan kişi kamulaştırma yargıcı tarafından tekrar gözden geçirilmesini talep edebilir.
C. İdari bir işlemin iptal edilmesinin sonuçları
27. Kamu yararı kararı iptal edildiği anda kamulaştırma kararının hukuki sebebi ortadan kalkar. Bununla birlikte, kamu yararı kararı kamulaştırma kararı sonuçlandırıldıktan sonra iptal edilirse, kamulaştırmaya hukuken karşı çıkılamaz. Durumu düzeltmek için yeni bir kamu araştırması yapılabileceği kabul edilmektedir. Her halükarda, bu durumda hukuka aykırı olarak inşa edilen kamu binaları yıkılmaz özdeyişi uygulanır.
KOMİSYONDAKİ YARGILAMA
28. Bayan Guillemin Konıisyona 28 Kasım 1991 de başvuru yapmıştır. Sözleşme'nin 6(1) ve 8., Ek 1 nolu Protokol'ün 1. maddesine dayanarak, kamulaştırma aleyhine yürüttüğü usulün uzunluğu, lehine verilen yargı kararlarının uygulanmaması, mülkünü kaybetmesi ve araziyi tahliye etmesi için kendisine yapılan uyarının geçliğinden şikayet etmiştir.
29. 12 Ekim 1994te Komisyon (İkinci Daire); Sözleşme'nin 6(1) ve Ek 1 nolu Protokol'ün 1. maddelerine ilişkin şikayetleri ilişkin olarak başvuruyu (no. 19632/92) kabuledilebilir bulmuş, başvurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğunu açıklamıştır. Komisyon, 18 Ekim 1995 tarihli raporunda (Madde 31), oybirliği ile Sözleşme'nin 6(1). maddesinin ve ek 1 nolu Protokol'ün 1. maddesinin ihlalinin bulunduğu görüşünü açıklamıştır.
(Dava, süresi içinde Mahkemenin önüne getirilmiştir.)
MAHKEMEDEN NİHAİ TALEPLER
30.Hükümet dilekçesinde Mahkemeden:
Başvurucunun ek 1 nolu Protokol'ün 1. maddesinin ihlali şikayetine ilişkin olarak başvurucunun zarar gören olarak talepte bulunamayacağını ve hiçbir şekilde iç hukuk yollarının tüketilmediğinin tespit edilmesini; Ek 1 nolu Protokol'ün 1. ve Sözleşme'nin 6(1). maddelerinin ihlaline dayanan iki şikayetin esassız olduğuna karar vermesini talep etmiştir.
31. Başvurucu Mahkeme'den Ek 1 nolu Protokol'ün 1. maddsi ve Sözleşme'nin 6(1). fıkrasının ihlaline karar verilmesini talep etmiştir.
KARAR GEREKÇESİ
1. Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlali iddiası
32. Bayan Guillemin mülkünün yasadışı bir şekilde kamulaştırılması nedeniyle başvurmak zorunda kaldığı usulün tamamının uzunluğundan yakınmaktadır. Sözleşme'nin 6(1). fıkrasının ihlal edildiğini iddia etmektedir:
Her şahıs gerek medeni hak ve vecibeleriyle ilgili nizalar... karar verecek.., bir mahkeme tarafından... davasının makul bir süre içerisinde.. dinlenilmesini istemek hakkına haizdir.
33. Hükümet bu iddiaya karşı çıkmış, Komisyon kabul etmiştir.
A. Dikkate alınacak süre
34. Mahkeme, Valiliğin başvurucununki de dahil olan arazilerin alınmasının kamu yararına olduğuna dair kararı 7 Ekim 1982de açıkladığını belirtmektedir. 19 Kasım 1982de Bayan Guillemin kararın iptali için İdare Mahkemesine başvurmuştur. Medeni davalarda 6(1). madde anlamında makul süre başvuru mahkemeye yapıldığı anda işlemeye başlar. Bu davada dikkate alınacak süre en geç 19 Kasım 1982 günü başlamıştır.
35. Usulün sonuna ilişkin olarak, Hükümet Bayan Guillemin tarafından Komisyona başvurduktan sonra açtığı tazminat davasının (bk. yukarıda paragraf 15 ve 16), Mahkeme'nin inceleme alanının dışında kalması gerektiğini ileri sürmüştür. Bunun için sürenin toplamı sekiz yıl iki aydır.
36. Komisyon gibi, Mahkeme de bu iddiayı kabul etmemektedir. Mahkeme, tutarlı bir şekilde, 6. maddenin 1. fıkrasının uygulanmasına ilişkin olarak makullüğü incelenen sürenin hesaplanmasında, her zaman uyuşmazlığı (contestation) sona erdiren karara kadar usulün tümünü dikkate almıştır. (bk. mutatis mutandis 10.07.1984 tarihli Guincho - Portekiz karan, parag. 29 ve 23.04.1987 tarihli Erkner ve Hofauer - Avusturya kararı, parag. 65). Bu davada, dostça çözümle sonuçlandırılabilecek olayın çözümü, iki ayrı davanın açılmasını gerektirmiştir: Birincisi sadece kamulaştırma kamu yararı kararının hukuka uygun olup olmadığını değerlendiren idare mahkemelerinde ve ikincisi, kamu makamları tarafından hukuka aykırı olarak kamulaştırılan başvurucunun tazminat talebini karşılamak için aynı anda hem idare hem hukuk mahkemelerinde. İkinci dava halen devam etmektedir. Bu nedenle dikkate alınması gereken süre şimdiden on dört yılı aşmaktadır. (19 Kasım 1982-22 Ocak 1997).
37. İlk bakışta bu kadar uzun bir süre makul görülmemektedir ve bu nedenle Sözleşmenin 6(1). fıkrasına göre titiz bir inceleme gerektirmektedir (bk. yukarıda anılan Guincho - Portekiz kararı, s. 14, para 30).
B. Usulün uzunluğunun makul görülüp görülemeyeceği
38. Usulün uzunluğunun makullüğü, geniş kapsamlı bir incelemeyle ve Mahkeme içtihadında gösterilen ölçütleri, özellikle davanın karmaşıklığını ve başvurucu ile ilgili yetkililerin hareketini dikkate alarak davanın özel şartları ışığında değerlendirilmelidir (bk. bu konuda en yakın tarihli karar, 15 Kasım 1996 tarihli Katikaridis - Yunanistan karan, parag. 41).
39. Başvurucu, malının kamulaştırılması çok çabuk yapılması karşısında, yerel mahkemeler tarafından kamulaştırma işleminin hukuka aykırı olduğunun tespit edilmesine ve ilke olarak tazminata hak kazandığına karar vermelerine rağmen, kaybı için bu mahkemelerden halen tazminat alamadığını belirtmektedir. Başvurucu, kamulaştırma hukukunun örgütlenmesindeki karmaşıklıktan ve özellikle kamulaştırmanın tamamen hukuka aykırı olduğuna karar verildiği ancak var olan durumun düzeltilmesinin mümkün olmadığı hallerde adil ve çabuk bir tazminatı sağlayacak etkin araçların yokluğundan şikayet etmiştir.
40. Komisyon usuldeki gecikmelerin çoğunun devlete atfedilebileceğini düşünmektedir.
41. Hükümet kamulaştırma işlemlerinin doğal karmaşıklığına dayanmaktadır. Kamulaştırma kararının iptalini hukuk mahkemeleri önünde istemeden önce ilk olarak kamu yararı kararının idare mahkemeleri tarafından iptalini temin etmek gerekmektedir. Ancak her iki mahkeme kesin kararlarını verdikten sonra hukuka aykırı kamulaştırmadan kaynaklanan zararın tazminini hukuk mahkemelerinden istenebilir. Ayrıca hükümet başvurucunun kendi hatasıyla tazminat için İdare Mahkemesine başvurmasından kaynaklanan gecikmelerden ulusal yetkilileri sorumlu tutamayacağını da belirtmişlerdir.
42. Mahkeme kamulaştırma usulünün özellikle iki ayrı tip mahkemenin yetki alanına girdiği için -idare mahkemeleri kamulaştırma önlemlerinin hukuka aykırılığına ilişkin olarak ve hukuk mahkemeleri de sorundaki mülkün devri, tazminatın tespiti ve genel olarak özel mülkiyete müdahaleye ilişkin olarak- nispeten karmaşık olduğunu kabul etmektedir. Bunun da ötesinde, bu davada olduğu gibi, hukuk mahkemesinin hukuka aykırılığı bir başka mahkeme önünde ileri sürülen kamulaştırma kararının sonuçları üzerine inceleme yapması gerekirken idare mahkemesinin de aynı anda usulün ilk aşamasının hukukiliği hakkında karar vermesi gerekebilir. Böyle bir durum çelişkili kararların doğmasına neden olabilir, ve bu taleplerin hızlı incelenmesinin azalmasına yardım edeceği bir risktir. Mahkeme, mahkemeler arasındaki yetki dağılımının Evry Asliye Mahkemesi açısından açık olmadığını belirtmektedir; Asliye Mahkemesi 1 Şubat 1993 günü kararını tazminat talebi ile başvurulan, ancak teorik açıdan bir yetkisi olmayan Versailles İdare Mahkemesinin 24 Mayıs 1994te verdiği karara kadar ertelemiştir (bk. yukarıda parag. 16 ve 17). Sonuç olarak, başvurucu tazminat talebi için doğru mahkemeye dava açmadığı için eleştirilemez.
43. Komisyon gibi, Mahkeme de örgütsel gecikmelere ek olarak (bk. yukarıda parag. 42), Bayan Guillemin diğer gecikmelerden de sorumlu tutulamayacağı görüşündedir. Kamu yararı kararının hukuka aykırılığına ilişkin dava yaklaşık olarak üç yıl Versailles İdare Mahkemesinde (bk. yukarıda paragraf 10) ve daha sonra yaklaşık üç yıl üç ay kadar Danıştayda devam etmiştir (bk. yukarıda paragraf 11) ve kamulaştırmayı yapan Saint-Michel-sur-Orge belediyesi cevaplarını vermekte geç kalmıştır. Kamulaştırma önlemleri iptal edildikten sonra, belediye başvurucunun taleplerine cevap vermemiştir ve bu usulün sona ermesini daha da ertelemiştir (bk. yukarıda paragraf 13). Son olarak, Evry Asliye Mahkemesinde tazminat davası 13 Ocak 1992 açılmış ve mahkeme kaydına tekrar 25 Kasım 1994te girmiştir; dava iki yıl on bir ay sonra halen sürmektedir (bk. yukarıda paragraf 16 ve 19-22); bunun da ötesinde verilen karara karşı hukuksal yollara da başvurulacaktır.
44. Komisyon gibi, Mahkeme de yukarıda belirtilen toplam sürenin Sözleşmenin 6(1). fıkrası anlamında makul görülebilecek düzeyi aştığı düşüncesindedir.
45. Buna göre bu hükmün ihlali vardır.
II. Birinci Protokol'ün 1. maddesine aykırılık iddiası
46. Bayan Guillemin malının hukuka aykırı bir şekilde kamulaştırılmasının Ek 1 nolu Protokol'ün 1. maddesini ihlal ettiğini ileri sürmektedir:
Her hakiki veya hükmi şahıs mallarının masuniyetine riayet edilmesi hakkına maliktir. Herhangi bir kimse ancak amme menfaati icabı olarak ve kanunun derpiş eylediği şartlar ve devletler hukukunun umumi prensipleri dahilinde mülkünden mahrum edilebilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, emvalin umumi menfaate uygun olarak istimalini tanzim veya vergilerin veyahut sair mükellefiyetlerin veyahut da para cezalarının tahsil için zaruri gördükleri kanunları yürürlüğe koymak hususunda malik bulundukları hukuka halel getirmez.
A. Hükümetin ilk itirazları
47. Hükümet, ilk olarak yerel mahkemeler tazminat ilkesini tanıdığından ve başvurucunun mülkiyetini müdahale olmaksızın kullanma hakkının ihlalinin sonuçları onarıldığından, Sözleşmenin 25. maddesi anlamında zarar gören olmayı talep edemeyeceğini iddia etmiştir. İkinci olarak, tazminat davası halen 25 Ekim 1995te tazminat hakkının varlığını kabul eden ve uğranılan tüm zararı tam bir tazminatla karşılayacak olan Evry Asliye Mahkemesinde devam ettiğinden başvurucunun iç hukuk yollarının tüketilmediğini ileri sürmüştür.
48. Başvurucu Danıştay, Yargıtay ve Evry Asliye Mahkemesinden alınan esasa ilişkin kararların kendisine kısmen de olsa herhangi bir ödeme yapılmasına neden olmadığını bu nedenle halen ihlalden zarar gören konumunda olduğunu belirtmiştir. Usulün uzunluğundan daha önce başlattığı iç hukuk yollarının etkin olmadığı açıktır. Zarar gören olmadığına dair itiraz Komisyon önünde ileri sürülmemiştir ve bu nedenle süresi geçmiş bir itirazdır.
49. Komisyon Temsilcisi başvurucu ile ayrı görüştedir. Mülkiyetinde onarılamayacak zararların oluşmasından on dört yıl sonra Bayan Guillemin taahhütlerle tatmin olamaz, ve halen ilk derece mahkemesinde devam eden davanın Bölge Mahkemesine ve daha sonra hukuki konular açısından Yargıtaya gitmeyeceği konusunda hiçbir güvence yoktur.
50. Mahkeme Hükümetin görüşüne katılmamaktadır.
Başvurucunun zarar gören olmadığına ilişkin itiraz hakkında, Mahkeme ilk olarak, Hükümetin bu konuyu ilk defa Mahkeme'nin önünde ileri sürmesinin süresi geçmiş bir başvuru saylamayacağı görüşündedir. Evry Asliye Mahkemesinin başvurucunun kamulaştırma tazminat almaya hakkı olduğunu açıkladığı karar 23 Ekim 1995te (bk. yukarıda parag. 20), yani Komisyon önündeki usulün bitiminden sonra verilmiştir. Bununla birlikte, Mahkeme, yerel mahkemelerin başvurucunun tazminat hakkım tanımalarının onun zarar gören sıfatını sona erdirmediği görüşündedir. Durum eğer ulusal yetkililer iddia edilen ihlal için etkili düzeltme imkanlarını sağlasalardı farklı olabilecektir (bk. mutatis mutandis, 15.07.1982 tarihli Eckle - Almanya karan, para. 66 ve 28.10.1987 tarihli Inze - Avusturya karan, parag. 32). Bu durum idari makamların hukuka aykırı bir şekilde malını kamulaştırmalarından sonra malı elinden alınmış olmasına rağmen tazminat alamayan Bayan Guillemin için geçerli değildir. Sonuç olarak, başvurucu Sözleşmenin 25. maddesi anlamında zarar gören olma niteliğini yitirmemiştir.
İkinci olarak, Mahkeme başvurucunun kendisi için mümkün olan tüm iç yollarını kullandığını hatırlatmaktadır. Mahkeme Komisyonun kabuledilebilirlik kararındaki düşüncesini, yani Bayan Guilleminin taraf olduğu usulün çok yavaş işlediğini ve bu sırada Sözleşmenin 26. maddesi şartlarına uymak için başka başvuru yollarını denemesinin gereksiz olduğunu kabul etmektedir. Davanın özel şartları altında, Evry Asliye Mahkemesinde devam eden davanın sonucunu beklemediği için de eleştirilemez. Sonuç olarak, 26. maddedeki iç hukuk yollarının tüketilmesi şartı gerçekleşmiştir.
51.Hükümetin itirazları bu nedenle reddedilmelidir.
B. Şikayetin esası
52. Ortak görüş, Bayan Guilleminin Ek 1 nolu Protokol'ün 1. maddesinin ikinci cümlesi anlamında mallarından mahrum kaldığı ve malının kamulaştırılmasının iç hukukta öngörülen yöntemle yapılmadığıdır.
53. Hükümet, kamu yararı kararı ve kamulaştırma kararının iptali ve hukuka aykırı kamulaştırmanın tazmini için açılan davaların, Mahkeme içtihadına göre başvurucunun malını müdahale olmaksızın kullanma hakkını koruma anlamında yeterli ve uygun başvuru yolları olduğunu ileri sürmüştür. Bunun da ötesinde, başvurucu açtığı üç davayı kazanmış ve bilir kişi raporunu sunduğunda tazminatını alacaktır. Bu nedenle herhangi bir ihlalden bahsedilemez.
54. Mahkeme Fransız yetkililerinin 1982de başvurucunun mülkünü hukuka aykırı bir şekilde daha geniş iskan alanları yaratmak için kamulaştırdıklarım hatırlatmaktadır. Yeni binalar yaparak, ve daha sonra bunları şahıslara satarak kamulaştırmayı yapan belediyle ve planı yürütmekle yetkilendirilen şirket başvurucunun arazisini yeniden ele geçirme imkanını elinden almıştır. Başvurucu için tazminat talep etmek tek imkan olarak kalmıştır.
Başvurucunun uğradığı zarar karşısında alacağı tazminat, sadece mülkiyetten mahrum kalmasından kaynaklanan zararın uzunluğu da dikkate alındığı takdirde uygun bir karşılık olur. Bunun yanında makul bir süre içerisinde bu tazminatın ödenmesi gerekir.
55. 20 Haziran 1990da Bayan Guifleminin belediyeye tazminat için ilk başvuruyu yapmış ancak, başvuru zımnen reddedilmiştir (bk. yukarıda paragraf 13). Daha sonra da kendisine dostça çözüm için bir teklifte bulunulmamıştır. Mahkemedeki tazminat davası da bugüne kadar beş yıl sürmüştür (bk. yukarıda paragraf 15-22) makul süreyi geçmiştir (bk. yukarıda paragraf 43-45) ve halen devam etmektedir (bk. yukarıda paragraf 22). Kamulaştırma kararı alındığı tarihte kararlaştırılabilir olmasına rağmen bugüne kadar tazminat ödenmeye başlamamıştır. (bk. yukarıda paragraf 24).
56. Mahkeme devam eden davanın sonunda ödenmesi olası toplam tazminatın yukarıda belirtilen ödememeyi denkleştirmeyeceğini ve başvurucu tarafından açılan tüm usullerin uzunluğu dikkate alındığında nihai olamayacağını düşünmektedir. (bk. mutatis mutandis, 07.08.1996 tarihli Zubani - İtalya karan, parag. 49).
57. Tüm bu düşünceleri göz önünde tutarak, Mahkeme Ek 1 nolu Protokol'ün 1. maddesinin ihlalinin var olduğuna karar vermiştir.
III. Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması
58. Sözleşmenin 50. maddesine göre,
Sözleşmeci Tarafların resmi makamları veya diğer makamları tarafından verilen bir kararın veya yapılan tasarrufun tamamen ya da kısmen bu Sözleşmeyle üstlendiği yükümlülüklere aykırı olduğu sonucuna varırsa, ve bu Sözleşmeci Tarafın iç hukuku, bu karar veya tasarrufun sonuçlarını kısmen onarmaya imkan veriyorsa Mahkeme gerekli görürse zarara uğrayan tarafa adil bir karşılık verilmesine hükmeder.
A. Zarar
59. Bayan Guillemin Ek 1 nolu Protokol'ün 1. maddesinin ihlali nedeniyle 3.737.000 FF ve Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlali nedeniyle 500,000 FF tazminat talep etmektedir.
60. Hükümet, bu aşamada Ek 1 nolu Protokol'ün 1. maddesinin ihlaline ilişkin talep hakkında karar vermenin bu aşamada erken olacağını ileri sürmüş ve yerel mahkemeler tarafından verilecek tazminat başvurucunun malından mahrum kaldığı sürenin uzunluğunu da ifade edeceğinden usulün uzunluğu için istenen meblağın aşın olduğunu belirtmiş tir.
61. Komisyon Temsilcisi Bayan Guilleminin on dört yıldır davacı olmasına rağmen kendisine halen hiçbir şey ödenmediğinin altını çizmiştir.
62. Davanın şartları karşısında Mahkeme, davalı Hükümet ile başvurucu arasında anlaşma sağlanması ihtimalini göz önünde tutarak, 50. maddenin uygulanmasının maddi zararlara ilişkin olarak karar için hazır olmadığını ve bu hakkın saklı tutulması gerektiğini düşünmektedir. (İçtüzük 54/1 ve 54/4)
63. Öte yandan, Divan Bayan Guillemin davanın ne şekilde sonuçlanacağı hakkında bir belirsizlik ve endişe yaşadığı ve halen de yaşamakta olduğu için şüphesiz bir manevi zarara uğramıştır. Tespit edilen zararın çeşitli unsurlarının adil bir şekilde bütünsel bir değerlendirmesini yaparak Mahkeme, başvurucuya 250,000 FF tazminat verilmesine karar vermiştir.
B. Ücretler ve masraflar
64. Bayan Guillemin ulusal makamlarda ve Sözleşme organları önündeki usul nedeniyle de 100,000 FF talep etmiştir.
65. Hükümet bu harcamaların sadece kısmen doğrulandığını ileri sürmüştür.
66. Komisyon Temsilcisi herhangi bir yorum yapmamıştır.
67. Ek 1 nolu Protokol'ün 1. maddesinin ve Sözleşme'nin 1. maddesinin ihlalinin bulunduğunu dikkate alarak ve değerlendirmesini adil bir şekilde yaparak, Mahkeme masraflar ve harcamalara ilişkin olarak başvurucuya 60,000 FF verilmesine karar vermiştir.
C. Temerrüd faizi
68. Mahkemeye verilen bilgiye göre, Fransada bu kararın verildiği tarihte kanuni uygulanabilir faiz yıllık %6.65tir.
BU GEREKÇELERLE MAHKEME OYBİRLİĞİYLE,
1. Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlaline;
2. Hükümetin Ek 1 Nolu Protokol'ün 1. maddesine ilişkin ilk itirazlarının reddine;
3. Ek 1 Nolu Protokol'ün 1. maddesinin ihlaline;
4. Davalı Devletin üç ay içerisinde, manevi tazminat olarak 250,000 (iki yüzelli bin) Fransız frangı ve masraflar ve harcamalar için 60,000 (altmış bin) frank ödemesine, %6.65lik yıllık basit faizin yukarıda bahsedilen üç aylık sürenin bitiminden borç ifa edilinceye kadarki dönemde ödenebilir hale geleceğine;
5. Maddi zarara ilişkin olarak Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması için kararın hazır olmadığına;
buna göre;
a) bu açıdan bu sorunun saklı tutulmasına;
b) Hükümeti ve başvurucuyu üç ay içerisinde herhangi bir anlaşmaya ulaşırlarsa bunu bildirmeye davet etmeye;
c) diğer usulü saklı tutmaya ve Daire Başkanına gerekirse aynısını saptama yetkisinin verilmesine; karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy