(AİHS m. 6, 50)
Karar Tarihi: 25.02.1997
Başvuru no: 22107/93
DAVANIN ESASI
I. Dava konusu olaylar
6. Başvurucu Alexander Findlay, 1961 Kilmarnock (İskoçya) doğumlu, halen Windsor (İngiltere) yaşayan bir Britanya vatandaşıdır.
7. Başvurucu 1980de Britanya Ordusuna katılmış ve İskoç Muhafız Kuvvetlerinin (Scots Guards) bir üyesi olmuştur. Başvurucunun görev süresi, tayin ödeneği alacağı Ekim veya Kasım 1992de ve emekli maaşı almaya başlayacağı atmış yaşında bitecektir.
8. Bay Findlay 1982 yılında Falkland savaşına katılmıştır. Başvurucu, Tumbledown Dağındaki çarpışmalarda birçok arkadaşının ölümüne ve yaralanmalarına tanık olmuş ve bir havan topu patlaması sonucu kendisi de bileğinden yaralanmıştır. Askeri mahkeme için hazırlanan tıbbi delile göre (bk. aşağıda parag. 11-13) başvurucu, yaşadığı bu olayların sonucu olarak, kendini geçmişe dönüşler, kabuslar, endişeler, uykusuzluk ve ani kızgınlıklar şeklinde gösteren post travmatik stres bozukluğuna (PTSB) yakalanmıştır. Bu hastalık 29 Temmuz 1990dan sonraki olaylara kadar teşhis edilmemiştir.
9. Başvurucu, 1987de Kuzey İrlandada bir eğitim sırasında tırmandığı halatın kopması üzerine yere düşmüş ve sırtından ağır bir yara almıştır. Bu yaralanma aşırı derecede acı verici olmuş, görevlerini yerine getirmesini etkilemiş ve bu durum da yine tıbbi rapora göre stres, suçluluk ve bunalım duyguları yaşamasına yol açmıştır.
10. Başvurucu 1990 yılında çavuş rütbesini aldıktan sonra, mensubu olduğu birliğiyle birlikte Kuzey İrlandaya gönderilmiştir. 29 Temmuz 1990 günü çokça içtikten sonra, kendi bölüğünden arkadaşlarını tabanca ile korkutmuş ve kendisini ve bazı meslektaşlarını öldürme tehdidinde bulunmuştur. Hiç kimseyi hedef almadan iki el ateş etmiş, televizyon setini vurmuş ve sonunda teslim olmuştur. Başvurucu daha sonra gözaltına alınmıştır.
1. Tıbbi delil
11. 31 Temmuz 1990da, eskiden denizci psikiyatr olan Dr. McKinnon, Findlayi muayene etmiş ve olaydaki hareketlerinin sorumluluğunu taşıdığı sonucuna varmıştır. Ancak, sırtından yaralanması ve Kuzey İrlandaya yollanması nedeniyle çektiği stres bir de o gün çok içki içmesiyle birleşince, hemen hemen kaçınılmaz bir olaya yol açmıştır. Dr. McKinnon başvurucuya uygun en düşük cezanın verilmesini tavsiye etmiştir.
Bu raporun ardından, 29 Temmuzda meydana gelen olaylar nedeniyle Findlayi birkaç suçla suçlama kararı alınmıştır (bk. aşağıda parag. 14).
12. Yargılanmaya uygun durumda olup olmadığını belirlemek için başvurucu, Savunma Bakanlığının 1980den beri istihdam ettiği sivil psikiyatr Dr. Blunden tarafından askeriyenin talebi üzerine iki kez daha muayene edilmiştir.
Dr. Blunden Ocak 1991 tarihli raporunda, Findlayin kendini savunabilecek durumda olduğunu ve olay sırasında ne yaptığının bilincinde bulunduğunu teyit etmiştir. Ancak, başvurucuyu Kuzey İrlandadaki görevine elverişli olmaktan çıkaracak kadar moralinin bozulmasına ve depresyona sebep olan kronik sırt ağrısı, önceki zamanlardan kalan çarpışma gerilimi ve yüksek derecede alkol alışkanlığı ... ile birleşerek, bu tehlikeli davranışın meydana gelmesine yol açmıştır.
Aynı doktor Mart 1991 tarihli ikinci raporunda, başvurucunun sırtındaki sorunların sebep olduğu strese, Falkland savaşındaki deneyimleri nedeniyle, 29 Temmuz 1990 tarihindeki yaptığı şekilde tepki verdiğini belirtmiştir. Doktor, başvurucunun PTSBden etkilendiğini açıkça belirtmezken, bu hastalığı olanların ileri aşamalarında benzer hareketlerinin görüldüğünü teyit etmiştir. Dr. Blunden, başvurucunun anılan gün tükettiği alkolün de bu durumun nedeni değil, sonucu olduğunu belirtmiştir.
13. Findlay avukatının talebi üzerine Dr. Reid tarafından da muayene edilmiştir. Dr. Reid, Falklanddaki görevi nedeniyle başvurucuda PTSB olduğunu teşhis etmiştir.
2. Askeri Mahkemenin oluşumu
14.Başvurucunun askeri mahkemede yargılanması için toplayıcı subaylık (convening officer) (bk. aşağıda parag. 36-41) görevini, Londra Bölgesi Başkomutanı Tümgeneral Corbett üstlenmiştir. Komutan Corbett, 29 Temmuz 1990daki olaydan kaynaklanan sekiz suçtan yargılanması için Findlayi tutuklamış ve genel askeri mahkeme tarafından yargılanmasına karar vermiştir.
15.Toplayıcı subay, 31 Ekim 1991 tarihli kararla, genel askeri mahkemeyi toplamış ve savcılık, savcı yardımcılığı ve Findlayi müdafisine ek olarak kendisini temsil etmek üzere yardımcı müdafilik yapacak olan askeri personeli ve askeri mahkeme üyelerini atamıştır (bk. aşağıda parag. 37).
16. Askeri mahkeme, bir başkan ve dört üyeden oluşmaktadır:
(1) Başkan, Albay Godbold, Londra Bölgesinden olup, toplayıcı subayın astıdır (bk. yukarıda parag. 14). Başkan Albay Godbold, toplayıcı subay tarafından ismen atanmıştır ve mahkemenin sürekli başkanı değildir;
(2) Yarbay Swallow, aslında askeri mahkemenin sürekli başkanı olduğu halde, sıradan bir üyesi olarak görev yapmıştır. Yarbay Swallowun görev yeri Londra Bölge Başkanlığı olup, toplayıcı subay tarafından ismen atanmıştır;
(3) Yüzbaşı Tubbs, Londra Bölgesinde yer alan Coldstream Muhafızları birimindendir. Kendisinin komuta zinciri, kendi komutanına, komuntanın komutanı olan subaya ve o subayın da Tugay Komutanına bağlı olması şeklide gitmektedir; hazırlayacağı rapor bundan sonra istisnai hallerde toplayıcı subaya gönderilebilir; kendisi piyade birliği (footguard unit) mensubudur ve toplayıcı subay Genel Komutan olarak, bütün piyade birimlerinden sorumludur. Kendisi askeri mahkemeye kendi komutanı tarafından atanmıştır;
(4) Binbaşı Bolitho, yine Londra Bölgesinde konuşlandırılmış piyade birliği olan Grenadier Muhafızlarındandır. Toplayıcı subay, komuta zincirinde kendisinin ikinci üstüdür. Askeri mahkemeye kendi komutanı tarafından atanmıştır;
(5) Yüzbaşı OConnor, Savunma Bakanlığının doğrudan emri altında olan ve Londra Bölgesi tarafından idare edilen Kraliyet Mühendisleri (Kadınlar Kraliyet Ordu Kurulu), Posta ve Habercilik Bölümündendir. Kendi komutanı tarafından atanmıştır.
Kısacası, askeri mahkemenin tüm üyeleri rütbe olarak toplayıcı subayın astıdırlar ve Londra Bölgesindeki birimlerde hizmet etmektedirler. Hiçbirinin hukuk eğitimi yoktur.
17. Yardımcı savcı ve yardımcı müdafilik yapan subayların her ikisi de, Londra Bölgesinde bulunan İkinci İskoç Muhafızlarında yer almaktadır ve Yüz-başı Tubbs ile aynı emir-komuta zincirine (bk. yukarıda parag. 16/3) sahiptirler.
18. Genel askeri mahkemenin askeri hukuk müşaviri (judge advocate) Baş Askeri Hukuk Müşaviri tarafından atanmıştır (bk. aşağıda parag. 42-45). Kendisi avukat (barrister) ve Baş Askeri Hukuk Müşavirliğinde yardımcı müşavirdir.
3. Askeri mahkemedeki duruşma
19. Bay Findlay 11 Kasım 1991de, Londradaki Regents Park Kışlası genel askeri mahkemenin önüne çıkarılmıştır. Bir avukat (solicitor) tarafından temsil edilmiştir.
Başvurucu, üç kez basit müessir fiil (sivil suç), iki kez askeri düzen ve disipline muhalefet (askeri suç) ve iki kez ölümle tehdit (sivil suç) suçlarını işlediğini kabul etmiştir.
20. Başvurucunun avukatı 2 Kasım 1991de iddia makamından yazılı talepte bulunarak, Dr. Blundenin askeri mahkemedeki duruşmaya katılmasının sağlamasını istemiş; askeri savcı da 5 Kasım 1991de bu doktorun gelmesi için tanık müzekkeresini çıkarmıştır. Ancak savunma tarafı, duruşma sabahı Dr. Blundenin duruşmaya katılmayacağından haberdar edilmiştir. Bay Findlay, doktorun katılmamasının kendisini yukarıdaki suçları kabul etmeye ikna ettiğini iddia etmektedir. Bununla birlikte, avukatı erteleme istememiş ve duruşmanın yapılmasına karşı çıkmamıştır.
21. Savunma tarafı, yukarıda sözü edilen tıbbi raporları (bk. yukarıda parag. 11-13) askeri mahkemeye sunmuş ve Dr. Reidi dinlenmek üzere davet etmiştir. Bu doktor başvurucuda PTSB bulunduğu, davranışlarının temel nedeninin PTSB olduğu, kendisinin bu hareketlerinden dolayı sorumlu tutulamayacağı ve tedaviye ihtiyacı olduğu konusundaki görüşünü teyit etmiştir. Dr. Reid çapraz sorgu sırasında, savaşla ilişkili PTSByi ilk kez bu olayda ele aldığını söylemiştir.
İddia makamı, askeri eğitimli psikiyatr olan Dr. McKinnon ve Blundenin raporlarını (bk. yukarıda parag. 11-13) çürütecek veya destekleyecek bir tıbbi delil istememiştir.
22. Findlayin avukatı, askeri mahkemenin cezayı indirmesi için yaptığı savunmada, olay sırasında müvekkilinin PTSB hastalığının etkisinde bulunduğu ve bir daha böyle bir suç işlemesinin pek mümkün olmadığı dikkate alınarak, görev süresini tamamlaması için birkaç ay daha kendisine izin verilmesini, ordudan emeklilik hakkını tam olarak kazanarak ayrılmasının sağlanmasını ve siciline asgari cezanın işlenmesini talep etmiştir.
23. Askeri mahkeme deliller ile iddia ve savunmaları dinledikten sonra, ceza hakkında karar vermek üzere, askeri hukuk müşaviriyle birlikte görüşmeye çekilmişlerdir. Heyet salona döndüğünde, başvurucuya iki yıl hapis cezasına verilmesine, muhafızlık rütbesinin alınmasına ve ordudan çıkarılmasına (ki, bu ceza emeklilik hakkında indirilmesine neden olmuştur) hükmetmiştir. Ceza için bir gerekçe gösterilmemiştir (bk. aşağıda parag. 46).
4. Denetim aşaması ve hükmün onaylanması
24. 1955 tarihli Silahlı Kuvvetler Yasasına göre askeri mahkemenin kararı, onaylayıcı subay (conforming officer) tarafından onaylanmadıkça, hüküm doğurmamaktadır (bk. aşağıda parag. 48). Genellikle uygulamada olduğu gibi Findlayin davasında da, toplayıcı subay ile onaylayıcı subay, aynı kişi olmuştur. Findlay, cezasının hafifletilmesi için onaylayıcı subaya dilekçeyle başvurmuştur.
Onaylayıcı subay, Baş Hukuk Müşavirliğinin görüşünü aldıktan sonra, 16 Aralık 1991de başvurucuya hükmün onaylandığını bildirmiştir.
25. Askeri mahkemedeki duruşmanın başlamasına kadar tutuklu olan başvurucu, 18 Kasım 1991de askeri cezaevine gönderilmiş, 21 Aralık 1991de sivil cezaevine nakledilmiştir.
26. Başvurucu bir dilekçeyle, Ordu Kurulunun yerine bakan ve hukukçu olmadığı için Baş Hukuk Müşavirliğinden tavsiye alan ve ilk denetim makamı (reviewing authorities) olan (bk. aşağıda parag. 49) Personel Genel Müdürlüğü Müdür Yardımcısına başvurmuştur. Bu kişi 22 Ocak 1992 tarihli mektupla, Findlaye başvurusunun reddedildiğini bildirilmiştir.
27. Daha sonra başvurucu, yine hukukçu olmayan ve Baş Hukuk Müşavirliğinin bilgisine başvuran ikinci denetim makamı olan Savunma Konseyi üyesine başvurmuştur. Bu başvuru da 10 Mart 1992de reddedilmiştir.
28. Baş Hukuk Müşavirliğinin her üç denetim aşamasında verdiği tavsiye görüşleri veya cezayı onaylayan ve itirazları reddeden kararların gerekçeleri başvurucuya açıklanmamıştır.
29. Başvurucu 10 Mart 1992 tarihinde Tümen Mahkemesine başvurarak, askeri mahkemenin vardığı sonuçların yargısal denetimi için başvurmasına izin verilmesini talep etmiştir. Başvurucu verilen cezanın aşırı olduğunu, yapılan muhakemenin doğal hukuka aykırı olduğunu ve askeri hukuk müşavirinin duruşmalar sırasında iki kez kendisine düşmanca davrandığını ileri sürmüştür.
Tümen Mahkemesi 14 Aralık 1992de, askeri mahkemenin tamamen 1955 tarihli Askerlik Yasasına uygun hareket ettiği ve askeri hukuk müşavirinin uygunsuz ve düşmanca davrandığına dair delil olmadığı gerekçesiyle, başvurucunun izin talebini reddetmiştir (Queen v. General Court-martial (Regents Park Barracks) ex parte Alexander Findlay, CO/1092/92).
5. Hukuk davası
30. Findlay askeri makamların ihmalinden dolayı sırtındaki sakatlık ve PTSB hastalığı nedeniyle tazminat talebinde bulunmuştur. Bu konuda hazırlanan 16 Ocak 1994 tarihli raporda, Dr Blunden daha önceki görüşünü (bk. yukarıda parag. 12) teyit etmiş ve açıkça PTSB teşhisi koymuştur.
31. Bu hukuk davası Mart 1994te, kusuru kabul etmeyen, fakat başvuruya 100,000 Sterlin ile yargılama giderlerini ödemeyi kabul eden Savunma Bakanlığı tarafından sulh ile sonuçlandırılmıştır. Bu sulh kararında PTSB nedeniyle istenen tazminat ile sırt ağrısı nedeniyle istenen tazminat arasında bir ayırım yapmamıştır.
II. İlgili iç hukuk ve uygulama
1. Findlayin Askeri Mahkemede yargılandığı tarihteki hukuk
(a) Genel
32. Başvurucunun askeri mahkemede yargılanmasında uygulanan hukuk ve usul, 1955 tarihli Askerlik Kanunu (1955 Kanunu), 1972 tarihli Askerlik İçtüzüğü (1972 İçtüzüğü) ve 1975 tarihli İdari Düzenlemelerde yer almıştır. Komisyonun davayı incelemeye başlamasından sonra, 1955 Kanunun bazı maddeleri, 1 Nisan 1997de yürürlüğe giren Silahlı Kuvvetler Kanunu 1996 (1966 Kanunu) ile değiştirilmiştir (bk. aşağıda parag. 52-57).
33. Birçok sivil suç, 1955 tarihli Kanuna göre de suçtur (Madde 70 (1)). Görev konusunda nihai kararı verme yetkisi sivil makamlara ait olsa da, bu tür suçlarla suçlanan asker kişiler, örneğin olaya bir şekilde sivil kişiler karışmış olmadıkça, genellikle askeri makamlar tarafından yargılanırlar.
Askeri ceza kanununa aykırı suçlar, suçun ağırlığına göre bölge mahkemelerinde, alan mahkemelerinde veya genel askeri mahkemelerde yargılanır. Askeri mahkeme devamlı bir mahkeme değildir; tek bir suçu veya bir grup suçu yargılamak üzere oluşturulur.
34. Bu davaya konu olayların geçtiği tarihte, bir genel askeri mahkeme toplayıcı subay tarafından ismen atanan bir Başkandan (normal olarak orduda tuğgeneral veya albay rütbesinde bir kişi) (bk. yukarıda parag. 36-41) ve toplayıcı subayın ismen atadığı veya onun talebi üzerine kendi komutanları tarafından atanan en az dört subaydan oluşur.
35. Askeri mahkeme üyeleri şu yemini etmek zorundadırlar:
Yüce Tanrının adına yemin ederim ki mahkeme önünde sanığı tarafsız, iltimassız bir şekilde, delillere göre, hakkıyla ve adil bir şekilde yargılayacak ve Ordu Yasası 1955e göre adaleti layıkıyla yerine getireceğim ve ayrıca yemin ederim ki, hukuk aksini gerektirmediği sürece, her ne olursa olsun, hiçbir nedenle ve hiçbir zaman, bu askeri mahkemenin başkanının veya bir üyesinin oyu veya düşüncesini açıklamayacağım ve ortaya çıkarmayacağım.
(b) Toplayıcı subay
36. 1996 Yasası yürürlüğe girmeden önce, bir toplayıcı subay (toplayıcı subayın, yargılanacak kişinin hizmet ettiği komutanlıkta veya genel birimlerden birinde alay komutanı veya dengi ve üstü olması gerekir) askeri mahkemede yargılanacak her davada görevli kabul ediliyordu. Bu kişi, isnat edilecek suçun niteliği ve ayrıntıları ile gerekli askeri mahkemenin tipi hakkında karar veren ve askeri mahkemeyi toplamakla sorumlu kişidir.
37. Toplayıcı subay, diğer hususların yanında, yargılama gününü, yerini ve saatini, Başkanın adını ve diğer üyelere ilişkin ayrıntıları belirten bir toplayıcı karar oluşturur. Baş Askeri Hukuk Müşavirliği tarafından bir askeri hukuk müşavirinin atanmasını sağlar (bk. aşağıda parag. 43); eğer bu atama yapılmazsa, kendisi bir müşavir atayabilir. Ayrıca savcıyı kendisi atayabilir veya komutanından savcıyı atamasını isteyebilir.
38. Duruşma öncesi, toplayıcı subay delillerin bir özetini savcılığa ve askeri hukuk müşavirliğine gönderilmesini sağlamakla görevli olup, ve kabul edilemez bölümleri işaret edebilir. İddia makamı tarafından davet edilen bütün tanıkların duruşmada hazır bulunmalarını sağlar. Suçlamalar geri alınacağı zaman, her davada gerekli olmamakla birlikte, normal şartlarda toplayıcı subayın rızası alınır ve yine kendisinin rızası olmadan, sanığın daha hafif bir suçtan yargılanmayı kabul etmesi iddia makamı tarafından kabul edilemez.
39. Toplayıcı subay ayrıca, sanığın savunmasını hazırlamak içi bütün imkanlara sahip olmasını, gerekiyorsa temsil edilmesini, savunma tanıklarıyla temas kurmasını sağlamak zorundadır. Toplayıcı subay, savunma tarafından makul bir şekilde talep edilen tüm tanıkların duruşmaya katılmalarını sağlamakla da görevlidir.
40. Toplayıcı subay, adalet işlerinin gerektirmesi halinde, yargılama esnasında veya öncesinde askeri mahkemeyi dağıtabilir (1955 Kanununun 95. maddesi). Buna ek olarak, askeri mahkemenin onaylama gerektiren muhakemesi hakkında yorum yapabilir. Toplayıcı subayın bu görüşleri, disiplin için daha çok kişinin bilgilenmesi gereken istisnai hallerde komutan emri şeklinde bilinebilir hale getirildiği halde, kural olarak bu düşünceler dava tutanaklarında yer almaz ve normal olarak mahkeme üyelerine ayrı bir kayıt olarak bildirilir (İdari düzenlemeler, parag. 6.129).
41. Toplayıcı subay genelde aynı zamanda onaylayıcı subay (bk. aşağıda parag. 48) olarak da görev yapmaktadır.
(c) Askeri Baş Hukuk Müşaviri ve askeri hukuk müşavirleri
42. Dava konusu dönemde Askeri Baş Hukuk Müşaviri Şubat 1991de, Kraliçe tarafından beş yıllık bir süre için atanmıştır. Kraliçeye karşı sorumludur ve görevinden Kraliçe tarafından yetersizlik ve kötü davranışlar nedeniyle alınabilir.
Olayların geçtiği sırada, Askeri Baş Hukuk Müşaviri, askeri hukuk ve askeri mahkemelerdeki usul ve işleyiş hakkındaki tavsiyeler dahil, Müşavirliğini ilgilendiren her konuda Savunma Bakanına danışmanlık eden bir konuma sahiptir. Ayrıca askeri bir mahkeme tarafından alınan karar sonrası onama ve inceleme makamlarına tavsiyede bulunma görevi de vardır.
43. Askeri hukuk müşavirleri Askeri Baş Hukuk Müşavirliğine, Adalet Bakanı (Lord Chancellor) tarafından atanmaktadır. Bu göreve atanabilmek için advocate avukat olarak en az yedi yıl, barrister avukat olarak en az beş yıl tecrübeye sahip olmak gereklidir.
44. Olayın olduğu tarihte, her askeri mahkemeye, Askeri Baş Hukuk Müşavirliği veya toplayıcı subay tarafından bir askeri hukuk müşaviri atanmıştır. Bu kişi, duruşma sırasında ortaya çıkan tüm hukuki ve usulü konularda askeri mahkemeye tavsiyede bulunmakla görevlidir, aksini gerektirecek önemli sebepler olmadığı takdirde, mahkeme bunları kabul etmek zorundadır. Buna ek olarak, Başkanla birlikte sanığın dava sırasında zarar görmemesini ve dezavantajlı duruma düşmemesini sağlamakla sorumludur. Örneğin, eğer sanık suçları kabul ederse, askeri hukuk müşaviri, davanın neyi içerdiğini tam olarak anlayıp anlamadığını ve suçlamanın tüm unsurlarını kabul edip etmediğini tespit etmek zorundadır. Duruşmanın sonunda, müşavir ilgili hukuki durumu ve delilleri özetlemektedir.
45. Askeri hukuk müşaviri, 1996 tarihli Kanun yürürlüğe girmeden önce, cezaya ilişkin genel ilkeler konusunda kapalı toplantıda tavsiyelerde bulunabilmekle birlikte, askeri mahkemenin beraat veya mahkumiyet üzerindeki tartışmalarına katılmamaktaydı. Hukuk müşaviri askeri mahkemenin bir üyesi değildir ve mahkumiyet veya hükümde oy hakkı yoktur.
(d) Suçu kabul usulü
46. Olayın gerçekleştiği tarihte, suçun mahkeme önünde kabulü üzerine savcı olayları özetler ve sanığı suçu işlediği konusunda daha fazla şüpheli hale getiren delilleri ortaya koymaktadır. Savunma tarafı isnadın hafifletilmesini ister ve tanık dinlenmesini isteyebilir (1972 İçtüzüğünün 71 (3) (a) ve 71 (5) (a) maddeleri). Daha sonra mahkeme üyeleri, askeri hukuk müşaviriyle birlikte, daha önce açık duruşmada verilen mahkumiyet kararını görüşmek için çekilirler. Askeri mahkemenin kararlarında gerekçe göstermesini gerektiren bir hüküm yoktur.
47.Bazı tür cezalar, sivil suçlara ilişkin bile olsa, başvurucunun yargılandığı tarihte askeri mahkeme tarafından verilememektedir. Örneğin, bir askeri mahkeme bir hapis cezasını erteleyemez, denetimli serbestlik kararı (probation order) ve toplum yararına bir hizmette çalışmasına karar veremez.
(e) Onama ve yargılama sonrası incelemeler
48. 1996 tarihli Kanunla gelen değişiklikler öncesinde askeri mahkemenin hükmü, onaylayıcı subay tarafından onaylanmadığı sürece yürürlüğe girmemekteydi. Onaylayıcı subay onaylama öncesi, Askeri Baş Hukuk Müşavirliğinin görüşüne başvurmakta, bu makam da duruşmada bulunandan farklı bir müşaviri bu görev için atamaktadır. Onaylayıcı subay onaylama işlemini erteleyebilir veya mahkumiyetin tamamını veya bir kısmını değiştirebilir, erteleyebilir veya kaldırabilir.
49. Bir kez ceza onaylandıktan sonra, savunma tarafı denetim makamlarına başvurabilir. Bunlar Kraliçe, yetkisini Ordu Kuruluna devredebilen Savunma Konseyi veya onaylayıcı subayın üstü bir herhangi bir subaydır (1955 tarihli Kanunun 113. maddesi). Denetim makamları, Askeri Baş Hukuk Müşavirliğinin tavsiyesine başvurabilirler. Denetim makamlarının askeri mahkemenin hükmünü iptal etme yetkileri olduğu gibi, bu makamlar onaylayıcı subayın mahkumiyeti değiştirme, kaldırma hafifletmeye ilişkin yetkilerine de sahiptir.
50. Denetim için başvuruda bulunan bir kimseye onaylayıcı subayın denetim makamında bulunanların ve onaylayıcı subayın kimlikleri bildirilmez. Yargılama sonrası denetim için kanuni veya resmi herhangi bir usul öngörülmemiştir; denetimden sonra verilen kararlarda gerekçe gösterilmez. Askeri Baş Hukuk Müşavirliğinden bir tavsiye gelip gelmediği veya geldiyse bunun niteliği açıklanmaz.
51. Sivil yargıçlardan oluşan Askeri Üst Mahkeme, askeri mahkemeler tarafından verilen mahkumiyetleri inceleyebilir; ancak sanık suçlamayı kabul ettiği takdirde, bu üst başvuruyla ilgili bir hüküm bulunmamaktadır.
2. 1996 tarihli Silahlı Kuvvetler Kanunu
52. 1996 tarihli Kanuna göre toplayıcı subayın görevi sona erecek ve onun görevleri üç ayrı organa paylaştırılacaktır: yüksek makamlar, savcılık ve mahkeme idari görevlileri (bk. 1996 Kanunu, Ek I).
53. Daha üst rütbeli olması gereken yüksek makam, sanığın bağlı bulunduğu komutanlık tarafından kendisine havale edilen bir olayın, kısa yoldan ele alınması mı, bir savcıya gönderilmesi mi, yoksa düşürülmesi mi gerektiği konusunda karar verecektir. Yüksek makam bir kez bu kararı verdikten sonra, bir daha bu olayla ilgilenmeyecektir.
54. Savcılık, ordunun adli bir birimi olacaktır. Savcılık, yüksek makamın iddiayı kendilerine gönderme kararı üzerine, sivillerle ilgili davalarda Kraliyet Savcılığının mutlak takdir yetkisine sahip olduğu gibi, soruşturma yapıp yapmama, hangi askeri mahkemede davanın açılacağı ve hangi isnadlarda bulunulacağı konusunda mutlak bir takdir yetkisine sahip olacaktır. Daha sonra savcılar soruşturmayı yürüteceklerdir (1996 Kanunu, Ek I, madde 2).
55. Mahkeme idari görevlileri, her Kuvvet Komutanlığına atanacaklar ve hem yüksek makamdan hem de savcılıklardan bağımsız olacaklardır. Bu görevliler, askeri mahkemelerin faaliyette bulunacakları yer ve zaman konularında olduğu gibi bazı ayarlamalar yapmakla görevli olacaklardır; bunu yaparken askeri hukuk müşaviri ve gerekli tüm mahkeme görevlilerinin hazır bulunmalarını sağlama, tanıkların katılımını temin ve üyelerin seçim işlemlerinin yapılmasını sağlamakla görevli olacaklardır. Yüksek makamın emrindeki subaylar, askeri mahkeme üyesi olarak seçilmeyecektir (1996 Kanunu, Ek I, bölüm III, madde 19).
56. Gelecekte her askeri mahkeme, bir askeri hukuk müşavirini üye olarak bünyesinde bulunduracaktır. Askeri adli müşavirin hukuki konulardaki görüşleri mahkemeyi bağlayıcı hükümler olacaktır; mahkumiyet kararı verilirken oy hakkı bulunmayacak, ama ceza verilirken oy hakkı bulunacaktır. Ağırlık oyu gerekirse, askeri mahkeme başkanının oyu ağırlık oyu oluşturacaktır; mahkeme başkanı aynı zamanda verilen cezanın gerekçesini açık duruşmada bildirecektir. Askeri Baş Hukuk Müşavirliği artık Savunma Bakanlığına genel hukuki tavsiyede bulunmayacaktır (1996 Kanunun, Ek I, Bölüm III, madde 19, 25 ve 27).
57. Askeri mahkeme tarafından verilen kararlar, bundan böyle, görevi ortadan kaldırılan onaylayıcı subay tarafından onamaya veya denetime tabi olmayacaktır. Her Kuvvet Komutanlığında, her davayı bir tek kez incelemek üzere denetim makamı kurulacaktır. Denetim makamı kararları gerekçe göstereceklerdir. Bu usulün bir parçası olarak, yargılama sonrası denetim makamı tarafından askeri hukuk müşavirinden (askeri mahkemede görev alandan farklı olacak) alınan tavsiye sanığa bildirilecektir. Sivillerden oluşan askeri üst mahkemeye, mahkumiyet kararına karşı olduğu gibi, artık cezaya karşı da başvurulabilecektir. (1996 Kanunu, madde 15 ve Ek V).
KOMİSYONDAKİ YARGILAMA
58. Findlay, Komisyon'a yaptığı 28 Mayıs 1993 günlü başvurusunda (no. 22107/93), Sözleşmenin 6(1). fıkrasına dayanan bazı şikayetlerde bulunmuştur. Başvurucu, diğerlerinin yanında, askeri mahkemede adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden ve bu mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığından yakınmıştır.
59. Komisyon 23 Şubat 1995te başvurunun kabul edilebilir olduğunu açıklamıştır. 5 Eylül 1995 tarihli raporunda (madde 31), oybirliği ile Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlali bulunduğu, başvurucunun bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil bir şekilde yargılanmadığı, askeri mahkemedeki usulün ve sonraki incelemelerin adilliği veya başvurucu aleyhine alınan kararlar ve mümkün cezalandırma imkanlarının uygunluğu hakkında başka özel şikayetleri incelemeye gerek olmadığı görüşünü bildirmiştir.
(Dava, süresi içinde Mahkemenin önüne getirilmiştir.)
MAHKEMEDEN NİHAİ TALEPLER
60. Hükümet, Mahkeme önündeki duruşmada Komisyonun vardığı sonuçlara karşı çıkmadığını belirtmiş, ancak Mahkemeden 1996 tarihli Silahlı Kuvvetler Kanunu ile gerçekleştirilen Komisyonun endişelerinden daha tatmin edici olan askeri yargı sistemindeki değişikliklere dikkat etmesini talep etmiştir.
Aynı duruşmada, başvurucu Mahkemeden Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlalini tespit etmesini ve Sözleşmenin 50. maddesine göre kendisine tazminat ödenmesine karar vermesini talep etmiştir.
KARAR GEREKÇESİ
I. Davanın kapsamı
A. Sözleşmenin 6(1). fıkrasına ilişkin şikayetler
61. Başvurucu Findlay, Mahkeme önündeki yazılı ve sözlü sunuşlarında, askeri mahkemenin bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri olmadığından, kendisine aleni yargılanma hakkı vermediğinden ve hukuken kurulmuş bir yargı yeri olmadığından şikayet etmiştir.
62. Hükümet ve Komisyon Temsilcisi son iki şikayetin Komisyon önünde açıkça ileri sürülmediği için, Mahkeme tarafından reddedilmesi gerektiğini belirtmişlerdir.
63. Mahkeme, kendi yetkisinin sınırlarının Komisyon'un kabuledilebilirlik kararıyla belirlendiğini ve Komisyon önünde ileri sürülmeyen, farklı ve yeni bir şikayeti dinleme yetkisinin olmadığını hatırlatır (bk. diğer kararların yanında, 21 Şubat 1996 tarihli Singh - Birleşik Krallık, parag. 44).
Bununla birlikte, Findlay Komisyon'a başvurusunda açıkça Sözleşmenin 6(1). fıkrasına göre aleni yargılanma ve hukuken kurulmuş bir yargı yeri haklarına dayanmış olmayabilir; ancak esasta bu iki hükme ilişkin şikayetlerinin temelini oluşturan olayların bir çoğunu ileri sürmüş gözükmektedir. Komisyonun kabuledilebilirlik kararında, başvurucunun özellikle askeri mahkeme üyelerinin geçici olarak (ad hoc) atanmasına, askeri hukuk müşavirinin ceza hakkındaki tavsiyesinin açıklanmamasına, askeri mahkeme heyeti ve onama ve denetim makamları tarafından alınan kararlarda hiçbir gerekçe gösterilmemesine, yargılama sonrası denetim makamlarının esasen idari nitelikte olmasına ve bunların özel bir şekilde çalışmalarına değindiği görülmektedir (bk. Komisyonun kabuledilebilirlik kararı, başvuru no. 22107/93, s. 32-35).
Buna göre bu şikayetler, ayrı ve yeni şikayetler değildir; Mahkeme bu şikayetleri incelemeye yetkilidir (bk. ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte, 21.2.1986 tarihli James ve Diğerleri - Birleşik Krallık kararı, parag. 80).
B. Sözleşmenin 25. maddesi ile Avrupa Anlaşmasının 2. maddesine ilişkin şikayetler
64. Başvurucu ek dilekçesinde, Avukatlar Şikayetleri Kurulu (mesleki disiplin kurulu) ile yapılan bu dava ile ilgisi olmayan bir konudaki yazışmada, Askeri Baş Hukuk Müşavirinin, Bay Findlayin Komisyona başvurusu sırasında, avukatının Askeri Baş Hukuk Müşavirliğinin verdiği tavsiyenin tarafsız olmadığı yönünde iddialarda bulunduğundan yakınmıştır. Baş Hukuk Müşaviri Yargıç Rant, konuyu şöyle yorumlamıştır: Bunlar çok ciddi iddialardır.... Daha sonraki bir mektupta Yargıç Rant şunları yazmıştır:
Şunu açıklığa kavuşturmak isterim ki, bu aşamada ve gelecekte açılabilecek hiçbir davaya zarar vermeden, o mektupta alıntı yapılan bölümden (başvurucunun Komisyona yaptığı sunuştan) resmi hiçbir şikayette bulunmuyorum. Bunun nedeni Findlay davası Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde 1 Eylül 1996 görülecek olup, bu nedenle benim için en uygun olanı işlemi bu davanın sonuna kadar ertelemektir.
Başvurucu avukatının, daha sonra hakkında disiplin soruşturmasına esas oluşturabileceği için görüşlerini Mahkemeye sunarken kendini baskı altında hissettiğini iddia etmiş ve Sözleşmenin 25. maddesi ile Kişilerin İnsan Hakları Avrupa Komisyonu ve Mahkemesi önündeki usule Katılmasına İlişkin Anlaşmanın 2. Maddesine dayanmıştır.
65. Bu sorun başvurucu tarafından duruşma sırasında ileri sürülmediği veya Hükümet veya Komisyon Temsilcisi tarafından hiçbir zaman belirtilmediği için, Mahkeme bu konuyu incelemeyi uygun bulmamaktadır.
C. Yeni Kanun
66. Hükümet, yazılı ve sözlü sunuşlarında Mahkemeden, askeri mahkeme sisteminde 1996 tarihli Silahlı Kuvvetler Kanunu ile gerçekleşen değişiklikleri dikkate almasını talep etmiştir (bk. yukarıda parag. 52-57).
67. Mahkeme, bu yeni durumun Nisan 1997ye kadar yürürlüğe girmediğini ve bu nedenle Findlayin askeri mahkemedeki yargılamasında uygulanmadığını hatırlatır. Bir kanun hakkında soyut olarak (in abstracto) karar vermek Mahkemenin görevi değildir; bu nedenle Mahkeme, yeni kanunun hükümlerinin Sözleşmeye uygunluğu hakkında bir düşünce açıklayamaz (bk. ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte 25.03.1983 tarihli Silver ve Diğerleri - Birleşik Krallık kararı, parag. 79). Bununla birlikte Mahkeme, Birleşik Krallık makamlarının Sözleşme taahhütlerine uymayı sağlayabilmek üzere askeri mahkeme sisteminde değişiklikler yaptığını memnuniyetle kaydeder.
II. Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlal edildiği iddiası
68. Başvurucu askeri mahkemedeki yargılamasının, Sözleşmenin 6(1). fıkrasının gereklerini taşımadığını ileri sürmüştür. Bu maddenin davayla ilgili kısmı şöyledir:
Herkes,
hakkındaki bir suç isnadının karara bağlanmasında, hukuken kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri tarafından,
adil ve aleni olarak yargılanma hakkına sahiptir.
Komisyon başvurucuya tarafsız ve bağımsız bir yargı yeri tarafından adil şekilde yargılanma hakkı verilmediğinden ihlal bulunduğu sonucuna ulaşmış, Hükümet bu sonuca karşı çıkmamıştır.
A. Uygulanabilirlik
69. Mahkemeye göre, askeri mahkeme önündeki dava Findlayin suçlamaları kabul etmesinden sonra belirlenecek cezayı içerdiğinden, Sözleşmenin 6(1). fıkrası açıkça uygulanabilir niteliktedir; nitekim bu nokta Mahkeme önünde tartışma konusu yapılmamıştır (bk. 18.06.1976 tarihli Engel ve Diğerleri - Hollanda kararı, parag. 80-85; 15.07.1982 tarihli Eckle ve Diğerleri - Almanya kararı, 76-77).
B. Sözleşmenin 6(1). fıkrasına uygunluk
70. Başvurucu, askeri mahkemenin Sözleşmenin 6(1). fıkrasının gerektirdiği şekilde bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri olmadığını, çünkü diğer nedenlerin yanında, atanan tüm subayların, aynı zamanda iddia görevini de üstlenen toplayıcı subayın astı olduğunu (bk. yukarıda parag. 14-17 ve 36-41) iddia etmiştir. Gerek askeri mahkemede gerekse denetim makamlarındaki subayların hukukçu niteliği ve tecrübelerinin olmaması, bağımsız ve tarafsız bir şekilde karar vermelerini imkansız kılmaktadır.
Bunun yanında, askeri hukuk müşavirinin askeri mahkeme heyetine, onaylayıcı subaya ve denetim makamlarına verdiği tavsiyelerin gizli olması nedeniyle davasının 6(1). fıkraya aykırı olarak aleni surette görülmediğini; usulün bu aşamalarında verilen kararların hiçbirisinin gerekçesinin açıklanmadığını; onaylayıcı subay ve denetim makamlarının mahkumiyeti ve cezayı onaylama ve denetim işlemlerinin idari, özel ve açık bir usul kuralına dayanmaksızın yürütüldüğünü (bk. yukarıda parag. 42-46 ve 48-51) iddia etmiştir.
Son olarak, başvurucu, kendisini yargılayan askeri mahkemenin hukuken kurulmuş bir mahkeme olmadığını, çünkü kanuni yapısının çok muğlak ve belirsiz olduğunu ileri sürmüştür; örneğin mevzuat, toplayıcı subay, onaylayıcı subay ve denetim makamlarının nasıl atanacağı konusunda suskundur.
71. Hükümet, toplayıcı subayın geniş yetkileri ve askeri mahkeme üyeleriyle emir-komuta ilişkisi nedeniyle Komisyonun Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlali bulunduğu tespiti üzerine bir görüş ileri sürmemiştir. Hükümet Mahkemeden 1996 tarihli Silahlı Kuvvetler Kanunu ile gerçekleştirilen ve Komisyonun endişelerinden daha tatmin edici olan askeri yargı sistemindeki değişikliklere dikkat etmesini talep etmiştir.
72. Komisyon, toplayıcı subayın olayın soruşturulmasında merkezi bir rol oynamasına rağmen, askeri mahkemenin tüm üyelerinin üstü olduğunu ve bu üyelerin tamamıyla onun emrinde olduklarını tespit etmiştir. Toplayıcı subay aynı zamanda, onaylayıcı subay olarak görev yapmaktadır ve askeri mahkemenin hükmü, toplayıcı subay onaylamadan yürürlüğe girmemektedir. Bu durum, askeri mahkemenin savcılıktan bağımsızlığı konusunda şüphe etmek için ciddi nedenler ortaya çıkarmaktadır. Askeri adli müşavirin olaya karışması da bu şüpheleri gidermek için yeterli değildir; çünkü kendisi mahkemenin bir üyesi değildir; mahkeme heyetinin müzakerelerine katılmamaktadır ve verilecek ceza hakkındaki tavsiyesini gizli olarak vermektedir.
Ayrıca Komisyon, Findlayi yargılayan askeri mahkeme heyetinde yargı organı mensubu yer almadığını, hukukçu üyeler bulunmadığını ve siviller içermediğini; geçici olarak (ad hoc) kurulduğunu ve toplayıcı subayın bu mahkemeyi duruşmadan önce veya duruşma sırasında dağıtabileceğini belirtmiştir. Komisyon'a göre yemin etme şartı, bağımsızlık için yeterli bir güvence değildir.
Buna göre, Komisyon, özellikle toplayıcı subayın rolünün doğası ve ölçüsü, askeri mahkemenin oluşumu ve geçici yapısı karşısında, başvurucunun askeri mahkemenin bağımsızlığı konusundaki kaygılarının objektif olarak haklı görülebileceğini kabul etmiştir. Bunun yanında onaylayıcı subay, toplayıcı subay ile aynı kişi olması ve denetim makamlarının da ordu personelinden oluşması nedeniyle, Sözleşmenin 6(1). fıkrasının gerektirdiği tüm şartları taşıyan bir denetim makamı tarafından da düzeltilememiştir. Yargılama sonrası denetimin etkisizliği, ayrıca bu aşamayı kuşatan gizlilik ve Findlayin anlamlı bir şekilde katılmasının mümkün olmaması nedeniyle de vurgulanmıştır.
73. Mahkeme, bir yargı yerinin bağımsız olup olmadığını belirlemek için, diğer sebeplerin yanında, bu yargı yeri üyelerinin nasıl atandığına ve çalışma sürelerine, dışarıdan gelecek baskılara karşı güvencelerin varlığına ve bu organın bağımsız bir görünüm verip vermediğine bakmak gerektiğini hatırlatır (bk. 22.11.1995 tarihli Bryan - Birleşik Krallık kararı, parag. 37).
Tarafsızlık sorununun ise iki ayrı yönü vardır. İlkin, bir yargı yeri sübjektif olarak kişisel önyargılardan arınmış olmalıdır. İkincisi, bir yargı yeri objektif olarak da tarafsız olmalıdır, yani, bu açıdan meşru sayılabilecek her türlü şüpheden kendini uzak tutabilecek yeterli güvencelere sunmalıdır (bk. 10.06.1996 tarihli Pullar - Birleşik Krallık, kararı, parag. 30).
Bağımsızlık ve objektif tarafsızlık kavramları birbirleriyle çok yakından ilgilidir ve Mahkeme bu davayla ilgili oldukları ölçüde bunları birlikte inceleyecektir.
74. Mahkeme toplayıcı subayın, o tarihte uygulanan kurallara göre görevi gereği, Findlayin davasında duruşma öncesi dönemde önemli bir rol oynadığını gözlemlemektedir. Bu subay, hangi suçlamaların yapılması gerektiğine ve hangi tür askeri mahkemenin yargılama için uygun olacağına karar vermiştir. Askeri mahkemeyi toplamış ve mahkeme üyelerini, iddia ve savunma görevlilerini atamıştır (bk. yukarıda parag. 14-15 ve 36-37).
Toplayıcı subay, o tarihte yürürlükteki kurallara göre, daha sonra savcılığa ve askeri hukuk müşavirine olayların bir özetini gönderme görevine sahip olup, kabuledilemez bölümleri belirtme imkanı da vardır. Savcılığın dinlenmesini istediği tanıklar ile savunma tarafının dinlenmesini istediği makul olan tanıkların duruşmada hazır bulunmalarını sağlamıştır. İddia makamının, sanığın daha hafif bir suçla yargılanma talebini kabul edebilmesi için, toplayıcı subayın rızasının alınması zorunlu olduğu gibi, bir suçlamayı geri almadan önce de genellikle bu rıza aranmaktadır (bk. yukarıda parag. 38 ve 39).
Bu nedenlerle Komisyon gibi Mahkeme de, toplayıcı subayın Findlaye suç isnat edilmesinde merkezi bir yere sahip olduğunu ve iddia makamıyla yakın ilişkide olduğunu düşünmektedir.
75. Bu durumda, askeri mahkeme üyelerinin toplayıcı subaya karşı bağımsız olup olmadıkları ve yargılamanın organizasyonunun tarafsızlık için uygun güvenceler getirip getirmediği sorunu ortaya çıkmaktadır.
Mahkeme bu açıdan da Komisyonun endişelerini paylaşmaktadır. Askeri mahkemenin tüm üyelerinin toplayıcı subay tarafından atanması, üyelerin onun astı olmaları dikkate değer bir husustur. Başkan dahil üyelerin çoğu, doğrudan veya sonuç olarak onun emrindedir (bk. yukarıda parag. 16). Bunun da ötesinde, toplayıcı subayı, önceden gösterilmiş şartlar altında bile olsa, askeri mahkemeyi yargılama öncesi veya esnasında dağıtabilmektedir (bk. yukarıda parag. 40).
76. Bir mahkemenin bağımsızlığına ve tarafsızlığına güveni devam ettirebilmek için, mahkemenin görünümü de önemli olabilir. Findlayin davasında karar veren askeri mahkemenin tüm üyeleri, toplayıcı subayın astı olduğu için ve kendilerini emir komuta zinciri altında hissettikleri için, Findlayin mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili şüpheleri objektif olarak haklı görülebilir (bk. ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte 22.10.1984 tarihli Sramek - Avusturya kararı, parag. 42).
77. Bunun yanında Mahkeme, toplayıcı subayın aynı zamanda onaylayıcı subay olarak görev yapmasını da önemli bulmaktadır. Nitekim, askeri mahkemenin kararı onun tarafından onaylanıncaya kadar yürürlüğe girmemekte, yine aynı kişi verilen cezayı uygun gördüğü başka bir cezayla değiştirebilmektedir (bk. yukarıda parag. 48). Bu durum, yargı yeri kavramının doğasında bulunan ve Sözleşmenin 6(1). fıkrasının gerektirdiği bağımsızlığın bütünleyici bir unsuru sayılan, yargısal olmayan bir makam tarafından değiştirilemeyen bağlayıcı karar verme gücüne sahip olma şeklindeki yerleşik ilkeye aykırıdır (bk. ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte 19.04.1994 tarihli Van de Hurk - Hollanda kararı, parag. 45).
78. Dahası Mahkeme, askeri yargı sistemindeki bu temel kusurların, mahkemenin üyesi olmayan ve tavsiyeleri açıklanmayan hukuk müşavirin bulunması (bk. yukarıda parag. 45-46) veya mahkeme heyeti tarafından yemin edilmesi (bk. yukarıda parag. 35) gibi güvencelerle de giderilmediği konusunda Komisyonun görüşüne katılmaktadır.
79. Yukarıda 75 ve 77. paragraflarda sözü edilen kusurlar, denetim makamları tarafından da düzeltilmemiştir. Başvurucunun yargılanması hem ulusal hukukta ve hem de Sözleşme hukukunda cezai olarak sınıflandırılan önemli suçlamaları ilgilendirdiğinden, başvurucu Sözleşmenin 6(1). fıkrasının tüm şartlarını taşıyan bir ilk derece mahkemesi tarafından yargılanma hakkına sahiptir (bk. 26.10.1984 tarihli De Cubber - Belçika kararı, parag. 31-32).
80. Mahkeme, tüm bu gerekçelerle ve özellikle askeri mahkemenin organizasyonunda toplayıcı subayın oynadığı rol nedeniyle, Findlayin davasını gören mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin şüphelerinde objektif olarak haklı olduğunu kabul etmektedir.
Yukarıdaki durum karşısında, başvurucunun Sözleşmenin 6(1). fıkrası bakımından ileri sürdüğü diğer şikayetleri, yani hukuken kurulmuş bir yargı yeri tarafından aleni olarak yargılanmadığı şikayetlerini incelemeyi gerekli görmemektedir.
Sonuç olarak, Sözleşmenin 6(1). fıkrası ihlal edilmiştir.
III. Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması
81. Başvurucu Sözleşmenin 50. maddesine göre adil karşılık istemiştir. Bu madde şöyledir:
Sözleşmeci Tarafların resmi makamları veya diğer makamları tarafından verilen bir kararın veya yapılan tasarrufun tamamen ya da kısmen bu Sözleşmeyle üstlendiği yükümlülüklere aykırı olduğu sonucuna varırsa, ve bu Sözleşmeci Tarafın iç hukuku, bu karar veya tasarrufun sonuçlarını kısmen onarmaya imkan veriyorsa Mahkeme gerekli görürse zarara uğrayan tarafa adil bir karşılık verilmesine hükmeder.
A. Maddi zarar
82. Başvurucu, eğer suçlu bulunmasa ve bu cezaya çarptırılmasa, orduda yirmi iki yıllık görevini tamamlayacağını, sonunda başçavuş rütbesine yükselerek kırk yaşından itibaren emekli maaşı almaya hak kazanacağını ileri sürerek, toplam 440,200 Sterlin gelir kaybının tazminini istemiştir.
83. Hükümet, ihlal tespitinin yeterli bir tatmin sağladığını belirtmiş, alternatif olarak, makul bir miktarın tazminat olarak verilebileceğini söylemiştir. İlk olarak, askeri mahkeme farklı bir şekilde örgütlenmiş bile olsaydı, başvurucunun suçunu itiraf ettiği yargılama sonrasında mahkum olmayacağına, belli bir süre hapis cezasına çarptırılmayacağına ve ordudan atılmayacağına inanmak için bir neden yoktur. İkinci olarak, her halde başvurucunun travma sonrası stres hastalığı ve sırt sakatlığı nedeniyle, orduda uzun kariyere sahip olacağını varsaymak da zordur; Savunma Bakanlığına karşı açtığı hukuk davasında zaten 100,000 Sterlin almıştır; bu tazminatın büyük bir kısmı çalışma kapasitesindeki kayba ilişkindir.
84. Komisyon Temsilcisi duruşma sırasında, başvurucu tarafından şikayet konusu edilen Sözleşmenin ihlali ile talep edilen maddi zarar arasında hiçbir nedensellik bağı bulunmadığını ve eğer Sözleşmenin 6(1). fıkrasının şartlarına uyularak hareket edilmiş olsaydı, dava sonucunun farklı olup olmayacağı konusunda tahmin yürütmenin imkansız olduğunu belirtmiştir.
85. Mahkeme bu görüşe katılmaktadır; Sözleşmenin ihlali gerçekleşmeseydi askeri mahkeme kararının ne olacağı konusunda bir spekülasyonda bulunamaz (bk. örneğin, 23.10.1995 tarihli Schautzer - Avusturya kararı, parag. 44). Bu nedenle maddi zarardan dolayı Findlaye tazminat ödenmesine hükmetmek uygun olmayacaktır.
B. Manevi zarar
86. Başvurucu askeri mahkemedeki davada çektiği sıkıntı ve güçlükler nedeniyle ve hapishanede geçirdiği sekiz aylık süre için 50,000 Sterlin tazminat talep etmiştir. Ayrıca mahkumiyet kararının iptalini istemiştir.
87. Hükümet, başvurucunun mahkumiyetini iptal etmenin Mahkemenin yetkisi dışında olduğunu belirtmiştir.
88. Mahkeme bir kez daha, Sözleşme ihlal edilmemiş olsaydı ne olacağı konusunda bir spekülasyonda bulunamayacağını hatırlatır. Dahası, ulusal mahkemeler tarafından verilen mahkumiyet kararlarını iptal etme yetkisi de yoktur (bk. yukarıda geçen Schmautser kararı, aynı yer).
Sonuç olarak Mahkeme, ihlal tespit etmiş olmasının tek başına başvurucuya manevi zararları için yeterli bir giderim sağladığını düşünmektedir.
C. Ücretler ve masraflar
89. Başvurucu, Tümen Mahkemesine başvuru için 1,000 Sterlin avukatlık ücretinin ve 250 Sterlin Danışman ücretinin dahil bulunduğu 23,956.25 Sterlin hukuki ücret ve masrafın geri ödenmesini talep etmiştir.
90. Hükümet, Tümen Mahkemesine yapılan başvuru masraflarının reddedilmesi gerektiğini ve toplam 22,500 Sterlinlik bir miktarın makul olacağını belirtmiştir.
91. Mahkeme, bu davanın şartları altında, Findlayin şikayet ettiği ihlalin giderilmesini sağlamak amacıyla Tümen Mahkemesine başvuruda bulunmanın makul olduğunu düşünmektedir. Bu nedenle, zaten talepte dikkate alınmamış olan Avrupa Konseyinden alınan adli yardım miktarın çıkarılarak, talep edilen tüm masraf ve harcamaların karşılanmasına karar vermiştir.
D. Gecikme faizi
92. Mahkemeye verilen bilgiye göre, bu kararın verildiği tarihte Birleşik Krallıktaki kanuni faiz oranı yüzde 8dir.
BU GEREKÇELERLE MAHKEME OYBİRLİĞİYLE,
1. Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlaline;
2. Maddi tazminat talebinin reddine;
3. İhlal tespitinin başvurucunun uğradığı tüm manevi zararlar için yeterli bir karşılık oluşturduğuna;
4. (a) Ücretler ve masraf için, davalı devletin üç ay içerisinde 23,956.25 Sterlinden (yirmi üç bin, dokuz yüz elli altı sterlin ve yirmi beş pens) bu kararın verildiği tarihteki kurdan Sterline çevrilecek olan 26,891 (yirmi altı bin, sekiz yüz ve doksan bir) Fransız Frangı düşülerek, başvurucuya ödemesine;
(b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sonundan ödeme tarihine kadar yıllık yüzde 8 basit faizin ödenebilir hale geleceğine karar vermiştir.
Yargıç De Meyerin farklı gerekçeli görüşü
Sonucuna tamamen katıldığım bu karara kısa bir düşünce eklemek isterim.
Bir kez daha kararının gerekçesinde görünümee atıf yapılmıştır (bk. parag. 73 ve 76).
Her şeyden önce, Çavuş Findlayin suçlu bulunup cezalandırıldığı bu davada, askeri yargı sisteminin kabuledilemez olduğuna dair inandırıcı birçok unsur bulunduğundan, Mahkemenin görünüme dayanmaya ihtiyacı olmadığını düşünmekteyim.
Bundan başka, belirtmek isterim ki, prensip olarak, hiçbir konuda görünüme dayanarak karar vermemeliyiz ve özellikle, bir mahkemenin bağımsız ve tarafsız olup olmadığına karar verirken bunun etkisi altında kalmamalıyız. Bu şekilde davranarak geçmişte hata yaptık ve gelecekte aynı hatayı yapmamalıyız. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy