Tarih/Sayı: 08.01.2004/005
Dava adı: Ayder ve Diğerleri / Türkiye Aleyhinde Davası
Başvuru Numarası: 23656/94
" Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi(English)
Mahkeme oybirliği ile,
o Başvurucunun evinin ve eşyalarının tahrip edilmesine ilişkin olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3. maddesinin ihlal edildiğine (gayrı insani ve küçük düşürücü davranış yasağı);
o Sözleşmenin 8. maddesinin ihlal edildiğine (mülkiyet hakkı ile aile yaşamına ve özel hayata saygı duyulması hakkı);
o 1 No'lu Protokolün 1. Maddesinin ihlal edildiğine (mülkiyetin korunması); ve
o 13. maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir (etkili başvuru hakkı).
Mahkeme ayrıca oybirliği ile, başvurucunun 3. maddeye ilişkin diğer şikayetlerinin (işkence, gayrı insani cezaların yasaklanması) ya da 18. maddeye dayanarak yaptığı şikayetlerin veya söz konusu ihmallerin Türk yetkililerince benimsenen uygulamaların bir parçası olup olmadığının ele alınmasının gerekli olmadığına karar vermiştir.
Sözleşmenin 41. maddesi gereği mahkeme, başvurucuların maddi kayıplarını karşılamak üzere Ahmet Ayder'e 26,144.90 Euro, Yusuf Lalealp'e 20,239.70 Euro, Nadir Doman'a 20,239.70 Euro, Şevket Biçer'e 26,239.70 Euro ve Zeydin Ekmekçi'ye 20,144.90 Euro verilmesine karar vermiştir. Mahkeme her bir başvurucuya manevi kayıpları karşılığı 14,500 Euro ve adli giderlerini karşılamak üzere 40,000 Euro ödenmesine, ödenen 725 Euro'luk hukuki yardımın ödenen rakamdan düşülmesine karar vermiştir.
Olaylar
Ahmet Ayder, Yusuf Lalealp, Nadir Doman, Şevket Biçer ve Zeydin Ekmekçi isimli başvurucular Kürt kökenli T.C vatandaşları olup sırası ile 1940, 1934, 1964, 1966 ve 1963 doğumludurlar. Söz konusu olay olduğunda başvurucular ve aileleri Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yaşamaktaydılar.
Başvurucular, evlerinin ve kişisel eşyalarının yakılması da dahil olmak üzere 22 ve 23 Ekim 1993 tarihleri arasında Lice'deki evlerin yıkımı ve evlere zarar verilmesine ilişkin olarak başvuruda bulunmuşlardır. Başvurucular mülkiyetlerinin güvenlik güçleri tarafından köylülerin PKK sempatizanı olduğu iddiası ile yürütülen operasyonların bir parçası olarak planlı bir şekilde yakıldığını ve tahrip edildiğini öne sürmektedirler. Başvurucuların iddiasına göre güvenlik güçleri üstlerindeki kıyafetler dışında hiç bir şeyi olmayan hatta bazıları yalınayak olan köylüleri korkunç bir durumda bırakıp gitmişlerdir. Köylülerin hepsi göç etmek zorunda bırakılmış ve başvurucuların ikisi geçim kaynaklarını kaybetmiştir. Hükümet, güvenlik güçlerinin Lice'yi PKK'nin saldırılarından koruduğunu öne sürmektedir.
Yerinde inceleme yapmak için heyet gönderilmiş, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu, başvurucular ve ailelerinin Lice'yi terk etmelerinin ardından 22-23 Ekim tarihlerinde başvurucuların mal ve mülklerinin güvenlik güçleri tarafından kasıtlı olarak yakıldığını tespit etmiştir.
Komisyon, hala cevaplanmamış çok sayıda soru olmasına karşın, 22 Ekim günü köyde terörist bulunduğu ya da PKK ve güvenlik güçleri arasında bir çatışma olduğunu tespit etmemiştir.
Mahkemenin Oluşumu ve Usulü
20 Nisan 1994 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna başvuruda bulunulmuştur. Başvurunun görülebilir olduğunun açıklanmasından sonra Komisyon 21 Ekim 1999 günü Sözleşmenin 3, 8, ve 13. maddelerinin ve 1 No'lu Protokolün 1. maddesinin ihlal edilmiş olduğu ortak görüşüne yer veren bir rapor kabul etmiştir. Başvuru 30 Ekim 1999 tarihinde mahkemeye gönderilmiştir.
Karar
Şikayetler
Başvurucular, malvarlıkları ve mülkiyetlerinin Türk güvenlik güçlerince kasıtlı olarak yakıldığı iddiasıyla, 3. madde (işkence, küçük düşürücü gayrı insani davranış ve ceza yasağı), 8. madde ve 1 No'lu protokolün 1. maddesine dayanarak şikayette bulunmuşlardır. Ayrıca, mülkiyetlerinin harap edildiğine ilişkin şikayette bulunma ya da tazminat alma haklarından faydalanamadıklarını öne sürerek, 13. maddenin ihlal edilmiş olduğu yolunda şikayette bulunmuşlardır.
Ayrıca, Türkiye'nin güneydoğusunda, 1993 yılında köylülerin evlerinin ve mülkiyetlerinin kasıtlı olarak harap edildiğinden, buralarda yaşayan insanların köylerini terk etmeye zorlandığından ve yetkililerin insan hakları ihlallerine ilişkin iddiaları reddettiklerinden şikayetçi olmuşlardır.
Başvurucular 18. maddeye dayanarak, güvenlik gerekçesi ile Türkiye'nin güneydoğusunda 2-3 milyon kişinin köylerini boşaltmaya zorlandığını bunun iç hukukla sağlanan teminatların dışında yetkinin keyfi olarak kullanılması ile ilişkili olduğunu ve hem kanunlara hem de sözleşmenin öngördüğü kurallara aykırı olduğunu öne sürmüşlerdir.
Karar
Madde 3
Mahkeme, başvurucuların mülkiyetlerinin tahrip edildiğini, iki başvurucunun ve bu başvurucuların ailelerinin geçim kaynağından mahrum bırakıldığını dikkate almıştır. Bunun yanı sıra, başvurucular evlerini terk etmek ve başka bir yerde yeni bir hayat kurmak zorunda bırakılmışlardır. Ayrıca, başvurucular ve ailelerinin fertleri evlerinin ve mülkiyetlerinin yakılmasına tanık olmuşlardır.
Mahkeme, başvurucuların mülkiyetlerinin harap edilmesinin ve aileler tarafından yaşanan eza ve üzüntünün, sözleşmenin 3. maddesindeki anlamıyla gayrı insani muamele olarak nitelendirilebilecek nitelikte olduğunu dikkate almıştır. Güvenlik güçlerinin başvurucuları ve yakınlarını PKK'ya destek verdikleri yada PKK'nın eylemlerine katıldıkları gerekçesi ile cezalandırma girişiminde bulunduğu varsayılsa dahi, bu tür bir kötü muamelenin adil olduğu düşünülemez. Bu nedenle 3. maddenin ihlali söz konusudur.
Komisyon, başvurucuların mülkiyetlerinin yakıp yıkılmasının altında yatan sebepleri bulamamış, mahkeme başvurucuların PKK'nın eylemlerine destek verdikleri veya PKK'ya destek verdikleri öngörüsü ile toplu olarak cezalandırılarak evlerinin yakılıp yıkılmasına ilişkin olarak 3. maddeye dayanarak yaptıkları diğer şikayetlerin ele alınmasını gerekli bulmamıştır.
8. Madde ve 1 Nolu Protokolün 1. Maddesi
Mahkeme güvenlik güçlerinin başvurucuların ev ve mülkiyetlerini yakıp yıktığı ve başvurucuları ve ailelerini Lice'den ayrılmak durumunda bırakmasının başvurucuların özel yaşamı, aile yaşamı ve aidiyetlerinden yararlanma haklarına yönelik ihlaller olduğuna karar vermiştir. Bu nedenle 8. madde ve 1 No'lu protokolün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
13.Madde
Mahkeme başvuruculara mülkiyetlerinin devlet yetkilileri tarafından kasten harap edildiği iddialarına ilişkin olarak başvuruda bulunma hakkı tanındığına ya da tazminat sağlandığına ilişkin bir kesinlik olmadığına karar vermiştir. Ayrıca, hükümetin tanıklarının önemli bir çoğunluğu komisyona, olaydan kısa bir zaman sonra güvenlik güçlerinin kasıtlı olarak ev yaktığına ilişkin iddiaların farkında olduklarını söylemişler, ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bu konuda dava açıldığı Türk hükümetine bildirildikten sonrasına kadar hiç bir resmi soruşturma başlatılmamıştır. Lice Cumhuriyet Savcısı soruşturmanın bazı devlet memurlarının görevini ihmali ile ilgili olduğu gerekçesi ile yetkisizlik kararı vermiş ve dosya il idare kuruluna gönderilmiştir. Mahkeme, valiliğe bağlı çalışan memurlardan oluşan bu organın yönetim kurulundaki memurların soruşturma altında bulunan memurlarla ilişkisi olduğunu hatırlatarak bu organın bağımsız olmadığını yinelemiştir. Ayrıca, başvurucuların iddialarını soruşturmak üzere görevlendirilen kişi, başvuruculardan sadece birisinin Zeydin Ekmekçi'nin ifadesini alarak rapor hazırlamış, Ekmekçi'nin iddialarının ardından hiç bir güvenlik kuvveti mensubu yargılanmamıştır. Bunlara dayanarak mahkeme, başvurucuların iddialarına ilişkin olarak hiç bir incelemede bulunulmadığına, bu nedenle de 13. maddenin ihlal edilmiş olduğuna karar vermiştir.
18. Madde
Mahkeme, başvurucuların 18. maddeye dayanarak yaptıkları şikayetlerin ele alınmasının gerekli olmadığına karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy