(AİHS. m. 5, 41, 44) (3713 S. K. m. 7) (BROGAN VE DİĞERLERİ-İNGİLTERE DAVASI) (NEUMEISTER-AVUSTURYA DAVASI) (DE WILDE, OOMS VE VERSYP - BELÇİKA DAVASI) (SAKIK VE DİĞERLERİ-TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no'Iarı: 24737/94,24739/94,24740/94 ve 24741/94)
NİHAİ KARARININ ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
22 Ekim 2002
OLAYLAR
Başvuranlar Recep Maraşlı, eşi Nuran Çamlı (Maraşlı), Murat Satık ve Fahriye Satık T.C. vatandaşı olup sırasıyla 1956, 1961, 1962 ve 1967 doğumludurlar; siyasi mülteci olarak yurtdışında ikamet etmekte ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul Barosu avukatlarından Sn. Rıza Dinç tarafından temsil edilmektedirler.
1.BAŞVURANLARIN TUTUKLANARAK GÖZALTINA ALINMASI
8 Temmuz 1994 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ekipleri tarafından Rizgari-Kürdistan Kurtuluş Partisine yönelik olarak düzenlenen soruşturma kapsamında yakalanmışlardır. Polis tarafından yapılan aramalar sonucunda çok sayıda sahte kimlik ve PRK'ya ait çok sayıda belge ele geçirmiş, başvuranlar diğer şüpheliler Y.B., E.K. ve N.B. ile birlikte gözaltına alınmışlardır.
11 Temmuz 1994'te R. Dinç, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısından başvuranların akıbeti hakkında bilgi edinmeye çalışmış, kendisine başvuranların gözaltına alındıkları söylenmiş fakat işlemiş oldukları suç hakkında bilgi verilmemiştir. Aynı tarihte Terörle Mücadele Şubesinin yazılı talebi üzerine başvuranların gözaltı süresi 21 Temmuz 1994'e dek uzatılmıştır.
21 Temmuz 1994 tarihinde tıbbi muayenenin ardından başvuranlar Savcı karşısına çıkarılmış, adı geçenler sahte evrak bulundurma gibi çeşitli suçlardan ve özellikle PRK ile olan bağlantıları nedeniyle itham edilmişlerdir. Aynı gün başvuranlar DGM önüne çıkarılmış, hakim başvuran Maraşlı'nın geçici olarak tutuklanması ve diğer üç başvuranın soruşturma süresince serbest bırakılması yönünde karar vermiştir.
1 Eylül 1994'te DGM savcısı, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 §§ 1 ve 2. maddelerine dayanarak Maraşlı'yı yasadışı örgüt üyesi PRK mensubu olmak, diğerlerini ise yardım ve yataklık ettikleri suçlarıyla itham etmiştir.
HUKUK AÇISINDAN
1. AİHS'NİN 5. MADDESİNİN İHLAL EDİLMESİNE İLİŞKİN
Başvuranlar AİHS'nin 5. maddesinin 3 ve 4. paragraflarının ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.
A. AİHS'nin 5 § 3 maddesi
Başvuranlar, Sözleşmenin 5. maddesinin 3. fıkrasına aykırı olarak, "derhal" bir yargıç ya da hukuken yargı gücünü kullanmaya yetkili bir görevli önüne çıkarılmadıklarını ileri sürmüşlerdir.
Hükümet özellikle, gözaltı süresinin yasalarla öngörülen sınırlamalar dahilinde olduğunu ve aşılmadığını ileri sürmekte, bu bağlamda terör amaçlı işlenen suçlar kapsamında yürütülen soruşturmaların güçlüğüne ve karmaşıklığına dikkat çekmekte ve benzer suçlarda "kanıtların bir araya getirilmeleri sırasında yaşanan güçlükler nedeniyle ön soruşturma kapsamında hazırlanacak dava dosyası için uzun bir süreye ihtiyaç duyulduğu" görüşünü savunmaktadır. Bu ön hazırlık yargılama süresini kısaltmakta ve hakimin işini kolaylaştırmaktadır.
AİHM, hiç kuşkusuz geçmişte birçok defa terörle ilgili yürütülen soruşturmalarda yetkililerin özel bir takım problemlerle karşılaştığını kabul etmektedir. (Bkz. diğerleri arasında Brogan ve diğerleri-İngiltere 29 Kasım 1998, seri:A no:145 s.33,§61, Muray-İngiltere 28 Ekim 1994, seri:A no:300, s.27, § 58 ve 20869/92, § 64 AİHM Dikme-Türkiye kararları AİHM 2000-VII). Fakat Mahkeme AİHS'nin 5. maddesinin terör eylemlerinden suçlanan kişilerin yakalanması ve gözaltına alınmasında her defasında iç hukukun ve yerel mahkemelerin keyfi olarak denetim mekanizmasını yürütmesi serbestisini vermediğini ifade etmektedir. (Bkz. mutatis mutandis, anılan Muray kararı s.27, § 58).
AİHM Brogan kararına atıfta bulunarak (s.33, § 62) terör olaylarına karşı müdahale amacını dahi taşısa hakim karşısına çıkmadan önce AİHS'nin 5 § 3 maddesinde öngörülen dört gün altı saat gözaltına alınma süresinin dışına çıkıldığını hatırlatmaktadır. Bu durumda başvuranların gözaltı süresi 8 Temmuz 1994'te başlamış ve yetkili hakim karşısına çıktıkları 21 Temmuz 1994'te sona ermiş, başvuranların gözaltı süresi on üç gün sürmüştür.
AİHM, başvuranların yasadışı bir terör örgütü ile bağlantıları olduğu varsayılsa bile bu durumun adı geçenlerin adli bir makam önüne çıkarılmaksızın on üç gün boyunca tutuklu bulunmalarını gerektirmediğini ifade etmektedir.
Sonuç olarak yasal gözaltı süresi ve derhal hakim önüne çıkma kuralına riayet edilmemiş ve AİHS'nin 5 § 3 maddesi ihlal edilmiştir.
B. AİHS'nin 5 § 4 maddesi
Başvuranlar, gözaltı kararının meşruiyetini denetleyecek bir hakim karşısına çıkarılmadığından şikayetçi olmakta, AİHS'nin 5 § 4 maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler. Olayların meydana geldiği sırada Devlet Güvenlik Mahkemesinin vermiş olduğu gözaltı kararına karşı etkili başvuru yollarının bizzat yasalarca engellendiğini eklemektedirler.
Hükümet, "başvuranların avukatının müvekkilleri serbest bırakıldıktan sonra bile mahkemeye başvurmadığını" ileri sürmekte ve Sözleşmenin 5 § 4 maddesinin ihlalinin bulunmaması nedeniyle iç hukuk yollarının tüketilmediğini iddia etmektedir.
AİHM, 13 Mart 2001 tarihinde vermiş olduğu kabul edilebilirlik kararına göndermede bulunarak Hükümetin Sözleşmenin 5. ve esasa ilişkin 5 § 4 maddeleri uyarınca iç hukuk yollarının tüketilmediğine dair yapmış olduğu ön itirazlarının birleştirilerek incelenmesine karar vermiştir.
AİHM bu bağlamda, Sözleşmenin 5 § 4 maddesi uyarınca mahkeme kavramının her şeyden önce yasamadan bağımsız bir yapıda olması gerektiğini dile getirmektedir.(Bkz. 27 Haziran 1968 tarihli Neumeister-Avusturya A serisi no:8, de Wilde, Ooms ve Versyp 18 Haziran 1971, A serisi no: 12 ve mutadis mutandis Nikolova-Bulgaristan 25 Mart 1999, Başv. 1999-II, s. 219-20, §§49-53 kararları).
AİHM, Hükümet tarafından yapılan başvurunun ve savcılık tarafından açılan davanın kesin olmayan delillere dayandığını gözlemlemektedir. (Bkz. Sakık ve diğerleri-Türkiye kararı 26 Kasım 1997, bşv. 1997-VII, § 53). Mahkeme var olan bir hukuksal başvuru yolunun yeterince kesin olması gerektiğini, bunun aksinin 5 § 4 maddenin hedeflediği yansız ve etkililik gereklerine aykırı düşeceğini kaydetmektedir. Üstelik Komisyon Sakık ve diğerleri-Türkiye kararına atıfta bulunarak (Bkz. Komisyonun 23 Mayıs 1996 tarihli Raporu Başvuru 1997-VII, s.2637, § 73) olayların meydana geldiği dönemde Devlet Güvenlik Mahkemesindeki süreçte AİHM'nin 5 § 4 maddesinde öngörülen esaslar bakımından etkili başvuru yollarının bulunmadığını eklemektedir.
Sonuç olarak AİHS'nin 5 § 4 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI ÜZERİNE
Sözleşmenin 41. maddesinde yer alan unsurlar.
A.Tazminat
Başvuranlar uğramış oldukları zararın tazminine yönelik kişi başına 30.000,- Fransız Frangı (4.573) Euro, toplam 120.000,- FF.(18.294) Euro talep etmektedirler.
AİHM, başvuranların hukuki bir mercii önüne çıkmaksızın on üç gün gözaltında tutulduklarını hatırlatmakta, ve iç hukukta uğramış oldukları zararın manevi tazminine ilişkin hiçbir sonuç elde edemediklerini eklemektedir.
AİHM, mezkur olayın farklı bir çok açısı bulunduğunu dikkate alarak AİHS'nin 41. maddesine dayanarak başvuranların her birine 4.573,- Euro toplam 18.294,- Euro verilmesini kararlaştırmıştır. Bu miktarlar ödeme tarihindeki geçerli kur üzerinden Türk Lirasına (TL) çevrilecektir.
B. Masraf ve harcamalar
Başvuranlar Türk makamları ve Sözleşme kurumları önünde temsil edilmelerinde yaptıkları masraf ve harcamalar için 25.000,- FF (3.811) Euro talep etmişlerdir.
Hükümet bu husustaki takdiri AİHM'ye bırakmıştır.
AİHM, AİHS'nin 41. maddesini hatırlatarak yapılan harcamalara ilişkin belirtilen miktarın makul ve gerekli olduğu görüşüne varmaktadır (Bkz. Nikolova-Bulgaristan kararı no: 31195/96, § 79, AİHM 1999-II ). Bu bağlamda AİHM, başvuranların yapmış oldukları masraf ve harcamalara ilişkin herhangi bir belge sunmadığını gözlemlemektedir. Bu koşullarda sözkonusu talebi kabul etmekten başka bir yol bulunmamaktadır.(Bkz. Dikme-Türkiye kararı 11 Temmuz 2000 no:20869/92, § 126, AİHM, 2000-VIII).
AİHM masraf ve harcamalara ilişkin olarak başvuranlara 700 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.
C. Temerrüt Faizi
AİHM, belirtilen süre bitiminden ödeme tarihine kadar geçecek süre için, yukarıda anılan meblağlara Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı basit faize tabi tutulacağını ve bunlara %3 'lük bir artış uygulanacağını belirtmektedir.
BU SEBEPLERDEN DOLAYI MAHKEME OYBİRLİĞİYLE,
1. AİHS'nin 5 §§ 3 maddesinin ihlal edildiğine;
2. a) AİHS'nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek KDV, pul, harç ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL'sına çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin başvuranlara manevi tazminat olarak;
(i) manevi tazminat olarak başvuranların her birine 4.573,- EUR (dört bin beş yüz yetmiş üç) Euro toplam 18.294,- EUR (on sekiz bin iki yüz doksan dört) Euro ödenmesine;
(ii) masraf ve harcamalar için 700,- (yedi yüz) Euro ödenmesine ;
b) Belirtilen süre bitiminden ödeme tarihine kadar geçecek süre için, yukarıda anılan meblağlar Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı basit faize tabi tutulacak ve bunlara %3 'lük bir artış uygulanacaktır.
3. Adil tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine ;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3. maddelerine uygun olarak 22 Ekim 2002 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy