(AİHS. 2, 3, 5, 6, 8, 10, 13, 18, 39, 1 Nolu Protokol)
(İşkence Yasağı, Özgürlük ve Güvenlik Hakkı, Etkili Başvuru Hakkı ile Mülkiyet Hakkının İhlali İddiaları)
Karar Tarihi: 21 Ekim 2004
OLAYLAR
Başvuru sahibi, Yavuz Binbay, 1956 doğumludur ve Diyarbakır'da ikamet etmektedir. Kendisi, başvurunun yapıldığı dönemde esnaf olup aynı zamanda İnsan Hakları Derneği Van Şubesinin başkanlığını yaptığı gibi Ulusal Yönetim Komitesi Derneği'nin üyesidir. Olaylar, 3 Şubat 2000 tarihinde Mahkemenin kabul edilebilirlik kararını verdiğinde ve taraflarca olaylar sunulduğunda tartışılmıştır. Tarafların sunumlarının özeti aşağıda belirtilmiştir.
Başvuru sahibi:
21 Mart 1992 tarihinde, Nevruz Şenlikleri sırasında, sonucunda sokağa çıkma yasağı ilan edilen olaylar Van'da meydana gelmiştir. Başvuru sahibi, polisler tarafından, Halkın Emeği Parti binası (HEP) önünde kötü bir şekilde dövüldüğünü iddia etmiştir. Bunun sonucunda, başvuru sahibi dokuz gün hastanede yatmıştır. Hastaneden taburcu edildikten sonra, kamu düzenini bozmaktan suçlanmış ve tutuklanmıştır. Sonuç olarak, delil yetersizliğinden serbest bırakılmıştır. Ayrıca, 21 Mart 1992 tarihinde, başvuru sahibinin dükkanı baskına uğramış ve dükkandaki malzemeler ve teçhizat zarar görmüş veya çalınmıştır. Tazminat için ileri sürdüğü daha sonraki iddiası, Van İdare Mahkemesi tarafından reddetmiştir. 30 Ağustos 1992 tarihinde, başvuru sahibinin arabasına, Van'daki evinin önünde zarar verilmiştir. 5 Kasım 1993 ile 13 Ocak 1994 tarihleri arasında, başvuru sahibi üç ayrı olaydan gözaltına alınmıştır. Başvuru sahibine göre, kendisi ve ailesi, bazen günde üç defa tehdit telefonları almıştır. Bu aramalarda Van'ı terk etmesi aksi takdirde öldürüleceği söylenmiştir. 11 Şubat 1994 tarihinde, başvuru sahibi, arkadaşının ofisine giderken, yolda kendisini takip eden iki kişi tarafından saldırıya uğramıştır. Bu saldırıda bilincini kaybetmiş, ayrıca ciddi şekilde yaralanmıştır. Başvuru sahibine göre, polis bu olayla ilgili herhangi bir takipte bulunmamıştır. Hastaneden taburcu edildikten sonra, başvuru sahibi, bir dahaki sefere kaçamayacağını uyaran telefonlar almıştır.
Hükümet:
Hükümet, 21 Mart 1992 tarihinde Van'da yapılan gösterinin yasadışı olduğu ve şiddet ve yağmalama olaylarının meydana geldiğini belirtmiştir. Başvuru sahibinin, kendini korumak için sığındığı HEP binasından çıkarken göstericiler tarafından bir taş sonucu yaralandığı belirtilmiştir. Kendisinin kalabalıktan polis tarafından kurtarıldığı ve hastaneye götürüldüğü iade edilmiştir. Başvuru sahibi daha sonra, diğerleriyle birlikte, yasadışı gösteri düzenlemekten suçlanmıştır, sonuçta da beraat etmiştir. 11 Şubat 1994 tarihinde meydana gelen saldırı olayı ile ilgili, Hükümet, başvuru sahibinin iki olayla ilgili polis tarafından ifadesinin alındığını, ancak kendisinin olaylarla ilgili bilgi vermekten imtina ettiğini belirtmiştir. Bu yüzden, polisin soruşturma ile ilgili herhangi bir ilerleme gösteremediği belirtilmiştir. Hükümet, başvuru sahibinin keyfi olarak gözaltına alındığını reddetmiştir. Ayrıca, yetkililerin, belirtilen çeşitli olaylarla ilgili doğrudan veya dolaylı bir ilgisinin olduğuna dair iddiaların çürütülmüş olduğu ve bu iddialarla bağlantılı olarak yerel çözüm yollarının kullanılmadığı belirtilmiştir.
KARAR
Başvuru sahibi, Türk Hükümeti aleyhine, 11 Ağustos 1994 tarihinde, Kürt kökenli olmasından ve İnsan Hakları Derneğinin aktivitelerine katılmasından dolayı, 21 Mart 1992 ile 11 Şubat 1994 tarihleri arasında, yetkililerce veya onların göz yumması neticesinde meydana gelen, kendine ve malvarlığına karşı çeşitli şiddet ve korkutma fiillerinin mağduru olduğu iddiası ile Sözleşmenin 2, 3, 5, 6, 8, 10, 13 ve 18. maddeleri ile 1 No.lu Protokolün 1. maddesine aykırılıktan dava açmıştır.
30 Haziran 2004 tarihinde, Mahkeme, sorumlu Devlet'ten aldığı açıklamada, Türk hukukunda mevcudiyetine ve Hükümetin bu tür olayları önlemeye yönelik çözümlerine rağmen, gözaltı süresi de dahil bireylere karşı saldırıların, aynı zamanda bireylerin ve malvarlıklarının tehdit edilmesi ve yetkililerce iddiaların etkili bir şekilde soruşturulmamasının, dava konusu olması üzüntü duyduğunu ve bunların Sözleşmenin 3, 5 ve 13. maddeleri ile 1 No.lu Protokolün 1. maddesine aykırılık oluşturduğunu, bu tür olayların meydana gelmemesini garantiye almak için, etkili bir soruşturmanın gerekleri de dahil, gerekli tüm tedbirlerin ve uygun kurumların sağlanacağını bildirmiştir. Ayrıca Türk Hükümeti karşılık beklemeksizin başvuru sahibine, bahsedilen davaya istinaden dostane çözüm kuralları çerçevesinde toplam 45.000 Euro ödemeyi önermiştir. Tüm muhtemel vergilerden arındırılmış bu tutar, davadan kaynaklanan tüm harcamaları kapsayacak şekilde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 39. maddesi kapsamında, Mahkemenin kararından itibaren 3 ay içinde, başvuru sahiplerinin ya da kanuni temsilcilerinin bildireceği bir banka hesabına ödeneceği belirtilmiştir. Bu ödeme davanın nihayete ermesini de gerektirecektir. Bununla birlikte, Hükümet, davayı Sözleşme'nin 43/1. maddesi gereğince, Mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra, Büyük Daireye götürmeyeceğini taahhüt etmiştir. Başvuru sahipleri de bu öneriyi kabul ettiğini bildirir yazıyı Mahkemeye göndermiştir.
Sonuç olarak Mahkeme, 21 Ekim 2004 tarihinde sorumlu Hükümetin başvuru sahiplerine dostane çözüm çerçevesinde 45.000 Euro ödenmesine ve başvurunun listeden çıkarılmasına karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy