(AİHS. m. 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 13, 14, 17, 18, 33, 35, 41, 46, I NOLU PROTOKOL, II NOLU PROTOKOL) (MİTAP VE MÜFTÜOĞLU - TÜRKİYE DAVASI)
Başvuru No: 25781/94
Kuzey Kıbrıs'da Türkiye tarafından adada yaşayan Kıbrıslı Türk nüfus üzerine uygulanmakta olan baskıları ortadan kaldırmak amacıyla uluslararası anlaşmalardan doğan garantörlük hakkını kullanarak 1974 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında askeri harekat düzenlenmiştir. Bu harekatlar neticesinde Türk nüfusun çoğunlukla yaşadığı adanın kuzey bölgesi fiili olarak Türkiye'nin denetimine girmiş ve güneyde bulunan Kıbrıs Rum Yönetimi ile kuzeydeki Türk yönetimi arasında Birleşmiş Milletler Barış Gücü ("UNFICYP") tarafından bir tampon bölge oluşturulmuştur.
Kıbrıs'ın halen devam etmekte olan bölünmüşlüğüne ilişkin olarak en önemli gelişme ise Kasım 1983'de "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti"nin (KKTC) ilan edilmesi ve akabinde 7 Mayıs 1985'de KKTC Anayasasının kabul edilmesiyle yaşanmıştır. Bu gelişme uluslararası topluluk tarafından kınanmıştır. 18 Kasım 1983 tarihinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 541 (1983) sayılı kararı benimseyerek, "KKTC'nin kuruluşunun resmen geçersiz olduğunu ve bütün ülkelerin Kıbrıs Cumhuriyeti dışında başka bir Kıbrıs devletini tanımamalarını istemiştir. Güvenlik Konseyi tarafından benzer bir çağrı da 11 Mayıs 1984 tarihli 550 (1984) sayılı karar ile yapılmıştır. Kasım 1983'de Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Kıbrıs Cumhuriyeti'ni Kıbrıs'ın yegane yasal hükümeti olarak kabul etmeye devam edeceklerini ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenlik, bağımsızlık, toprak bütünlüğü ve üniter yapısına saygıda bulunulması gerektiğine karar vermiştir.
1974 Temmuz ve Ağustos ayları ve sonrasında yaşanan olaylar başvuru sahibi Hükümetin Türkiye aleyhine üç ayrı başvuruda bulunmasına neden olmuştur. Birinci (no.6780/75) ve ikinci (no.6950/75) başvurular Komisyon tarafından birleştirilmiş ve Sözleşmenin eski 31 inci maddesi uyarınca davalı Hükümet tarafından Sözleşmenin 2, 3, 5, 8, 13 ve 14 üncü maddeleri ile 1 numaralı Protokolün 1 inci maddesinin ihlal edildiğine karar verilen 10 Temmuz 1976 tarihli rapor ("1976 raporu") yayınlanmıştır. 20 Ocak 1979 tarihinde ise Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 21 Ekim 1977 tarihli karara istinaden DH (79) 1 sayılı kararı kabul etmiştir.
Başvuru sahibi Hükümet tarafından Sözleşmenin eski 31 inci maddesi uyarınca yapılan üçüncü başvuru ise (no.8007/77) Komisyonun 4 Ekim 1993 tarihli raporuna ("1983 raporu") dayanak olmuştur. Komisyon bu raporunda davalı Hükümetin Sözleşmenin 5 ve 8 inci maddeleri ile 1 numaralı Protokolün 1 inci maddesini ihlal ettiği belirtilmiştir. 2 Nisan 1992 tarihinde de Bakanlar Komitesi bu rapora istinaden DH (92) 12 sayılı kararı kabul etmiştir.
Bu kısa tarihçeden sonra halihazırdaki dava 30 Ağustos 1999 tarihinde Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti tarafından, 11 Eylül 1999 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Komisyonu tarafından İnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerini Koruma Sözleşmesinin 11 numaralı Protokolü yürürlüğe girmeden önceki koşullara istinaden mahkemeye intikal ettirilmiştir. Başvurunun kabul edilebilir olduğu Komisyon tarafından 28 Haziran 1996' da açıklanmıştır.
Türkiye, dava mahkeme aşamasına gelmeden önce Komisyona dava başvurusunun kabul edilebilirliğine dair itirazlarda bulunmuştur. Komisyon bu itirazları aşağıdaki başlıklar altında toplamış ve değerlendirmiştir
(1) Davalı Hükümetin dava konusunun kendi yetki ve sorumluluk alanında olmadığı ve bu nedenden dolayı söz konusu şikayetlerden ötürü taraf olamayacağına dair iddialar;
(2) Başvuru sahibi Hükümetin halihazırdaki dava konusunun daha önce yapmış olduğu başvurularda yapmış olduğuna dair iddialar;
(3) Başvuru sahibi Hükümet tarafından sürecin ihlal edildiğine dair iddialar;
(4) Her iki taraf Hükümetin kendi aralarında farklı uluslararası yollar ile söz konusu uyuşmazlıkların giderilmesi için yaptıkları özel bir anlaşma olduğuna dair iddialar;
(5) Başvuruda kastedilen mağdur kişilerin kendilerine hak olarak tanınan iç hukuk yollarına başvurmadıklarını ve de tüketmediklerine dair iddialar, ve
(6) Başvuru sahibi Hükümetin altı ay kuralına uymadığına dair iddialar.
Bu iddialar gerek Komisyon gerekse Mahkeme tarafından incelenmiş ve bu itirazlar hakkında,
Mahkeme:
1. Komisyonun, önüne getirilen öncelikli konuları incelemeye yetkili olduğuna oybirliğiyle karar vermiştir (56-58 inci paragraflar);
2. Başvuru sahibi Hükümetin bu konuları Mahkemeye getirmeye yetkisi olduğuna oybirliğiyle karar vermiştir (paragraf 62);
3. Başvuru sahibi Hükümetin başvurusunun incelenmesi yolunda yasal çıkarları olduğuna oybirliğiyle karar vermiştir (paragraf 68);
4. Başvuruda yer alan şikayet konularının Sözleşmenin 1 inci maddesi uyarınca Türkiye'nin yetki alanına girdiğine ve Sözleşme uyarınca davalı Hükümetin sorumluluğuna gerek doğurduğuna, bire karşı on altı oyla karar vermiştir (paragraf 80);
5. Sözleşmenin eski 26 ncı maddesinin (yeni 35 § 1 madde) ruhuna uygun olarak "KKTC" mahkemelerince uygulanmakta olan sistemin "iç hukuk yaptırımları" olarak kabul edilmesine ve gerekli koşullarda uygulanabilir olduğuna yediye karşı on oyla karar vermiştir (paragraf 102);
6. Halihazırdaki şikayet tarihinden (22 Mayıs 1994) altı ay öncesinin Mahkemenin inceleme alanı dışında olduğuna oybirliğiyle karar verilmiştir, (paragraf 104).
Halihazırdaki davada ise başvuru sahibi Hükümet özellikle Sözleşmenin 1 ila 11 inci maddeleri ve 13 üncü maddesi ile aynı zamanda 14, 17 ve 18 inci maddeleri ile yukarıda değinilen kararlar ve bunlara ek olarak, 1 Nolu Protokolün 1, 2 ve 3 üncü maddeleri uyarınca başvuruda bulunmuştur.
Bu şikayet başvuruları dört ana başlık altında toplanabilecek iddialara dayanmaktadır
1) Kaybolan Kıbrıslı Rumlar ve akrabalarının haklarının ihlal edildiğine dair iddialar,
2) Yerlerinden sürülen insanların ev ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğine dair iddialar,
3) Kuzey Kıbrıs'ta mahsur kalmış Kıbrıslı Rumların haklarının ihlal edildiğine dair iddialar, ve
4) Kuzey Kıbrıs'ta kalan Kıbrıslı Türkler ile Çingene topluluklarının haklarının ihlal edildiğine dair iddialar.
Bu iddialar ve davada ileri sürülen diğer iddialar gerek Komisyon gerekse Mahkeme tarafından incelenmiş ve Mahkeme bu itirazlar hakkında:
I. Kaybolan Kıbrıslı Rumlar ve onların akrabalarının haklarının ihlal edildiğine dair iddialar
1. Kaybolan kişilerin müstakil yaptırım iddiaları hakkında Sözleşmenin 2 nci maddesinin ihlali durumu olmadığına oybirliğiyle karar vermiştir (paragraf 130).
2. Davalı Hükümet resmi makamlarının hayatları tehlike altında olduğu bir zamanda kayboldukları söylenen Kıbrıslı Rumların nerede olabilecekleri veya kaderleri hakkında etkin bir araştırma yapmadıklarından dolayı Sözleşmenin 2 nci maddesini ihlal ettiğine bire karşılık on altı oyla karar vermiştir (paragraf 136);
3. Sözleşmenin 4 üncü maddesinin ihlal edilmediğine oybirliğiyle karar vermiştir (paragraf 141);
4. Davalı Devletin resmi makamlarının kayboldukları zamanda Türklerin gözetimi altında oldukları konusunda iddialar olan Kıbrıslı Rumların nerede olabilecekleri veya kaderleri hakkında etkin bir araştırma yapmadıklarından dolayı Sözleşmenin 5 nci maddesini ihlal ettiğine bire karşılık on altı oyla karar vermiştir (paragraf 150);
5. Kayboldukları söylenen Kıbrıslı Rumların halen gözetim altında olduklarına ilişkin Sözleşmenin 5 inci maddesinin ihlali hakkındaki iddiaların doğru olmadığına oybirliğiyle karar vermiştir (paragraf 151);
6. Kaybolan Kıbrıslı Rumlara ilişkin başvuru sahibi Hükümet tarafından Sözleşmenin 3, 6, 8, 13, 14 ve 17 nci maddelerinin ihlali hakkında ortaya atılan şikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına oybirliğiyle karar vermiştir (paragraf 153);
7. Kaybolan Kıbrıslı Rumların akrabaları hakkında Sözleşmenin 3 üncü maddesinin ihlal edilmekte olduğuna bire karşı on altı oyla karar vermiştir, (paragraf 158);
8. Mahkeme 3 üncü maddeye ilişkin sonuç bölümünü de gözönünde bulundurarak, kaybolan Kıbrıslı Rumların akrabaları hakkında Sözleşmenin 8 ve 10 uncu maddelerinin ihlal edildiğine dair iddiaların incelenmesine gerek olmadığına oybirliğiyle karar vermiştir (paragraf 161).
II. Yerlerinden edilmiş kişilerin ev ve mülklerine saygı gösterilmediğine dair iddialar
1. Yerlerinden edilmiş Kıbrıslı Rumların kuzeyde bulunan evlerine yeniden dönme isteklerinin geri çevrilmesi nedeniyle Sözleşmenin 8 inci maddesinin ihlal edilmekte olduğuna bire karşı on altı oyla karar vermiştir (paragraf 175);
2. Sözleşmenin 8 inci maddesinin ihlal edilmekte olduğuna dair verilen karar da gözönünde bulundurularak, ayrıca yerlerinden edilmiş olan Kıbrıslı Rumların Kuzey Kıbrıs'ta kalan evlerinin demografik ve kültürel yapılarının manipüle edildiğine dair iddiaların incelenmesine gerek olmadığına oybirliğiyle karar vermiştir (paragraf 176);
3. Başvuru sahibi Hükümetin yerlerinden edilmiş olan Kıbrıslı Rumların Kuzey Kıbrıs'ta bulunan evlerine dönmelerine izin verilmemesi suretiyle aile hayatlarına saygı gösterilmediği yolunda Sözleşmenin 8 inci maddesi ihlal edildiği doğrultusunda yapmış oldukları iddiaların, Karpas bölgesinde yaşamakta olan Kıbrıslı Rumların genel hayat koşulları başlığı altında incelenmesinin uygun olacağına oybirliğiyle karar vermiştir (paragraf 177);
4. Kuzey Kıbrıs'ta mal sahibi durumunda olan yerlerinden edilmiş Kıbrıslı Rumların bu mallarına kontrol, kullanım ve faydalanma amacıyla erişimlerinin engellendiği ve mülkiyet haklarına tecavüz edildiğine ilişkin olarak 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesinin ihlal edildiğine bire karşı on altı oyla karar vermiştir (paragraf 189);
5. Kuzey Kıbrıs'ta ikamet etmeyen Kıbrıslı Rumların Sözleşmenin 8 inci maddesi ve 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesiyle garanti altına alınan hakların ihlali durumunda iç hukuk yaptırımlarının sağlanamadığı için Sözleşmenin 13 üncü maddesini ihlal edildiğine bire karşı on altı oyla karar vermiştir (paragraf 194);
6. Kuzey Kıbrıs'ta ikamet etmeyen Kıbrıslı Rumların evlerine saygı gösterilmesi ve mülkiyetlerinden barışçıl yollarla faydalanmaları ve bu konulara ilişkin iç hukuk yollarının olmadığından dolayı Sözleşmenin 8 ve 13 üncü maddeleri ve 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesiyle ilintili olarak Sözleşmenin 14 üncü maddesinin ihlal edildiğine dair iddiaların incelenmesine gerek olmadığına oybirliğiyle karar vermiştir (paragraf 199);
7. Yerlerinden edilmiş Kıbrıslı Rumlara yönelik ayrımcı uygulamalardan dolayı Sözleşmenin 8, 13 ve 14 üncü maddeleri ve 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddelerinin sonuç bölümleriyle ilintili olarak Sözleşmenin 3 üncü maddesinin ihlal edildiğine dair iddiaların incelenmesine gerek olmadığına oybirliğiyle karar vermiştir (paragraf 203);
8. Başvuru sahibi Hükümetin Sözleşmenin 8 ve 13 üncü maddeleri ve 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddelerinin sonuç bölümleriyle ilintili olarak ayrıca Sözleşmenin 17 ve 18 inci maddelerinin ihlal edildiğine dair iddiaların incelenmesine gerek olmadığına oybirliğiyle karar vermiştir (paragraf 206).
III. Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların hayat koşullarının ihlaline ilişkin iddialar
1. Kuzey Kıbrıs'ta yaşamakta olan Kıbrıslı Rumlar ile Maronitelerin sağlık hizmetlerine erişmelerinin idari uygulamalar ile engellendiği için Sözleşmenin 2 inci maddesinin ihlal edildiği yolunda iddiaların doğru olmadığına bire karşı onaltı oyla karar vermiştir (paragraf 221);
2. Sözleşmenin 5 inci maddesinin ihlal edilmediğine bire karşı on altı oyla vermiştir (paragraf 227);
3. Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların sivil hak ve özgürlüklerine ilişkin bağımsız ve tarafsız mahkemeler önünde adil bir yargılanma haklarının engellenmesinin Sözleşmenin 6 ncı maddesi uyarınca ihlal edilmediğine altıya karşı onbir oyla karar vermiştir, (paragraf 240);
4. Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların Sözleşmenin 9 uncu maddesinde belirtilen haklarının ihlal edildiğine bire karşı onaltı oyla karar vermiştir (paragraf 246);
5. Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Moronitelerin Sözleşmenin 9 uncu maddesinde belirtilen haklarının ihlal edilmediğine oybirliğiyle karar vermiştir (paragraf 247);
6. Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların ilkokullarında okutulmak üzere gönderilen kitapların sıkı bir sansüre tabi tutulduğundan dolayı Sözleşmenin 10 uncu maddesinin ihlal edildiğine bire karşı on altı oyla karar vermiştir (paragraf 254);
7. Kuzey Kıbrıs'ta yasayan Kıbrıslı Rumların serbest olarak toplanma haklarının engellendiği için Sözleşmenin 11 inci maddesinin ihlal edilmediğine oybirliğiyle karar vermiştir (paragraf 263);
8. Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların toplumlararası veya toplum içi birlikteliklere katılmalarının engellenmesinin Sözleşmenin 8 inci maddesinin ihlaline ilişkin yapılan genel değerlendirmede incelenmesi gerektiğine oybirliğiyle karar vermiştir (paragraf 262);
9. Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların yerlerinden ölüm gibi temelli olarak ayrılmaları durumunda güney Kıbrıs'ta yaşayan akrabalarının tanınmaması dolayısıyla miras haklarının 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesi uyarınca ihlal edilmekte olduğuna bire karşı on altı oyla karar vermiştir (269-70 inci paragraflar);
10. Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların mallarının üçüncü şahıslar tarafından yapılan tecavüzlerin engellenmediği yolunda 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesinin ihlal edilmediğine oybirliğiyle karar vermiştir (paragraf 272);
11. Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumlara ortaokul düzeyindeki eğitim faaliyetlerinin bulunmamasından dolayı 1 Numaralı Protokolün 2 nci maddesini ihlal edildiğine bire karşı onaltı oyla karar vermiştir (paragraf 280);
12. Bütüncül bir bakış açısından bakıldığında Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların özel hayat ve evlerine saygı gösterilmesini garanti altına alan Sözleşmenin 8 inci maddesinin ihlal edildiğine bire karşı on altı oyla karar vermiştir (296 ve 301 inci paragraflar);
13. Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların haberleşme özgürlüklerinin engellendiğine dair Sözleşmenin 8 inci maddesinin ihlal edilmediğine oybirliğiyle karar vermiştir (paragraf 298);
14. Davalı Hükümetin Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların evlerindeki demografik ve kültürel alanlarda kolonileşme politikasının, söz konusu toplumun genel hayat koşulları başlığı altında ayrıca incelenmesine gerek olmadığına oybirliğiyle karar vermiştir (paragraf 301);
15. Kuzey Kıbrıs'ın Karpas bölgesinde yaşayan Kıbrıslı Rumlara yönelik uygulanan ayrımcı politikaların insan onurunu küçük düşürücü mahiyette olduğuna ve bu nedenden dolayı Sözleşmenin 3Uncü maddesinin ihlal edildiğine bire karşı onaltı oyla karar vermiştir (paragraf 311);
16. Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumlara ilişkin olarak 3 üncü maddenin sonuç bölümüne istinaden, 3 üncü maddeyle ilintili olarak 14 üncü maddenin de ihlal edildiğinin incelenmesine gerek olmadığına oybirliğiyle karar vermiştir (paragraf 315);
17. Davanın özel durumu gözönünde bulundurulduğunda, diğer ilgili maddeler uyarınca 14 üncü maddenin de ihlal edildiğine dair iddiaların incelenmesine gerek olmadığına üçe karşı on dört oyla karar vermiştir (paragraf 317);
18. Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumlara karşı özel kişiler tarafından yapılan müdahalelerin 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesi ve Sözleşmenin 8 inci maddeleri çerçevesinde değinilen yaptırımların bulunmaması dolayısıyla Sözleşmenin 13 üncü maddesinin ihlal edildiğine altı oya karşı on bir oyla karar vermiştir (paragraf 324);
17. Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumlara karşı resmi makamlarca uygulanan müdahalelere karşı Sözleşmenin 3, 8, 9 ve 10 uncu maddeleriyle 1 Numaralı Protokolün 1 ve 2 nci maddeleri uyarınca yaptırım uygulanmaması yolunda idari pratikler olduğu için Sözleşmenin 13 üncü maddesinin ihlal edildiğine bire karşı onaltı oyla karar vermiştir (paragraf 324).
IV. Yerlerinden edilmiş Kıbrıslı Rumların seçim yapamamaları yolundaki iddialar
Bu konuda gerek Komisyon ve gerekse Mahkeme önünde sözlü yada yazılı başvuruda bulunulmadığı için bu başlık altındaki şikayetler incelenmesine gerek olmadığına oybirliğiyle karar vermiştir (paragraf 327).
V. Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Türklerin ve Özellikle Türk Çingenelerin haklarının İhlal edildiği yolundaki iddialar
1. Başvuru sahibi Hükümetin Sözleşmenin 6, 8, 10 ve 11 inci maddeleri uyarınca "KKTC' siyasi rejimine muhalif olanlar ile 1 Numaralı Protokolün 1 ve 2 nci maddeleri uyarınca Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Türk-Çingene nüfusunun, ki bu nüfus Komisyon tarafından kabul edilen davanın çerçevesi dışında tutulmuştu, haklarının ihlali yolundaki iddiaları inceleme yetkisini oybirliğiyle reddetmiştir (paragraf 335);
2. Kuzey Kıbrıs'taki siyasi rejime muhalif olan Türk-Çingene nüfusunun idari uygulamalar neticesinde Sözleşmenin 3, 5, 8, 10 ve 11 inci maddelerinde ifade edilen haklar dahil, bu maddeler uyarınca haklarının ihlal edilmediğine oybirliğiyle karar vermiştir (paragraf 348);
3. Kuzey Kıbrıs'taki siyasi rejime muhalif olan Türk-Çingene nüfusunun idari uygulamalar neticesinde Sözleşmenin 3, 5, 8 ve 14 üncü maddelerinde ifade edilen haklar dahil, bu maddeler uyarınca haklarının ihlal edilmediğine bire karşı onaltı oyla karar vermiştir (paragraf 353);
4. Sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasına izin veren kanuni düzenlemenin Sözleşmenin 6 ncı maddesindeki hakların ihlali anlamına geldiğine bire karşı onaltı oyla karar vermiştir (paragraf 359);
5. Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Türk-Çingene nüfusunun Yunanca basına ulaşmalarının engellendiği yolundaki iddialara ilişkin Sözleşmenin 10 uncu maddesindeki haklarının ihlal edilmediğine oybirliğiyle karar vermiştir (paragraf 363);
6. Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Türk-Çingene nüfusunun özgürce toplanmalarının idari uygulamalarla engellendiği yolundaki iddialara ilişkin Sözleşmenin 11 inci maddesindeki haklarının ihlal edilmediğine oybirliğiyle karar vermiştir (paragraf 371);
7. Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Türk-Çingene nüfusunun Güney Kıbrıs'taki mallarına erişme hakkı da dahil olmak üzere, haklarında idari uygulamalar neticesinde 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesindeki haklarının ihlal edilmediğine oybirliğiyle karar vermiştir (paragraf 377);
8. Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Türk-Çingene nüfusunun etkin olarak iç hukuk yollarının kullanmalarının güvence altına alınmadığı yolundaki iddialara ilişkin Sözleşmenin 13 üncü maddesindeki haklarının ihlal edilmediğine altıya karşı onbir oyla karar vermiştir (paragraf 383).
VI. Sözleşmenin diğer maddelerinin ihlal edildiğine dair iddialar
Başvuru sahibi Hükümetin, Sözleşmenin 1, 17, 18 inci maddeler ile eski 32 § 4 maddesi uyarınca yaptığı şikayetlerin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına oybirliğiyle karar vermiştir (paragraf 388).
VII. Sözleşmenin 41 inci maddesine ilişkin konular
Sözleşmenin 41 inci maddesine ilişkin muhtemel uygulamaların karar vermek adına hazır olmadığına oybirliğiyle karar vermiştir.
DAVANIN ESASI
PROSEDÜR
1. Dava, 30 Ağustos 1999 tarihinde Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti ("Başvuru sahibi Hükümet"), ve 11 Eylül 1999 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Komisyonu (Komisyon) tarafından İnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerini Koruma Sözleşmesinin (Sözleşme) 11 Numaralı Protokolün yürürlüğe girmeden önceki koşullara istinaden mahkemeye intikal etmiştir (11 numaralı Protokolün 5.& 4 üncü maddeleri ve Sözleşmenin eski 47. & 48 inci maddeleri).
2. Dava, 22 Kasım 1994 yılında Komisyon ile birlikte başvuru sahibi Hükümet tarafından Sözleşmenin eski 24 üncü maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti aleyhine yapılan başvurudan (no.25781/94) kaynağını almaktadır.
3. Başvuru sahibi Hükümet, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin (Davalı Hükümet) Kıbrıs'ta halen devam etmekte olan durumun, Kuzey Kıbrıs'ta Temmuz 1974'de başlayan askeri işgalinden kaynaklandığını ve 10 Temmuz 1976 ve 4 Ekim 1983 tarihlerinde Sözleşmenin eski 31 inci maddesi uyarına düzenlenen raporların Komisyon tarafından benimsenmesine ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin müteakip benimsemelerine rağmen sürdüğü iddialarda bulunmuştur. Başvuru sahibi Hükümet özellikle Sözleşmenin 1 ila 11 inci maddeleri ve 13 üncü maddesi ile aynı zamanda 14, 17 ve 18 inci maddeleri ve yukarıda değinilen benimsemeler uyarınca başvuruda bulunmuştur. Bunlara ek olarak, 1 Nolu Protokolün 1, 2 ve 3 üncü maddeleri uyarınca da başvuruda bulunmuştur. Bu şikayetler, uygun olursa, aşağıdaki konu ve sorunlara referans edilebilir: Kıbrıslı Rumların ve akrabalarının kaybolmaları, yerlerinden sürülen kişilerin ev ve malları, yerlerinden sürülen Kıbrıslı Rumların özgür seçim hakları, Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların yaşama koşulları, ve Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Türkler ve Çingene topluluklarının durumları.
4. Başvurunun kabul edilebilir olduğu Komisyon tarafından 28 Haziran 1996'da açıklanmıştır. Dostça bir anlaşmanın temelde sağlanabilmesinin mümkün olamayacağı yargısına varılması üzerine, Komisyon 4 Haziran 1999 tarihinde, durumun gerçeklerini belirlediği ve ortaya çıkan gerçeklerin başvuru sahibi Hükümetin iddia ettiği ihlalleri destekleyip desteklemediğini belirten bir görüşü içerir mahiyette bir rapor hazırlamış ve benimsemiştir.
5. Mahkeme huzurunda başvuru sahibi Hükümet Sayın A. Markides, Kıbrıs Cumhuriyeti Başsavcısı tarafından temsil edilmiştir. Davalı Hükümet ise Sayın Z. Necatigil tarafından temsil edilmiştir.
6. 20 Eylül 1999 tarihinde Daire davanın Büyük Daire tarafından karara bağlanması gerektiğini belirlemişlerdir (100 sayılı kural Mahkeme kurallarından biridir).
11.7 Eylül 2000 tarihinde Başkan başvuru sahibi Hükümetin Temsilcisi ve diğer temsilcileriyle ifadelerin dinlenmesi konusunun ayarlanması konusunda toplanmışlar davalı Hükümet bu toplantıya davet edilmesine rağmen katılmamıştır.
12. ifadelerin dinlenmesi 20 Eylül 2000 tarihinde halka açık olarak İnsan Hakları Binası, Strasbourg'da gerçekleştirilmiştir (Kural 59 § 2). Davalı Hükümet ifadelerin dinlenmesinden önce Mahkemeye temsilcilerinin isimlerini bildirmemiş ve ifadelerin dinlenmesi safhasında bulunmamıştır. Davalı Hükümetin bulunmamasında Büyük Dairece geçerli bir mazeret bulunamadığı ve bu durumun adalet mekanizmasının düzgün olarak işlemesine sakınca oluşturmayacağına kanaat getirdiği için Büyük Daire ifadelerin dinlenmesine devam edilmesine karar vermiştir (Kural 64). Başkan, Bakanlar Komitesi Başkanını bu karardan 21 Eylül 2000 tarihli mektup ile haberdar etmiştir.
Mahkeme huzurunda hazır bulunanlar:
(a) Başvuru sahibi Hükümet adına:
Sayın A. Markides, Sayın I. Brownlie, Sayın D. Pannick, Sayın C. Palley, Sayın M. Shaw, Sayın S.M. Joannides, Sayın P. Polyviou, Sayın P. Saini, Sayın N. Emiliou,
(b) Davalı Hükümet adına
(c) Davalı Hükümet temsil edilmemiştir.
(d) Mahkeme Sayın Markides, Sayın Brownlie, Sayın Shaw, Sayın Pannick ve Sayın Polyviou'nun konuşmalarım dinlemiştir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
A. Genel İçerik
13. Bu başvurudaki şikayetler, Türk ordusunun Kuzey Kıbrıs'ta Temmuz ve Ağustos 1974 tarihlerinde yapmış olduğu askeri operasyonlar ve Kıbrıs'ın toprak bütünlüğünün kalkmasının halen devam ediyor olmasından kaynaklanmaktadır. Mahkemenin mütalaasına sunulmak üzere 1996 yılındaki Loizidou v. Türkiye davasında, Türkiye'nin o tarihte adadaki askeri varlığı aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır (18 Aralık 1996 Loizidou v. Türkiye davası (merits), Reports of Judgments and Decisions 1996-VI, p.2223, §§ 16-17):
"16. Türk askeri birlikleri 30.000'den fazla personeli ile birlikte işgal edilmiş, sürekli olarak devriye gezilen ve bütün ana haberleşme kanallarında kontrol noktaları kurulmuş olan Kuzey Kıbrıs bölgesinde yerleşmiştirlerdir. Ordunun ana karargahları Kyrenia'dadır. (Paragrafın geri kalan kısmında Türk ordusuna ait rakamsal bilgiler ile nerelerde konuşlandıkları hakkında bilgiler bulunmaktadır)."
14. Kıbrıs'ın halen devam etmekte olan bölünmüşlüğüne ilişkin olarak en önemli gelişme, Kasım 1983'de "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) ilan edilmesi ve akabinde 7 Mayıs 1985'de KKTC Anayasasının kabul edilmesiyle yaşanmıştır. Bu gelişme uluslararası topluluk tarafından kınanmıştır. 18 Kasım 1983 tarihinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 541 (1983) sayılı kararı benimseyerek, "KKTC'nin kuruluşunun resmen geçersiz olduğunu ve bütün ülkelerin Kıbrıs Cumhuriyeti dışında başka bir Kıbrıs devletini tanımamalarını istemiştir. Güvenlik Konseyi tarafından benzer bir çağrı da 11 Mayıs 1984 tarihli 550 (1984) sayılı karar ile yapılmıştır. Kasım 1983'de Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Kıbrıs Cumhuriyeti'ni Kıbrıs'ın yegane yasal hükümeti olarak kabul etmeye devam edeceklerini ve Kıbrıs Cumhuriyetinin egemenlik, bağımsızlık, toprak bütünlüğü ve üniter yapısına saygıda bulunulması gerektiğine karar vermiştir.
15. Davalı Hükümete göre, "KKTC" Türkiye de dahil olmak üzere diğer bütün devletlerde politik olarak özgür, demokratik ve anayasal bir devlettir, Ayrıca, Kuzey Kıbrıs'ta bulunan yönetim, Türkiye tarafından değil, Kıbrıslı Türkler tarafından self-determinasyon hakları kullanılarak kurulmuştur. Bu görüşe rağmen, uluslararası alanda Kıbrıs Cumhuriyeti diplomatik ve anlaşma ilişkileri ile çalışır halde bulunan uluslararası organizasyonlar tarafından Kıbrıs'ın hükümeti olarak tanınmaktadır.
16. Birleşmiş Milletler Barış Gücü ("UNFICYP") adada bir tampon bölge kurmuştur. Birleşmiş Milletler nezdinde, Kıbrıs probleminin her iki tarafça kurumsallaşmış bir şekilde kabul edilebilir olması amacına yönelik bir dizi siyasi girişimde bulunulmuştur. Bugüne değin iki grup arasındaki müzakereler Güvenlik Konseyinin yönlendirmesiyle, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından yürütülmüştür. Bu bağlamda, davalı Hükümet Kuzey Kıbrıs'ta bulunan Kıbrıs-Türk yönetiminin müzakerelere, kendilerince halihazırda üzerinde mutabık olunan konular olan, federal bir anayasa çerçevesine oturtulmuş iki bölgeli ve iki toplumluluk prensiplerine üzerinden devam etmektedir. Ayrıca, halihazırdaki başvuruyla olan ilgisine binaen, 1981 yılında Birleşmiş Milletler Kayıp İnsanlar Komitesi ("CMP') kurulmuş ve "topluluklar arası çatışmalarda ve Temmuz 1974'den sonrasındaki olaylarda insanların kaybolduklarına ilişkin davaları incelemek" ve "her iki topluma ait kayboldukları rapor edilen insanların geniş bir listesini oluşturmak, mümkün olursa bu kişilerin hayatta mı, yoksa ölmüşler mi sorularına yanıt aramak ve eğer ikinci hal söz konusu ise muhtemel ölüm tarihlerini belirlemek" ile görevlendirilmiştir. Adı geçen CMP komitesi halen çalışmalarını bitirememiştir.
B. Önceki Uluslararası Başvurular
17. 1974 Temmuz ve Ağustos ayları ve sonrasında yaşanan olaylar başvuru sahibi Hükümetin davalı Hükümet aleyhine Sözleşmenin eski 26 ncı maddesi uyarınca üç ayrı başvuruda bulunmasına neden olmuştur. Birinci (no.6780/75) ve ikinci (no.6950/75) başvurular Komisyon tarafından birleştirilmiş ve Sözleşmenin eski 31 inci maddesi uyarınca davalı Hükümet tarafından Sözleşmenin 2, 3, 5, 8, 13 ve 14 üncü maddeleri ile 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesinin ihlal edildiğine karar verilen 10 Temmuz 1976 tarihli rapor ("1976 raporu") yayınlanmıştır. 20 Ocak 1979 tarihinde ise Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 21 Ekim 1977 tarihli karara istinaden DH (79) 1 saydı kararı kabul etmiştir. Başvuru sahibi Hükümet tarafından Sözleşmenin eski 31 inci maddesi uyarınca yapılan üçüncü başvuru ise (no.8007/77) Komisyonun 4 Ekim 1993 tarihli raporuna ("1983 raporu") dayanak olmuştur. Komisyon bu raporunda davalı Hükümetin Sözleşmenin 5 ve 8 inci maddeleri ile 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesini ihlal ettiği belirtilmiştir. 2 Nisan 1992 tarihinde de Bakanlar Komitesi bu rapora istinaden DH(92) 12 sayılı kararı kabul etmiştir.
C. Halihazırdaki Başvuru
18. Halihazırdaki başvuru Mahkemeye intikal eden ilk başvurudur. Başvuru sahibi Hükümet Mahkemeye sundukları talep yazısında " davalı Devletin Sözleşmenin 1, 2, 3, 4, 5, 6, 8, 9, 10, 11, 13, 14, 17 ve 18 inci maddeleri ile 1 Numaralı Protokolün 1 ve 2 nci maddelerinin halen ihlal etmekle ve diğer ihlallerinden dolayı sorumlu olduğunun kabul ve ilan edilmesini" istemektedir. Bu şikayet başvurulan dört ana başlık altında toplanabilecek iddialara dayanmaktadır: Kaybolan Kıbrıslı Rumlar ve onların akrabaların haklarının ihlal edildiğine dair iddialar; yerlerinden sürülen insanların ev ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğine dair iddialar, Kuzey Kıbrıs'ta mahsur kalmış Kıbrıslı Rumların haklarının ihlal edildiğine dair iddialar, Kuzey Kıbrıs'ta kalan Kıbrıslı Türkler ile Çingene topluluklarının haklarının ihlal edildiğine dair iddialar.
D. Halihazırdaki başvuruya ilişkin Komisyonun bulduğu gerçekler
20. Temelde başvuru sahibi Hükümet başvurularında düşmanlıkların kesilmesinden 20 yıl geçmesine rağmen hala 1.491 Kıbrıs Rumunun kayıp olduğunu iddia etmektedir. Bu insanlar sağ olarak Türklerin gözaltında bulunduğu zaman görülmüş ve bunların akıbetleri hakkında davalı Devlet hiçbir zaman sorumlu tutulmamıştır.
21. Davalı Hükümet cevabi olarak, her zaman için kaybolan kişilerin hayatta ya da halen gözaltında olduklarına dair hiçbir delilin olmadığını söyleye gelmiştir. Başvuru sahibi Hükümet tarafından yapılan ilk müracaatta ortaya atılan iddia ve diğer konuların Sözleşme uyarınca değil, Birleşmiş Milletler Kayıp İnsanları Arama Komitesi çerçevesinde yürütülmesi gerekmektedir (yukarıda 16. paragrafta bahsedilen konu).
22. Komisyon kendi görevinin, Temmuz ve Ağustos 1974 yıllarında Türk askeri birlikleri tarafından adanın kuzeyinde yürütülen askeri operasyonlar sırasında kayboldukları rapor edilen Kıbrıs Rumlarına gerçekten ne olduğunu tespit etmek olmadığını belirleyerek çalışmalarım sürdürmüştür. Bundan ziyade, Komisyon kendini, davalı Devletin iddia edildiği üzere kaybolan insanlar hakkındaki tavırlarından dolayı olayı çevreleyen gerçeklerin aydınlatılmasına yardımcı olmamasından kaynaklanan hatalarının Sözleşmenin ihlali durumu olup olmadığını tespit etmek olarak görmüştür.
25. Komisyon halihazırdaki davada sunulan delillerin, kaybolan insanların bir kısmının en son olarak Türklerin veya Kıbrıslı Türklerin nezaretinde görüldüklerine ilişkin buldukları delilleri destekler mahiyette olduğunu tespit etmiştir. Bu bağlamda, Komisyon aşağıda yer alan ifadeye atıfta bulunmuştur.
1 Mart 1996'da yayınlanan bir demecinde Bay Denktaş "KKTC Cumhurbaşkanı"; Kıbrıslı Türklere teslim edilen kırk iki Kıbrıs Rumunun bu kişiler tarafından öldürüldüklerini ve bu yüzden benzeri öldürmelerin önünü almak için mahkumların tedrici olarak Türkiye'ye nakledildiklerini kabul ve itiraf etmekte; önceden Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan ve 1974 Kıbrıs harekatında görev alan Profesör Yalçın Küçük'ün yayınlanan bir demecinde ise Türk askeri birliklerinin geniş çaplı öldürme eylemlerine katıldıklarını ve söz konusu temizlik operasyonlarında sivillerin öldürüldüğünü dile getirmekte; Mayıs 1998'de A.B.D. Kongresine sunulan Dilon Raporunda, Türk ve Kıbrıslı Türk askerlerinin 18 Ağustos 1974 tarihinde Kıbrıslı Rumlardan sivilleri Asha Köyünde topladıkları ve bunların arasından, daha sonraları Kıbrıslı Türk savaşçılar tarafından öldürüldükleri rapor edilen, 15 yaşından büyük erkekleri alıp götürdükleri belirtilmekte; tanıkların vermiş oldukları yazılı ifadeler Komisyonun şu an kayıp olan insanların çoğunun Türk askerleri ya da Kıbrıslı Türk milislerin gözetiminde bulundukları yolundaki daha önceki bulgularıyla örtüşür ve onları destekler mahiyettedir.
26. Komisyonun varmış olduğu neticeye göre; Kıbrıslı Rumlardan oluşan mahkum ve sivillerin öldürülmelerine dair delillere rağmen, davalı Hükümetin bu öldürülmelerden sorumlu tutulabileceğine ilişkin hiçbir delil bulunamamıştır, ve önceden gözaltına alınan kişilerin halen davalı Hükümet tarafından tutuldukları ya da çalıştırıldıklarına ilişkin de hiçbir delil bulunamamıştır. Diğer yandan ise, Komisyon kaybolan kişilerin kaderlerine ilişkin soruların ilgili otoriteler tarafından aydınlatılmadığı ve mağdurların akrabalarına haber verilmeyerek açıklığa kavuşturulmadığına karar vermiştir.
Yerlerinden sürülen insanların ev ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğine dair iddialar
28. Komisyon bu başlık altında toplanan iddiaları başvuru sahibi Hükümetin ilk yapmış olduğu ve 211.000 den fazla Kıbrıslı Rumların ve onların çocuklarının yerlerinden sürüldüklerini ve Kuzey Kıbrıs'ta bulunan ev ve mülklerine dönmelerinin engellenmesinin bir politika olarak sürdürüldüğünü ve bu kişilerin ev ve mallarına her ne amaçla olursa olsun erişimlerinin engellendiğine ilişkin yaptığı başvuruya dayandırmaktadır. Başvuru sahibi Hükümet, Türk askeri birlikleri ile birlikte "KKTC'nin varlığının da bazı sınır engellemelerine neden olduğunu ve yerlerinden sürülmüş insanların eski yerlerine dönmelerinin fiziksel olarak imkansız olduğunu, buna bağlı olarak da sınıraşan aile ziyaretlerinin gerçekleştirilmesinin de imkansız hale geldiğini ileri sürmüştür.
29. Davalı Hükümet Mahkeme önünde Famagusta'ya bağlı olan Varosha bölgesine ilişkin sorunların seyahat özgürlüğü, ikametgah özgürlüğü ve mülkiyet edinme haklarıyla birlikte iki topluluk arasında yapılan müzakereler neticesinde (yukarıdaki 16 ncı paragrafa bakınız) her iki topluluğun kabul edeceği diğer temel esaslar muvacehesinde çözüme ulaşmasının mümkün olduğunu belirtmiştir. Kıbrıs sorununa her iki toplulukça kabul edilebilir bir nihai çözüme ulaşılıncaya kadar ve güvenlik nedenlerinden dolayı yerlerinden edilmiş olan insanların eski yerlerine dönmelerine imkan bulunmamaktadır.
30. Komiyonun yapmış olduğu araştırmalardan elde eniği sonuca göre, 1974 harekatından önce adanın kuzey bölgesinde yaşayan Kıbrıslı Rumlardan bir kısmı halen belli bölgelerde yaşıyorsalar bile büyük çoğunluğunun adanın güney bölgesine yerleştikleri artık herkesin bildiği bir durum haline gelmiştir. Bu gerçeğe ilişkin olarak da davalı Hükümetin de bir itirazı bulunmamaktadır.
33. Davalı Hükümet tarafından Komisyona yapılan yazılı bildirimlerde Kıbrıslı Rumlara ait söz konusu hakların geriye verilmesinin iki toplum arasında Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin gözetimi altında yapılacak olan müzakerelerin neticesine bağlı olarak hayata geçirileceği beyan edilmiş obuasına rağmen (yukarıdaki 16 ncı paragrafa bakınız), Komisyonun bulgularına göre geçmiş yıllarda yerleşme hürriyetinin engellenmiş olduğu, mülkiyet haklan ihlal edildiği için Kıbrıslı Rumlara tazminat ödenmesi yolunda herhangi bir gelişme gözlenmediği gibi Kıbrıslı Rumların Varosha bölgesindeki mallarına ilişkin bir ödeme yapılması konularında da bir ilerleme görülmemiştir.
Kuzey Kıbrıs'ta yaşamakta olan Kıbrıslı Rumların hayat şartlarına ilişkin ihlaller olduğuna dair iddialar
34. Başvuru sahibi Hükümet Kuzey Kıbrıs'ta bulunan Karpas yarımadasındaki yaşamakta olan ve sayılan tedricen azalan Kıbrıslı Rumların insanlık onurlarının yok sayılmasına kadar varan haklarının göz ardı edildiği, sürekli bir baskı altında kaldıklarını destekler mahiyette deliller sunmuştur. Türk yerleşimciler tarafından yapılan ve cezasız kalan taciz ve baskıların yanında, Kıbrıslı Rumlar Sözleşmede bulunan çoğu sübjektif haklardan yoksun olarak çeşitli kısıtlamalar altında çalışmak zorunda bırakılmıştır. Günlük hayatlarına ilişkin sürekli yapılan bu ihlallerin yerel seviyede çözüm bulunması, "KKTC" mahkemelerinin konuya ilişkin etkili çözümler bulmaması yüzünden sorunlar halledilememektedir.
35. Davalı Hükümet Komisyona verdiği beyanlarında Kuzey Kıbrıs'ta yaşamakta olan bütün Kıbrıslı Rumlara Mahkemeler nezdinde gerekli yasal yollara başvurmalarının ve bu mahkemelerin sorunları çözmede etkin bir rol aldıklarını belirtmiştir. Bununla birlikte, başvuru sahibi Hükümetin kendilerince "KKTC"inde bazı konuları çözmek için yaptıkları girişimleri aktif olarak engellemeye çalıştığını belirtmiştir. Davalı Hükümet verdiği bir diğer beyanda ise Komisyona sunulan delillerin de yapılmakta olan hak ihlalleri iddialara ilişkin somut bir temel teşkil etmediğini ortaya koymuştur.
36. Komisyon her iki Hükümet tarafından kendilerine sunulan gerçeklere ilişkin konular hakkındaki materyalin hepsini bu başlık altında toplamıştır. Bu materyaller şunları içermektedir, başvuru sahibi tarafından ileri sürülen kısıtlama iddialarından şahsi olarak etkilenen kişilerin vermiş oldukları yazılı ifadeler. Kuzey Kıbrıs konusu ile ilgili basın raporları, "KKTC"nde bulunan mahkemelerin çözüm bulup bulamayacaklarına ilişkin dava örnekleri, Ledra Palas kontrol noktasından giriş çıkışlara ilişkin "KKTC yasal düzenlemeleri" ve "KKTC Bakanlar Kurulu"nun almış oldukları kararlar. Komisyon ayrıca Kuzey Kıbrıs'ta yaşamakta olan Kıbrıslı Rumların hayat koşullarına ilişkin Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği tarafından çeşitli tarihlerde hazırlanan gelişim raporlarını ve özellikle "Karpas Dosyası''nı da dikkate almıştır.
38. Komisyon Kuzey Kıbrıs'ta mahsur kalan nüfusa yönelik dikkate değer mahiyette gelişmeler gözlemlendiğini belirtmesine rağmen, BM Genel Sekreterliğinin gelişmeleri incelemek üzere hazırlattığı "Karpas Dosyasında" değindiği tavsiyeler doğrultusunda, hala çok katı anlamda bazı kısıtlamaların bulunduğunu belirtmiştir. Bu kısıtlamaların hiçbir "KKTC yasal düzenlemesinde" bulunmamakla birlikte yapılan işlemlere dair yürürlüğün doğasında bulunmaktadır.
39. Komisyon daha ileri seviyede yapmış olduğu araştırmalar neticesinde Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların da teoride erişebilecekleri ve faal olarak işleyen bir mahkeme sisteminin varlığını tespit etmiştir. Bunun yanısıra Kıbrıslı Rumların mahkemeye intikal eden davalarının az sayıda olmasından dolayı Komisyon tam olarak mahkemelerin ne derece etkin olduğu konusunda net bir fikir edinememiştir.
40. Daha detaya inildiğinde Komisyonun tespit ettiği bir diğer bulgu ise, halen Kuzey Kıbrıs'ta yaşamakta olan Kıbrıslı Rumların söz konusu zaman içerisinde mallarının orada yaşayan kişilere verilmesi gibi hatalı bir davranışa rastlanılmamıştır.
42. Komisyonun Kuzey Kıbrıs'ta mahsur kalan nüfusa ait üyelerden hiçbirinin gerçek anlamda gözaltında olduklarına dair delil bulamamalarına rağmen, topluluklar arasında yapılan en son iyileştirmelere karşın Kıbrıslı Rumların serbest seyahat etmelerine ve sınır ötesindeki ailelerini ziyaret etmelerinde kısıtlamalar olduğuna dair deliller bulmuştur.
Kuzey Kıbrıs'ta kalan Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Türk Çingene topluluklarının haklarının ihlal edildiğine dair iddialar
49. Başvuru sahibi Hükümet Komisyon önünde yapmış olduğu iddialara göre, Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan, Kıbrıslı Türklerden özellikle siyasi düşünce olarak karşıt fikire sahip olanlar ile yine orada bulunan Çingenelerin Sözleşmede ifadesi bulunan haklarının idari bir takım uygulamalar neticesinde ihlal edilmektedir. Bu iddialarını desteklemek amacıyla Komisyona sundukları delillerde, bu gruplara mensup kişilerin keyfi gözaltına alınma ve tutuklanma, polisler tarafından uygun olmayan davranışlarda bulunulma, ayrımcılık ve haksız müdahale ile Sözleşmede ifadesi bulunan adil yargılanma, özel ve aile hayatının gizliliği, konuşma, toplanma, mülkiyet ve eğitim gibi haklarından mahrum bırakılarak mağdur duruma düştükleri ifade edilmektedir.
50. Davalı Hükümet ise iddia edilen bütün bu konuların temelde delillerden çok uzak olduğunu savunmakla birlikte "KKTC"nde mağdur durumda olan kişilere ait hukuksal yolların varlığının bu mağduriyetlere çare olabilecek nitelikte olduğuna dikkat çekmiştir.
52. Komisyonun elde ettiği bulgulara göre Kuzey Kıbrıs'ta yaşamakta olan Kıbrıslı Türkler ile daha hala kayda değer sayıda Türkiye'den gelmekte olan göçmenler arasında bir takım gerilimler ve sosyal çatışmalar olduğu yönündedir.
53. Bunun ötesinde, "KKTC"nden ekonomik kaygılardan kaynaklanan yüksek oranda dışa göç olmakla birlikte, bu göç hadiselerinden politik baskı korkusundan dolayı dışarıya göç etmek zorunda kalan Kıbrıslı Türkleri hariç tutmak olanaksızdır. Fakat, iktidarda bulunan siyasi partilere muhalefette bulunan kişi yada grupların "KKTC" idari birimleri, özellikle mahkemeler tarafından korunmalarını geri çevirecek biçimde düzenli bir davranışın olduğu iddialardan öte geçemeyerek delillendirilememiştir.
54. Kıbrıslı Türk Çingene grubuna ilişkin olarak ortaya atılan, haklarında ayrımcılık ve keyfi uygulamalar yapıldığına dair iddiaların incelenmesi sonucunda Komisyon açık olarak bu iddialara ilişkin iç hukuk yollarının kullanılmadığını ve bu yolların tüketilmediğini tespit etmiştir.
55. Daha detaya inildiğinde, Komisyon tarafından söz konusu zaman diliminde Kıbrıslı Türklerin askeri mahkemelerde yargılandıklarına dair bir bulguya rastlanılmamıştır.
HUKUKİ BOYUT
I. ÖNCELİKLİ KONULAR
56. Mahkeme, Komisyondan önceki sürece dair olmak üzere, davalı Hükümetin dava başvurusunun kabul edilebilirliğine ait birçok konuda itiraz ettiğini gözlemlemiştir. Komisyon, sürecin başvurunun kabul edilmesi döneminde, bu itirazları aşağıdaki başlıklar altında toplamış ve değerlendirmiştir: (1) Davalı Hükümetin dava konusunun kendi yetki ve sorumluluk alanında olmadığı ve bu nedenden dolayı söz konusu şikayetlerden ötürü taraf olamayacağına dair iddialar, (2) Başvuru sahibi Hükümetin halihazırdaki dava konusunun daha önce yapmış olduğu başvurularda yapmış olduğuna dair iddialar, (3) Başvuru sahibi Hükümet tarafından sürecin ihlal edildiğine dair iddialar, (4) Her iki taraf Hükümetin kendi aralarında farklı uluslararası yollar ile söz konusu uyuşmazlıkların giderilmesi için yaptıkları özel bir anlaşma olduğuna dair iddialar; (5) Başvuruda kastedilen mağdur kişilerin kendilerine hak olarak tanınan iç hukuk yollarına başvurmadıklarını ve de tüketmediklerine dair iddialar; ve (6) Başvuru sahibi Hükümetin altı ay kuralına uymadığına dair iddialar.
l. Başvuru sahibi Hükümetin yetkisi hakkında
59. Komisyon önünde yapılan işlemler sırasında davalı Hükümet başvuru sahibi Hükümetin Kıbrıs Cumhuriyeti'nin resmi temsilcisi olmadığını ileri sürmüştür. Başvuru sahibi Hükümeti "Kıbrıs Rum Yönetimi" olarak tanımlamış ve kendilerinin halihazırdaki davayı Mahkemeye intikal ettirme yetkilerinin olmadığını önü sürmüştür.
60. Başvuru sahibi Hükümet bu itirazını Mahkemenin 23 Mart 1995 tarihli Loizidou v. Türkiye davasında verdiği kararı, "KKTC"nin 1983 yılında kurulduğunda uluslararası kamuoyunun tepkisi ile BM Güvenlik Konseyi ve Avrupa Konseyi Bakanlar Asamblesinin almış olduğu iki ayrı kararı örnek göstererek reddetmektedir.
61. Mahkeme de Komisyon gibi davalı Hükümetin bu iddiasını kabul etmemektedir. Loizidou v. Türkiye davasının sonucunda da belirtildiği gibi, başvuru sahibi Hükümet Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tek yasal yönetimi olduğunu tekrarlamaktadır.
62. Mahkeme bu nedenlerden dolayı başvuru sahibi Hükümetin Sözleşmenin eski 24 (yeni 33 üncü) maddesine göre davayı Mahkemeye intikal ettirmeye yetkili olduğuna karar vermiştir.
2. Başvuru sahibi Hükümetin başvuru yapmasındaki yasal çıkarı hakkında
64. Başvuru sahibi Hükümet Avrupa Konseyi Bakanlara Asamblesi tarafından kabul edilen DH(79)1 ve DH(92)12 sayılı kararların temelinde yatan şikayetler ile halihazırdaki şikayetlerin paralel olduğunu ve fakat bu başvurunun öncekilerle aynı konuda olmadığını belirtmiştir. Ayrıca bu şikayetler hak ihlallerinin süregelen bir biçimde devam ettiği yolunda olduğundan başvuru sahibi Hükümetin bunlarda yasal çıkarı olduğunu savunmuştur.
65. Komisyon başvuru sahibi Hükümetin bu itirazlarını kabul etmiş ve davalı Hükümetin bu başlık altında yaptığı itirazları reddetmiştir.
66. Mahkeme de Komisyon gibi başvuru sahibi Hükümetin ortaya koyduğu nedenlerin kuvvetini kabul etmektedir. Mahkeme Türkiye'nin zorunlu sorumluluğunu sadece 22 Ocak 1990 tarihli deklarasyonunda kabul etmiştir (Mitap ve Müftüoğlu v. Türkiye, 25 Mart 1996 tarihli rapora bakınız).
68. Bu ve diğer nedenlerden dolayı Mahkeme başvuru sahibi Hükümetin halihazırdaki başvuruyu Mahkemeye intikal ettirmesinde yasal çıkarı olduğuna karar vermiştir.
3. Söz konusu hak ihlallerinde Sözleşme gereğince davalı Hükümetin sorumluluğu hakkında
69. Davalı Hükümet, Sözleşme doğrultusunda yapılan hak ihlali başvurusunda Türkiye'nin sorumlu olduğuna karşı çıkmaktadır. Komisyona, söz konusu şikayetlerin tamamıyla, BM güvenlik bölgesinin kuzeyinde hakim bulunan ve egemen olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ("KKTC") sorumluluğu altında cereyan ettiğini vurgulamıştır. Başvuru sahibi Hükümet bu bağlamda Mahkemenin Loizidou davasında da hatalı olarak "KKTC"ni yerel bir idare gördüğünü ileri sürmektedir.
70. Başvuru sahibi Hükümet, "KKTC"nin uluslararası hukuk açısından yasal bir idare olmadığını ve adanın kuzeyinde devam eden durumun davalı Devletin 1974 yılında yapmış olduğu işgal eyleminden bu yana devam etmekte olduğunu belirtmiştir.
71. Davalı Hükümet Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs üzerinde uluslararası hukuk alanında hiçbir yetkisi olmasa bile alan üzerindeki askeri ve ekonomik kontrolünden dolayı Sözleşme uyarınca sorumluluğu olduğunu vurgulamaktadır. Başvuru sahibi Hükümetin başvurusunda, Sözleşmeye taraf olan bir devletin yasal olmasa dahi kendisine bağlı hareket eden bir idarenin eylemlerinden dolayı sorumluluğu kabul etmemesinin mümkün olmayacağını belirtmiştir.
72. Başvuru sahibi Hükümet Mahkemeden Loiziduo davasında olduğu gibi Türkiye'nin Sözleşmenin 1 inci maddesinin ruhuna göre Sözleşme haklarının çiğnendiği bu durumda sorumlu tutulmasını talep etmektedir.
73. Ayrıca, başvuru sahibi Hükümet Mahkemeden bu sorumluluğun sadece "KKTC"ne ilişkin değil aynı zamanda üçüncü şahısların hareketlerinde de uygulanmasını talep etmektedir.
74. Komisyon başvuru sahibi Hükümetin argümanlarını reddetmiştir. Komisyona göre Loiziduo davasının sonucuna bakılmaksızın halihazırdaki davanın sorumluluğu "KKTC"nin tüm hareketlerine teşmil edilmelidir.
75. Mahkeme davalı Hükümetin Loizidou davasında Kuzey Kıbrıs'ta hiçbir sorumluluğu olmadığını ileri sürdüğünü ve du davada da Komisyona benzer iddialarda bulunduğunu hatırlatıyor. Mahkeme Loizidou davasında bu argümanları reddetmiştir.
77. Tabi ki doğru olan bir diğer nokta ise Mahkemenin Loizidou davasında ele aldığı konu bir bayanın resmi makamlar tarafında mülkiyetine geçişinin engellendiği bireysel bir başvurudur. Bununla birlikte Mahkemenin gerekçesi ise davalı Hükümetin "KKTC" resmi makamları hakkında genel sorumluluğunu gerektirdiği üzerine bina edilmiştir. Kuzey Kıbrıs'ta yaşanan durumda Türkiye'nin sadece kendi otoriteleri ve askerleri tarafından yapılan eylemlerden sorumluğu sınırlandırılamaz. Dolayısıyla Türkiye'nin "sorumluluğu" Sözleşmenin 1 inci maddesi uyarınca geniş tutulmalıdır.
80. Mahkemenin yukarıdaki nedenlere ve üçüncü şahıslar hakkında aşağıdaki gözlemlerine (aşağıdaki 81 inci paragrafa bakınız) paralel olarak varmış olduğu neticeye göre; halihazırdaki başvuru ile yapılan şikayetler Sözleşmenin 1 inci maddesi anlamına göre Türkiye'nin "yetki" alanına girmekte ve davalı Hükümetin sorumluluğunu gerektirmektedir.
81. Başvuru sahibi Hükümetin davalı Hükümetin sorumluluk alanının Kuzey Kıbrıs'taki üçüncü şahısların hareketlerine de etkin olacak genişletilmesi talebini Mahkeme her olayın içinde bulunduğu özel dununa göre değerlendirmeye karar vermiştir. Kendini bu talebi kabul ederek sınırlandırmak istememektedir.
4. İç Hukuk yollarının tüketilmesi hakkında
82. Davalı Hükümet Komisyon önündeki işlemler sırasında, "KKTC"nin bütün şahıslara açık bağımsız bir yargı sistemine sahip olduğunu belirtmiştir. Ayrıca Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumlar ile Moroniteler de birer "KKTC" vatandaşıdırlar ve aynı haklara sahiptirler. Buna örnek olması amacıyla Karpas Bölgesinde yaşayan Kıbrıslı Rumların kazandıkları kimi davalar gösterilmiştir. Ayrıca başvuru sahibi Hükümetin bu kişilerin "KKTC" resmi yargı sistemini tanımamaları için de etkin olarak yönlendirmelerde bulunduğunu belirtmiştir.
83. Başvuru sahibi Hükümet de Mahkeme önünde yukarıdaki argümanlara istinaden itirazlarını gündeme getirmiştir.
86. Komisyon İnsan Hakları Adalet Mahkemesinin Namibya davasında almış olduğu tavsiye kararı (Güney Afrika Cumhuriyetinin Namibyada devam eden varlığının yasal sonuçları hakkında) doğrultusunca, bir devletin varlığı uluslararası kamuoyunda resmen tanınmamış olsa dahi, orada yaşayan insanlar hakkında düzenlenmiş kimi hukuk yollarının yasal olduğu fikrindedir (loc. cit. p.56, § 125).
88. Bu nedenlerden dolayı Komisyon, eski 26 ncı madde uyarınca, davalı Hükümetin Kuzey Kıbrıs'ta olduğunu belirttiği yargı sisteminin "iç hukuk yolu" olduğuna ve idari uygulamalardan kaynaklanan yanlış pratiklerin cereyan ettiği olaylara göre değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir.
99. Mahkeme de Komisyon gibi ihlal edildiği iddia edilen her bir hak incelemesinde bütün kişilerin kendilerine elverişli olan yaptırım yollarını tüketip tüketmediklerini incelemeye karar vermiştir. Ayrıca bu yaptırımların sadece teoride mi kaldığının yoksa pratikte de uygulanıp uygulanmadığını da inceleyecektir.
100. Yukarıdaki nedenlerden dolayı Mahkeme şu aşamada başvuru sahibi Hükümetin, davalı Hükümetin Kuzey Kıbrıs'taki yargı sistemi hakkındaki idari uygulamalar üzerinde yapmış olduğu iddiaların Sözleşmenin 6 ve 13 üncü maddeleri uyarınca incelenmesine gerek olmadığını düşünmektedir.
102. Bu nedenlerden dolayı Mahkeme "KKTC"nde bulunan yargı yaptırımlarının Sözleşmenin eski 26 ncı maddesi uyarınca "iç hukuk yaptırımları" olduğuna ve idari uygulamaların etkinliği konuşundun da her bir özel durum için incelenmesi gerektiğine karar vermiştir.
5. Altı ay kuralının uygulanması hakkında
103. Mahkeme Komisyonun bu konuyu davanın gerçekleri aşamasında ele aldığını ve Mahkeme önünde gerek davalı gerekse başvuru sahibi Hükümetlerin yazılı ya da sözlü olarak bu konuyu Mahkemeye intikal ettirmediğini gözlemlemiştir.
104. Mahkeme de Komisyon gibi başvuru sahibi Hükümetin idari uygulamalar hakkında yapmış olduğu hak ihlali iddialarının, başvurunun yapıldığı tarih olan 22 Kasım 1994'den altı ay öncesi olan 22 Mayıs 1994 tarihinden önceki iddiaları inceleme kapsamına almayacaktır.
II. GERÇEKLERİN ORTAYA ÇIKARILMASI VE DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
105. Mahkeme başvuru sahibi Hükümet tarafından ortaya ablan iddiaların altında yatan gerçekleri bulmak amacıyla yazılı ve bazı durumlarda da, sözlü ifadelere başvurduğunu gözlemlemiştir. Gerekli olan bazı hallerde ise yine Komisyon tarafından hazırlanan 1976 ve 1983 tarihli raporları da dikkate almıştır.
117. Ortaya atılan iddiaların araştırılması her ne kadar Komisyonun görevi olsa dahi, Mahkeme karar aşamasında Komisyonun bulgularıyla tamamen bağlı değildir. Fakat bu alandaki yetkisini de istisnai durumlarda kullanır.
III. KAYBOLAN KIBRISLI RUMLAR VE AKRABALARININ HAKLARININ İHLAL EDİLDİĞİNE DAİR İDDİALAR
A. Kaybolan Kıbrıslı Rumlar
1. Komisyon tarafından belirlenen gerçekler.
119. Mahkemedeki ifadelerin dinlenmesi safhasında başvuru sahibi Hükümet tarafından halihazırda kayboldukları belirtilen kişilerin sayısının 1.485 olduğu ve eldeki delillerin bu kişilerin en son sağ olarak Türk ordusu veya milis güçleri tarafından etkin olarak denetimleri altında bulunan topraklarda tutuklu olarak ya da gözaltında bulundurulduklarını veya gerçek anlamda söz konusu kuvvetlerin denetimi ve sorumluluğu altında bulunduklarını belirtmiştir. Bunlara ilave olarak, Mahkemenin aksine bir delil sunulmadığı müddetçe bu kişilerin sağ oldukları varsayımına göre hareket etmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir.
2. Başvuru sahibi Hükümetin şikayetlerine ilişkin verilen önem
(a) Sözleşmenin 2 inci maddesi
123. Başvuru sahibi Hükümet Mahkemeden, gerek usul olarak gerekse diğer yollarla ortaya koyulan gerçeklerin 2 inci maddenin sürekli bir ihlali durumu bulunulduğuna karar vermesini talep etmiştir. 2 inci maddedeki ifadeler uyarınca:
"1. Herkesin yaşama hakkı kanunlar tarafından korunur..."
136. Mahkemeye sunulan deliller ve gözönünde bulundurulan diğer kriterler doğrultusunca, Mahkeme; hayadan açık bir tehlike altında oldukları anlaşılan bir durumda kayboldukları öne sürülen Kıbrıslı Rumların akıbetlerini ortaya çıkaracak yönde etkin bir çalışma yapmayan Davalı Hükümet tarafından Sözleşmenin 2 inci maddesinin ihlal edilmekte olduğuna karar vermiştir.
(b) Sözleşmenin 4 üncü maddesi
137. Başvuru sahibi Hükümet Mahkemeden, halihazırdaki davanın Sözleşmenin 4 üncü maddesinin açık ihlali olduğunun tespiti ve ilanı yolunda karar vermesini talep etmiştir. 4 üncü maddedeki ifadeler uyarınca:
"1. Hiç kimse esaret ve kölelik altında tutulamaz..."
139. Komisyon, söz konusu zaman içinde kaybolduktan öne sürülen kişilerin halen Türklerin gözetimi altında olduklarını ve 4 üncü maddedeki şartların ihlal edildiğini gösterir açık bir delil olmadığı gerçeğini gözönünde bulundurarak 4 üncü maddenin ihlal edilmediğini belirlemiştir.
140. Mahkeme Komisyonun ortaya koyduğu gerçeklerle aynı fikirdedir. Kendisi de Komisyon gibi kaybolan kişilerin akıbetleri konusunda herhangi bir spekülasyonda bulunmayacağını belirtmiştir. Bunlara ilave olarak da Komisyon tarafından ortaya çıkarılan gerçekleri kabul etmiştir.
141. Müteakiben de, Sözleşmenin 4 üncü maddesinin ihlal edilmediğine karar vermiştir.
(c) Sözleşmenin 5 inci maddesi
142. Başvuru sahibi Hükümet idari uygulamalardan kaynaklanan nedenlerden dolayı davalı Hükümetin Sözleşmenin 5 inci maddesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür. 5 inci maddedeki ifadeler uyarınca:
"1. Herkesin özgürlük ve güvenlik hakkı vardır. Aşağıda mezkur haller ve kanuni usuller dışında hiç kimse hürriyetinden mahrum bırakılamaz.:..."
150. Mahkeme, gözönünde tutulan zaman dilimi dikkate alındığında, davalı Hükümetin idari otoritelerince kaybolduktan iddia edilen Kıbrıslı Rumlardan kaybolma zamanlarında gözaltında olabileceklerine dair bariz iddialar olduğu halde bu kişilerin akıbetlerinin belirlenmesi konusunda etkin bir çalışma yapmadığından dolayı açık ihmallerinden kaynaklanan Sözleşmenin 5 inci maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
151. Mahkeme Komisyonla aynı fikri paylaşarak, gözönünde tutulan zaman diliminde Kıbrıslı Rumlardan kayboldukları iddia edilenlerden gerçekten Kıbrıslı Türk otoriteler tarafından tutuklu olarak bulundurulduklarına dair herhangi bir delile rastlamamıştır.
(d) Sözleşmenin 3, 6, 8, 13, 14 ve 17 inci maddeleri
152. Komisyon yukarıda belirtilen maddeler uyarınca yapılan şikayetlerin başvurunun Mahkeme tarafından kabul edilebilirliğinin kararı aşamasında gözönünde bulundurulamayacağını ve bu nedenden dolayı da incelenmeye alınmayacağını belirtmiştir.
153. Mahkeme, bu nedenlerden dolayı başvuru sahibi Hükümetin Sözleşmenin 3, 6, 8, 13,14 ve 17 inci maddeleri uyarınca kayboldukları iddia edilen Kıbrıslı Rumlar hakkında yapmış olduğu başvuruyu incelemeye almamıştır.
B. Kaybolan Kıbrıslı Rumların Akrabaları
(a) Sözleşmenin 3 üncü maddesi
154. Başvuru sahibi Hükümet, Komisyon tarafından da ortaya konulan nedenlerden dolayı, Mahkemenin Sözleşmenin 3 üncü maddesinde ifadesini bulan;
"Hiç kimse işkence yada gayri insani davranışlara veya küçük düşürücü hareketlere veya cezalara çarptırılamaz."
hükümleri doğrultusunca, kaybolan kişilerin akrabalarının çekmekte oldukları durumun Sözleşmenin 3 üncü maddesinin sadece süregelen bir ihlali değil artarak devam eden bir ihlali olduğuna karar vermesini talep etmektedir.
155. Komisyonun görüşüne göre, başvuru sahibi Hükümet tarafından ortaya konulan şartlar kaybolan kişilerin akrabalarına ilişkin olarak 3 üncü maddenin devam etmekte olan bir ihlali söz konusudur. Komisyona göre, birçok insanın öldüğü veya esir alındığı bir askeri müdahaleden sonra, bu alanların da erişime kapanması veya erişmelerinin imkansız hale geldiği bir durum düşünüldüğünde aile fertlerinden birinin kaybolması durumunun bu kişilerin akrabalarının şüphesiz ki en acı verici bir belirsizliği ve endişeyi duyduktan ortadadır. Bunun ötesinde bu kişilerin ruhsal endişeleri zaman içinde geçmemiştir. Komisyon, kaybolan kişilerin akrabalarının maruz kaldığı uygulamaların 3 üncü madde çerçevesince ele alınan gayri insani muameleler kapsamına alınabileceği görüşüne varmıştır.
157. Mahkeme davalı Hükümetin kaybolan kişilerle ilişkin durumun araştırılması yönünde gereken inceleme ve araştırmaları yapmadığını müşahede etmiştir. 1974 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında yaşanan olaylar esnasında kaybolan kişilerin akıbetleri hakkında herhangi bir bilgi olmaması bu kişilerin akrabalarının zaman içinde unutmalarının mümkün olmadığı bir kalıcı endişe içine itilmişlerdir. Mahkeme, halihazırdaki davanın şartlarını gözönünde bulundurarak, yakınları kaybolan kimi kişilerin bu olayları görmediklerinden ve de davalı Devletin yetkili mercilerine konu ile ilişkin şikayetlerde bulunmadıklarından dolayı 3 üncü maddede ifadesini bulan durumlardan dolayı mağdur olmadıkları sonucuna katılmamaktadır. Askeri operasyonlar neticesinde dikkate değer derecede ölümlerin ve büyük çaplı tutuklanma ve gözaltına alma ile ailelerin zorunlu olarak ayrıldıklarını hatırlatılmaktadır. Akıbetleri otoriteler tarafından açıklanmayanların akrabalarının genel durumları hala dramatik olduğu söylenebilir. Mahkemenin görüşlerine göre, kaybolan kişilerin akrabalarının yüz yüze kaldıkları durumda davalı Hükümetin sessiz kalması yalnızca 3 üncü maddede ifadesi bulunan gayri insani bir davranış olarak kategorize edilebilir.
158. Mahkeme, yukarıdaki nedenlerden dolayı, söz konusu zaman dilimi gözönünde tutulduğunda, kaybolan Kıbrıslı Rumların akrabaları açısından 3 üncü maddenin sürekli olarak ihlal edildiği neticesine varmıştır.
(b). Sözleşmenin 8 ve 10 uncu maddeleri
159. Başvuru sahibi Hükümet Mahkemeye sunduğu başvuruda Ayrıca, davalı Hükümetin kaybolan kişilerin ailelerine ilişkin sürdürdüğü sürekli hatalı davranışların bu kişilerin aile hayatlarına saygısızlık olduğunu ve bilgi edinme haklarının da ihlal edildiğini iddia etmektedir. Başvuru sahibi Hükümet başvurusunda değindiği bu konuların Sözleşmenin 8 ve 10 uncu maddelerine istinaden davalı Hükümetin her iki durumunun da koşullar gözönüne alındığında birer hak ihlali olarak değerlendirilmesini talep etmektedir.
160. Komisyonun görüşüne göre ise bu kapsamda bahsedilen konulara ilişkin değerlendirmeler 3 üncü madde kapsamında ele alınmıştır.
161. Mahkeme Komisyonla aynı yaklaşım içerisindedir. 3 üncü maddeye ilişkin sonuç bölümünün kaybolan kişilerin ailelerine bilgi verilmesindeki aksaklıklarla ilgili değerlendirilmesinin incelenmesi halinde, başvuru sahibi Hükümetin ayrı bir şikayet konusu olarak bunları gündeme getirmesinin gereksiz olacağına karar vermiştir.
IV. YERLERİNDEN SÜRÜLEN İNSANLARIN EV VE MÜLKİYET HAKLARININ İHLAL EDİLDİĞİNE DAİR İDDİALAR
A. Komisyon tarafından ortaya konulan gerçekler.
162. Başvuru sahibi Hükümet Komisyon tarafından ortaya konulan bulguları Mahkemeye sunmuştur (yukarıdaki 30-33. paragraflar). Bu bulgulara istinaden Mahkemeden, ortaya çıkarılan gerçeklerden Sözleşmenin 8 ve 13Uncü maddeleri ile 1 Numaralı Protokolün 1. maddesinin ve bunlara ilintili olarak da Sözleşmenin 14 üncü maddesinin de ihlal edildiğine karar vermesini talep etmiştir. Bunların yanısıra ortaya çıkarılan bu bulguların Sözleşmenin 3, 17, ve 18 inci maddeleri doğrultusunca da incelenmesini talep etmiştir.
163. Mahkeme Komisyon tarafından ortaya konulan bulguların farklı bir açıdan yeniden incelenmesini gerektirecek bir dunun olmadığını düşünmektedir (yukarıdaki 30-33. paragraflar).
164. Mahkeme başvuru sahibi Hükümetin tezlerini Komisyon tarafından ortaya çıkarılan bulgular paralelinde incelemeye karar vermiştir.
B. Başvuru sahibi Hükümet tarafından yapılan şikayetlerin haklılığı açısından
(a). Sözleşmenin 8 inci maddesi
165. Başvuru sahibi Hükümet yerlerinden sürülen Kıbrıslı Rumların yeniden eski yerlerine dönmelerinin engellenmesine neden olan hareketlerin davalı Hükümetin sorumluluğundan kaçınamayacağı kadar açık bir durum olduğunu ve bunun da Sözleşmenin 8 inci maddesinde ifadesini bulan:
"1. Herkesin kendi özel ve aile hayatına, ev ve haberleşme hürriyetine saygıda bulunulması isteme hakla vardır."
"2. Bu hakların kullanılmasının resmi bir makamın müdahalesi demokratik bir cemiyette milli güvenlik, amme emniyeti, memleketin iktisadi refahı, nizamın muhafazası, suçların önlenmesi, sağlığın veya ahlakın ve başkasının hak ve hürriyetlerinin korunması içi zaruri bulunduğu derecede ve kanunla derpiş edilmesi şartıyla vuku bulabilir."
ifadesinin ihlali olduğunu belirtmiştir.
166. Başvuru sahibi Hükümet davalı Hükümetin Kıbrıs'ın ırksal olarak bölünmesi yolunda izlediği politikaların yerlerinden edilen Kıbrıslı Rumlar ve diğer azınlıkların durumların etkilediklerini iddia etmektedir. "KKTC'nin yerlerinden edilmiş olan bu azınlıkların yeniden kuzeyde bulunan yerlerine dönme taleplerini reddetmesinin sadece bunların evlerine ilişkin haklarının değil aynı zamanda aile hayatlarına saygı gösterilmesi hakkında ihlali olduğunu ileri sürmektedir. Son değinilen konu doğrultusunda yürütülen politikalarda ailelerin bölünmesine neden olmuştur.
167. Bunların dışında, başvuru sahibi Hükümet Mahkemeden, davalı Hükümetin adanın kuzeyine büyük oranlarda Türk göçmenlerin getirilmesiyle burada bulunan Rum varlığının ve kültürünün kasti olarak ortadan kaldırılmasına matuf politikalar olarak tanımasını talep etmiştir.
168. Komisyonun görüşüne göre, "KKTC" otoritelerince yerlerinden edilen kişilerin evlerine geri dönüşlerinin engellenmesinin resmi bir politika ve dolayısıyla da idari tasarrufların varlığını ortaya koymaktadır. Bu koşullar altında iç hukuk yollarını tüketilmesini gerektiren bir Sözleşme maddesi bulunmamaktadır.
169. Komisyonun görüşüne göre ortaya konulan gerçekler davalı Hükümetin Sözleşmenin 8 inci maddesinin ikinci paragrafında ifadesi bulunan kamu güvenliği bahanesiyle yapmış olduğu başvurulara rağmen Sözleşmenin 8 inci maddesinin devamlı bir ihlali durumudur. Davalı hükümetin yerlerinden edilen Kıbrıslı Rumların her iki tarafça devam edilmekte olan müzakereler çerçevesinde ele alınacağını bildirmesine rağmen bu görüşmelerin yakın bir anlaşmadan vabeste olması da gözönünde bulundurulduğunda halihazırda Sözleşmeye rağmen durumun haklı kılınmasına neden olamaz.
172. Mahkemenin gözlemlerine göre, "KKTC" resmi makamlarının yerlerinden edilmiş olan kişilerin geri dönme haklarının engellenmesine ilişkin politikaları, aynı resmi makamların güneyde yaşamakta olan Kıbrıslı Rumların adanın kuzeyine yapmak istedikleri ziyaretlerin engellenmesi yolunda bir politika olarak da güdülmektedir. Buna göre, yerlerinden edilmiş kişilerin arkada bıraktıkları evlerine yerleşebilmeleri bir yana bundan ziyaret etmeleri dahi fiziksel olarak engellenmektedir.
174. Mahkeme bu bağlamda şu tespitlerde bulunmak ister. İlk olarak; yerlerinden edilmiş olan kişilerin evlerine saygı gösterilmesi yolunda Sözleşmenin 8 inci maddesi ikinci fıkrasına istinaden yapmış oldukları itiraz yersizdir, ikinci olarak; toplumlararası yapılan müzakereler Sözleşmenin ihlalini gerektirecek bir mazeret olarak gösterilemez, üçüncü olarak da; duruma ilişkin ihlaller 1974 yılından bu yana bir politika olarak uygulandığı için devam ediyor olarak kabul edilmelidir.
175. Bu mütalaalar gözönünde bulundurulduğunda, yerlerinden edilerek Kuzey Kıbrıs'taki evlerine geri dönmelerine müsaade edilmemeleri nedeniyle, Kıbrıslı Rumların Sözleşmenin 8 inci maddesinde ifadesini bulan haklarının sürekli olarak ihlal edilmekte olduğuna karar vermiştir.
176. Mahkeme, Komisyon gibi, başvuru sahibi Hükümetin yerlerinden edilmiş olan kişilerin demografik ve kültürel çevrelerinin manipüle edildiğine ilişkin iddiaları Sözleşmenin Sinci maddesi muvacehesinde incelenmesine gerek olmadığını düşünmektedir.
177. Mahkeme, bunun yanı sıra başvuru sahibi hükümetin ailelerin ayrılmalarına ilişkin yapmış olduğu başvurunun (yukarıdaki paragraf 166) Karpasta yaşayan Kıbrıslı Rumlara ilişkin iddiaları kapsamında incelemeyi düşünmektedir.
(b), 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesi
178. Başvuru sahibi Hükümet davalı Hükümetin yerlerinden edilmiş olan Kıbrıslı Rumların Kuzey Kıbrıs'ta bulunan evlerine dönüşlerinin engellenmesinin bu kişilerin sadece mülkiyetlerine erişim haklarının değil aynı zamanda bu malların kullanılması, satılması, bağışlanması, kiralanması, geliştirilmesi ve bundan faydalanılması gibi haklarını da ihlal ettiğini iddia etmektedir. Başvuruların da 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesi çerçevesinde ele alınan mülkiyetin barışçıl bir şekilde kullanılması hakkının sürekli ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
179. Başvuru sahibi Hükümete göre davalı hükümetin yerlerinden edilen Kıbrıslı Rumların taşınmazlarına erişmelerine ilişkin sistematik ve süregelen bir politika yürütmektedir. Tartışma konusu olan taşınmazların illegal yollarla Türklerin muhtariyetine verildiği iddia edilmekte, ve bunların gerek Kıbrıslı Türkler gerekse Türkiye'den gelen göçebelere legal olarak verilebilmesi için devlet organlarınca işlemler yapılmaktadır. Bu ihlallerden dolayı mağdur kalan kişilere ise hiçbir surette tazminat ödenmemiştir.
181. Komisyonun gözlemlerine göre başvuru sahibi Hükümetin şikayetleri temelde "KKTC' resmi makamlarının uygulamaları ve ilgili "kanuni düzenlemelere" ilişkindir. Bu bağlamda mağdur durumda kalan Kıbrıslı Rumların iç hukuk yollarını kullanmalarına ve Kuzey Kıbrıs'ta bulunan mallarının alınması nedeniyle yaptırım uygulatabilmelerine imkan bulunmamaktadır.
183. Komisyon, temelde Mahkeme tarafından Loizidou davasında ortaya koyduğu kriterleri gözönünde bulundurarak, Kuzey Kıbrıs'ta mallan bulunan Kıbrıslı Rumların bu mallara erişmelerine, kontrol etmelerine, kullanmalarına ve faydalanmalarına engel olunmakla birlikte mülkiyet haklarının ihlal edilmesinden dolayı da herhangi bir tazminat ödenmediği için 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesinde ifade edilen hakların sürekli olarak ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
184. Mahkeme, Komisyonun analizleriyle aynı fikirde bulunmaktadır. Mahkemenin gözlemlerine göre Komisyonun "KKTC" resmi makamlarının en azından 1989 Haziran'ından bugüne değin Kıbrıslı Rumların Kuzey Kıbrıs'ta bulunan mallarına ilişkin mülkiyet haklarını tanımadığını tespit etmiştir (yakarıdaki paragraf 32). "KKTC" Anayasasının 159 uncu maddesi ve 52/1995 sayılı kanunlar da bu uygulamaları legal olarak desteklediği için söz konusu kişilerin iç hukuk yolları ile bu haklarını güvenlik altına almalarına imkan bulunmamaktadır.
185. Mahkemenin daha önceden de vurguladığı üzere, yerlerinden edilen kişilerin eski evlerine dönmelerinin engellenmesi "KKTC" resmi makamlarınca uygulanan bir politika ve uygulamadır. Bu nedenden dolayı söz konusu şartlar altında iç hukuk yollarının tüketilmesi gerekliliği şartının uygulanmasına gerek bulunmamaktadır.
188. Mahkeme davalı Hükümetin Komisyon önündeki savunmasında bu hak ihlal edici uygulamaları haklı çıkarmak amacıyla toplumlararası müzakerelerin devam etmekte olduğunu ve Kıbrıslı Türk mültecilerin yeniden evlere yerleştirilmeleri gereklerini öne sürmüştür. Bununla birlikte davalı Hükümet benzer savunmaları Loizidou davasında da yapmış ve mahkeme safhasında reddedilmiştir. Bu nedenlerden dolayı Mahkeme halihazırdaki davada bu tezleri yemden niceleme gereğini duymamaktadır.
189. Yukarıdaki nedenlerden dolayı Mahkeme Kuzey Kıbrıs'ta malları bulunan Kıbrıslı Rumların bunları kontrol edebilmek, kullanabilmek ve faydalanmak amacıyla erişmelerinin engellenmesi ve mülkiyet haklarını ihlal edildiğinden dolayı herhangi bir tazminat ödenmemesi nedenlerinden dolayı 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesinde ifade edilen haklarının sürekli olarak ihlal edilmekte olduğuna karar vermiştir.
(c). Sözleşmenin 13 üncü maddesi
190. Başvuru sahibi Hükümet Davalı Hükümetin Sözleşmenin 8 inci maddesi ve 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesinde ifadeleri bulunan haklara ilişkin ihlallerin tazminatı konusunda bariz olarak uygulamamakta olduğu etkin ve gerekli politikalardan dolayı Sözleşmenin 13 üncü maddesini de ihlal ettiğini ileri sürmektedir.
192. Komisyon 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesi ve Sözleşmenin 8 inci maddesi uyarınca ele aldığı yerlerinden edilmiş kişilere ilişkin bulgulara referans vererek bunların idari pratikler açısından hak ihlali olduğuna ve bu maddeler uyarınca yaşanılan hak ihlallerinin netice olarak Sözleşmenin 13 üncü maddesinin de ihlali anlamına geldiğini belirtmiştir.
194. Mahkeme de Komisyonla aynı fikirde olup davalı Hükümetin Kıbrıslı Rumların Kuzey Kıbrıs'ta ikamet etmelerine izin vermediği ve Sözleşmenin 8 inci maddesi ile 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesini ihlal ettiğinden dolayı Sözleşmenin 13 üncü maddesini de ihlal ettiği sonucuna varmıştır.
(d). Sözleşmenin 8 ve 13 üncü maddeleri ile 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesi paralelindeki Sözleşmenin 14 üncü maddesi
195. Başvuru sahibi Hükümet söz konusu olan idari pratiklerden "kanun" ve "anayasal sınırlamaların sadece Sözleşmenin 8 inci maddesi ile 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesini değil aynı zamanda Kuzey Kıbrıs'ta yaşamayan Kıbrıslı Rumların da Sözleşmenin 14 üncü maddesi uyarınca haklarını ihlal ettiğini belirtmektedir.
197. Başvuru sahibi Hükümet başvurusunun ilerleyen kısımlarında, ayrımcılık üzerine kurulan uygulamalar açısında davalı Hükümetin Yunanlıların ve Kıbrıslı Rumların mülkiyet haklarına ilişkin çözümlerde pratikte hatalı davrandığını iddia etmekte ve bu durumun da Sözleşmenin 13üncü maddesi ile birlikte 14 üncü maddesinin de ihlali olduğunu ileri sürmektedir.
198. Komisyon Sözleşmenin 8 inci maddesi ile 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddeleri paralelinde yapılan hak ihlallerinin Yunanlı Rumların Kuzey Kıbrıs'ta yaşamamakla birlikte salt bu sınıftan insanlar oldukları için kendilerine uygulandığı sonucuna varmıştır. Bunun doğrultusunda da Sözleşmenin 8 inci maddesi ile 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddeleri ile birlikte 14 üncü maddenin de ihlal edildiğini belirtmiştir.
199. Mahkemenin görüşüne göre, halihazırdaki davanın şartları gözönünde bulundurulduğunda, başvuru sahibi Hükümetin yapmış olduğu bu şikayetler her ne kadar, farklı bir açıdan bakıldığında, farklı konular içerisinde değerlendirilse de, bu şikayetlerin Sözleşmenin 8 inci ve 13 üncü maddeleri ile 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddeleri çerçevesinde değerlendirildiği yolundadır. Mahkeme bu maddelerin ihlal edildiği tespit etmiştir. Ayrıca bu konuların 14 üncü madde çerçevesinde yapılan hak ihlalleri olarak yeniden ele alınmasına gerek olmadığı görüşündedir.
(e). Sözleşmenin 3 üncü maddesi
201. Başvuru sahibi Hükümet, kendi görüşlerine göre, Mahkemeden, kişilerin salt etnik ve ırksal kökenlerine göre aleni olarak yapılan uygulamaların ve Sözleşme ile belirlenen haklarının ihlal edilmesinin gayri insani bir davranış olması ve insan onuruna aykırı olduğundan dolayı 3 üncü maddenin ihlal edildiğine karar vermesini talep etmektedir.
202. Komisyon söz konusu olan ayrımcılığın 14 üncü madde uyarınca ortaya çıkarılan gerçekler dışında 3 üncü madde çerçevesinde de ele alınmasını gereksiz görmektedir.
203. Yukarıdaki bölümlerde konu hakkında yapmış olduğu değerlendirmeleri de gözönünde tutan Mahkeme iddia edilen ihlallerin Sözleşmenin 3 üncü maddesinin de ihlali anlamına gelmediği inanmaktadır.
(f). Sözleşmenin 17 ve 18 inci maddeleri
204. Başvuru sahibi Hükümet ortaya çıkarılan gerçeklerin Sözleşmenin 17 ve 18 inci maddelerinin de ihlali olduğunu iddia etmektedir.
205. Başvuru sahibi Hükümet özellikle Kıbrıslı Rumların Sözleşme tarafından garanti altına alınmış olan kişisel hak ve özgürlüklerinin davalı Hükümet tarafından sınırlanmasından dolayı 17 nci maddenin ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Bunun ötesinde de Sözleşmede belirtilen hakların sınırlandırılması konusunda da kendilerine belirlenen sınırlar dışında davranarak 18 inci maddeyi ihlal ettiğini iddia etmektedir.
206. Mahkeme başvuru sahibi Hükümetin Sözleşmenin 8 inci ve 13 üncü maddeleri ile 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesi uyarınca bu konudaki şikayetleri değerlendirdiği için bunları ayrıca değerlendirmeye almaya gerek görmemektedir.
V. KUZEY KIBRIS'TA YAŞAYAN KIBRISLI RUMLARIN HAYAT ŞARTLARINDAKİ İHLALLERE İLİŞKİN YAPILAN İDDİALAR
207. Başvuru sahibi Hükümet kuzeyde yaşayan Kıbrıslı Rumların yaşama koşullarını Sözleşmenin ihlali durumunda olduğunu ileri sürmektedir, özellikle Kuzey Kıbrıs'ın Karpas bölgesinde yaşayan Kıbrıslı Rumların maruz kaldıkları uygulamaların etnik temizlik amacına yönelik olduğu iddia edilmektedir.
208. Başvuru sahibi Hükümet Sözleşmenin 2, 3, 5, 6, 8, 9, 10, 11, 13, 14 üncü maddeleri ile 1 Numaralı Protokolün 1 ve 2 nci maddelerin gözönünde bulundurulmasını istemektedir.
A. Komisyon taftadan ortaya çıkarılan gerçekler
209. Başvurunun geneline matuf olarak başvuru sahibi Hükümet Komisyonun özellikle bazı şikayetler üzerinde tanık ifadelerine gereken ağırlığı vermediği için Sözleşme maddelerinin ihlal edilmediği yolunda verdiği karartan hatalı bulmaktadır. Bunun ilerisinde de sayılan sınırlı tutulan tanıkların da Komisyon delegasyonun ulaşamadıklarını ve bunların konulara ilişkin ifadelerine gereken şekilde önem verilmediğini ileri sürmektedir.
210. Başvuru sahibi Hükümet bu nedenlerden dolayı Mahkemenin Komisyon tarafından ortaya konulan gerçekleri incelerken bu eksiklikleri gözönünde bulundurmasını talep etmektedir.
211. Mahkeme Komisyonun ortaya koyduğu gerçekleri her iki tarafın ifadelerini dinledikten sonra oluşturduğunu hatırlatarak, başvuru sahibi Hükümetin, Komisyonun tanıkları dinlenmesinde ayrımcılık yaptığı fikrine katılmamaktadır. Ayrıca gerçekler ortaya çıkarılırken Komisyonun "Karpas Dosyasına" ve BM Genel sekreterliğinin hazırladığı ilerleme raporunu da gözönünde bulundurduğu belirtilmiştir.
212. Mahkeme başvuru sahibi Hükümetin Komisyon tarafında ortaya konulan çoğu gerçekleri kabul etmesi ve bazı detay sonuçlara itiraz etmesini gözönünde tutmuş ve fakat bu itirazların Komisyon sonuçlarına önemli derecede etki yapmayacağından bunları ayrıca değerlendirmeye gerek olmadığı görüşündedir.
214. Mahkeme, Komisyonun Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumlara ilişkin şikayetleri genel olarak Sözleşmenin 3, 8 ve 14 üncü maddeleri çerçevesinde ele aldığını ve bu kişilerin hayat koşullarına ilişkili spesifik durumların da Sözleşmenin ilgili maddelerinde incelediğini belirtmektedir.
215. Bu nedenlerden dolayı mahkeme Komisyonun yaklaşımını takip edecektir.
B. Başvuru sahibi Hükümet tarafından yapılan şikayetlerin haklılığı açısından
(a) Sözleşmenin 2 nci maddesi
216. Başvuru sahibi Hükümet mahsur durumda bulunan Kıbrıslı Rumların sağlık hizmetlerine ulaşmalarının engellenmesini Sözleşmenin 2 nci maddesinin ihlali anlamına geldiğini ileri sürmektedir.
218. Komisyonun bulgularına göre Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların sağlık hizmetlerine erişebilmeleri için herhangi bir engel çıkartılmadığı için 2 nci maddenin ihlali de söz konusu değildir. Bazı ferdi aksaklıklar olmakla birlikte bu konuda genellemeye gidilmesinin doğru olmayacağı vurgulanmıştır.
219. Mahkeme, Komisyonun "KKTC" resmi makamlarının söz konusu kişilerin sağlık hizmetlerine ulaşabilmeleri veya böylesi bir talep karşısında kasti olarak gerekli tedbirleri almadığı yolunda herhangi bir bulguya rastlanmadığını hatırlatarak, vaki olan birkaç ferdi durumdan dolayı Sözleşmenin 2 nci maddesinin ihlali yolunda bir değerlendirmede bulunmamın mümkün olmadığı görüşündedir.
221. Mahkeme, Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların sağlık hizmetlerine erişmelerinin engellendiği yolunda ortaya atılan iddialardan dolayı Sözleşmenin 2 nci maddesine aykırı hareket edilmediğine karar vermiştir.
(b). Sözleşmenin 5 inci maddesi
223. Başvuru sahibi Hükümet bulunan delillerin mahsur durumda bulunan Kıbrıslı Rumların kişisel güvenliklerinin bazı uygulamalar açısından ihlal edildiğini bunun da Sözleşmenin Sinci maddesinin ihlali anlamına geldiğini iddia etmektedir.
225. Komisyon söz konusu zaman içerisinde mahsur durumda olan Kıbrıslı Rumlardan hiçbirini aktif olarak tutuklu bulunduklarına ya da bunların kişisel güvenliklerinin sürekli bir tehdit altında olduğuna ilişkin delil bulunmadığını belirtmekte ve bu nedenlerden dolayı Sözleşmenin Sinci maddesinin ihlalinin söz konusu olmadığını vurgulamaktadır.
226. Mahkeme bahsedilen konuların Sözleşmenin 5 inci maddesinden ziyade Karpas'da yaşayan Kıbrıslı Rumların genel hayat koşullarını incelendiği 5 inci madde çerçevesinde bahsedilmesi gerektiğini düşünmektedir (aşağıdaki 281 inci paragrafa bakınız).
227. Yukarıda belirtilen nedenden dolayı Mahkeme Sözleşmenin 5 inci maddesinin ihlal edilmediğine karar vermiştir.
(c) Sözleşmenin 6 ncı maddesi
228. Başvuru sahibi Hükümet daha önceki bölümlerdeki öncelikli konular başlığı altındaki iç hukuk yollarındaki yaptırımlara ilişkin argümanlarına referansta bulunarak (yukarıdaki 83-85inci paragraflara bakınız). Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların kanuni yollarla bağımsız ve tarafsız olarak kurulmuş mahkemelerden medeni hak ve yükümlülüklerine ilişkin haklarının kullandırılmasına engel olunduğunu iddia etmektedir. Bu nedenden dolayı da Mahkemeden Sözleşmenin 6 ncı maddesinin ihlal edilmekte olduğuna dair karar vermesini talep etmektedir.
229. Başvuru sahibi Hükümet, Komisyonun kuruluşunun temelinde yasal olmayan "KKTC" mahkemelerinin bu özelliğini gözönünde bulundurmamasını eleştirmektedir. Bu nedenden dolayı bu mahkemelerin 6 ncı maddede ifadesini bulan "kanuni yollardan kurulmuş" mahkeme kriterine uymayacağım iddia etmektedir. Ne yazık ki Komisyon hatalı olarak "KKTC mahkemelerinin" yeterli ve yasal bir temele sahip olduğunu düşünmektedir. Bunun ötesinde Kıbrıslı Rumların açık olarak mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusundaki şikayetlerine de gerekli önem verilmemiştir. Bu konuya eklenebilecek gerçeklerden bir kaçı ise; öncelikle konuların mahkemeye intikal ettirilebilmesi için hiçbir adli yardım bulunmamakta, ve ikinci olarak da resmi makamlar ortada bulunan mahkeme kararlarını öncelikle kendileri uygulamayarak bu kararların Türk mülteciler tarafından da etkin olarak uygulanabilirliğine engel olmaktadır. Başvuru sahibi Hükümetin başvurusunda adaletin işlerliğine ilişkin bu bulgular "Karpas Dosyası" delilleriyle de pekişmektedir.
230. Komisyon ortada bulunan gerçekleri değerlendirerek Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların yasal şikayetlerinin "KKTC' mahkemelerine intikal ettirmelerine ilişkin engellemeler olmadığını tespit etmiştir. Komisyon sonuç kısmında, başvuru sahibi Hükümetin "KKTC mahkemelerinin adalet sistemine erişmenin engellenmesine yönelik uygulamalar olmadığına itiraz etmediğini belirtmektedir.
231. Başvuru sahibi Hükümetin "KKTC' mahkemelerinin 6 ncı maddede belirtilen esas ve kriterlere uymadığına ilişkin geçerliliği konusuna gelince de, öncelikle, "KKTC" mahkemelerinin işleyen sistem içerisinde bağımsızlıkları ve tarafsızlıkları ile yargıçların objektif ve sübjektif olarak tarafsızlıklarına ilişkin herhangi bir şüphe bulunmamakta, ikinci olarak da, "KKTC'nin uluslararası alandaki devlettik statüsü tartışılır olsa bile bu mahkemeler "KKTC" iç hukukuna göre hareket etmektedirler. Komisyon bu tezine dayanak olarak Uluslararası Adalet Divanının Namibya davasında aldığı Tavsiye Kararını göstermektedir. Ayrıca, Kuzey Kıbrıs'ta halihazırda bulunan yargı sisteminin Güney Kıbrıs'ta olduğu gibi Anglo-Saxon yargı sistemi olduğunu ve bunun da 1974 olaylarından önce de aynı şekilde bulunduğu hatırlatılmaktadır.
232. Bu sayılanlar doğrultusunda Komisyon Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların Sözleşmenin 6ncı maddesinde ifadesi bulunan haklarının ihlal edilmediğine karar vermiştir.
234. Mahkeme Kıbrıslı Rumların "KKTC" sivil mahkemelerine başvurularının idari yollarla engellendiği yolundaki iddiaları başvuru sahibi Hükümetin kendi çelişkisi olduğunu gözlemlemektedir. Bununla beraber bu iddialar delegasyon tarafından dinlenen tanık ifadeleriyle, hatta başvuru sahibi Hükümet tarafından gösterilen tanıkların ifadeleriyle dahi çakışmaktadır. Ayrıca, Komisyona sunulan yazılı ifadelerle de çelişki göstermektedir. Nadiren de olsa Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların yerel sivil mahkemeler önünde ırk, dil ve etnik kökene bakılmaksızın mülkiyet haklarının korunması yolunda kararlar aldırdıkları mevcuttur (yukarıdaki 39 uncu paragrafa bakınız). Komisyon bu gerçekler doğrultusunda karar vermiştir. Mahkeme de Komisyon kararlarıyla çatışmamaktadır.
235. Mahkeme Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların, seyahat özgürlüklerinin kısıtlanması ya da kuzeyde bulunan mallarını güneydeki aile üyelerine bağışlayamama gibi bazı hallerde "KKTC" mahkemeleri tarafından mağdur bırakılmalarının 6 ncı maddede ifadesini bulan idari yanlışlar çerçevesinde değil fakat Sözleşmenin 13 üncü maddesi ve bununla ilişkin Sözleşmenin ve Protokolün ilgili maddelerinde ifadesini bulan hakların ihlali olduğunu düşünmektedir.
236. Başvuru sahibi Hükümetin "KKTC' mahkemelerinin hukuksallığı yönündeki itirazları hakkında ise, Mahkeme aynı tarafın halihazırdaki dava ile ilişkin olarak öncelikli konular başlığı altında da gündeme getirdiğini gözlemlemekte ve iç hukuk yollarının tüketilmesi gerekliliğini vurgulamaktadır. Mahkeme, "KKTC"nin uluslararası platformdaki durumuna bakılmaksızın yaptırımlar ve sivil davalar için öncelikli olarak iç hukuk yollarının tüketilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
237. Mahkeme, Komisyona sunulan delillere bakarak (yukarıdaki 39 uncu paragrafa bakınız) "KKTC'nde "iç hukuk" kurallarıyla belirlenmiş sivil hak ve yükümlülüklerin çözüldüğü ve bu yolların Kıbrıslı Rum nüfusuna da açık olan ve işleyen bir adalet mekanizmasının varlığını gözlemlemiştir. Komisyonun gözlemlerine göre işler durumda bulunan adalet mekanizması güney Kıbrıs'taki durumla benzerlik göstermektedir (yukarıdaki 231 inci paragrafa bakınız). Mahkemeye göre, "KKTC'inde bulunan mahkeme sistemi "sivil hak ve yükümlülüklere" ilişkin dava konularım çözmek üzere "anayasal ve kanuni temellere" dayanılarak "kanunlarla kurulmuş" olan bir adalet sistemi olarak kabul edilmelidir.
238. Mahkeme ayrıca bu konuya ilişkin yapmış olduğu bu yorumlara "KKTC"nin devletlik statüsünü tanımayla ilgili bir durum oluşturmayacağını eklemek ister (yukarıdaki 61, 90 ve 92 nci paragraflara bakınız).
240. Yukarıda sayılan nedenlerden dolayı Mahkeme Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların Sözleşmenin 6ncı maddesinde ifadesini bulan haklarının ihlal edilmediğine karar vermiştir.
(d) Sözleşmenin 9 uncu maddesi
241. Başvuru sahibi Hükümet ortaya çıkarılan gerçeklerin mahsur durumda olan Kıbrıslı Rumların Sözleşmenin 9 uncu maddesinde ifadesini bulan dinlerini yaşama haklarının ihlal edildiğini iddia etmektedir.
242. Başvuru sahibi Hükümet söz konusu nüfusun 9uncu madde çerçevesinde haklarının "KKTC'nin seyahat etme özgürlükleriyle birlikte ibadet yerlerine gitmeyi de engellediği için ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Başvuru sahibi Hükümet ayrıca "KKTC"nin bölgeye daha fazla din adamı göndermesini de kınamaktadır. Komisyonun ortaya koyduğu delillere dayanarak da 9uncu maddedeki haklarının ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
243. Komisyonun gözlemlerine göre uygulanmakta olan bir dizi tedbirler söz konusu nüfusun ibadet yerlerine gitmelerine engel olmaktadır. Ayrıca, "KKTC" resmi makamları bölgeye fazladan din adamı gönderilmediğini ve tüm Karpas bölgesinde sadece bir din adamının görevli olduğunu belirtmiştir. Komisyona göre bu uygulamalar Rum Ortodoks kilisesinin normal olarak organize olmasına ve ayinlerini yapmalarına engel olduğu için Sözleşmenin 9 uncu maddesi ihlal edilmektedir. Komisyonun görüşüne göre şikayet nedeni olan tedbirlerin kaldırılması yolunda etkin yaptırımlar bulunmamaktadır.
244. Tüm bunlara göre Komisyon Kuzey Kıbrıs'ta yaşamakta olan Kıbrıslı Rumların Sözleşmenin 9 uncu maddesinde ifade edilen haklarının ihlal edilmekte olduğu sonucuna varmıştır.
245. Mahkeme başvuru sahibi Hükümet tarafından da itiraz edilmeyen Komisyonun bulgularını kabul etmektedir. "KKTC"nin uygulamakta olduğu kısıtlamalardan dolayı söz konusu zaman içinde Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların özellikle köylerinden dışarıda bulunan ibadethanelerine gidemedikleri gözlemlenmiştir.
246. Mahkeme sonuç olarak Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların Sözleşmenin 9 uncu maddesinde ifade edilen haklarının ihlal edildiği kararına varmıştır.
(e) Sözleşmenin 10 uncu maddesi
248. Başvuru sahibi Hükümet "KKTC" resmi makamlarının okul kitapları üzerinde aşırı bir sansür uyguladığını, Yunanca kitap ve gazetelerin ithal edilmesini yasaklandığı ve kendilerince onaylanmayan tüm kitap ve gazetelerin dolaşımının engellendiğini ileri sürmektedir. Başvurularında bu uygulamaların Sözleşmenin 10 uncu maddesinde ifade edilen haklarının ihlal edilmekte olduğunu iddia etmektedirler.
250. Komisyon söz konusu zaman dilimi içerisinde Kıbrıslı Türk resmi makamlarının birçok okul kitabını Kuzey Kıbrıs'ta yaşamakta olan iki etnik grup arasındaki düşmanlık duygularını arttıracağı gerekçesiyle sansürlediğini yada dağıtımına engel olduğunu belirleyerek Sözleşmenin 10 uncu maddesinin ihlal edildiğini gözlemlemiştir.
251. Diğer yandan Komisyon okul kitapları haricinde diğer elektronik medya, gazete ve kitapların dağıtımı konusunda herhangi bir engellemenin olmadığını tespit etmiştir.
252. Mahkeme Komisyon tarafından ortaya konulan gerçekleri kabul ettiğini bir kez daha hatırlatmak ister (yukarıdaki 212 nci paragraf bakınız). Bu doğrultuda da "KKTC" resmi makamlarını okul kitaplarının dağıtımından önce uyguladığı sansürden dolayı Sözleşmenin 10 uncu maddesini ihlal ettiğine karar vermiştir. Göz önünde bulundurulması gereken bir diğer nokta ise davalı Hükümetin Komisyon önündeki ifadelerinde bu engellemeleri haklı çıkaracak yasal nedenler ortaya koyamadığı gerçeğidir.
253. Mahkeme ayrıca Ledra Palas kontrol noktasında yaşanan Yunanca kitaplara münferit el koyma olayının da genelleme yapılamayacağına inanmaktadır.
254. Bu nedenlerden dolayı Mahkeme söz konusu zaman içerisinde Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların okullarında okutulmak üzere gönderilen okul kitaplarına aşırı derecede sansür uygulandığı için bu kişilerin Sözleşmenin 10 uncu maddesinde ifadesi bulunan haklarının ihlal edildiğine karar vermiştir.
(f) Sözleşmenin 11 inci maddesi
255. Başvuru sahibi Hükümet bu başlık altında yapmakta olduğu şikayetlerin konusunun Karpas'da yaşayan Kıbrıslı Rumların Sözleşmenin 11 inci maddesinde ifadesini bulan özgür toplanma haklarının ihlal edildiği yolunda olduğunu bildirmektedir.
256. Başvuru sahibi Hükümet, Komisyonun davalı Hükümet tarafından uygulamakta olduğu politika ile mahsur durumda olan nüfusun toplantı ve özel gösterilere katılmalarının engellenmesi yolundaki uzun vadeli politikalarına gereken önemi vermediğini belirtmektedir.
257. Başvuru sahibi Hükümet ayrıca zikredilen şikayet konusunun Kıbrıslı Rumların köylerinin dışında serbest olarak bir araya gelmelerinin engellenmeleri bakımından da Sözleşmenin 8 inci maddesinin de ihlali anlamına geldiğini ileri sürmektedir.
258. Komisyon başvuru sahibi Hükümet tarafından ortaya atılan iddiaları, söz konusu toplumun sosyal bağlarını arttırmak amacıyla özgür olarak teşkilatlanan kuruluşlara katılmalarının engellendiği yolunda olduğu anlayışından yola çıkmaktadır. Komisyon zikredilen zaman dilimi içerisinde yukarıda tanımlanan hakkın herhangi bir yönden ihlal edildiği yolunda hiçbir bulguya rastlamamıştır. Bu yüzden de söz konusu şikayetler hakkında iç hukuk yollarınca herhangi bir yaptırım uygulanıp uygulanmadığı konusunu da incelemeye gerek bulmamıştır.
260. Mahkeme başvuru sahibi Hükümet tarafından ortaya koyulan sorunların Komisyonca tarafsız bir biçimde incelendiğini belirtmektedir. Komisyon söz konusu zaman içinde Kıbrıslı Rumların toplanma ya da sosyal kuruluşlar kurarak bunlara katılmalarına engelleyici hiçbir "KKTC" uygulamasına rastlamamıştır (yukarıdaki 258 inci paragrafa bakınız).
261. Komisyon gibi Mahkeme de bu sorunların çözümü adına herhangi bir iç hukuk yolunun kullanılıp kullanılmadığının ya da tüketilmiş olduğunu da incelemeye almayacaktır.
263. Mahkeme Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların Sözleşmenin 11 inci maddesinde ifadesini bulan serbest toplanma haklarının ihlal edilmediğine karar vermiştir.
(g) 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesi
264. Başvuru sahibi Hükümet Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların ve Maronitelerin 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesinde yer alan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Davalı Hükümetin adı geçen toplumlardan ölmüş olanların ya da adanın kuzeyinden kesin olarak ayrılanların mallarına yasadışı yollarla müdahale ettiği iddia edilmektedir. Bunun ötesinde toprak sahiplerinin köylerinden 3 milden uzak olan topraklarına erişimleri engellenmiştir. Başvuru sahibi Hükümet, Mahkemeden Komisyonun 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesinin bu nedenlerden dolayı ihlal edildiğine dair ortaya koyduğu sonucun benimsenmesi yolunda karar vermesini talep etmektedir.
265. Bunun üçüncü şahısların söz konusu toplumlara üye kişilerin mallarının nerede olduğuna bakılmaksızın müdahalelerde bulunulduğunu ve bunların da "KKTC" resmi makamlarınca engellenmediğini dile getirmektedirler. Başvuru sahibi Hükümetin görüşüne göre, Komisyon önüne getirilen gerçekler "KKTC" polis kuvvetlerinin, 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesinde bulunan pozitif uygulamalarına rağmen, üçüncü şahıslar tarafından bu kişilerin malların karşı yapılan soygun, izinsiz bulunma ve mala zarar gibi suçlarını işlemelerine tolerans gösterdiğini belirtmektedir. Ne yazık ki Komisyon ortada olan bariz delillere rağmen bu hakların ihlal edilmediğine dair tespitte bulunmuştur. Başvuru sahibi Hükümet bu özel konuda Mahkemeden Komisyonun bulgularının aksine bir karar vermesini talep etmektedir.
266. Komisyon söz konusu zaman diliminde Kıbrıslı Rumların mallarının hatalı olarak başkalarına verildiğine ya da bu kişilerin mallarının "KKTC anayasasının 159 uncu maddesine" göre "terkedilmiş topraklar" kapsamına alınmadığını gözlemlemiştir (yukarıdaki 184 üncü paragrafa bakınız). Ayrıca bu konuda "yerel" mahkemelere iç hukuk yollarıyla başvuran kimi Kıbrıslı Rumların da şikayetlerinden olumlu sonuçlar alındığı da görülmüştür. Bununla birlikte tamamen Güney Kıbrıs'ta yaşamak amacıyla ayrılan Kıbrıslı Rumlar adanın kuzeyinde bulunan mallarının yasal sahipleri olarak kabul edilmemişlerdir. Bu kişilerin durumları yukarıda bahsedilen yerlerinden edilmiş olan kişilerin durumundan (yukarıdaki 187 inci paragrafa bakınız), farklıdır çünkü bu kişiler için herhangi bir yaptırım yolu bulunmamaktadır.
267. Öncelikle Komisyon güneyde yaşayan Kıbrıslı Rumların kuzeyde yaşayıp da ölen yakınlarına ait mallara ilişkin miras haklan için "KKTC" mahkemelerine yasal yollara başvurduktan yolunda ikna olmamıştır. Davalı Hükümet de bu çeşit malların "iç hukuk kurallarına" göre "terkedilmiş" sayılmayacağına dair Komisyonu tatmin edememiştir. Her ne yolla olursa olsun Komisyon açısında bu çeşit "kuralların" varlığı ve uygulanması da mektubun ve de 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesinin ruhuna aykırıdır.
268. Başvuru sahibi Hükümetin, üçüncü şahısların yasadışı faaliyetlerine ilişkin "KKTC" resmi makamları hakkında yapmış olduğu şikayetlere dair de bulguya rastlamamıştır. Bunun aksine bu doğrultuda yapılan bazı şikayetlerin şikayet sahipleri lehine sonuçlandırıldığını ve bu tür kararların da giderek artmakta olduğu gözlemlenmiştir.
269. Mahkeme kuzeyden göçerek güneye yerleşen Karpaslı Rumlar ile yerlerinden edilmiş olan Kıbrıslı Rumların malları arasında "KKTC" resmi makamları tarafından ayrım yapılmadığını ve öncekilerinin mallarının da "KKTC" tarafından "terkedilmiş" olarak kabul edildiğini belirtmektedir. Mahkemenin görüşüne göre ortaya konulan bu gerçekler 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesinin ihlal edildiği yolundadır.
270. Mahkeme ayrıca, bu şikayetlerin ortaya koyduğu bir diğer konu ise, kuzeyde yaşayan Kıbrıslı Rumların taşınmazlarının bu kişilerin ölümleri halinde miras olarak bırakamadıklarını ve bu malların "terkedilmiş mal" kapsamında tutularak resmi makamlara kaldığını gözlemlemiştir. Davalı Hükümet tarafından ise Komisyona bu ölen kişilerin mirasçılarının miras haklarının sağlanması yolunda mahkemelere şikayette bulunabilecekleri belirtilmiştir. Mahkeme de Komisyon gibi yasal yollarla bu konuda herhangi bir ilerleme sağlanabileceği fikrinde değildir. Bunun yanı sıra ölen kişilerin güneyde yaşayan mirasçılarının da kendilerine miras yoluyla kalan bu mallara erişimleri fiziksel olarak mümkün görülmemektedir. Bu nedenlerden dolayı güneyde yaşayan Kıbrıslı Rumların 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesinin miras edinme hakları, bu kişilerin akrabaları olarak tanınmamaları açısından da ihlal edilmektedir.
271. Başvuru sahibi Hükümetin Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan söz konusu toplumların mallarına karşı işlenen suçlara ilişkin "KKTC" resmi makamlarınca herhangi bir koruma ya da yaptırım yapılmadığı yolundaki iddiaları ise Mahkeme tarafından yeterli delil olmadığından değerlendirilmeye alınmayacaktır. Komisyonun sözlü ifadeleri dikkatlice incelediğini ve fakat bunların neticesinde bir hak ihlali olduğu sonucuna ulaşamadığını belirtmektedir. Mahkeme Komisyonun vardığı bu sonuçla aynı fikirdedir. Ayrıca "KKTC iç hukukuna" göre, kişilerin kendilerine karşı işlenen suçların kovuşturulması açısından da herhangi bir engel bulunmamaktadır. "KKTC" mahkemelerinin bu şikayetçilerin lehinde kararlar verdikleri de görülmektedir, önceden de belirtildiği üzere, söz konusu zaman diliminde şikayet konusunu oluşturan mahsur kalkmış nüfusun sivil davalarının mahkemeye intikal ettirebilmelerini engeller mahiyette herhangi bir idari sınırlandırmaya rastlanmamıştır (yukarıdaki 240 ıncı paragrafa bakınız).
272. Tüm bunlara göre Mahkeme, Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların mallarına karşı üçüncü kişilerce yapılan müdahaleler neticesinde 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesinde değinilen haklarının ihlal edilmediğine karar vermiştir.
(h) 1 Numaralı Protokolün 2 nci maddesi
273. Başvuru sahibi Hükümet Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların ortaokul çağındaki çocuklarını kendi dini ve felsefi görüşleri doğrultusunda ortaokula gönderemedikleri için 1 numaralı Protokolün 2 nci maddesinde ifadesi bulunan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
275. Komisyon daha önceleri Kıbrıslı Rum çocukları için müsait durumda olan ortaokul eğitim faaliyetlerinin Kıbrıs Türk otoriteleri tarafından kaldırıldığını gözlemlemiştir. Bu nedenden dolayı Kuzey Kıbrıs'ta yasamakta olan Kıbrıslı Rumların çocuklarını kendi kültürel ve etnik kimliklerine uygun şekilde Yunanca diliyle eğitememekten şikayetçilerdir. Komisyon ayrıca bu yaştaki çocukların Güney Kıbrıs'taki orta okullara gitmelerine izin verilmesini, yine yukarıda değinilen bu kişilerin kuzeye geri dönmelerini engeller mahiyetteki politikaları da gözönünde bulundurularak (yukarıdaki 44 üncü paragrafa bakınız), bu durumun telafisi yolunda bir girişim olarak görmemektedir. Komisyon, Kıbrıs Türk otoritelerince uygulanmakta olan bu politikaların 1 numaralı Protokolün 2 nci maddesinde ifadesini bulan eğitim hakkının ihlali durumunu ortaya çıkardığı sonucuna varmıştır.
280. Yukarıda sayılan nedenlerden dolayı Mahkeme, Kuzey Kıbrıs'ta yaşamakta olan Kıbrıslı Rumların çocukları için elverişli orta okul faaliyetlerinin olmadığı ve bundan dolayı da 1 Numaralı Protokolün 2 nci maddesinde ifadesini bulan haklarının ihlal edilmekte olduğuna karar vermiştir.
C. Kuzey Kıbrıs'ta yasamakta olan Kıbrıslı Rumların genel hayat koşulları hakkındaki incelemeler
(a). Sözleşmenin 8 inci maddesi
281. Başvuru sahibi Hükümet davalı Hükümetin uygulamakta olduğu birçok idari işlemlerinden dolayı Kuzey Kıbrıs'ta yaşamakta olan Kıbrıslı Rumların özel hayat ve evlerine saygılı olunması haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Bu nedenlerden dolayı da Sözleşmenin 8 inci maddesini dikkate sunmaktadır.
282. Başvuru sahibi Hükümet Mahkemeden Komisyonun Sözleşmenin 8 inci maddesinin, birinci olarak, devam etmekte olan sınırlamalardan dolayı kuzeydeki evlerine dönmek isteyip de dönemeyen Kıbrıslı Rum ailelerin bölünmesi ve ikinci olarak da bu uygulamaların mahsur durumda olan bütün nüfus üzerinde meydana getirdiği etkilerden dolayı, ihlal edildiğine dair bulguları benimsemesini talep etmektedir.
286. Başvuru sahibi Hükümet 8 inci maddenin ihlali konusu incelenirken Komisyonun kendilerince ortaya konulan bütün şikayetleri tek tek değerlendirmeme gibi bir hata işlediğini gözönünde bulundurmasını talep etmektedir.
287. Komisyon başvuru sahibi Hükümetin bu başlık altında yapmış olduğu şikayetleri detayları da gözardı etmeksizin bütüncül bir bakış açısından değerlendirmiştir (yukarıdaki 214 üncü paragrafa bakınız). Ortaya çıkarılan gerçekler gözönünde bulundurulduğunda Komisyon söz konusu zaman diliminde "KKTC" resmi makamlarının Kıbrıslı Rumların güneyden kuzeye ve de kuzeyden güneye geçişlerini engeller mahiyetteki sınırlamalarının mahsur durumda olan bu ailelerin aile bütünlüklerinin korunması yolundaki haklarının ihlal edildiğini tespit etmiştir. Bunun ötesinde de bu kişilerin Karpas Bölgesinde komşu köylere ve bölgelere yapmak istedikleri ziyaretler de gözönünde bulundurulduğunda, sıkı ve baskıcı bir polis kontrolüyle karşı karşıya kaldıkları görülmüştür. Komisyonun yaptığı bir diğer tespite göre dışarıdan gelen misafirlerin gidecekleri eve kadar polis tarafından götürüldükleri hatta bazı hallerde polisin ziyaret süresince ev sahibinin evinde beklediği tespit edilmiştir. Bu bariz idari uygulamalarda Komisyonun görüşüne göre mahsur durumda olan Kıbrıslı Rum ailelerin özel hayat ve evlerine saygı gösterilmesi haklarının ihlali anlamına gelmektedir.
288. Komisyon uygulanmakta olan bu idari işlemlere karşı da herhangi bir yaptırım uygulanmasının da mümkün olmadığını ve 8 inci maddenin 2 nci paragrafında değinilen durumlara uydurularak da bunların haklı çıkarılmayacağını belirtmiştir.
291. Komisyonun nihai görüşü, bütün bu farklı yönler aynı anda değerlendirildiğinde mahsur durumda olan Kıbrıslı Rum ailelerin özel hayat ve evlerine saygı duyulması gerekliliğini vurgulayan haklarının ihlal edildiğidir.
292. Öncelikli olarak Mahkeme Komisyon tarafından ortaya konulan gerçekler ışığında söz konusu olan zaman dilimi içinde mahsur durumda olan Kıbrıslı Rumların üzerinde "KKTC" resmi makamlarınca uygulanan engellemelerin bu kişilerin aile hayatlarına saygı ve aile bütünlüklerinin korunması haklarının ihlal edildiğini gözlemlemiştir. Bu nedenledir ki, davalı Hükümet, Komisyon önünde ki işlemler sırasında Kuzey Kıbrıs'ı temelli olarak terk eden Kıbrıslı Rumların geride bıraktıkları aileleri olsa dahi geri dönmelerine imkan olmadığı belirtilmiştir (yukarıdaki 29 uncu paragrafa bakınız). Her ne kadar "KKTC" tarafından iki taraftaki ailelerin birbirlerini ziyaret edebilmeleri amacıyla 1998 yılında girişimlere başlanıldıysa da, halihazırdaki dava konusu olan zaman dilimi gözönünde bulundurulduğunda, yapılmak istenen ziyaretler üzerinde sayı ve süre olarak sert derecede sınırlamalar olduğu gözlemlenmiştir. Bunun ötesinde söz konusu zaman diliminde kuzeyden güneye okumaya giden okul çağındaki çocuklardan 16 yaşını dolduran erkekler ile 18 yaşını dolduran kız çocukların yeniden kuzeye dönmelerine izin verilmemiştir. Ayrıca kuzeyde aileleri bulunan çocuklarında bu ailelerini ziyaret edebilmeleri yolunda bazı sınırlandırmalar getirilmiştir (yukarıdaki 43 üncü paragrafa bakınız).
293. Bu sınırlamaların uygulanmasında herhangi bir yasal dayanak olmaması halinde Mahkemenin bu işlemlerin Sözleşmenin 8 inci maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan durumlara referans edilerek haklı hale getirilebileceğini düşünmesini gerektiren herhangi bir durum bulunmamaktadır.
294. Mahsur durumda olan Kıbrıslı Rumların özel hayat ve evlerine saygı gösterilmesine ilişkin haklarının ihlali konusunda ise Mahkeme, Komisyonun ortada bulunan delillere göre vardığı neticeye uymuş ve söz konusu zaman dilimi içerisinde bu toplumun sosyal ilişkiler ve hareketler yönünde sıkı bir kontrol altında tutularak (yukarıdaki 287 nci maddeye bakınız), evlerinin dışında yapmak istedikleri en masum hareketlerde dahi yetkili mercilere hesap vermek durumunda kaldıklarını belirlemiştir. Mahkeme resmi makamlarca uygulanan bu denetimin kimi zaman üçüncü şahıslar tarafından yapılan ziyaretlerde evde bulunma gibi fiziksel müdahalelere vardığını da gözlemlemiştir.
295. Mahkeme Karpas'da yaşayan Kıbrıslı Rumların özel hayat ve evlerine saygı gösterilmesini gerektiren haklarının ihlal edildiğini düşünmektedir. Bu uygulamalar yapılmakta olan genel idari pratikler olarak göze çarpmaktadır. Ayrıca bunlara karşı herhangi bir iç hukuk yaptırımının aranmasına da imkan görülmemiştir.
296. Yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı Mahkeme, Kuzey Kıbrıs'ta yaşamakta olan Kıbrıslı Rumların Sözleşmenin 8 inci maddesince garanti altına alınmış olan özel hayat ve evlerine saygı gösterilmesi yolundaki haklarının ihlal edildiğine karar vermiştir.
297. Mahkeme başvuru sahibi Hükümet tarafından Komisyonun söz konusu zaman dilimi içerisinde Kıbrıslı Rumların haberleşmelerinin engellendiğini ve mektuplarının açıldığı yolundaki yerleşik idari uygulamalar olduğu iddiasına katılmamaktadır. Mahkeme bu konuda, başvuru sahibi Hükümetin itirazlarına rağmen, Komisyonla aynı fikri paylaşmaktadır. Ledra Palas kontrol noktasında yaşanan olayların ise münferit olduğunu ve bu türden yaşanan hadiselerin genel idari uygulamalar kapsamında değerlendirilemeyeceğini vurgulamaktadır.
298. Bu nedenlerden dolayı da Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların söz konusu zaman dilimi içerisinde Sözleşmenin Sinci maddesi tarafından garanti altına alınan haberleşme özgürlüklerinin engellenmediğine karar vermiştir.
299. Mahkeme başvuru sahibi Hükümetin Komisyonun bahsedilen şikayetleri Sözleşmenin 8 inci maddesi çerçevesinde bütüncül olarak değil sadece bazı özel şikayetlerin de ayrıca incelenmesi yolunda yapmış olduğu itirazları olarak görmektedir (yukarıdaki 283-286 ncı paragraflara bakınız). Fakat Mahkeme bu spesifik iddiaların da bu genel şikayet başlığı altında incelenmesinin ve ayrıca bir inceleme konusu olarak gündeme alınmasına gerek olmadığına inanmaktadır.
300. Bu bağlamda Mahkeme Komisyonun 489 uncu paragrafta varmış olduğu sonuca katılmakta ve mahsur durumda olan Kıbrıslı Rumların uygulanmakta olan kısıtlamalardan dolayı "normal ve düzenli bir hayat sürmelerinin güçleştiği bir baskı ortamında yaşadıkları" kanaatine varmaktadır. Bu idari uygulamalara ilişkin örnek konulara yukarındaki 40, 43, 44, 45 ve 47 nci paragraflarda spesifik olarak değinilmiştir.
301. Mahkeme, Komisyon gibi bu idari uygulamaların mahsur durumda olan Kıbrıslı Rumların özel hayat ve aile hayatlarına ilişkin haklarının ihlali anlamına geldiğine inanmaktadır (yukarıdaki 296 ncı paragrafa bakınız). Bu sonuca bağlı olarak da Türk göçmenlerin adaya yerleştirilmelerinin ayrı bir şikayet konusu olarak incelenmesine gerek olmadığı sonucuna varılmıştır (yukarıdaki 285 inci paragrafa bakınız).
(b). Sözleşmenin 3 üncü maddesi
302. Başvuru sahibi Hükümet Kuzey Kıbrıs'ın Karpas bölgesinde yaşamakta olan Kıbrıslı Rumların özellikle ayrımcılık temeline oturtulan gayri insani ve küçük düşürücü, muamelelere maruz kaldıklarını iddia etmektedir.
303. Başvuru sahibi Hükümet, Mahkemenin de Komisyon gibi 3 üncü maddenin ihlal edildiği yolunda karar vermesini talep etmekte ve Komisyonun ortaya koyduğu nedenleri de tamamen desteklemektedir.
304. Komisyon, davalı Hükümetin, başvuru sahibi Hükümetin daha önceleri ortaya konulan kısıtlamalar hakkında bulduğu hak ihlali olmadığı yolundaki kararların yine başvuru sahibi Hükümet tarafından ortaya atılan Sözleşmenin 3 üncü maddesi uyarınca ırka dayalı ayrımcılık yapıldığı yolundaki iddialarını da ortadan kaldırdığı yolundaki tezini kabul etmemektedir. Bu gerçekten yola çıkan Komisyon Kuzey Kıbrıs'ta yaşamakta olan Kıbrıslı Rumların maruz kaldıklar her türlü hak ihlallerinin sadece bu kişilerin etnik sınıflarına ilişkin olarak yapıldığını ve bu kişilere yapılan bu ayrımcılığın "etnik köken, ırk ve din" temelleri üzerine yapıldığını gözlemlemiştir. Son zamanlarda yaşanan gelişmelere rağmen söz konusu zaman diliminde yaşanan kısıtlamaların insan onuruna aykırı bir şekilde olduğu düşünülmektedir.
305. Mahkeme Sözleşmenin 14 üncü maddesiyle ilgisi olmasa dahi başvuru sahibi Hükümetin argümanlarının 3 üncü madde çerçevesinde incelenebileceğini düşünmektedir.
306. Mahkeme Doğu Afrika kökenli Asyalılar hakkında daha önceden verilmiş olan kararı referans vererek, bir grubun salt olarak diğer insanlardan etnik kökenleri itibariyle farklı muamelelere karşı kalmalarının insan onuruna bağdaşmayan bir durum olduğunu hatırlatmaktadır (loc. cit., p.62, § 207).
307. Bu değerlendirmeler bir yana, Mahkeme BM Genel Sekreterliğinin 10 Andık 1995 tarihli Karpas Dosyası gelişim raporunda da (yukarıdaki 36 ncı paragrafa bakınız), UNFICYP tarafından da gözlemlendiği belirtilen Karpas'da yaşayan Kıbrıslı Rumların temel özgürlüklerini yaşamak yolunda maruz kaldıkları baskıların da varlığını değerlendirmektedir.
308. Mahkeme 1994-95 yıllarını kapsayan BM Genel Sekreterliği Karpas Dosyası İnsani Gelişim Raporunda değinilen konuların neticesinde de mahsur durumda olan Kıbrıslı Rumların Sözleşme tarafından garanti altına alınmış olan haklarının ihlal edildiği soncuna varmıştır. Ayrıca yukarıdaki 292, 293 ve 245 inci paragraflarda değinilen konulara atıfta bulunularak da Sözleşmenin 8 ve 9 uncu maddelerinin de ihlal edildiğini belirtmiştir.
310. Mahkemenin görüşüne göre, söz konusu zaman diliminde yapılan ayrımcılık temelli uygulamaların dozu insan onurunu küçük düşürücü boyutta olmuştur.
311. Mahkemenin vardığı sonuç ise Kuzey Kıbrıs'ın Karpas Bölgesinde yaşamakta olan Kıbrıslı Rumların insan onurunu küçük düşürücü boyuta varan ayrımcılığa uğradıkları yolundadır.
(c) Sözleşmenin 3 üncü maddesiyle ilintili olarak ele alınan 14 üncü maddesi
312. Başvuru sahibi Hükümet, Komisyonun olmadığını kabul etmesine rağmen Mahkemenin söz konusu nüfus üzerine uygulanmış olan ayrımcılık temelli uygulamaların aynı zamanda Sözleşmenin 14 üncü maddesinin de ihlali anlamına geldiğini benimsemesini talep etmektedir. Başvuru sahibi Hükümete göre, mahsur durumda olan Kıbrıslı Rumlara salt olarak ırki kökenleri nedeniyle idari uygulamalar açısından ayrımcılığa uğradıktan için Hinci maddede ifadesini bulan haklarını ihlal edilmiştir. Bu ayrımcılığın etmenleri arasında Karpas Bölgesinde yaşayan Kıbrıslı Rumlara karşı yapılan etnik temizleme, nüfus homojenliğinin sağlanmasına yönelik uygulanan politikalar, göçmenlerin sistematik olarak yerleştirilmesi yoluyla Kıbrıslı Rumların mülkiyet haklarının ihlali, etnik olarak azınlık olmaktan kaynaklanan serbest dolaşım haklarını ihlal edilmesi, Karpas Bölgesini temelli olarak terk eden Kıbrıslı Rumların mallarını zorunlu olarak Türk yerleşimcilere verilmesi ve Türk bölgelerinde yaşamakta olan Kıbrıslı Rumların mülkiyet haklarının ihlal edilmesi bulunmaktadır.
313. Komisyon kendi açısından yaptığı değerlendirmeye göre başvuru sahibi Hükümet tarafından ortaya atılan bu iddiaların 3 üncü madde çerçevesinde ele alındığını ve bu konuların ayrıca 14 üncü maddenin ihlali olarak yeniden incelenmesine gerek duymadığını belirtmiştir.
314. Mahkeme Komisyonun görüşüyle aynı fikirdedir.
315. Bu nedenlerde dolayı Mahkeme başvuru sahibi Hükümetin Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Rumların haklarının ihlali konusunda Sözleşmenin 3 üncü maddesiyle ilintili olarak 14 üncü maddenin de ele alınmasına ilişkin talebini uygun görmemektedir.
(d) Sözleşmenin diğer maddeleriyle ilintili olarak ele alınan 14 üncü maddesi
316. Başvuru sahibi Hükümet Mahkemede çeşitli hükümler tarafından ele alınan ırki, dini ve dil temeline dayalı olan ayrımcı politikaların da 14 üncü madde çerçevesinde ele almasını talep etmiştir.
317. Mahkeme, halihazırdaki davanın özel konumu nedeniyle başvuru sahibi Hükümet tarafından bu başlık altında toplanan şikayetlerin ayrıca ele alınmasına gerek olmadığını düşünmektedir.
D. Sözleşmenin 13 üncü maddesinin ihlal edildiğine dair iddialar
318. Başvuru sahibi Hükümete göre davalı Hükümet gerek kanuni olarak gerekse uygulamada 6 ncı madde veya diğer ilgili maddeler uyarınca yapılan şikayetleri ulusal bir merci önünde yaptırım yolları açmadığı için 13 üncü maddede ifade edilen hakları ihlal etmektedir.
319. Başvuru sahibi Hükümet 13 üncü maddeyi dikkate sunmasının esas nedeni davalı Hükümetin Kuzey Kıbrıs'ta yaşamakta olan Kıbrıslı Rumların haklarının ihlal edildiğine dair yaptığı şikayet başvurusuna destek oluşturmaktır.
321. Başvuru sahibi Hükümet, Komisyonun mahsur durumda olan Kıbrıslı Rumların ev (8 inci madde) ve mülkiyetlerine (l Numaralı Protokolün 1 inci maddesi) üçüncü şahıslar tarafından yapılan tecavüzlerin yanlış yorumlaması sonucunda 13 üncü maddenin ihlal edilmediği yolunda vermiş olduğu karara itiraz etmektedir. Bundan dolayı başvuru sahibi Hükümet Mahkemeden Kıbrıslı Rumların ev ve mülkiyetlerine üçüncü şahıslar tarafından tecavüz edilmesi neticesinde bu kişilerin evlerine saygı gösterilmesini garanti altına alan Sözleşmenin 13 üncü maddesinin ihlal edildiğinin benimsemesini talep etmektedir.
322. Komisyon başvuru sahibi Hükümetin 6 ncı madde çerçevesinde yapmış olduğu şikayete (yukarıdaki 230-232 inci paragraflara bakınız), ve eski 26 ncı maddeye dayanarak yapmış olduğu şikayete (yukarıdaki 86-88 inci paragraflara bakınız) ilişkin vardığı sonucu bir kez daha hatırlatmakta ve bu nedenden dolayı da söz konusu kişilerin 13 üncü madde haklarının ihlal edilmediğini yinelemektedir.
323. Mahkeme Komisyonun görüşüne katılmaktadır. Komisyonun söz konusu şikayete ilişkin her türlü detayı incelediğini ve bu şikayetlere ilişkin iç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediğini veya bu yolların varlığı konusunda gerekli değerlendirmeleri yaptığını vurgulamaktadır (yukarıdaki 99 ve 116 ncı paragraflara bakınız).
324. Mahkeme başvuru sahibi Hükümetin, Komisyonun önceki bulgularına itiraz etmek yoluyla gündeme getirdiği bu başlık altındaki şikayetlere ilişkin 1 Numaralı Protokolün 1 inci maddesinin ihlali konusundaki, Sözleşmenin 6 ncı maddesinin ihlali konusundaki şikayetlere ilişkin vermiş olduğu kararlan bir kez daha hatırlatarak, bu bağlamda Sözleşmenin 13 üncü maddesinin ihlal edilmediğine karar vermiştir.
VI. YERLERİNDEN EDİLMİŞ KIBRISLI RUMLARIN SEÇİM YAPAMAMALARI YOLUNDAKİ İDDİALAR
325. Başvuru sahibi Hükümet 1 Numaralı Protokolün 3 üncü maddesindeki, yerlerinden edilmiş Kıbrıslı Rumların özgür seçim yapma haklarını ihlal edildiği yolundaki iddialarda bulunmuş olsa bile, bu konuda gerek Komisyon ve gerekse Mahkeme önünde sözlü ya da yazılı başvuruda bulunmadığı için bu başlık altındaki şikayetler Komisyon ve Mahkeme tarafından incelenmemiştir.
VII. KUZEY KIBRIS'TA YAŞAYAN KIBRISLI TÜRKLERİN VE ÖZELLİKLE TÜRK ÇİNGENELERİN HAKLARININ İHLAL EDİLDİĞİ YOLUNDAKİ İDDİALAR
328. Başvuru sahibi Hükümetin bu başlık altında yapmış olduğu iddialar buraya alınmamıştır.
VIII. SÖZLEŞMENİN l, 17, 18 İLE ESKİ 32 § 4 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİNE DAİR İDDİALAR
388. Mahkeme söz konusu şartlar altında bu başlık altında toplanmış olan şikayetlerin ayrı ayrı incelenmesine gerek olmadığına karar vermiştir.
Yorum
Bu karar, AİHM'nin Kıbrıs'dan dolayı Türkiye hakkında verdiği ikinci siyasi karardır. İlk, karar Loizidou v Türkiye davasında çıkmıştır.
AİHM, bu kararı ile, bir kez daha, Kıbrıs'da KKTC'nin varlığını görmemezlikten gelerek, Kıbrıs'ı Rumlardan oluşan bir Cumhuriyet olarak nitelemiş, KKTC'yi Kıbrıs'ın toprak bütünlüğünü bozan bir unsur olarak gördüğünü belirtmiştir.
Mahkeme, Kıbrıs adasında KKTC diye bir devlet olduğunu kabul etmemekle birlikte, Kıbrıs'daki Türk askerlerinin faaliyetlerinden dolayı Türkiye hakkında dava açılması için KKTC'deki iç hukuk yolları tüketilmesi gereğini kabul etmiştir.
Ayrıca, Mahkeme, Türk askerlerinin Kıbrıs'daki faaliyetlerinin Türkiye'nin AİHS m.1 anlamında sorumluluğunu doğurduğunu, Türkiye'nin "Kıbrıs'ın benim yetki alanım dışındadır" argümanının kullanmayacağını bir kez daha vurgulamıştır.
Bu karar çerçevesinde. Mahkeme, aşağıdaki sonuçlara ulaşmıştır;
1. Askeri müdahale sırasında, kaybolduğu iddia edilen 1485 kişide Türk askerleri tarafından göz altına alındıktan sonra bir daha haber alınamamış ve bu kişilerin başına ne geldiği konusunda etkin bir soruşturma yürütülmemiştir. Bu da AİHS m.2 ve 5'in ihlali anlamına gelir.
2. Bu kaybolan kişilerin yakınlarının kaybolan kişilerinin akıbetini bilememenin kendilerinde oluşturduğu kalıcı endişe ve belirsizlik insanlık dışı muamele uluşturur ve bu da 3. maddenin ihlali niteliği taşır.
3. Kıbrıs'ın Kuzey kesiminde daha önce yaşayan Rumlara ait mal varlıklarının sahiplerince ziyaret edilememesi, kullanılamaması, satılamaması, bağışlanamaması AİHS m.8 ve 1 Nolu protokolün 1. maddesinde korunan özel hayata saygı duyulmasını isteme ve mülkiyet haklarının ihlalidir. Bu hakların ihlali noktasında, KKTC' de, resmi bir politika güdüldüğünden başvuru sahiplerinin iç hukuk yollarının tüketmesi gerekmemektedir.
4. Mahkeme, ayrıca, bölgede uygulanan bir takım uygulamalar sebebi ile, Rum nüfusun bazı yerleşim yerlerindeki ibadethanelere gidememesini Sözleşmenin 9., okullarda okutulmak istenen bazı Yunanca kitap ve dergilerin bölgeye sokulmamasını 10, Kuzey Kıbrıs'da yaşamakta olan Kıbrıslı Rum çocukların kendi din, dil ve felsefi görüşlerinde eğitim yapan okullarının bulunmamasını 1 Nolu Protokolün 2., iki tarafta kalan ailelilerin birbirini ziyaretlerinin engellenmesini ve yapılan ziyaretlerde evde bulunma gibi faaliyetlerin 8., Rumların tabi olduğu ayrımcılık temeline dayanan farklı muameleler 3. maddesinin (aşağılayıcı muamele yasağı) ihlali sonucunu doğurduğuna hükmetmiştir.
Bu karar sonrası, Güney ve Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Rumların aynı maddelere dayanarak dava açmaları halinde, daha önce Loizidou v. Türkiye davasında olduğu gibi, Türkiye aleyhine mahkumiyet kararı çıkarmaları çok kuvvetle muhtemeldir. Şüphesiz. Türkiye'nin, KKTC'yi işgalci ve yok sayan bu kararı kabul etmesi ve aynı argümanlara dayanarak açılacak davalarda verilecek diğer kararlara uyarak başvuru sahiplerine tazminat ödemesi veya KKTC'den Türk askerlerini çekmesi mümkün değildir. Türkiye'nin bölgedeki stratejik önemi devam ettiği müddetçe de, AİHM kararlarına uymamanın müeyyidesi olan Avrupa Konseyi'nden ihraç cezasının da Türkiye hakkında icra edilmesi mümkün gözükmemektedir.
Full & Egal Universal Law Academy