(AİHS. m. 37)
Başvuru sahipleri Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup biri Bingöl'de, diğerleri ise İstanbul'da ikamet etmektedirler.
Ağustos 1994 ayında polis tarafından yakalanmış ve göz altına alınmışlardır. Bu kişiler silahlı illegal terör örgütüne yardım yapmakla suçlanmışlar ve aynı gün sorgulanmaya başlanmışlardır.
Emniyet Müdürlüğünün talebi üzerine İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığı göz altına alınma sürelerini 1 Eylül 1995 tarihine kadar uzatmıştır. Başvuru sahipleri 31 Ağustos 1995 tarihinde adli tabip tarafından muayene edilmiş, ancak birinci ve ikinci başvuru sahiplerinin üzerinde herhangi bir şiddet izine rastlanmamıştır. Adli tıp raporunda ikinci ve dördüncü başvuru sahiplerinin askıya alındıklarından ve vücutlarına elektrik verilmesinden şikayet ettikleri belirtilmektedir. Rapor ikinci başvuru sahibinin kolunda, belinde ve omzunda yüzeysel lezyonlar bulunduğunu belirtmektedir. Yine raporda üçüncü başvuru sahibinin dövüldüğünü, askıya alındığını, vücuduna elektrik verildiğini, soğuk suya atıldığını ve vücudunun bazı yerlerinde ağrılar bulunduğundan şikayet ettiği yazılıdır. Adli tabip bu kişinin vücudunun değişik yerlerinde lezyonlar, sağ gözünün çevresinde çürükler ve korneada kanama bulunduğunu tespit etmiştir.
Başvuru sahipleri 31 Ağustos'ta Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığı tarafından sorgulanmış ve 1 Eylül'de de yedek hakimliğe çıkarılmışlar ve hakim sanıkların tutuklanmalarını kararlaştırmıştır. 26 Ekim 1995 tarihinde İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi delil yetersizliği nedeni ile birinci başvuru sahibinin beraatına, diğer sanıklara ise üç yıl 9 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar vermiştir. Son üç başvuru sahibi, gözaltında bulunduruldukları sırada kendilerine işkence yapıldığını iddia ederek İstanbul Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunmuşlardır. 14 Aralık'ta Savcılık altı polis memuru aleyhine Ağır Ceza Mahkemesinde dava açmıştır. Ancak Mahkeme 23 Ekim 1996 tarihli karan ile polis memurları hakkında beraat kararı vermiştir.
KARAR
Mahkeme, elindeki bu davalarla ilgili olarak başvuru sahiplerinin davalarını takip etmediklerini belirtmektedir. Mahkeme kalemi tarafından 22 Mayıs 2000 ve 3 Haziran 2001 tarihinde gönderilen yazılara -Sözleşmenin 37. maddesinin hatırlatılmış olmasına karşın- cevap verilmemiştir.
Bu nedenle, Mahkeme başvuru sahiplerinin artık davalarını devam ettirmek istemedikleri sonucuna ulaşmaktadır. Öte yandan, Sözleşmenin 37/1. maddesine uygun olarak Mahkeme Sözleşme ve ona bağlı Protokoller tarafından garanti altına alınan haklarla ilgili olarak herhangi bir durumun bulunmadığı kanısına varmıştır.
Sonuç olarak Mahkeme, davanın dava listesinden çıkarılmasına karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy