(AİHS m. 6, 41, 44)
(Başvuru No: 26518/95)
STRASBOURG
22 Ocak 2004
OLAYLAR
Başvuranlar T.C. vatandaşı olup Adanada ikamet etmektedirler.
10 Ocak 1988 tarihinde başvuranların iki yakını A.S. ve F.S. otomobillerinin trenle çarpışması sonucu hayatlarını kaybetmişlerdir. 13 Haziran 1988de başvuranlar Ankara Asliye Hukuk Mahkemesine başvurarak Devlet Demir Yolları aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açmışlardır.
6 Aralık 1990 tarihli duruşmada başvuranların temsilcisi sözkonusu miktarın belirlenmesi için bir bilirkişi tayin edilmesini talep etmiştir. Mahkeme bu talebi kabul ederek bir bilirkişi tayin etmiştir.18 Ocak 1991 tarihinde bir rapor hazırlanmıştır.19 Mart 1991 tarihli duruşmada taraflar bu rapora itirazda bulunmuşlar, bunun üzere mahkeme başka bir bilirkişi tayin etmiştir.
6 Mayıs 1993te taraflar mahkemede davanın esastan incelenmesini istemişlerdir.
21 Haziran 1993 tarihli duruşmada mahkeme yeniden bilirkişi tayin ederek tarafların kazaya ilişkin kusurlarının belirlenmesini istemiştir. 11 Ekim 1993 tarihli bilirkişi raporuna göre DDY % 20, sürücü % 80 oranında kusurlu bulunmuştur.
4 Ekim 1994 tarihli duruşmada 11 Ekim 1993 tarihli raporuna göre belirlenen tazminat miktarını belirlemek için yeniden bir bilirkişi tayin etmiştir.
19 Aralık 1994 tarihli kararı ile mahkeme başvuranları haklı bularak DDYnin maddi ve manevi tazminat ödemesine hükmetmiştir.
DDY Yargıtaya başvurarak temyize gitmiş, Yargıtay 10 Ekim 1990 ve 11 Ekim 1993 tarihlerinde hazırlanan uzman raporlarına karşın ilk derece mahkemesinin yeni bir bilirkişi tayin ettiğine itibar ederek 19 Aralık 1995 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
Yargıtay kararına uygun olarak mahkeme İstanbul Teknik Üniversitesinden bir bilirkişi tayin etmiştir. 17 Eylül 1996 tarihli raporda Devlet Demir Yollarının sözkonusu olayda hiçbir ihmali bulunmadığı ibaresine yer verilmiştir. Mahkeme uzman raporuna dayanarak 10 Ekim 1996 tarihli kararı ile başvuranların davasını reddetmiştir.
19 Mart 1997 tarihinde başvuranlar 10 Aralık 1996 tarihli karar için temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.
30 Haziran 1997 tarihli kararı ile Yargıtay ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır. Başvuranlar tarafından 19 Aralık 1997 tarihinde yapılan başvuru reddedilmiştir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHSNİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLMESİNE İLİŞKİN
Başvuranlar sözkonusu sürecin uzunluğundan yakınmakta ve AİHSnin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.
AİHM, kabul edilebilirlik kararında dikkate alınması gereken sürecin 13 Haziran 1988de başlayıp 19 Aralık 1997 tarihli Yargıtay kararı ile sona erdiğini yani 9 yıl 6 ay sürdüğünü tespit etmektedir.
Makul süre limitinin aşılıp aşılmadığının belirlenmesi için olayların mevcut koşullarının ve Mahkemenin bu yöndeki kriterlerinin özellikle davanın karışıklığının, başvuranların ve yetkililerin tutumlarının dikkate alınması gerekmektedir. (Bkz. diğerleri arasında, Di Pede-İtalya kararı, 26 Eylül 1996, 1996-IV, § 27).
Hükümet, yetkililerin sözkonusu davanın uzun sürmesi hususundaki sorumluluklarını kabul etmemektedir. Hükümete göre mevcut dava teknik bir dava olup uzmanların müdahalesini gerektirmektedir ve Asliye Hukuk Mahkemesi davanın hakkaniyete uygun olarak sonuçlanması için taraflara başvurmuş ancak taraflar uzman raporları üzerinde bir görüş birliği sağlayamamıştırlar.
Ayrıca Hükümet yargı sürecinin ayrıntılı bir kronolojisini ortaya koyarak duruşmaların en çok ertelenmesindeki en büyük nedenin başvuranların olduğunu savunmaktadır. Bir yıldan fazla süren bir gecikmenin nedeni başvuranların temsilcilerinin bulunmamasından kaynaklanmıştır.
Başvuranlar sözkonusu süreyi aşırı olarak nitelendirmektedirler.
Mahkeme davanın özel bir karmaşık yapısının bulunmadığını hatırlatmaktadır.
Başvuranların tutumlarıyla ilgili olarak ise AİHM, adı geçenlerin sürekli olarak dava dosyasının bilirkişiden dönmesi için beklediklerini, başvuranların temsilcisinin mahkemeye özürlerini bildirdiğinde başvuranların neden oldukları gecikmenin telafisine yetmediğini eklemektedir.
AİHM, tazminat istemiyle açılan ve dokuz yıldan fazla süren bir davanın prensip olarak AİHSnin 6 § 1 maddesinde yer alan «makul süre» gerekliliğine cevap verdiği şeklinde kabul edilemez olduğunu ifade etmektedir. Üstelik hayatını kaybeden bir kişinin ardından başlatılan bu süreç ve sözü edilen dava iç hukukta özel bir ivediliği gerektirmektedir. Fakat çok sayıda bilirkişinin olması ve bunların taraflarca değil mahkeme tarafından talep edilmesi ciddi gecikmelere yol açmıştır. Mahkeme «makul süre» sınırının aşıldığı görüşündedir, bu nedenle AİHSnin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHSnin 41. maddesinde yer alan unsurlar.
A. Maddi tazminat
Başvuranlar yargı sürecinin uzunluğu karşısında uğradıkları mağduriyetin tazminine yönelik 30.000 USD talep etmektedirler.
Hükümet bu konuda görüş bildirmemiştir.
Mahkeme başvuranların manevi zarara uğradıkları kanaatindedir. Mevcut davadaki olaylar ve AİHSnin 41. maddesi ışığında hakkaniyete uygun olarak toplam 9.000 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.
B. Masraf ve harcamalar
Başvuranlar, mahkeme nezdindeki masraf ve harcamalara ilişkin takdir payını Mahkemeye bırakmışlardır.
AİHM, mahkemenin bu yöndeki içtihatlarına göre bir başvuranın yapmış olduğu masraf ve harcamalara ilişkin ödemeleri geri alabilmesi için bu oranların gerçekliğini, gerekliliğini ve niteliğini ortaya koyması halinde tazminat aldığını hatırlatmaktadır. (Bkz. sözü edilen Bottazzi kararı, § 30). Mahkeme bu koşullar ve içtihadlar ışığında başvuranlara hakkaniyete uygun olarak toplam 3.500 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.
C. Temerrüt Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı %3 'lük bir faiz oranının uygulanacağını belirtmektedir.
BU SEBEPLERDEN DOLAYI MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. AİHSnin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine;
2. AİHSnin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek KDV, pul, harç ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden T.L.ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin başvuranlara manevi tazminat için 9.000 (dokuz bin) Euro, masraf ve harcamalar için 3.500 (üç bin beş yüz) Euro ödemesine;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Hükümetin, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizi uygulamasına;
3. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
Karar Vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3. maddelerine uygun olarak 22 Ocak 2004 tarihinde yazıyla bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy