(İfade Özgürlüğü İhlali İddiası)
Başvuru No: 26976/95
Başvuru No: 26976/95, 28305/95 ve 28307/95
Karar Tarihi: 16 Temmuz 2002
Çeviren ve Özetleyen: Fikret TİREN, Komiser, EGM Interpol Daire Başkanlığı
OLAYLAR
Dava, Türk vatandaşı olan, Avukat Kamil Tekin Sürek'in İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi'nin eski 25. maddesine istinaden, Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na 23 Mart 1995 tarihinde sunduğu başvurularından kaynaklanmaktadır.
Başvuru sahibi İstanbul'da ikamet etmekte ve avukatlık yapmaktadır. 17 Temmuz 1993 tarihinde, başvuru sahibinin birinci ortağı olduğu, Haberde Yorumda Gerçek isimli haftalık derginin 16. sayısında, "Sivas'ın ve Temmuz'un sıcaklığı" başlığı altında bir makale yayınlanmıştır. Sözkonusu makalede yazar, Türk makamlarının Kürt sorusunu üzerine yürüttükleri politikayı eleştirmekte ve özellikle Sivas'ta kundaklama neticesinde hayatlarını kaybeden insanların olduğu olayları hatırlatmaktadır. 18 Temmuz 1993 tarihinde, İstanbul DGM Savcısı, Mahkemeden adı geçen haftalık derginin toplatılması talebinde bulunmuş ve aynı gün Mahkeme hakimi derginin toplatılması emrini vermiştir. 19 Temmuz 1994 tarihinde, Devlet Güvenlik Mahkemesi başvuru sahibinin, Terörle Mücadele Kanununun 8. Maddesinin 1 ve 2. Fıkralarına istinaden suçlu bulunduğuna karar vermiş ve kendisini 100.000.000 TL para cezasına çarptırmıştır. Mahkeme, makalenin ayrımcılık propagandası yaptığı sonucuna varmıştır. Yargıtay bu kararı 16 Ocak 1995 tarihinde onamış ve Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı bir yazıyla cezanın infaz edilmesi emrini vermiştir.
"İlkbahar Şaşkınlığı Bitti" ve "Bingöl Olayları Kötü Şanstır" başlıklı makalelerde PKK'nın sekreteri ve sözcülerinden birisi ile yapılmış olan röportajların özetleri yer almaktadır. Bu makaleler, "Haberde Yorumda Gerçek" isimli haftalık derginin 12 Haziran 1993 tarihli 11. sayısında yayınlanmıştır. Bu makalelerde ateşkes ilanından sonra, Bingöl'de (Türkiye'nin Güney Doğusunda bir şehir) yaşanan, 31 askerin şehit edildiği olaylar ele alınmakta ve Türk makamlarının Kürt sorunu üzerine yürüttükleri politikalar eleştirilmektedir.
12 Haziran 1993 günü, İstanbul DGM Başsavcısı sözkonusu derginin toplatılmasını aynı mahkemeden istemiş ve aynı gün İstanbul DGM hakimi derginin toplatılması yönünde karar vermiştir.
5 Temmuz 1994 tarihli kararı ile, Devlet Güvenlik Mahkemesi başvuru sahibinin suçlu olduğuna karar vermiş ve kendisini Terörle Mücadele Kanununun 2, 4 ve 6. maddelerine istinaden 50.000.000 TL (elli milyon) para cezasına çarptırmıştır. Mahkeme, sözkonusu dergide yayınlanan makalelerin PKK'nın liderinin ve örgütün askeri kanadının temsilcilerinden birinin açıklamalarını kapsadığının tespit edildiğini açıklamıştır.
21 Temmuz 1994 tarihinde, başvuru sahibi 5 Temmuz 1994 tarihli kararı temyiz müracaatında bulunmuştur.
30 Ocak 1995 günü, Yargıtay birinci mahkemenin başvuru sahibi aleyhine verdiği kararı onamıştır. 7 Mart 1995 günü ise D.G.M. Başsavcısı bir yazı ile cezanın infaz edilmesi talimatını vermiştir.
"Genç Komünist Hareketi (GKH)'nin Birinci Kongresi Yapıldı" ve "Diplomatik ve Politik Entrikalar ile Kukla Kürdistan Devleti" başlıklı makaleler, Haberde Yorumda Gerçek Dergisinin 29. sayısında yayınlanmıştır. Birinci makale TKP/ML örgütünün basın açıklaması hüviyetindedir. İkinci makalede ise, Marksist bir yaklaşım ile, emperyalist devletlerin Kürt sorunu üzerine uyguladıkları politikaları ve bu ülkeler tarafından ortaya konulan Kürt Devletini eleştirilmektedir.
27 Eylül 1992 tarihinde, İstanbul DGM Savcısı sözkonusu derginin toplatılmasını Mahkemeden istemiş ve aynı gün İstanbul D.G.M.'nin hakimi derginin toplatılması emrini vermiştir.
2 Eylül 1993 günü, Devlet Güvenlik Mahkemesi başvuru sahibinin suçlu olduğuna karar vermiş ve kendisini Terörle Mücadele Kanununun 2., 4 ve 6. maddeleri kapsamında 249.999.999 TL para cezasına çarptırmıştır. Mahkeme, birinci makalede şahsın illegal bir örgütün açıklamasını yaptığını, ikinci makalenin ise ulusun bütünlüğünü ve devletin toprak bütünlüğünü hedef aldığının tespit edildiğini belirtmiştir.
11 Şubat 1994 tarihli yazısıyla, Yargıtay, ilk mahkemenin verdiği kararı bozmuştur. İstanbul DGM'nin cezanın belirlenmesinde uyguladığı kriterlerin tutarlı olmadığını ve para cezasının tespiti sırasında bu tip suçlar için önerilen para cezalarını hesaba katmaksızın, cezanın ağırlaştırılmasına karar verdiğini belirtmektedir.
14 Temmuz 1994 günü, Yargılayın kararına istinaden, Devlet Güvenlik Mahkemesi sanığı tekrar yargılamış ve 124.999.999 TL. para cezasına çaptırılmasına karar vermiştir.
13 Eylül 1994 tarihinde, başvuru sahibi ilk mahkemenin 14 Temmuz 1994 tarihli kararını temyize götürmüştür.
25 Ocak 1995 günü Yargıtay, ilk mahkemenin kararını onamıştır. 22 Şubat 1995 günü DGM Cumhuriyet Savcısı kararın infaz edilmesi emrini vermiştir.
KARAR
11 Şubat 2002 tarihinde, Mahkeme'nin Türk hükümetinden aldığı açıklamada, Türk Hükümeti karşılık beklemeksizin başvuru sahibine 26976/95, 28305/95 ve 28307/95 numaralı dilekçelerine istinaden dostane çözüm kuralları çerçevesinde 18.700 Euro para ödemeyi önermektedir. Tüm muhtemel vergilerden arındırılmış bu rakam, davadan kaynaklanan tüm harcamaları kapsayacak şekilde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 39. maddesi kapsamında, Mahkemenin kararından itibaren 3 ay içerisinde, başvuru sahibinin ya da onun kanuni temsilcisinin bildireceği bir banka hesabına Euro olarak ödenecektir. Bu ödeme davanın nihayete ermesini de gerektirecektir.
Ceza Kanunun 312. maddesi ve Terörle Mücadele Kanununundaki düzenlemeler kapsamında Türkiye aleyhine açılan davalarda Mahkeme tarafından Türkiye aleyhine verilen mahkumiyet kararları açıkça göstermektedir ki, Türk yasaları ve onların uygulanmasının Sözleşmenin 10. maddesinde ele alınan gereksinimler ile uygun olmak zorundadır. Hükümet, bu alanda iç hukukunda gerekli düzenlemeleri yapmayı taahhüt etmiş ve bu düzenlemelerin 24 Mart 2001 tarihli Ulusal Programda ele alındığını da bildirmiştir.
Son olarak, Hükümet, davayı Sözleşmenin 43/1. maddesi uyarınca, nihai Mahkeme kararından sonra, Büyük Daireye götürmeyeceğini taahhüt etmektedir.
Başvuru sahibi Hükümetin bu teklifini kabul ettiğini ve kendisinin de davayı Büyük Daire'ye götürmeyeceğini bildiren beyanını 22 Nisan 2002 tarihinde Mahkemeye iletmiştir.
Mahkeme, davanın dostane çözüm çerçevesinde sonuçlanmasına karar vererek sorumlu Hükümetin başvuru sahibine maddi tazminat ödemesini, Basın Özgürlüğü konusundaki Sözleşmenin gereksinimlerini yerine getirecek gerekli iç hukuk düzenlemelerinin yapılmasını, başvuru sahibinin mahkum edilmesinden kaynaklanan sonuçların izale edilmesi amacıyla bireysel önlemleri hedef alan 23 Temmuz 2001 tarihli Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından onanan geçici çözümün kabul edilmesini istemektedir.
Dava, 16 Temmuz 2002 tarihinde Büyük Daireye intikal etmeden dostane çözüm ile neticelenmiştir.
Yorum
Bu davanın sonucuna bakacak olursak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Basın Özgürlüğü konusuna ne kadar hassas bir yaklaşım sergilediğini görmemiz mümkündür. Kamuoyunu bilgilendirmeyi hedef alan, yazılı ve görsel basında ele alman, bireyin duygu ve düşüncelerini ortaya koyduğu her türlü haber, yorum ya da makalenin, Devlet tarafından engellenmesinin mümkün olmadığı, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve ülkenin rejimini değiştirmeyi amaçlayan yayınlan kaleme alan ya da dile getiren şahısların, görüşlerini eyleme dökmedikleri ve şiddeti açıkça teşvik etmedikleri sürece kendilerine herhangi bir yasaklama getirilmesinin söz konusu olmayacağı belirtilmektedir. Günümüzde de, ülkemizin Avrupa Birliğine girebilmesi için ortaya konan Kopenhag Kriterlerinde de ifade özgürlüğü, medyanın dernekleşmesi ve bağımsız olması gibi konulara yer verildiğini gözlemlemekteyiz. Bu itibarla, ulusal mevzuatımızdaki değişikliklerin hayata geçirildiğini ve uygulamaya konulduğunu göstermemiz uluslararası platformda saygınlığımızı artıracak ve Avrupa Birliğine girme konusunda gösterdiğimiz gayretin de bir referansı niteliğini taşıyacaktır.
Full & Egal Universal Law Academy