(Yaşama Hakkı İhlali İddiası)
Başvuru No: 27735/95
Karar Tarihi: 28 Mart 2002
Çeviren ve Özetleyen: Hüseyin CİNOĞLU, Komiser, Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlisi
OLAYLAR
Bu başvurunun öncesinde TKP/ML ve TIKKO terör örgütleri Türkiye, İstanbul'da ki faaliyetlerini artırmışlar ve bir çok terör saldırısı düzenlemişlerdi. Beşiktaş'ta S.K. adlı emekli bir polisin öldürülmesi olayı ve Bakırköy ilçesinde bir çevik kuvvet aracına yapılan saldın neticesinde iki polisin öldürülmesi ve üçünün yaralanması bu saldırılara örnek olarak kabul edilebilir.
19 Mayıs 1991 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü özellikle TKP/ML ve TIKKO örgüt üyelerini hedef alan operasyonlar düzenlemeye başlamıştır. tik operasyon Üsküdar'ın Beylerbeyi semtinde yapılmıştır. Bu operasyonda polisler TKP/ML ve TTKKO militanları tarafından kullanıldığına inanılan evleri aramışlar bu evlerde yapılan aramada ele gecen belgelerden, Kadıköy ilçesinde İsmail Oral ve arkadaşı Dilek Arslan adlı iki örgüt mensubu tarafından kullanılan başka bir örgüt evi tespit etmişlerdir. Bu bilgilere dayanarak aynı gün saat 11:00 civarında sekiz polis memurundan oluşan bir tim bu iki kişiyi ele geçirmek üzere operasyona başlamışlardır.
Türk Hükümetine göre, polisler belirledikleri eve hareket etmişler ve varınca da ilk önce kapıyı çalmışlardır. Polis memurları Dilek Arslan ve İsmail Oral'dan kapıyı açmalarını istemişler ancak adlan geçen kişiler ise kapıyı açmak yerine polislerin üzerine ateş açmışlardır. Atılan mermilerden ilki bir polis memurunun giydiği çelik yeleğe isabet etmiştir. Kırık bir pencereden polisler Dilek Arslan'ı elinde bir silah ve bir adet el bombasıyla görmüşler ve ateş ederek adı geçeni yaralamışlardır.
Aynı zamanda, elinde silah bulunduğu halde İsmail Oral balkondan kaçmaya çalışmaktadır. Görevli memurlar da ona bağırarak silahını atarak derhal teslim olmasını istemişler ancak adı geçen zanlı polislerin üzerine ateş açınca polisler de bu ateşe cevap vererek onu yaralamak durumunda kalmışlardır, iki zanlı da derhal, daha sonradan hayatlarını kaybedecekleri hastaneye kaldırılmıştır. Silahlı çatışmadan hemen sonra polislerin evde yaptıkları aramada Dilek Arslan'ın sekiz yaşındaki oğlu Özgür Arslan'ı yatağın alanda saklanırken bulmuşlar bunun yanında da değişik çap ve markada silahlar, cephaneler ve yasadışı örgütsel dokümanlarını ele geçirmişlerdir.
Dilek Arslan'ın oğlunun iddiasına göre de adlan geçen kişiler ile polis arasında hiç bir şekilde silahlı çatışma çıkmamıştır. Aksine, polisler doğrudan apartman dairesine girmiş ve onları keyfi olarak öldürmüşlerdir.
27 Mayıs 1991 tarihinde başvuru sahipleri Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığına durumla ilgili şikayet dilekçesi verdiler ve savcının operasyon ve ölümlerle ilgili bir soruşturma başlatmasını ve hatalı polislerin yargılanmalarını talep etmişlerdir.
Olaya karıştığı iddia edilen polisler 16 Haziran 1994 tarihinde Kadıköy Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan duruşmada beraat etmişlerdir. Mahkeme polis memurlarının olay günü nefsi müdafaa saikiyle hareket ettiklerini, dolayısıyla da kasti bir adam öldürme fiilinin oluşmadığını belirtmiştir.
19 Haziran 1994 tarihinde de başvuru sahipleri Yargıtay'a Kadıköy Ağır Ceza Mahkemesinin polisleri beraat ettiren kararı aleyhine temyiz dilekçesi vermişler, Yargıtay da Kadıköy Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği bu kararı 21 Aralık 1994 tarihinde onamıştır.
Başvuru sahipleri, İsmail Oral'ın akrabaları, Hadiye Oral, Veysel Oral, Vildan Oral ve Barbaros Oral 19 Haziran 1995'te Türkiye Cumhuriyeti'nin Sözleşmenin 2. Maddesini ihlal eniğini iddia ederek Komisyona başvurmuşlardır.
KARAR
15 Ocak 2002 tarihinde Türk Hükümeti " bireysel de olsa böyle gereğinden fazla güç kullanılarak ölüme neden olma olaylarından son derece rahatsız olduklarını ve Türk Hükümetince de bu türden olayların yenilenmemesi için yeni idari, adli ve politik yeniliklerin yapılacağını" bildirmiştir.
Gereğinden fazla güç kullanma ya da haksız yere ölüme neden olma fiillerinin Sözleşmenin 2. maddesinin ihlali olduğu ve hükümetlerin bu türden ihlalleri engellemek ve insanların temel hak ve özgürlüklerine sahip olarak yaşamak haklarını korumaları gerektiği bir gerçektir. Türk Hükümetinin gelecekte böylesine olayları engelleme amacıyla yeni idari ve adli düzenlemeleri hayata geçirdikleri de Mahkememiz tarafından görülmektedir.
Olayların Mahkemeye intikalinden sonra Türk Hükümeti başvuru sahiplerine tüm mahkeme masraflarını da kapsayacak şekilde 500.000 Fransız Frangı ödemeyi önermiştir. Mahkeme, davalı Hükümetin teklif ve şartlarını incelemiş ve yapılan teklifin başvuru sahipleri tarafından kabul edilmesi ve uygun miktarda olması durumlarını dikkate alarak 37. maddenin 1. Fıkrasının (c) bendi uyarınca Sözleşmeye ve protokollere de uygun olarak oybirliğiyle davanın düşmesine ve gündemden alınmasına karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy