(AİHS. m. 3, 39, 43)
Başvuru No: 28308/95
Karar Tarihi: 22 Nisan 2003
Çeviren ve Özetleyen: Caner SANNAV, Komiser Yardımcısı, Polis Akademisi Başkanlığı
OLAYLAR
Başvuru sahibi 1956'da doğmuştur ve Almanya'da yaşamaktadır.
Söz konusu olayların gerçekleştiği sırada başvuru sahibi İzmir'deki Buca Hapishanesinde göz altına alınmış ve bir PKK üyesi olmakla suçlanmıştır.
26 Nisan 1994'te müdürleri tarafından talimat verilen hapishane gardiyanları, başvuru sahibi hapishanenin ziyaret odasında öteki mahkumlarla beraber akrabalarını beklerken, mahkumlara saldırmıştır.
26 Nisan 1994'te hapishane gardiyanları ve müdürleri tarafından taslağı hazırlanan ve imzalanan bir raporda, PKK Üyesi olmaktan suçlu bulunan 11 mahkumun öteki mahkumların saldırışından korktuklarından bölümlerinden çıkartılmayı istedikleri belirtilmiştir. Onlar başka bir bölüme geçirilir geçirilmez, mahkumların bazıları idarenin kararını protesto etmiş ve mahkumların önceki bölümlerine geri getirilmesini istemiştir, istekleri idare tarafından reddedildiğinde, mahkumlar ziyaret odasında sloganlar tekrarlamaya başlamışlar ve mahkumlar önceki bölümlerine geri getirilene kadar odayı terk etmeyeceklerini ilan etmişlerdir. Gardiyanlar, öteki mahkumları geri dönmeye ikna etmeyi başaramayınca, mahkumları bölümlerine getirmişlerdir. Mahkumlar karşı koymuşlar ve bölümdeki demir yataklara vurarak kendilerini yaralamışlardır.
27 Nisan 1994'te başvuru sahibinin temsilcisi başvuru sahibini hapishanede ziyaret etmiş ve başvuru sahibinin temsilcisi, başvuru sahibinin darbelerden kaynaklanan kollarındaki, yüzündeki ve gözlerindeki yara ve çürüklerden açı çektiğini gözlemlemiştir.
29 Nisan 1994'te başvuru sahibi öteki mahkumlarla birlikte hapishane gardiyanlarınca saldırıldıklarını şikayet eden bir dilekçe imzalamıştır. Hapishanenin baş gardiyanı Ahmet Ayhan'ın gardiyanlara onlara saldırmalarını emrettiğini iddia etmişlerdir.
Açıkça belirtilmemiş bir tarihte, başvuru sahibi İzmir savcısına hapishanede gardiyanların elinde çektiği kötü muameleden şikayetçi olduğu dilekçeyi vermiştir.
11 Mayıs 1994'te başvuru sahibi İzmir Adli Tıp Enstitüsünde muayene edilmiş ve Enstitüdeki bir doktor tarafından tıbbi rapor hazırlanmıştır. Rapora göre başvuru sahibinin iki gün çalışması uygun değildir.
29 Eylül 1994'te İzmir'deki Savcı hapishane yönetimi ve gardiyanlar hakkında takipsizlik kararı verilmesi gerektiğine karar vermiştir. Savcıya göre hapishane yönetimi Ceza infaz Yönetmeliğine bağlı olarak hapishanede barışı ve düzeni muhafaza etmek için gerekli kaba kuvveti kullanmaya yetkilidir ve olayda başvurulan güç kullanımı yönetmeliğin maddelerine uygundur.
14 Aralık 1994'te başvuru sahibi İzmir Savcılığına dilekçe vermiştir. Başvuru sahibi, 1994/24153 no.lu soruşturma dosyasının bir kopyasını istemiştir. Aynı gün İzmir'deki savcı başvuru sahibinin isteğini reddetmiştir.
21 Aralık 1994'te başvuru sahibi İzmir'deki savcının 29 Eylül 1994'teki kararına karşı İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine itiraz etmiştir. Başvuru sahibi, savcının tıbbi rapordaki buluntuya önem vermeyerek suçlanan gardiyanların anlattığını kabul etmesi konusunda şikayetçi olmuştur. Ayrıca başvuru sahibi soruşturma dosyasına erişiminin engellendiğini beyan etmiştir. 13 Ocak 1995'te İzmir Karşıyaka Asliye Hukuk Mahkemesi başvuru sahibinin itirazını reddetmiş ve 31 Ocak 1995'te başvuru sahibine asliye hukuk mahkemesinin kararı bildirilmiştir.
KARAR
5 Şubat 2003'te mahkeme hükümetten aşağıdaki bildiriyi almıştır:
Hükümet, şimdiki davada olduğu gibi mevcut Türk kanunlarına ve hükümetin bu tarz eylemleri engelleme kararlılığına rağmen, göz altına alınan kişilerin yetkililerce kötü muameleye uğraması biçimindeki durumlar ortaya çıkmasından dolayı üzgündür. Göz altına alınanlara karşı kötü muamelede bulunulmasının Sözleşmenin 3. maddesinin ihlalini teşkil ettiği kabul edilmektedir. Hükümet uygun talimatların yayımlanmasını üstlenmektedir ve bu tarz eylemlerin yasaklanmasını ve etkili soruşturmaları yerine getirme yükümlülüğünü garantileyecek tüm gerekli önlemlerin alınmasını kabul etmektedir. Hükümet, bu bağlamda Başvuru no. 34382/97' de anlaşmaya varılan Bildiride üstlendikleri taahhütlere gönderme yapmakta ve bu taahhütlere sonuç doğurtacak kararlılıklarını tekrarlamaktadır. Daha etkili soruşturmalara ilaveten şimdiki davadakine benzer durumlarda kötü muamelenin meydana gelmesinde azalma ile sonuçlanan yeni hukuki ve idari tedbirlerin alındığına işaret etmektedirler.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, başvuru sahibi Zeki Yıldız'a 28308/95 numara ile kayıtlı başvurusunun dostane çözümünü sağlamak için her şeyi kapsayan 30.500 Euro miktarındaki parayı ödemeyi önerdiğini bildirmektedir. Dava ile bağlantılı hukuki masraflara ilaveten parasal ve parasal olmayan zararı kapsayan bu tutar, uygulanabilir herhangi bir vergiden muaf tutulacak ve başvuru sahibi ve/veya onun yetkili temsilcisi tarafından belirlenen bir banka hesabına euro olarak ödenecektir. Bu tutar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 39 uncu Maddesine mahkemece verilen hükmün bildirim tarihinden itibaren üç ay içerisinde ödenecektir. Bu ödeme, davanın nihai çözümünü teşkil edecektir. Bahsedilen üç aylık müddet içerisinde bu tutarın ödenmesinde ihmal durumunda, hükümet, çözüme kadar yerine getirmeme müddeti boyunca Avrupa Merkez Bankasının marjinal borç verme oranı ve yüzde üç puanın toplamına eşit bir oranda miktar üzerine adi faiz ödemeyi üstlenmektedir.
Hükümet, bu ve benzer davalarda Türkiye ile ilgili Mahkeme hükümlerinin yerine getirilmesinin Avrupa Konseyinin Bakanlar Komitesi tarafından denetiminin bu bağlamda yapılmaya devam edilecek düzeltmeleri garantileyecek uygun bir mekanizma olduğunu düşünmektedir. Bu amaçla, bu süreçte gerekli iş birliği gerçekleşmeye devam edecektir.
Son olarak, Hükümet Mahkemenin hükmünün verilmesinden sonra, Sözleşmenin 43/1 Maddesine göre davanın Büyük Mahkemeye havale edilmesini istememeyi üstlenmektedir.
27 Kasım 2002'de Mahkeme başvuru sahiplerinin temsilcisi tarafından imzalanan aşağıdaki bildiriyi alınıştır:
Başvuru sahibi Zeki Yıldız'ın temsilcisi olma sıfatımla, 28308/95 numaralı başvuru ile ortaya çıkan davanın dostane çözümünü sağlamak amacıyla başvuru sahibine her şeyi kapsayan 30,500 Euro miktarını ödemeyi içeren bildiride içine alınan işlere ilaveten, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından yapılan bildirinin şartlarını göz önüne aldım.
Gereğince danışıldıktan sonra, başvuru sahibi yukarıda bahsedilen bildirinin şartlarını kabul etmekte ve sonuç olarak Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı başvurunun kökenindeki konulara ilişkin olarak tüm öteki iddialardan vazgeçmektedir. Davanın nihayet çözüldüğünü ve Mahkemenin hükmünün verilmesinden sonra, Sözleşmenin 43/1 Maddesine göre davanın Büyük Mahkemeye havale edilmesini talep etmemeyi üstlendiğimizi bildirmekteyiz.
Mahkeme taraflar arasında varılan anlaşmaya dikkate almaktadır (Sözleşmenin 39 uncu Maddesi). Mahkeme, çözümün Sözleşmede veya Protokollerinde tanımlanmış İnsan haklarına saygı üzerine kurulu olduğuna ikna edilmiştir. Bunun için dava listeden çıkartılmalıdır.
Full & Egal Universal Law Academy