(Kötü Muamele Yasağı İhlali İddiası)
Başvuru No: 29359/95
Karar Tarihi: 30 Ekim 2001
Çeviren ve Özetleyen: Zühtü Arslan, Yrd.Doç.Dr.
Yorumlayan M.Bedri Eryılmaz, Yrd. Doç. Dr. Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyeleri
OLAYLAR
Başvuru sahibinin iddiasına göre, 1 Mayıs 1994 tarihinde, başvurucu Özgül Saki İstanbul'un Moda semtinde bir grup sivil polis tarafından izinsiz 1 Mayıs gösterilerine katılacağı şüphesiyle gözaltına alınmış ve sorgulanmak üzere Kadıköy Polis Karakoluna götürülmüştür. Başvuru sahibine göre polisler arabaya bindirirken ve arabanın içindeyken kendisine saldırmış ve dövmüşlerdir. Başvuru sahibi, karakolda bay polis memurlarının üzerini arama girişimine karşı çıktığını ve bayan polis memurunca aranmak istediğini belirtmiştir. Bu sırada Abdullah Süzer isminde bir komiserin kendisine vurduğunu iddia etmiştir. Başvuru sahibinin üzeri daha sonra bayan polis memurunca aranmıştır.
Başvuru sahibi aynı gün suç kayıtları kontrol edilmek üzere Yeldeğirmeni Karakolu'na götürülmüş, yapılan incelemeler sonunda suç kaydına rastlanmamıştır. Başvuru sahibi aynı günün akşamı saat 10'da serbest bırakılmıştır. Serbest kalmadan önce, maddi ya da manevi bir zarar görmediğini belirten ve kendisinden bilgi istendiğinde karakola geleceğini taahhüt eden bir belge imzalamıştır. Başvuru sahibine göre, komiser şikayetçi olması durumunda kendisini öldüreceğini söyleyerek tehdit etmiştir.
3 Mayıs 1994 tarihinde başvuru sahibi, Kadıköy savcılığına müracaat ederek gözaltındayken kötü muameleye tabi tutulduğunu ileri sürmüştür. Savcı, başvuru sahibini, Kadıköy Adli Tıp Kurumu'na göndermiştir. Burada yapılan muayenede, başvurucunun kollarında bir zemine karşı sürtmekten doğan ve kabuk bağlamış olan sıyrıklar gözlenmiştir. Doktor raporunda, başvurucu sahibinin hayati tehlikesi olmadığı, ancak üç gün çalışamayacağı belirtilmiştir.
Savcı, Memurun Muhakematı Kanunu gereğince, komiser hakkında dava açabilmek için dosyayı Kadıköy İlçe idare Kurulu'na göndermiştir. Başvuru sahibi, 5 Eylül 1994 tarihinde bir karakolda verdiği ifadede dövüldüğü ve tehdit edildiği yönündeki iddiasını tekrarlamıştır. İlçe İdare Kurulu, 29 Aralık 1994 tarihli kararında yargılamaya gerek olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Kararda, doktor raporunun olaydan üç gün sonra düzenlendiğinden hareketle yaraların başka bir olaydan kaynaklanabileceğine ve başvurucunun serbest kalmadan önce hiçbir maddi ya da manevi zarar görmediğini belirten imzalı beyanına dikkat çekilmiştir. Bu karara karşı İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'ne yapılan itiraz 29 Mayıs 1995 tarihinde reddedilmiştir.
KARAR
Başvuru sahibi, gözaltındayken fiziki ve manevi işkence gördüğü gerekçesiyle Sözleşmenin 3. ve 13. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. 15 Mayıs 2001 tarihinde AİHM, başvuruyu kabul edilebilir bulmuştur. Hükümet, 13 Eylül 2001 tarihinde Mahkemeye ilettiği dostça çözüm önerisinde başvurucu Bayan Özgül Saki'ye 55.000 Fransız Frankı ödemeyi teklif etmiştir. Hükümetin bildirisinde, yürürlükteki mevzuata ve Hükümetin çabalarına rağmen, mevcut olayda olduğu gibi, gözaltındaki kişilere yönelik yetkililerce uygulanan münferit kötü muamelelerden dolayı üzüntü duyulduğu belirtilmektedir. Gözaltındaki kişilere kötü muamele yapılmasının Sözleşmenin 3. maddesinin ihlali olduğunu kabul eden Hükümet, bu tür uygulamaların tekrarını önlemek için, etkili soruşturmalar dahil, her türlü tedbirin alınacağını taahhüt etmektedir. Bu bağlamda Hükümet, daha önce bu konuda alınan yasal ve idari tedbirlere değinmektedir.
Başvuru sahibinin, bu teklifi kabul etniğini bildirmesi üzerine, Mahkeme davanın kayıtlardan düşülmesine 30 Ekim 2001 tarihinde oybirliğiyle karar vermiştir.,
Yorum
Başvuru sahibinin olaydan 3 gün sonra aldığı doktor raporuna dayanarak kollarda oluşan yaralardan dolayı gözaltında kötü muamele yapıldığının kabul edilmesi yerinde değildir, İlçe İdare Kurulunun da işaret ettiği gibi olayda bu yaraların gözaltı süresince oluştuğuna dair bir delil yoktur. AİHS'nin içtihatlarına göre ise, kötü muameleye uğrayan kişinin davalı hükümeti mahkum ettirebilmesi için iddiasını şüpheye mahal vermeyecek bir şekilde izah etmesi gerekir. Bu olayda, başvuru sahibinin bu iddiasını ispatı ihtimal dahilinde gözükmemektedir. Aksi yorum, devletin, gözaltından serbest bırakılan ve serbest bırakma sonrası vücudunda yara bere izlerini bir doktora tespit ettiren herkese tazminat ödemesi sonucunu netice vereceğinden mantıksızdır.
Bu tip problemlerin, gelecekte, 1998 yılında yürürlüğe giren ve gözaltı öncesi ve sonrası doktor raporu alınmasını gerektiren yeni Gözaltı Yönetmeliğinin 10. maddesinin hükmü karşısında, çıkması ihtimali azdır.
Ayrıca, İlçe İdare Kurulunun, gözaltı çıkışı şüpheliye imzalatılan belgenin imza sahibinin hür iradesi ile imzalayıp imzalamadığını ve dolaysı ile geçerli bir belge olup olmadığını tartışmadan kararına bu belgeyi esas alması yanlış olduğu gibi kolluk görevlilerinin bu tip bir belge imzalatmalarının kanuni bir dayanağı olmadığının belirtilmesi gerekir.
Full & Egal Universal Law Academy