(AİHS m. 6, 27, 41, 44, 11 NOLU PROTOKOL) (2709 S. K. m. 138, 139, 145) (765 S. K. m. 102, 146, 168) (1402 S. K. m. 11) (353 S. K. m. 4) (357 S. K. m. 12, 29) (MİTAP VE MÜFTÜOĞLU - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru No: 29360/95 ve 29361/95)
KARAR
STRASBOURG
25 Eylül 2001
Usulü İşlemler
1. Davanın nedeni, Türk vatandaşı olan Gülsen Ketenoğlu ve Halil Yasin Ketenoğlu'nun ("başvuranlar"), 15 Mayıs 1995 tarihinde, İnsan Haklarını ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleşme'nin ("Sözleşme") eski 25. maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na ("Komisyon") yaptıkları başvurulardır. (başvuru no. 29360/95 ve 29361/95).
2. Başvuranlar Antalya'da mesleğini icra etmekte olan avukat Mehmet Aydın tarafından temsil edilmişlerdir. Türk Hükümeti AİHM huzurundaki dava için ajan tayin etmemiştir.
3. Başvuranlar, kendi aleyhlerinde başlatılan ceza davasının "makul süre" içinde sonuçlanmadığını ve bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliği taşımayan Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından yargılandıkları için adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
4. Başvurular 1 Kasım 1998 tarihinde 11 no'lu Protokol yürürlüğe girdiğinde AİHM'ye gönderilmiştir. (11 No'lu Protokol 5/2)
5. Başvurularla ilgili olarak Birinci Daire görevlendirilmiştir. (İç Tüzük 52/1). Daire içinde davaya bakacak olan heyet (Sözleşme 27/1) İç Tüzük madde 26/1'de belirtildiği şekilde oluşturulacaktır. AİHM'deki Türk yargıç Rıza Türmen, görevinden çekilmiştir. (Tüzük 28). Hükümet, bu nedenle Feyyaz Gölcüklü'yü ad hoc yargıç olarak atamıştır. (Sözleşme 27/2 ve iç Tüzük 29/1).
6. 11 Ocak 2001 tarihli kararla Daire başvuruları birleştirmeye karar vermiş ve Kabul edilebilir bulmuştur.
7. Başvuranlar ve Hükümet esaslar hakkında görüşlerini sunmuşlardır. (Tüzük 59/1).
OLAYLAR
I. DAVA OLAYLARI
A. Başvuranların Tutuklanması ve Gözaltına Alınması
8. Halil Yasin ve Gülsen Ketenoğlu çifti Ankara Emniyet Müdürlüğü polis memurlarınca 7 ve 13 Kasım tarihlerinde tutuklanmışlardır. Yasadışı örgüt Dev Yol'a üye olmaktan şüphelenilmişlerdir.
9. 30 Ocak ve 6 Şubat 1981 tarihlerinde Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi başvuranların tutuklu yargılanmasına karar verilmiştir.
Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi'ndeki Yargılama
10. 26 Şubat 1982 tarihinde Askeri Savcı Sıkıyönetim Mahkemesi'ne başvuranlar ve 721 sanık aleyhinde iddianame sunmuştur. Savcı, başvuranları anayasal düzene zarar vermek ve yerine Marksist Leninist bir rejim kurmayı amaçlayan yasadışı silahlı örgüt Dev-Yol'a üye olmakla suçlamışlardır. Ayrıca, başvuranları birçok kimsenin öldürülmesi, bombalı saldırı ve soygun gibi suçlarla suçlamışlardır.
Türk Ceza Kanunu'nun 146/1 maddesi uyarınca idam cezası istenmiştir.
11. 11 Kasım ve 17 Aralık 1985 tarihli kararlarla Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi başvuranların tutuksuz yargılanmasına karar vermiştir.
12. Mayıs 1989'da başvuranlar ülkeden kaçmışlar ve Almanya'ya yerleşmişlerdir.
13. 19 Temmuz 1989 tarihli kararla iki sivil hakim, iki askeri hakim ve bir subaydan oluşan Sıkıyönetim Mahkemesi başvuranları suçlu bulmuş ve Gülsen Ketenoğlu'nu 5 yıl 6 ay hapse ve Halil Yasin Ketenoğlu'nu da TCK'nın 168/1 ve 2. maddeleri uyarınca 16 yıl hapse mahkum etmiştir. Karar başvuranların gıyabında açıklanmıştır.
B. Temyiz İşlemleri
14. Başvuran, Askeri Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunmuştur.
15. Sıkıyönetim Mahkemeleri'nin yetkilerini iptal eden 27 Aralık 1993 tarihli Kanun'un yürürlüğe girmesinin ardından görev Yargıtay'a verilmiş ve dava dosyası Yargıtay'a havale edilmiştir.
16. Yargıtay, 27 Aralık 1995 tarihinde başvuranlar hakkındaki kararı bozmuştur. Türk Ceza Kanunu'nun 102. maddesi uyarınca dava zaman aşımına uğradığı için Gülsen Ketenoğlu aleyhindeki ceza davasının düşmesine karar vermiştir. Ancak Mahkeme, Halil Yasin Ketenoğlu hakkında TCK'nın 146/1 maddesi uyarınca aleyhindeki suçlardan yargılanması gerektiğine karar verilmiştir. Bu nedenle dava Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'nin 6. Dairesi'ne gönderilmiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMA
A. Ceza Hukuku
17. TCK 146/1 maddesi aşağıdaki gibidir:
"Türkiye Cumhuriyeti Teşkilatı Esasiye Kanunu'nun tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan Büyük Millet Meclisi'ni iskata veya vazifesini yapmaktan men'e cebren teşebbüs edenler, idam cezasına mahkûm olur".
18. TCK'nın 168. maddesi aşağıdaki gibidir:
"Her kim, 125, 131, 146, 147, 149 ve 156 ncı maddelerde yazılı cürümleri işlemek için silahlı cemiyet ve çete teşkil eder yahut böyle bir cemiyet ve çetede amirliği ve kumandayı ve hususi bir vazifeyi haiz olursa onbeş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasına mahkûm olur.
Cemiyet ve çetenin sair efradı on yıldan onbeş yıla kadar ağır hapisle cezalandırılır".
B. SIKIYÖNETİM MAHKEMELERİ
19. Adli Kurumlarla ilgili hükümler aşağıda sunulmuştur:
1. Anayasa
138. Maddenin 1. ve 2. Paragrafları
"Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.
Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz".
139. Maddenin 1. Paragrafı
"Hakimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; ...."
145. Madde
"...Askeri mahkemeler, asker olmayan kişilerin özel kanunda belirtilen askeri suçları ile kanunda gösterilen görevlerini ifa ettikleri sırada veya kanunda gösterilen askeri mahallerde askerlere karşı işledikleri suçlara da bakmakla görevlidir.
Askeri mahkemelerin savaş veya sıkıyönetim hallerinde hangi suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili oldukları; Kuruluşları ve gerektiğinde bu mahkemelerde adli yargı hakim ve savcılarının görevlendirilmeleri kanunla düzenlenir.
Askeri yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, askeri hakimlerin özlük işleri askeri savcılık görevlerini yaşan askeri hakimlerin mahkemesinde görevli bulundukları komutanlık ile ilişkileri, mahkemelerin bağımsızlığı, hakimlik teminatı, askerlik hizmetinin gereklerine göre kanunla düzenlenir".
2. Sıkı Yönetim Kanunu (13 Mayıs 1971 tarihli 1402 Sayılı Kanun)
11. Maddenin 1. Paragrafı
"Sıkıyönetim bölgelerinde, 25 Ekim 1963 gün ve 353 sayılı Kanuna göre Milli Savunma Bakanlığı'nca lüzum görülen yerlerde yeteri kadar askeri mahkeme kurulur".
11. Maddenin 4. Paragrafı
"Bu mahkemelere atanacak adli müşavir, askeri hâkim ve askeri savcı ile bunların yardımcıları. Genelkurmay Başkanlığı Personel Başkanı, Adli Müşaviri ile atanacakların mensup olduğu Kuvvet komutanlığının Personel Başkanı ile Adli Müşaviri ve Milli Savunma Bakanlığı Askeri Adalet işleri Başkanı'ndan oluşan kurul tarafından tesbit edilecek adaylar arasından Genel Kurmay Başkanı'nın görüşü alınarak usulüne göre atanır".
11. Maddenin 6. paragrafı
"Sıkıyönetim Askeri Mahkemeleri'ne yeteri kadar subay üye Genelkurmay Başkanı'nın teklifi üzerine askeri hâkim subayların tayini usulüne göre atanır".
3. Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun
4. Madde
"Subay üyeler ile yedekleri, nezdinde askeri mahkeme kurulan komutan veya askeri kurum âmiri tarafından her yılın Aralık ayında o mahkemenin yetkisine giren birlik ve kurum mensupları arasından bir yıl süre ile değiştirilmemek üzere seçilir".
4. Askeri Hakimler Kanunu (26 Ekim 1963 tarihli 357 Sayılı Kanun)
12. Madde
Askeri hakim subayların rütbe terfii, rütbe kıdemliliği, kademe ilerlemesi yapmalarını temin edecek yeterlilikleri sicil ile saptanır.
A) Sicil belgeleri; general-amiral sicil belgesi, subay (asteğmen-albay) sicil belgesi ve mesleki sicil belgesi olmak üzere üç çeşittir.
B) Subay sicil belgesini düzenlemeye ve sicil vermeye yetkili idari sicil üstleri:
Birinci sicil üstü: Sicili düzenlenecek askeri hakim subayın kuruluş bağlantısına göre nezdinde askeri mahkeme kurulan komutan,
İkinci sicil üstü: Kuruluş bağlantısına göre birinci sicil üstünün bir üst görev yerinde bulunan, komutan,
Üçüncü sicil üstü: Kuruluş bağlantısına göre ikinci sicil üstünün bir üst görev yerinde bulunan komutan
29. Madde
"Askeri Hakim subaylar hakkında Milli Savunma Bakanı tarafından, savunmaları aldırılarak, aşağıda açıklanan disiplin cezaları verilebilir.
A) Uyarma:
B) Kınama."
HUKUK
I. SÖZLEŞME'NİN 6. MADDESİNİN 1. PARAGRAFININ İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
20. Başvuran, 6. maddenin 1. paragrafına aykırı olarak makul bir süre içinde bağımsız ve tarafsız bir Mahkeme tarafından yargılanmadığı için şikayette bulunmuştur.
"1. Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir. Hüküm açık oturumda verilir; ancak, demokratik bir toplumda genel ahlak, kamu düzeni ve ulusal güvenlik yararına, küçüklerin korunması veya davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veya davanın açık oturumda görülmesinin adaletin selametine zarar verebileceği bazı özel durumlarda, mahkemenin zorunlu göreceği ölçüde, duruşmalar dava süresince tamamen veya kısmen basına ve dinleyicilere kapalı olarak sürdürülebilir".
A. Mahkeme'nin ratione temporis yetkisi
21. AİHM, 11 Nolu Protokol'ün yürürlüğe girmesi çerçevesinde, bu başvuru bağlamında ratione temporis yetkisi ile ilgili bir sorunun gündeme geldiğini gözlemlemiştir.
22. AİHM, bu bağlamda 11 No'lu Protokol'ün yürürlüğe girmesiyle Komisyon huzurunda görülmekte olup kabuledilebilir bulunduğu ilan edilmeyen bu dava gibi bir çok davanın, sözkonusu Protokol hükümleri gereğince incelenmek üzere AİHM'ye devredildiğini belirtmiştir. Sözkonusu Protokolün 5/2 maddesinin amacı daha önce Komisyon önünde bekleyen davaların, geçici düzenleme gereğince incelenmesini sağlamaktır; eski Mahkemenin varolmadığı düşünüldüğünde, AİHM'nin ratione temporis yetkisi davalı devletin bireysel başvuru hakkını kabul ettiği tarihe göre belirlenir.
23. Bu nedenle AİHM'yi 25 Mart 1996 tarihinde Mitap ve Müftüoğlu kararında (Hüküm ve Karar Raporları, 1996-11, s. 410-411, prg. 26-28) 22 Ocak 1990 yılından itibaren meydana gelen olaylarla ilgili olarak, ratione temporis yetkisini belirlemeye iten düşünce, AİHM'nin yetkisinin sorumlu devletin AİHM'nin yetkisini kabul ettiği tarihle sınırlandırılamayacağıdır. (bkz. Cankoçak/Türkiye no. 25182/94 ve 26956/95, prg. 26, ECHR 2001).
Mahkeme bu sonucun tartışılmadığını belirtmiştir.
B. Şikayetin Esası
1. İşlemlerin Uzun Süre Alması
a) Zaman faktörünün dikkate alınması gerekliliği
24. AİHM, işlemlerin Ketenoğlu çiftinin tutuklandığı 7 ve 13 Kasım 1980 tarihlerinde başladığını belirtmiştir Bayan Ketenoğlu hakkında yürütülen işlemler, 27 Aralık 1995 tarihinde Yargıtay'ın zaman aşımına uğradığı şeklindeki kararı ile sona ermiş, ancak Bay Ketenoğlu hakkındaki işlemler halen devam etmektedir. Bayan Ketenoğlu ile ilgili işlemler 15 yıl, Bay Ketenoğlu ile ilgili olanlar ise 20 yıldan fazla sürmüştür.
Ancak, AİHM Bayan Ketenoğlu ile ilgili olarak Türkiye'nin bireysel başvuru hakkını onayladığı 28 Ocak 1987 tarihinden sonra geçen sekiz yıl ve onbir aylık süreyi ve eşi ile ilgili olarak da ondört yılı değerlendirebilecektir (bkz. prg. 22). AİHM, bu onaylama ile ilgili deklarasyonun yapıldığı tarihte davanın içinde bulunduğu durumu da dikkate almalıdır, (bkz. Cankoçak Kararı prg. 25). Sözkonusu tarihe kadar dava altı yıl iki ay sürmüştür.
b) Dava ile İlgili İşlemlerin Süresinin Makul Olması
25. Bahse konu sürenin makul olması dava koşullarının ışığında değerlendirilmeli ve AİHM'nin iç tüzüğüne, özellikle de davanın karmaşık olmasına başvuranın ve yetkili makamların olay karşısındaki tutumlarına ve fiillerine önem verilmelidir, (bkz. Mitap ve Müftüoğlu Kararı, s. 411, prg. 32).
26. Hükümet, davanın karmaşık olmasının ve başvurana atfedilen suçların niteliğinin altını çizmiştir. Başvuranların bombalama ve cinayetten yargılandığına dikkat çekmiştir. Mahkeme başvuranlar dahil 723 davalı ile ilgilenmek zorundaydı. Yetkililerin başvuranın bir üyesi olduğunun iddia edildiği terör örgütünün faaliyetlerinin ve davalıların olaylarla ilgisinin tespit edilmesi için zamana ihtiyaçları vardı. Sıkıyönetim Mahkemesi dava işlemlerinin hızlanması için elinden gelen tüm çabayı göstermiştir. Haftada üç sefer olmak üzere beşyüzden fazla duruşma yapmıştır. Savcı iddianameyi hazırlamak için ikibin sayfa yazılı ifadeyi incelemek zorundaydı. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 6. Dairesinin tutanakları bağlamında, Hükümet, duruşmaların Bay Ketenoğlu'nun yurtdışında yaşaması nedeniyle ertelendiğini ve bu nedenle bir karara varamadığını belirtmiştir.
Özetle, Hükümet, bu faktörlerin dava işlemlerinin uzunluğunu açıkladığını ve adli makamlara herhangi bir ihmal ya da gecikmenin atfedilemeyeceğini bildirmiştir.
27. Başvuranlar cevaben, üç yıl süre ile tutuklu yargılandıklarını ve bu sürede mahkemelerin dava hakkında nihai bir karar veremediğini ifade etmiştir. Başvuranlara göre. davanın karmaşıklığı ve davalıların sayıca çok olması dava işlemlerinin onbeş ve yirmi yıl kadar uzun bir süreyi almasını haklı göstermez.
Bu süre içinde durumlarının çok belirsiz olduğunu, eğitimlerine devam edemediklerini, Bayan Ketenoğlu'nun öğretmen olarak çalışmasına izin verilmediğini iddia etmişlerdir.
28. AİHM, çok sayıda davalı olmasına, işlenen suçların ciddi olmasına ve çok kapsamlı bir dava olması gibi nedenlere bağlı olarak davanın karmaşık olduğu şeklindeki Hükümet iddiasını teyit etmiştir. Ancak dava, konuların karmaşıklığı tabiri ile açıklanamayacağı için AİHM, başvuranın ve yetkililerin davranışının ışığında inceleyecektir.
29. Bu bağlamda Davalı Hükümet'in Bayan Ketenoğlu'nun fiillerini davanın hiçbir aşamasında eleştirmediği belirtilmelidir. Şikayet konusu olan sadece işlemlerin uzamasına neden olacak şekilde Bay Ketenoğlu'nun Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmalara katılmaması idi. AİHM, dava işlemlerinin uzun sürmesinin sadece ulusal mahkemelerin özenli ve gayretli çalışmamaları ile açıklanabileceğini tekrarlamıştır." (bkz. Can koçak Kararı prg. 32).
30. Bu bağlamda, Sıkıyönetim Mahkemesi yaklaşık yedi yıl ve dört ay gibi bir sürede hüküm vermiştir. Başvuranın temyize giderek başvuruda bulunduğu Askeri Yargıtay'ın, karara varması dört yıldan daha uzun sürmüştür. Dahası Yargıtay dava kendisine verildikten iki yıl sonra 27 Aralık 1995 tarihinde karara varmıştır. Temyiz Mahkemesi'nin Bayan Ketenoğlu'nun yargılanmasına son vermesine rağmen, Bay Ketenoğlu'nun mahkumiyeti iptal edilmiştir ve dava ilk derece mahkemesinde halen devam etmektedir.
31. AİHM, başvuranın davası hakkında karar verilmesinde yaşanan gecikmeye davanın karmaşıklığının sebep olduğu şeklindeki Hükümet iddiasını tartışmamıştır. AİHM, ayrıca, dava ile ilgili yetkinin askeri mahkemelerden sivil olanlara devredilmesinin sözkonusu gecikmeye neden olan faktörlerden biri olduğunu gözlemlemiştir. Mahkeme, ayrıca Bay Ketenoğlu Türkiye'den kaçtığı ve Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmalara katılmadığı için Yargıtay'ın 27 Aralık 1995 tarihli kararından sonra geçen süre için Davalı Devlet'in sorumlu tutulamayacağını kabul etmiştir. Ancak, AİHM, 27 Aralık 1995 yılında onbeş yılını dolduran sürenin "makul" olmadığını ve bu sürenin ancak sekiz yıl ve onbir ayı AİHM'nin ratione temporis yetkisinde olduğunu belirtmiştir.
32. Ancak, AİHM bu hususta daha önce birçok kere karar verdiği gibi, Sözleşme'nin 6. maddesinin 1. paragrafının davaların makul süre içinde dinlenmesi de dahil, ulusal mahkemelerin sözleşme gereklerini karşılayacak biçimde adli sistemlerini organize etme sorumluluğunu Sözleşmeci Devletlere yüklediğini hatırlatmıştır, (bkz. Pelissier ve Sassi/Fransa, s. 301, prg. 74, no. 25444/94, ECHR 1999-11). Bu nedenle AİHM, cezai işlemlerin uzun sürmesinin "makul süre" kuralına aykırı olduğu sonucuna varmıştır
33. Bu nedenle Sözleşme'nin 6. maddesinin 1. paragrafı ihlal edilmiştir.
2. Sıkıyönetim Mahkemesi'nin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı
(a) Tarafların Argümanları
i) Başvuran
34. Başvuranlara göre kendisini yargılayan Sıkıyönetim Mahkemesi'nin beş üyesinden ikisi askeri hakim ve birisi de subay olduğu için Sözleşmenin 6. maddesinin 1. bendinin anlamı dahilinde bağımsız ve tarafsız bir mahkeme değildir. Askeri hakimler emirlerini üslerinden almaktadır. Askeri disiplin uygulanmaktadır ve bu yargıçlar hakkında sicil raporları hazırlanmaktadır. Subay yasalara ilişkin bir eğitim almamıştır ve sıkıyönetim komutanına karşı sorumludur.
ii) Hükümet
35. Hükümet, Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet kararı Yargıtay tarafından iptal edildiği için, başvuranların ilgili madde bağlamında ihlal kurbanı olduklarını iddia edemeyeceklerini ifade etmiştir. Bayan Ketenoğlu hakkındaki işlemlerin sona erdiğini ve Bay Ketenoğlu'nun ise üyeleri arasında askeri yargıcın bulunmadığı bir mahkeme tarafından yargılandığını belirtmiştir. Hükümet, ilgili zamanda iki askeri hakimin ve yine Sıkıyönetim Mahkemesi'nde görevli iki sivilin Anayasada belirtildiği şekilde bağımsız olduklarını ve dokunulmazlık kuralı çerçevesinde görev yaptıklarını ifade etmiştir. Subayın tek görevinin duruşmanın düzgün bir biçimde yürümesini sağlamak olduğunu ve başka bir adli gücü olmadığını belirtmiştir. Hükümetin görüşüne göre, askeri hakimlerin atanması ve sicil düzenlenmesi usulü ve görevlerini ifa ederken faydalandıkları güvenceler, bahsekonu zaman dilimi içinde Mahkemenin içtihatlarında ortaya koyduğu kriterleri karşılamaktadır. Bu nedenle, başvuranların bağımsız ve tarafsız bir mahkemece adil yargılanma hakkının ihlal edilmesinin sözkonusu olmadığı şeklinde bir karar alınması talep edilmiştir.
(b) AİHM'nin Değerlendirmesi
36. AİHM, Türk Ceza Kanununun 102. maddesinde belirlenen sürenin sona ermesi nedeniyle, Bayan Ketenoğlu hakkında yürütülen cezai işlemlerin 27 Aralık 1995 tarihinde sona erdiğini gözlemlemiştir. Ayrıca Bay Ketenoğlu hakkında Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından verilen kararın Yargıtay tarafından bozulduğunu ve davanın incelenmek üzere askeri yargıç içermeyen Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'nin 6. Dairesine gönderildiğini belirtmiştir.
37. Mahkeme, bu evveliyatı da gözönünde bulundurarak, başvuranın Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yargılandığı sırada mevcut olan bazı kusurların Yargıtay'ın bu kararı bozmasıyla düzeltilmiş olduğu ve bu gelişmenin ardından sözkonusu maddenin ihlal edilmesinden dolayı mağdur olduklarını iddia edemeyecekleri kanaatindedir.
38. Sonuç olarak, Sözleşme'nin 6. maddesinin 1. paragrafının ihlali sözkonusu değildir.
II. SÖZLEŞME'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
39. Sözleşme'nin 41. maddesi aşağıdaki gibidir:
"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder".
A. Zararlar
40. Gülsen Ketenoğlu 1.100.000 FF ve Halil Yasin Ketenoğlu 1.202.540 FF maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır. Bu bağlamda yargılamanın uzunluğuna, tutukluluk hallerinin keyfi olarak üç yıl sürdüğüne, mesleklerini ifa edemediklerine ve son olarak da ülkeden ayrılmak zorunda kaldıklarına değinmişlerdir.
41. Hükümet, başvuranın talebi hakkında herhangi bir yorum yapmamıştır.
42. AİHM, başvuran hakkındaki cezai işlemlerin uzun sürmesi nedeniyle sıkıntı yaşadıkları görüşündedir. AİHM, adil bir karar vererek başvuranların her birine 100,000 Fransız Frangı ödenmesini uygun görmüştür.
B. Mahkeme Masrafları
43. Başvuranlar, avukatlık ücretleri için 45,000 FF talep etmişlerdir.
44. Hükümet, bu başlık altındaki talep ile ilgili olarak da görüş belirtmemiştir.
45. AİHM, adil bir karar vererek ve içtihatlarındaki kriterleri gözönünde bulundurmak suretiyle masraf ve harcamaların karşılanması için başvuranlara 15,000 FF ödenmesini uygun görmüştür.
C. Gecikme Faizi
46. AİHM'ye sunulan bilgilere göre, bu kararın verildiği tarihte Fransa'da uygulanmakta olan yıllık basit faiz oranı 4,26'dır.
BU NEDENLERDEN DOLAYI MAHKEME OYBİRLİĞİYLE,
1. Cezai işlemlerin uzun sürmesi nedeniyle Sözleşme'nin 6. maddesinin 1. bendinin ihlal edildiğine,
2. Başvuranların Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından yargılanmaları ile ilgili olarak, 6. maddenin 1. bendinin ihlal edilmediğine,
3. (a) Davalı Devletin Sözleşme'nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince, kararın kesinleşmesini takiben üç ay içinde aşağıdaki meblağların, ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilerek ödenmesine
(i) Başvuranların her birine manevi zarar için 100,000 Fransız Frangı;
(ii) Mahkeme masrafları için başvuranlara 15,000 Fransız Frangı;
b) Yukarıda bahsedilen üç ayın aşılması halinde % 4,26 yıllık basit faiz oranı uygulanmasına;
4. Başvuranın adil tazmin taleplerinin geri kalan kısmının reddedilmesine, karar verilmiştir.
İngilizce olarak hazırlanmış olup, Mahkeme İç Tüzüğü'nün 77. maddesinin 2. ve 3. bentleri gereğince 25 Eylül 2001 tarihinde tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy