(AİHS. m. 2, 3, 5, 15, 25, 39, 43)
Başvuru No: 29864/96
Karar Tarihi: 14 Ocak 2003
OLAYLAR
Davanın temelinde Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı verilen 29864/96 sayılı başvuru dilekçesi bulunmaktadır. Söz konusu Devletin uyruğuna tabi H.K. ve A.D.K. ile K.K. (başvuru sahipleri), İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesinin eski 25. maddesi gereğince, 9 Kasım 1995 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.
Başvuru sahipleri Sözleşmenin 2, 3 ve 5. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Babalan A.K' nın gözaltındayken güvenlik güçleri tarafından işkenceyle öldürüldüğünü ileri sürmüşlerdir.
Başvuru sahipleri 1973, 1966 ve 1941 tarihlerinde Tunceli'nin Mazgirt ilçesinde dünyaya gelmişlerdir.
Başvuru sahiplerine göre,
3 Ekim 1994 tarihinde A.K. ailesiyle birlikte hayvanlarını otlatırken güvenlik kuvvetleri tarafından düzenlenen operasyon esnafında PKK'ya yardım ve yataklık ettiği gerekçesiyle alınarak sorgulanmak üzere helikopterle jandarmaya götürülmüştür.
Ertesi gün A.K.'nın yakınları Ataçınar Jandarmasına gelmişlerdir. Güvenlik kuvvetleri aileye A.K.'nın çeşitli özel eşyalarını vermişler ve kendisinin ifadesinin alınması amacıyla Tunceli Jandarmasına götürüldüğünü bildirmişleridir.
A.K.'nın erkek kardeşi Tunceli Jandarmasına gelerek A.K.'nın burada gözaltında olmadığını öğrenmiştir. 7 Ekim 1994 tarihinde başvuru sahipleri A.K.'yi Tunceli Devlet Hastanesinde bilinci kapalı ve koma halinde bulurlar. Doktorlar A.K.'nın polisler tarafından yaralı olarak ve bilincini yitirmiş halde bulunduğunu belirtmişlerdir. Üzerinde kimlik bulunmadığından polisler şahsı zihinsel engelli olarak tanıtmışlar ve aynı gün A.K.'yı Elazığ Üniversitesi hastanesine götürmüşlerdir. 10 Ekim 1994 tarihinde A.K hayatını kaybetmiştir. Doktorlar bir beyin enfeksiyonu ve vücudunun çeşitli yerlerinde ekimoslar ile sol kulağında bir lezyon teşhis etmişlerdir. Otopsi yapılmamıştır.
22 Aralık 1994 tarihinde A.K.'nın oğlu, başvuru sahiplerinden biri, Tunceli Savcılığına babasının Tunceli ve Ataçınar' daki jandarma ve güvenlik kuvvetlerinin işkencesine maruz bırakıldığı ve bu yüzden hayatını kaybettiği iddiasıyla başvurmuştur.
17 Nisan 1995 tarihinde başvuru sahiplerinin avukatı yazılı olarak Tunceli Cumhuriyet Savcılığından başvuruya ilişkin bilgi talebinde bulunmuştur.
Avukata 23 Haziran 1995 tarihli yazı ile, Tunceli Cumhuriyet Savcılığı tarafından bazı belgelerin örnekleri gönderilmiştir.
30 Ocak 1995 tarihinde başvuru sahipleri Tunceli Cumhuriyet Savcılığı'nın yetkisizlik kararı verdiğini ve davanın Tunceli Bölge idari mahkemesine gönderildiğini öğrenmişlerdir. Böylece dosya hakkında daha detaylı bir tahkikatın yapılacağı bildirilmiştir.
Hükümete göre ise,
13 Ocak 1995 ve 18 Temmuz 1996 tarihli doktor raporları A.K.'nın ölümünün akciğer-kalp yetmezliğine bağlı bir menenjit sonucunda gerçekleştiği, bu nedenle otopsiye gerek görülmediği belirtilmiştir.
Tunceli Cumhuriyet Savcılığı tarafından 30 Ocak 1995 tarihinde yetkisizlik kararının verilmesiyle Tunceli Bölge idari Mahkemesi Jandarma Albay I.S.'yi soruşturmayı yürütmekle görevlendirir. Soruşturmacı tarafından Ataçınar Jandarma Komutanının ifadesi alınmış ve A.K.'nın 1-10 Ekim 1994 tarihleri arasında düzenlenen operasyon bulunmadığından gözaltına alma durumunun söz konusu olmadığı ifade edilmiştir.
Soruşturmacı, raporunda A.K. dosyasına ilişkin olarak Ataçınar Jandarması tarafından gözaltına alınma durumunun söz konusu olmadığı veya PKK üyelerinin bulunduğu bölüme götürülmediği, gıda yetersizliği ve lojistik yetersizlik içerisinde yaşayan ve yapılacak yardırman da kabul etmeyen bir köyde yaşadığından hastalanarak Elazığ Hastanesine kaldırılmıştır. Orada hayatını kaybetmiştir.
27 Mart 1996 tarihli kararda hükümete karşı yürütülen iddialarda yer alan eylemlerin gerçekleşmediği belirtilerek başvuru dosyası kaldırılmıştır.
KARAR
21 Ekim 2002 tarihinde Hükümetin Mahkemeye yaptığı açıklama:
"1. Hükümet, başvuru sahibinin (Bay H.K, Bay A.D.K ve Bayan K.K) akrabasının durumunda olduğu gibi, gözaltına alınanların yaşamlarının korunmasında başarısızlığa uğranıp ölümle neticelenmesindeki kişisel vakaları ve otoritelerin gözaltındaki ölümlere etkili bir soruşturma gerçekleştirmekteki yetersizlikleri kabul etmekle beraber bu başarısızlıkları çözmek niyetindedir. Bu tür faaliyet ve ihmaller Sözleşmenin 2 ve 3. maddelerinin ihlali olarak kabul edilir. Hükümet yaşama hakkını korumak ve kötü muameleleri men etmek için 15. madde uyarınca etkili bir soruşturma yapma zorunluluğunu da içeren uygun direktifler çıkarmak ve kötü muameleyi men etmek mesuliyetini üstlenmelidir. Bu bağlamda, yeni yasal ve idari önlemlerin alınmasıyla ölüm ve kötü muameleyle sonuçlanan gözaltı olaylarında azalma olmuş ve etkili soruşturmalar gerçekleştirilmiştir.
2. 29864/96 numarası ile kayıtlı bulunan başvuruya dostane çözüm getirmek üzere Türk hükümetinin 60.000 Euro'yu (ex-grata olarak) kapsayan bir miktar ödemeyi önerdiğini bildirir. Vaka ile ilgili yasal masrafları kapsayan bu miktar, uygulamada olan herhangi bir vergiden muaf olup; başvuru sahibinin ve/veya onun yetkilendirdiği temsilcinin banka hesabına Euro olarak yatırılmak suretiyle ödenecektir. Bu miktar mahkeme tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 39. maddesine göre mahkeme tarafından verilen kararın tebliğinden itibaren Uç ay içerisinde ödenecektir.
3. Bu bağlamda düzenlemelerin devam edeceğinin bir teminatı olarak hükümet, bu ve benzer vakalarda mahkeme kararlarının yerine getirilmesinin Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesince denetlenmesini benimsemiştir. Karşılıklı işbirliği devam edecektir.
4. Sonuç olarak hükümet, tebliğ etmesinden sonra 43. maddeye göre Büyük Daireye başvuru isteğini reddettiğini kabul eder.
Başvuru sahiplerinin temsilcisi olmam sıfatıyla 29864/96 no'lu başvuruda belirtildiği gibi Türk Hükümetinin başvuru sahiplerine dostane çözüm olarak 60.000 Euro ödemeyi taahhüt ettiğine ilişkin kararın bilincindeyim. Vaka ile ilgili tüm harcama ve masrafları da içeren bu miktar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 39. maddesine göre kararın tebliğinden sonra 3 ay içerisinde ödenecektir.
Başvuru sahibinin uygun müracaatıyla başvuruda isnat edilen Türkiye Cumhuriyeti aleyhindeki tüm iddialardan vazgeçtiğimi kabul ederim. Mahkemenin kararını tebliğinden sonra Sözleşmenin 43-1. maddesine göre Büyük Daireye başvuru isteğini reddettiğini taahhüt eder ve olayın karara bağlanarak sonuçlandığını belirtirim.
Bu açıklama başvuru sahibinin rızasıyla, hükümet ve benim dostane bir şekilde uzlaşma amacımız doğrultusunda yapılmıştır.
Full & Egal Universal Law Academy