(Kötü Muamele Yasağı İhlali İddiası)
Başvuru No: 30492/96
Karar Tarihi: 26 Mart 2002
Çeviren ve Özetleyen: Hüseyin CİNOĞLU, Komiser, Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlisi
OLAYLAR
A. Birinci başvuru sahibi hakkında
Başvuru sahibi 27 Şubat 1995 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde görevli memurlar tarafından göz altına alınmıştır. Başvuru sahibi bu işlemler sırasında fiziksel ve psikolojik olarak kötü muameleye tabi tutulduğunu iddia etmektedir. Göz altına alındığı ilk gün, kendi iddiasına göre karanlık bir odaya alınmış ve çırılçıplak soyunmaya mecbur edilmiş, ayrıca vücudunun hassas yerlerinden elektrik şokuna maruz bırakılmıştır. Kollarından, Filistin askısı diye tabir edilen şekilde asılmış ve ne tuvalete gitmesine ne de bir şeyler içmesine izin verilmiştir. Ayrıca çeşitli konularda tehdit edilmiş ve bazen de dövülmüştür.
6 Mart 1995 tarihinde ise başvuru sahibi resmi bir şekilde sorgulanmıştır. Bu sorgulanma sırasında ise Almanya'da bulunduğu sırada PKK adlı terör örgütüyle arasında bir bağ olduğunu itiraf etmiştir. Sorgunun ilerleyen aşamalarında ise Türkiye'ye ailesini görmek ve PKK'nın bazı işlerini halletmek üzere sahte bir pasaportla giriş yaptığını itiraf etmiştir.
13 Mart 1995 tarihinde ise başvuru sahibi adli tıp doktoruna çıkartılmıştır. Doktor raporunda başvuru sahibinin vücudunun dış kısımlarında çeşitli izlerin ve lezyonların olduğu belirtilmiş ancak bu yaraların hayati tehlikesi bulunmadığından kendisine iş göremez raporu verilmemiştir.
13 Mart 1995 tarihinde başvuru sahibi Cumhuriyet Savcısı tarafından sorgulanmıştır. Bu sorgulamada, başvuru sahibi baklandaki iddiaları reddederek, polisteki ifadesinin kendisine zorla imzalattırıldığını iddia etmiştir. Yine bu ifadesinde başvuru sahibi, Avusturya'dan sahte pasaportla sadece ailesini görmeye geldiğini ve PKK ile hiçbir bağlantısının bulunmadığını öne sürmüştür. Aynı gün mahkemede de benzer bir ifade vermiş, ancak Mahkeme başvuru sahibinin tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.
14 Mart 1995 tarihinde hapishane doktoru da başvuru sahibinin vücudundaki izleri fark etmiş ve bunları raporunda belirterek başvuru sahibinin daha iyi muayene edilebileceği bir hastaneye şevkini talep etmiştir. Bu talep hapishane yönetimi tarafından reddedilmiştir.
24 Nisan 1995 tarihinde savcı fezlekesini tamamlamış ve fezlekesinde aralarında ikinci başvuru sahibinin da bulunduğu iki kişiyi daha Türkiye'yi bölmek için yasadışı faaliyette bulunmaktan Türk Ceza Kanunun 168/2 ve Terörle Mücadele Kanunun 5. Maddesi uyarınca cezalandırılmalarını talep etmiştir.
l Haziran 1995 tarihinde başvuru sahibi İstanbul Cumhuriyet Savcılığına Terörle Mücadele Şubesinde işkence gördüğü iddiasıyla başvuruda bulunmuştur. Bu başvurusunda 14 Mart 1995 tarihinde alınan sağlık raporunu da ibraz etmiştir.
21 Eylül 1995 tarihinde Fatih Cumhuriyet Savcısı takipsizlik kararı vererek şikayet başvurusunu gündemi dışına almıştır. Savcıya göre işkence iddialarını doğru çıkartacak yeterince delil mevcut bulunmamaktadır.
13 Ekim 1995 tarihinde de başvuru sahibi savcının bu kararına İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itiraz etmiştir. Aynı zamanda da, bu mahkemenin başvurusunu reddetme ihtimaline binaen, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Sözleşmenin 3. Maddesinin ihlal edildiği iddiasıyla bir başvuru yapmıştır.
20 Kasım 1995 tarihinde de Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi yeterli delil bulunmadığından başvuru sahibinin başvurusunu reddetmiştir. 17 Kasım 1997 tarihinde başvuru sahibi İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından, Türk Ceza Kanununun 169. Maddesi uyarınca üç yıl dokuz ay hapis cezasına çarptırılmıştır.
B. İkinci başvuru sahibi hakkında
Başvuru sahibi 8 Mayıs 1995 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde görevli memurlar tarafından göz altına alınmıştır. Başvuru sahibi bu işlemler sırasında fiziksel ve psikolojik olarak kötü muameleye tabi tutulduğunu iddia etmektedir. Gözaltına alındığı ilk gün, kendi iddiasına göre karanlık bir odaya alınmış ve çırılçıplak soyunmaya mecbur edilmiş, ayrıca vücudunun hassas yerlerinden elektrik şokuna maruz bırakılmıştır. Kollarından, Filistin askısı diye tabir edilen şekilde asılmış ve teslisleri sıkılmış ayrıca bilmediği bir cisim anüsüne sokulmuştur. Beş gün boyunca kendisine ne bir içecek ne de yiyecek verilmemiş ve kendisine okutulmayan bazı dokümanlara zorla imza attırılmıştır.
16 Mart 1995 tarihinde polis tarafından sorgulanmış ve bu sorgu sırasında PKK üyesi olduğunu ve değişik siyasi parti binalarına bombalı saldırılarda bulunduğunu itiraf etmiştir. Ayrıca bombalı saldırılardan sonra Yunanistan'a kaçtığını ve burada da 15 gün boyunca PKK kamplarında kalıp bomba eğitimine devam ettiğini kabul etmiştir.
20 Mart 1995 tarihinde başvuru sahibi İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı tarafından sorgulanmış ve bu sorgulamada, başvuru sahibi hakkındaki iddiaları reddederek, polisteki ifadesinin kendisine zorla imzalattırıldığını iddia etmiştir. Aynı şekilde bu ifadesinde başvuru sahibi, PKK ile hiçbir bağlantısının bulunmadığım ve bombalama olaylarından da haberinin olmadığını öne sürmüştür. Aynı gün mahkemede de benzer bir ifade vermiş, ancak Mahkeme başvuru sahibinin tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.
20 Mart 1995 tarihinde hapishane doktoru da başvuru vücudundaki izleri fark etmiş ve bunları raporunda belirterek başvuru sahibinin daha iyi muayene edilebileceği bir hastaneye şevkini talep etmiştir. Bu talep hapishane yönetimi tarafından reddedilmiştir.
24 Nisan 1995 tarihinde savcı fezlekesini tamamlamış ve fezlekesinde aralarında birinci başvuru sahibinin da bulunduğu iki kişiyi daha Türkiye'yi bölmek için yasadışı faaliyette bulunmaktan Türk Ceza Kanunun 168/2 ve Terörle Mücadele Kanunun 5. Maddesi uyarınca cezalandırılmalarını talep etmiştir. 25 Mayıs 1995 tarihinde başvuru sahibi İstanbul Cumhuriyet Savcılığına Terörle Mücadele Şubesinde işkence gördüğü iddiasıyla başvuruda bulunmuştur. Bu başvurusunda 20 Mart 1995 tarihinde alınan sağlık raporunu da ibraz etmiştir.
14 Eylül 1995 tarihinde Fatih Cumhuriyet Savcısı takipsizlik kararı vererek şikayet başvurusunu gündemi dışına almıştır. Savcıya göre işkence iddialarını doğru çıkartacak yeterince delil mevcut bulunmamaktadır.
13 Ekim 1995 tarihinde de başvuru sahibi savcının bu kararına İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itiraz etmiştir. Aynı zamanda da, bu mahkemenin başvurusunu ret etme ihtimaline binaen, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Sözleşmenin 3. Maddesinin ihlal edildiği iddiasıyla uyarınca bir başvuru yapmıştır.
20 Mayıs 1996 tarihinde de Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi işkence olayına katıldığı iddia edilen polisler hakkında adli soruşturma başlatmıştır. 19 Ekim 1997 tarihinde savcılık polisler hakkında suç duyurusunda bulunmuş ancak 1 Nisan 1999 tarihinde polisler beraat etmişler ve karar 13 Nisan 1999 tarihinde kesinleşmiştir.
KARAR
Sonuçta Türk Hükümeti işkence ve kötü muameleler neticesinde oluşmuş olaylardan, bireysel olsalar bile son derece rahatsızlık duyduklarını belirterek bu tür olayları ortadan kaldırmak için gerekli her türden idari ve hukuki yaptırımları kullanacaklarını belirtmiştir.
Kötü muamele ve işkence ile alınan ifadelerin Sözleşmenin 3. Maddesinin ihlali olarak sayıldığı öngörüsüyle, Türk Hükümeti'nin bu türden olayların idari ve adli yönlerden soruşturulmasını kolaylaştıracak her tür faaliyet içerisine girmesi gerekecektir. Bu arada bu türden olayların asgariye indirilmesi ve olaylar neticesinde soruşturmacı birimlerin işlerini kolaylaştıracak yeni idari ve adli düzenlemelere gidildiği de dikkatleri çekmiştir.
Olayların Mahkemeye intikalinden sonra Türk Hükümeti başvuru sahibine tüm mahkeme masraflarını da kapsayacak 150.000 Fransız Frangı ödemeyi önermiştir. Mahkeme, davalı Hükümetin teklif ve şartlarını incelemiş ve yapılan teklifin başvuru sahibi tarafından kabul edilmesi ve uygun miktarda olması durumlarını dikkate alarak 37. maddenin 1. Fıkrasının (c) bendi uyarınca Sözleşmeye ve protokollere de uygun olarak oybirliğiyle davanın düşmesine ve gündemden alınmasına karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy