(Adil Yargılanma Hakkı İhlali İddiası)
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Daire Kararı
Başkan; L. Wildhaber Üyeler; E. Palm, A. Pastor Ridruejo, G. Bonello, J. Makarczyk, P. Kuris, R. Türmen, J-P. Costa, F. Tulkens, M. Fischbach, Butkevych, J. Casadevall, J. Hedigen, H.S. Greve, A.B. Baka, R. Maruste ve S. Botoucharova
Başvuru No: 30544/96
Karar Tarihi: 21 Ocak 1999
Çeviren, Özetleyen ve Yorumlayan: Mehmet ÖZCAN, Yrd. Doç. Dr.. Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlisi
İspanyol vatandaşı Garcia Ruiz avukatlık ruhsatına sahip ve Madrid Barosuna kayıtlıdır. Ancak Garcia Ruiz meslek olarak hemşirelik yapmaktadır. Bay M tarafından kendisine belirli bir gayrimenkul üzerinde ipotek olup olmadığının araştırılması konusunda talimat verildiğini ve dava vekili olarak bu anlamda çalışma yaptığını ileri sürmüştür. Bay M, Garcia Ruiz'in iddialarını reddederek kendisine böyle bir talimat vermediğini ileri sürmüştür. Garcia Ruiz yapmış olduğu hizmetlerin karşılığı olan ücreti tahsil edebilmek için ilk Derece Mahkemesinde dava açmıştır. Dava aleyhine sonuçlanınca karan temyiz etmiş ve temyiz mahkemesi de aleyhine verilen karan onamıştır. Garcia Ruiz bu karar üzerine Anayasa Mahkemesi ne başvurmuş ancak Anayasa mahkemesi de yetkisizlik nedeniyle davaya bakmaktan imtina etmiştir.
Ruiz Garcia'nın ileri sürdüğü en önemli iddia mahkemeye sunmuş olduğu delillerin göz önüne alınmamış olması ve Temyiz Mahkemesi'nin de ilk derece mahkemesinin kararını özellikle delillere ilişkin iddialarına herhangi bir cevap vermemesidir. Garcia Ruiz Sözleşme'nin 6. maddesinin 1. fıkrasında garanti altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna başvurmuştur. Başvuru daha sonra usul hükümleri gereğince Mahkeme'nin önüne gelmiş ve mahkeme tarafından incelenmiştir. Garcia Ruiz mahkemeye sunmuş olduğu delillerin dikkate alınmadığını, kabul edilmediğini ve kabul edilmeme nedenlerinin tam olarak açıklanmadığı nedenlerinden dolayı adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Mahkeme tüm bu iddiaları dinlemiş Hükümetin de görüşlerini de aldıktan Mahkeme, mahkemeye sunulan delillerin değerlendirilmesinin iç hukuk meselesi olduğunu, her ne kadar daha detaylı bir cevabın tercih edilen bir durum da olsa yapılan işlemde adil yargılanma hakkını ihlal eden bir durumun bulunmadığına karar vermiştir.
KARARDA ATIF YAPILAN DİĞER DAVALAR
1. Ruiz Torija v. İspanya
2. Hiro Balani v. İspanya
3. Higgins ve Diğerleri v. Fransa
4. Vvan de Hurk v. Hollanda
5. Hella v. Finlandiya
6. Schenk v. İsviçre
PROSEDÜR
1. Dava Sözleşmenin eski 19. maddesi uyarınca İspanya Hükümeti tarafından (Hükümet) 6 Ocak 1998 tarihinde Sözleşme'nin eski 32 § 1 ve 47. maddelerinde belirtilen üç aylık süre zarfında Mahkemeye gönderilmiştir. Dava, orijinal olarak 30544/96 başvuru numarası ile İspanya Krallığı aleyhine 19 Aralık 1995 tarihinde bir İspanyol vatandaşı olan Faustino Francisco Garcia Ruiz tarafından Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na (Komisyon) yapılan başvurudan kaynaklanmaktadır.
Hükümet başvuruda eski 48 maddeye atıfta bulunmuştur. Başvurunun amacı, davanın olayları çerçevesinde davalı Devlet'in Sözleşme'nin 6 § 1 maddesinden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal edip etmediğine dair bir karar alınmasını temin etmektir.
2. Mahkemesinin eski Kurallarından 33 § 3 (d) Kuralı uyarınca yapılan incelemeye cevaben, başvuru sahibi, yargılama prosedürüne katılmak istediğini belirtmiştir. O dönemde Mahkeme'nin Başkanı olan R. Bernhardt, başvuru sahibinin İspanyol dilini kullanmasına izin vermiştir. (Eski 27 § 3 Kural)
3. R. Bernhardt, Daire'nin Başkanı olarak, orijinal yapısında oluşturulduğu üzere 11 Numaralı Protokol'ün yürürlüğe girmesinden önce ortaya çıkabilecek özellikle usule ilişkin sorunların çözümlenebilmesi için bir çözüm bulma adına Mahkeme Kalemi aracılığıyla yazılı usulün organizasyonu konusunda Hükümet Temsilcisi, başvuru sahibi ve Komisyon'un temsilcisine danışmıştır. Yapılan talebin sonucu olarak başvuru sahibinin dilekçesi 13 Mayıs 1998 tarihinde, Hükümet'in dilekçesi ise 2 Haziran 1998 de Mahkeme Kalemi'ne ulaşmıştır.
4. Başkan'ın talimatları doğrultusunda Mahkeme Kalemi tarafından talep edildiği gibi, 12 Ekim 1998 tarihinde Komisyon önündeki usullere göre dosyayı ortaya koymuştur.
5. 1 Kasım 1998 tarihinde 11 Numaralı Protokol'ün yürürlüğe girmesinden sonra ve Sözleşmenin 5 § 5 maddesi hükümlerinden dolayı dava Mahkeme'nin Büyük Dairesi'ne gönderilmiştir. Büyük Daire'de şu kişiler bulunur: ex officio olarak İspanya adına seçilen yargıç A. Pastor Ridruejo, (Sözleşmenin 27 § 2. maddesi ve Mahkeme Kurallarından 24 § 4 Kuralı) L. Wildhaber, Mahkeme Başkanı, E. Palm, Mahkeme Başkan Yardımcısı, J-P. Costa ve M. Fischbach, Mahkeme Daire Başkan Yardımcıları, (Sözleşmenin 27 § 3. maddesi ve Mahkeme Kurallarından 24 § 3 ve 5 (a) Kuralı). Büyük Daire'yi tamamlamak için atanan diğer üyeler şunlardır: G. Bonello, J. Makarczyk, P. Kuris, R. Türmen, F. Tulkens, V. Straznicka, Butkevych, J. Casadevall, H.S. Greve, A.B. Baka, R. Maruste ve S. Botoucharova (Mahkeme Kurallarından 24 § 3 ve 100 § 4 Kuralı). Daha sonra J. Hedigen davanın ilerleyen aşamalarında yer alamayan V. Straznicka'nın yerini almıştır. (Mahkeme Kurallarından 24 § S (b) Kuralı)
6. Mahkeme'nin daveti üzerine (Mahkeme Kurallarından 99. Kural) Komisyon üyelerinden birisi olan F. Martinezi Büyük Daire önünde devam etmekte olan yargılamada yer alması için görevlendirmiştir.
7. Başkan'ın kararı üzerine duruşma aleni olarak Strasbourg'daki İnsan Hakları Binası'nda 19 Kasım 1998 tarihinde yapılmıştır.
Aşağıdaki üç kişi Mahkeme'de hazır bulunmuştur:
(a) Hükümet adına
J. Borrego, Avrupa Komisyonu ve İnsan Hakları Mahkemesi Hukuk İşleri Başkanı, Görevli,
(b) Komisyon adına
F. Martinez
Temsilci,
M. T. Schoepfer, Komisyon Sekreteri
Mahkeme, F. Martinez ve J. Bonego tarafından yapılan açıklamaları dinlemiştir.
28 Ekim 1998 tarihinde Mahkeme Kalemi'ne gönderdiği bir mektupla başvuru sahibi, duruşma bulunmayacağını ve temsil edilmeyeceğini bildirmiştir.
OLAYLAR
I. Davanın oluşum şartları
8. Başvuru sahibi lisans düzeyinde Hukuk diplomasına sahip ve Madrid Barosuna kayıtlı bir üye olmasına rağmen hemşire olarak çalışmaktadır. 1995 Ağustos ayında bir kişinin (M), kendisine ihtilaflı olmayan bir konuda özellikle ipotek Yasası'na hükümleri uyarınca X şirketi tarafından S aleyhine Madrid ilk Derece Mahkemesi'nin 19 numaralı mahkemesinde açılan, üzerinde ipotek bulunan gayri menkullerden belirli bir bölüm arazinin üzerinde ipotek olup olmadığının tespiti ve ipoteğin kaldırılması için görev yapması konusunda talimat verdiğini ileri sürmüştür.
19 Haziran 1996 tarihinde M araziyi açık artırmada başvuru sahibinin avantajlı olarak gördüğü bir fiyattan satın almıştır.
9. Başvuru sahibi 1986 yılında müşterisinden, alışverişin yapıldığı dönemde sunmuş olduğu idari hizmetler, tavsiye ve teknik yardımlar için bir ücret talep etse de bu ücreti tahsil etmede başarılı olamamıştır.
27 Mayıs 1989 tarihli taahhütlü bir mektubu, onaylı önceden ödenmiş fatura ile birlikte göndermiş ve M'den ücret olarak iki milyon beş yüz bin pesata talep etmiş ise de hiç cevap alamamıştır.
10. 8 Haziran 1989 tarihinde başvuru sahibinin talebi üzerine Madrid Barosu sözkonusu hizmetlerinin karşılığı olarak başvuru sahibinin üç bin pesata ücret almaya hakkı olduğunu bildiren bir mütalaa vermiştir. Baro, mütalaasını başvuru sahibinin verdiği bilgiler üzerine hazırladığını açık ve net bir şekilde belirtmiştir.
11. 16 Haziran 1989 tarihinde başvuru sahibi iddia ettiği parayı alabilmek için M aleyhine vergi usul hükümlerine dayanarak Madrid ilk Derece Mahkemesi'nin 2 numaralı mahkemesinde bir dava açmıştır. 30 Haziran 1989 tarihinde verilen kararda jura de cuenta usulünün yargısal işlemlerde sadece dava vekilinin sunacağı hizmetlere engel olunmasından kaynaklanan maddi kayıpların ödenmesi için geçerli olduğu gerekçesine dayanarak ve söz konusu olayda mani olunan hizmetin ihtilaflı olmadığı nedenleriyle başvuru sahibi aleyhine hüküm verilmiştir.
12. 29 Eylül 1989 tarihinde başvuru sahibi M aleyhine Madrid İlk Derece Mahkemesi'nin 12 numaralı mahkemesinde üç milyon pesatanın tazmini için bir hukuk davası açmıştır.
13. Talep 24 Mayıs 1993 tarihli bir kararla reddedilmiştir. Hakim özellikle davalının başvuru sahibinin iddia ettiği olayları yalanladığı ve özellikle hiçbir zaman Garcia Ruiz'e kendi adına hareket etmesi için bir talimat vermediğini dikkate almış ayrıca başvuru sahibi tarafından davet edilen şahidin açıklamalarının kesin ve net olmadığını, sonuç olarak başvuru sahibinin iddia ettiği hizmetleri sunduğunu ispat edemediğine karar vermiştir. Özellikle şu kararı vermiştir:
"Davacı hangi mahkemelerin belirli işlere baktığının tespit edilmesi ve M'in almak istediği gayri menkuller için gerekli gördüğü bilgilerin araştırılması konusunda kendisine M tarafından talimat verildiğini iddia etmektedir, iddialarını desteklemek için dava dilekçesi ek olarak dosyaya 1-7 sıra sayısıyla bir kısım belgeler eklemiştir.
Farz edelim ki davacı yargısal süreç bağlamında söz konusu hizmetleri sunmadığını kabul etti... şüphe götürmeyen tek şey vardır o da davacının söz konusu hizmetleri sunduğunu ispat etme zorunda olduğudur. Bu bağlamda, iddiaların gerçekliğini ispat eden hiçbir delil gösterilememiştir. Delil gösterme şeklinin değerlendirilmesi, davacının vekalet ücreti talep etmek için tek bir şartı bile yerine getirmediği konusunda Mahkeme'yi ikna etmiştir. Delilin yokluğunda davacının talebi reddedilmelidir. Özellikle davalı olayları inkar ediyorsa".
14. 4 Haziran 1993 de davacı karan temyiz etmiştir. 17 Mart 1995 tarihli bir karar ile Madrid Audiencia Provincial (Temyiz Mahkemesi) temyiz talebini reddetmiş ve aksi iddia edilen kararı onamıştır.
Karar'ın (Olaylara İlişkin Bölümü) I. Bölümünde şu ifadeler almıştır: (Bu Mahkeme) aksi iddia edilen kararın olaylara ilişkin bölümünü kabul etmiş ve kendi kararının bir parçası gibi değerlendirmiştir."
II. Bölümde ise şu kararı vermiştir:
"Aşağıda belirtilen kısımlar ile çatışmadığı ölçüde aksi iddia edilen kararın gerekçelerini uygun olarak kabul etmiştir.
İlk olarak, tarafından temyiz talebi Madrid tik Derece Mahkemesi'nin 12. numaralı mahkemesinin 24 Mayıs 1993 tarihinde vermiş olduğu bir karara ilişkindir. Bu kararda mahkeme, bir avukat olan (başvuru sahibi) temyiz edenin M' den tik Derece Mahkemesi'nde dava vekili olarak başlattığı 843/81 sayılı ipoteğin kaldırılması işleminden kaynaklanan üç bin pesata'yı ödemesi için açtığı davada başvuru sahibinin iddialarını reddetmiştir. M ise temyiz iddiasını reddederek davacının davanın yargısal sürecinde kendisini yasal olarak hiç temsil etmediğini, bu davada kendisini Bay J.A. ve C. L. temsil ettiğini ileri sürmüştür.
İkinci olarak, dava dosyası incelendiğinde temyiz edenin (başvuru sahibi) 843/81 sayılı davada dava vekili olarak hareket ettiğini gösteren en küçük bir delilin olmadığı görülmektedir. Veya her ne kadar ihtilaflı olmayan bir olayda çalışmış olsa da en azından Medeni Kanun'un 1214. maddesinde aranan yargısal nitelikte bir adım attığını gösteren bir delil bulunmamaktadır; bu nedenlerden dolayı temyiz talebi reddedilmeli ve aksi iddia edilen karar onanmalıdır..."
Audiencia Provincial (Temyiz Mahkemesi) şu sonuca ulaşmıştır:
Mahkeme, Madrid İlk Derece Mahkemesi'nin 12. numaralı mahkemesinin 24 Mayıs 1993 tarihinde vermiş olduğu bir karara (başvuru sahibinin avukatı tarafından) yapılan temyiz itirazını reddetmeli ve burada da reddetti, bununla birlikte kararı onadı.
15. 13 Mayıs 1995 tarihinde başvuru sahibi Audiencia Provincial (Temyiz Mahkemesi) kararında kendi iddialarına hiçbir cevap vermediği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine adil yargılama hakkına dayanarak ampora temyiz talebinde bulunmuştur. Temyiz başvurusunda başvuru sahibi aşağıdaki noktalara temas etmiştir:
"(a) Aksi iddia edilen kararda da belirtildiği gibi, gerçekten de (başvuru sahibi), Madrid ilk Derece Mahkemesi'nin 19. numaralı mahkemesinde görülen 843/81 sayılı davada dava vekili olarak hareket etmemiştir; başvuru sahibi sadece 19. numaralı mahkemesinde görülen davada (davalı) M'e ihtilaflı olmayan konularda (ilk başvuruda belirtildiği gibi) tavsiye ve yardım niteliğinde hizmet vermiş ancak bu yargılamanın hiçbir aşamasında ihtilaflı bir konuda ( ejercico int-raprocesal) görev yapmamıştır...
(c)... ihtilaflı olmayan konu... sadece sunulan yargısal prosedüre ilişkin hizmetlerin karşılığı ücret alma temeline dayandırılmış... müşteri haksız şekilde mali bir kazanım elde etmiş... değişik şekillerdeki ihtilaflı olmayan hizmetlerin hesaplanmasında bu hizmetleri gerçekte yapmıştır..."
Başvuru sahibi ayrıca ilk Derece Mahkemesi yargıcının sunduğu delilleri ele alış ve yorumlama şekline de karşı çıkmıştır.
16. 11 Haziran 1995 tarihli kararında Anayasa Mahkemesi temyiz başvurunu, anayasa ile bir ilgisinin olmadığı gerekçesi ile reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi, normal mahkemelerin sözkonusu hizmetler konusunda başvuru sahibinin yeterli delil gösteremediğine karar verdiğini belirtmiş ve ilk derece mahkemelerinin yargı yetkisi alanına giren olayların değerlendirilmesinin kendi yargı yetkisinin dışında tutulduğunu belirtmiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK MEVZUATI
17. İspanyol Anayasa'sının 120 § 3 madde hükmüne göre:
"Yargı kararları daima dayandıkları gerekçeleri belirten ifadeleri içermeli ve aleni olarak ilan edilmelidir."
"Los sentencias seran siempre motivades y se pronunciaran en audiencia publica "
18. "Kararlar sarih ve kesin olmalı ve yargılama sürecinde sunulan dilekçe ve ileri sürülen iddialara cevap vermeli; davalı lehine ya da aleyhine karar vermeli ve tartışma konusu olan tüm noktalarda karar vermelidir."
"Las sentencias deben ser clares, precisas y congruentes con las demandea y con las demas pretensiones deduicas oportunamente en el pleito, haciendo las declaraciones que estas exijan, condenando o absolviendo al demandado y decidiendo todos loşpuntos litigiosos que hayan sido objeto del debate..."
KOMİSYON ÖNÜNDEKİ PROSEDÜR
19. Garcia Ruiz 19 Aralık 1995 tarihinde Komisyona başvurmuştur. Başvuru sahibi Madrid Audiencia Provincial (Temyiz Mahkemesi) tarafından verilen bir kararda Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarının cevaplandırılmadığını ileri sürmüştür. Başvuru sahibi ayrıca yargılamanın uzun sürmesinden dolayı da Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğinden dolayı şikayette bulunmuştur.
20. 2 Eylül 1996 tarihinde Komisyon başvuru sahibinin şikayetinin Madrid Audiencia Provincial (Temyiz Mahkemesi) tarafından verilen bir kararda belirtilen adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarının cevaplandırılmadığı boyutuyla başvuruyu kabul etmiş, ( başvuru numarası 30544/96) şikayetin geri kalan kısmını ise başvurulamaz bulmuştur. 27 Şubat 1997 tarihinde ise Hükümete de iletilen başvurunun şikayetinin sözkonusu kısmını kabul edildiğini ilan etmiştir. 15 Eylül 1997 tarihli raporunda (Sözleşmenin eski 31. maddesi), Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrası hükmünün ihlal edildiğini (yirmi iki oya karşılık sekiz oy ile) kabul etmiştir. Komisyon'un kararının tamamına ve karşı görüşlere bu karar ek olarak yer verilmiştir.
MAHKEMEYE SUNULAN SON GÖRÜŞLER
21. Mahkeme'ye sunduğu dilekçede Hükümet, Mahkeme'den Madrid Audiencia Provincial (Temyiz Mahkemesi) tarafından verilen bir kararda başvuru sahibinin iddialarının cevaplandırıldığını ve Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edilmediğinin karara bağlanmasını talep etmiştir.
22. Başvuru sahibi, Mahkeme'den Sözleşme'nin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğini ve adil bir tatmin ile ödüllendirilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞME'NİN 6. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
23. Başvuru sahibi, Madrid Audiencia Provincial (Temyiz Mahkemesi) tarafından verilen bir kararda iddialarının cevaplandırılmamasının Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Sözleşmenin 6 § 1 maddesine göre;
" Her şahıs gerek medeni hak ve görevleri ile ilgili nizalar gerek cezai sahada kendisine karşı serdedilen bir isnadın esası hakkında karar verecek olan, kanuni, müstakil ve tarafsız bir mahkeme tarafından makul bir süre içinde hakkaniyete uygun aleni surette dinlenmesini istemek hakkına haizdir".
24. Komisyon bu iddiayı büyük bölümü itibariyle kabul etmiştir.
25. Hükümet, davayı inceleyen iki aşamalı mahkemede başvuru sahibinin iddialarına gerekçeli cevap verildiğini ileri sürmüştür, ilk etapta, Madrid ilk Derece Mahkemesi'nin 12. numaralı mahkemesi olaya ilişkin detaylı gerekçelerin belirtildiği bir kararda başvuru sahibinin iddialarını reddetmiştir. Temyiz aşamasında Audiencia Provincial (Temyiz Mahkemesi) itiraz edilen kararın gerekçelerini ve olaylara ilişkin raporu onaylayarak başvuru sahibi aleyhine karar vermiştir. Buna uygun olarak temyiz aşamasında gerekçeleri ile birlikte Sözleşme'nin 6. maddesinde aranan şartlara uygun olarak sarih bir şekilde cevaplandırılmıştır.
26. Mahkeme, adaletin iyi bir şekilde yönetimi ile ilgili bir ilkeyi yansıtan yerleşik içtihatlarına göre, (herhangi) bir mahkeme ya da hakimler kurulu kararının dayandığı gerekçelerin yeterince açıklanması gerektiğini yineler. Gerekçe açıklanması görevinin olduğu ölçüde bu görev, karar verilecek olaya göre değişebilir ve dava konusu olayın özel şartlan dikkate alınarak karar verilmelidir. (Bakınız; 9 Aralık 1994 tarihli Ruiz Torija v. İspanya ve Hiro Balanı v. İspanya kararı, Seri A, nos. 303 - A ve 303 B, sayfa 12, § 29, ve ss.29-30, 19 Şubat 1998 tarihli Higgins ve Diğerleri v. Fransa karan, Report of Judgments and Reports, 1998-I, s.60, § 42 ) Sözleşmenin 6 § 1 maddesi mahkemeleri gerekçeli karar vermekle yükümlü tutuyorsa da bu, ileri sürülen her iddiaya detaylı bir cevap verme gerekliliği şeklinde algılanmamalıdır. (Bakınız; 19 Nisan 1994 tarihli Vvan de Hurkv. Hollanda kararı, Seri A no. 288, s.20 § 61). Bundan dolayı temyiz mahkemesi temyiz talebini reddetmekle prensip olarak ilk derece mahkemesinin verdiği kararın gerekçesini onaylamış olmaktadır. (Bakınız; mutatis mutandis, 19 Nisan 1997 tarihli Hella v. Finlandiya kararı, 1997- VIII, s. 2930, §§ 59-60).
27. Derdest davada Mahkeme, İlk etapta Madrid ilk Derece Mahkemesi'nin 12. numaralı mahkemesi kararında davalının, başvuru sahibinin iddiasında yer alan olayları yalanlayan ifadelerini göz önüne almıştır. Sözkonusu mahkeme başvuru sahibinin talebi üzerine dinlenen şahidin ortaya koyduğu delillerin kesin olmadığına ve başvuru sahibinin ücret talep ettiği hizmeti verdiğini ispat edemediğine karar vermiştir (bakınız yukarıdaki 13. paragraf).
Temyiz aşamasında Audiencia Provincial (Temyiz Mahkemesi) kararında ilk başta, başvuru sahibinin iddiasının temelini teşkil eden, O'nun dava vekili olarak ihtilaflı olmayan bir olayda hizmet verdiğini ispat edemediği şeklinde karar vermekle, ilk derece mahkemesinin kararında ortaya konulan olaylara ilişkin ifadeleri kabul etmiş veya aynı karan yinelemiş sayılır. Daha da ötesi mahkeme, olaya ilişkin kendi bulguları ile uyumlu olmadığı kısımları hariç, aksi iddia edilen kararın yasal gerekçelerini onaylamıştır. Bu noktada, temyiz mahkemesi her ne kadar ihtilaflı olmayan bir olayda hizmet vermiş olabilecek olsa da dava dosyasında başvuru sahibinin özetle 843/81 numaralı ipotekli malın geri alınmasına ilişkin işlemlerde dava vekili olarak görev yaptığı yönündeki iddialarını ispat eden en küçük bir delilin olmadığına karar vermiştir. Bu nedenle temyiz talebini reddetmiş ve ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararı onamıştır ( Bakınız yukarıdaki 14. paragraf).
Dava daha sonra (İspanyol) Anayasa Mahkemesi'ne gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi 11 Temmuz tarihli kararında, başvuru sahibinin amparo temyiz talebini ilk derece mahkemesine göre başvuru sahibinin ücret talep ettiği profesyonel hizmetlerden engellendiğini ispat edemediği ve dava konusunun Anayasa Mahkemesi'nin yargı alanına dışında kaldığı gerekçeleri nedeniyle reddetmiştir. (Bakınız yukarıdaki 16. paragraf).
28. Başvuru sahibinin şikayeti anlaşıldığı kadarıyla, delillerin değerlendirilmesi ve yerel mahkeme önündeki yargılamanın sonuçlan ile ilgilidir. Mahkeme, Sözleşme'nin 19. maddesi gereğince Sözleşmeye taraf olan Devletlerin Sözleşme hükümlerini nasıl ele aldıklarının kontrolünün temin edilmesinin Mahkeme'nin görevi olduğunu tekrar eder. Özellikle herhangi bir ulusal mahkeme tarafından yapılan olaylara veya yasalara ilişkin hatalarla ilgilenmek Sözleşme hükümleri kapsamında hak ve özgürlükleri ihlal etmedikçe;
Mahkeme'nin icra ettiği fonksiyonlardan değildir. Ayrıca, 6. madde her ne kadar adil yargılama hakkını garanti etse de, delillerin kabul edilebilirliği veya bu delillerin nasıl değerlendirileceği konusunda kurallar koyamaz. Bu nedenle bu görevler ulusal mahkemelerin ve ulusal hukukun bir sorunudur (Bakınız; 12 Temmuz 1988 tarihli Schenk v. İsviçre, Seri A no: 140, s. 29, §§ 45-46).
29. Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında Mahkeme, başvuru sahibinin karşı yargılama prosedüründen yararlandığını tespit etmiştir. Başvuru sahibi bu yargılama sürecinin farklı aşamalarında davası ile ilgili olduğunu düşündüğü her türlü iddiayı sunma olanağına sahipti. Başvuru sahibinin taleplerini kabul etmeyen ilk derece mahkemesinin davanın olaylarına ve yasal gerekçelerine ilişkin açıklamaları uzun uzun anlatılmıştır. Temyiz aşamasında Audiencia Provincial (Temyiz Mahkemesi) kendi bulguları ile çelişmediği ölçüde ilk derece mahkemesinin kararında belirtilen olaya ve yasal duruma ilişkin gerekçelerini onaylamıştır. Derdest davada daha fazla gerekçe belirtilmesi arzulanan bir durum olsa bile, başvuru sahibi geçerli bir şekilde bu kararın gerekçeden yoksun olduğunu ileri süremez.
30. Sonuç olarak Mahkeme, sözkonusu yargılamanın bir bütün olarak ele alındığında Sözleşme'nin 6. Maddesi bağlamında adil bir yargılama olduğu kanaatindedir.
BU GEREKÇELERLE MAHKEME OYBİRLİĞİYLE;
1. Sözleşme'nin 6. maddesinin ihlal edilmediğine karar vermiştir.
Yorum
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yargılama usullerine özellikle delillerin ele alınış ve değerlendirilmesine karışmaması yerinde bir adımdır. Zira ulusal hukuk sistemlerinin kendilerine özgü yargısal usulleri vardır. Bu usuller çerçevesinde Sözleşme 'den kaynaklanan bir hak ihlal edilmedikçe usul kurallarının Yüksek Taraf Devletlerin iç hukuk düzenlemelerine bırakılması yargı bağımsızlığının bir garantisi olmaktadır.
Mahkeme, net bir şekilde delillerin kabul edilebilirliği veya bu delillerin nasıl değerlendirileceği konusunda kurallar koyamayacağını bu görevlerin ulusal mahkemelere ait olduğunu bunun ulusal hukukun bir sorunu olduğunu belirtmiştir.
Mahkeme, her ne kadar derdest davada kararın gerekçesini yeterli bulmuş olsa da, daha geniş bir gerekçenin tercih edilen bir durum olduğunun altını çizmiştir. Ulusan Mahkeme kararlarının gerekçeli olması ve bu gerekçenin tarafları tatmin edecek bir boyutta olması adil yargılanma hakkının bir parçasıdır. Yetersiz ve tarafları tatmin etmeyen gerekçelerin adil yargılama hakkının ihlal etmesi büyük olasılıktır.
Mahkeme, kararların oldukça detaylı olması gerektiğini belirtmekle birlikte bunu her olayın şartlarına göre değerlendirmektedir. Nitekim bu davada da gerekçenin detaylandırılması noktasında yeterli standarda ulaşıldığına karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy