(Adil Yargılanma Hakkı İhlali İddiası)
Başvuru No: 30944/96
Karar Tarihi: 10 Ekim 2002
Çeviren ve Özetleyen: Zühtü ARSLAN, Doç. Dr., Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi
OLAYLAR
Başvuru sahibi, Türk vatandaşı Abdullah Öcal'a, diğer üç kişiyle birlikte, Seydişehir'de miras yoluyla bir miktar arazi intikal etmiştir. Başvuru sahibinin elinde bu araziye ilişkin müşterek tapu senedi bulunmaktadır.
1976 yılında yetkililer, Seydişehir'de arazi kayıt incelemesi yaparak yerel planları revize etmişlerdir. Bu revizyonun ardından sözkonusu arazi, Kara Beşe Ahmet Bin-i Ali Efendi (A.E.) nin mirasçıları olarak başvuru sahibi ve diğer üç kişinin ("davacılar") yanı sıra, Zehra Özden ve diğer beş kişinin ("davalılar") adına Tapu Kadastroya kaydedilmiştir.
3 Ağustos 1977 tarihinde, başvuru sahibi ve diğer üç davacı, Zehra Özden ve diğer beş davalı aleyhine Seydişehir Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açmışlardır. Başvuru sahibi ve diğer davacılar, sözkonusu arazinin kendilerinin ve davalıların murisi olan A.E.ye ait olduğunu, ancak A.E'nin araziyi 1953 yılında, ölmeden önce, annelerine devrettiğini ileri sürmüşler ve bu iddialarını ispat için de, 21 Aralık 1953 tarihli üzerinde annelerinin ismi bulunan bir tapu senedi ve annelerinin araziye ilişkin vergileri ödediğini gösteren makbuzlar ibraz etmişlerdir.
Başvuru sahibi ve diğer davacılar, mahkemeden Tapu Kadastro kayıtlarının revize edilmesine ve annelerinin mirasçısı olmadığı için Zehra Özden ve diğer beş davalının arazi üzerinde hiçbir haklarının bulunmadığına karar vermesini talep etmişler ayrıca, mahkemeden dava konusu arazinin sadece kendi adlarına kaydedilmesini istemişlerdir.
Mahkeme önündeki yargılamada, davalılardan üçü başvuru sahibinin ve diğer davacıların iddialarının doğru olduğunu ve arazinin onların adına kaydedilmesi gerektiğini kabul etmişlerdir.
6 Kasım 1978 tarihinde Seydişehir Asliye Hukuk Mahkemesi yargıçlarından Orhan Gündem ve bir uzman, arazi keşfi yapmışlardır.
4 Ekim 1984 tarihinde bir uzman ve aynı mahkemeden yargıç Canan Karcı ikinci bir keşif yapmışlardır.
Seydişehir Asliye Hukuk Mahkemesi, arazi kayıt işlemleri konusunda Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin yetkisini kaldıran 3402 Sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinin ardından 12 Aralık 1988 tarihinde yetkisizlik kararı vermiştir.
26 Ocak 1994 tarihinde başvuru sahibi Adalet Bakanlığı'na bir dilekçeyle başvurarak davanın makul olmayan bir şekilde uzadığı şikayetinde bulunmuştur.
14 Eylül 1994'de Seydişehir Cumhuriyet Başsavcısı, Adalet Bakanlığı'na yaptığı başvuruyla ilgili olarak, başvuru sahibine davanın uzamasının nedenlerini açıklayan bir yazı göndermiştir. Başsavcı, mahkemenin ağır iş yükü, on altı kez mahkemenin kompozisyonunun değişmesi, üç kez tarafların temsilcilerinin değişmesi, davalılardan ikisinin ölümü, üç kez tarafların ek süre talebinde bulunması, tarafların duruşmalara gelmemesi ve diğer hukuki nedenlerle davanın uzadığını belirtmiştir. Başsavcı, ayrıca, mahkemelerin yetmiş dokuz duruşma yaptığını ve iki kez de arazi keşfinde bulunduğunu ifade etmiştir.
17 Mayıs 1996 tarihinde Seydişehir Kadastro Mahkemesi yargıcı ve bir uzman üçüncü kez arazi keşfinde bulunmuşlardır.
Seydişehir Kadastro Mahkemesi, 20 Mart 1998 tarihinde başvuru sahibinin ve diğer davacıların açtığı davayı reddetmiştir. Mahkeme, davacıların annelerine ait olan arazinin dava konusu araziyle aynı olmadığım belirtmiştir. Mahkeme, başvuru sahibi ve diğer davacıların dava konusu araziye, A.E'nin varisleri olan Zehra Özden ve diğer beş davalıyla birlikte, ortak olduklarına hükmetmiştir. Başvuru sahibi ve müşterek davacılar kararı temyiz etmişlerdir.
9 Ekim 1998 tarihli kararıyla Yargıtay, Seydişehir Kadastro Mahkemesi'nin kararını bozmuştur. Yargıtay, Seydişehir Kadastro Mahkemesi'nin, üç mirasçının başvuru sahibi ve müşterek davacıların iddialarını kabul ettiği gerçeğini değerlendirmediğine karar vermiştir. Yargıtay'ın kararına göre, hisselerin başvuru sahibi ve müşterek davacıların adına kaydedilmesi gerekirdi. Yargıtay, davayı yeniden ilk derece mahkemeye gönderdi.
Seydişehir Kadastro Mahkemesi, belirtilmeyen bir tarihte, başvuru sahibi ve müşterek davacıların hisselerinin kendi adalarına kaydedilmesine karar verdi. Bu karara karşı, davalılar Yargıtay'a başvurmuşlardır.
Yargıtay, 8 Şubat 2001 tarihli kararıyla, Seydişehir Kadastro Mahkemesi'nin kararını onamıştır.
KARAR
Hükümet, aşağıdaki beyannameyi 17 Mayıs 2002 tarihinde Mahkeme'ye iletmiştir:
"Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin yukarıda bahsedilen davanın dostane çözüme kavuşturulması amacıyla Abdullah Öcal'a 10.000 EUR (on bin euro) ödemeyi teklif ettiğini beyan ederim. Maddi ve manevi zararlar ile mahkeme masraflarını kapsayan bu miktar, Sözleşme'nin 39.maddesi uyarınca, Mahkeme'nin vereceği nihai kararı takiben üç ay içerisinde, yatırılacaktır. Bu ödeme, davanın kesin olarak sonuçlandırılması anlamına gelecektir. Hükümet davayı, Sözleşme'nin 43 § 1 maddesi uyarınca, Büyük Daire'ye götürme talebinde bulunmayacağını taahhüt eder."
Başvuru sahibinin temsilcisi tarafından imzalan aşağıdaki beyanname, 19 Haziran 2002 tarihinde Mahkeme'ye ulaştırılmıştır.
"Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, Mahkeme önünde görülmekte olan yukarıda bahsedilen davanın dostane çözüme kavuşturulması amacıyla, maddi, manevi zararları ve mahkeme masraflarını karşılamak üzere Abdullah Öcal'a 10.000 EUR (on bin euro) ödemeye hazırlandığını biliyorum.
Bu teklifi kabul ediyor ve mevcut başvurudan kaynaklanan Türkiye aleyhine başka her türlü talebimizden feragat ediyorum. Bunun davanın nihai çözüme kavuşturulması olduğunu beyan ediyorum. Bu beyanname, başvuru sahibi ile Hükümetin ulaştığı dostça çözüm çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, Sözleşme' nin 43 § 1 maddesi uyarınca, Mahkeme (Daire)nin kararını takiben davayı Büyük Daire'ye götürme talebinde bulunmayacağımı taahhüt ederim."
Mahkeme, taraflarca ulaşılan anlaşmayı dikkate almaktadır (Sözleşme'nin 39.maddesi). Mahkeme, anlaşmanın Sözleşme veya Ek Protokollerde tanımlandığı şekliyle İnsan haklarına saygı temeline dayandığı konusunda tatmin olmuştur. (Sözleşme Madde 37 § 1 ve Mahkeme İçtüzüğü Madde 62 § 3).
Buna göre, dava kayıtlardan düşülmelidir.
Full & Egal Universal Law Academy