(AİHS m. 6)
(Başvuru no: 31132/96)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
6 Aralık 2005
İşbu karar AİHSnin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup, şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (31132/96) başvuru nolu davanın nedeni bu ülke vatandaşları Mahinur Döleneken ve Turgut Dölenekenin (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna 28 Mart 1996 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Temel İnsan Haklarını güvence altına alan eski 25. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İzmir barosu avukatlarından Sami Alptekin tarafından temsil edilmektedirler.
OLAYLAR
Başvuranlar sırasıyla 1953 ve 1957 doğumlu olup Denizlide ikamet etmektedirler.
Dölenekenlerin yedi yaşındaki oğlu Alper 12 Nisan 1988 tarihinde TCDDye (Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yolları) ait bir kuyuda ölü bulunmuştur.
21 Nisan 1988 tarihinde, Cumhuriyet Savcısı vekili beraberinde bir bilirkişi ile olay yerine gelmiş ve hazırlanan tutanakta özellikle sözkonusu kuyunun etrafında güvenlik önleminin bulunmadığı tespitinde bulunmuştur. Çocuğun ölümüne neden olan olaylara ilişkin soruşturma açılmıştır. TCDD ve/veya görevlilerinin sorumlu olduğu yönünde bir bulguya ulaşılamadığından TCK uyarınca hiçbir dava açılmamıştır.
Başvuranlar 6 Mayıs 1988 tarihinde İzmir Asliye Mahkemesi Hukuk Dairesinde TCDD İdaresi ve Buca Belediyesi hakkında dava açmış, 8.100.000 TL. maddi ve manevi tazminat talep etmişlerdir.
Mahkeme 14 Temmuz 1988 tarihli bir kararla ratione materiae bakımından yetkisizlik kararı vererek dava dosyasını yetkili idare mahkemesine göndermiştir.
Başvuranlar, TCDD, İzmir ve Konak Belediyelerine yazılı talepte bulunmuşlardır.
TCDD 23 Mart 1989 tarihli bir yazı ile sorumluluğun yalnızca belediyeye ait olduğu yanıtını vermiştir. Belediyeler bu konu hakkında yanıt vermemiştir.
Başvuranlar 24 Mayıs 1989 tarihinde İzmir İdare Mahkemesine giderek sözü edilen üç yetkili makam hakkında şikayetçi olmuş ve 10.000.000 TL. maddi ve manevi tazminat talep etmişlerdir.
Mahkeme, 13 Şubat 1992 tarihinde başvuranların TCDD aleyhindeki davalarının hukuk mahkemelerine girdiğini ve diğer iki belediye hakkındaki başvurunun dayanaktan yoksun olduğunu belirterek bu talebi reddetmiştir.
Başvuranlar bu karar karşısında 14 Eylül 1992 tarihinde Danıştaya başvurmuşlar, Danıştay 30 Kasım 1993 tarihinde kararını vermiştir. Danıştay, ilk derece mahkemesinin geç yapılan tazminat başvurusunu esastan incelemekten kaçınması gerektiğini ifade ederek, başvuruyu reddetmiştir. Dava dosyası ilk derece mahkemesine geri gönderilmiştir.
Dava dosyasını yeniden incelemesinin ardından Mahkeme, İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 § 4. maddesi uyarınca başvuruyu reddetmiştir.
TCDD de Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna başvurmuştur. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu önünde bulunan dava dosyasını yeniden incelemiş ve başvuranlara yüklenebilecek hiçbir gecikmenin olmadığına kanaat getirmiştir.
Böylelikle dava dosyası son kez İlk derece mahkemesine gönderilmiş, 17 Nisan 1997 tarihinde mahkeme Anayasanın 125. maddesi uyarınca TCDDnin başvuranlara 9.000.000 TL. manevi ve 1.000.000 TL. maddi tazminat ödemesini kararlaştırmıştır.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHSNİN 6 § 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar, yargı sürecinin uzunluğunun AİHSnin 6 § 1. maddesinde öngörülen «makul süre» ilkesini ihlal ettiğinden şikayetçi olmaktadırlar.
1. Kabuledilebilirlik hakkında
AİHM, yapılan şikayetin AİHSnin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemez bulunması için hiçbir gerekçenin yer almadığı tespitinde bulunmaktadır.
2. Esas hakkında
Dikkate alınacak dönem 6 Mayıs 1988 tarihinde başlamakta ve 17 Nisan 1997 tarihinde sona ermektedir. Üç farklı derecedeki mahkemede altı karar alınan dava yaklaşık dokuz yıl sürmüştür.
AİHM, benzer sorunların daha önce de dile getirildiklerini ve bunların AİHSnin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını kaydetmektedir (Bkz. örneğin, Frydlender-Fransa kararı, no: 30979/96, AİHM 2000-VII).
AİHM, sunulan bütün delilleri incelemesinin ardından Hükümetin davanın seyrini farklı sonuçlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığına itibar etmiştir. Mahkemenin bu yöndeki yerleşik içtihadını dikkate alan AİHM, sözkonusu yargı sürecinin uzunluğunun aşırı ve «makul süre» gerekliliğini karşılamadığı sonucuna varmıştır.
Bu nedenle, AİHSnin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Tazminat
Başvuranlar oğullarının ölümünün ardından çeşitli harcamalarda bulunduklarını ve bu ölüm olayına bağlı yargı sürecinin aşırı uzun olmasının kendilerini derin üzüntüye ittiğini ifade etmekte, uğradıkları maddi ve manevi zararların tazmininde takdiri AİHMye bırakmaktadırlar.
Hükümet, bu taleplere karşı çıkmıştır.
AİHM, başvuranların haksız manevi bir zarara uğradıklarını belirtmektedir. AİHM, hakkaniyete uygun olarak başvuranlara bu yönde toplam 3.000 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.
B. Masraf ve harcamalar
Başvuranlar yapmış oldukları giderler için hiçbir miktar dile getirmemişlerdir. O halde bu yönde bir ödeme yapılması gerekli görülmemektedir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3 puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHSnin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L. ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf tutulmak üzere Savunmacı Hükümetin manevi zarar için başvuranlara 3.000 (üç bin) Euro ödemesine;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin uygulanmasına;
4. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddelerine uygun olarak 6 Aralık 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy