(Kötü Muamele Yasağı, Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği, Adil Yargılanma, Özel Hayata Saygı Duyulmasını İsteme, Etkin Başvuru, Mülkiyet Hakları ve Ayrımcılık Yasağı İlkesinin İhlalleri İddiaları)
Başvuru No: 31847/96
Karar Tarihi: 03 Mayıs 2001
Çeviren, Özetleyen ve Yorumlayan: Mesut Bedri ERYILMAZ, Yrd. Doç. Dr., Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi
OLAYLAR
Başvuru sahibi Kemal Güven, Mayıs 1994'de, Jandarma Çavuş Osman komutasındaki güvenlik kuvvetlerinden oluşan bir ekibin Muş'a bağlı, Malazgirt ilçesinin Nurettin Köyüne gelerek, köylüleri köy meydanında topladığını ve kendilerine köy korucusu olmaları gerektiğinin, bu emri yerine getirmeyenlerin, köyü terk etmek zorunda kalacağını ve evlerinin yakılacağının söylediği iddiasında bulunmuştur.
Başvuru sahibine göre, bu olayın olmasından 2 gün sonra, başvuru sahibi ve diğer 14 köylü, yaklaşık 100 kişiden oluşan güvenlik kuvvetlerinden oluşan bir ekip tarafından evinden alınmış Malazgirt Jandarma Karakoluna getirilmiştir. Burada iki gün kaldıktan sonra, sorgulanmak amacı ile, Muş Jandarma Karakoluna götürülmüştür.
Başvuru sahibine göre, başvuru sahibine, sorgusunda, Devletin kanunlarına niçin karşı geldiği ve neden köy korucusu olmak istemediği sorulmuştur. Başvuru sahibi, sorguyu yapan kişilere, askerliğini yaptığını, vergilerini ödediğini, köy korucusu olması halinde hayatının daha da tehlikede olacağından dolayı köy korucusu olmak istemediğini belirtmiştir. Sorguyu yapan kişilerde, PKK'ya karşı silah kullanmak istememesinde dolayı, başvuru sahibin, PKK terör örgütü elamanı olmakla suçlamışlardır.
Başvuru sahibi, gözaltının son gününde, gözaltında iken verdiği ifadelerin doğruluğunu kabul edip etmediğini belirtmek üzere Malazgirt Cumhuriyet Savcılığına çıkarılmıştır. Savcı, başvuru sahibine ifadelerini okumuştur. Başvuru sahibi, yazılan ifadelerin doğru olmadığını, o anda ve geçmişte hiç suç işlemediğini, köy korucusu olmak için zorlandığını belirtmiştir. Savcının, köy korucusu olmak istememesinin PKK'yı desteklediği anlamına gelip gelmediğini sorması üzerine başvuru sahibi "hayır" cevabı vermiş ve serbest bırakılmıştır.
Başvuru sahibi, serbest bırakılmasından ve köye dönmesinden üç gün sonra 50-55 köy korucusu köye gelerek başvuru sahibinin köyü terk etmesini istemiş ve diğer köy korucusu olmak istemeyenleri tehdit de etmiştir.
Bu olaydan bir süre sonra, 15 askeri araçla köye gelen 50 asker ve 50 köy korucusu, başvuru sahibinin evine gelerek, kendisinin ve ailesinin evini terk etmesini istemiştir. Ölümle tehdit edilmesi üzerine, başvuru sahibi, evi terk etmiştir. Ve, ev daha sonra ateşe verilerek yakılmıştır.
Başvuru sahibinin devam eden iddialarına göre, başvuru sahibine, 15 Temmuz 1994 tarihinde, kendi ürünlerini toplamasına da izin verilmemiş, 40-45 köy korucusu buna engel olmuştur. Başvuru sahibinin, Jandarma Çavuş Osman'a şikayeti bir netice vermemiş, bir müddet sonra, köye gelen bir grup jandarma ve köy korucusu bütün ürünleri toplamış fakat sahiplerine vermemiştir.
20 Eylül 1994 yılında, başvuru sahibi, köyü terk etmiş ve ailesi ile birlikte İstanbul'a taşınmıştır. 29 Eylül 1995 yılında İstanbul Baş Savcılığın müracaat ederek Malazgirt Başsavcılığının mal varlığının yakılması ve gözaltında iken gördüğü kötü muamele ile ilgili soruşturma başlatılmasını sağlamak için bir dilekçe vermiştir. Dilekçesinde, ayrıca, failler hakkında adli işlem başlatılmasını ve uğradığı zararın tazmin edilmesini istemiştir.
Hükümete göre ise, Muş Jandarma Karakolu Kayıtlarına göre, başvuru sahibi, 14 Nisan 1994 tarihinde saat 10.00'da göz altına alınmış 17 Nisan 1994 tarihinde saat 11.00'da serbest bırakılmıştır.
İstanbul Cumhuriyet savcılığına yapılan müracaat üzerine soruşturma başlatılmış Malazgirt Cumhuriyet Savcılığı ve Jandarma Komutanlığı, iddia edilen olaya karıştığı bildirilen, 10 köy korucusunun bilgisine başvurmuştur. Korucular, iddiaları yalanlamış, başvuru sahibinin, bir PKK sempatizanı olduğunu, PKK militanları için evini bir sığınak olarak kullanıldığı anlaşılmasın diye kendi evini kendisinin yaktığını ve hiç kimsenin ürünlerini toplamadığını belirtmişlerdir. Korucular, ayrıca, köyde 33 köydeki toplam korucu sayısının 33'ü geçmediğini belirtmiştir.
Malazgirt Cumhuriyet Savcısı, Ayrıca, iddiaları araştırmak üzere köye gitmiştir. Hazırladığı olay yeri tutanağında, evin yıkık bir halde olduğunu, pencerelerinin ve kapılarının sökülerek alındığını fakat evin yandığına dair bir belirtiye rastlanmadığını belirtmiştir. Başvuru sahibinin bir komşusu, başvuru sahibinin, köyü, eşyalarını alarak terk ettiğini ve Malazgirt'e yerleştiğini daha önce de bir çok defa gözaltına alındığını, evin kimin tarafından ateşe verildiğini bilmemekle beraber bir gece evi yanarken gördüğünü belirtmiştir. Başka bir komşu da, başvuru sahibinin bir ev alarak Malazgirt'e yerleştiğini, evin tahta kısımlarını da beraberinde götürdüğünü, evi yanarken görmediğini, evin kendiliğinden yıkıldığını belirtmiştir.
Cumhuriyet Savcılığı, Ayrıca, Jandarma Genel Komutanlığına bir yazı yazarak söz konusu tarihlerde köyde bir operasyon gerçekleşip gerçekleşmediğini sormuştur. Malazgirt bölge Jandarma Komutanlığından gelen yazıda o tarihlerde o bölgede herhangi bir operasyon gerçekleşmediği belirtilmiştir.
Başsavcılık, ayrıca, ismi geçen, çavuş Osman'ın kim olduğunu bulamamıştır. Bu cevaplar üzerine, İstanbul Cumhuriyet savcılığı, başvuru sahibinin bilgisine müracaat etmek istemiş ise de başvuru sahibinin dilekçesinde belirttiği adreste yaşamadığı tespit edilmiştir.
Başvuru sahibinin iddiaları ile ilgili araştırmalar devam ederken, başvuru sahibi, güvenlik kuvvetlerinin mal varlığını zarar verdiği iddiası ile AİHS m.3, 5, 6, 8,13,14 ve 1. Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürerek Komisyona başvurmuştur. Ayrıca, başvuru sahibi, iddiasına delil olarak herhangi bir sağlık raporu sunmamakla birlikte, olağanüstü hal bölgesinde bulunan, Malazgirt Jandarma Karakolunda gözaltında iken kendisine değişik işkence metotlarının uygulandığı iddiasında bulunmuştur.
KARAR
Komisyon tarafından başvurunun Türk hükümetine iletilmesinden sonra dava 1 Kasım 1998 yılında 11. Protokolün 5/2. maddesi gereği Mahkemeye havale edilmiştir. Mahkeme, 30 Mayıs 2000 tarihinde, tarafların görüşlerini aldıktan sonra, davayı kabul edilebilir bulmuştur. 24 Ocak 2001 tarihinde de, AİHS m.38/1 (b) gereği, taraflara dostane çözüme ulaşma çağrısı yapılmıştır. 9 ve 12 Şubat 2001 tarihlerinde de, taraflar, AİHM'ne, dostane çözüme ulaştıkları yönünde bildirimde bulunmuşlardır.
Hükümet, başvuru sahibine, 10.000 İngiliz Sterlinini ödemeyi kabul etmiştir ve bu teklif başvuru sahibince kabul edilmiş ve neticede dava Mahkemece kayıttan düşürülmüştür.
Yorum
Olayda, başvuru sahibinin müracaatını İstanbul Cumhuriyet Savcılığı ciddiye almış, dilekçeyi Malazgirt Cumhuriyet savcılığına iletmiş, Malazgirt Cumhuriyet savıcısı bölgeye giderek olayın geçtiği yerde incelemeler yapmış, evi incelemiş, iddia edildiği gibi evin yandığına dair bir iz bulunamazken, komşular evin yandığına dair çelişkili ifadeler vermiştir. Jandarma Genel Komutanlığı o tarihlerde köyde bir operasyon düzenlenmediğini belirtmiştir. Başvuru sahibinin evinin güvenlik kuvvetleri tarafından yakıldığına ve kötü muamele yapıldığına dair bir delil sunamazken Türk Hükümetinin 20 Milyar TL ödeyerek dostane çözüm yolu ile olayı sonlandırması pek anlamlı gözükmemektedir. Hükümetin bu tutumu kendi kurumlarının hazırladığı rapor sonuçları ile çelişmektedir.
Full & Egal Universal Law Academy