(AİHS m. 6, 10, 39, 43) (3713 S. K. m. 7)
Başvuru No: 32455/96
OLAYLAR
Başvuru sahibi Ayşenur Zarakolu Türk vatandaşıdır ve İstanbul'da yaşamıştır. 25 Nisan 2002'de, Mahkeme, 28 Ocak 2002 tarihinde Zarakolu'nun ölüm haberini almış ve eşi Ragıp Zarakolu davanın devamını talep etmiş ve başvuru sahibinin avukatını temsilci tutarak davaya katılmak istemiştir. Her ne kadar şimdi Bay Zarakolu başvuru sahibi olmasına rağmen, pratik sebepler nedeniyle, Bayan Zarakolu başvuru sahibi olarak anılmaya devam edilmiştir (bkz. Dalban v. Romanya (GC), no. 28114/95, § l, ECHR 1999-VI ve ayrıca bkz. Ahmet Sadık v.Yunanistan, 15 Kasım 1996, 1996-V, p. 1641, § 3).
Başvuru sahibi, "Belge Uluslararası Yayıncılık Şirketi" nin sahibidir. Haziran 1994'de Belge Uluslararası Yayıncılık Şirketi, F.D. tarafından yazılan Birakuji-Kiirtlerin İç Savaşı adlı kitabı yayınlamıştır. 5 Temmuz 1994 tarihli İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının iddianamesinde, başvuru sahibinin bu kitabı yayınlayarak PKK propagandası yaptığını iddia etmiştir. Savcı, başvuru sahibinin 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7/5. maddesi uyarınca mahkum edilmesini istemiştir, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde, başvuru sahibi suçlamaları reddetmiştir. Kitabın gerçek olaylara dayandığını ifade etmiştir. Ayrıca Sözleşmenin 10. maddesi koruması altındaki haklarının talep etmiştir.
28 Eylül 1995 tarihli kararda, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuru sahibini, Terörle Mücadele Kanununun 7. maddesi gereğince suçlu bulmuştur. Başvuru sahibi, beş ay hapis ve 41.666.666 Türk Lirası para cezasına mahkum edilmiştir.
Başvuru sahibinin, terör örgütünü desteklemek için propaganda yapması sonucunda, Mahkeme kitabın 243-250. sayfalarında yayınlanan, PKK lideri Cemil Bayık ile yapılan röportaja atıfta bulunmuştur. Mahkeme, bu kararda Cemil Bayık'ın belirtilen görüşlerinden aşağıdaki alıntıyı yapmıştır.
"Güneydeki savaş PKK'nın gücünün tahmin edildiği kadar basit olmadığını göstermiştir. Ayrıca PKK'yı yok etmenin hiç o kadar da kolay olmadığını göstermiştir. Herkes, PKK olmadan Kürdistan içinde çözüme ulaşmanın mümkün olmadığım anlamıştır. PKK savaşı kaybetmemiştir. Aslında bu savaştan anlamlı kazanımlar olmuştur. Türk Cumhuriyeti, başarısızlığını saklamak teşebbüsü içinde, PKK'nın yok edildiği, binlerce elemanını kaybettiği, tekrar toparlanamayacağı gibi yalanlarla propaganda yapmaktadır. Gazetelerde de PKK'nın bastırılamadığı ve her zamankinden daha güçlü olarak ortaya çıkacağı yazmaktadır. Ayrıca gazetelerin Devlet tarafından aldatıldığı ancak morallerin yüksek tutulması için bu tür propagandaya ihtiyaç duyduktan da belirtilmiştir."
12 Ekim 1995'de, başvuru sahibi, diğerleri ile birlikte, Terörle Mücadele Kanununun 7/5. maddesinin kendi davasında uygulanamaz olduğunu ve mahkemenin sadece kitabın 243-250. sayfalarında yayınlanan bir röportajı temel alarak kendisini mahkum ettiği iddiası ile temyize gitmiştir. Sözleşmenin 10. maddesinde belirtilen haklarına atıfta bulunmuştur.
26 Aralık 1995 tarihli kararda, Yargıtay 9. Dairesi, başvuru sahibinin savunmasının reddine ilişkin sebepler ve kanıtlar konusunda İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinin değerlendirmesini ikna edici bulmuş ve temyiz talebini reddetmiştir. 6 Şubat 1996'da başvuru sahibine hapis ve para cezası tebliğ edilmiş ve 29 Ağustos 1996'da başvuru sahibi İstanbul Bayrampaşa Cezaevinde cezasını çekmeye başlamıştır.
KARAR
Bunun üzerine başvuru sahibi 8 Temmuz 1996'da Türk Hükümeti aleyhine, Devlet Güvenlik Mahkemesinde askeri hakim bulunmasının ve kitap yayınlamaktan mahkum olmasının Sözleşmenin 6/1. maddesine, ifade özgürlüğünün engellenmesinin Sözleşmenin 10. maddesine aykırı olduğu iddiasıyla Komisyona başvurmuştur.
7 Mart 2003 tarihinde, Mahkeme, sorumlu Devlet'ten aldığı açıklamada Türk Hükümeti, ifade özgürlüğü ile ilgili Terörle Mücadele Kanunu hükümlerine göre yapılan tahkikatlardaki Türkiye aleyhine verilen Mahkeme kararlan, Türk hukuku ve uygulamaların Sözleşmenin 10. maddesinin gerekleri doğrultusunda acil olarak ele alınması gerektiğim göstermiştir. Hükümet, iç hukuk ve uygulamaları reformunun 24 Mart 2001 tarihli Ulusal Programda yer aldığı gibi gerçekleştirileceğini bildirmiştir. Bununla birlikte Türk Hükümeti karşılık beklemeksizin başvuru sahibine yukarıda bahsedilen davaya istinaden dostane çözüm kuralları çerçevesinde toplam 9.500 Euro ödemeyi önermiştir. Tüm muhtemel vergilerden arındırılmış bu rakam, davadan kaynaklanan tüm harcamaları kapsayacak şekilde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 39. Maddesi kapsamında, Mahkemenin kararından itibaren 3 ay içerisinde, başvuru sahibinin ya da kanuni temsilcisinin bildireceği bir banka hesabına ödeneceği belirtilmiştir. Bu ödeme davanın nihayete ermesini de gerektirecektir. Bununla birlikte, Hükümet, davayı Sözleşmenin 43/1. Maddesi gereğince, Mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra, Büyük Daireye götürmeyeceğini taahhüt etmiştir. Başvuru sahibi de bu öneriyi kabul ettiğini bildirir yazıyı Mahkemeye göndermiştir.
Sonuç olarak Mahkeme, 27 Mayıs 2003 tarihinde sorumlu Hükümetin başvuru sahibine dostane çözüm çerçevesinde 9.500 Euro ödemesine ve başvurunun listeden çıkartılmasına karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy