(Adil Yargılanma Hakkı İhlali İddiası)
Başvuru No: 32580/96
Karar Tarihi: 22 Haziran 2004
(Kararı İngilizce aslından çeviren: Caner Sannav, Komiser Yardımcısı, Polis Akademisi.)
1981 yılında Dev-Yol adlı bir terör örgütünün üyesi olmak şüphesiyle yakalanan başvuru sahibi daha sonra Ankara Sıkıyönetim Mahkemesince mahkum edilmiştir. Başvuru sahibi ise bu mahkemenin adil bir mahkeme olmadığını ileri sürerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuştur.
Mahkeme ise, oybirliğiyle;
1. Ceza yargılamasının uzunluğu nedeniyle, Sözleşmenin 6. Maddesinin 1. Fıkrasının ihlal edildiğine,
2. Bağımsızlığı ve tarafsızlığı noksan olan Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından başvuru sahibinin yargılanması nedeniyle, Sözleşmenin 6. Maddesinin 1. Fıkrasının ihlal edildiğine,
3. Davalı Devletin Sözleşmenin 44. Maddesinin 2. Fıkrasına göre, kesin hükmün verildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde başvuru sahibine masraf ve harcamalarla ilgili olarak, çözüm tarihinde geçerli oranda TL'ye çevrilmek şartıyla aşağıdaki meblağları ve başvuru sahibinin ödediği vergi toplamını ödemesine,
Manevi zararla ilgili olarak 12,000 Euro,
Masraf ve harcamalarla ilgili olarak 2,000 Euro,
Bu miktarlara uygulanacak faiz oranının Avrupa Merkez Bankası tarafından marjinal ödünç kolaylığına uygulanan faiz oranının % 3 artırılarak tespit edilmesine;
4. Başvuru sahibinin hakkaniyete uygun bir surette tazmin ile ilgili diğer taleplerinin reddine karar vermiştir.
KARARDA ATIF YAPILAN DİĞER DAVALAR
1. Şahiner v. Türkiye.
PROSEDÜR
1. Dava, 6 Haziran 1996'da Ahmet Koç adlı bir Türk vatandaşı tarafından İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesinin eski 25. Maddesine göre Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna Türkiye Cumhuriyeti aleyhine sunulan 32580/96 sayılı bir başvuru dilekçesi ile ortaya çıkmıştır.
2. Başvuru sahibi, M. Bektaş adlı Ankara'da çalışan bir avukat tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti, Sözleşme kurumları önünde davaya katılması için bir Temsilci atamamıştır.
3. Başvuru sahibi, özellikle kendisi aleyhine yürütülen cezai takibatın makul bir sürede sona erdirilmediğini iddia etmiştir. Ayrıca, bağımsızlığı ve tarafsızlığı noksan olan Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından mahkûmiyeti nedeniyle, adil duruşma hakkının ihlal edildiğini bildirmiştir. Son olarak, polise baskı altında verdiği ifade temelinde mahkûm edildiğini ileri sürmüştür.
4. Başvuru, Sözleşmenin 11 Sayılı Protokolünün yürürlüğe girdiği 1 Kasım 1998'de Mahkemeye gönderilmiştir.
5. Başvuru, Mahkeme Tüzüğünün 52. maddesinin 1. Fıkrasına göre Mahkemenin İkinci Dairesine sevk edilmiştir. Bu Daire içerisinde, davayı ele alacak olan Daire 26. maddenin 1.fıkrasına göre oluşturulmuştur.
6. Mahkeme, 1 Kasım 2001'de Dairelerinin bileşimini değiştirmiştir. Bu dava, yeni oluşturulmuş İkinci Daireye tahsis edilmiştir.
7. Mahkeme, 23 Eylül 2003 tarihli karara göre başvurunun kısmen kabul edilebilir olduğunu bildirmiştir. Başvuru sahibiın makul bir süre içerisinde bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil duruşma hakkı ile ilgili olarak, şikâyetleri kabul edilmiş ve diğer şikâyetlerinin kabul olunamayacağı bildirilmiştir.
8. Başvuru sahibi ve Hükümet her biri esasa müteallik düşüncelerini bildirmiştir.
OLAYLAR
9. Başvuru sahibi, 1953'te doğmuştur ve Ankara'da yaşamaktadır.
10. Başvuru sahibi, 17 Şubat 1981'de tutuklanmış ve Ankara Emniyet Müdürlüğü'nde görevli polisler tarafından gözaltına alınmıştır. Dev-Yol adlı yasadışı bir örgütün üyeliği ile suçlanmıştır. 15 Nisan 1981'de, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi, başvuru sahibinin mahkemeye çıkana kadar tutuklanmasını emretmiştir.
11. Askeri Savcı, 26 Şubat 1982'de başvuru sahibi ve diğer 722 sanık aleyhine suç duyurusunda bulunmuştur. İddia makamı, Ceza Kanununun 146 § 1 ve 168 § 2 Maddelerine aykırı olarak amacı anayasal düzeni sarsmak ve onu Marksist-Leninist bir rejimle değiştirmek olan yasadışı silahlı bir örgütün üyeliği nedeniyle, Ceza Kanununun 168. Maddesinin 2. Fıkrasına uygun olarak başvuru sahibinin hapsedilmesini istemiştir.
12. Başvuru sahibi, 31 Aralık 1983'te duruşmaya kadar serbest bırakılmıştır.
13. Mahkeme, 11 Kasım 1987'de savcıdan suçlamalarla ilgili görüşünü belirtmesini istemiştir. Savcı, 23 Mart 1988'de mahkemeye görüşünü bildirmiştir.
14. Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi, 19 Temmuz 1989'da başvuru sahibini suçlu bulmuş ve altı yıl sekiz ay hapse mahkûm etmiştir. Ayrıca, başvuru sahibi kamu hizmetinden sürekli olarak men edilmiştir. Başvuru sahibi, mahkûmiyete karşı temyize başvurmuştur ve dava, Askeri Yargıtay'a sevk edilmiştir.
15. Askeri mahkemelerin yargılama yetkisini kaldıran 3953 Sayılı Kanunun 27 Aralık 1993'te yayınlanmasını takiben, Temyiz Mahkemesi, dava ile ilgili yargılama yetkisini elde etmiştir ve dosya, Temyiz Mahkemesine sevk edilmiştir.
16. Temyiz Mahkemesi, asliye mahkemesinin hükmünü gözden geçirmiş, başvuru sahibini beş yıl hapse mahkum etmiş ve kamu hizmetinden üç yıl men etmiştir.
17. Başvuru sahibi, 23 Mayıs 1996'da Ankara Büyükşehir Belediyesindeki işinden çıkarılmıştır.
18. 11 Aralık 1996'da başvuru sahibinin önceki işine geri dönmesine ve Büyükşehir belediyesinin araştırma geliştirme dairesinin başkanı olarak çalışmasına izin verilmiştir.
19. İlgili iç hukuk ve uygulama ile ilgili açıklama, 4 Eylül 2001 tarihli Şahiner v. Türkiye davasında bulunabilir.
20. CMUK'un 327. Maddesi, kesinleşmiş bir hüküm uyarınca mahkûm edilmiş bir kişinin yeniden yargılanmasını sağlayacak durumları göstermektedir.
Bu hüküm, cezai takibatın yeniden başlatılabileceği durumlara 6. bir grup ekleyen 4793 Sayılı Kanunun 3. Bölümü uyarınca değiştirilmiştir.
"Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş bir hükmünde cezai takibattaki bir kararın İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi veya Protokollerinin ihlal edildiğine karar verildiğinde
Bu tarz davalarda, takibatı yeniden başlatma başvurusu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin hükmünün kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde sunulabilir."
4793 Sayılı Kanun, 3 Şubat 2003'te yürürlüğe girmiştir. Kanunun geçici 1. bölümüne göre, 3. bölüm sadece iki durumda uygulanabilir: Kanun yürürlüğe girmeden önce Mahkeme kesinleşmiş bir hüküm verdiğinde ve Kanun yürürlüğe girdikten sonra sunulan bir başvuru ile ilgili olarak Mahkeme kesinleşmiş bir hüküm verdiğinde.
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
21. Başvuru sahibi, kendisi aleyhine yapılan ceza yargılamasının Sözleşmenin 6. Maddesinin 1. Fıkrasının gerektirdiği gibi makul bir sürede sonuçlanmadığı için şikayetçi olmuştur.
22. Hükümet, başvuru sahibinin maruz kaldığı suçlamalar ve faaliyetler ile diğer sanıklarla bağlantıları sağlanması gereken başvuru sahibini de kapsayan 723 sanığı içeren büyük bir duruşma düzenleme ihtiyacını göz önünde tutarak, davanın karmaşık olduğunu belirtmiştir. Sanıkların çoğunun sadece takma adı bilindiği için, sanıkların her birinin üstlendiği rolü tespit etmenin son derece zor olduğunu iddia etmişlerdir. Hükümet, bu etmenlerin takibatların uzunluğunu açıkladığını ve hiçbir ihmal yahut gecikmenin adli makamlara atfedilemeyeceğini ileri sürmüştür.
23. Mahkeme, yargılamanın başvuru sahibinin tutuklandığı tarih olan 17 Şubat 1981'de başladığını ve Temyiz Mahkemesi başvuru sahibinin mahkûmiyetini onayladığı 27 Aralık 1995'te sona erdiğini belirtmektedir. Bunun için, yargılama 14 yıl 10 ay sürmüştür.
24. Mahkemenin yargılama yetkisi, mahkemeye sadece Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna bireysel başvuru hakkı tanıyan Türkiye'nin ilanının tevdi edildiği tarih olan 28 Ocak 1987'den sonra geçen sekiz yıl 11 aylık süreyi dikkate almasına izin vermektedir. Bununla beraber, Mahkemenin takibatların bahse konu ilanın tevdi edildiği zamandaki durumunu göz önüne alması gerekmektedir. Yargılama, bu tarihte zaten altı yıldan fazla bir süredir devam etmekteydi.
25. Mahkeme, hem esas yargılama hem de temyiz sürecinde önemli gecikmeler olduğunu düşünmektedir. Mahkeme, başvuru sahibi ve diğer sanıklara karşı açılan davanın karmaşık olduğunu kabul etmektedir. Mahkeme, yargılamanın 14 yıl on ay sürdüğünü ve bu sürenin neredeyse dokuz yılının Mahkemenin yetki alanı içerisinde olduğunu belirtmektedir. Bu sürenin uzunluğu aşırı derecede fazladır ve sadece karmaşıklık iddiasıyla mazur gösterilemez. Mahkemenin görüşüne göre, yargılamanın uzunluğu, yerel mahkemenin davayı özenle ele almamasıyla açıklanabilir.
26. Önündeki tüm delili ve konuyla ilgili içtihat hukukunu göz önüne alarak, Mahkeme, konuyla ilgili yargılamanın uzunluğunun makul süre koşulunu karşılamadığını belirtmektedir.
27. Dolayısıyla, Sözleşmenin 6. Maddesinin 1. Fıkrasının ihlali meydana gelmiştir.
28. Başvuru sahibi, Sözleşmenin 6. Maddesinin 1. Fıkrasına göre, kurulunda iki askeri hakim ve bir subay bulunması sebebiyle bağımsızlığı ve tarafsızlığı noksan olan Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından yargılanması ve mahkum edilmesi nedeniyle adil bir duruşma yapılmadığından şikayetçi olmuştur.
29. Davalı Hükümet, sıkıyönetim mahkemelerinin Anayasaya uygun olarak kurulduğunu bildirmiştir. Ayrıca, Sözleşmenin 6. Maddesinin 1. Fıkrasındaki güvencelerin sıkıyönetim mahkemeleri önündeki takibatlar için Anayasaya tarafından sağlandığını iddia etmişlerdir.
30. Mahkeme, geçmişte benzer şikâyetlere baktığını ve Sözleşmenin 6. Maddesinin 1. Fıkrasının ihlalinin olduğunu tespit ettiğini belirtmektedir.
31. Mahkeme, bu davada farklı bir sonuca ulaşmak için herhangi bir sebep görmemektedir. Devletin anayasal düzenini zayıflatmaya yeltenme suçlamalarıyla bir sıkıyönetim mahkemesinde kovuşturulan başvuru sahibinin sıkıyönetim komutanı emrinde hareket eden iki askeri hâkim ve bir subay içeren bir kurul tarafından yargılanması nedeniyle tedirgin olması normaldir. Bu nedenle, başvuru sahibi, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesinin davanın özü ile ilgisi olmayan düşüncelerden etkilenmesinden korkabilir. Bu bağlamda, bağımsızlığı ve tarafsızlığı şüpheli olmayan iki sivil hâkimin bu mahkemede bulunması, herhangi bir değişiklik yaratmamaktadır. Diğer bir deyişle, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmamasına ilişkin olarak, başvuru sahibinin endişelerinin haklı olduğu değerlendirilebilir.
32. Bu nedenle, Sözleşmenin 6. Maddesinin 1. Fıkrasının ihlali meydana gelmiştir.
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
33. Sözleşmenin 41. Maddesi aşağıda belirtildiği gibidir:
"Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Taraf'ın iç hukuku bu ihlali sadece kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören tarafın hakkaniyete uygun bir surette tazminine hükmeder."
A. Zarar
34. Başvuru sahibi, maruz kaldığı zarar nedeniyle tazminat istemiştir, fakat verilecek meblağı Mahkemenin takdirine bırakmıştır.
35. Hükümet, başvuru sahibinin maddi zarar iddiasını destekleyen herhangi bir delil sağlamadığını bildirmiş ve Mahkemenin başvuru sahibinin iddialarını kabul etmemesini istemiştir. Mahkeme, başvuru sahibine tazminat vermenin gerekli olduğunu farz ederse, tazminat usulünün asılsız ve belgelendirilmemiş iddialarla istismar edilmesini önlemek için, başvuru sahibine adil bir meblağ ödenmesi teklif edilmiştir.
Manevi zararla ilgili olarak, Mahkeme bir ihlal tespit ederse, Hükümet, bu tespitin kendiliğinden tazminat sağlanması için yeterli olması gerektiğini ileri sürmüştür.
36. Mahkeme, ihlalin tespitinin ve başvuru sahibinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı noksan olan bir mahkeme tarafından mahkûmiyetinin, başvuru sahibinin maruz kaldığı manevi zarar ile ilgili olarak, tazminat sağlanması için kendiliğinden yeterli olduğunu düşünmektedir.
37. Yargılamanın makul olmayan derecede uzun sürmesiyle ilgili olarak, Mahkeme, başvuru sahibininbelli bir düzeyde sıkıntı yaşadığını düşünmektedir. Mahkeme, davanın şartlarını göz önüne alarak, başvuru sahibia toplam 12,000 Euro ödenmesine karar vermektedir.
38. Başvuru sahibi, maruz kaldığı masraf ve harcamaları gösteren herhangi bir makbuz veya fatura sunmamıştır. Uygun meblağın miktarını değerlendirmeyi Mahkemeye bırakmıştır.
39. Hükümet, başvuru sahibinin iddiasını destekleyen herhangi bir makbuz veya fatura göstermediğini belirtmiştir.
40. Adil bir temelde karar vererek ve içtihat hukukunda belirtilen ölçütleri göz önüne alarak, Mahkeme, başvuru sahibine 2,000 Euro ödenmesinin makul olduğunu düşünmektedir.
B. Gecikme faizi
41. Mahkeme, gecikme faizinin marjinal ödünç kolaylığına uygulanan faiz oranının % 3 artırılarak hesaplanmasının uygun olacağını düşünmektedir.
BU NEDENLERLE MAHKEME OYBİRLİĞİYLE;
1. Ceza yargılamasının uzunluğu nedeniyle, Sözleşmenin 6. Maddesinin 1. Fıkrasının ihlal edildiğine,
2. Bağımsızlığı ve tarafsızlığı noksan olan Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından başvuru sahibinin yargılanması nedeniyle, Sözleşmenin 6. Maddesinin 1. Fıkrasının ihlal edildiğine,
3. Davalı Devletin Sözleşmenin 44. Maddesinin 2. Fıkrasına göre, kesin hükmün verildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde başvuru sahibine masraf ve harcamalarla ilgili olarak, çözüm tarihinde geçerli oranda TL'ye çevrilmek şartıyla aşağıdaki meblağları ve başvuru sahibinin ödediği vergi toplamını ödemesine,
Manevi zararla ilgili olarak 12,000 Euro,
Masraf ve harcamalarla ilgili olarak 2,000 Euro,
Bu miktarlara uygulanacak faiz oranının Avrupa Merkez Bankası tarafından marjinal ödünç kolaylığına uygulanan faiz oranının % 3 artırılarak tespit edilmesine;
4. Başvuru sahibinin hakkaniyete uygun bir surette tazmin ile ilgili diğer taleplerinin reddine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy