(765 S. K. m. 312) (AİHS. m. 10, 34)
OLAYLAR
Davanın temelinde Türkiye Cumhuriyetine karşı verilen 32985/96 sayılı başvuru dilekçesi bulunmaktadır. Söz konusu Devletin uyruğuna tabi M. Ahmet Hüsrev Altan (başvuru sahibi), İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesinin eski 25. maddesi gereğince, 15 Ağustos 1996 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.
Başvuru sahibi, 1950 doğumlu Türk vatandaşıdır, İstanbul'da ikamet eder. Gazeteci ve yazardır.
17 Nisan 1995 tarihinde, başvuru sahibi tarafından imzalanmış "Atakürt" başlıklı bir yazı günlük ulusal gazete Milliyet'te yayınlanmıştır.
3 Mayıs 1995'te sunulan bir iddianameyle İstanbul savcılığı, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi ("Devlet Güvenlik Mahkemesi") önünde, Ceza Kanunu 312. maddesi gereğince, başvuru sahibine karşı ceza davası açılmasını istemiştir. Dava konusu yazı üzerine kurulu olarak, başvuru sahibini, bir ırk ve dine bağlılık üzerine kurulmuş ayırımcılığa dayalı şekilde halkın kin ve düşmanlık duygularını kışkırtmış olmakla suçlamıştır.
12 Ekim 1995 tarihli layihasında başvuru sahibi, Kürt sorununa barışçıl bir çözüm düşüncesinin düşündürülebilmesi açısından, Kürtlerce yaşanmış olayları, Türklerce yaşanmış olaylar gibi tasvir ettiğini özellikle iddia etmiştir.
18 Ekim 1995'te Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuru sahibinin suçlandığı olaylardan dolayı suçlu bulunduğunu değerlendirmiş ve bir yıl sekiz ay hapis ve 500.000 Türk Lirası para cezasına ve bu cezaların teciline hükmetmiştir. Dava konusu yazının, varsayımlardan yola çıkarak ülkenin Doğu ve Güneydoğusunda yaşayan Kürt kökenli halkın, kimliği nedeniyle İnsanlık dışı muamelelere maruz kalmış olduğunu ifade ettiğini ortaya çıkarmıştır. Bütünlüğü içinde ele alınan bu yazının, Kürt kökenli halk içinde kin ve düşmanlığı açıkça tahrik etmeyi ve bir ırk ve din bağlılığına dayalı ayırımcılık yaratmayı hedeflediğini gözlemlemiştir. Ayrıca başvuru sahibinin kişiliğini ve tanınmışlığını belirtmiştir.
Bu hükmünü destekleyici olarak, Devlet Güvenlik Mahkemesi dava konusu yazının aşağıdaki pasajım zikretmektedir:
(...)Şayet Mustafa Kemal, Selanik'te değil, Musul'da doğmuş bir Osmanlı Paşası (generali) olsaydı, Kurtuluş Savaşını takiben ve Meclisin kararıyla ilan edilen Cumhuriyet "Kürdiye Cumhuriyeti" (Kürdistan Cumhuriyeti) şeklinde isimlendirilseydi, "Atakürt" ismini almış olsaydı, takiben biz Türkler, despotçasına hapishaneye atılsaydık, Türk olduğumuzu, kendimize özgü bir tarih ve dilimizin bulunduğunu söyleseydik İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Edirne'de (....) daimi bir şekilde polislerce takip edilirdik..."
27 Kasım 1995'te, başvuru sahibi 18 Ekim 1995 tarihli karara karşı Yargıtay'a başvurmuştur. Temyize giriş layihasında, kamu yaran sorunlarına dayalı açık bir tartışma bağlamında görüşlerini açıklamış olduğunu iddia etmiştir. Ayrıca barışçıl fikirleri açıklama olgusunun, ifade etme özgürlüğünün Anayasaca garanti edilmesiyle korunduğunu beyan etmiştir.
1 Mart 1996'da, Yargıtay ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
KARAR
Başvuru sahibi 15 Ağustos 1996 tarihinde Sözleşme'nin 10. maddesinin ihlal edildiği şikayetiyle Komisyona başvurmuştur.
30 Ocak 2001 'de, tarafların gözlemlerini derledikten sonra Mahkeme başvurunun kabul edilebilirliğini açıklamıştır.
6 Aralık 2001 ve 3 Ocak 2002 tarihlerinde, başvuru sahibi ve Hükümet, davanın dostane çözümünü kabul ettikleri belirtir yazılı beyanlarını Mahkemeye sunmuşlardır.
Bunun üzerine 14 Mayıs 2002 tarihinde Mahkeme sorumlu Devlet tarafından başvuru sahibine maddi manevi tazminat olarak 30.000 Fransız Frangı ve masraflar için ise 4.573,47 Euro ödemesine ve dosyanın Büyük Daireye gönderilmesine mahal olmadığına oybirliğiyle karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy