(Yaşama Hakkı İhlali İddiası)
Başvuru No: 33234/96
Karar Tarihi: 17 Ekim 2002
Çeviren ve Özetleyen: Ömer YILMAZ, Komiser Yardımcısı, Polis Akademisi Başkanlığı
OLAYLAR
Başvuru sahibi 1960 doğumlu olup halen Diyarbakır'ın Altınakar köyünde ikamet etmektedir. 21 Haziran 1993 tarihinde başvuru sahibinin kocası, M.S.Ö., Çınar köyü Dikmetaş mezrasında Diyarbakır Alay Komutanlığı jandarmaları tarafından gözaltına alınmıştır. Olay zamanı C.G. de gözaltına alınmıştır. Başvuru sahibi, o gün evlerinin sabah saat dörtten sekiz buçuğa kadar jandarmalar tarafından arandığını, kocası ve diğer gözaltına alınan şahsın helikopter ile mezraya gelen bazı jandarmalar tarafından bir ciple köyün dışında bulunan ağaçlık bir araziye götürüldüğünü ve jandarmalardan sorumlu olarak, kendisine diğerleri tarafından "Apo" denilen 50 yaşlarında kır saçlı bir komutanın olduğunu iddia etmiştir. Kocası çırılçıplak soyulmuş ve Filistin askısı olarak tabir edilen bir şekilde bir ağaca kollarından asılmıştır. Yine başvuru sahibinin iddialarına göre jandarmalar kocasının cinsel organına bir ip bağlamışlar ve ipi çekmişlerdir. Kendisine elektrik verilmiş ve öğleden sonra saat 5'e kadar işkenceye tabi tutulmuştur. Evlerinin aranması akşam yedi buçukta bitmiş ve kendisi ve çocukları bu sürede kötü muameleye maruz kalmışlardır.
21 Haziran 1993 tarihli, gözaltı kayıtlarında, Diyarbakır Merkez Bölge Jandarma Komutanlığı ve Çınar Bölge Jandarma Komutanlığı tarafından ortaklaşa düzenlenen operasyon esnasında, sakinlerinin PKK militanlarına yardım ve yataklık yaptıkları bilgisi alınan Dikmetaş mezrasının kuşatıldığı, M.S.Ö ve C.G.'nin uyarılara rağmen gözaltına alınmamak için direndikleri ve kaçmaya çalıştıkları kaydedilmiştir. Bu yüzden güvenlik güçlerinin adı geçen şahısları yakalamak için zor kullanmak zorunda kaldıkları belirtilmiştir. Tutanaklara göre şahıslar ifadeleri alınmak ve yargı mercilerine teslim edilmek üzere yakalanmışlardır. Tutanak, gözaltına alınan iki kişi, iki takım komutanı ve operasyonu yöneten iki komutan tarafından imzalanmıştır.
22 Haziran 1993 günü M.S.Ö., Diyarbakır Devlet Hastanesi acil servisine kaldırılmış ve doktor raporunda vücudunun muhtelif yerlerinde her biri 10 cm uzunluğunda çürükler tespit edilmiştir. M.S.Ö. buradan Jandarma Alay Komutanlığına götürülmüş, sorgulaması sağlık kontrolü altında devam etmiş ve sağlık durumu tekrar kötüleşince bir kez daha hastaneye götürülmüştür. 5 Temmuz 1993 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı, ifadesini almak üzere M.S.Ö.'nün bulunduğu hastaneye gitmiş, M.S.Ö.'nün ağız çevresinde bulunan kan toplanması sebebiyle ifadesinin alınamadığı bir tutanakla tespit edilmiştir. Aynı gün başvuru sahibi Dicle Üniversitesi Hastanesinde vefat etmiştir.
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısının da katıldığı otopsi sonucu hazırlanan raporda, M.S.Ö.'nün vücudunun çeşitli yerlerindeki yaraların haricinde, kafatası ve beyninde yapılan incelemeler neticesinde bir iç kanama olduğu tespit edilmiştir. Doktorlar, M.S.Ö.'nün kalp, pankreas, karaciğer ve beyninin İstanbul Adli Tıp Kurumunda ileri bir incelemeye tabi tutulmasını istemişlerdir. Bu kurumdan gelen raporda ölümün, beyin kanamasına yol açan bir travma sebebiyle meydana geldiği belirtilmiştir.
Olay üzerine açılan soruşturmada Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı yetkisizlik kararı vererek soruşturmayı Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığına havale etmiştir. 28 Mart 1994 tarihinde Jandarma Alay Komutanlığı, Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığını M.S.Ö.'nün yakalanmasını gerçekleştiren iki jandarmanın teröristlerle girilen bir çatışmada şehit oldukları konusunda bilgilendirmiştir. Hükümet, sözkonusu yakalamayı gerçekleştiren personelin kimliklerini ve vefat bilgilerini Mahkemeye sunmuştur.
Cumhuriyet Savcısı yaptığı hazırlık soruşturması neticesinde, iki jandarma görevlisini, görevde kayıtsızlık göstermek suretiyle adam öldürmeye sebebiyet suçu ile itham etmiş ancak adı geçen jandarmalar şehit olduktan için TCK'nun 96. Maddesi uyarınca davanın ortadan kalktığına hükmederek takipsizlik kararı vermiştir.
Başvuru sahibi bu karardan 6 Şubat 1996 tarihinde haberdar olmuş, 13 Şubat 1996 tarihinde savcının bu kararına itiraz etmiş fakat bu isteği Siverek Ceza Mahkemesince reddedilmiştir. Bunun üzerine de başvuru sahibi de 13 Eylül 1996 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na mevcut başvurusunu yapmıştır.
KARAR
Mahkeme, 13 Ağustos 2002 tarihinde, Hükümetten, başvuru sahibine anlaşmazlık konusu başvurusu için dostane çözüm çerçevesinde 100.000 Euro tazminat ödemeyi kabul ettiğini belirten bir bildiri almıştır. 20 Haziran 2002 tarihinde de başvuru sahibinin, bu teklifi kabul ettiğini belirten bildirisini alan Mahkeme, davanın dostane çözüm içerisinde çözümlenmesine ve kayıtlardan düşülmesine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy