(AİHS m. 3, 5, 6, 8, 13, 14, 18, I NOLU PROTOKOL, 11 NOLU PROTOKOL)
Başvuru No: 33325/96
Karar Tarihi: 22 Mayıs 2001
Çeviren, Özetleyen ve Yorumlayan: Mesut Bedri ERYILMAZ, Yrd. Doç. Dr., Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi
OLAYLAR
Başvuru sahipleri, 5 Ekim 1994 tarihine kadar Tunceli iline bağlı Ovacık ilçesinin Bilgeç köyünde yaşamışlardır. Başvuru sahiplerine göre, köy halkı, teröristlere lojistik destek verdiklerinden dolayı güvenlik kuvvetlerince 1980 yılından beri taciz edilmektedir.
İddia sahiplerine göre, 5 Ekim 1994 tarihinde, güvenlik kuvvetleri askeri araçlarla başvuru sahiplerinin köyüne gelmişlerdir. Köy halkını meydanda toplamışlar ve kendilerinden evlerini ve köylerini terk etmelerini istemişlerdir. Başvuru sahipleri, hayvanlarını ve eşyalarını da alarak köyü terk etmişlerdir. Köyün terk edilmesi sonrası, köydeki evler güvenlik kuvvetlerince ateşe verilmiştir.
Devlet, başvuru sahiplerini Ovacık ilçesinin Ziyaret köyündeki iklim şartlarına uygun devlete ait lojmanlara yerleştirmiştir. Başvuru sahipleri köye varır varmaz, yaşamını sağlamak için hayvanlarını ve eşyalarını satmış, bir süre sonra da, akrabaları ile birlikte İstanbul'a yerleşmiştir.
6 Kasım 1994 tarihinde, başvuru sahipleri, Başsavcılığa bir dilekçe vererek evlerinin yakılmasından dolayı suç duyurusunda bulunarak tazminat istemişlerdir. Başsavcılık, soruşturma dosyasını Ovacık Cumhuriyet Savcılığına göndermiştir.
25 Ekim 1995'de, Ovacık Cumhuriyet Savcılığı başvuru sahiplerinin dilekçelerine bir cevap yazar. Cevapta, söz konusu tarihte, güvenlik güçlerinin söz konusu köyde herhangi bir evin yakılmadığından dolayı herhangi bir dava açılmadığını belirtir.
Cumhuriyet savcılığının cevabı sonrası, ilçe kaymakamlığı, söz konusu iddia edilen olay hakkında araştırma başlatır. Bu amaçla, bir başkomiseri görevlendirir. Başkomiser, yaptığı araştırma sonucunu bir rapor olarak kaymakama sunar. Rapora göre, "söz konusu köyde başvuru sahiplerinin evi yakılmıştır. Fakat, evleri yakanlar güvenlik görevlileri değil, asker kıyafeti giyen teröristlerdir. Ayrıca, teröristler, evi yakılan kişileri evlerini yakanların güvenlik görevlisi olduğu konusunda şikayette bulunması için zorlamada bulunmuştur. Başvuru sahipleri, evlerini yakanların kimler olduğunu bilmediğini ve evlerini yanarken gören tanıkları olmadığını belirtmiştir. Bölgedeki askeri birliklerin ve gerçekleştirilen operasyonların sayısı dikkate alındığında, ev yakma olayı gerçekten vuku bulmuş olsa bile bunun gerçek faillerini ortaya çıkarmak mümkün değildir."
Bu rapor üzerine, 23 Haziran 1995'de, Ovacık Kaymakamlığı, ev yakılma olayı ile ilgili iddiaları içeren dosyayı işlemden kaldırır.
Ayrıca, aynı iddialarla ilgili olarak, Tunceli'de de, yetkililerce gerekli araştırma yapılır. Bu amaçla, aynı köyde yaşayan kişilerin bilgisine başvurulur. Hükümetin bu kişilerden aldığı ve Mahkemeye verdiği bilgilere göre, teröristler köylülerin evini kendilerine lojistik destek sağlamadığı için yakmıştır. Aynı kaynaktan sağlanan bilgilere göre, teröristler köylülere köylerini güvenlik güçleri tarafından yakıldığı konusunda propaganda yapması konusunda baskı yapmıştır. Hükümet, bu arada, Mahkemeye, Tunceli Valiliğinin başvuru sahiplerine 4.000.000. TL maddi yardım ve yiyecek yardımda bulunduğunu hatırlatmıştır.
Bunun üzerine, başvuru sahipleri, evlerinin ve diğer mallarının yakılıp yıkılması ve köylerinin boşaltılması iddiası ile AİHS m.3, 5, 6, 8, 13, 14 ve 18. ve 1. Protokolün 1. maddesine dayanarak Komisyona başvuruda bulunmuşlardır.
KARAR
Başvurunun ilgili devlete iletilmesinden sonra dava 1 Kasım 1998 tarihinde 11. Protokolün 5/2 maddesi gereği Mahkemenin 1 Nolu Dairesine havale edilmiştir.
19 Eylül 2001'de Mahkeme, tarafların görüşünü aldıktan sonra, davayı kabul edilebilir bulmuştur. Taraflara, 16 Ocak 2001 tarihinde de, Sözleşmenin 38/1 maddesi gereği dostane çözüme ulaşma çağrısında bulunulmuştur.27 Ocak 2001 ve 9 Şubat 2001 tarihlerinde, taraflar, dostane çözüme ulaştıklarına dair resmi bildirimlerini sunmuşlardır.
Bu bildirime göre, başvuru sahiplerine, hükümet, 33.000 Sterlin maddi ve manevi tazminat ödemeyi kabul etmiştir. Bunun üzerine, dosya işlemden kaldırılmıştır.
Yorum
Bu olayda ilk dikkati çeken husus başvuru sahiplerinin iddiaları ile ilgili devletin farklı kurumlarının farklı cevap vermeleridir. Gerçek ne olursa olsun, aynı olay hakkında, Cumhuriyet Savcılığının, Kaymakamlığın ve Valiliğin yaptığı soruşturmalarda farklı sonuçlara ulaşılması gerçekten düşündürücüdür. Bu tip çelişkili raporların, Mahkeme nezdinde, genel anlamda, Türk makamlarından gelen bilgilerin güvenilirliğinin şüphe ile karşılanmasına neden olduğunda unutmamak gerekir.
Aslında, daha da düşündürücü olan, bu makamların araştırmalarının hiç birinde iddiaların doğruluğunu destekleyen bir sonuca ulaşılmamış olmasına rağmen Hükümetin dostane çözüm teklifini kabul ederek 66 Milyar TL gibi astronomik bir rakamı ödeyerek, olayların doğruluğunu dolaylı da olsa kabul etmesidir.
Full & Egal Universal Law Academy