(AİHS m. 6, 11 NOLU PROTOKOL)
(Başvuru no. 33382/96)
Karar Tarihi: 17.01.2002
USUL
1. Dava, Avusturya vatandaşı Bay Fischer'in ("davacı") Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ("Sözleşme") eski 25. maddesi uyarınca, 29 Mayıs 1996 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna ("Komisyon") Avusturya aleyhine yaptığı bir başvuruya (no. 33382/96) dayanmaktadır.
2. Davacı, mahkemede Neulengbach'da faaliyet gösteren bir hukukçu olan Bay A. Adam tarafından temsil edilmiştir. Avusturya hükümeti ("hükümet") Federal Dışişleri Bakanlığı Uluslararası Hukuk Bölümü Başkam Büyükelçi H. Winkler tarafından temsil edilmiştir.
3. Davacı özellikle, aleyhine açılan ceza davasında Yüksek Mahkeme'ye yaptığı iptal talebi hakkında hazine avukatının (Procurator General) hazırladığı yazılı gözlemlerinin kendisine iletilmediğini iddia etmektedir.
4. Başvuru, Sözleşmenin 11 no'lu Protokolünün yürürlüğe girdiği (11 no'lu Protokol Bölüm 2, m. 5) 1 Kasım 1998 tarihinde mahkemeye gönderilmiştir.
5. Başvuru mahkemenin üçüncü bölümü tarafından incelenmeye başlanmıştır (Mahkeme İçtüzüğü, 1. Bölüm, Kural 52) . Bu Bölümde, Daire davanın Mahkeme İçtüzüğü Bölüm 1, Kural 26'da öngörüldüğü biçimde (Sözleşme, Bölüm 1, madde 27) açıldığını varsayabilecektir.
6. Mahkeme, 6 Ocak 2000 tarihli kararıyla başvurunun kısmen kabul edilemez olduğunu, 20 Mart 2001 tarihli kararıyla başvurunun geri kalanının kabul edildiğini belirtmiştir.
7. 1 Kasım 2001 tarihinden itibaren dava, Birinci Bölüme nakledilmiştir. Bu Bölümde de, Daire davanın Mahkeme İçtüzüğü Bölüm 1, Kural 26'da öngörüldüğü biçimde (Sözleşme, Bölüm 1, madde 27) açıldığını varsayabilecektir.
8. Hükümet veya davacı tarafından, esas hakkında hiçbir gözlem sunulmamıştır (Bölüm 1, Kural 59).
DURUM
I. DAVAYLA İLGİLİ OLAYLAR
9. Viyana Bölge Ceza Mahkemesi, 12 Mayıs 1995 tarihinde davacıyı Ceza Kanunu Bölüm 164 uyarınca, sayısız kereler çalıntı eşya bulundurmaktan mahkum etmiş ve üç yıl hapis cezası vermiştir. Bölge Mahkemesi, antikacılıkla uğraşan davacının 1986 ile 1988 yılları arasında Kuzey İtalya'dan çalınan antikaları satın aldığını saptamıştır.
10. Davacı,12 Eylül 1995 tarihinde bir iptal talebinde bulunmuş ve mahkumiyet kararını Yüksek Mahkeme'de temyiz etmiştir.
11. 12 Ekim 1995 tarihinde, hazine avukatı davacının iptal talebi hakkında aşağıdaki yorumları sunmuştur:
"Hazine avukatının görüşüne göre, sanık Josef Fischer'in iptal talebi Ceza Usul Kanunu Bölüm 285d uyarınca işleme konulabilir. Kararın iletilmesi rica olunur."
12. Yüksek Mahkeme, 21 Kasım 1995 tarihinde davacının iptal talebini reddetmiş, mahkumiyet kararının temyizine ilişkin olarak davayı Viyana Temyiz Mahkemesine göndermiştir. Temyiz Mahkemesi, 23 Ocak 1996 tarihinde davacının temyiz talebini reddetmiştir.
II. İLGİLİ ULUSAL KANUN
13. Ceza Usul Kanunu Bölüm 285 (d) § 1 uyarınca, Yüksek Mahkeme şikayetin açıkça asılsız olduğundan bahisle başkaca hiçbir görüşmeye gerek duyulmaksızın reddedilmesi gerektiğine oybirliği ile karar vermişse, iptal talebini gizli görüşmelerden sonra reddedebilir.
14. Ceza Usul Kanunu Bölüm 35 § 2, anılan tarihte yürürlükte olduğu şekliyle aşağıdaki hükümlere amirdir:
"Temyiz Mahkemesindeki savcı iptal sebebiyle yapılan bir temyiz hakkında gözlemlerini sunarsa...., Temyiz Mahkemesi bu gözlemleri sanığa (ilgili şahsa) iletecek ve mahkemenin kararlaştıracağı makul bir süre içerisinde bunlar hakkındaki yorumlarını sunabileceği önerisinde bulunacaktır. Bu tür bir iletişime, savcının herhangi bir gerekçe göstermeksizin temyize itiraz etmesi, sanığı sadece desteklemesi veya sanığın temyiz talebinin uygun bulunması hallerinde izin verilir."
15. 1996 tarihli Ceza Kanunun Tadiline İlişkin Kanunun yürürlüğe girmesiyle, Bölüm 35 § 2 aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
"Bu tür bir iletişime, savcının sanığı sadece desteklemesi veya sanığın temyiz talebinin uygun bulunması hallerinde izin verilir."
KANUN
I. SÖZLEŞME § 1, ALTINCI MADDENİN İHLALİ İDDİASI
16. Davacı, Yüksek Mahkemenin iptal talebi hakkında, hazine avukatının iddialarını elde ettikten sonra, kendisine bu iddialar iletilmeksizin veya bunlara karşı bir etkide bulunma fırsatı verilmeksizin karar verdiğinden şikayet etmektedir. Davacı, Sözleşme § 1 m. 6'ya dayanmaktadır. Maddenin ilgili kısmı aşağıdaki gibidir:
" ....kendisine aleyhine herhangi bir cezai itham olması halinde, herkesin mahkeme tarafından....adil....bir yargılamaya hakkı vardır."
17. Hükümet, hazine avukatının sui generis bir taraf olduğunu ve soruşturma yapma yetkisi olmadığını belirtmiştir. Bu nedenle, hazine avukatı kesinlikle davacının muhatabı değildir. Herhangi bir olayda, hazine avukatının kısa ve öz iddialarda bulunması davaya ilişkin vakalar veya iddialar hakkında yorum oluşturmamaktadır. Dolayısıyla, mevcut davada silahlarda eşitlik ilkesinin ihlali söz konusu değildir.
18. Mahkeme, geniş kapsamda adil yargılamanın unsurlarından biri olan silahlarda eşitlik ilkesine göre, taraflardan her birine muhatabı karşısında aleyhte bir durum yaratmayacak koşullar altında davasını sunmasına makul ölçüde olanak verilmesi gerektiğini ifade etmiştir (27 Ekim 1993 tarihli Dombo Beheer B.V. v. Norveç kararı, Seri A, no. 274, s. 19, § 47). Bu bağlamda, görünüm kadar adaletin adil olarak idare edilmesine karşı artan duyarlılık da önem kazanmaktadır (22 Şubat 1996 tarihli Bulut v. Avusturya kararı, Hüküm ve Kararların Raporları, 1996-11, s. 359, § 47).
19. Savcı tarafından sunulan iddiaların içeriğine gelince, mahkeme silahlarda eşitlik ilkesinin usuli bir eşitsizlikten kaynaklanan ölçülebilir bir haksızlığa bağlı olmadığını da ayrıca belirtmektedir. İddianın bir karşı etkide bulunulmasını gerektirip gerektirmediğinin takdiri, savunmaya ait bir meseledir. Bu nedenle, savcının savunmanın bilgisi dışında mahkemeye bir takım iddialar sunması haksızlık yaratmaktadır (Bulut v. Avusturya kararı, § 49).
20. İnceleme konusu davada, hazine avukatı davacının iptal talebinin başlangıcına, davacıya iletilmeyen küçük bir yorum eklemiştir.
21. Mahkeme, Bulut v. Avusturya kararında hazine avukatının, iptal talebi hakkında çeşitli yorumları, -mevcut davada yapılanlara benzer biçimde- davacının haberi olmaksızın Yüksek Mahkemeye sunması nedeniyle silahlarda eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine karar vermiş olduğunu göz önüne almıştır. Mahkeme, mevcut dava bakımından farklı bir sonuca ulaşmak için hiçbir neden olmadığı görüşünde olup, Yüksek Mahkeme huzurunda görülen davada silahlarda eşitlik ilkesine saygı gösterilmediğine karar vermiştir.
22. Bu itibarla, Sözleşme §1, m. 6 ihlal edilmiştir.
II. SÖZLEŞME MADDE 41'İN UYGULANMASI
23. Sözleşmenin 41. maddesi aşağıdaki gibidir:
"Mahkeme Sözleşme veya Protokollerinin ihlal edildiğine kanaat getirirse ve ilgili Yüksek Akid Tarafın iç hukuku sadece zararın kısmen tazminine olanak veriyorsa, Mahkeme gerekli gördüğü takdirde zarar gören tarafa adil bir ödemenin yapılmasına hükmeder."
A. ZARAR
24. Davacı, bu başlık altında maddi veya manevi zarar ayrımı yapmaksızın 550.000 Avusturya Şilini (ATS) (39. 970. 93 Euro (EUR)) talep etmiş ve bu miktarın cezasına kıyasla haksız yere tutuklu bulunduğu süre için bir Avusturya Mahkemesinin hükmedebileceği tazminat miktarına karşılık geldiğini ifade etmiştir.
25. Hükümet bu talebe itiraz etmiştir. Hükümetin görüşüne göre, Sözleşme §1 m. 6'nın ihlaline hükmedilmesi, davacının tutukluluğunun haksız olduğu sonucunu doğurmamaktadır. Dahası, mahkeme işbu davada Sözleşme § 1 m. 6'nın ihlal edildiğine hükmetmiş olsaydı, bunun iç hukuk bakımından sonucu Yüksek Mahkeme'de yeniden işlemlere başlamak olacaktı.
26. Davacının maddi tazminat talebinde bulunduğu varsayıldığında, mahkeme, şikayet edilen hususun ihlali ile iddia edilen zarar arasında nedensellik bağının olmadığına hükmedecektir. Sözleşme §1 m. 6'nın koşullarını yerine getirmeleri halinde işlemlerin ne gibi sonuçları olabileceği hakkında tahminde bulunmak mümkün değildir, (bkz. örn. 24 Kasım 1997 tarihli Werner v. Avusturya kararı, Raporlar 1997-VII, s. 2514, § 72)
27. Davacının manevi tazminat talebinde bulunduğu varsayıldığında, mahkeme davanın koşulları bakımından, ihlal kararının kendisinin adil ödeme için yeterli olduğuna hükmedecektir.
B. MASRAFLAR VE HARCAMALAR
28. Davacı, iç hukuktaki işlemler nedeniyle katlanmak zorunda kaldığı masraf ve harcamaların karşılığı olarak 203.223 ATS (14.769.11 EUR) talep etmiştir.
29. Mahkeme, iç hukuktaki işlemler nedeniyle katlanılan masraf ve harcamaların, ancak hükmedilen ihlalin önlenmesi için gerekli olması halinde tazmin edilebileceği kanaatine varmıştır (10 Mart 1980 tarihli König v. Almanya kararı (madde 50), Seri A no. 36, s. 17, § 20). Mevcut davada, davacının sunduğu belgelerden, Sözleşmenin ihlalini önlemeye yönelik herhangi bir girişim için belirli bir harcamanın yapıldığı anlaşılmamaktadır. Bu nedenle, talebin bu bölümü reddedilmelidir.
Ayrıca, davacı Sözleşme işlemleri için yaptığı masraf ve harcamalar için 45.720 ATS (3.322.67 EUR) talep etmiştir. Hükümet, bu talebi aşırı bulmuştur, zira davacının avukatı cevaptaki gözlemler için tam ücret istemiştir. Halbuki uzunluklarına göre ancak kısa mektuplar için öngörülen ücretlerin talep edilmesi gerekirdi. Hükümetin görüşüne göre, 34.290 ATS uygun bir meblağdır.
Tarafların gözlemleri ve içtihat hukuku temelinde, mahkeme 40.000 ATS (2.906.98 EUR) tutarını hakkaniyete uygun bulmuştur.
C. TEMERRÜT FAİZİ
30. Mahkemenin elindeki bilgiye göre, Avusturya'da mevcut kararın kabul edildiği tarihte uygulanan yasal faiz oranı yıllık %4'dür.
BU NEDENLERLE, MAHKEME OYBİRLİĞİYLE;
1. Sözleşme § 1 m.6'nın ihlal edildiğine;
2. Davacının katlanmak zorunda kaldığı manevi tazminat bakımından, ihlal kararının bizzat kendisinin adil ödeme için yeterli olduğuna,
3. Davalı devletin, davacıya Sözleşme § 2 m. 44 uyarınca,
(a) Kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde masraf ve harcamalar için 40.000 ATS (kırk bin Avusturya şilini) veya 2.906.98 EUR (iki bin dokuz yüz altı euro ve 98 cent);
(b) Uzlaşmaya varılıncaya kadar yukarıda bahsedilen üç aylık sürenin sona ermesinden itibaren, yıllık %4 oranında basit faiz ödemesine karar vermiş,
4. Davacının adil ödeme için yaptığı diğer talepleri reddetmiştir.
Mahkeme İçtüzüğü § 2 ve § 3, Kural 77 uyarınca, İngilizce düzenlenmiş, 17 Ocak 2002 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy