(AİHS. m. 2, 39, 43)
Başvuru No: 37446/97
Karar Tarihi: 25 Kasım 2003
OLAYLAR
Başvuru sahipleri; Hüsna Kara, Leyla Kara, Gülbahar kara, Meryem Kara, Hamit Kara, Mehmet Salih Kara, Ahmet Kara, Duman Kara, Zehra Güvercin, Felek Kara, Emine Ürün, Sabri Ürün, Edibe Ürün, Sabriye Ürün, Selim Ürün, Perisan Babat, Hüsnü Babat, Züheyla Babat, Helime Benek, Serbest Benek, Servet Benek Bahtiye Benek isimli 22 Türk vatandaşı, 28 Haziran 1991'de yaşamlarını yitiren Yakup Kara, Mehmet Ürün, Ali Benek, Hamit Kara ve Hüseyin Babat'ın yakınlarıdır.
Başvuru sahiplerine göre 28 Hazrian 1991 günü saat 10'a doğru Mehmet Ürün tarafından kullanılan ve içinde Hilal (Şırnak) Belediye Başkanı Yakup Kara, Ali Benek, Mehmet Kara, Hamit Kara ve Hüseyin Babat'ın bulunduğu taksi Uludere-Şırnak yolunda komando kıyafetli ve kar maskeli kişiler tarafından durdurulmuştur. Bu kişiler taksidekileri indirmişler, yoldan 100 metre ileri götürmüşler ve Yakup Kara, Mehmet Ürün, Ali Benek, Hamit Kara ve Hüseyin Babat'ı kurşuna dizmişler ve Mehmet Kara'yı salıvermişlerdir.
Aynı gün jandarma yetkilileri olayın tutanağını ve suç mahallinin krokisini hazırlamışlardır. Re'sen soruşturma başlatan Cumhuriyet Savcısının nezaretinde cesetlerin otopsisi yapılmıştır. Savcı, Mehmet Kara'nın ifadesini almış, olay yerine intikal etmiş ve cinayet mahallinin tutanağını hazırlamıştır.
Olay yerinde ele geçirilen silah ve mühimmatın ekspertiz raporu 1 Temmuz 1991 günü hazırlanmıştır. 10 Temmuz 1991 günü Şırnak Cumhuriyet Savcısı cinayetin PKK tarafından işlendiğini ileri sürerek söz konusu 5 kişinin ölümüyle ilgili soruşturmada görevsizlik kararı vermiş ve dosyayı Diyarbakır DGM Savcılığına göndermiştir.
7 Nisan 1992 günü Hüsna Kara ve çocukları Diyarbakır İdare Mahkemesi önünde tazminat davası açmışlardır. 25 Ocak 1994 tarihinde verilen ve 13 Aralık 1995 tarihinde onanan kararla Mahkeme, idareyi Kara ailesine 300.000.000 TL maddi tazminat ve 50.000.000 TL manevi tazminat ödemeye mahkum etmiştir. Diğer başvuru sahiplerinin tazminat talepleri usul kurallarına uyulmadığı gerekçesiyle Diyarbakır İdare Mahkemesi tarafından reddedilmiştir.
Bu arada başvuru sahipleri soruşturmanın seyri hakkında bilgi edinmek için bir çok girişimde bulunmuşlardır. Özellikle Yakup Kara'nın kardeşi Hamit Kara ve ölen kişilerden biriyle aynı ismi taşıyan bir kişi, başvuru sahiplerinin temsilcisine bir mektup göndermiş ve içinde köy korucularının da bulunduğu 7 zanlının ismini vermiştir. Avukat bu mektubu yetkili savcıya iletmiştir.
25 Nisan 1997 tarihli bir yazıyla Şırnak Valiliği Olağanüstü Hal Bürosu, Hamit Kara'ya Şırnak Savcısının söz konusu cinayet üzerine bir soruşturma açtığını ve zanlıların PKK üyesi oldukları sonucuna vardığını; Şırnak Savcısının görevsizlik kararı verdiğini ve soruşturma dosyasını Diyarbakır DGM Savcılığına gönderdiğini; soruşturmanın halen devam etmekte olduğunu ayrıca söz konusu mektupta bahsedilen kişilerden şüphelenmek için hiçbir kanıt bulunmadığını belirtmiştir.
Jandarma Komutanlığı'nın bir belgesinden 2 Mayıs 2002'de olayın tutanağının ve cinayetin işlendiği mahallin krokisinin hazırlandığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca aynı tarihte bu olayın soruşturmasıyla ilgili olarak O. Gün, M. Yakar, A. Benek ve A. Gül'ün ifadeleri alınmıştır. Cezai soruşturma halen devam etmektedir.
KARAR
1 Ekim 2003 tarihinde Mahkemeye Türk Hükümetinin aşağıdaki beyanatı ulaşmıştır:
"1- Türk Hükümeti, bu davanın açılmasına yol açan olayların, yani mevcut mevzuata ve hükümetin bu tür olayları engelleme yönündeki kararlılığına rağmen, başvuru sahiplerinin yakınlarının yaşamlarını yitirmelerine yol açan olayların meydana gelmesinden üzüntü duymaktadır. Türk Hükümeti, bir kişinin Sözleşmenin 2. maddesine aykırı olarak yaşamını yitirmesiyle ilgili bir şikayet sözkonusu olduğu durumda soruşturmanın yetersizliğini kabul eder, uygun talimatları vermeyi ve gelecekte yaşam hakkının -ki bu hak etkin soruşturma yükümlülüğünü de içermektedir- garanti edilmesi için gerekli önlemleri kabul etmeyi taahhüt eder. Bu çerçevede Türk Hükümeti, yeni kabul edilen yasal ve yönetsel önlemlerin bu davadakine benzer durumlardaki ölüm olaylarını azaltma ve yürütülen soruşturmaların etkinliğini artırma imkanını verdiğini not eder.
2- 37446/97 sayılı başvuruya yol açan davanın dostane çözümü için Türk Hükümeti uğranılan zarar için 88.000 Euro, masraf ve harcamalar için de 5.000 Euro, yani toplam olarak 93.000 Euro başvuru sahiplerine iyi niyet gösterisi olarak kendiliğinden (ex gratia) ödemeyi kabul eder. Bu tutar başvuru sahipleri arasında aşağıdaki biçimde paylaştırılacaktır:
Hüsna Kara, Leyla Kara, Meryem Kara, Gülbahar Kara, Hami Kara, M. Salih Kara, Ahmet Kara ve Duman Kara'ya 23.000 Euro; Zehra Güvercin'e 4.000 Euro; Felek Kara'ya 4.000 Euro; Emine Ürün, Sabri Ürün, Edibe Ürün Sabriye Ürün ve Selim Ürün'e 20.000 Euro; Perişan Babat, Hüsnü Babat ve Züheyla Babat'a 18.000 Euro; Halime Benek, Serbest Benek, Servet Benek ve Bahriye Benek'e 19.000 Euro.
Bu tutar halihazırda yürürlükte olan hiçbir vergi ya da mali kesintiye tabi olmayacak, başvuru sahibi ya da yetkili kıldığı kişi tarafından bildirilecek bir banka hesabına Euro olarak yatırılacaktır. Bu para Mahkemenin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 39. maddesi uyarınca vereceği kararın tebliğinden itibaren 3 ay içinde ödenebilecektir. Bu ödeme davanın nihai olarak çözümlenmesi anlamına gelmektedir. Bu süre içinde ödemenin yapılmaması durumunda Türk Hükümeti, bu sürenin dolmasından itibaren söz konusu tutarın efektif olarak ödeneceği zamana kadar geçen süre için, bu miktara, Avrupa Merkez Bankası tarafından marjinal ödünç kolaylığına uygulanan oranda faizin % 3 oranında artırılarak uygulanacağını taahhüt eder.
3- Türk Hükümeti, bu dava ve Türkiye'yle ilgili benzeri davalarda Mahkeme kararının uygulanmasıyla ilgili Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin gözetiminin insan haklarının korunması konusunda durumun iyileşmesini garanti etmek için uygun bir mekanizma oluşturduğunu ifade eder. Türk Hükümeti bu amaca ulaşmak için bu çerçevedeki işbirliğini sürdüreceğini taahhüt eder.
4- Nihayet Türk Hükümeti Mahkeme bir kez kararını verdikten sonra bu davayı Sözleşmenin 43/1 maddesi uyarınca Büyük Daire önüne götürmeyeceğini taahhüt eder."
26 Haziran 2003 tarihinde başvuru sahipleri tarafından Hükümetin teklifinin kabul edildiğine dair beyanat Mahkemeye ulaşmıştır.
Mahkeme ise, tarafların vardıkları bu dostane çözümü nazarı itibara almıştır (Sözleşmenin 39. maddesi). Bu çözümün Sözleşme ve Protokolleri tarafından tanındığı biçimiyle insan haklarına saygıdan esinlendiği konusunda Mahkeme ikna olmuş ve davanın dostane çözüm ile sonuçlanmasına karar vermiştir.
Yorum
Bu dava 1990'lı yıllarda Güney-doğudaki faili meçhul cinayetlerden biriyle ilgili olup cinayetin üzerinden 10 yıllık bir süre geçmiş olmasına rağmen henüz sır çözülememiştir. Tabii hukuki açıdan etkin bir soruşturmanın sağlanması bu sır perdesini biraz olsun aralayabilme imkanını doğuracaktır. İşte bu davanın AİHM önüne gelmesinin nedeni de bu noktadaki eksiklik ya da yetersizliktir. Bu noktada 2 unsur, Hükümeti başvuru sahiplerine dostane çözüm önerisi sunmaya itmiştir. 1. unsur başvuru sahiplerinin yetersiz soruşturma nedeniyle idare mahkemesi önünde dava açmaları ve tazminat elde etmeleridir. 2. unsur ise yaşamını yitirenlerin yakınlarının 1997 yılında zanlıların ismiyle ilgili savcıya bilgi vermeleridir. Ancak Şırnak valiliği tarafından bu kişilerden kuşkulanılması için bir neden olmadığı ifade edilmiştir.
Bunun sonucu olarak 28 Haziran 1991'de yaşamını yitiren 5 kişinin yakınlarına iyi niyet gösterisi olarak 93 000 Euro tazminat ödemeyi kabul eden Türk Hükümeti bu konuda attığı adımla Mahkeme tarafından mahkum olmaktan kurtulmuştur.
Ancak faili meçhul cinayetler bağlamında Mahkeme tarafından defalarca mahkum edilen ya da dostane çözüm sonucu yüklü tazminatlar ödemek zorunda kalan Türkiye bir an önce bu konuda gerekli adımları atmalıdır.
Full & Egal Universal Law Academy