(AİHS m. 4, 5)
(Başvuru no: 39081 / 97)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
10 Ocak 2006
İşbu karar Sözleşme 'nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (39081/97) başvuru nolu davanın nedeni bu ülke vatandaşları Hüseyin Bora, Şeh Mehmet Başkurt, Mehmet Can Tekin ve Nurhan Ekdi'nin (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na 17 Ekim 1997 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin eski 25. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Diyarbakır Barosu avukatlarından M. Vefa tarafından temsil edilmektedirler.
OLAYLAR
Başvuranlar Bora, Tekin ve Ekdi 1962, Başkurt 1959 doğumlu olup Diyarbakır'da ikamet etmektedirler. Olayların meydana geldiği dönemde başvuranlar Halkın Demokrasi Partisi'nin (HADEP) üyeleri ve yöneticileriydi.
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında yasadışı örgüt PKK üyesi olmakla suçlanan başvuranlar 31 Ağustos 1997 tarihinde saat 6.50'de evlerinde yakalanmışlar ve Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele şubesinde gözaltına alınmışlardır.
Cumhuriyet Savcısı 9 Eylül 1997 tarihinde başvuranları dinlemiş ve serbest bırakılmalarını kararlaştırmıştır.
Cumhuriyet Savcısı 26 Eylül 1997 tarihinde, sözü edilen örgütün üyeleri ile temas halinde oldukları, HADEP'in yerel teşkilatlarına sıklıkla gelen gençlere örgüt propagandası yaptıkları ve PKK militanlarının ailelerine maddi destek sağladıkları gerekçeleriyle başvuranların TCK'nın 169. maddesine dayalı olarak yasadışı örgüt PKK'ya yardım ve yataklık etme suçu ile itham etmiştir. Cumhuriyet Savcısı gerekçelerinde diğer sanıkların ifadelerine, tutuklama ve arama tutanaklarına yer vermiştir.
DGM, 9 Kasım 2000 tarihinde aleyhlerinde yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle başvuranları beraat ettirmiştir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS'NİN 5 § 1 c) MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuranlar gözaltına alınmalarının AİHS'nin 5 § 1 c) maddesinde öngörülen kısıtlamalara uygun olmadığını savunmaktadırlar.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
AİHM, yapılan şikayetin AİHS'nin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemez bulunması için hiçbir gerekçenin yer almadığı tespitini yapmaktadır. O halde başvuru kabul edilebilir bulunmalıdır.
B. Esas hakkında
Hükümet, başvuranların TCK'nın 169. maddesince silahlı bir çeteye yardım ve yataklık etme suçu ile itham edilmeleri için makul gerekçelerin mevcut olduğunu savunmaktadır. Hükümet, başvuranların sözkonusu silahlı örgütle olası bağlantılarının terörle mücadele şubesi ekipleri tarafından bu örgüte ilişkin düzenlenen soruşturmada, başvuranların evlerine düzenlenen aramalarda ve şüpheli görülen diğer sanıkların ifadeleri sonucu ortaya çıkarıldığını dile getirmektedir.
AİHM «yasal yollar»'ın da izlenmesi dahil olmak üzere, tutulu bulundurma ile ilgili «uygunluğun», AİHS'nin özü itibariyle ulusal yargıya bırakıldığını ve esasla ilgili usul kurallarına uyulmasını izlemekle yetindiğini hatırlatarak, her türlü hürriyetten yoksun bırakma işlemiyle ilgili olarak AİHS'nin 5. maddesinin bireyi keyfilikten koruma zorunluluğunu getirdiğini belirtmektedir (Bkz. Wassink-Polonya kararı, 27 Eylül 1990, seri: A no: 185, s. 11, §24).
Olayda, AİHM, başvuranların yasadışı örgüte bağlı oldukları iddiası ile yakalandıkları tespitini yapmaktadır. Devlet Güvenlik Mahkemesi hakimi karşısında başvuranlar aleyhlerinde yapılan yasadışı örgüte bağlı olma ithamlarından sorgulanmışlar ve tutuklu yargılanmaları kararlaştırılmıştır.
Bu tespit ışığında, somut olaylara dayanması nedeniyle duyulan şüphelerin gerekli düzeye ulaştığı sonucu çıkmaktadır (özellikle diğer sanıkların ifadeleri, yakalama ve arama tutanakları).
Sonuç olarak AİHM, başvuranların AİHS'nin 5 § 1. maddesi uyarınca ceza gerektiren suç işlediğine dair «makul delillere» dayalı olarak yakalanıp tutuklandıklarına itibar etmektedir.
O halde AİHS'nin 5 § 1 c) maddesi ihlal edilmemiştir.
II. AİHS'NİN 5 § 3. ve 4. MADDELERİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuranlar gözaltı süresinin aşırılığından ve bu sürenin yasallığına karşı başvuru yolunun bulunmayışından şikayetçi olmakta ve AİHS'nin 5 § 3. ve 4. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet, AİHS'nin 35 § 1. maddesi uyarınca iç hukuk yolları tüketilmediğinden AIHM'den başvurunun bu bölümünü reddetmesi talebinde bulunmaktadır. Bu bağlamda, başvuranların yetkili ulusal mahkemeler nezdinde hiçbir zaman gözaltının meşruluğuna ve sürenin uzunluğuna dair başvuruda bulunmadıklarını savunmaktadır. Hükümete göre başvuranların CMUK'un 128 § 4. maddesinde öngörülen başvuru yollarını kullanmaları mümkündü.
Başvuranlar, Hükümetin savına karşı çıkmaktadırlar.
4229 sayılı Kanun'dan çıktığından beri, CMUK'un 128 § 4. maddesinde düzenlenen "habeas corpus", bu tür başvuruda olduğu gibi, teoride, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görev alanına giren suçlar ile itham edilen kişilerin de istifade edebilecekleri bir iç hukuk yolu olmuştur. Ancak, başvuranın durumuyla benzer başvurularda, pratikte de etkili bir başvuru yolu sağladığını gösterir örnekler Hükümet tarafından sunulamamıştır. (Bkz. Öcalan, §§ 68-69 ve Çelepkulu-Türkiye kararı, no: 41975/98, 7 Haziran 2005).
Sonuç itibariyle Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazı reddedilmektedir.
AİHM, mahkemenin bu yöndeki yerleşik içtihatları (Bkz. özellikle Sakık ve diğerleri-Türkiye kararı, 26 Kasım 1997, 1997-VII, s. 2623-2624, § 44) ve sunulan deliller ışığında bu şikayetlerin esastan incelenmesi gerektiğine itibar etmektedir. Başvurunun kabuledilemez bulunması için başka hiçbir gerekçe tespit edilmemiştir.
B. Esas hakkında
Hükümet özellikle gözaltı süresinin uygunluğu hakkında, yasa ile öngörülen sınırları aşmadığını belirtmekte, bu çerçevede, başvuranların da itham edildiği ve «kanıtların bir araya getirilmesindeki güçlük nedeniyle dosyanın ön hazırlık soruşturmasının uzun bir süreyi gerektirdiği» terör suçlarına değin yürütülen soruşturmanın özel yapısına ve güçlüklerine dikkat çekmektedir. Bu hazırlık süreci yargı kararının alınmasındaki süreyi kısaltmaktadır.
AİHM, geçmişte de pek çok kez dile getirdiği üzere, terör amaçlı suçlarda yetkililerin özel sorunlarla karşılaştıklarını kabul etmektedir (Bkz. diğerleri arasında, Brogan ve diğerleri-İngiltere, 29 Kasım 1988, seri: A no: 145-B, § 61; Murray-İngiltere, 28 Ekim 1994, seri: A no: 300-A, § 58; Aksoy-Türkiye kararı, 18 Aralık 1996, 1996-VI, § 78; Sakık ve diğerleri-Türkiye kararı, 26 Kasım 1997, 1997-VII, § 41; ve sözü edilen Dikme kararı, § 64). Ancak bu durum yetkililere, terör suçları söz konusu olduğu zaman zanlıları iç hukuk mercilerinin ve Sözleşme organlarının kontrolü dışında tutuklama ve gözaltına alma serbestisi bulunduğu anlamına gelmemektedir (Bkz. mutatis mutandis, sözü edilen Murray kararı, § 58).
Bu başvuruda, başvuranlarının gözaltı süresi yakalandıktan 31 Ağustos 1997 tarihinde başlamakta ve 9 Eylül 1997'de sona ermektedir. Dolayısıyla bu süre on gündür.
AİHM, Brogan ve diğerleri kararında, toplumu terör suçlarından koruma amacı güdülse dahi, ilgilinin yetkili bir hakim karşısına çıkarılmaksızın dört gün altı saat gözaltında tutulmasının, 5 § 3. maddede öngörülen kesin sınırların dışına çıktığına hükmetmiştir (Bkz. sözü edilen Brogan ve diğerleri kararı, s. 33, § 62).
AİHM, başvuranların yetkili bir hakim önüne çıkarılmaksızın on gün süreyle tutulu bulundurulmasının gerekli olduğu hususunu kabul edememektedir.
Bu nedenle, AİHS'nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmiştir.
Madde 5 § 4
Hükümet, başvuranların CMUK'un 128 § 4. maddesi gereğince serbest bırakılma talebinde bulunabileceklerini savunmaktadır.
AİHM, sözü edilen başvuru yolunun etkisiz olduğunu yukarıda değerlendirmiş olduğundan, aynı gerekçelerle AİHS'nin 5 § 4. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
III. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI
A. Maddi ve manevi tazminat
Başvuranların her biri 5.000 Euro maddi, 10.000 Euro manevi tazminat talep etmektedirler.
Hükümet bu miktarlara karşı çıkmıştır.
AİHM, davayı farklı açılardan dikkate alarak ve AİHS'nin 41. maddesince hakkaniyete uygun olarak başvuranların her birine 3.500 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.
B. Masraf ve harcamalar
Başvuranlar, iç hukukta ve AİHM yetkili organları nezdinde yapmış oldukları masraf ve harcamalara ilişkin 8.385 Euro talep etmektedirler.
Hükümet bu miktara karşı çıkmıştır.
Sunulan deliller, Mahkemenin bu yöndeki yerleşik içtihadı ve Avrupa Konseyi tarafından verilen Adli yardım ışığında, AİHM masraf ve harcamalar için başvuranlara toplam 1.370 Euro ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme Faizi
Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranının 3 puan fazlası uygulanacaktır.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHS'nin 5 § 1 c) maddesinin ihlal edilmediğine;
3. AİHS'nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;
4. AİHS'nin 5 § 4. maddesinin ihlal edildiğine;
5. a) AİHS'nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.'ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf tutulmak suretiyle Savunmacı Hükümetin;
i. manevi tazminat için başvuranların her birine 3.500'er (üç bin beş yüz) Euro;
ii. masraf ve harcamalar için başvuranlara toplam 1.370 (bin üç yüz yetmiş) Euro
ödemesine;
iii. belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin uygulanmasına;
6. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddelerine uygun olarak 10 Ocak 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy