(Başvuru no: 40687/98)
KABULEDİLEMEZLİK KARARININ ÖZET ÇEVİRİSİ
OLAYLAR
1929 doğumlu başvuran Gülizar Öz Türk vatandaşı olup İzmir'de ikamet etmektedir.
DAVA KOŞULLARI
Tarafların sunduğu üzere dava koşullan aşağıdaki gibi özetlenmiştir.
Başvuran esas ikametgahının bulunduğu arsanın sahibidir.
İdare (Konak Belediye Meclisi, İzmir) 1955 yılında inşaat yasağı getirerek arsanın kullanım hakkını kısıtlayan ve üzerinde yeşil alanın oluşturulmasını öngören şehir planını gerçekleştirmiştir.
1985'den beri yürürlükte olan 6785 sayılı kanuna göre arsa sahibi, eğer isterse öngörüldüğü amaç için hala kullanılmamış ise arsasının serbest kullanımını talep edebilmektedir. Kullanım hakkına getirilen kısıtlama bu talebin yapıldığı tarihten itibaren beş yıl süresince sınırlandırılmıştır. Başvuran talebini 1980 yılında yapmış ve arsasını kullanma serbestisinin 1985 yılından, yani taşınmazların kullanım hakkına getirilen kısıtlamanın süresini sınırlandırmayan 9 Mayıs 1985 tarihli ve 3194 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bulunduğunu öne sürmüştür. Söz konusu arsanın istimlak edilmesi 1986 yılından 1989 yılına kadar ve 1990 yılından 1995 yılma kadar olan şehir planlamaları tarafından yeniden öngörülmüştür.
Başvuran, dört yıldan beri söz konusu arsanın kullanım hakkına getirilen kısıtlamadan şikayetçi olarak idareden (Konak belediye meclisi, İzmir) dava unsuru yeşil alan konusunda şehir planının değiştirilmesini ve kısıtlamanın kaldırılmasını talep etmiştir.
Başvuran idarenin reddi üzerine İzmir idari Mahkemesine reddin iptali için Başvuruda (yetki aşımı başvurusu) bulunmuştur. İdari Mahkeme 14 Aralık 1995 tarihinde bilirkişi raporlarına dayanarak yeşil alansız yerleşim alanının düşünülemeyeceği ve başvuranın arsasının yeşil alana dahil edilmesi hususundaki idari muamelenin hiçbir yasa dışı yanının bulunmadığı gerekçesiyle başvuranın açtığı davayı reddetmiştir. Başvuranın temyize gitmesiyle Danıştay 18 Kasım 1996 tarihinde temyize gidilen kararı onamıştır.
Başvuran, 18 Kasım 1996 tarihli kararın düzeltilmesi için başvuruda bulunmuştur. 29 Eylül 1997 tarihinde başvuru reddedilmiştir.
Ayrıca başvuran, 3 Ağustos 1995 tarihinde İzmir İdari Mahkemesinde idarenin başvurana ait arsanın yeşil alana dahil edilmesi kararının iptalini amaçlayan yeni bir dava açmıştır.
İzmir İdari Mahkemesi 14 Aralık 1995 tarihli karara atıfta bulunarak başvurana ait arsanın şehir planında yeşil alan olarak yer aldığını kabul eden hukuki kararın bulunduğu ve başvurana hiçbir inşaat ruhsatının verilemeyeceği gerekçesiyle idari kararı onamıştır.
Başvuran temyize gitmiştir.
Danıştay 16 Haziran 25 Mart 1997 tarihli kararı onamıştır. Başvuran Danıştay'da kararın düzeltilmesi için talepte bulunmuştur.
ŞİKAYETLER
Başvuran 1 nolu Protokolün 1. maddesini ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin "AİHS" 18. maddesini öne sürerek uzun süre boyunca mülkiyetinin kullanımına getirilen kısıtlamalar nedeniyle mallarına saygı hakkının ihlal edilmesinden şikayetçi olmuştur.
HUKUK AÇISINDAN
Başvuran, 1 nolu Protokolün 1. maddesini ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin "AİHS" 18. maddesini öne sürerek mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamaların süresinden şikayetçi olmuştur.
AİHM, yapılan iddiaların niteliğini göz önünde bulundurarak 1 nolu Protokolün 1. maddesi alanında değerlendirmenin uygun olacağına kanaat getirmiştir.
Hükümet sırasıyla mağdur niteliğinin bulunmaması ve iç hukuk yollarının tüketilmemesine yönelik iki itirazda bulunmuştur.
a) Mağdur niteliği
Hükümete göre şehir planının öngördüğü inşaat yasağı şehir düzenlemesine bağlıdır ve başvuranın mallarına saygı hakkını ihlal etmemektedir. Söz konusu plan mülkiyetin nakline neden olmamış ve başvuran yaşadığı ikametgahının bulunduğu dava unsuru arsaya sahiptir ve yıllardır bu arsayı kullanmaya devam etmiştir. Başvuran için şehir planında aleyhine hiçbir unsur bulunmadığından başvuranın AİHS'nin 34. maddesi gereğince mağdur niteliği bulunmamaktadır.
Başvuran bu iddialara itiraz ederek inşaat yasağının arsasının aşırı kısıtlamaların olmadığı serbest kullanımım gerektirdiğini ve tazminata neden olmadığını iddia etmiştir. Başvuranın mülkiyet hakkı bu şekilde, söz konusu önlemlerin geçerli olduğu süre zarfında önemim yitirmiştir.
AİHM, kırk yıldan fazla süren dava unsuru yasağın başvuranın mallarını serbestçe kullanmasını kısıtladığını ve böylece mallarına saygı hakkına müdahale edildiğini gözlemlemiştir (Sporrong ve Lönnroth-İsveç, 23 Eylül 1982 tarihli karar, seri A no:52, §60). AİHM böylece Hükümetin itirazını reddetmiştir.
b) İç başvuru yollarının tüketilmemesi
Hükümet, başvuranın idari mahkemeler önünde zararının tazmini için hiçbir girişimde bulunmadığından iç başvuru yollarının tüketilmediğini savunmuştur. Hükümet Uslu-Türkiye davasına atıfta bulunarak (no:29860/96, Komisyonun 20 Mayıs 1998) idari muhakeme usulüne ilişkin 2577 sayılı kanunun 13. maddesi çerçevesinde idareye karşı açılan zararın tazmini davasının mevcut başvuru olduğunu vurgulamıştır.
Başvuran bu iddiaları reddetmiştir.
AİHM, AİHS'nin 35§1 maddesinde yer alan iç başvuru yollarının tüketilmesi kuralının uluslararası hukuk veya hakem organı önünde devlete karşı dava açmayı isteyen kişilerin, daha önce söz konusu devletin hukuk sisteminde yer alan başvuru yollarını kullanma zorunluluğunun bulunduğunu hatırlatmıştır. Başvuran yerel hukuk düzeninde durumunun ele alınmasından önce uluslararası kurum önünde fiillerinden sorumlu değildir. Başvuranın kurallara göre hareket ettiği kanaatine varılması için, başvuranın iddia ettiği ihlallerinden doğan zararın karşılanmasını sağlamak için mevcut ve yeterli başvurulardan yararlanmış olması gerekir (Aksoy-Türkiye, 18 Aralık 1996 tarihli karar, 1996-VI, s.2275-2276, §§51-52).
AİHM, bu davada başvuran sadece potansiyel yeşil alanın oluşturulmasını öngören belediye meclisi kararına ve mülkiyetinin bu alana dahil edilmesi kararına karşı dava açmakla yetinmiş olduğunu saptamıştır. Bu başvurular, buna benzer yeşil alanın oluşturulmasına dayanan kamu yararı nedeniyle reddedilmiştir. Ancak başvuran, iddia ettiği ihlallerden doğan zararının tazmin edilmesini sağlamak amacıyla dava koşullarında tek uygun yol olan tazminat davasını açmayı unutmuştur (Aytekin-Türkiye, 23 Eylül 1998 tarihli karar, 1998-VII). AİHM'ye göre bu davada başvuranın iç hukuk yollarını tüketme zorunluluğunun olmaması için özel şartlar bulunmamaktadır. Dolayısıyla Hükümetin yaptığı itiraz haklıdır. Bu nedenle başvuru AİHS'nin 35§11 ve 4 maddesine göre reddedilmelidir.
Bu nedenlerden dolayı Mahkeme; Başvurunun kabul edilemez olduğuna, Oybirliğiyle karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy