(Kötü Muamele Yasağı, Adil Yargılanma Hakkı, Etkili Başvuru Hakkı ve Ayrımcılık Yasağı İhlali İddiaları)
Başvuru No: 41306/98
Karar Tarihi: 15 Temmuz 2004
(Kararı İngilizce aslından özetleyerek çeviren: Murat ŞEN, Komiser Yardımcısı, Polis Akademisi Başkanlığı.)
OLAYLAR
Başvuru sahipleri, Tacettin Örnek ve Abdulvahap Eren sırasıyla 1962 ve 1966 doğumludurlar ve Mardin'de ikamet etmektedir. 4 Ocak 1998 tarihinde, Mardin Emniyet Müdürlüğü'nde görevli polisler, Jandarma Karakolunda görevli askerlerle birlikte, Yüceli köyüne gelmişler ve köy meydanına köylüleri toplamışlarıdır. Başvuru sahiplerinin de içinde bulunduğu 20 köylüye PKK üyelerinin nerede saklandıkları sorulmuştur. Daha sonra, başvuru sahipleri, Mardin İl Emniyet Müdürlüğüne götürülmüşlerdir.
5 Ocak 1998 tarihinde, başvuru sahipleri adli tıp doktoru tarafından muayene edilmişlerdir. Doktor raporuna göre, başvuru sahiplerin vücutlarının çeşitli bölgelerinde çeşitli yaraların olduğu tespit edilmiştir. Tıbbi muayeneden sonra başvuru sahipleri tekrar Mardin İl Emniyet Müdürlüğüne geri götürülmüşler ve gözaltına alınmışlardır. Gözaltı süresince, başvuru sahipleri çeşitli kötü muameleye, (gözlerin bağlanması, çırıl çıplak soyulma, hakarete maruz kalma, copla dövülme ve soğuk suyla yıkanma, elektrik verme ve kollarından asılma gibi) maruz bırakılmışlardır. Ayrıca ölümle tehdit edilmişler ve zorla ifade imzalamışlardır.
8 Ocak 1998'de, başvuru sahipleri, tekrar doktor tarafından muayene edilmişlerdir. Doktor, 5 Ocak 1998 tarihli raporda belirtilen yaralarla aynı çeşitte yaralar olduğunu belirtilmiştir. Aynı gün, başvuru sahipleri, Mardin Sulh Ceza mahkemesinin önüne çıkartılmışlardır. Birinci başvuru sahibi, hakim önünde, PKK'ya geçmişte yiyecek sağlama ve gönderme şeklinde yardımcı olduğunu kabul etmiştir. İkinci başvuru sahibi, PKK üyelerine yiyecek sağladığını ilk ifadesinde kabul etmesine rağmen, hakim önünde tüm suçlamaları reddetmiştir. Mahkeme, tutuklanmalarına karar vermiştir. 21 Ocak 1998 tarihinde, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı, başvuru sahiplerinin PKK üyesi olduğuna dair bir iddianame hazırlamıştır. Bunun sonucunda, Türk Ceza Kanunun 168/2. maddesi ve Terörle Mücadele Kanununun 5. maddesi kapsamında cezalandırılmalarını talep etmiştir. 23 Ocak 1998'de başvuru sahipleri ilk duruşma için Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin önüne çıkartılmışlardır. İsnat edilen suçun vasfı ve dosyadaki delilleri göz önüne alarak mahkeme tutukluluk süresinin devamına karar vermiştir. 19 Mart 1998 tarihinde, başvuru sahiplerinin avukatı, Mardin İl Emniyet müdürlüğündeki polislerin, başvuru sahiplerine işkence yaptığını iddia etmiştir. Bunun üzerine, bu polisler hakkında adli soruşturma açılmasını talep etmiştir. Mahkeme, bu talebin diğer duruşmada görüşülmesine karar vermiştir. 28 Mayıs 1998'de başvuru sahipleri, hakim önünde, polis tarafından alınan ifadelerin işkence ile alındıklarını belirtmişleridir. İkinci başvuru sahibinin tüberküloz olması sebebiyle, kefaletle serbest bırakılmasını talep etmiş ancak bu talep mahkeme tarafından reddedilmiştir. 26 Kasım 1998'de, Diyarbakır Devlet Güvenlik mahkemesi, birici başvuru sahibini, terör örgütüne yardım ve yataklık etmekten Türk Ceza Kanununun 169. maddesi gereği üç yıl dokuz ay hapis cezasına mahkum etmiştir. Mahkeme, ikinci başvuru sahibi hakkında ise beraat kararı vermiştir. Birinci başvuru sahibi, temyize başvurmuştur. Temyizde, gözaltında verdiği ifadenin işkence ile alındığını ve kendisine kötü muamelede bulunulduğunu doktor raporuyla ispatlandığını ileri sürmüştür. 6 Temmuz 1999 tarihinde, Yargıtay temyiz başvurusunu reddetmiştir. Ayrıca, işkence yaptığı iddia edilen polisler hakkında herhangi bir adli soruşturma açılmamıştır.
KARAR
Bunun üzerine, başvuru sahipleri, Türk Hükümeti aleyhine, 9 Mart 1998 tarihinde, polis tarafından gözaltına alındıklarında, kendilerine kötü muamele yapılmasının Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerinin Korumasına İlişkin Sözleşme'nin (Sözleşme) 3, 6, 13 ve 14. maddelerine aykırı olduğu iddiası ile dava açmışlardır.
1 Haziran 2004 tarihinde, Mahkeme, sorumlu Devlet'ten aldığı açıklamada, Türk hukukunda mevcudiyetine ve Hükümetin bu tür olayları önlemeye yönelik çözümlerine rağmen, görevli personel tarafından gözaltındaki bireylere kötü muamelede bulunulmasından üzüntü duyduğunu ve Sözleşmenin 3. maddesine aykırı olarak başvuru sahiplerine kötü muamele yapıldığını kabul ettiğini ve bu tür olayların meydana gelmemesini garantiye almak için, etkili bir soruşturmanın gerekleri de dahil, gerekli tüm tedbirlerin ve uygun kurumların sağlanacağını bildirmiştir. Ayrıca Türk Hükümeti karşılık beklemeksizin başvuru sahiplerine, bahsedilen davaya istinaden dostane çözüm kuralları çerçevesinde toplam 50,000 Avro (4,000 Euro masraflar ve harcamalar için) ödemeyi önermiştir. Tüm muhtemel vergilerden arındırılmış bu tutar, davadan kaynaklanan tüm harcamaları kapsayacak şekilde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 39. maddesi kapsamında, Mahkemenin kararından itibaren 3 ay içinde, başvuru sahiplerinin ya da kanuni temsilcilerinin bildireceği bir banka hesabına ödeneceği belirtilmiştir. Bu ödeme, davanın nihayete ermesini de gerektirecektir. Bununla birlikte, Hükümet, davayı Sözleşme'nin 43/1. maddesi gereğince, Mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra, Büyük Daireye götürmeyeceğini taahhüt etmiştir. Başvuru sahipleri de bu öneriyi kabul ettiğini bildirir yazıyı Mahkemeye göndermiştir.
Sonuç olarak Mahkeme, 15 Temmuz 2004 tahinde sorumlu Hükümetin başvuru sahiplerine dostane çözüm çerçevesinde 50,000 Euro ödenmesine ve başvurunun kayıttan düşülmesine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy