(AİHS. m. 6, 44)
Davanın temelinde Türkiye Cumhuriyetine karşı verilen 41316/98 sayılı dilekçe yer almaktadır. Sözkonusu Devletin on üç vatandaşı Bay, Mehmet Atça, Şükrü Süsin, Faik Kaplan, Abdülkerim Aslan, Çetin Abay, Yusuf Başaran, Sadun Hamarat, Emin Hazer Adirbelli, Hüseyin Demir, Hasan Doğan, Şehmus Çüngü, Hasan Uras ve Selahattin Genç İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesinin (Sözleşme) eski 25. Maddesi gereğince, 23 Mart 1998 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır. Başvuru sahipleri kendilerini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin tarafsız ve bağımsız olmayışından dolayı özellikle 6. Maddenin ihlalinden mağdur olduklarını iddia etmişlerdir. Başvuru sahipleri M. Atça, S. Süsin, F. Kaplan, A. Aslan, C. Abay, Y. Başaran, S. Hamarat, E.H. Adirbelli, H. Demir, H. Doğan, S. Çüngü, H. Uras ve S. Genç Türk uyruklu olup, sırasıyla 1937, 1958, 1973, 1966, 1974, 1956, 1973, 1959, 1950, 1974, 1971, 1964 ve 1968 doğumludurlar.
Yasadışı silahlı örgüt PKK'ya karşı sürdürülen bir operasyon çerçevesinde, başvuru sahibi sözkonusu şahıslar ard arda yakalanmış ve gözaltına alınmışlardır. Bunlardan H. Doğan 19 Ocak 1993, S. Genç 22 Ocak, M. Atça 23 Ocak, Y. Başaran, S. Hamarat, H. Uras, E.H. Adirbelli, C. Abay, H. Demir ve S. Süsin 26 Ocak, F. Kaplan 30 Janvier, A. Aslan 2 Şubat ve son olarak S. Çüngü 3 Ocak 1993 tarihlerinde yakalanmışlardır. Polislere verdikleri ifadelerde, sözkonusu örgüt adına eylemlere katıldıklarını itiraf etmişlerdir.
Başvuru sahipleri önce Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenmiş, daha sonra geçici tutuklanmalarına karar veren sözkonusu mahkemenin yedek hâkimi önüne çıkarılmışlardır. Süsin, Atça, Demir ve Abay savcı ve yardımcı hâkim önünde poliste yapılan beyanları kabul etmemişlerdir. Bu iki yargıç önünde diğer başvuru sahipleri itiraflarını aynen korumuşlardır. Böylece, H. Doğan 12 Şubat 1993 tarihinde, F. Kaplan 15 Şubat, S. Hamarat, H. Uras, C. Abay 17 Şubat, E.H. Adirbelli, S. Süsin, M. Atça, H. Demir, A. Aslan 18 Şubat, Y. Başaran 19 Şubat ve son olarak S. Genç ve S. Çüngü 20 Şubat 1993 tarihinde geçici olarak tutuklanmışlardır.
11 Haziran 1993 tarihinde savcı başvuru sahiplerini meslekten üç yargıçtan müteşekkil (biri askeri hâkimlikten) Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde suçlamıştır. Kaplan, Adirbelli, Abay, Demir, Atça ve Süsin PKK üyesi olmak suçu isnat edilerek 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu gereğince mahkumiyetlerini talep etmiştir. Ayrıca, Genç, Çüngü, Doğan, Başaran, Hamarat, Uras ve Aslan'ı, Devletin arzı ulusal şahsiyetine karşı cürümler başlığı altındaki suçları cezalandıran Ceza Kanunu'nun 125. Maddesi gereğince suçlamıştır.
Ardından, Çüngü ve Genç dışında diğer başvuru sahiplerinin hepsi 07 Temmuz 1993 ve 3 Şubat 1994 tarihlerinde serbest bırakılmışlardır.
DGM önünde başvuru sahipleri aleyhlerinde yöneltilen suçlamaları kabul etmemişlerdir. Bu hususta, göz akılan süresince ifadelerinin polislerin baskısı altında alınmış olduğunu ileri sürmüşlerdir.
14 Kasım 1996 tarihli bir kararla, DGM başvuru sahiplerini isnat edilen olaylardan suçlu bulmuştur. Mahkeme önünde başvuru sahiplerinin inkarlarına karşın, bunların sonunda silahlar ve başvuru sahiplerinin karışmış oldukları farklı terörist eylemleri anlatan dokümanların ele geçirildiği PKK'nın bir başka üyesi tarafından kimlik tespit tutanakları, yer tespit tutanakları gibi dosya içeriğinde mevcut kanıtlar, suçlama ile ileri sürülen olayların anlatış biçimini doğruluyordu. Mahkeme, Süsin, Atça, Demir, Abay'ı yasadışı silahlı çete üyesi olmayı cezalandıran Ceza Kanunu'nun 168/2. Maddesi gereğince 12 yıl 6 ay, Adirbelli, Kaplan, Uras, Başaran'ı yasadışı silahlı örgüte yardımı cezalandıran Ceza Kanunu'nun 169. Maddesi gereğince 3 yıl 9 ay, Genç, Çüngü, Doğan, Hamarat ve Aslan'ı Ceza Kanunu'nun 125. Maddesi gereğince ömür boyu hapis cezalarına mahkum etmiştir.
11 Mart 1998 tarihli bir kararla, Yargıtay verilen kararı onamıştır.
Mahkeme, başvuru sahiplerinin iç hukuktaki başvuru yollarının yetersiz olduğunun farkına vardıkları andan itibaren altı ay içerisinde yani Devlet Güvenlik Mahkemesinin kararından itibaren 14 Kasım 1996'dan başlayarak dilekçelerini vermeleri gerektiği, oysa dilekçenin 23 Mart 1998 tarihinde verildiğini özellikle belirtmektedir. Kazai içtihattan ortaya çıkan kriterler ışığında ve elindeki verilerin bütünü göz önünde tutulduğunda Mahkeme, geç kalmışlıktan dolayı reddedilmiş şikayetler dışında dava dilekçesinin esastan bir incelemenin konusu olması gerektiği kanısına varmıştır.
KARAR
Sözkonusu gerekçelerle Mahkeme oybirliğiyle, başvuru sahipleri M. Atça, A. Aslan, C. Abay, Y. Başaran, S. Hamarat, H. Doğan, S. Çüngü, H. Uras ve S. Genç için Sözleşmenin 6/3. Maddesinden kaynaklanan şikayet konusunda talebin kabul edilemez olduğuna, diğer taleplerin kabul edilebilir olduğuna, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin tarafsız ve bağımsız olmayışı nedeniyle Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine, Sözleşmenin 6. Maddesinden çıkan diğer şikayetleri incelemenin gerekli olmadığına, iş bu kararın iddia edilen manevi zarar için yeterli hakkaniyete uygun bir tatmin oluşturduğuna, savunmacı Devletin Sözleşmenin 44/2. Maddesine uygun olarak kararın kesinleşeceği günden itibaren üç ay içerisinde başvuru sahiplerine karar tarihinde uygulanan oranda Türk lirasına çevrilecek mahkeme harcı ve masraflar için 14.000 Euro (on dört bin Euro) ödemesi gerektiğine, sözkonusu sürenin bitiminden ödemeye kadar, Avrupa Merkez Bankasının ödünç para verme kolaylığına uygulanan basit faiz oranı üzerinden yüzde 3 oranında arttırılarak uygulanmasına, başvuru sahibinin hakkaniyete uygun tatminle ilgili talebinin bakiyesinin reddine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy